Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama

Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama

MADDE 301 (Değişik madde ve başlığı: 5759 – 30.4.2008 / m.1) (1) Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin yargı organlarını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Devletin askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, birinci fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

(3) Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.

(4) Bu suçtan dolayı soruşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır.

T.C.

YARGITAY

4. CEZA DAİRESİ

E. 2011/1635

K. 2011/22906

T. 30.11.2011

• DEVLETİN ASKERİ VEYA EMNİYET TEŞKİLATINI ALENEN AŞAĞILAMA SUÇU ( Soruşturmanın Başlamasının Adalet Bakanının İzin Vermesi Koşuluna Bağlı Olduğu – Cumhuriyet Savcısının Resen Soruşturma Yapma Yetkisi Bulunmadığı )

• ADALET BAKANININ İZNİ ( Devletin Askeri veya Emniyet Teşkilatını Alenen Aşağılama Suçunu İşleyen Kişi Hakkında Soruşturma Başlamasının Adalet Bakanının İzin Vermesi Koşuluna Bağlı Olduğu )

• KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞI KARARI ( Devletin Askeri veya Emniyet Teşkilatını Alenen Aşağılama Suçunu İşleyen Kişi Hakkında Adalet Bakanından İzin Almadan Yapılan Soruşturma Neticesinde Verilen Bu Kararın Hukuken Geçersiz Olduğu )

• BASIN YOLUYLA İŞLENEN İFTİRA SUÇU ( Cezai Sorumluluğun Yazıyı Yazan Şüpheliye Ait Olduğu ve Gazetenin Sorumlu Yazı İşleri Müdürünün Cezai Sorumluluğu Bulunmadığı )

• İFTİRA SUÇU ( Gazetede Yayınlanan Yazı İçeriğiyle İşlenen İftira Suçundan Dolayı Cezai Sorumluluğun Eser Sahibine Ait Olduğu )

5187/m.11

5237/m.301

5271/m.172

ÖZET : Devletin askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılama suçunu işleyen kişi hakkında Cumhuriyet savcısının re’sen soruşturma yapma yetkisi bulunmamaktadır. Soruşturmanın başlaması Adalet Bakanının izin vermesi koşuluna bağlıdır. Şüpheliler hakkında Adalet Bakanından izin almadan suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar hukuken geçersizdir. Gazetede yayınlanan yazı içeriğiyle ( basın yoluyla ) işlenen iftira suçundan dolayı cezai sorumluluğun, yazıyı yazan ( eser sahibi olan ) şüpheliye ait olduğu ve gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü şüphelinin cezai sorumluluğunun bulunmadığı açıktır.

DAVA : Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama suçundan şüpheli A.S. ile aynı suçtan ve iftira suçundan şüpheli M.K. haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 16/04/2010 tarihli ve 2010/8455 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulüne, anılan ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına, şüpheliler hakkında dava açılmasına ilişkin İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/06/2010 tarihli ve 2010/673 değişik iş sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 16/08/2010 gün ve 51416 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 31/08/2010 gün ve 201744 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:

İstem yazısında “5187 sayılı Basın Kanununun 11/3. maddesinde yer alan, “Süreli yayınlarda eser sahibinin belli olmaması veya yayım sırasında ceza ehliyetine sahip bulunmaması ya da yurt dışında bulunması nedeniyle Türkiye’de yargılanamaması veya verilecek cezanın eser sahibinin diğer bir suçtan dolayı kesin hükümle mahkum olduğu cezaya etki etmemesi hallerinde, sorumlu müdür ve yayın yönetmeni, genel yayın yönetmeni, editör, basın danışmanı gibi sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkili sorumlu olur.”,

5237 sayılı Türk Ceza Kanununun “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin Kurum ve Organlarını Aşağılama” başlıklı 301. maddesinde yer alan. ” ( 1 ) Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin yargı organlarını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. ( 2 ) Devletin askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, birinci fıkra hükmüne göre cezalandırılır. ( 3 ) Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz. ( 4 ) Bu suçtan dolayı soruşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır.”

Şeklindeki düzenlemeler ile dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;

1- Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığının söz konusu soruşturmasına konu haberin, şüpheli A.S. tarafından yapılması sebebiyle eser sahibi belli olduğundan, haberin yayınlandığı gazetenin yazı işleri müdürü olan diğer şüpheli M.K’nın 5187 sayılı Kanun’un 11/3. maddesi uyarınca cezai sorumluluğunun bulunmadığı gözetilmeksizin itirazın reddi yerine kabulüne karar verilmesinde,

2- Şüphelilerin üzerlerine atılı Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama suçunun 5237 sayılı Kanun’un 301. maddesinde düzenlenmesi, bu suçtan soruşturma yapılmasının aynı maddenin 4. fıkrası gereğince Adalet Bakanının iznine bağlı olması ve söz konusu soruşturmada bu konuda alınmış bir iznin de bulunmaması karşısında, soruşturma şartı yerine getirilmeksizin şüpheliler hakkında dava açılması sonucunu doğurur şekilde itirazın kabulüne karar verilmesinde, isabet görülmemiştir” denilmektedir.

Gereği görüşüldü:

KARAR : 5271 sayılı C.Y.Y.’nın 172. maddesinin 1. fıkrasında “Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hallerinde, kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. 5237 sayılı T.C.Y.’ nın 5759 sayılı Yasa ile değişik 301. maddesinde ( 1 ) Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin yargı organlarını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. ( 2 ) Devletin askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, birinci fıkra hükmüne göre cezalandırılır. ( 3 ) Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz. ( 4 ) Bu suçtan dolayı soruşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır. 5187 sayılı Basın Yasasının 11. maddesinde ( 1 ) Basılmış eserler yoluyla işlenen suç yayım anında oluşur. ( 2 ) Süreli yayınlar ve süresiz yayınlar yoluyla işlenen suçlardan eser sahibi sorumludur. ( 3 ) Süreli yayınlarda eser sahibinin belli olmaması veya yayım sırasında ceza ehliyetine sahip bulunmaması ya da yurt dışında bulunması nedeniyle Türkiye’de yargılanamaması veya verilecek cezanın eser sahibinin diğer bir suçtan dolayı kesin hükümle mahkum olduğu cezaya etki etmemesi hallerinde, sorumlu müdür ve yayın yönetmeni, genel yayın yönetmeni, editör, basın danışmanı gibi sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkili sorumlu olur. Ancak bu eserin sorumlu müdürün ve sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkilinin karşı çıkmasına rağmen yayımlanması halinde, bundan doğan sorumluluk yayımlatana aittir.” hükümleri yer almaktadır.

5237 sayılı T.C.Y.’nın 5759 sayılı Yasa ile değişik 301/4 maddesi uyarınca devletin askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılama suçunu işleyen kişi hakkında Cumhuriyet savcısının re’sen soruşturma yapma yetkisi bulunmamaktadır. Belirtilen yasa hükmüne göre, soruşturmanın başlaması Adalet Bakanının izin vermesi koşuluna bağlıdır. Yetkili merci izin vermedikçe soruşturma aşamasına geçilemeyeceğinden şüpheli kişi veya kişiler hakkında Cumhuriyet Savcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi de olanaklı olmayacaktır. Kovuşturmaya yer olmadığı kararı ancak 5237 sayılı T.C.Y.’nın 5759 sayılı Yasa ile değişik 301/4 maddesi uyarınca Adalet Bakanı tarafından soruşturma izni verildikten sonra yapılacak soruşturma sonunda verilebilecektir. İncelenen dosyada Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, devletin askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılama suçundan şüpheliler A.S. ve M.K. hakkında Adalet Bakanından izin almadan suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın hukuken geçersiz olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda merciin incelenebilecek nitelikte hukuken geçerli bir kovuşturmaya yer olmadığına dair karar bulunmadığından “karar vermeye yer olmadığına” karar vermesi gerekirken itirazın kabulü yönündeki kararının hukuka uygun olmadığı görülmektedir.

Kanun yararına bozmaya konu edilen ikinci nedene gelince; 21.2.2010 tarihli gazetede yayınlanan yazı içeriğiyle ( basın yoluyla ) işlenen iftira suçundan dolayı cezai sorumluluğun, 5187 sayılı Basın Yasasının 11/2 maddesi uyarınca yazıyı yazan ( eser sahibi olan ) şüpheli A.S.’ye ait olduğu ve Y… Gazetesi sorumlu yazı işleri müdürü şüpheli M.K.’nın anılan yasa hükmüne göre cezai sorumluluğunun bulunmadığı açıktır. Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığının iftira suçu nedeniyle şüpheli M.K. hakkında yukarıdaki gerekçeye dayanarak verdiği kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulüne ilişkin merci kararı hukuka aykırıdır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, istem yerinde bulunduğundan, iftira suçundan şüpheli M.K. ile devletin askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılama suçundan şüpheliler A.S. ve M.K. hakkında İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesince 16.6.2010 tarih ve 2010/673 sayı ile itiraz üzerine verilen kararın, 5271 sayılı C.Y.Y.’nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA, aynı yasa, maddesinin 4-a fıkrası gereğince sonraki işlemlerin itiraz merciince yerinde tamamlanmasına, 30.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

yarx

T.C.

YARGITAY

9. CEZA DAİRESİ

E. 2011/3435

K. 2011/2702

T. 5.5.2011

• DEVLETİN YARGI ORGANLARINI ALENEN AŞAĞILAMA ( Şüpheli Hakkında Soruşturma Yapılabilmesinin Adalet Bakanlığının İznine Bağlı Olduğu – Soruşturma İzni Verilmediğinin Gözetileceği )

• SORUŞTURMA İZNİ VERİLMEMESİ ( Devletin Organlarını Alenen Aşağılama – Şüpheli Hakkında Soruşturma Yapılabilmesinin Adalet Bakanlığının İznine Bağlı Olduğu/Soruşturma İzni Verilmediğinin Gözetileceği )

5237/m.301

5271/m.309

ÖZET : Devletin yargı organlarını alenen aşağılama suçundan şüpheli hakkında suçtan soruşturma yapılabilmesi Adalet Bakanlığı’nın iznine bağlıdır. Soruşturma izni verilmediğinden soruşturma şartının gerçekleşmediği gözetilmelidir.

DAVA : Devletin yargı organlarını alenen aşağılama suçundan şüpheli hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 09.08.2010 tarihli ve 2010/11529-9796 Sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın kabulüne, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına ilişkin mercii İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığınca verilen 04.10.2010 tarihli ve 2010/1649 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak;

Dosya kapsamına göre; şüphelinin işlediği iddia olunan devletin yargı organlarını alenen aşağılama suçundan soruşturma yapılabilmesinin 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesinin 4. fıkrası gereğince Adalet Bakanlığının iznine tabi olduğu ve Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün B.03.0.CİG.0.00.00.07-106-03-351- 2010/1508 Sayılı dosyasında yapılan inceleme sonucunda 08.07.2010 tarihli olur ile soruşturma izni verilmediği, dolayısıyla soruşturma şartının gerçekleşmediği cihetle, itirazın reddi yerine kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığının 20.01.2011 gün ve 2010/861/5042 Sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.02.2011 gün ve 2011/84835 Sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR VE SONUÇ : Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma istemi incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı’nın 04.10.2010 tarih ve 2010/1649 değişik iş sayılı kararının C.M.K.nın 309. maddesi uyarınca bozulmasına, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 05.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

yarx

T.C.

YARGITAY

9. CEZA DAİRESİ

E. 2009/6883

K. 2011/1703

T. 15.3.2011

• TÜRK MİLLETİNİ T.C. DEVLETİNİ DEVLETİN KURUM VE ORGANLARINI AŞAĞILAMA ( Kovuşturma Yapılmasının Adalet Bakanı’nın İznine Bağlanmış Olduğu – İzin İstendikten Sonra Yargılamaya Devam Edileceği )

• ADALET BAKANLIĞI’NIN İZNİ ( Türk Milletini Türkiye Cumhuriyeti Devletini Devletin Kurum ve Organlarını Aşağılama – Kovuşturma Yapılmasının Adalet Bakanı’nın İznine Bağlanmış Olduğunun Gözetileceği )

5237/m.301

ÖZET : Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama suçunda kovuşturma yapılması Adalet Bakanı’nın iznine bağlanmış olup; niteliği itibarıyla maddi ceza hukuku yönünden lehe sonuç doğuracağından, gerekli izin istendikten sonra yargılamaya devamla sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayininde zorunluluk bulunmaktadır.

DAVA : Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 5759 Sayılı Kanunun 1. maddesi ile değişik 5237 Sayılı T.C.K.nın 301. maddesinin 4. fıkrası uyarınca bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması Adalet Bakanı’nın iznine bağlanmış olup; niteliği itibarıyla maddi ceza hukuku yönünden lehe sonuç doğuracağından, anılan fıkra uyarınca gerekli izin istendikten sonra yargılamaya devamla sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayininde zorunluluk bulunması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan, hükümün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 15.3.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

yarx

T.C.

YARGITAY

9. CEZA DAİRESİ

E. 2008/10995

K. 2010/4198

T. 12.4.2010

• KAMU GÖREVLİSİNE GÖREVİNDEN DOLAYI HAKARET ( Sanığın Mahkeme Hakimine “Allah Belanı Versin Adalet Mülkün Temeli Değildir” Sözleri – Devletin Yargı Organlarını Alenen Aşağılama Suçunun Oluşmayacağı )

• HAKİME HAKARET ( Sanığın “Allah Belanı Versin Adalet Mülkün Temeli Değildir” Sözleri – Devletin Yargı Organlarını Alenen Aşağılama Suçunun Oluşmayacağı/Kamu Görevlisine Karşı Görevinden Dolayı Hakaret Suçunu Oluşturduğu )

• TÜRK MİLLETİNİ TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNİ DEVLETİN KURUM VE ORGANLARINI AŞAĞILAMA ( Sanığın Mahkeme Hakimine “Allah Belanı Versin Adalet Mülkün Temeli Değildir” Sözleri – Devletin Yargı Organlarını Alenen Aşağılama Suçu Oluşturmayacağı )

• DEVLETİN YARGI ORGANLARINI ALENEN AŞAĞILAMA ( Sanığın Mahkeme Hakimine “Allah Belanı Versin Adalet Mülkün Temeli Değildir” Sözleri/Suçun Oluşmayacağı – Kamu Görevlisine Karşı Görevinden Dolayı Hakaret Suçunu Oluşturduğu )

5237/m. 125/3-a, 301/4

ÖZET : Sanığın, mahkeme hakimine hitaben “Allah belanı versin, adalet mülkün temeli değildir” şeklinde söz söylemekten ibaret eyleminin bir bütün halinde kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçunu oluşturur.

Ayrıca devletin yargı organlarını alenen aşağılama suçunun oluşmayacağı gözetilmelidir. Bu suçtan dolayı soruşturma yapılması Adalet Bakanı’nın iznine bağlandığından ve bu husus maddi ceza hukuku müessesesi olup lehe olduğundan, sanık hakkında izin alınmasından sonra hukuki durumunun tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması da, bozmayı gerektirmiştir.

DAVA : Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : 1- Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan kurulan hükme yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,

2- Devletin yargı organlarını alenen aşağılama suçundan kurulan hükümle ilgili olarak;

a ) Sanığın, mahkeme hakimine hitaben “Allah belanı versin, adalet mülkün temeli değildir” şeklinde söz söylemekten ibaret eyleminin bir bütün halinde kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçunu oluşturacağı, ayrıca devletin yargı organlarını alenen aşağılama suçunun oluşmayacağı gözetilmeden eylemin değişen vasfı nedeniyle yazılı gerekçe ile mahkumiyetine karar verilmesi,

b ) Kabul ve uygulamaya göre de;

Hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 5759 sayılı Kanunun 1. maddesi ile değişik 5237 sayılı TCK’nın 301. maddesinin 4. fıkrası uyarınca bu suçtan dolayı soruşturma yapılması Adalet Bakanı’nın iznine bağlandığı ve bu husus maddi ceza hukuku müessesesi olup lehe olduğundan, sanık hakkında izin alınmasından sonra hukuki durumunun tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 12.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: