Zimmet

Zimmet

MADDE 247 – (1) Görevi nedeniyle zilyedliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının zimmetine geçiren kamu görevlisi, beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Suçun, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(3) Zimmet suçunun, malın geçici bir süre kullanıldıktan sonra iade edilmek üzere işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranına kadar indirilebilir.

T.C.

YARGITAY

5. CEZA DAİRESİ

E. 2012/2078

K. 2012/6051

T. 31.5.2012

• ZİMMET ( Suç Sayısı ve Suçların Ağırlığı Sanıkların Kişiliği ve Suçu Sürdürmedeki Israrlı Tutumları Gözönüne Alınarak Zincirleme Suç Sebebiyle Yapılacak Artırımın Hak ve Nesafete Uygun Bir Şekilde Belirlenmesi Gereği )

• ZİNCİRLEME SUÇ ( Zimmet – Suç Sayısı ve Suçların Ağırlığı Sanıkların Kişiliği ve Suçu Sürdürmedeki Israrlı Tutumları Gözönüne Alınarak Zincirleme Suç Sebebiyle Yapılacak Artırımın Hak ve Nesafete Uygun Bir Şekilde Belirleneceği )

• CEZANIN BELİRLENMESİ ( Zimmet – Sanık Hakkında Hüküm Kurulurken Sıralamaya Uygun Olarak Yardım Etme Hükümlerinin Zincirleme Suç Hükümlerinden Önce Uygulanacağı )

• YARDIM ETME ( Zimmet – Sanık Hakkında Hüküm Kurulurken Sıralamaya Uygun Olarak Yardım Etme Hükümlerinin Zincirleme Suç Hükümlerinden Önce Uygulanacağı )

• YARGILAMA GİDERİ ( Bilirkişi Ücreti Dahil Edilmeyerek Eksik Yargılama Giderine Hükmedilmesinin Hukuka Aykırı Olduğu – Zimmet )

• BİLİRKİŞİ ÜCRETİ ( Zimmet – Bilirkişi Ücreti Dahil Edilmeyerek Eksik Yargılama Giderine Hükmedilmesinin Hukuka Aykırı Olduğu )

5237/m.39, 43, 247

ÖZET : Zimmet suçunda; sanıklar hakkında olayın oluş şekli, suç sayısı, suçların ağırlığı, sanıkların kişiliği ve suçu sürdürmedeki ısrarlı tutumları gözönüne alınarak zincirleme suç sebebiyle yapılacak artırımın hak ve nesafete uygun bir şekilde belirlenmesi,

Sanık hakkında hüküm kurulurken sıralamaya uygun olarak anılan Kanunun 39 uncu maddesinin ( yardım etme ) 43 üncü maddeden ( zincirleme suç ) önce uygulanması gerekir.

Bilirkişi ücreti dahil edilmeyerek eksik yargılama giderine hükmedilmesi hukuka aykırıdır.

DAVA : Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

KARAR : Anlatımları kendilerini ceza kovuşturmasına uğratabilecek nitelikte olan tanıklar Ş.K. ve Y. Y.’e çekinme hakkı hatırlatılmadan dinlenmek suretiyle 5271 Sayılı C.M.K.nın 48 inci maddesine aykırı hareket edilmesi bu tanıkların beyanları dışlandıktan sonra diğer delillerle suçun sübutunun kabul edilmesi mümkün görüldüğünden bozma nedeni sayılmamış, sanık A.’ın kamu görevlisi olmaması sebebiyle hakkında T.C.K.nın 53/5 inci maddesinin uygulanma koşulları oluşmadığından, T.C.K.nın 62 nci maddesinin bir atıfet maddesi olmaması, tanık H. tarafından bir kısım eylemlerinin tespiti ve tanık tarafından Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğüne konunun araştırılması için müzekkere yazıldıktan sonra kayıtlardan tespit edilebilen eylemlerinin suçun niteliğini değiştirmeyecek şekilde sanık A. tarafından ikrar edilmesinin sonuca bir etkisinin bulunmaması, sanıkların savunmalarının kararı veren heyetçe alınması karşısında, alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulduktan sonra, “Pişmanlık duydukları hususunda hiçbir belirti bulunmadığından haklarında T.C.K.nın 62 nci maddesinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına” şeklindeki ifadelerle takdiri indirimin uygulanmamasında mahkemenin gözlem ve takdirine dair olarak gösterdiği gerekçe somut olayın özelliklerine göre yasal ve yeterli görüldüğünden tebliğnamede bu hususlara ilişen bozma düşüncelerine iştirak edilmemiş, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Sanıklar hakkında olayın oluş şekli, suç sayısı, suçların ağırlığı, sanıkların kişiliği ve suçu sürdürmedeki ısrarlı tutumları gözönüne alınarak zincirleme suç sebebiyle yapılacak artırımın hak ve nesafete uygun bir şekilde belirlenmesi gerekirken, 5237 Sayılı T.C.K.nın 3/1 inci maddesindeki orantılılık ilkesine aykırı olacak şekilde takdirde hataya düşülerek 43 üncü madde gereğince asgari oranda artırım yapılması suretiyle eksik ceza tayini,

Sanık A. hakkında hüküm kurulurken T.C.K.nın 61 inci maddesindeki sıralamaya uygun olarak anılan Kanunun 39 uncu maddesinin 43 üncü maddeden önce uygulanması gerektiğinin nazara alınmaması,

Suçun sanık A. tarafından 5237 Sayılı Kanunun 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlendiğinin kabul edilmesi karşısında aynı Kanunun 53/5 inci maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

Bilirkişi ücreti dahil edilmeyerek eksik yargılama giderine hükmedilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanıklar müdafiilerin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 Sayılı Kanunun 8/1 inci maddesi de gözetilerek C.M.U.K.nın 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozmanın kapsamına, tutuklulukta geçen sürelerle tutuklama koşullarında değişiklik bulunmamasına göre sanıklar haklarındaki tahliye istemlerinin reddine, 31.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

T.C.

YARGITAY

5. CEZA DAİRESİ

E. 2012/2022

K. 2012/3945

T. 18.4.2012

• ZİMMET ( Zararın Sanıklarca Ortaklaşa Biçimde Hükümden Önce Tamamen Giderildiği – Etkin Pişmanlık Hükümleri Uyarınca Cezadan İndirim Yapılacağı )

• ETKİN PİŞMANLIK ( Zimmet/Zararın Sanıklarca Ortaklaşa Biçimde Hükümden Önce Tamamen Giderildiği – Etkin Pişmanlık Hükümleri Uyarınca Cezadan İndirim Yapılacağı )

• BELLİ HAKLARI KULLANMAKTAN YOKSUN BIRAKILMA ( Hükmolunan Cezanın Yarısından Bir Katına Kadar Sadece Suç İşlenirken Kötüye Kullanılan Hak ve Yetkinin Kullanılmasının Yasaklanmasına Karar Verilebileceği – Yasaklılığın Ne Zaman Başlayacağının da Gösterileceği )

5237/m. 53, 247, 248

ÖZET : Zimmet suçunda; zararın sanıklarca ortaklaşa biçimde hükümden önce tamamen giderilmesi karşısında sanığın cezasından indirim yapılmamış olması hukuka aykırıdır.

Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma hükümleri uygulanırken hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar sadece suç işlenirken kötüye kullanılan hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilebileceği gözetilmelidir. 53/1 inci maddede yer alan hak ve yetkilerin tümünü kapsar şekilde ve bu yasaklılığın ne zaman başlayacağı da gösterilmeden infazda tereddüt oluşturacak biçimde hüküm kurulması hukuka aykırıdır.

DAVA : Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

KARAR : Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Suç sebebiyle meydana gelen toplam 117.484,55 TL’lik zararın sanık A. ile diğer sanıklar F. ve B. tarafından ortaklaşa biçimde hükümden önce tamamen giderilmesi karşısında T.C.K.nın 248/2-2.c maddesi gereğince sanığın cezasından indirim yapılmamış olması,

T.C.K.nın 53/5 inci maddesine göre cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar sadece suç işlenirken kötüye kullanılan hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilebileceği nazara alınmadan, 53/1 inci maddede yer alan hak ve yetkilerin tümünü kapsar şekilde ve bu yasaklılığın ne zaman başlayacağı da gösterilmeden infazda tereddüt oluşturacak biçimde hüküm kurulması,

Dosya içeriğine göre 08.01.2008’den 24.09.2008’e kadar olan suç tarihinin karar başlığında 27.1.2008 olarak yanlış gösterilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı ve sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 Sayılı Kanunun 8/1 inci maddesi de gözetilerek C.M.U.K.nın 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozmanın kapsamına, tutuklulukta geçen süreyle tutuklama koşullarında değişiklik bulunmamasına göre tahliye isteminin reddine, 18.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

T.C.

YARGITAY

5. CEZA DAİRESİ

E. 2012/2028

K. 2012/3702

T. 12.4.2012

• YETKİNİN KÖTÜYE KULLANILMASI ( Sanığın Para Tahsili Görevinin ya da Para Üzerinde Koruma ve Gözetim Sorumluluğunun Bulunup Bulunmadığı ve Fiilen Para Tahsiliyle Görevlendirilip Görevlendirilmediği Hususları Kurumdan Sorularak Karar Verileceği)

• PARA TAHSİLİ VEYA KORUMA VE GÖZETİM GÖREVİ ( Varlığı Halinde Eyleminin Zincirleme Zimmet Suçunu Aksi Halde Zincirleme Nitelikli Dolandırıcılık Suçunu Oluşturacağı – Sanığın Tahsil Ettiği Parayı Kurum Hesabına Yatırmaması)

• ZİMMET ( Sanığın Tahsil Ettiği Parayı Kurum Hesabına Yatırmayarak Mal Edinmesi – Sanığın Para Tahsili Görevinin ya da Para Üzerinde Koruma ve Gözetim Sorumluluğunun Bulunup Bulunmadığı ve Fiilen Para Tahsiliyle Görevlendirilip Görevlendirilmediğinin Araştırılması Gerektiği)

• TAHSİL EDİLEN PARAYI KURUM HESABINA YATIRMAYARAK MAL EDİNME ( Sanığın Para Tahsili veya Koruma ve Gözetim Görevinin Varlığı Halinde Eyleminin Zincirleme Zimmet Suçunu Aksi Halde Zincirleme Nitelikli Dolandırıcılık Suçunu Oluşturacağı)

5237/m.247

Sağlık Teşkilatı Yönetmeliği/m.154

ÖZET : SSK Hastanesinde hasta kabul servisi şef görev yetkilisi olarak çalışan sanığın hastanede tedavi olan ücretli hastaların hastane masraflarını amirinden talimat almaksızın taksitlendirip tahsil ettiği taksit tutarlarını kurum hesabına yatırmayarak mal edindiği iddiası karşısında; sanık müdafiin SSK Sağlık Teşkilatı Yönetmeliğinin 154. maddesine ve 876 Sayılı Hastane İşletme Yönetmeliği hükümlerine göre hasta kabul servisi görevlilerinin para tahsili görevlerinin bulunmadığını savunması da gözetilerek öncelikle sanığın para tahsili görevinin ya da para üzerinde koruma ve gözetim sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, fiilen para tahsiliyle görevlendirilip görevlendirilmediği hususları kurumdan sorularak sonucuna göre; para tahsili veya koruma ve gözetim görevinin varlığı halinde eyleminin zincirleme zimmet suçunu, aksi halde zincirleme nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturacağının gözetilmemesi doğru değildir.

DAVA : Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;

Sanığın görev yaptığı hastanenin hüküm tarihi olan 14.10.2005 gününden önce 19.1.2005 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5283 Sayılı Yasayla Sağlık Bakanlığına devredilmiş olması ve hükümden sonra 5502 Sayılı Yasayla yapılan yasal düzenlemenin Sosyal Güvenlik Kurumuna davada temyiz hakkı vermeyeceğinden kurum vekilinin temyiz isteminin reddiyle incelemenin sanık müdafiin temyiziyle sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

KARAR : Suçun 5237 Sayılı T.C.K.nın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesine rağmen hakkında aynı Kanunun 53/5 inci maddesi gereğince cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Mersin SSK Hastanesinde hasta kabul servisi şef görev yetkilisi olarak çalışan sanığın hastanede tedavi olan ücretli hastaların hastane masraflarını amirinden talimat almaksızın taksitlendirip tahsil ettiği taksit tutarlarını kurum hesabına yatırmayarak mal edindiği iddiası karşısında; sanık müdafiin SSK Sağlık Teşkilatı Yönetmeliğinin 154 üncü maddesine ve 876 Sayılı Hastane İşletme Yönetmeliği hükümlerine göre hasta kabul servisi görevlilerinin para tahsili görevlerinin bulunmadığını savunması da gözetilerek öncelikle sanığın para tahsili görevinin ya da para üzerinde koruma ve gözetim sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, fiilen para tahsiliyle görevlendirilip görevlendirilmediği hususları kurumdan sorularak sonucuna göre; para tahsili veya koruma ve gözetim görevinin varlığı halinde eyleminin zincirleme zimmet suçunu, aksi halde zincirleme nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturacağının gözetilmemesi,

Kabule göre de; 5237 Sayılı Kanunun 53/1. maddesi uyarınca uygulama yapılırken aynı maddenin 3. fıkrası gözetilmeksizin 53/1-c madde ve bendinde sayılan kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkı, vesayet ve kayyımlığa ait hakların koşullu salıvermeye kadar kısıtlanması yerine infaz süresince yoksun bırakılmasına karar verilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 Sayılı Kanunun 8/1 inci maddesi gözetilerek C.M.U.K.nın 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 12.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

T.C.

YARGITAY

5. CEZA DAİRESİ

E. 2012/2130

K. 2012/2090

T. 15.3.2012

• ZİMMET ( Köy Muhtarının Köy Masraf Sarfiyat Senetlerinde Masraf Yapılmış Gibi Göstererek Mal Edindiği – Eylemler Gözetildiğinde Zincirleme Suç Hükümlerinin Oluştuğunun Kabul Edileceği )

• KÖY MUHTARININ MASRAF YAPILMIŞ GİBİ GÖSTEREREK MAL EDİNMESİ ( Köy Muhtarının Köy Masraf Sarfiyat Senetlerinde Masraf Yapılmış Gibi Göstererek Mal Edindiği – Eylemler Gözetildiğinde Zincirleme Suç Hükümlerinin Oluştuğunun Kabul Edileceği/Zimmet )

• ZİNCİRLEME SUÇ ( Köy Muhtarının Köy Masraf Sarfiyat Senetlerinde Masraf Yapılmış Gibi Göstererek Mal Edindiği – Eylemler Gözetildiğinde Zincirleme Suç Hükümlerinin Oluştuğunun Kabul Edileceği/Zimmet )

• SAHTECİLİK ( Sahte Resmi veya Özel Belgenin Bir Başka Suçun İşlenmesi Sırasında Kullanılması Halinde Ayrıca Sahtecilikten Hüküm Kurulacağı – Zimmet )

5237/m.43, 247

ÖZET: Zimmeti sağlamak ve açığa çıkmasını engellemek için gerçekleştirdiği köy muhtarlığı yapan sanığın “köy masraf sarfiyat senetlerinde suça konu bedeli bedelin yama ve sıkıştırma ekibine işçilik parası, köy hizmetlerinden gelen işçilere fazla mesai parası, işçilerle misafirlerin çay, kahve ve meşrubat parası ve köy kahvesine soba parası olarak şahıslara ödenmiş gibi gösterip mal edinme” eylemlerinde zincirleme nitelikli zimmet suçu oluştuğu dikkate alınmalıdır. Ayrıca sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunacağı gözetilerek sahtecilik suçundan da hüküm kurularak sonucuna göre lehe Kanunun belirlenmesi gerekir.

DAVA : Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

KARAR : Yapılan yargılamaya toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Dosya içeriği ve toplanan kanıtlar karşısında; köy muhtarı olan sanığın zimmeti sağlamak ve açığa çıkmasını engellemek için gerçekleştirdiği “köy masraf sarfiyat senetlerinde suça konu toplam 522,00 TL’yi ( 522.000.000 lira ) yama ve sıkıştırma ekibine işçilik parası, köy hizmetlerinden gelen işçilere fazla mesai parası, işçilerle misafirlerin çay, kahve ve meşrubat parası ve köy kahvesine soba parası olarak E. B. ve M. Ö. adlı şahıslara ödenmiş gibi gösterip mal edinme” eylemlerinde, olayın yeni muhtar E. B.’nın sanıktan görevi devraldığı sırada yaptığı incelemede harcama belgelerinin ve faturaların miktar ve nitelik yönünden gerçeği yansıtmadığını ve 5 ve 6 numaralı iki cilt köy koruma makbuzunun kendisine teslim edilmediğini tespit edip durumu Menemen Kaymakamlığına ihbar etmesi üzerine yapılan soruşturma ve bu soruşturma sırasında köy masraf sarfiyat senetlerinde ismi bulunan şahısların dinlenmesi ile köy muhtarlığına ait defter ve belgelerin incelenmesi ve yaptırılan imza incelemesiyle ortaya çıktığı anlaşıldığından, zincirleme nitelikli zimmet suçu yerine nitelendirmede yanılgıya düşülmesi ve lehe olduğu kabul edilen 5237 Sayılı T.C.K.nın 212 nci maddesindeki ” sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur” şeklindeki düzenleme nedeniyle, zimmetin açığa çıkmasını engellemek için sahte belgeler düzenleyen sanık hakkında sahtecilik suçundan da hüküm kurularak sonucuna göre lehe Kanunun belirlenmesi gerektiğinin düşünülmemesi,

Kabule göre de;

04.08.1999 tarihli lüzum-u muhakeme kararıyla resmi belgede sahtecilik suçundan da dava açıldığı halde sanık hakkında bu suçla ilgili olarak bir karar verilmemesi,

Sanığın kendi altsoyu yönüyle 5237 Sayılı T.C.K.nın 53/1-c maddesinde düzenlenen hak yoksunluğunun koşullu salıverme tarihiyle sınırlı olduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,

Hükmün esasını oluşturan kısa kararda sanıktan tahsili gereken yargılama gideri miktarının ve ayrıntılı dökümünün burada gösterilmemesi suretiyle C.M.K.nın 324/2 maddesine muhalefet edilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı ve sanık Z. B. müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, zimmet suçu yönünden kazanılmış hakkı saklı kalmak üzere hükmün 5320 Sayılı Kanunun 8/1 inci maddesi de gözetilerek C.M.U.K.nın 321 ve 326 ncı maddeleri uyarınca BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 15.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: