Ticarî sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması

Ticarî sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması

MADDE 239 – (1) Sıfat veya görevi, meslek veya sanatı gereği vakıf olduğu ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgeleri yetkisiz kişilere veren veya ifşa eden kişi, şikayet üzerine, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu bilgi veya belgelerin, hukuka aykırı yolla elde eden kişiler tarafından yetkisiz kişilere verilmesi veya ifşa edilmesi halinde de bu fıkraya göre cezaya hükmolunur.

(2) Birinci fıkra hükümleri, fenni keşif ve buluşları veya sınai uygulamaya ilişkin bilgiler hakkında da uygulanır.

(3) Bu sırlar, Türkiye’de oturmayan bir yabancıya veya onun memurlarına açıklandığı takdirde, faile verilecek ceza üçte biri oranında artırılır. Bu halde şikayet koşulu aranmaz.

(4) Cebir veya tehdit kullanarak bir kimseyi bu madde kapsamına giren bilgi veya belgeleri açıklamaya mecbur kılan kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

T.C.

YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

E. 2010/9-149

K. 2010/205

T. 19.10.2010

• KATILMA İSTEMİ ( Temyiz İncelemesi Aşamasında Herhangi Bir İnceleme ve Araştırma Yapılmadan Karar Verilmesinin Olanaklı Bulunduğu Ahvalde Öncelikle Dairesince Karar Verilerek Makul Sürede Yargılanma İlkesinin Hayata Geçirilmesi Gerektiği )

• İNCELEME VE ARAŞTIRMA YAPILMADAN KARAR VERİLMESİ ( Olanaklı Bulunduğu Ahvalde Öncelikle Dairesince Karar Verilerek Makul Sürede Yargılanma İlkesinin Hayata Geçirilmesi Gerektiği – Araştırma Zorunluluğunun Doğduğu Ahvalde İse Bu Hususun Bozma Nedeni Yapılarak Sorunun Çözümlenmesi Gerektiği )

• ALEYHE BOZMA ( Sanıklar Haklarındaki Hükmün Aleyhe Bozulmasına Karar Verilmesi İsabetsiz Olup Yargıtay C. Başsavcılığının İtirazının Kabulü Gereği )

5237/m.234,237/2,239

ÖZET : 5237 Sayılı CYY’nın 237/2. maddesi hükmü nazara alınarak, Yargıtayca sanıklar hakkındaki katılma istemi konusunda, temyiz incelemesi aşamasında herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadan karar verilmesinin olanaklı bulunduğu ahvalde öncelikle dairesince karar verilerek, makul sürede yargılanma ilkesinin hayata geçirilmesi, araştırma zorunluluğunun doğduğu ahvalde ise bu hususun bozma nedeni yapılarak sorunun çözümlenmesi gerektiği halde, doğrudan dosyanın esası hakkında inceleme yapılarak sanıklar haklarındaki hükümün aleyhe bozulmasına karar verilmesi isabetsiz olup, Yargıtay C. Başsavcılığının itirazının kabulüyle yukarda belirtilen ilkeler doğrultusunda işlem yapılmak üzere dosyanın Özel Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir.

DAVA : Kamu malına zarar vermek suçundan sanıklar U. B., S. U. ve S. E.’nin beraatlerine ilişkin, Bartın Asliye Ceza Mahkemesince verilen 19.12.2006 gün ve 222-701 Sayılı hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 11.5.2010 gün ve 13108-5243 sayı ile;

“… Sanıkların parkta bulunan beton oturma gruplarından 17 adedini yerlerinden sökerek kırmak suretiyle kamu malına zarar verdikleri tüm dosya kapsamından anlaşılmakla atılı suçtan mahkumiyetleri yerine, yazılı gerekçe ile beraatlarına karar verilmesi…” isabetsizliğinden Daire Üyesi A. Doğan’ın karşı oyu ve oyçokluğuyla bozulmuştur.

Yargıtay C. Başsavcılığınca 28.6.2010 gün ve 84918 sayı ile;

“… Sanıklar S. U. ve U. B. hakkında suç tarihinde Bartın Belediyesi Gazi Çocuk Parkındaki beton oturma grupları üzerindeki ahşap kaplamaların onyedi tanesini sökerek yaktıklarından dolayı, yakarak kamu malına zarar vermek suçundan, 18.4.2006 tarihli iddianamenin kabulü kararı ile haklarında kamu davası açılmıştır. Yapılan yargılama sonucu Bartın Asliye Ceza Mahkemesi, sanıkların savunmalarını almış, Bartın Belediyesini temsil belgesi bulunmayan zabıta memuru müşteki Ahmet Abaylı’yı dinlemiş, müştekiye C.M.K.nun 234/b maddesindeki haklarını hatırlatmıştır. Bartın Asliye Ceza Mahkemesi 29.9.2006 tarih ve 2006/244 esas 2006/405 Sayılı karar ile sanıklar S. U. ve U. B. hakkında açılan davanın, aynı olayda yer alan ve yaşı küçük olduğu için evrakı tefrik edilerek 14.4.2006 tarihinde iddianamenin kabulü kararıyla hakkında kamu davası açılan sanık S. E. hakkındaki 2006/222 E. sayılı dava ile birleştirilmesine karar vermiştir. Birleştirme tarihi 29.9.2009 olup, birleştirilen dosyada katılma konusunda bir karar verilmemiştir. Sanık S. E. hakkındaki aynı olayla ilgili açılan kamu davasında suçtan zarar gören belediye başkanlığına davaya katılıp katılmayacağı hususunda davetiye çıkartılmış, 26.9.2006 tarihli duruşmada Bartın Belediyesinin davaya katılmasına karar verilmiştir. Şikayetçi belediye vekili 19.9.2006 tarihli katılma dilekçesi ile sadece sanık S. E. hakkında katılma talebinde bulunmuştur. Katılma kararı 26.9.2006 tarihli duruşmada verilmiş olup, birleştirme tarihinden önceki bir tarihtir. Dolayısıyla birleştirilen dosyayı kapsamamaktadır. Her iki dosyanın birleştirilmesinden sonra 16.11.2006 tarihli duruşmada, katılan idare vekili, sanıklar S. ve U. yönünden katılma talebinde bulunmuş, ancak C.M.K.nun 238. maddesi uyarınca usulüne uygun yapılan bu sözlü katılma talebi hakkında mahkemece bir karar verilmemiştir. 19.12.2006 tarihli duruşmada ise tüm sanıklar hakkında ‘sanıkların tahta parkeleri zarar verme kastıyla koparıp bilahare yaktıkları yönünde savunmalarının aksi yönünde, iddia dışında, cezalandırılmalarına yeterli, şüpheden uzak, yeterli ve inandırıcı delil elde edilemediğinden ayrı ayrı beraatlarına’ karar verilmiştir. Katılan kurum vekili ise süresinde her üç sanık hakkındaki beraat kararını temyiz etmiştir.

Yukarıda bahsedildiği üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımızca 4.7.2008 tarih ve 2007/84918 Sayılı tebliğname ile sanıklar S. U. ve U. B. hakkında katılma kararı verilmemesinden dolayı bozma talep edilmiş, Yüksek Daire tarafından ise esasa girilerek sanıkların atılı suçtan mahkumiyetleri yerine beraatlarına karar verilmesinden dolayı beraat hükmünün bozulmasına karar verilmiştir. Katılma kararı verilmemesi önemli bir usulü bozma nedeni olup, bu konuda bir karar verilmeden, Yüksek Daire tarafından esasa ilişkin bozma yapılması mümkün değildir. Sanıklar S. U. ve U. B. hakkında C.M.K.nun 238/3. maddesi uyarınca katılma istemi hakkında bir karar verilmemesi sebebiyle hükümün bozulmasına karar verilmesi gerekirken, esastan beraat hükmünün bozulmasına karar verilmesi usule aykırı olup itirazı gerektirmiştir. Ayrıca, hem mahkeme tarafından katılma kararı verilmemesi, hem de Yüksek Daire tarafından katılma kararı verilmemesi sebebiyle bozma yapılmaması yüzünden, sanıklar S. U. ve U. B. tarafından haklarındaki beraat kararının kesinleştiği yönünde itirazda bulunmaları önlenmiş olmaktadır…”,

Gerekçeleriyle itiraz yasa yoluna başvurularak sanıklar S. U. ve U. B. hakkında kamu malına zarar verme suçundan mahkumiyetleri yerine beraatlarına karar verilmesi şeklindeki Özel Daire bozma kararının kaldırılması, Bartın Belediye Başkanlığının katılma istemi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi sebebiyle sanıklar hakkındaki hükümün bozulmasına karar verilmesi talebiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:

KARAR : Özel Daire ile Yargıtay C. Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, sanıklar S. U. ve S. E. yönünden katılma kararı verilip verilmediği ve katılma istemi hakkında karar verilmeden, katılan vekilinin temyizi üzerine hükümün esasının incelenip incelenemeyeceği noktalarında toplanmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.7.2008 gün ve 95-195 Sayılı kararında da belirtildiği üzere; İlk derece mahkemelerinde, kovuşturma aşamasında hüküm verilinceye kadar, suçtan zarar gören, mağdur veya malen sorumlu olanlar, mahkemesine bir dilekçe vermek veya katılma istemini içeren sözlü başvurularının tutanağa geçirilmesi suretiyle kamu davasına katılabilirler.

Yasayolu yargılamasında, katılma isteminde bulunulması olanaklı değil ise de, ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma istekleri yasayolu başvurusunda açıkça belirtilmiş olmak koşuluyla, inceleme merciince 5271 Sayılı CYY’nın 237/2. maddesi uyarınca incelenip karara bağlanabilmektedir.

Tasarıda, ilk derece mahkemesince red olunan veya karara bağlanmayan katılma isteklerinin istinaf yolu başvurusunda açıkça belirtilmek koşuluyla karara bağlanacağı belirtilmiş ise de, Tasarının 249. maddesinin 2. fıkrasındaki, “Bölge Adliye Mahkemesi” ve “istinaf” ibareleri “Kanun yolu” şeklinde değiştirilerek 237. madde bütünlüğü altında kabul edilmiş bulunduğundan, yasayolu ibaresinin temyiz incelemesini de kapsadığını kabul etmekte zorunluluk bulunmaktadır.

Bir an için CYY’nın 238. maddesindeki katılmaya ilişkin merasimin Yargıtay’ca yerine getirilmesinin olanaksızlığı nedeniyle, katılma isteminin Yargıtay tarafından karara bağlanamayacağı ileri sürülebilir ise de, 238. madde usulüne uygun bir katılma istemi üzerine ilk derece mahkemesince yapılması gereken işlemleri belirtmekte olup, anılan Yasanın 237. maddesinin 2. fıkrasındaki istisnai durumu kapsamamaktadır. 237/2. maddesi hükmünün katılma istemleri hakkında özel bir düzenleme getirdiği, usul tasarrufu amacı güttüğü ve 238. maddede öngörülen genel statüye üst derece mahkemelerinde özel bir istisna oluşturduğu nazara alındığında, Yargıtayca katılma istemi konusunda, temyiz incelemesi aşamasında herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadan karar verilmesinin olanaklı bulunduğu ahvalde öncelikle dairesince karar verilmeli, makul sürede yargılanma ilkesi hayata geçirilmeli, araştırma zorunluluğunun doğduğu ahvalde ise bu husus bozma nedeni yapılarak sorun çözümlenmelidir. İnceleme konusu somut olayda;

Sanıklar S. U., U. B. ve S. E. hakkında suç tarihinde Bartın Belediyesi Gazi Çocuk Parkındaki beton oturma grupları üzerindeki ahşap kaplamaların on yedi tanesini sökerek yaktıkları, bu suretle, yakarak kamu malına zarar vermek suçunu işledikleri iddiasıyla yapılan soruşturmada; Şüpheli S. E. hakkındaki evrakın 5395 Sayılı Kanunun 17/1. maddesi uyarınca tefrikine karar verilerek şüpheliler S. U. ve U. B. hakkında Bartın C. Başsavcılığının 3.4.2006 gün ve 109 Sayılı iddianamesiyle, T.C.K.nın 152/1-a, 2-a ve 63. maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açıldığı, Bartın Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2006/244 esasına kayıt edilen bu dosyada, katılma konusunda herhangi bir karar verilmediği, Bartın C. Başsavcılığının 31.3.2006 gün ve 108 Sayılı iddianamesiyle de; şüpheli S. E. hakkında T.C.K.nın 152/1-a, 2-a, 31/3 ve 63. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, 2006/222 esasına kayıt edilen bu dosyada ise, suçtan zarar gören belediye başkanlığına davaya katılıp katılmayacağı hususunda davetiye çıkartıldığı ve 26.9.2006 tarihli duruşmada da Bartın Belediyesinin davaya katılmasına karar verildiği, şikayetçi belediye vekilinin 19.9.2006 tarihli katılma dilekçesinin sadece sanık S. E. hakkında olduğu, katılma kararının verildiği 26.9.2006 tarihinde diğer sanıklarla ilgili yargılamanın ise halen 2006/244 esas sayılı dosyası üzerinde yürütüldüğü, her iki dosyanın birleştirildiği 29.9.2006 tarihinden sonra 16.11.2006 tarihli duruşmada, katılan idare vekilinin sanıklar S. ve U. yönünden de katılma talebinde bulunduğu, ancak CYY’nın 238. madde uyarınca usulüne uygun yapılan bu sözlü katılma talebi hakkında mahkemece bir karar verilmediği, 19.12.2006 tarihli duruşmada ise tüm sanıkların beraatine karar verildiği, hükümün katılan kurum vekili tarafından tüm sanıklarla ilgili olarak temyiz edilmesi üzerine, Özel Dairece, katılma konusunda herhangi bir karar verilmeksizin, tüm sanıklar yönünden suçun sabit olduğu gerekçesiyle beraat hükmünün aleyhe bozulduğu anlaşılmaktadır. 5237 Sayılı CYY’nın 237/2. maddesi hükmü nazara alınarak, Yargıtayca sanıklar S. ve U. hakkındaki 16.11.2006 tarihli katılma istemi konusunda, temyiz incelemesi aşamasında herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadan karar verilmesinin olanaklı bulunduğu ahvalde öncelikle dairesince karar verilerek, makul sürede yargılanma ilkesinin hayata geçirilmesi, araştırma zorunluluğunun doğduğu ahvalde ise bu hususun bozma nedeni yapılarak sorunun çözümlenmesi gerektiği halde, doğrudan dosyanın esası hakkında inceleme yapılarak sanıklar S. U. ve U. B. haklarındaki hükümün aleyhe bozulmasına karar verilmesi isabetsiz olup, Yargıtay C. Başsavcılığının itirazının kabulüyle yukarda belirtilen ilkeler doğrultusunda işlem yapılmak üzere dosyanın Özel Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

1-) Yargıtay C. Başsavcılığının itirazının KABULÜNE,

2-) Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 11.5.2010 gün ve 13108-5243 Sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,

3-) Dosyanın öncelikle katılma istemi konusunda karar verilmek ve sair temyiz nedenlerinin bu aşamadan sonra incelenmek üzere Özel Dairesine gönderilmesi için Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.10.2010 günü yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

yarx

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: