2004 Sayılı İİK madde 99 ÜÇÜNCÜ ŞAHSIN ZİLYETLİĞİ

2004 Sayılı İİK madde 99

ÜÇÜNCÜ ŞAHSIN ZİLYETLİĞİ:

(Değişik madde: 6352 S.K.-02.07.2012/m.20) “Haczedilen şey, borçlunun elinde olmayıp da üzerinde mülkiyet veya diğer bir ayni hak iddia eden üçüncü kişi nezdinde bulunursa, bu kişi yedieminliği kabul ettiği takdirde bu mal muhafaza altına alınmaz. İcra müdürü, üçüncü kişi aleyhine icra mahkemesinde istihkak davası açması için alacaklıya yedi gün süre verir. Bu süre içinde icra mahkemesine istihkak davası açılmaz ise üçüncü kişinin iddiası kabul edilmiş sayılır. Alacaklı tarafından süresinde açılan dava sonuçlanıncaya kadar, haczedilen malın satışı yapılamaz. Haczin, üçüncü kişinin yokluğunda yapılması ve üçüncü kişi lehine istihkak iddiasında bulunulması halinde de bu fıkra hükmü uygulanır.”

YARGITAY 21.HD. 2005/2915 E.-2005/7173 K. İçtihat

İİK’nun 99. maddesi gereğince haczi uygulayan icra memurunca istihkak iddiasında bulunan 3.kişi hakkında 7 gün içinde istihkak davası açması için alacaklıya önel verilmediği durumda, hak düşürücü dava açma süresi başlamaz.Yukarıda tarih ve numarası yazılı kararın temyizen tetkiki davacı (alacaklı) vekili tarafından istenmiş, mahkemece ilamında belirtildiği şekilde isteğin reddine karar vermiştir.Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Nurten Mursal tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. Read the rest of this entry »

5237 Sayılı TCK Madde 160 Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu MADDE 160
Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf

(1) Kaybedilmiş olması nedeniyle malikinin zilyedliğinden çıkmış olan ya da hata sonucu ele geçirilen eşya üzerinde, iade etmeksizin veya yetkili mercileri durumdan haberdar etmeksizin, malik gibi tasarrufta bulunan kişi, şikayet üzerine, bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

MADDE GEREKÇESİ

 MADDE 160.– Kaybedilmiş olması nedeniyle sahibinin zilyetliğin-den çıkmış olan eşyayı ele geçiren kişi, bunu iade etmek veya yetkili mercileri durumdan haberdar etmek yükümlülüğü altındadır. Aynı yükümlülük, bir şeyi hata sonucu ele geçiren kişi açısından da söz konusudur. Madde metninde, bu yükümlülüğe aykırı davranarak, eşya üzerinde malikmiş gibi tasarrufta bulunulması, suç olarak tanımlanmıştır. Ancak, bu suç nedeniyle soruşturma ve kovuşturma, şikâyete bağlı tutulmuştur.

T.C YARGITAY 7.C.D. 2004/18467 E. 2006/337 K. İçtihat

Sanığın eylemi hırsızlık suçunu oluşturmamakta ise de sanığın çocukları tarafından bulunan şikayetçiye ait cep telefonu kullanma eyleminin 765 sayılı TCK. nun 511. maddesi ile hükümden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK. nun 160. maddesinde yazılı soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan kaybedilmiş malda malik gibi tasarrufta bulunma suçunu oluşturabileceği hususu gözetilerek müştekinin şikayetinden vazgeçip geçmediği de araştırılıp delillerin buna göre değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması, BOZMA nedenidir. Read the rest of this entry »

5237 Sayılı TCK Madde 155 Güveni Kötüye Kullanma

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu MADDE 155

Güveni kötüye kullanma

(1) Başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikayet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.

(2) Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi halinde, bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

MADDE GEREKÇESİ

MADDE 155.– Madde metninde güveni kötüye kullanma suçu tanımlanmıştır. Söz konusu suçla korunan hukukî değer kişilerin mülkiyet hakkıdır. Bu suçla mülkiyetin korunması amaçlanmaktadır. Ancak, söz konusu suçun oluşabilmesi için eşya üzerinde mülkiyet hakkına sahip olan kişi ile lehine zilyetlik tesis edilen kişi (fail) arasında bir sözleşme ilişkisi mevcuttur. Bu ilişkinin gereği olarak taraflar arasında mevcut olan güvenin korunması gerekmektedir. Bu mülahazalarla, eşya üzerinde mevcut sözleşme ilişkisiyle bağdaşmayan kasıtlı tasarruflar, cezai yaptırım altına alınmıştır. Read the rest of this entry »

%d blogcu bunu beğendi: