VDENR , vergi tekniği raporunda yer alan soyut, klişe ibarelerle cezaya hükmedildiği, somut olaylara değinilmediği gerekçesiyle bozma kararı

ÖZET

Sanık hakkında sahte fatura düzenlemekten dava açılmış, KDV beyanlarını matrahsız olması, şirkette çalışanının bulunmaması, BA/BS beyanlarının verilmediği, kurumlar vergisi, geçici kurumlar ve stopaj gelir vergisi beyannamelerini beyan etmediği gerekçeleri ile cezaya hükmedilmiştir.

Yargıtay somut olaylara değinilmediği, maddi gerçeğin aydınlatılmadığını belirterek;

Fatura asıl veya suretlerinin dosyaya getirtilerek yasada yazılı bilgileri içerip içermediğinin tespit edilmesi, faturaları kullananları tespiti ve faturaları kimden aldıkları konusunda tanık olarak dinlenmeleri, faturalardaki imzaların sanığa ait olup olmadığının tespiti için imza incelemesi yaptırılması gerektiği, bütün bu nedenlerle sanık hakkındaki hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

11. Ceza Dairesi 2018/1111 E. , 2018/1407 K.
“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi usul kanununa muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet

1- Sanık hakkında “2005 takvim yılında sahte fatura düzenlemek” suçuna ilişkin sanığın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sahte fatura düzenleme suçunda suç tarihinin en son düzenlenen fatura tarihi olduğu, buna göre en aleyhe kabul ile 2005 takvim yılında düzenlenen en son fatura tarihinin 31.12.2005 olarak kabul edilerek yapılan incelemede; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen “2005 takvim yılında sahte fatura düzenlemek” suçunun, suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan yasa maddesinde öngörülen cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı Kanunun 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının suçun işlendiği 31.12.2005 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanık hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e, 67/4 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞMESİNE,
2-Sanık hakkında “2006 ve 2007 takvim yıllarında sahte fatura düzenlemek” suçuna ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Seğmenler Vergi Dairesinin mükellefi olup … Balık Restorant Tur. Hr. Tic. Ltd. Şti. yetkilisi olan sanığın gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasında bulunmaksızın 2006 ve 2007 takvim yıllarında sahte faturalar düzenlediğinin iddia olunması, sanığın suçlamayı kabul etmeyerek kendisinin sahte fatura düzenlemediği, şirket ile bir ilgisinin olmadığını savunması; davanın dayanağını oluşturan 30.11.2010 tarih ve VDENR-2010-2601/35 sayılı vergisuçu ve 05.08.2010 tarih ve VDENR-2010-2601/11 sayılı vergi tekniği raporlarında sanığın işyeri ve ikametgah adresinde bulunamadığı, K.D.V. beyannamesini matrahsız beyan ettiği, herhangi bir çalışanın bulunmadığı, Ba/Bs formlarının verilmediği, kurumlar vergisi, geçici kurumlar ve stopaj gelirvergisi beyannamelerini beyan etmediği belirtilmiş ise de, 213 sayılı VUK’nın 227/3 ve 230. maddelerinde öngörüldüğü üzere anılan suçun oluşabilmesi için düzenlenen sahte faturaların yasada öngörülen zorunlu bilgileri içermesi gerektiği, aksi takdirde ilgili kanunun 227/3. maddesine göre hiç düzenlenmemiş sayılacağı, vergi tekniği raporunda 2006-2007 takvim yıllarında düzenlenen faturalardan somut olarak bahsedilmemesi ve sanığın düzenlediği iddia olunan faturaların asılları veya onaylı örneklerinin dosya içerisinde bulunmaması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek bir biçimde belirlenebilmesi bakımından, faturaların asılları ve onaylı suretleri araştırılıp getirtilerek yasada öngörülen zorunlu bilgileri içerip içermediğinin incelenmesi; faturaları kullananlar belirlenip, faturaları sanıktan alıp almadıkları hususunda tanık olarak ifadelerine başvurulması; faturalardaki imza ve yazıların sanığa ait olup olmadığı hususunda imza incelemesi yaptırılması sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
3- Kabule göre; 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karşılık çeke ceza neden geri geldi?

Karşılıksız çeke adli cezanın neden geri geldiğini anlamak için karşılıksız çeke adli cezayı kaldıran hükümet tasarısının genel gerekçesine bakmak yeter.

Tasarının genel gerekçesine yansıyan anlayışa göre karşılıksız çekin mutlaka yaptırımı olmalıdır, çünkü çek ekonomik hayatta önemli bir görev ifa etmektedir.

Hükümet tasarısının gerekçesinde çekin önemi ve mutlaka yaptırımı olması gerektiği vurgulanmaktadır.

Ancak çekin ekonomik hayatta ifa ettiği görevde bir zafiyet yaşanmaması için karşılıksız çek keşide etme eyleminin tamamen yaptırımsız bırakılması uygun olmayacaktır. Bu nedenle, karşılıksız çek keşide etme eylemi için çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı şeklinde idarî nitelikte bir yaptırım uygulanması daha uygun bir çözüm olarak görülmüştür.”

Görüldüğü gibi tasarıya yansıyan anlayış ekonomik hayatı cezalarla dizayn etmekten yanadır. Read the rest of this entry »

Usulüne uygun mütalaa olmaksızın açılan sahte fatura davası

ÖZET

Defterdar veya Vergi Dairesi Başkanı adına imza atmaya yetkili olanlardan mütalaa alınmadan, usulüne uygun alınmayan mütalaa ile ceza davası açılmış olduğundan dava şartı yokluğu nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Vergi Müfettişleri ve Vergi Müfettiş Yardımcıları tarafından ilgili rapor değerlendirme komisyonunun mütalaası ve Defterdar veya Vergi Dairesi Başkanı adına imza atmaya yetkili olanlardan birinin imzası ile ilgili Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusu yapılması gerekir. Yetkili imzaları taşımayan mütalaa ile 213 sayılı VUK’un 359 uncu maddesindeki suçlarla ilgili dava açılması yasaya aykırıdır.

 

  1. Ceza Dairesi         2018/1507 E.  ,  2018/1386 K.
  •  

“İçtihat Metni”

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 24.01.2018 tarih ve 2018/553 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 31.01.2018 tarih ve KYB-2018/8004 sayılı ihbarnamesi ile; Read the rest of this entry »

Karşılıksız çek cezası neden kaldırıldı, neden geri geldi?

Karşılıksız çek cezası neden kaldırıldı, neden geri geldi?

Karşılıksız çek cezalarının kaldırılması 2008 küresel krizinden sonra ülke gündemine girdi. Küresel krizden önce mahkemelerde yüzbinlerce karşılıksız çek davası mevcuttu. Küresel kriz karşılıksız çekte sosyal patlamaya neden oldu.

Çek davalarına bakan Yargıtay 10. Ceza Dairesi Başkanı Mahmut GÜL 2010 yılında yaptığı açıklamada;

“Yerel mahkemelerdeki çek dosyası sayısının 1.480.000 civarında olduğunu,

50.000 çek dosyasının 10. Ceza Dairesinde karara bağlanmak üzere beklediğini, 110.000 dosyanın ise Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında incelenmekte olduğunu, Yılda azami 25.000 davayı sonuçlandırabildiklerini,” söyledi.

Karşılıksız çekten binlerce insan hapiste, on binlerce kişi de kaçak yaşamaktaydı. Yargıtay 10. Daire başkanının açıkladığı gibi 1,5 milyon insan da hapse girmek için sıradaydı. Read the rest of this entry »

11. Ceza Dairesi Sahte Fatura Yeni İçtihat

  1. Ceza Dairesi         2017/15654 E.  ,  2018/74 K. 08.01.2018 tarihli kararının kısa ÖZETİ:

VUK 359 uncu suçlarda vergi dairesi mütalaası dava şartıdır. Dosyada vergi dairesi mütalaası ve vergi suçu raporu bulunmuyorsa “5271 sayılı CMK’nın 223/8. madde ve fıkrası gereğince öncelikle durma kararı verilerek 213 sayılı VUK’nun 367. maddesi gereğince dava şartı olan mütalaanın verilip verilmeyeceği sorulup, sonucuna göre karar verilmesi gerekir
Faturaların VUK 230 uncu madde ile düzenlenen zorunlu bilgileri taşıyıp taşımadığını tespiti için kanaat oluşturacak sayıda fatura aslı ya da onaylı sureti temin edilip, dosyaya konulmalı,

230 uncu maddeye göre zorunlu olan bilgileri içermeyen faturalar VUK 227 inci maddeye göre hiç düzenlenmemiş sayılır ve yok hükmünde olan bu faturalar sahte fatura suçunun delili olarak kabul edilemez.

Karşıt inceleme yapılmalı, fatura veren firma hakkında dava açılıp açılmadığı tespit edilmeli açılmış ise davalar birleştirilmeli Read the rest of this entry »

29 HAZİRAN MECLİS EYLEMİ, NOTLAR

29 Haziran sabahı  saat 8.30 dan itibaren çek mağdurları Meclisin Dikmen kapısında toplanmaya başladı.Saat 9 civarında önce resmi kiyafetli polisler grubu soruşturmaya başladı. Polisler bir yandan neler olduğunu anlamaya çalışıyor ve aynı anda da elde ettikleri bilgileri amirlerine telsiz ve telefonlarla aktarıyorlardı. İzmir’den Kadir arkadaş büyük bir sabırla kim olduklarını, ne için orda bulunduklarını anlatıyordu, derken sivil görevli yetkililer görevi devir aldı ve grupla diyalog kurarak hem güvenliği sağlamaya, hem de grubu yönlendirmeye, yardımcı olmaya çalışıyorlardı. Amirin iyi eğitimli biri olduğu her halinden  anlaşılıyordu. Grup karşılıklı diyalogdan sonra yakındaki parka yönlendirildi. Doğrusu görevli amir ve polisler grubun taşkınlık yapacak bir topluluk olmadığını kısa zamanda anlamışlardı ve gruba yardımcı olmaya çalışıyorlardı.

İlk saatlerde gelen haberler biraz moral bozucuydu. Başbakan son derece yoğundu, Genel Kurmay Başkanı ile randevusu vardı ve daha sonrada bakanlar kurulu toplantısı vardı. Grupta Av. Rahmi Ofluoğlu’nun bulunması görevlileri rahatlatmıştı. Ofluoğlu Antalya Ankara yolculuğunda , uçakta Kültür ve Turizm bakanı 68 li Ertuğrul Günay ile karşılaşmış ve kısa süre sohbetlerinde hükümetin yoğunluğunu , başbakan ve bakanlarla görüşmenin nerede ise imkansız olduğunu öğrenmişti.

İlerleyen saatlerde Show Tv park alanına ulaşmış ve mağdurlar ile roportaja başlamıştı. Show Tv yi diğer kanallar izledi. Akşam ana haber bültenlerini dinledikten sonra edindiğim izlenimleri şöyle özetleyebilirim:

Televizyon ropotajlarında çek mağdurlarının konuşmaları oldukça etkiliydi, özellikle bayanların konuşmaları çok açıklayıcı ve bir o kadar da etkileyici idi.

Tv ler uzun hukuksal açıklamalara haber bültenlerinde yer verme yerine mağdurlarla yapılan roportajları yayınlamışlardı. Buradan benim çıkardığım sonuç böyle eylemlerde hukukçuların çok özet, özlü kısa açıklamarının daha etkili olacağı doğrultusundadır .

Eylem zamanlamasının doğru olmadığını daha önce yazmıştım , ancak eylem sonrası iyi ki bu eylem yapıldı dedim. Eylemin daha organize olması,demeçlerin kısa,öz ,nerede ise sloganımsı olması daha iyi olacaktı. Çek mağdurları bunu başarmışlardı, bunu tekrarlamakta yarar görüyorum.

ÇEK MAĞDURLARI BİRLEŞENİNDEN AÇIKLAMA :

KANUNSUZ CEZA  UYGULAMASI  SON BULUNCAYA VE YASALARIMIZDAN BORÇTAN  HAPİS CEZALARI SÖKÜLÜP ATILINCAYA KADAR EYLEME DEVAM.

Çek mağdurlarının meclis eylemine Show Haber ve Star Tv ana haber bültenlerinde geniş yer verdi. Birçok internet sitesi meclis eylemini haber yaptı. İşte bir kaçı :

29  HAZİRAN MECLİS EYLEMİNİ HABERLERİ İÇİN LİNKLER

http://www.pressturk.com/haber.php?haber_id=39909

http://www.pressturk.com/haber.php?haber_id=39891

http://www.pressturk.com/haber.php?haber_id=39889

http://www.turuncutime.com/news/129/ARTICLE/10735/2009-06-23.html

http://www.haberx.com/Gundem-Haberleri/Haziran-2009/Cek-magdurlari-Mecliste.aspx

http://www.iha.com.tr/haber/detay.aspx?nid=76790&cid=11

http://yenisafak.com.tr/Ekonomi/?t=29.06.2009&i=195282

SHOW TV 29 HAZİRAN EYLEMİ HABERİ

http://www.youtube.com/watch?v=tGS5gh2K-tk

you tube giriş için indir

http://www.yeniprogram.gen.tr/indir/17194/Youtube-Giris-Programi.html

KARŞILIKSIZ ÇEK EKONOMİK SUÇ DEĞİLDİR

EKONOMİK SUÇA EKONOMİK CEZA YANLIŞ BİR KAVRAM

ÇEK MAĞDURU DOSTLARIM BU İFADEYİ FAZLA KULLANIYOR

HIRSIZLIK, DOLANDIRICILIK GİBİ SUÇLAR EKONOMİK SUÇTUR.

Prof. Dr. Hayri Domaniç KARŞILIKSIZ ÇEKE CEZA Anayasa aykırıdır yazısında bunu bilimsel olarak açıklıyor. Bu makale benin blog’da ve Çek mağdurları blog’da yayınlandı. Bu Kavramı 3167

 sayılı yasanın iptali istemi ile açılan davada Anayasa Mahkemesi icat etmiştir.  Domaniç Hoca ise EKONOMİK SUÇ kavramı hukuk literatüründe olmayan uydurulmuş bir kavramdır diyor ve  Anayasa Mahkemsinin üyelerini ağır hata yapmakla, cahillikle suçluyor. Ahzap süreside ne deniyor? Hocanın makalesinden:

İNSAN ZALUMEN CEHULA, YANİ İNSAN ÇOK ZALİM VE CAHİLDİR.

Aslında mağdur arkadaşlar hukuk konusundaki açıklamaları hukukçulara bıraksalar iyi olacak. Bugün Yeni Şafak gazetesinde çıkan yazı da bu anlamda yanlışlar içeriyor.

KARŞILIKSIZ ÇEK SUÇ DEĞİLDİR, OLMAMALI

Karşılıksız çek suç olmamalı. Bizim karşılıksız çeke ekonomik suç dememiz kendi kendimize yaptığımız ağır bir ithamdır. Sizler hırsız veya dolandırıcı değilsiniz, esnaf veya iş adamısınız.

SİZLER BELKİDE BORÇLU BİLE DEĞİLSİNİZ

Karşılıksız çekler eğer şirket çeki ise, yani kişisel çek değilse şirket ortakları ve şirket temsilcileri, müdürler borçtan sorumlu değillerdir.

Şirket ortakları şirkete sermaye borçları varsa o zaman sermaye borçları kadar sorumludurlar. Şirket ortakları sadece kamu alacaklılarına karşı sermaye oranları kadar sınırsız sorumludurlar. Limitet ve anonim şirketlerdeki bu sınırlı sorumluluk çağdaş bir hukuk kuralıdır ve bütün dünyada geçerli bir kuraldır.

SUÇLULUK VE BORÇLULUK PSİKOLOJİSİNDEN KURTULALIM. BUNU ZULM EDENLERE BIRAKALIM.

AĞIR HATA

ÇEK TASARISI YASALLAŞMADAN MECLİSİN TATİLE GİRMESİ AĞIR BİR HATADIR.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adem Sözüer 3167 sayılı çek kanunun ceza içeren hükümleri 1 Ocak 2009 dan itibaren yürürlükte değildir diyor. Meclis Adalet komisyonu Başkanı İyimaya bu açıklamayı doğruluyor.

BU İKİ ÖNEMLİ AÇIKLAMAYA GÖRE ŞU AN İÇERDE OLANLAR KANUNSUZ OLARAK TUTULMAKTADIRLAR. BU SON DERECE VAHİM BİR DURUMDUR. ANAYASA SUÇU İŞLENİYOR.

Bu açıklamalara göre Cezaları onamaya devam eden Yargıtay 10. Ceza Dairesi Üyeleri, ceza vermeye devam eden Asliye Ceza Mahkemesi Üyeleri Anayasa suçu işliyorlar. Hakimler Anayasa önünde dokunulmaz değildir. Bir kanun yürürlükte değilse, böyle bir iddia varsa bu ciddi bir durumdur. Olmayan bir kanunu uygulamakta hakimlerin takdir hakkı yoktur. Böylesi ciddi bir durumda yasanın yürürlükte olmadığı doğrultusundaki savlara onama gerekçesinde yer vermeden onama kararı verilmesi yargıç sorumluluğunun tartışılmasını gündeme getiriyor. Açıklama yapanlardan biri hukuk otoritesidir,  diğeri Adalet Komisyonu başkanıdır.

Onama kararları veren 10. Ceza Dairesinin kararı ile  7. Ceza Dairesi’nin “tescilli marka hakkına tecavüz” eylemini içeren bir dosyadan aynı gerekçelerle bozma kararı vermesi çelişmektedir. 7. Ceza Dairesinin karar neticesinde şöyle denilmektedir:

Açıklanan bu gerekçelerle,………………………………………………….temyiz itirazları yerinde görüldüğünden mahkumiyet hükmünün BOZULMASINA, 5237 Sayılı TCK’nın 7/1 maddesi ve 5320 Sayılı Yasanın 8 nci maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 Sayılı CMUK’nın 322 nci maddesi uyarınca suç oluşturmayan atılı fiilden sanığın BERAATİNE,  el konulan eşyanın sanığa İADESİNE 23 /02 /2009 gününde beraat yönü ile oybirliğiyle (Esas No:2007 / 14317)

7. ceza Dairesinin bozma gerekçesi 3167 sayılı yasaya yapılan itirazlarla örtüşmektedir. Bira başka deyişle karşılıksız çek davalarında beraat kararı veren mahkemelerin gerekçeleri ile 7. Ceza Dairesinin bozma gerekçesi örtüşmektedir.

Diğer taraftan bazı Asliye Ceza Mahkemeleri beraat kararları vermeye devam ederken aynı adliyede diğerleri ceza vermeye devam etmektedir.

Bütün bunlara Yargıtay Başkanının açıklamasını eklediğiniz DURUMUN VEHAMETİ, HAKİMLERİN SORUMLULUĞU, MECLİSİN ÇÖZÜM BULMADAN TATİLE GİRMESİNİN AĞIR HATA OLDUĞU DAHA DA NETLEŞMEKTEDİR.

Yargıtay başkanı çek suçunu mümkün görmemektedir. Açıklama Şöyledir:

, ”Bir ticari ilişkiden kaynaklı borcun yerine getirilmemesi ve suç olarak tanımlanması mümkün görülmemektedir. Suç genel teorisindeki sorumluluk esaslarına aykırı bir şekilde suç tipi tarif edilmektedir. Karşılıksız çıkan çek nedeniyle milyonlarca şikayet ve soruşturma sonucu kamu davası açılmaktadır. Bu durum Cumhuriyet savcılarının ve mahkemelerin ağır iş yükü altında kalmasına sebebiyet vermektedir. Bu nedenle çekin karşılıksız çıkması ile ilgili sorumluluk, suç olmaktan çıkarılarak idari para cezasını ve/veya idari tedbiri gerektiren bir kabahat olarak düzenlenmelidir” denildi.

 İleri tarihli çeklere düzenleme isteği  

”Zira, ileri tarihli çek uygulaması çekin işlerliği ve güvenirliğini ortadan kaldıran bir uygulamadır. Türkiye;de yanlış yerleşmiş bir teamüldür. Vadeli ödeme seçeneğini kabul eden kişilerin başvuracağı ödeme aracı çek olmamalı; bono ile bu amaç sağlanmalıdır. Çekin para gibi seri ve güvenli bir ödeme aracı haline getirilmesi, ancak buna her ne koşulda olursa olsun olanak sağlamak yerine kural olarak ileri düzenleme tarihli çekin düzenlenmesinin yasaklanması

 YAŞANAN BU ÇELİŞKİLERİ AÇIKLAMAK MÜMKÜN DEĞİLDİR.

Batıda bir hukuk fakültesi öğrencisine Türkiye’de yaşanan bu çelişkileri anlatamazsınız.

Aileleri ile birlikte milyonlarca insanı mağdur eden bu konu ACİL ÇÖZÜM BEKLEMEKTEDİR.

Sonuç olarak AİHM’ YE bireysel ve fakat toplu başvurular yapmaktan başka çare kalmıyor.

KANUNSUZ CEZALARIN UYGULANMASI SÜRECİ DEVAM ETTİĞİNDEN AİHM’YE BAŞVURU SÜRESİ ÇALIŞMAMAKTADIR.

AİHM’YE BAŞVURULAR ON BİNLERCE OLACAKTIR.

 

 

 

KARANLIĞI AYDINLATAMADIK

Değerli Kardeşim Şeker,

Ne diyor Prof. Dr. Hayrı Domaniç?

İnsan zalumen Cehula, yani İnsan çok cahil ve zalimdir.

Bu ülkede zulmü yenmenin, zalimleri yola getirmenin bir diğer yolu da karanlığa ışık tutmaktır. İnanın bana bu tasarıyı meclise getirenlerin üç yıl önce kendi hükümetlerinin çıkardıkları kanundan haberi yoktur. Çek tasarısında yapılacak tebligatlar için bankadaki adres esas alınmaktadır, işte sadece bu bile tam bir cehalettir. Neden mi? Ben  yaklaşık  iki ay önce Ak Parti genel merkezine kadar gidip Ak Parti Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısının, yani Sayın Aksu’nun dört yardımcısından birisi olan arkadaşım Ak Parti İzmir milletvekili sayın Erdal Kalkan’a  bir Çek Tasarısında değişiklik önerisi verdim. Önerinin gerekçe bölümünden aktarıyorum:

Madde 5 (5) için Gerekçe :

(TEBLİGAT İLE İLGİLİ DEĞİŞİKLİK ÖNERİSİNİN GEREKÇESİ)

 AK PARTİ iktidarı 2006 yılında çıkardığı nüfus hizmetleri kanunu, konu ile ilgili bakanlar kurulu kararı ve diğer değişiklikler ile nüfus kayıtları ve ikametgâh konusunda çağdaş bir adım atmıştır. Oysa yeni çek kanunu tasarısı bu gelişmelerin gerisinde kalmakta ve hala bankalara bildirilen adresleri geçerli kayıtlar olarak görmektedir. Bankaların kayıtlarını doğru kabul etmek, kanunla düzenlenen adrese dayalı nüfus kayıtlarına itibar etmemek, özel bir kurumun kayıtlarını öne çıkarmak doğru olmasa gerek.

 Adrese dayalı nüfus kayıt sistemindeki adresleri doğru kabul etmek ve adreslerini güncellemeyenlere tebligat kanunu 35 e göre tebligat yapmak hem kanunlara uygun davranmaktır, hem de devletin kurumlarının itibarını özel kurumlara tercih etmektir.

 Ayrıca kanunlar nezdinde adres değişikliklerini resmi makamlara bildirmek kanuni bir zorunluluktur ve bildirmeyenler 35 tebliği yapmak kanunidir.

 İLGİLİ MEVZUUAT     : NÜFUS HİZMETLERİ KANUNU,

KANUN NUMARASI   : 5490

KABUL TARİHİ         : 25.04.2006   

 BAKANLAR KURULU KARARI:  Karar Sayısı : 2006/11021

 BAKANLAR KURULU  KARARI :  KARAR SAYISI : 2006/11036

Bu konuda aşağıdaki resmi web adresinde geniş bilgi vardır.

 http://www.tuik.gov.tr/jsp/duyuru/adnks/adnksIndex.html

CEHALET BUNUNLA DA SINIRLI DEĞİL

5237 sayılı yasayı okuyup anlasalar bir çek kanununa cezai hükümler koymanın gereksizliğini anlayacaklar. Bu da tam cehalettir.

TCK 157 dolandırıcılığa bir yıldan beş yıla kadar ceza ön görüyor, nitelikli dolandırıcılığa ise şöyle:

İşlenmesi hâlinde, iki yıldan yedi yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

Dolandırıcılığın banka üzerinden yapılması v.s çok ağır cezala içeriyor.

NE GEREK VAR ÇEK KANUNUNA CEZA KOYMAYA?

Başbakan  Bir açlışta Nazım Hikmet’in bir şiirini okumuştu. Ne diyor Nazım?

 Sen yanmasan

Ben yanmasam

Biz yanmasak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa

http://www.youtube.com/watch?v=4se6uOX9j-8

Şiiri bu linkten dinleyebilirsiniz.

İşte dostlarım biz karanlığı aydınlatamadık. Karşımızda cehalet dağları var aşılacak, karanlıklar aydınlatılamadığı sürece bu zulüm sürecek, çağdışı yasalar, hatta olmayan yasalardan insanlar hapishanelerde yatmaya devam edecek.

BAŞKA BİR ŞİİRDE NE DİYOR NAZIM?

Akın var
                                güneşe akın!
                        Güneşi zaptedeceğiz
                                güneşin zaptı yakın!
 

Düşmesin bizimle yola:
evinde ağlayanların
                            göz yaşlarını
                                        boynunda ağır bir
                                                                zincir
                                                                    gibi taşıyanlar!
Bıraksın peşimizi
            kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar!

ŞİİRİN TAMAMI İÇİN LİNK

http://siir.gen.tr/siir/n/nazim_hikmet/gunesi_icenlerin_turkusu.htm

Şiiri dinlemek için link

http://www.youtube.com/watch?v=JIiq9bbGlvw

 Zulme uğrayanlar ellerini yere basıp ayağa kalktıkları zaman, GAYRİ YETER ! DEDİKLERİ zaman cehaletle birlikte zulüm de bu ülkeden bir daha geri dönmemek üzere yıkılıp gidecektir.

Not: you tube girmek için engel varsa bir program var ulaşmak için ,sanıyorum google da bulabilirsiniz

 

 

 

BAŞVURU BİR HUKUK BÜROSUNDAN YÖNETİLMELİ

%d blogcu bunu beğendi: