ÇARESİZLİĞİN RESMİ

SEN ÇARESİZLİĞİN RESMİNİ YAPABİLİR MİSİN ARKADAŞ?

 

Çaresiz kalmamışsan, çaresizliği yaşamamışsan çaresizliğin ne demek olduğunu bilemezsin, anlayamazsın. Ben bu anlamda hapis cezası tehdidi ile karşı karşıya olan çek mağduru dostlarımı anlıyorum ve onların mücadelelerine saygı duyuyorum. Özellikle UĞUR arkadaşın örnek eylemlerini hayranlıkla izliyorum.

Ben bu blogdaki önceki yazımda teorik bir yaklaşımda bulundum, bu yazıda halen devam eden can yakıcı durumu hiç kasdetmedim. Gelişmiş batılı ülkeler borçtan hapsi ilk kaldıran ülkeler, Türkiye henüz bu anlamda gelişmekte olan bir ülke ve bu ceza ancak kitlesel eylemlerle veya ses getirecek eylemlerle gündemde tutulabilir.

Bu anlamda benim kimseye söyleyecek sözüm olamaz, eylem önerecek kişi önce kendisi o eyleme hazır olmalı.. Bu noktada çek mağdurlarının akla ihtiyacı olacağını sanmıyorum. Benim garibime giden eylem öneren ancak kendisi ortada olmayan, üstelikte hiç kimsenin yüzünü bile görmediği yalancı kahramalar..

ÇARESİZLİĞİ YAŞAMAYAN ÇARESİZLİĞİ BİLEMEZ..

Ne demiş şair ” sen mutluluğun resmini çizebilir misin Abidin?”

Ben şöyle diyorum ” SEN ÇARESİZLİĞİN RESMİNİ ÇİZEBİLİR MİSİN ARKADAŞ?”

Mutluluğun Resmi  

Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?
işin kolayına kaçmadan ama
gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil
ne de ak örtüde elmaların
ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolaşan kırmızı balığınkini
Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?
1961 yazı ortalarındaki Küba’nın resmini yapabilir misin?
Çok şükür çok şükür bugünü de gördüm
ölsem gam yemem gayrının resmini yapabilir misin üstad?

Karşılıksız Çeke Hapis Zulümdür, Adaletsizliktir, Haksızlıktır!

KARŞILIKSIZ ÇEKE HAPİS ZULÜMDÜR, ADALETSİZLİKTİR, HAKSIZLIKTIR! SON VERİN AZINLIĞIN ÇOĞUNLUK ÜZERİNDEKİ BU TAHAKKÜMÜNE!

İnsanlar demir parmaklıkların arkasında, sevdiklerinden uzakta, aileler perişan, ya da insanlar kaçak yaşıyor, bir çözüm bekleyişi ile, korku ve endişe içerisinde geçiyor günleri. Ya da süren davalarla, geleceğe umutla değil kaygı ile bakarak. İnsanlar mutsuz..

Ne için bu çile? Ne adına? Kimlerin çıkarına?

Kim diyebilir ki bu bir suçtur ve suç işledikleri için bu insanlar cezalandırılıyor. Tersten bir soru: Bana bir suç gösterin ki dünyanın herhangi bir başka ülkesinde suç olmasın, karşılıksız çekten başka. Karşılıksız çek Türkiye’ de suç ama dünyanın başka herhangi bir ülkesinde suç değil.

KİMSE KİMSEYİ KANDIRMASIN.

Hiç kimse, hiç kimseyi kandırmasın. Türkiye’de çek, tıpkı bir bono gibi bir teminat olarak, herhangi bir senet gibi kullanılmaktadır. Nakit yerine geçen bir ödeme aracı değildir. Tek özelliği adli para cezasından ötürü tahsildeki avantajıdır. Yani insanlar, imkânları varsa hapse girmemek için çeklerini ödüyorlar. Eğer imkânları yoksa da olmadık çileler onları bekliyor. Kimin adına o zaman bu iş? Alacaklılar adına,banka, faktöring ve benzeri finans kurumları adına elbette. Demokrasilerde var mı böylesi, bir zümreye ayrıcalık tanımak? Sırf onlar alacaklarını daha kolay alsınlar diye diğer insanları hapse tıkmak? Bu nasıl bir adalet anlayışıdır, bu nasıl bir demokrasi, uygarlık anlayışıdır? Utanma yok mu?

Kanunun adı bile insan hakları adına demokrasi adına utanç verici! “Çek hamillerini koruma…” . Kimi kime karşı koruyorsunuz? Var mı böyle yurttaşlar arasında ayırımcılık yapmak? Nereye sığar bu? Değerli hocam, hocaların hocası, hâkimlerin, avukatların hocası Prof. Dr. Hayri Domaniç bu nedenlerle 3167 nin iptali istemini ret eden Anayasa Mahkemesi’ne ağır şekilde hatalıdır diyor. Hoca bu kanun için zulüm ve cahilliktir diyor. Bu sözleri 2003 yılında söyledi hoca. Duymadınız mı efendiler! Duydunuz ise utanmadınız mı? Artık bu cehaletten, bu zulümden dönün. Hakkınız yok buna.

Yazdım ben bu blokta. Anayasa Mahkemesi, karar gerekçesinde gerçeklere sırtını dönmüştür. Gerekçenin bir yerinde ne diyor? Aynen şöyle:

…………..çeki keşide eden karşılığı olmadığını bildiğine göre………

Ayıp bu. Koca adamlarsınız. Yüksek bir mahkemenin üyelerisiniz. Her çek keşide eden çekini vadesi gelince ödeyemeyeceğini nerden bilecek? Sırf minareyi kılıfına uydurmak için vadeli çekleri görmemezlikten gelmek yakışık alır mı? Pes derim…

Siz kanun koyucular, siz hükümet üyeleri , çek kanununa ekleyeceğiniz bir kelime ile bu haksızlığa bu zulme son verebilirsiniz. Gene bu blog’da yazdım. Kanuna “kasten” kelimesini ilave edin bitsin bu zulüm. Kanun bu şekli ile kötü niyetli ile iyi niyetliyi ayırt etmiş olacak.

Bu nasıl bir ülke ki, hâkimleri, avukatları yetiştiren hukuk fakültesinin dekanı bu ülkenin parlamentosunda bir açıklama yapıyor ve diyor ki;

31.12.2008 tarihine kadar çıkması gereken uyum yasası çıkmadığı için karşılıksız çekten hapiste olanlar artık tahliye olacak, devam eden davalar düşecek. Ve bu ülkenin parlamentosunun Adalet komisyonu başkanı bu açıklamayı doğruluyor. Ama gelin görün ki hiçbir şey değişmiyor o ülkede . İnsalar hala hapiste, karşılıksız çek davaları devam ediyor. Bu nasıl bir ülke ki hakimler hocalarını dediklerine aldırmıyor . Ne diyelim? Hocalar hatalı ise bu hâkimlerden nerden öğrendi bu hukuku. Hocalar mı öğretemedi, onlar mı öğrenemedi? Bu neme nem bir iş ki bu ülkede aynı konuda aynı adliyede farklı farklı kararlar çıkıyor. Efendiler bir yerlerde bir yanlış olduğunu hala anlamıyor musunuz, yoksa anlamak işinize mi gelmiyor? Dileğim anlayın artık, sonra geç olabilir..

%d blogcu bunu beğendi: