İflasın ertelenmesi, iyileştirme projesi, yeni TTK

İFLAS

Sermaye şirketlerin ve kooperatiflerin iflas hali

Sermaye şirketleri ile kooperatiflerin borçlarının aktiflerinden fazla olması halinde iflas halinde oldukları kabul edilir.

İflas istemeye yetkili kişiler

Sermaye şirketleri ile kooperatiflerin idare ve temsil ile görevlendirilmiş yetkilileri, tasfiye memurları, alacaklılar iflas istemeye yetkilidirler.

İflas kararı

Mahkeme iflas talebi üzerine iflas halini tespit ederse iflasa karar verir.

İflasın ertelenmesi

İflas istemeye yetkili kişiler şirket veya kooperatifin mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün olduğuna dair bir iyileştirme projesini mahkemeye sunarak iflasın ertelenmesini isteyebilir.

DEVAMI

Av. Dr. Serkan Ağar’ın açıklaması

KOSİAD Ankara Şübesi başkan ve yöneticileri Av. Dr. Serkan Ağar’ı ofisinde ziyaret ettiler. Görüşmede Ağar  Adalet  Bakanlığında bulunan ve  çek cezalarını kaldıran yasa değişikliği önerisini doğrulayarak şöyle dedi:

KOSİAD’IN AİHM BİLDİRİSİ

“KOSİAD’ın AİHM bildirisi değişiklik önerisinin hızlanmasında çok etkili oldu.  Başbakan AİHM konusuna çok önem veriyor. Sizin AİHM bildirinizden hükümetin haberi var. ANKA Ajansı haberi her yere geçmiş.”

Ağar ayrıca Kızılot’un konuyu işlemeye devam edeceğini özellikle belirtmiş.

NOT: Av. Dr. Serkan Ağar hakkında bilgi edinmek için websitesine bakabilirsiniz.

http://serkanagar.av.tr/

Karşılıksız çek kararları geçersiz

Asliye ceza mahkemelerinin karşılıksız çeklere ilişkin kararlarının büyük bir bölümü Yargıtayın yerleşik içtihatları karşısında geçersiz. İlk derece mahkemelerinin kararları ile Yargıtay 10. Ceza Dairesinin kararları arasında uçurum var.

UÇURUM NEREDE?

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin kararları derken dairenin 5941 sayılı yasanın yürürlük tarihinden sonra verdiği kararları kastetmiyoruz; yani 5941 sayılı yasanın lehe hükümleri değil anlatmak istediğimiz. Sadece Yargıtay 10. Daire kararları değil, ilk derece mahkemelerinin çek kararları Yargıtay’ın birçok dairesinin yerleşik içtihatları ile çelişiyor. Ceza dairelerinin 2006, 2007, 2008, 2009, 2010 kararları ile Asliye Cezaların halen vermekte olduğu karşılıksız çek kararları arasında çelişkiler var. Bunun nedeni karşılıksız çek davalarının sanıklar yönünden sahipsiz davalar olması ve mahkemelerin bu davalarda son derece özensiz kararlar vermesi. Bugün bu davalara sahip çıkıldığında kesin kararlar bozuluyor. Esas mahkemesi ret etse bile Ağır Cezalar esas mahkemelerinin kararlarını iptal ediyorlar.

CEZAEVLERİNDE OLANLAR, ÇEKTEN KAÇAR DURUMDA OLANLAR! BİLİN Kİ BELKİ DE ÖZGÜRLÜĞE ÇOK YAKINSINIZ..

Ülkenin her yanından kararlar fakslanıyor, dosyalar gönderiliyor. Bugün Of  Cezaevinde yatan bir kişinin dosyasını bir meslekdaşımız bize ulaştırdı; umuyor ve bekliyorum ki bu kişi yakında özgür olacak.

KARARLARINIZI, DOSYALARINIZI KOSİAD HUKUK KOMİSYONUNA ULAŞTIRIN

3167  sayılı yasanın 16/1 ve 5941 sayılı yasanın 5/1 ve 2. maddelerine takılıp kalmayın, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 5941 için verdiği lehe içtihatlara takılıp kalmayın.. Mahkeme kararları daha bir çok açıdan dökülüyor, sadece Yargıtay Ceza Genel Kurulunun bir iki kararı değil, mahkeme kararları Yargıtay ceza dairelerinin yerleşik birçok kararına aykırı..

Karşılıksız çeke adli para cezası kalkar mı?

3 veya  5 yıl gibi kısa bir  sürede bunun gerçekleşeceğini, karşılıksız çekin suç olmaktan çıkarılacağını veya idari para cezası gibi sonucu hapis cezası olmayan  yaptırımlara dönüşeceğini sanmıyoruz. Siyasi iktidar bunu yapmak isteseydi en güzel zamanlama seçim öncesi bir kısım seçmeni rahatlatacak böyle bir düzenleme yapmak olacaktı. Hükümet bunu yapmadığı gibi başbakan mecliste kendisine ulaşan bir grup mağduru da azarlamıştır. Ham hayallerin peşinde koşmanın artık kimseye bir yararı yok, bu ceza yakın gelecekte kalkmayacaktır. Bu yasanın yoğun olarak tartışıldığı günlerde, zamanın adalet bakanı ” bu ceza orta vadede kalkabilir” demedi mi?

NELER YAPILABİLİR

3167’ye karşı mahkemeler nezdinde ve Yargıtayda direnmek. Biz hep söylüyoruz; çeşitli hukuki nedenlerle 3167 delinebilir. Nitekim biz her gün bu doğrultuda yeni yeni kararlar alıyoruz; kesinleşmiş bir adli para cezasında infazını durduruyor, temyiz yolu veya yeniden yargılanma yolunu açıyor, ya da uyarlama ile cezayı kaldırıyoruz. Bunları ya CMK’ya göre dosyada mevcut bir eksiklikten veya yeni yasadan ötürü yaptığımız başvurular sonunda elde ediyoruz. Bu kolay olmuyor tabii, bazen aynı dosyaya dört kez dilekçe sunduğumuz oluyor..Şablon bakışlarla kesin hükümlerden sonuç alınamaz, her dosya farklıdır..İşe dinamik yaklaşıp hakimleri düşündürmenin bir yolunu bulmalıyız, 26 yıllık ezberi bozmalıyız..

BEKLENTİLERİMİZ

Bizim önemli bir beklentimiz Anayasa Mahkemesinin beklenen gerekçeli kararı, diğeri de Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun direnme ile gelen dosyalar için vereceği karardır.

ORTA VE UZUN VADEDE YAPILMASI GEREKENLER

Karşılıksız çek suçunun bir dünya görüşü olarak  insan haklarına aykırı bir ceza düzenlemesi olduğuna inananların, başına iş geldiği, adli para cezasına mahküm olduğu için değil, örgütlü mücadelelere destek vermesi gerekir. Bu cezaya karşı verilecek mücadele bir insan hakları savunuculuğudur. Biz belki 3167 ucubesini ortadan kaldıracağız, ama 5941 daha büyük bir garabettir, insan hakları savunucularının mücadelesi sadece 3167 yi ortadan kaldırmak olamaz..

İNFAZLAR NASIL DURUR? TIKLA OKU

Yeni Çek Yasası(5941) Yorumlar Uygulamalar

Çeklere üç daire birden bakacak

Yargıtay 10. Ceza dairesi dosyalara bakmayı durdurdu.

Daire dosyalara bakmıyor,  Nedenini sorduğumuzda “bize öyle talimat geldi” diyorlar. 

Soru,

 “çek davalarına 15. Daire bakacak deniliyordu, neden bu olabilir mi?

Cevap

“Olabilir”

Soru,

“Dosyalara bundan böyle 15. Daire mi bakacak”

Cevap,

“Bize gelen bilgilere göre sadece 15. Daire değil, 10. Dairedeki dosyalar üç daireye dağıtılacak, yani çeklere üç daire birden bakacak”

ÇEKLERE ÜÇ DAİRENİN BAKMASI NEYİ DEĞİŞTİRİR?

Biliyorsunuz, bir süre önce basında haberler çıkmıştı, “Çek davaları zaman aşımına uğruyor, alacaklılar alacaklarını alamıyor”, diye. Hükümet alacaklılara kulak verdi ve çözüm üretti. Çek davalarını hızlandırdı, dosyalar hızla sonuçlanacak. Bu gidişle 2011 ve 2o12 yılı çek yılı olacak, hapishaneler karşılıksız çek suçlarından yatacaklarla dolacak.

DAHA DA ÖNEMLİSİ İÇTİHATLAR DEĞİŞEBİLİR, FARKLI KARARLAR ÇIKABİLİR

Çeklere üç daire baktığında 10. Ceza dairesinin 5941 ile ilgili verdiği içtihatlar değişebilir, daireler farklı kararlar verebilir, karışık olan durum daha da karışık hale gelebilir, ama bunun çek sanıklarına yarardan çok zararı olacaktır. Alacaklılar fazlası ile memnun edilirken çek sanık ve hükümlülerinin hapse girmesi hızlanacak, belki de kazanımlar geri alınacak.

BU DURUMUN UYARLAMA YARGILAMALARINA ETKİSİ NE OLUR?

Son zamanlarda 3167’den görülen davalarda mahkemelerde lehe önemli gelişmeler oluyordu. Mahkemeler hızla yeni çek yasasının, 5941 in 3167 den çok farklı bir yasa olduğunu anlamaya başlamışlardı ve birçok kesinleşmiş hükümde infazlar kalktı,bazılarında beraat kararları çıkarken, bazılarında temyiz yolu açıldı. Yeni durumda ne olur? Yeni durumda alınacak yeni kararlar, içtihatlar geriye yürümez, ancak devreye yeni giren dairelerin uygulamaları mahkemeleri aksi yönde etkileyebilir ve bundan sonraki başvurular zora girebilir. Yeni dairelerin etkisi sanıyoruz 2010 Eylül ayından itibaren görülecektir. Bu nedenlerle başvuruların hızlandırılmasında biz yarar görüyoruz.

İSTİNAF MAHKEMELERİ

İstinaf Mahkemeleri 2012 Haziranında devreye giriyor. İstinaf Mahkemeleri devreye girince artık adli para cezalarının temyiz yeri bu mahkemeler olacak ve bu mahkemelerin vereceği kararlar kesin olacak, yani temyiz edilemeyecek, dosyalar belki de 6 ay veya daha kısa bir sürede kesinleşip geri gelecek.

MEKTUP EYLEMİ

BEN MEKTUP YAZMAYALIM DEMEDİM.
1-Hazırlanan mektup ağır bir hatayı içeriyor. Yasanın yanlışının yargı tarafından düzeltilmesini istemek irasyonel bir istem. Biz yargıdan mevcut hukuk içerisinde olabilecek bir talepte bulunabiliriz. Böyle bir talep rasyoneldir.
2-Mektup ya kişisel olarak yazılır, ya da tartışılarak üzerinde mutabık kalınan bir mektup olur. BURADA EN İYİSİNİ BEN BİLİRİM, EN İYİSİNİ BEN YAPARIM MANTIĞI İLE HAZIRLANMIŞ BİR METİN VAR. Nitekim mektubun sahibi bugün bana verdiği cevapta bu niyetini açıkladı. ne diyor beyefendi?
“Polemiğe girmek istemiyorum ama maalesef buna zorluyorsunuz beni.
Amacımı soruyorsunuz: Amacım bu siteleri okuyan çek mağdurlarına elimden geldiğince doğru bilgi vermek. Hepsi bu. Söylemek istemezdim ama, siteyi baştan itibaren izleyen arkadaşlar bilirler, siz de dahil birçok hukukçumuz, ben bunları yazana kadar 3167 sayılı yasanın 5237 sayılı yasaya aykırı hükümlerinin zımnen ilga edilmiş olduğunun ve bu kasıt/taksir meselesinin farkında bile değildiniz.
Lütfen hatırlayın, Mehmet Emanet adıyla Dünya Gazetesinde bir yazım yayınlanmıştı. Bunu sitenizde de yayınladınız. Bu yazı üzerine 10 Ceza Dairesi Başkanı açıklama yapmak zorunda kalmıştı. Sanırım amacımın ne olduğunu yeterince ifade edebildim.
Amacım, burada herkesin hoşuna gidecek bir şeyler söylemek değil, sadece doğru olanı söylemek ve insanların yanlış yönlendirilmesinin önüne geçmektir. ”
Bu beyefendi bize neler öğretmişte biz farkında değiliz. Sözünü ettiği Dünya Gazetesinde çıkan yazısı dört dörtlük bir yazı idi. Biz yazıyı KOSİAD ın çıkardığı ikinci kitabın arkasında yayınladık. Ama dikkat ediniz ikinci kitabın, yani birinci kitap var öncesinde. Tabi kendisi medeniyetin kendisi ile başladığını sandığı için kendisinden öncesini yok sayıyor. Onun bu makalede yazdıklarının yüz katını biz birinci kitapta yayınlamıştık. Bu beyefendi Doç. Sesim Soyer’in, Hayri Domaniç’in ve daha başkalarının yazılarını bu birinci kitabı alır okursa utanacaktır sanıyorum ve medeniyetin kendisinden çok önceleri başladığının farkına varacaktır. İşte bu beyefendi bireysel olarak bir metin hazırlıyor, üstelik mektup hem hedef açısından ağır hatalı ve hem de hukuksal ağır hatalar içeriyor. Hala TCK 21 in TAKSİRİ’de içerdiğini yazıyor..Buna hukukun ırzına geçmek denir. Bildiği bütün hukuk Dünya Gazetesinde yazdığı imiş. TAKSİR TCK 21 de değil TCK 22 de düzenlenir. Bakın yukardaki ANKARA HUKUKLU’NUN YAZISINA. ANKARA HUKUKLU TCK 21 aynı zamnda Taksiri de düzenler diyor. İşte TCK 22:

Taksir

MADDE 22. – (1) Taksirle işlenen fiiller, kanunun açıkça belirttiği hâllerde cezalandırılır.

(2) Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanunî tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.

(3) Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi hâlinde bilinçli taksir vardır; bu hâlde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.

(4) Taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek olan ceza failin kusuruna göre belirlenir.

(5) Birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda, herkes kendi kusurundan dolayı sorumlu olur. Her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir.

(6) Taksirli hareket sonucu neden olunan netice, münhasıran failin kişisel ve ailevî durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa ceza verilmez; bilinçli taksir hâlinde verilecek ceza yarıdan altıda bire kadar indirilebilir.
VAR MI İTİRAZ EDECEK BİR KİŞİ..İŞTE HUKUK CEHALETİ.. YORUM İSTER Mİ?
İşte ben bu hukuk cehaletine, bireyselliğe, kibire, yarı aydın tavra isyan ediyorum..HADİ CEVAP VER …

GÖRDÜNÜZ MÜ HUKUK CEHALETİNİ..BİZE HUKUK DERSİ VEREN KİŞİNİN YAZISINI. BU BLOGDA ESKİ YORUMLARA DÖNÜN VE ANKARA HUKUKLUNUN YAZISINI TEKRAR OKUYUN. BEN BALTAYI TAŞA VURDUĞU BÖLÜMÜ TEKRAR YAYINLIYORUM.
” TCK 21. Madde sadece “kast”ı düzenlemez. Taksiri de düzenler. Yani “topyekun olarak “kusurluluğu” düzenler. Bazı suçlarda sadece doğrudan kast aranır bazı suçların oluşması için ise doğrudan kast olmasa da “taksir” de yeterlidir. 5941 sayılı yasanın öngördüğü düzenleme de böyledir. 5237 sayılı kanunla 5941 birlikte değerlendirildiğinde, suçun oluşumu için kasıt veya taksirin olup olmadığına bakacaktır hakim.. Bu söylediklerim yeterince açık değil mi? Niçin anlamamakta ısrar ediyorsunuz?”
Açın TCK 21 i okuyun ..göreceksiniz ki 21. Madde sadece ve sadece KASTI düzenliyor. TAKSİR TCK 22. MADDEDE DÜZENLENİYOR..
VA MI BUNUN BAŞKA İZAHI HUKUK CEHALETİNDEN BAŞKA…

YANLIŞ OLAN EYLEM DEĞİL, KONULAN HEDEF

25  Ocak  Çek Mağdurları Eylemi

Eylem doğru hedefleri yanlış. Nedenlerini bilmiyorum ama birileri çek mağdurlarını yanlış yönlendiriyor. Şu son Apti İpekçi Parkı ve meclis eylemine bakalım. Konulan hedefler:

  • Ankara’ya gidip özgürlüğümüzü alıp geleceğiz,
  • Bu son eylemimiz olacak, kalabalık olursak özgürlüğümüzü  elde ederiz…

Sonuç muhalefetle  görüşmeler yapıldı, Ali Riza Öztürk TBMM de konuşma yaptı, MHP çek mağdurları ile ilgili soruşturma önergesi verdi. İktidar partisi cephesinden gelen mesaj ise iki yıl bekleyin oldu.

PEKİ NE DEĞİŞTİ ŞİMDİ?

Muhalefetin desteği zaten biliniyordu. Muhalefet bilinen tavrını teklarladı, iktidar kanadı bilinen tavrını tekrarladı. Sonuç konulan hedefler açısından kocaman bir sıfır.

PEKİ BU EYLEM YAPILMALI MIYDI?

Evet yapılmalı idi. Gönül isterdiki bu eylemler sürekli olsun, çek mağdurları Apti İpekçi Parkı’nda ve mecliste bu utanç yasası değişene kadar nöbet tutsun. Bu açıdan eylem doğru, ama mağdurlara umut pompalıyarak, onlara olmayacak umutlar vererek, olmayacak hedefler göstererek eylem yapılması yanlış. Bu yanlış iki yıldır israrla tekrarlanıyor. Ben yanlışta bu kadar israr edilmesi karşısında bu işte kötü niyet aramak durumundayım.

BİRİLERİ İNSANLARIN UMUTLARI İLE OYNUYOR, POTANSİYELİ HEBA EDİYOR, DOĞRU HEDEFLERİ KARARTIYOR VE MORALLERİ BOZUYOR…

Hedefleri doğru saptanmış eylemler ve bu eylemlerle elde edilecek küçük başarılarla hareket  büyütüleceğine, insanlar boş hayaller peşinde koşturuluyor ve büyük kitleye güven yerine güvensizlik veriliyor. Bu nedenlerle iki yılda harekette bir arpa boyu ilerleme kaydedilemedi. “Bizim çocuk bina okur döner döner gene odur.” İki yıl önce Ankara’da eylemlere kaç kişi katılıyor idi ise şimdi de o kadar. Artı bir bile yok..

ADALETİ ADALETTEN TALEP EDELİM

Yukarıda dediğim gibi bu eylemler insanlara olmayacak hedefler göstermeksizin sürekli olmalı. Meclise ve Apti İpekçi Parkına hep gidelim, ama bilelim ki kısa vadede  adaleti gerçekleştirecek olan Yargıdır. Bu nedenlerle ;

  • Karşılıksız çek duruşmalarının yapıldığı duruşma salonlarını dolduralım ve avukatların savunmalarına destek verelim.
  • Yargıtay ve Adalet Bakanlığını hiç boş bırakmayalım, sürekli buralara dilekçeler verelim.
  • Çek  Yasasının uygulamaları ile ilgili kitap basım ve dağıtımını örgütleyelim. Bu kitapta ilk derece mahkemelerinin çelişkili kararlarını ve Ağır Cezaların itirazlara verdiği hukuksuz kararları teşhir edelim.

Bu eylemler ilk bakışta aklıma gelenler, bunlara  sizler  katkı verebilirisiniz..

NOT: iki yorum

SARGOZ

Sayın Hukukçumuz,
Aşağıdaki yazımı size ithafen yazdım. Konu üzerinde değerli yorumlarınızı ve desteğinizi bekliyoruz.

Çözümün Bir Parçası Değilseniz Sorunun Bir Parçası Haline Gelirsiniz.

5941 sayılı yasa ne zaman çıktı ? 20 Aralık 2009 tarihinde.
Bu tarih itibari ile çek mağdurlarının mevcut durumu neydi ? Bu günkünden çok daha kötüydü. Ekonominin durumu neydi ? Krizin etkisiyle 2 milyona yakın karşılıksız çek vardı. Hükümetin üzerinde baskı varmıydı ? Evet
Yargının iş yükü ağırmıydı ? Evet. Bu tarih itibari ile 3167 sayılı yasanın uygulanabilmesi mümkünmüydü ? Hayır ama gerek mahkemeler gerekse yargıtay taviz vermeden uygulamaya devam ediyordu.
PEKİ TÜM BUNLARIN ÜZERİNE YENİ YASADA HAPİS CEZASI KALKTIMI ? HAYIR.
Yeni TTK Çek ile ilgili hükümlerini değiştirdimi ? Hayır.
Şimdi durum ne ? Sadece hayal kuruyoruz.
Arkadaşlarım,
Çaldığımız kapılar yanlış kapılardır. Bu sorunu bu saatten sonra siyasi otorite olan AKP çözmez. Çözemez. Çünkü çözüm 5941 sayılı yasanın içine zaten konmuştur.
Asıl çalınması gereken kapılar farklıdır:
Öncelikle çek mağdurlarını temsilen bir HUKUK GRUBU oluşturulmalıdır.
Bu grubun içinde konuyu bilen gönüllü hukukçular ve mağdur temsilcileri olmalıdır. Savunma tezleri oluşturulmalı ve bu tezlere destek aranmalıdır.
Konunun izahı için kanunu en doğru şekilde yorumlayacak kişiler olan Prof.Dr.İzzet Özgenç ve Prof.Dr.Ünal Tekinalp ile randevu alınmalı ve öğretileri kamuoyu ile paylaşılmalıdır.
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, Yargıtay 10.Ceza Dairesi Başkanı Mahmut Gül ve 10.Ceza Dairesinin üyeleri ile randevu alınarak tek tek görüşmeler yapılmalı ve sonuçları kamuoyu ile paylaşılmalıdır. Bu görüşmelerin sonucunda sanıklar hukuki savunmalarını yapmak zorundadırlar.
Asıl aşındırılması gereken kapılar buralardır. Ama edebine ve usülüne uygun olarak. Bu nedenle bireysel başvurulardan çok hukuk gruplarının temsili başvuruları önemlidir.
Unutmayınız, hapis cezası hep vardı. İktidar ortaklığı döneminde CHP zamanındada vardı. DSP zamanındada uygulandı. Hatta Rahşan affında karşılıksız çek af kapsamı dışında tutuldu, Cumhurbaşkanı genel eşitliğe aykırı diyerek kapsam içine aldı. MHP 5941 çıkarken taahhütlerin süresini 2 yıldan 1 yıla çeken yasa önergesini verdi. Bu nedenlerle siyasi yapıdan sonuç beklemeyiniz.
Tek çare mahkemelerden alınacak beraatlerde yada yargıtay içtihadındadır. Çalışmalar bu yönde yapılmalıdır. Tek çare hukuktur. Aradığımız af 5941 sayılı yasanın içindedir. Çıkarmak gerekir. Önemli olan çözümün bir parçası olup hukuki çözümleri ortaya çıkarmaktır. Fakir fukara edebiyatı yapmak sorunun bir parçası olmaktan ileriye gitmemektedir.

QuantcastSAYIN RAHMİ BEY ÇEK MAĞDURLARI SİTESİNDE DE YARGIYI HEDEF GÖSTERMEYE ÇABALIYORUM. HATTA HER ALANDA BASKIDAN BAHSEDİYORUM SİKLIKLA.YARGITAY ÖNÜNDEDE BİR EYLEM GÖRÜŞME TOPLU DİLEKÇE EYLEMİ MESELA YAPILABİLİR ADALET BAKANLIĞINA TOPLUCA DİLEKÇE GÖNDERİLEBİLİR BU POSTA YOLU İLEDE OLABİLİYOR MU BİLGİ VERİRSENİZ SEVİNİRİM…

Yoklukta Yargılama ve Uyarlama Davası

Yoklukta yargılama sonucu verilmiş mahkeme kararına karşı örnek niteliğinde bir hukukçu tarafından hazırlanmış dilekçeyi çek mağdurları sitesinden aldık. Bu örnek dilekçe üzerine bir yorum:

Uyarlama Yargılamasına ilişkin yasal yollar karıştırılmaktadır. Devam eden (derdest) bir davada yargı yolu farklıdır, kesinleşmiş bir davada yargı yolu farklıdır, bunları birbirine karıştırmamak gerekir. Yargıtay’ın yoklukta yargılamaya ilişkin verdiği karar devam eden bir dava içindir.  Yargıtay, Kadıköy 6. Asliye Cezadan giden 28.11.2007 yılına ait kararı  yoklukta yargılama nedeni ile bozmuştur. Bu bozma kararı gördüğünüz gibi devam etmekte olan bir davaya ilişkindir.  Bozma CMK nın 195. Maddesine göre yapılmıştır. Daire Yeni Çek Yasasının Yürürlük tarihinden sonra çek davalarında yoklukta hüküm oluşturmanın mümkün olmadığına karar vermiştir. Şimdi gelelim esas konuya; USULDEKİ DEĞİŞİKLİKLER KESİNLEŞMİŞ HÜKÜMLERİ ETKİLER Mİ? Bunun yanıtı 5320 Sayılı CMK nın uygulanmasını düzenleyen yasada var. 5320 sayılı yasanın 4/1 ve 2. fıkraları şöyle:

Mahkemelerin görevleri

MADDE 4.- (1) Ceza Muhakemesi Kanunu, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, aşağıdaki maddelerin hükümleri saklı kalmak üzere, kesin hükme bağlanmış olanlar hariç, görülmekte olan bütün soruşturma ve kovuşturmalarda uygulanır.

(2) Ancak, Ceza Muhakemesi Kanununun yürürlüğe girmesinden önce soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yapılmış işlem ve kararlar hukuki geçerliliklerini sürdürürler.

Maddenin açık hükmünden anlaşılacağı gibi usulde yapılan değişiklikler kesinleşmiş hükümlere uygulanamaz. Hukuki durum bu. Bu tespite göre yoklukta yargılamaya karşı Yeniden Yargılanma veya Eski Hale İade isteyelim mi, istemeyelim mi?

BENİM GÖRÜŞÜM İSTEYELİM, ANCAK AŞAĞIDA YAYINLANAN DİLEKÇE BENİM GÖRÜŞÜME GÖRE EKSİKTİR.

Dilekçeye eklenmesi gereken hususlar nelerdir?

Yoklukta yargılama savunma hakkının kısıtlanmasıdır. Savunma hakkının kısıtlanması Anayasanın başlangıç maddelerine ve Anayasanın 36. maddesine, AİHM’e kararlarına aykırıdır. Dilekçede Yargıtay Kararına atıf yapılabilir ancak bu karara dayalı olarak değil yukarıda saydığımız Anayasa hükümlerine ve AİHM kararlarına dayalı olarak yoklukta oluşturulan hükmün hukuken yok hükmünde olduğu gerekçesi ile uyarlama değilde belki Eski Hale iade talep edilebilir.

DEĞERLİ ARKADAŞLAR

SAYIN ANKARA HUKUKLU TARAFINDAN YAZILMIŞ GIYAPTA YARGILAMA İLE İLGİLİ DİLEKÇE ÖRNEĞİ AŞAĞIDADIR…SN ANKARA HUKUKLUYA TEŞEKKÜR EDİYORUM….

. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA
ANKARA

ESAS NO :
SANIK :
VEKİLİ :

TALEP : . Asliye Ceza Mahkemesinin kesinleşen ………. ESAS sayılı ilamı ile verilen hükmün infazının durdurulması ve uyarlama yargılaması yapılmasıdır.

OLAYLAR:
1. 5941 sayılı yeni Çek Kanunu’nun yürürlüğe girmesinin ardından Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 3167 sayılı Kanuna göre ceza verilen bütün çek dosyaları için Başkan Mahmut Gül’ün de müteaddit defalar basında çıkan açıklamalarında belirttiği gibi “yasa bozması” yapmakta ve aşağıdaki örnek kararda da görüleceği üzere “sanığın hukuksal durumunun tekrar değerlendirilmesinde” zorunluluk bulunduğuna hükmetmektedir.
20.12.2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5941 sayılı “Çek Kanunu” ile 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanunyürürlükten kaldırılmış, dava konusu suçun unsurları ve yaptırımları farklı biçimde yeniden düzenlenmiş olduğundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, sanığın hukuksal durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir. (10. C.D.Karar Tarihi 25.01.2010. Esas No: 2008/2928. Karar No: 2010/999)

2. Diğer taraftan, hükümden sonra yürürlüğe giren 5941 sayılı Çek Kanununa göre (3167 sayılı Çek Kanununun aksine) “sanığın sorgusunun yapılmasında yasal zorunluluk bulunması” da Yargıtayca bozma gerekçesi sayılmış bulunmaktadır. ( 10. C.D. Esas No: 2009 / 1503.1 Karar No:2009 / 19857)
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 28.12.2009 tarihli ilgili içtihatında 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununun 195. maddesinde yazılı açıklamanın yer aldığı davetiyenin tebliğ edilerek sanığın yokluğunda hüküm kurulmasının öngörülmemiş olması nedeniyle, “sanığın sorgusunun yapılmasından sonra bir karar verilmesinde zorunluluk bulunması” gerektiğinden yerel mahkeme kararını bozmuştur.
NETİCE VE TALEP :
Türk Ceza Kanununun 5/1 maddesinde “ Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır” denmektedir. Aynı kanunun 7. Maddesi ise “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.(..) Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır” hükmünü getirmektedir.
Bu durum muvacehesinde:
Yüksek Mahkemenin temyiz incelemesi sonunda “yasa bozması” yaptığı kararlarla aynı hukuki niteliğe sahip olan mahkemenizin ceza kararının infazının durdurularak uyarlama yargılaması yapılmasını ve temyiz hakkının kullandırılmasını, yeniden duruşma açılarak Yüksek Mahkemenin aynı türden bütün davalar için öngördüğü süreç doğrultusunda, “kanun önünde eşitlik” ilkesinin gereği olarak müvekkilimin hukuksal durumunun tekrar değerlendirilip belirlenmesini arz ve talep ederim. 20.12.2010

MY WAY

ADLİ PARA CEZASI MI, İDARİ PARA CEZASI MI?

ADLİ PARA CEZASI MI, İDARİ PARA CEZASI MI?

Adli para cezaları ile idari para cezaları arasındaki en önemli fark infaz aşamasında ortaya çıkmaktadır. Adli para cezaları ödenmediğinde hapse çevrilmekte ve hapis cezası olarak infaz edilmektedir, idari para cezalarında ise hapse çevirme yolu ile infaz yoktur. İşte bu nedenle çek mağdurları adli para cezalarının idari para cezasına çevrilmesini istemektedirler.

CHP ADLİ PARA CEZALARININ İDARİ PARA CEZASINA ÇEVRİLMESİ İÇİN BÜTÇE PLAN KOMİSYONUNA BİR TEKLİF VERDİ.

CHP ayrıca bu önerisini Grup Başkan Vekili Akif Hamzaçebi vasıtası ile AKP ye sunduğu 7 değişik öneri arasına da koydu. Hamzaçebi AKP ile yaptığı görüşmelerden umutlu olduğunu açıkladı.

Bütçe Plan Komisyonunda bu öneri kabul edilmezse dünyanın sonu gelmeyecek, çünkü Ocak, Şubat 2010 tarihlerinde örtülü bir affın gündeme gelmesine kesin gözü ile bakılıyor. Bu teklif 5237 sayılı yasa ve 5275 sayılı yasalarda yapılacak değişikliklere ilave edilebilir. Buradaki amaç 3167 sayılı yasadan verilmiş verilecek adli para cezalarının idari para cezasına çevrilmesidir. Tabii en güzel olan 5941 sayılı yasanın değişmesi ve adli para cezalarının kalkmasıdır ancak bugün kaçak durumda olan veya hapse girme riski taşıyan çek mağdurlarının bu değişikliği beklemeye tahammülleri yoktur. 

ADLİ PARA CEZALARININ TAMAMEN KALKMASI, CHP’NİN YASA DEĞİŞİKLİĞİ ÖNERİSİ

CHP Mersin Milletvekilinin hazırladığı yasa teklifi CHP Grup Başkanvekili Hamzaçebi tarafından meclis başkanlığına verildi. Bu yasa değişikliği teklifi ile 5941 sayılı yasadaki adli para cezaları tamamen kaldırılıyor. Bu teklif meclis başkanlığına verildikten sonra Ali Rıza Öztürk bu değişikliğin uzun zaman alacağını düşünerek acil sorun olan 3167 den verilmiş verilecek adli para cezalarının idari para cezasına çevrilmesi için yeni bir öneri hazırlayarak CHP Grup Başkanlığına sundu. Bu öneri açık ve nettir. 3167 deki adli para cezaları idari para cezasına çevriliyor. İşte 5941 Sayılı yansın değişik 2. Maddesinin 1. Fıkrası a şıkkı ile şöyle:

 GEÇİCİ MADDE 2- (1) 3167 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinde tanımlanan suçtan dolayı, 1.11.2009 tarihi itibarıyla, haklarında soruşturma veya kovuşturma başlatılmış ya da kesinleşmiş bir hükümle mahkûm olan kişilerin;

a)Adli para cezaları, idari para cezasına çevrilir.

Bu değişikliği anlamak için hukukçu olmaya gerek yoktur. Madde çok açık. Geçici 2. Maddede yapılan diğer değişiklikler taahhütlerle ilgilidir ve detaydır. Eğer taahhüt verilmiş ise ve taahhütle uyulursa idari para cezasının da uygulanması söz konusu olmayacak, taahhüde uyulmazsa idari para cezası uygulanacak v.s v.s… Önemli olan 1. Fıkra ve a şıkkıdır.

CHP’ye yapılan saldırılar AKP’den alınan talimatlar doğrultusundadır. Birileri AKP’den aldığı talimatlar doğrultusunda ÇEK MAĞDURLARININ EYLEMLERİNİ PROVOKE ETMEKTEDİR. Bu yüzden on binlerce çek mağduru varken yapılan eylemlere 100 kişi bile katılmamaktadır. AKP ajanları hareketi bölmekte, güvensizlik yaratmakta, bu anlamda karalama kampanyaları düzenlemekteler. CHP’nin çek kanunu ile ilgili çalışmalarını yukarda verdik. DURUM AÇIK VE NET PEKİ NEDEN CHP’YE SALDIRILIYOR?

NEDEN? EYLEMLERİ PASİFİZE ETMEK İÇİN, BAŞKA CEVAP VAR MI?

  5941 sayılı çek kanunun geçici ikinci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 GEÇİCİ MADDE 2- (1) 3167 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinde tanımlanan suçtan dolayı, 1.11.2009 tarihi itibarıyla, haklarında soruşturma veya kovuşturma başlatılmış ya da kesinleşmiş bir hükümle mahkûm olan kişilerin;

a) Adli para cezaları, idari para cezasına çevrilir.

b)    Şikâyetçi ile belirledikleri miktarın belirli vadelerde ödenmesi hususunda anlaşmaya varmaları ve anlaşmanın bir nüshasının şikâyetçi veya yasal temsilcisi tarafından Cumhuriyet başsavcılığına veya mahkemeye verilmesi hâlinde, anlaşmada öngörülen süre kadar soruşturma veya kovuşturmanın durmasına, hükmün infazının ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilir. Anlaşmaya varılmış olması, şikâyetçi bakımından şikâyetin geri alınması sonucunu doğurmaz.  

c) Bu Kanunun 6 ncı maddesi hükmüne göre ödenmesi gereken miktarı belirli vadelerde ödeyeceğini taahhüt etmesi ve taahhütnamenin, kendisi veya yasal temsilcisi tarafından Cumhuriyet başsavcılığına veya mahkemeye verilmesi hâlinde, anlaşma aranmaksızın, taahhütnamede belirtilen süre kadar, soruşturma veya kovuşturmanın durmasına, hükmün infazının ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilir. Bu durumda, ödeme süresi, taahhütnamenin yapıldığı tarihten itibaren bir yıl ödemesiz üç yılı geçemez. Taahhütnamede yer alacak ikinci yıl taksiti, borcun üçte birinden az olamaz. Taahhütnamenin bir örneği alacaklıya gönderilir.

(2) Birinci fıkrada yazılı anlaşma veya taahhütnamenin en geç 1/4/2010 tarihine kadar düzenlenmiş ve mercîlerine verilmiş olması şarttır. Birinci fıkranın (b) bendinden yararlanan kişi, taahhütnamede belirttiği süre içinde şikâyetçi ile anlaşmaya varması ve bu anlaşmanın bir nüshasının şikâyetçi veya yasal temsilcisi tarafından mercilerine verilmiş olması hâlinde, aynı fıkranın (a) bendi hükmünden yararlanır.

(3) Soruşturma veya kovuşturmanın durması hâlinde dava zamanaşımı; hükmün infazının ertelenmesi veya durdurulması hâlinde ise ceza zamanaşımı işlemez.

(4) Anlaşmanın gereği gibi ifa edilmiş veya bu Kanunun 6 ncı maddesi hükmüne göre ödenmesi gereken miktarın ödenmiş olması hâlinde; kovuşturmaya yer olmadığına, davanın düşmesine veya hükmün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verilir.

(5) Şikâyetçinin başvurusu üzerine, anlaşma veya taahhüde uyulmadığının tespiti hâlinde,  soruşturmaya, kovuşturmaya veya hükmün infazına devam edilir. Adli para cezaları, idari para cezasına çevrilerek infaz olunur.

(6) Soruşturma veya kovuşturması durdurulan ya da hükmün infazı ertelenen veya durdurulan kişi hakkında Ceza Muhakemesi Kanununun 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde yer alan adlî kontrol tedbirine karar verilemez.  

 

(6) Soruşturma veya kovuşturması durdurulan ya da hükmün infazı ertelenen veya durdurulan kişi hakkında Ceza Muhakemesi Kanununun 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde yer alan adlî kontrol tedbirine karar verilemez.  

 

%d blogcu bunu beğendi: