Trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokma

Trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokma

MADDE 180 – (1) Deniz, hava veya demiryolu ulaşımında, kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir tehlikeye taksirle neden olan kimseye üç aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

T.C.

YARGITAY

2. CEZA DAİRESİ

E. 2006/6565

K. 2006/20517

T. 18.12.2006

• TRAFİK GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE SOKMAK ( Ehliyetsiz Sanığın Yönetimindeki Mobiletin Çarpışmaları Sonucu Yaralanma – Sanıkların Kişilerin Hayat Sağlık ve Malvarlığı Açısından Tehlikeli Olabilecek Şekilde Araç Sevk ve İdare Edip Etmedikleri Hususunda Deliller Toplanmadan Hüküm Kurulamayacağı )

• EHLİYETSİZ MOBİLET KULLANMA SONUCU YARALANMA ( Sanıkların Kişilerin Hayat Sağlık ve Malvarlığı Açısından Tehlikeli Olabilecek Şekilde Araç Sevk ve İdare Edip Etmedikleri Hususunda Deliller Toplanmadan Hüküm Kurulamayacağı )

• TEHLİKELİ OLABİLECEK ŞEKİLDE ARAÇ SEVK VE İDARESİ ( Edip Etmedikleri Hususunda Deliller Toplanmadan Hüküm Kurulamayacağı – Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokmak )

• TAKSİR ( 5237 Sayılı TCK’nun 179. Maddesindeki Suçun Taksirle İşlenemeyeceği – Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokmak )

5237/m.179,180

5271/m.147,191

ÖZET : Ehliyetsiz sanığın yönetimindeki mobiletin çarpışmaları sonucu mağdur-sanıklar ve mağdur K’nin hafif şekilde yaralandıkları ve birbirlerinden şikayetçi olmadıkları olayda, sanıkların kişilerin hayat, sağlık ve malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde araç sevk ve idare edip etmedikleri hususunda deliller toplanmadan, sanığın 5271 sayılı CMK.nun 191. maddesinin yollamada bulunduğu aynı Kanunun 147. maddesi uyarınca sorgusu yapılmadan ve somut olay değerlendirilmeden, soyut olarak 5237 sayılı TCK.nun 179. maddesindeki suç taksirle işlenemeyeceğinden unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle eksik inceleme ile sanıklar hakkında beraat hükmü kurulması, isabetsizdir.

DAVA : Trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan sanıklar Ahmet Öz ve Abdurrahman Maden’in yapılan yargılamaları sonucunda; BERAATLERİNE dair ( OSMANCIK )Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 27.12.2006 tarihli hükmün Yargıtayca incelenmesi o yer C.Savcısı tarafından istenmekle ve dosya C.Başsavcılığının 21.06.2006 tarihli tebliğnamesiyle dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü:

KARAR : İddianamede sanıklara atılı, Suç tarihinde ehliyeti bulunmayan sanık Ahmet’in sevk ve idaresindeki motosikleti ile ilçe merkezinde seyir halinde iken Buhara caddesi üzerinde, ehliyetsiz sanık Abdurrahman Madan’ın yönetimindeki mobiletin çarpışmaları sonucu mağdur-sanıklar ve mağdur Kenan Göçen’in hafif şekilde yaralandıkları ve birbirlerinden şikayetçi olmadıkları olayda, sanıkların kişilerin hayat, sağlık ve malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde araç sevk ve idare edip etmedikleri hususunda deliller toplanmadan, sanık Abdurrahman Madan’ın 5271 sayılı CMK.nun 191. maddesinin yollamada bulunduğu aynı Kanunun 147. maddesi uyarınca sorgusu yapılmadan ve somut olay değerlendirilmeden, soyut olarak 5237 sayılı TCK.nun 179. maddesindeki suç taksirle işlenemeyeceğinden unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle eksik inceleme ile sanıklar hakkında beraat hükmü kurulması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, O Yer C.Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 18.12.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

2. CEZA DAİRESİ

E. 2005/13395

K. 2006/11933

T. 12.6.2006

• DEMİRYOLUNDA KAZA TEHLİKESİNE NEDEN OLMAK ( Eylemin Taksirle İşlenmesi Halinde 5237 Sayılı Yasanın 180. Maddesinde Düzenlenen Suçun Oluşacağı ve Lehe Kanun Uygulamasının Bu Madde İle Karşılaştırılarak Yapılması Gerekeceği )

• LEHE KANUN UYGULAMASI ( Tedbirsizlik ve Dikkatsizlik Sonucu Demiryolu Üzerinde Kazaya Sebebiyet Vermek – Eylemin Taksirle İşlenmesi Halinde 5237 Sayılı Yasanın 180. Maddesinde Düzenlenen Suçun Oluşacağı )

• TRAFİK GÜVENLİĞİNİ TAKSİRLE TEHLİKEYE SOKMA SUÇU ( Tedbirsizlik ve Dikkatsizlik Sonucu Demiryolu Üzerinde Kazaya Sebebiyet Vermek Suçunun Kasten İşlenmesi Gereği – Taksirle İşlenmesi Halinde 5237 Sayılı Yasanın 180. Maddesinde Düzenlenen Suçun Oluşacağı )

5237/m.7,179,180

5252/m.9

765/m.389

ÖZET : Sanığın eylemi kullandığı otomobil ile hemzemin geçitten geçerken tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu demiryolu üzerinde kazaya sebebiyet vermek olup, bu eylem 765 Sayılı TCK’nın 389/1. maddesindeki suçu oluşturmaktadır.

765 sayılı Yasanın 389. maddesindeki suçun taksirle işlenmesi halinde, eylemin 5237 sayılı Yasanın 179. maddesindeki suçu oluşturması mümkün değildir. Çünkü anılan suçun kasten işlenmesi gerekir. Eylemin taksirle işlenmesi halinde 5237 sayılı Yasanın 180. maddesinde düzenlenen suçun oluşacağı ve lehe kanun uygulamasının bu madde ile karşılaştırılarak yapılması gerekeceği gözetilmelidir.

DAVA : Demiryolunda kaza tehlikesine neden olmak suçundan, sanık Sami’nin yapılan yargılaması, sonucunda; Mahkumiyetine dair ( Sakarya İkinci Ağır Ceza Mahkemesi )nden verilen 17.06.2005 tarihli hükmün Yargıtayca incelenmesi sanık müdafi tarafından istenmekle ve dosya C. Başsavcılığının 08.12.2005 tarihli tebliğnamesiyle dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü:

KARAR : Dosya içeriğine, oluşa ve kabule göre, sanığın eylemi kullandığı otomobil ile hemzemin geçitten geçerken tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu demiryolu üzerinde kazaya sebebiyet vermek olup, bu eylem 765 Sayılı TCK’nın 389/1. maddesindeki suçu oluşturmaktadır.

765 sayılı TCK’nın 389. maddesinde düzenlenen demiryolu üzerinde kaza tehlikesine neden olmak suçunun taksirle işlendiğinin kabulü halinde, bu eylemin 5237 sayılı TCK’nın 179. maddesinde tanımlanan trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu olarak değerlendirmek mümkün değildir. Çünkü bu maddede düzenlenen suç kasten işlenebilen suçlardandır.

Maddenin düzenleme şeklinden de anlaşılacağı üzere, bu suçun oluşabilmesi için aracın kasıtlı olarak kişilerin hayat, sağlık ve mal varlığı açısından tehlike yaratacak şekilde sevk ve idare edilmesi gerekmektedir. Demiryolu ulaşımında kuralların taksirle ihlali halinde ise eylem, 5237 Sayılı TCK’nın 180. maddesindeki suçu oluşturacaktır.

Dava konusu yapılan ve 765 sayılı TCK’nın 389/1. maddesine uyan taksirli eylemin karşılığı, 5237 sayılı TCK’nın 180. maddesinde düzenlendiği nazara alınarak, 5237 sayılı TCK’nın 7 ve 5252 sayılı Kanunun 9. maddeler uyarınca her iki yasanın belirtilen maddelerine uygun şekilde kurulacak hükümlerden, sanık lehine uygulanacak olanının belirlenip lehe olan kanunun tespitinden sonra hüküm kurulması gerekirken/dava konusu yapılan eylemin 5237 sayılı TCK’daki karşılığını oluşturan 179/2. maddesindeki trafik, güvenliğini tehlikeye sokmak suçunu oluşturduğu şeklindeki hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı isteme aykırı olarak ( BOZULMASINA ) 12.06.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

2. CEZA DAİRESİ

E. 2006/2800

K. 2006/8530

T. 26.4.2006

• TEHLİKELİ ARAÇ KULANMAK ( Sanığın Mobiletle Karşıdan Karşıya Geçen Mağdura Taksirle Çarparak 2 Gün İş ve Güçten Kalacak Şekilde Yaralaması – 5237 S. TCK’daki Düzenlemelere Göre Suç Teşkil Etmediği )

• TRAFİK GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE SOKMAK ( 5237 S. TCK’daki Düzenlemelere Göre Suçun Kasten İşlenebilecek Bir Suç Olduğu – 765 S. TCK. Md. 565/1’deki Tehlikeli Araç Kullanmak Suçunu Karşılamadığı )

• TAKSİRLİ SUÇ ( Sanığın Mobiletle Karşıdan Karşıya Geçen Mağdura Çarparak 2 Gün İş ve Güçten Kalacak Şekilde Yaralaması/TCK. Md. 565/1’deki Tehlikeli Araç Kullanmak Suçunu Oluşturduğu – 5237 S. TCK’daki Düzenlemelere Göre Suç Teşkil Etmediği )

• TRAFİK GÜVENLİĞİNİ TAKSİRLE TEHLİKEYE SOKMAK ( 5237 S. TCK’da Suç Düzenlenirken Karayolu Ulaşım Araçlarına Yer Verilmediği )

765/m.565/1

5237/m.179/2, 180

ÖZET : Sanığın, dava konusu yapılan ve 765 sayılı TCK.nun 565. maddesine uyan suçu oluşturan taksirli eyleminin, 5237 sayılı TCK’da yapılan düzenlemelere göre suç teşkil etmediğinin belirlenmesi karşısında, sanığın beraatine karar verilmesi gerekir.

5237 sayılı TCK.nun 179. maddesinde trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu, bu maddenin 2. fıkrasında ise “kara, deniz, hava ve demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık ve malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare etmek…” suçu tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 180. maddesinde ise trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokma suçu düzenlenmiş ve bu maddede karayolu ulaşım araçlarına yer verilmemiştir. 765 sayılı TCK.nun 565. maddesinde düzenlenen tehlikeli araç kullanmak suçu kasten veya taksirle işlenebildiği halde 5237 sayılı TCK.nun 179. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu ancak kasten işlenebilen suçlardandır. Bu düzenleme şeklinden, 5237 sayılı TCK.nun 179. maddesinde tanımlanan suçun kasıtlı işlenen suçlardan olduğu ve bu suçun oluşabilmesi için, aracın kasıtlı olarak kişilerin hayat, sağlık ve mal varlığı açısından tehlike yaratacak bir şekilde sevk ve idare edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.

Böylece, 765 sayılı TCK.nun 565. maddesinde düzenlenen, tehlikeli araç kullanmak suçunun, taksirle işlenen biçimine 5237 sayılı TCK.nun da ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununda yer verilmediği anlaşılmıştır.

DAVA : Tehlikeli vasıta kullanmak suçundan sanık Mustafa’nın, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 565/1, 72, 647 sayılı Cezaların infazı Hakkında Kanunun 4. maddeleri gereğince 118.823.000 Türk lirası hafif para cezası ile cezalandırılmasına dair, ( Bolu Sulh Ceza Mahkemesi )nin 22.11.2004 tarihli ve 2004/952-838 sayılı kararının infazı sırasında, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren kanunların lehe olan hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, önceki cezanın daha lehe olduğundan bahisle yeniden karar verilmesine yer olmadığına dair, aynı Mahkemenin 16.06.2005 tarihli ve 2004/952-838 sayılı ek kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 08.02.2006 gün ve 4345 sayılı yazılı emre müsteniden dava dosyası C.Başsavcılığının 22.03.2006 gün ve 26550 sayılı ihbarnamesiyle daireye gönderilmekle okundu;

Mezkur ihbarnamede;

Dosya kapsamına göre, mahkemece, sanığın eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 179/2. maddesinde düzenlendiği ve anılan maddede yer alan cezanın sanığın aleyhine olduğu gerekçesiyle, önceki hükmün aynen infazına karar verilmiş ise de, anılan madde de yer alan suçun unsurları ile 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 565/1. maddesindeki suçun unsurlarının aynı olmadığı, 5237 sayılı Kanununun 179/2. maddesinde yer alan “Trafik güvenliğini tehlikeye sokma” suçunun kasten işlenebilecek bir suç olduğu cihetle, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanunda düzenlenmediği gözetilmeden beraat kararı yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu yazılı emre atfen ihbar olunmuştur. Gereği düşünüldü:

KARAR : Sanık hakkında 09.09.2004 tarihinde işlediği 765 sayılı TCK.nun 565/1. maddesinde düzenlenen tehlikeli araç kullanmak suçundan dolayı ceza kararnamesi ile verilen 22.11.2004 günlü mahkumiyet kararı temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir. 01.06.2005 tarihinde 5237 sayılı TCK.nun yürürlüğe girmesi üzerine C.Savcılığı tarafından sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi için yapılan başvuruya bağlı olarak 765 sayılı TCK.nun 565. maddesi ile 5237 sayılı TCK.nun 179/2. maddelerinin karşılaştırılması sonucu “765 sayılı TCK.nun 565. maddesinin sanık lehine hükümler içerdiği kanaati ile daha önce verilen kararın aynen infazına” dair verilen hüküm de kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiştir.

5237 sayılı TCK.nun 179. maddesinde trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu, bu maddenin 2. fıkrasında ise “kara, deniz, hava ve demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık ve malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare etmek…” suçu tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 180. maddesinde ise trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokma suçu düzenlenmiş ve bu maddede karayolu ulaşım araçlarına yer verilmemiştir. 765 sayılı TCK.nun 565. maddesinde düzenlenen tehlikeli araç kullanmak suçu kasten veya taksirle işlenebildiği halde 5237 sayılı TCK.nun 179. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu ancak kasten işlenebilen suçlardandır. Bu düzenleme şeklinden, 5237 sayılı TCK.nun 179. maddesinde tanımlanan suçun kasıtlı işlenen suçlardan olduğu ve bu suçun oluşabilmesi için, aracın kasıtlı olarak kişilerin hayat, sağlık ve mal varlığı açısından tehlike yaratacak bir şekilde sevk ve idare edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.

Böylece, 765 sayılı TCK.nun 565. maddesinde düzenlenen, tehlikeli araç kullanmak suçunun, taksirle işlenen biçimine 5237 sayılı TCK.nun da ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununda yer verilmediği anlaşılmıştır. Koşulları bulunduğu takdirde eylemin 2918 sayılı Kanun kapsamında ayrıca değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.

Somut olayda sanık, kullandığı mobiletle karşıdan karşıya geçen mağdura taksirle çarparak 2 gün iş ve güçten kalacak şekilde yaralanmasına neden olmuş, mağdurun şikayetçi olmaması nedeniyle dönüşen bu eylemden dolayı 765 sayılı TCK.nun 565. maddesi uyarınca dava açılarak aynı madde uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sanığın dava konusu yapılan bu eyleminin 5237 sayılı TCK.nun 179/2 ve 180. maddelerinde düzenlenen suçu oluşturup oluşturmadığı tartışıldığında; sanığın açıklanan eyleminin, her iki maddede düzenlenen suçu oluşturmadığı sonucuna varılmaktadır. O halde sanığın dava konusu yapılan ve 765 sayılı TCK.nun 565. maddesine uyduğu belirlenen eylemi 5237 sayılı TCK’da yapılan düzenlemelere göre suç teşkil etmemektedir. Ancak; 765 sayılı TCK.nun 565. maddesine uyan suçu oluşturan eylemin işleniş, şekli itibariyle aynı zamanda 5237 sayılı TCK.nun 179/2. maddesinde düzenlenen genel trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokma suçunu oluşturması halinde hangi maddenin sanık lehine olduğunun belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekir.

Bu açıklamalar ışığında sanığın, dava konusu yapılan ve 765 sayılı TCK.nun 565. maddesine uyan suçu oluşturan taksirli eyleminin, 5237 sayılı TCK’da yapılan düzenlemelere göre suç teşkil etmediğinin belirlenmesi karşısında, sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.

SONUÇ : Bu itibarla, yukarıda açıklanan nedenlerle, kanun yararına bozma istemi görüldüğünden Bolu Sulh Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 16.06.2005 gün ve 952-838 sayılı ek kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesinin 4. fıkrasının d. bendi uyarınca ( BOZULMASINA ) ve sanığın atılı suçtan Beraatine tayin olunan cezanın çektirilmemesine, 26.04.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

2. CEZA DAİRESİ

E. 2006/2794

K. 2006/8165

T. 20.4.2006

• TEHLİKELİ VASITA KULLANMAK SUÇU ( Sanığın 765 Sayılı TCK’nun 565. Maddesine Uyduğu Belirlenen Eylemi 5237 Sayılı TCK’da Yapılan Düzenlemelere Göre Suç Teşkil Etmemesi Nedeniyle Beraati Gereği )

• TRAFİK GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE SOKMA ( 765 Sayılı TCK’nun 565. Maddesine Uyan Suçu Oluşturan Eylemin İşleniş Şekli İtibariyle Aynı Zamanda 5237 Sayılı TCK’nun 179/2.Maddesinde Düzenlenen Suçu Oluşturması Halinde Hangi Maddenin Sanık Lehine Olduğunun Belirlenmesi Gereği )

• ARACA TAKSİRLE ÇARPARAK HASAR VERMEK ( Sanığın Eylemi 5237 Sayılı TCK’da Yapılan Düzenlemelere Göre Suç Teşkil Etmemesi Nedeniyle Beraati Gereği )

• YENİ CEZA KANUNUNDA YER ALMAYAN SUÇ ( Sanık Kullandığı Araçla Giderken Yol Kenarındaki Şikayetçi Olan Müştekiye Ait Park Halindeki Araca Taksirle Çarparak Hasar Vermesi )

• TAKSİRLE TEHLİKELİ ARAÇ KULLANILMASI ( Sanığın 765 Sayılı TCK’nun 565. Maddesine Uyduğu Belirlenen Eylemi 5237 Sayılı TCK’da Yapılan Düzenlemelere Göre Suç Teşkil Etmediği )

765/m.565

5237/m.179/2, 180

ÖZET : Somut olayda sanık, kullandığı araçla giderken yol kenarındaki şikayetçi olan müştekiye ait park halindeki araca taksirle çarparak hasar vermiştir.

Sanığın dava konusu yapılan bu eyleminin 5237 sayılı TCK’nun 179/2 ve 180. maddelerinde düzenlenen suçu oluşturup oluşturmadığı tartışıldığında; sanığın açıklanan eyleminin, her iki maddede düzenlenen suçu oluşturmadığı sonucuna varılmaktadır. O halde sanığın dava konusu yapılan ve 765 sayılı TCK’nun 565. maddesine uyduğu belirlenen eylemi 5237 sayılı TCK’da yapılan düzenlemelere göre suç teşkil etmemektedir. Ancak; 765 sayılı TCK’nun 565. maddesine uyan suçu oluşturan eylemin işleniş şekli itibariyle aynı zamanda 5237 sayılı TCK’nun 179/2.maddesinde düzenlenen genel trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokma suçunu oluşturması halinde hangi maddenin sanık lehine olduğunun belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekir.

Bu açıklamalar ışığında sanığın, dava konusu yapılan ve 765 sayılı TCK’nun 565.maddesine uyan suçu oluşturan eyleminin, 5237 sayılı TCK’da yapılan düzenlemelere göre suç teşkil etmediğinin belirlenmesi karşısında, sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.

DAVA : Tehlikeli vasıta kullanmak suçundan sanık T. K. ‘m, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 565/1, 72, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un 4. maddeleri gereğince 118.823.000 Türk lirası hafif para cezası ile cezalandırılmasına dair, B. Sulh Ceza Mahkemesinin 27.1.2005 tarihli ve 2004/1341-24 sayılı kararının infazı sırasında, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun lehe hükümlerin uygulanması talebi üzerine, önceki cezanın daha lehe olduğundan bahisle hükmün aynen infazına dair, aynı Mahkemenin 16.6.2005 tarihli ve 2004/1341 esas, 2005/24 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 1.2.2006 gün ve 3102 sayılı yazılı emre müsteniden dava dosyası C. Başsavcılığının 22.3.2006 gün ve 25020 sayılı ihbarnamesiyle daireye gönderilmekle okundu;

Mezkur ihbarnamede;

Dosya kapsamına göre; mahkemece, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 179/2. maddesinde düzenlendiği ve anılan maddede yer alan cezanın sanığın aleyhine olduğu gerekçesiyle, önceki hükmün aynen infazına karar verilmiş ise de, anılan maddede yer alan suçun unsurları ile 765 sayılı Kanun’un 565/1. maddesindeki suçun unsurlarının aynı olmadığı, 5237 sayılı Kanun’un 179/2. maddesinde yer alan “Trafik güvenliğini tehlikeye sokmalı suçunun kasten işlenebilecek bir suç olduğu cihetle, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’da düzenlenmediği gözetilmeden beraat kararı yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu yazılı emre atfen ihbar olunmuştur.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

KARAR : Sanık hakkında 17.12.2004 tarihinde işlediği 765 sayılı TCK’nun 565/1.maddesinde düzenlenen tehlikeli araç kullanmak suçundan dolayı ceza kararnamesi ile verilen 27.01.2005 günlü mahkumiyet kararı temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir. 01.06.2005 tarihinde 5237 sayılı TCK’nun yürürlüğe girmesi üzerine C.Savcılığl tarafından sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi için yapılan başvuruya bağlı olarak 765 sayılı TCK’nun 565.maddesi ile 5237 sayılı TCK’nun 179/2.maddelerinin karşılaştırılması sonucu “765 sayılı TCK’nun 565.maddesinin sanık lehine hükümler içerdiği kanaati ile daha önce verilen kararın aynen infazına” dair verilen kararda kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiştir.

5237 sayılı TCK’nun 179.maddesinde trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu, bu maddenin 2. fıkrasında İse “kara, denİz, hava ve demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık ve malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare etmek…” suçu tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 180. maddesinde ise trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokma suçu düzenlenmiş ve bu maddede karayolu ulaşım araçlarına yer verilmemiştir. Bu düzenleme şeklinden, 179. maddede tanımlanan suçun, kasıtlı işlenen suçlardan olduğu ve bu suçun oluşabilmesi için, aracın tehlikeli bir şekilde sevk ve idare edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Aracın salt trafik düzenini bozacak şekilde sevk ve idare edilmesi, bu suçun oluşmasına neden olmayacaktır.

765 sayılı TCK’nun 565.maddesinde düzenlenen tehlikeli araç kullanmak suçuna, 5237 sayılı TCK’nunda ve 5326 Sayılı Kabahatler Kanununda yer verilmediği anlaşılmıştır. Koşulları bulunduğu takdirde eylemin 2918 Sayılı Kanun kapsamında ayrıca değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.

Somut olayda sanık, kullandığı araçla giderken yol kenarındaki şikayetçi olan müştekiye ait park halindeki araca taksirle çarparak hasar vermiştir. Sanığın dava konusu yapılan bu eyleminin 5237 sayılı TCK’nun 179/2 ve 180. maddelerinde düzenlenen suçu oluşturup oluşturmadığı tartışıldığında; sanığın açıklanan eyleminin, her iki maddede düzenlenen suçu oluşturmadığı sonucuna varılmaktadır. O halde sanığın dava konusu yapılan ve 765 sayılı TCK’nun 565.maddesine uyduğu belirlenen eylemi 5237 sayılı TCK’da yapılan düzenlemelere göre suç teşkil etmemektedir. Ancak; 765 sayılı TCK’nun 565,maddesine uyan suçu oluşturan eylemin işleniş şekli itibariyle aynı zamanda 5237 sayılı TCK’nun 179/2.maddesinde düzenlenen genel trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokma suçunu oluşturması halinde hangi maddenin sanık lehine olduğunun belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekir.

Bu açıklamalar ışığında sanığın, dava konusu yapılan ve 765 sayılı TCK’nun 565.maddesine uyan suçu oluşturan eyleminin, 5237 sayılı TCKıda yapılan düzenlemelere göre suç teşkil etmediğinin belirlenmesi karşısında, sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.

SONUÇ : Bu itibarla, Yukarıda açıklanan nedenlerle, kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden B. Sulh Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 16.06.2005 gün ve 1341-24 sayılı ek kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesinin 4.fıkrasının d bendi uyarınca BOZULMASINA ve sanığın atılı suçtan BERAATİNE tayin olunan cezanın çektirilmemesine 20.04.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: