İYİMSERLİK KÖTÜMSERLİK

 SON DERECE OLUMLU, YAPICI VE YERİNDE BİR ELEŞTİRİ YORUM MURAT YALÇIN’IN  YAZISI BU NEDENLE  BU SUTUNA AKTARMAYI UYGUN GÖRDÜM. EKİM AYINDA AF OLMAYACAĞINI YAZIMIN BAŞINDA VE SONUN ÖZELLİKLE VURGULAMAMI SORGULUYOR YALÇIN. ÇOK YERİNDE BİR SORGULAMA. AYRICA BU SORGULAMANIN DIŞINDA ÇOK YAPICI, YERİNDE ÖNERİ VE GÖRÜŞLER İLERİ SÜRÜYOR. YAZIYA GENEL HATLARI İLE KATILIYORUM.

İYİMSERLİK VE KÖTÜMSERLİK

KARŞILIKSIZ ÇEK MÜCADELESİNDE ÇOK MESAFE KAT EDİLDİ. BİZİM GİBİ DÜŞÜNEN PROFESÖRLER VAR, MAHKEME KARARLARI VAR BİZİ DOĞRULAYAN, YARGITAY BAŞKANI BİR TİCARİ İLİŞKİDEN DOĞAN BORÇLARI MODERN HUKUKTA SUÇ KAPSAMINA ALMANIN YANLIŞ OLDUĞUNU SÖYLEDİ. VADELİ ÇEKİN YANLIŞ BİR UYGULAMA  OLDUĞUNU SÖYLEDİ VE ADLİ PARA CEZASI YERİNE  İDARİ PARA CEZASINI ÖNERDİ. BÜTÜN BUNLAR İYİMSER GELİŞMELER. AMA BAKINIZ ANA MUHALET LİDERİ DENİZ BAYKAL ÇEK EKONOMİ İÇİN GEREKLİ BİR ENSTRUMANDIR DİYOR, OKTAY VURAL ALACAKLILARI DA DÜŞÜNMEK GEREKLİDİR DİYOR. HÜKÜMET TASARISI ADLİ PARA CEZASINI İKİ KATINA ÇIKARIYOR, 3167 NİN HALA GEÇERLİ OLDUĞUNU GEÇİCİ MADDE İLE GARANTİ ALTINA ALMAYA ÇALIŞIYOR.

GAZİANTEP AĞIR CEZA MAHKEMESİNİN KARARINA KARŞI KANUN  YARARINA BOZMA İSTİYOR VE BERAAT KARARI 10. CEZA DAİRESİ TARAFINDAN BOZULUYOR.

HÜKÜMET SAMİMİ DEĞİL.

İYİMAYA FAZLA YUMUŞAK VE DAVA ADAMI DEĞİL.

BÜTÜN BUNLARIN YANINDA BİR DE EKİMDE SÖZ ALDIK ADALET BAKANI SÖZ VERDİ DİYE BLOGLARDA DUYURU YAPARSANIZ REHAVETE, UCUZ BEKLENTİLERE DÜŞER İNSANLAR. BİR ŞOK GEREKİYORDU BEN ONU YAPTIM. YOK ÖYLE UCUZA ZAFER. BU CEZACI, OTORİTER KAFALARI DEĞİŞTİRMEK KOLAY DEĞİL.NE DİYOR PROF. SAMİ SELÇUK?

TÜRKİYE YARGIDA HALA “AVCILIK ÇAĞINI YAŞIYOR”

YARGIDA AVCILIK ÇAĞI YAŞANIYORSA AVLANANLAR GÜÇSÜZLER OLACAKTIR, GÜÇLÜ OLMAK İÇİN BİRLEŞMEK GEREKİYOR.

Sayın Av. Rahmi OFLUOĞLU
Değerli Hocam,

Biz çek mağdurlarının sorunları, kategorik yapıları, geleneksel anlayış ve tutumları hakkındaki analiziniz bilinçli hareket etmemiz açısından yararlanacağımız tespitler..

Diğer taraftan biz mağdurların neler yapması ve yapmaması gerektiği konusundaki tavsiyelerinizi, uyarılarınızı da dikkate alacağız ve çağrılarınıza da canla başla uymalıyız, uyacağız….

Yalnız; “EKİMDE AYINDA KARŞILIKSIZ ÇEK SUÇLARINA AF YOK…” şeklindeki kesinlik ifade eden bir ‘hüküm cümlesini’ hem başlıkta ve hem de bitişte tekraren kullanmış olmanız yerinde midir? Diye düşünmeden edemiyorum..

• Evvela; hele ki mevcut tasarıda karşılıksız çekte adlî para cezasının idarî para cezasına çevrilmesi ve bu seçeneğin ihtimal dahilinde ve muhtemel olduğu söz konusu iken..

• Sonra; karşılıksız çekin suç tanımından çıkarılması ve düzenlemenin bu şekilde yapılması yönünde başta Yargıtay Başkanının yazılı görüşü olmak üzere ve (örneğin; sizinde takip edip, izlenimlerinizi yazdığınız 14 Mayıs’ta İÜ Hukuk Fakültesi Sempozyumu gibi) pek çok akademisyen, hukukçu, gazeteci ve siyasetçi de bu yönde görüşler yazmış ve bildirmişler iken..

• Bir hukukçu olmaya gerek olmadan görül(ebil)en bir gerçek; karşılıksız çekte cezayı düzenleyen mevcut 3167 s. Yasanın ilgili maddeleri, hukuki meşruiyet yönünden tartışılır ve yerinde görülmezken üstelik pek çok mahkemenin verdiği beraat kararlarıyla yasal meşruiyet tartışmalarına da konu olmuş iken..

• Bir önemli husus; çek mağdurlarının itirazı, isyanı ve feryadıdır.. Bilmem dikkatinizi çekti mi? Sorunlarımızın dile getirildiği hiçbir platformda yüz binleri aşan itiraz, isyan ve feryadımızın içinde tek bir AF TALEBİ mevcut değildir.. Anlayan varsa, duyan varsa, düşünen varsa bu çok önemlidir..

• Biz; ortada bir ‘ayıp’ olduğunu ancak bu ayıbın bize ait olmadığını, bir hukuk ve adalet skandalı ve ayıbı olduğunu, zira; (kendisinde bu duyguları taşıdığına inanan her seviyedeki vatandaş gibi) bizim şerefli, gururlu ve namuslu bir işveren iken şimdi bir ‘borçlu’ ve fakat asla suçlu ve hele (yazıklar olsun) dolandırıcı olmadığımızı biz biliyoruz..

• Bunun yanı sıra sizinde belirttiğiniz gibi; her birimizde, karşılıksız çekten ziyade (borç namustur) anlayışımızın meydana getirdiği ‘borçlu’ olarak sokağa çıkmanın utancı, gururu gibi duygularımız çok görünür olmamızda bir noksanlık olarak söylenebilir..

• Diğer yandan bu süreçte plansız, programsız, hatalı ve yöntemsiz eylemlerimiz, çıkışlarımız ve zâfiyetlerimiz de olmuştur..

• Tabiatıyla bardağın ne tamamı dolu, ne de tamamı boş, hatta doluluk/boşluk nispetinin bakış açısına göre, eldeki verileri değerlendirme yöntemine göre değiştiği bir durum söz konusu.. Bu itibarla bu konuda ABARTILI İYİMSER ve FAZLASIYLA KÖTÜMSER olarak yazılan, ifade edilen mülâhazaların aynı derecede sakıncalarının ve zararının olacağını düşünüyorum..

• Buyurduğunuz gibi FAZLA İYİMSER olmak mücadele gücünün azalmasına, keza; FAZLA KÖTÜMSER olmak ta ümitsizliğe ve sonuçta mücadele azminin kırılmasına sebebiyet verecektir kanaatindeyim..

• Kaldı ki İYİMSER olmanın, hakkını ve hukukunu arayan mağdurların baskı ve eylemlerini diri ve canlı tutmada daha işe yarar olduğunu düşünüyor, bunun aksine KÖTÜMSER olmanın ise eylemsizliğe ve ‘kadere’ teslim olma duygusuna sebep olabileceği gibi bir endişeyi de taşıyorum..

• Son zamanlarda bir husus dikkatimi çekti, yazmadan geçemeyeceğim hocam.. Bizler belki ‘sağlıklı’ değiliz.. Aşkın ve taşkınlık içinde olduğumuz olmuştur.. Bu minvalde mağdurlar arasında bir takım polemik ve tartışmalar da oldu.. Siz de son derece ve yerinde bir tespitle; doğru olanı, hatalı olanı, noksanlarımızın, hatalarımızın yanında, pek çok KAZANIM elde edilmiş olduğunu, İYİMSER sonuçlar elde edilmiş olduğunu yazdınız.. Bu sonucun elde edilmesinde emeği geçenleri takdir de ettiniz, kimi tutarsız ve kontrolsüz tartışmaları yatıştırıcı telkinleriniz, gayet yapıcı ve nazik ikazlarınız ve uyarılarınız da oldu..

• Hatta ben; verilen bu mücadelede olumlu yapılanlar ancak bu kadar takdir edilir ve yapılan hatalar da kırmadan incitmeden bu kadar ortaya konur diye size teşekkürlerimi yazmıştım..

• Siz bizim için ölüye (ölümcül hastaya) can verilmesine vesîle olan Lokman Hekim gibisiniz.. Size; daha önce yaptığınız gibi, aşkın ve taşkınlığımız sebebiyle aramızda ortaya çıkan maalesef saygı sınırlarını da aşan polemikleri durdurmak yaraşıyor hocam..

• Gördüğünüz gibi “bir kimseye bir müddet iyilik yaparsanız, artık bunu (bizim gibi şaşkınlar) sizin için görev olarak görürler..” GÖREVİNİZ ZOR HOCAM.. J ..Hocam, (bağışlayın) siz GÖREVİNİZİ yaparken kendimizi çok güçlü hissediyoruz, hissedeceğiz..

• Son bir rica; ne olur, siz bizim polemiklerimizi fazla dikkate almayın, HELE Kİ TARAF OLMAYIN.. Muhtemeldir ki ihtilaflarda; taraflardan biri haklı/haksız veya iki tarafta haksız olabilirler.. İki tarafın da haklı olabileceği ihtilaflara sık rastlanmaz..

Değerli Hocam,

Yazdıklarımda yanlış olan, çok anormal olan bir durum söz konusu değil ise, izninizle tekrar sormak istiyorum;

• Yukarıdaki başlık ve bitiş cümlenizde hala ısrarlı mısınız?
• Bu ‘vurgunuz’ hepimizde var olan İYİMSERLİK havasını dağıtmaz mı?
• Esasen İYİMSER olmak için çok nedenimiz var, zira ‘KÖTÜ’ olan durum, zaten var olan durum değil mi?..
• Bildiğim kadarıyla böyle ‘KÖTÜ’ durumlarda direncimizi, ÇOK KÖTÜ DURUMDA olduğumuzu hatırlamak, hatırlatmak değil, KURTULACAĞIMIZA olan İNANCIMIZ, yani İYİMSER olmamız artırmaz mı?..

Değerli Hocam,

Katiyen HAYALCİ olmayı, AKLIMIZI kullanmamayı ve (acı) GERÇEKLERİ görmemeyi talep ediyor değilim, aksine biz bunların ne demek olduğunu çok acı bir biçimde yaşıyoruz.. Daha da acısı ‘çek hapsi’ gibi bir zilletin bizleri canlı biçimde kabre sokmak olduğunu yüreğimiz parçalanarak hissediyoruz..

Tabiatıyla sizin gibi değerli bir insanın ve hukukçunun bizden farklı olarak, sorunlarımıza rasyonel ve sağlıklı çözümler arayışınızı ve çabalarınızı şükranla karşılıyoruz.. Bunun değerini hem biz hem de Yüce Allah bilecektir.. ( Balık bilmezse Hâlıg bilir..)

Kulaklarımız çağrılarınızda olacaktır..

Saygılarımla

Murat YALÇIN

%d blogcu bunu beğendi: