İhtiyati tedbire itirazın reddi gerekçeli olmalı

T.C.

YARGITAY

23. HUKUK DAİRESİ

E. 2013/7982

K. 2013/6986

T. 11.11.2013

• İFLASIN ERTELENMESİ DAVASI ( İtirazcı Müdahil Vekilinin Mahkemece Verilen Ek İhtiyati Tedbir Kararlarına İtirazı Ara Kararıyla Reddedildiği – Red Kararının Yasaya Uygun Biçimde Yazılması ve Yargıtay’ca İncelenebilmesi Bakımından Gerekçe İçermesi Gerektiği )

• TEDBİR KARARI ( İflasın Ertelenmesi Davası – İtirazcı Müdahil Vekilinin Mahkemece Verilen Ek İhtiyati Tedbir Kararlarına İtirazı Ara Kararıyla Reddedildiği/Red Kararının Yasaya Uygun Biçimde Yazılması ve Gerekçe İçermesi Gerektiği )

• RED KARARLARININ İÇERİĞİ ( Yasaya Uygun Biçimde Yazılması ve Yargıtay’ca İncelenebilmesi Bakımından Gerekçe İçermesi Gerektiği/Yasaya Açıkça Aykırı Red Kararının Açıklanan Nedenle Usulden Bozulmasına Karar Vermek Gerektiği – İflasın Ertelenmesi Davası )

6100/m.391,396

2004/m.179/b

ÖZET : Davacı vekili, müvekkilinin borca batık durumda olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin iflasının ertelenmesine ve gerekli ihtiyati tedbir kararlarının verilmesini talep etmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 391. maddesi ihtiyati tedbire ilişkin kararların ne şekilde yazılacağını açıkça düzenlemiştir. İtirazcı müdahil vekilinin, mahkemece verilen ek ihtiyati tedbir kararlarına itirazı ara kararıyla reddedilmiştir. Red kararının yasaya uygun biçimde yazılması ve Yargıtay’ca incelenebilmesi bakımından gerekçe içermesi gerekir. Yasaya açıkça aykırı red kararının, açıklanan nedenle usulden bozulmasına karar vermek gerekmiştir. Read the rest of this entry »

İflasın ertelenmesinde zaman aşımı ve hak düşürücü süreler işlemez, durur

YARGITAY

15. HUKUK DAİRESİ

E. 2013/6980

K. 2014/444

T. 21.1.2014

• ESER SÖZLEŞMESİNDEN KAYNAKLANAN ALACAĞIN TAHSİLİ ( Davalı Şirketler Yönünden İflasın Ertelenmesine Karar Verildiği – İflasın Ertelenmesi Kararı Alınması Halinde Zamanaşımı ve Hak Düşüren Sürelerin İşlemeyeceği/Zamanaşımı Sebebiyle Davanın Reddedilemeyeceği )

• İFLASIN ERTELENMESİ ( İflasın Ertelenmesi Kararı Alınması Halinde Zamanaşımı ve Hak Düşüren Sürelerin İşlemeyeceği – Zamanaşımı Sebebiyle Davanın Reddedilemeyeceği/Alacak Davası )

• ZAMANAŞIMI DEFİ ( Alacak Davası/Davalı Şirketler Yönünden İflasın Ertelenmesine Karar Verildiği – Zamanaşımı ve Hak Düşüren Sürelerin İşlemeyeceği/Zamanaşımı Sebebiyle Davanın Reddedilemeyeceği )

818/m. 126/4, 355

2004/m. 179/b

Read the rest of this entry »

İhtiyati tedbirden önce gönderilen haciz ihbarnameleri geçerliliğini korur

T.C.

YARGITAY

12. HUKUK DAİRESİ

E. 2013/36432

K. 2014/3088

T. 10.2.2014

• ÜÇÜNCÜ KİŞİLERDE BULUNAN HAK VE ALACAKLARIN HACZİ (Aynı Zamanda İİK’nun 89. Md. Uyarınca Üçüncü Kişilere Bildirilirse de Bu Bildirim Haciz İşleminin Bir Geçerlilik Koşulu Olmayıp Tedbir Niteliğini Taşıdığı)

• İHBAR (İİK’nun 89. Md. Dayanan İhbar Üçüncü Kişilere Bildirilmemiş Olsa Bile Haciz İcra Memurunun Bahis Konusu Mal ve Hakları Temsil Eden Belgeleri Belirterek Haciz Kararı Vermesiyle Tamamlanacağı)

• İYİNİYETLİ ZİLYET (İİK’nun 89. Md. Dayanan İhbarın Yapılmamış Olması Sadece Bunları Borçluya ya da Havale Ettiği Bir Kimseye Teslim Eden İyiniyetli Zilyet Üçüncü Kişileri Sorumluluktan Kurtaracağı)

• HAK VE ALACAKLARIN HACZİ (Üçüncü Kişilerde Bulunan – Aynı Zamanda İİK’nun 89. Md. Uyarınca Üçüncü Kişilere Bildirilirse de Bu Bildirim Haciz İşleminin Bir Geçerlilik Koşulu Olmayıp Tedbir Niteliğini Taşıdığı)

• ŞİKAYET (Haciz İhbarnamelerinin Tedbir Kararından Önce Düzenlendiği Dolayısıyla Haciz Tarihinin de Tedbir Tarihinden Önce Olduğu Anlaşıldığından Şikayetin Reddi Gerekirken Bilirkişi Raporu Doğrultusunda Hüküm Tesisinin İsabetsiz Olduğu)

Read the rest of this entry »

İflas Erteleme

İflasın ertelenmesi çok eleştiri alan bir kurum olmasına rağmen işlevini sürdürüyor. İflasın ertelenmesi söylemi kanunun bir söylemidir, konuşma dilinde yaygın olarak iflas erteleme denmektedir.

İflas erteleme sermaye şirketleri ile kooparatiflere özgü bir kurumdur.

Kanunun dilinden de anlaşalıcağı gibi önce iflas hali nevcut olacak ki iflasın ertelenmesi gündeme gelsin.

Kanun koyucu iflas eden sermaye şirketlerine (Anonim, limited şirketler ve kooparatifler) son bir firsat daha tanımak istemiştir.

6102 sayılı TTK ve İİK 179. maddeye göre sermaye şirketleri ve kooparatifler iflas durumunda ise belli koşullarla iflasın ertelenmesine karar verilebilecektir.  Akademik dilde borca batıklık olarak ifade edilen iflas gerçekleşmemişse iflasın ertelenmesi söz konusu olamayacaktır. Read the rest of this entry »

İflasın ertelenmesi, iyileştirme projesi, yeni TTK

İFLAS

Sermaye şirketlerin ve kooperatiflerin iflas hali

Sermaye şirketleri ile kooperatiflerin borçlarının aktiflerinden fazla olması halinde iflas halinde oldukları kabul edilir.

İflas istemeye yetkili kişiler

Sermaye şirketleri ile kooperatiflerin idare ve temsil ile görevlendirilmiş yetkilileri, tasfiye memurları, alacaklılar iflas istemeye yetkilidirler.

İflas kararı

Mahkeme iflas talebi üzerine iflas halini tespit ederse iflasa karar verir.

İflasın ertelenmesi

İflas istemeye yetkili kişiler şirket veya kooperatifin mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün olduğuna dair bir iyileştirme projesini mahkemeye sunarak iflasın ertelenmesini isteyebilir.

DEVAMI

Jenardi başbakan ile görüşmeyi anlatıyor

Başbakan ilgi ile dinledi

İYİ AKŞAMLAR.ANKARADAN ŞİMDİ DÖNDÜM.İLGİ KİRLİLİĞİNİ GİDERELİM…ANKARADA SALI GÜNÜ GRUP TOPLANTISI VE ZYARETÇİ AKINI YÜZÜNDEN ÇALIŞMALARIMIZ BİRAZ GEÇ BAŞLAYABİLDİ.BAŞBAKANI GRUP TOPLANTISINA İNERKEN YAKALADIK.BAYANLAR HEMEN ATILDILAR.AĞLAMAYA BAŞLADILAR. TABİKİ DİKKATİNİ ÇEKTİ.NEDİR MESELE DEDİ.ANLATTIK DURUMU.BİR ARKADAŞIMIZ CEBİNDE TOMARLA ÇEKLERİ ÇIKRIP GÖSTERDİ. BEN ESNAFI DAVA ETMEDİM ETMEM DE DEDİ. BİZLERİ DAVA EDENLER FACTORİNGCİLER TEFECİLER FAİZCİLER DEDİ.DEVAMI HABERLERDE, ÜST SAĞ

Kosiad Dayanışma Derneği

KOSİAD Dayanışma DerneğiDernek hukuk sorunlarınızın çözümüne destek veriyor. Dernek ile ilgili daha fazla bilgi “Duyurular” bölümünde..

İletişim : Tel. 0216 455 39 63-64       rahmi 68@hotmail.com,     rahmiofluoglu@haberturkon.com

0532 550 50 61       saat 16.00-  19.00         

Erken İbraza Cezaya Devam…

————————————————————————–

Pes Vallahi! 
 
Bu Nasıl Bir Hukuk Anlayışı
24 Ekim 2009 Cumartesi
Şişli Adliyesi Asliye Ceza Mahkemesi
Asliye Ceza Mahkemeleri, çek hamillerini koruma alışkanlıklarını sürdürüyorlar, çünkü korunmaya layık olan çek hamilleridir! Çek sanıkları, hakimler gözünde hiçbir hakları olmayan en tehlikeli “Çek Örgütü” üyeleridir.

ERKEN İBRAZA CEZA VEREN HAKİMLERİ ANLAMAKTA GÜÇLÜK ÇEKİYORUZ! 

Bazı Asliye Ceza Mahkemeleri Ceza Hukukunun temel prensibini, lehe kanun uygulamasını göz ardı ederek erken ibraz edilen çeklere ceza vermeye devam ediyorlar. Oysa 18 Şubat 2009 tarihinde 5838 sayılı kanunun 18. Maddesi ile 3167 sayılı kanuna eklenen geçici 2. Madde ile 31.12.2009 tarihine kadar çeklerin erken ibrazı geçersiz sayılmıştır. Meclis Adalet Komisyonunda bekleyen yeni Çek Kanunu Tasarısının 5. Maddesi de çeklerin erken ibrazını geçeriz saymaktadır.

Anayasanın 38. Maddesi ve TCK nın  7 /2. Maddesi lehe kanun uygulamasını benimsemiştir. TCK 7/2 şöyledir:

Madde 7(2) Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur. 

Kanun bu kadar açık ve net iken hâkimlerin ceza vermesi bir alışkanlık olsa gerek. 25 yıldır Asliye Ceza Mahkemesi hakimleri karşılıksız çek alacaklılarına yardımcı olmak için cezalar vermektedirler. Kanunun adı üzerinde Çek Hamillerini Koruma kanunu, hakimler ne yapsın?. Zaten 3167’nin sanığa verilen ceza konusunda hakime verdiği bir yargı yetkisi de yok, mahkemeler bir onay makamı gibi, karşılıksız olan çek eğer çekin unsurlarını içeriyorsa hakimler de cezayı vermek zorunda. İmzanın sanığa ait olup olmadığını bile yoklukta verilen kararlarda araştırma gereğini duymadan, iyi niyet kötü niyeti araştırmaksızın hakime ceza verme görevi vermiştir 3167 sayılı kanun. Asliye Ceza Mahkemeleri 3167 söz konusu olunca birer onay makamıdır; çünkün kanun TCK 21. maddeye aykırı bir şekilde sanığın bir kusuru olup olmadığını, dolandırma kastı olup olmadığını araştırma gerektirmeyen bir şekilde objektif suç olarak düzenlenmiştir.Modern ceza hukukunun suç teorisi temel hükümleri ile de çelişen 3167  sayılı kanun bir ilk çağ uygulamasıdır.

Asliye Ceza Mahkemeleri birer Çek Mahkemesidir, Savcılar ise tahsildar.

Hakimler adı üzerinde Çek Hamillerini Koruma kanunu ile 25 yıldır çek alacaklılarını korumaya çalışmaktadırlar, artık bu bir görev anlayışı haline dönüşmüştür, alışkanlık olmuştur. Şimdi de bir başka kanun aksini söylüyor, erken ibraza ceza verme diyor. Bu hakimin kafasına yatmıyor. Hakim ne olursa olsun ceza vermeye koşullanmış, 3167 söz konusu ise, ceza vermesi gerektiğini düşünüyor, görevi çek hamillerini korumak! Asliye Ceza Mahkemeleri, çek hamillerini koruma alışkanlıklarını sürdürüyorlar, çünkü korunmaya layık olan çek hamilleridir! Çek sanıkları, hakimler gözünde hiçbir hakları olmayan en tehlikeli “Çek Örgütü” üyeleridir.

YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ’DE AYNI YOLDADIR

“ÇEKE HAPİS CEZASI VERİLMELİ” YARGITAY İÇİN DE BİR ALIŞKANLIK OLMUŞTUR

3167 sayılı Kanunun TCK hükümleri ile çeliştiği, uyum yasası çıkmadığı için 31.12.2008 tarihinden itibaren yürürlükte olmadığı gündeme gelince 10. Ceza Dairesinden bu kanunun artık uygulama alanı kalmadığı doğrultusunda bir karar bekleniyordu ama gele gele cezalara onay kararı geldi. Yasanın yürürlükte olmadığını kimler söylüyordu; İstanbul Hukuk Fakültesinin Dekanı ve TCK nın yapımcısı ve TBMM Adalet  Komisyonu başkanı.

ADALET İÇİN BÜYÜK TEHLİKE!

Önümüzdeki günlerde yeni Çek Yasasının çıkması bekleniyor. Büyük tehlike bu yasa lehe hükümler içerse bile hakim ve savcıların hukuk ve adalet kaygısı ile değil de alışkanlıklarını devan ettirerek erken ibrazda olduğu gibi kanunların açık hükümlerini gözardı etmeleri.

ÇEK KANUNU UYGULAMALARINDA YARGI SORUN OLMUŞTUR.

Yargının görevi hukuku uygulamak adaleti sağlamakken Çek Hamillerini koruma kaygısı ile, ekonomik kaygılarla yargı adaletin önünde sorun oluyor. Buna  en iyi örnek 10 Haziran 2009 günü Çek Kanunu Alt Komisyonunda konuşan 10. Ceza Dairesi üyesi Çamlıbel’in  Meclis İnternet Haber Sitesinde yayınlanan sözleridir. Çamlıbel şöyle diyor:

-Ekonominin hizmetindeyiz, lehe uygulamarı bize bırakın yoksa lehe uygulamalardan dosyalar zaman aşımına uğrayabilir.

Bir yargıç nasıl ekonominin hizmetinde olabilir, yargıç adaletin emrinde olmalı ve adaleti tecelli ettirmeli. Bu da bir alışkanlık “ÇEK HAMİLLERİNİ KORUMA” alışkanlığı mı acaba? Çek sanıkları hakim ve savcıların gözünde terör suçlularında öte en tehlikeli sanıklardır. “EN TEHLİKELİ ÖRGÜT ÇEK ÖRGÜTÜ”

 

ADALET BAKANI MÜJDEYİ VERDİ!

FORUM BÖLÜMÜNDEKİ TARTIŞMAYA KATILINIZ.

BU BÖLÜME SAĞ ÜSTEKİ “FORUM” YAZISINA TIKLAYARAK GİREBİLİRSİNİZ.

ADALET BAKANININ HURRİYETTE ÇIKAN HABERİNİ VE YENİ ÖNERİLERİ TARTIŞIYORUZ.

http://rahmiofluoglu.blog/forum 

————————————————————————–

En Tehlikeli Örgüt ‘ÇEK’

faih

DAĞDAN inen PKK’lılar savcıya ifade verip serbest bırakıldılar.
Herkes, “Ne için ifade verdiler” diye merak ediyor.
Ben söyleyeyim. “Çek ifadesi” verdiler.
Savcı, PKK’lılara “Karşılıksız çekiniz var mı?” diye sordu. PKK’lılar da “Yok” deyince salıverildiler.
Eğer karşılıksız çek vermiş olsalardı şimdi hepsi hapisteydi.
Ama PKK yönetimi tedbirli davranmış, çek davası olanları yollamamış.
Gelenler, çek suçu işlememiş “basit terör” suçluları.
Bu soruşturmanın sebebi ise çek suçlularının dağa çıkıp sonra teslim olarak kurtulmalarını engellemek.

…………………………………………………………………………………………………………………………………………..

POSTA GAZETESİ

http://www.posta.com.tr/ekonomi/HaberDetay/_Cek_magduru__isyanda.htm?ArticleID=4693

Adalet Bakanı’nın Açıklaması Türkiye Adına Vahimdir!

534-21102009111327

Çek Kanun Tasarısı ve Hükümetin Tavrı

Türkiye 25 yıldır 3167 sayılı çek kanunu ile yaşamaktadır. Bu kanun ile yaşamanın büyük bir alışkanlık yarattığını görmekteyiz. Türrkiye’de bu alışkanlık sonucu oluşan genel kanı, karşılıksız çeke hapis cezasının kaldırılmasının ekonomi için olumsuz etkileri olacağıdır.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, yaptıkları açıklamalarda “…piyasada 200 milyon TL’nin üzerinde likit  (nakit para yerine kullanılan), çek miktarı olduğunu, çekin yerine ikame edilecek bir alternatif bulmadan çeke mevcut olan güveni sarsacak bir tedbiri almak, piyasadaki faiz oranını, ekonomik dengeleri etkileyebilecek bir hadisedir… ” demektedirler.

Bu açıklamadan çıkan sonuç şudur:

Çekte Adli Para Cezası (hapse dönüşen) kaldırılırsa, çek ödemeyenlerin oranının aşırı artacağı, bu ödememezliğin piyasadaki faiz oranlarını alt üst edeceği, ekonomik dengelerin etkileneceği düşünülmektedir.

Bu görüşe katılmak mümkün değildir! Bakanları böyle dü-şünmeye yönlendiren 25 yıllık alışkanlıktır. Çeklerini ödeyen insanlar, çekte Adli Para Cezası (Hapis) olduğu için çeklerini ödüyor değillerdir, çeklerin ödenmesinin tek nedeni firmaların piyasadaki kredibilitelerini koruma kaygısıdır.

Çekte Adli Para Cezası (Hapis), çeklerin ödenmemesi veya ödenememesinden sonra gündeme gelen bir konudur. Çekte Adli Para Cezası (Hapis) bu aşamadan sonra devreye girmekte ve çek hamillerinin alacaklarını hızlandıran bir rol oynamaktadır. Bunun anlamı, çekte Adli Para Cezası (Hapis) olsa da olmasa da, istatistiklere yansıyan durum karşılıksız çek oranlarında bir değişik olmayacağıdır. Dolayısıyla cezanın olmadığı durumda bozulacak bir denge yoktur.

Kaldı ki, bu düşünceyi savunmak, Türkiye’nin ekonomisinin çeke hiçbir ceza uygulamayan 210 ülkenin gerisinde olduğunun kabul etmektir. Bu durum, Babacan ve Sadullah Ergin adına övünülecek değil, utanılacak bir durumdur! Birkaç ülke hariç dünyanın bütün ülkeleri ekonomilerini hapis tehdidi olmadan sürdürebilmektedirler, ama Türkiye’de o kadar kötü bir ekonomik düzen vardır ki ekonomiyi Adli Para Cezaları ya da Hapis Cezaları olmadan sürdüremiyoruz. Biz Türkiye ekonomisinin bu kadar kötü olduğunu fikrine katılmıyoruz.

%d blogcu bunu beğendi: