NASIL BAŞARIRIZ?

Karşılıksız çek suçunu nasıl tarihin mezarlığına gömeriz, bütün dünyada olduğu gibi?…DEVAMI

NEDEN AF?

Durup dururken af çıkmaz..Bir affın siyasi ve sosyal nedenleri vardır. Af  ya oy hesabı ile, ya da siyasi partilerin programları gereği veya hem siyasi ve hem de sosyal nedenlerle çıkarılır. Siyasi iktidarın gündemindeki af ne oy hesabı, ne de AK Partinin programından kaynaklanmaktadır. Oy hesabı ile olsa seçimden önce gerçekleşirdi. Oysa bu af seçimden önce çıksa idi AK Parti seçimi kaybederdi. Bu af iç ve dış dınamiklerin dayatması ile çıkacaktır.

AF HUKUKA VE İNSAN HAKLARINA DAYALI BİR DÜŞÜNCEDEN KAYNAKLANMIŞ OLSA AF EN ÇOK KARŞILIKSIZ ÇEK MAHKUMLARI İÇİN GEREKLİDİR.. DEVAMI

Ankara Eylemi

cumlogo

cumhuriyet

22 Ekim 2009

Çeklerini ödeyemeyen birçok kişinin hapis cezasıyla karşı karşıya kaldığını anlatan Soy,”Özgürlüğümüzün, bir borcun teminatı olarak verildiği bir borç ödeme aracı ve sistemi duydunuz mu?” diye sordu. Soy, ”Karşılıksız çekte adli para ve hapis cezasını ortadan kaldıran” yeni çek yasasının bir an önce çıkarılmasını istediklerini söyledi.

————————————————————————–

2.Taksim Toplantısı Sonuçları

 İkinci Taksim Toplantısı beklenenden fazla katılımla gerçekleştirildi. Toplantının açılış konuşmasını Rahmi Ofluoğlu yaptı. Ofluoğlu’nun  konuşmasının özeti:

Arkadaşlar, Kosiad’ın örgütlü çalışması ile yeniden basının gündemine girdik.Kosiad Sanayici ve İş Adamlarının kuruluşu her yerde ilgi ile karşılandı. Bu aşamadan sonra bütün sektorlerle ve bu sektorlerde mevcut derneklerle ilişkiye geçerek bir Kobi Dayanışma platformu oluşturmayı amaçlıyoruz.

İŞ ADAMLARININ HUKUKSAL SORUNLARI

İş Adamlarının sorunları sadece karşılıksız çeke verilen cezalar değildir. Biz karşılıksız çek sorunun acil olduğunu düşünerek bu konuyu gündemimizin baş maddesi yaptık. Önce bu konuya değineceğim.

KARŞILIKSIZ ÇEKE CEZA

Bu konuda mücadele on aydır sürüyor. Bu konudaki görüşlerimizi bloglarda yazıyoruz, izliyor, okuyorsunuz, bu konuda bu anlamda açıklamalar yapmayacağım, ancak kısaca şunu tekrarlamak istiyorum. Karşılıksız çeke cezayı düzyenlen 3167/16. madde tam bir yargısız infazdır. Bu cezanın benzeri hiçbir uygar ülkede yoktur. Karşılıksız çek düzenlemekten insanlar beş yıl hapse mahküm oluyor. Yapılan yargılamada mahkeme sanığa çekinin karşılığını neden yatırmadığını, ya da yatıramadığını sormuyor. Sanığın yokluğunda yapılan yargılamlarda ki yargılamaların önemli  bir bölümü yoklukta yapılıyor, iş yerleri zora girince kira ödeyemez duruma geliyor ve adres terk ediliyor, bu nedenle de tebligatlar ulaşmıyor, 35 tebliği  yapılıyor, çek çalındı mı? Çek Gasp ile mi elde edildi, imza sanığa mı ait ? Bütün bu soruların cevabının yargılama için bir önemi yok.35 tebligatı yapılmış ise ceza veriliyor. İşte bu yargılama , adil bir yargılama değildir. İnsanlar savunmasız, sorgusuz sualsiz yıllarca hapis cezaları ile sonuçlanacak cezalara mahkum ediliyorlar. Bu durum hem TCK nın özü ve sözü ile çelişmektedir, hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinin, Adil Yargılanma Hakkının açıkça ihlalidir.

Yargılama sanığın katılımı ile yapılmış ise bu kez de çekin karşılığının neden yatırmadığı araştırılmamakta, sanık dolandırıldığı için mi, küresel kriz nedeni ile işleri bozuldu, deprem mi odu, nedeni niçini hiç ama hiç önemli değil, şark kurnazlığı ile şekli suç diye bir suç oluşturulmuş ve insanlar salt çekleri karşılıksız olduğu için yıllarca hapis ile sonuçlanacak cezalar alıyorlar. Şekli suç 5237  sayılı ceza kanunu ile çelişmektedir. Bu yasa ve mecliste bekleyen tasarı tam bir ucubedir, özellikle cezaları iki katına çıkaran tasarı vahimdir.

Adalet Bakanının açıklaması belirsizlikler içermektedir. Basın çeke hapis kalkıyor para cezası geliyor diye yazıyor, zaten mevcut durum bu. Hapis cezaları verilen adli para cezalarının bir sonucudur, bu da bir şark kurnazlığıdır. Bakan açıkça adli para cezasnı kaldıracağız, idari para cezası gelecek dememiştir. Meclise yapılan ziyaretlerde İyimaya ve diğer yetkililerden alınan yanıtlar tamamen politik cevaplardır.

SUÇ NEVİNİN DEĞİŞMESİ, LEHE UYGULAMALAR, YENİDEN YARGILAMALAR

Yeni çek kanununda TCK ile uyumun gözetileceği, şekli suç nevinden kusur ilkesine geçileceği beklenmektedir. Türk Ceza Kanunu ile uyum sağlanması doğal bir beklentidir. Tasarının cezayı düzenleyen 5. maddesine “kast” sözcüğünün ilave edilmesi  kanunun TCK ile uyumlu olmasını sağlayacaktır. Mevcut davalar, hapiste olanlar veya kaçak olanlar için bu durum lehe kanun uygulanması açısından yeniden yargılanmayı gerektirmektedir. Bence tasarının mecliste görüşülmesi bu nedenle geciktirilmektedir. Çünkü bu durumda mevcut dosyalar zaman aşımına uğrayacaktır, 10. Ceza Dairesi üyesi Çamlıbel, Haziran ayında alt Komisyonda bu uyarıyı yapmıştır, dosyalar zaman aşımına uğrar demiştir.

DERNEĞE ÜYE OLMAK

Üye olmayan arkadaşlar derneğe üye olarak çalışmalara katkı sağlamalıdırlar. Kişisel girişimlerle başarıyı yakalamak mümkün değildir.

KOBİ PLATFORMU

İş adamlarını tek sorunu karşılıksız çek değildir. Sıkıntıya giren firmalara yapılan icra takipleri ve haciz uygulamalarında tam bir yok etme, linç felsefisi hakimdir. Oysa mecut İcra İflas Kanununda haczedilmezlik ilkesi vardır, tek bir konutun haczedilemeyeceği, meslek ve sanatın icrasını sağlayan alat ve edavatın haczedilemeyeceği gibi birçok düzenlemeye rağmen avukatlar yıkım, yok etme amacı ile hacizler yapmaktadır. Bu konu bu toplantının sınırlarını aşacak kadar önemli ve geniş bir konudur.Mevcut İİK uygulalama ile borçluyu yok etme kanunu halini almıştır. Buna neden yargıtayın saçma sapan kararlarıdır. Bu konuyu Kobi platformunda ele alacağız ve yeni İcra İflas Kanununda daha somut düzenlemeler yapılması için girişimlerde bulunacağız.

Bütün bu sorunları aşmak için birlik ve dayanışma kaçınılmazdır.

Bu konuşmadan sonra toplantı gündemine geçildi. Meclisteki çek kanun ile ilgili çalışmalarda basınla ile ilişklere önem verilmesi, bu konun  oluşturulacak Kobi Platformuna taşınması kararlaştırıldı.

Toplantıdaki tartışmaları ve alınan diğer kararları daha sonra vereceğiz.

 

ZAFER İÇİN BAHANE ARANMAZ!

 EKİM AYINDA NE OLACAK?

CEK KANUNU ÇIKACAK MI, ÇEK MAHKÛMLARI VE KAÇAKLAR ÖZGÜRLÜKLERİNE KAVUŞACAK MI?

Çek mağdurları Ekim ayına odaklanmış bekliyorlar. Ekim ayında çek kanunun çıkacağı doğrultusunda söz verilmiş kendilerine. Şöyle düşünülüyor:

-Biz biraz güçlü eylemler yaparsak; özellikle meclis eylemleri yapar ve basında yeniden gündeme gelirsek çek kanunu bizim lehimize çıkar.

Cek-magdurları blogspot etrafında organize olan mağdurların Ekim ayını aşan bir planları, programları yok gibi.

BU GÖRÜŞ DOĞRU MU?

Koşullu olarak doğru. Koşul ne? Koşul güçlü bir organizasyon ve güçlü eylemler ile kamuoyu oluşturmak, basında yer almak, Tv kanallarında haber olmak ve meclis çoğunluğunun dikkatlerini çekmek, haklılığı öne çıkarmak.

GÜÇLÜ EYLEM NEDİR?

Güçlü eylem sadece sayı değildir, bundan da fazla niteliktir. Harekete sivil toplum örgütlerini, TESK gibi, katmak, etkili isimleri prof. Yücel Sayman gibi kazanmak, TBB liğini karşıya almak yerine birlik başkanı ile görüşerek kazanmak( bence bu mümkündür), böylece de basın ve Tv kanallarında haber olmak ve organize güçlü eylem düzenleme fırsatını yakalamaktır.

Bu şekilde kısa vadeli bir planlama için blogda yazılanlar doğru düşmekte, amaçla örtüşmektedir. Blogda şöyle deniliyor:

Bu yol haritamızı çizerken  tavrımızı, mücadeleme şeklimizi ve ilkelerimizi belirleme durumundayız.

1 – Hiç bir siyasi düşüncenin ne karşısındayız, ne de yanındayız, küresel ekonomik güçler, küresel politik aktörlerle kafamızı meşgul edemeyiz ,

bizim canımız yanmıştır, Ateşin düşüp Yaktığı yerdeyiz Biz çek mağdurlarıyız.

2- Çek mağdurları Derneği gibi, kendimize bir kimlik atayan, bir oluşum içinde değiliz.

Dernek Kurmak isteyen arkadaşlarımızın karşısında da değiliz, dileyen arkadaşlarımız bu oluşum içinde olabilir, Çek Mağdurları olarak, vaktimiz ve imkanlarımız dahilinde e-mail ve faks desteği verebiliriz.

3- TBMM ziyaretlerimizde, Siyasi Parti Grup Başkanları ve başarımız nispetinde görüşme taleplerimizi kabul edecek olan sayın Bakanlarımızla görüşmelerde bizleri temsil edecek, kitlesel sayımıza önderlik edecek sözcü arkadaşlarımızı belirlememiz gerekmektedir

Aramızda bu nitelikte, sıkıntılarımızı dertlerimizi dile getirebilecek konuya vakıf arkadaşlarımız var.
Geçmiş dönemlerde olduğu gibi, çek mağdurlarından ziyade kişiyi ön plana çıkaran hareketlerde olmayacağız.
Çek mağdurlarının bir niteliği vardır, ve bizlere yetkili tarafların yaklaşım biçimi tamamen duygusaldır, çünkü ortada yıkılan, dağılan özgürlüklerinden alıkonulan, göz yaşlarıyla vücut bulmuş bir dram vardır.
Çek Mağdurları oluşumunu kişiselleştirmek yada siyasallaştırmak, bu duygusal bakış açısını tersine çevirmek demektir.

4- Bizim  taleplerimizi dile getirecek sorunumuzu anlatacak taraf bellidir, Sorunun Çözüm yeri TBMM’dir.

Siyasi Partiler, iktidar ve Muhalefet partileri bu sorunu çözme konusunda bizlere söz vermişlerdir.
Her ne kadar gecikmiş olsa da, dün olduğu gibi bu gün de sözlerinin arkasındadırlar.
vadeli çeklerle oluşmuş bir piyasada karşılıksız çek düzenlemesi o kadar kolay değildi  verdikleri sözleri yerine getirmeleri için zamana ihtiyaçları vardı, ve Ekim ayı sözlerini tutacakları zamandır.
Bu zaman içinde vekillerimize ulaşacak dertlerimiz anlatacak ve yılmadan tekrar tekrar taleplerimizi dile getireceğiz.

5- Hedeflerimiz arasında, dertlerimizi sorunlarımızı anlatacağımız Avrupa Birliği Uyum Teşkilatları, Gazeteler ve Görsel Medya  vardır.

ÇEK MAĞDURLARI NİTELİĞİ ÖNE ÇIKARARAK GÜÇLÜ EYLEMLERİ ORGANİZE EDEBİLİRLERSE EKİM OLMASA BİLE YIL İÇİNDE ZAFERİ YAKALAYACAKLARDIR.

Ekim ayına kilitlenmek çok da doğru değil ama bu yıl içerisinde sonuca zafere kavuşmak kuvvetle muhtemel.

Zafer inananlarındır.

NO EXCUSE FOR VİCTORY

ZAFER İÇİN BAHANEYE YER YOK!

NOT:

Çek mağdurlarının asgari müştereki mağdur olmaktır.  Bu bir siyasi hareket değildir. Ülke ve dünya sorunlarını çözmek, bu amaçla örgütlenmek bu hareketin işi olamaz.

Çek mağdurlarının tek hedefi af ile özgürlüklerini elde etmek, biraz daha fazlası karşılıksız çekte cezanın kalkmasına katkı yapmak olabilir. Çek Mağdurları Blog Spotun  Yol Haritasındaki şu görüşleri doğru anlamak gerekiyor:

1 – Hiç bir siyasi düşüncenin ne karşısındayız, ne de yanındayız, küresel ekonomik güçler, küresel politik aktörlerle kafamızı meşgul edemeyiz ,

bizim canımız yanmıştır, Ateşin düşüp Yaktığı yerdeyiz Biz çek mağdurlarıyız.

2- Çek mağdurları Derneği gibi, kendimize bir kimlik atayan, bir oluşum içinde değiliz.

Bloglarda küresel ekonomik güçleri v.s hedef alan yazılar yazmak hedefi karartır, güçleri zayıflatır, düşman cephesini büyütür. Bu nedenlerle: 

Bankalar Birliği önüne siyah çelenk koymak, Türkiye Barolar Birliği önüne siyah çelenk koymak,

CHP yi gerçek dışı, uydurma haberlerle suçlamak, Türkiye İş Bankasını karşıya almak gibi öneriler son derece de yanlış, hedef karartan, hareketi güçsüzleştiren önerilerdir.

Salt Çek Mağdurları Hareketi için dernek fikri uygun değildir. Biz dernek öneriyoruz ama çek mağdurlarının amaçlarını aşan nedenlerle öneriyoruz; bir KOBİ Dayanışma Derneği kurmayı amaçlıyoruz. Böyle bir derneğin karşılıksız çek davasına katkısı olacaktır ama amaç uzun vadeli ve kalıcı bir amaçtır böyle bir dernekte.

 YAKALAYAMADIKLARIMIZDAN MISINIZ? AHMET TAN’IN YAZISI İÇİN TIKLAYINIZ

 

 

 

APO EMREDERSE AĞUSTOS YA DA EYLÜL GENEL AF!

EKİM GARANTİ SÖZ ALINMIŞ

AMA NEDEN AĞUSTOS OLMASIN, NEDEN EYLÜL OLMASIN?

Burhan İşcan, pressturk’te döktürmüş gene. Kanun maddelerini alt alta sıralamış, araya da Anayasa’dan maddeler koymuş, ondan sonra bakın işte her şey bizden yana. Hukukun bir temel prensibi vardır. “kanunlar lafzı ve ruhi ile meridir”  yani sadece kanunun sözünden anlaşılan yeterli değildir, güncel Türkçe ile söylersek kanunlar özü ve sözü ile birlikte yorumlanır ve uygulanır. Kanun maddelerini okuryazar herkes okur ve anlayabilir, ama kanun maddelerini bilmek hukukçu olmak demek değildir. Biz hukukçular kanun maddelerini ezbere bilmeyiz. Hukuk fakültelerinde kanun maddesi sorulmaz, ezberlenmez. Ezber gerçek hukukçunun işi değildir. Kanun maddelerinin kanunun bütünü içerisindeki anlamı, diğer maddelerle ilişkiler, sistem içerisindeki yeri önemlidir. Biz buna hukuk nosyonu da diyoruz. Mahkeme kararlarından kanun maddelerini alıp, ya da makalelerden, alt alta sıralamak kafa karıştırmaktan başka bir işe yaramaz.

Pressturk’te İşcan kanun maddelerini alt alta sıraladıktan sonra şöyle diyor:

EVET BİR SÖZ ALINDI. SAYIN ŞANDIR VE VURAL KEFİL. CHP GURUBUNDAN DA SÖZ ALINDI. O ZAMAN ZORUN NE DİYOR SAYIN AVUKAT.

ZORUM ŞU NİYE AĞUSTOS DEĞİL? NİYE EYLÜL DEĞİL?
AĞUSTOSUN 20 Sİ . GENEL AF SÖZ KONUSU. BU ARTIK DUYUM OLMAKTAN, ÖNGÖRÜ OLMAKTAN ÇIKTI. APO DENİLEN HAZRETİN! AÇILIM EMİRLERİ BEKLENİYOR. VE ALTTAN ALTA ŞEHİT ANALARI ALIŞTIRILIYOR.
BÖYLE BİR AFFI DA SADECE İÇİMİZDEKİ SUÇ KANIKSATILMIŞLAR DEĞİL DİĞER SUÇLULARDA BEKLİYOR.
BUNUN İÇİN DE FAL BAKMAYA GEREK YOK. BİRAZ GÜNDEMİ TAKİP EDİN YETER. HATTA CEZA EVLERİ GENEL MÜDÜRÜNÜN AÇIKLAMALARI BİLE YETER. NE DEMİŞTİ BİR ZAMANLAR. ŞARTLI TAHLİYE VEYADENETİMLİ SERBESTLİK.
EH ARTIK.
DEDİĞİM GİBİ SAYIN HOCAM. BENİM KİMSEYLE ALIP VEREMEDİĞİM YOK. OĞLUMU BAYRAMDA EVİMDE GÖRMEK İSTİYORUM O KADAR.
VAR MI İTİRAZI OLAN.
HEMDE BU KAFAYLA.
SEVENLERİ SEVDİKLERİ OLAN KATILIR. OLMAYAN KATILMAZ. OTURUR BEKLER. AĞLAMAYAN ÇOCUĞA MEME VERMEZLER.
ÜSTELİK VARLIK BARIŞINDAN, RUSYA VE CONİSTANDANDA PARA ALINDI.
YANİ SAYIN BABACAN DA TAMAM. BANKALAR DA DİZE GELDİ. FAİZ İNDİRME YARIŞINDALAR.
EKİMİ BEKLEMEYE GEREK VAR MI SİZCE?
SAYIN AVUKAT DOSTLARIM SİZİ ÇOK SEVİYORUM. CİDDEN VE SAMİMİ.
ÇÜNKÜ BENİ EZBERLERDEN KURTARAN SİZLERSİNİZ.
VE DE EZBERLERLE YOL ALINMAZ.
SAYGILARIMLA BURHAN İŞCAN
FENOMEN CAHİL HAK VE ONUR SAVAŞCISI YALNIZ KURT-ÇUK.

Bakın hele, genel af artık duyum değil, öngörü değilmiş;  ya ne hazret, sadece Apo denilen hazretin emirleri bekleniyor. Şaka mı bu, alay mı, ne bu? Şimdi bu yorumu tıpkı kanunları yorumlar gibi yazının bütünü içerisinde yorumlayarak yazarın gerçek amacını, ne ifade etmek istediğini anlayabiliriz. Ne diyor işcan; Ekim garanti, söz aldık, ama neden daha erken olmasın ki? Ağustos, eylül gibi yani, Apo zamanında yani 15 ağustosta açıklamasını yapsa idi 20 ağustos genel af, iş tamamdı.Gecikti, ama hala mümkün..

Üstelik para da bulunmuş. Babacan da tamam, her şey tamam arkadaşlar. Burhan abiniz her şeyi ayarladı, bütün gayreti Ekimden önce bu işi gerçekleştirmek. Yoksa Ekimden bir şüphe yoktur.

HUKUĞU HUKUKCULARA BIRAKIN”
HADİ BIRAKTIK (ZATEN DE ÖYLEYDİ. SİZ O ALANDA MÜCADELE EDİP BİZE DESTEK VERCEKTİNİZ. BİZDE KENDİ MÜCADELECİ ALANIMIZDA, KENDİMİE AİT KULVARDA. BUNUN KİME NE ZARARI VAR.)
KİME DUR DEDİK. KİMİN ÖNÜNDEN GEÇTİK.

Hukuk alanını bize bırakmakla lütfetmişsiniz efendim, Allah razı olsun.

Bu yorumu hangi sağduyu ile içimize sindireceğiz, ekim garanti, Apo emrederse Ağustos, hadi bilemedin Eylül. Sorun affın apo’nun emri ile olması değil, buradaki mantık ve verilen mesaj. Yazdıklarını okumadığını düşünüyorum.

22.08.2009

İşcan’ın Pressturk’te çıkan yazısına cevap. İşcana’ cevaplarımız yeni bir sütün açmadan bu yazı altında devam edecek. Cevap vermeye devam edeceğiz çünkü davaya zarar veriyor.

HAYAL TACİRİ

UYDURMA HABERLERLE İNSANLARIN UMUTLARI İLE OYNUYOR

MEYDANI BOŞ SANIP HAYAL KURUP HAYAL SATIYOR

Şu satırlara bakınız:

NİÇİN BOŞ BEKLENTİ?

1-9 Haziran 2009 Habertürk Gazetesi Yazarı Muharrem Sarıkaya yazıyor. “Sayın Köylü’ye lehe karar veren mahkemelerin durumunu sordum. Yargıtaydan rica ettik bu durumu durdurduk” LEHE KARAR VEREN MAHKEMELER DURDURULDU.
2-Yargıtay Başkanı öneride bulunuyor. Öneri malum. Suçsuzluk birinci ağızdan tescilli.

Köylü ne demiş Muharrem Sarıkaya:

Yargıtay’dan rica ettik LEHE KARAR VEREN MAHKEMELER DURDURULDU.

Bu ne? Bu bir cehaletten öte bir şey, söz bulamıyorum söylemek için. Be hey cahil YARGITAY RİCA İLE KARAR MI VERİYOR?

BE HEY CAHİL YARGITAY DAİRE KARARLARI ESAS MAHKEMELERİNİ BAĞLAR MI?

Böyle bir şey olamaz. Hakkı Köylü böyle bir beyanat vermişse o onun köylülüğüdür, Asiye Ceza Mahkemelerini bağlamaz. Ayrıca bu beyanat suçtur, savcılar bu açıklamayı ihbar kabul ederler.

Kaldı ki mahkemeler beraat kararlarına devam ediyor hazret.

İİŞCAN HAYAL KURMAYA DEVAM EDİYOR

6-Bir gün ara ile YARGITAY BAŞKANI HEM KÖŞKE HEM BAŞBAKANLIĞA DAVET EDİLİYOR. “yargıdaki sorunlar görüşüldü” deniliyor gazetelere.
7-Çek Yasasının Çıkmasından başka çare olmadığı söyleniyor bütün siyasilerce

Çek yasasının çıkması çek mağdurlarının sorunlarını çözer mi? Senin hayallerin sende kalsın çek tasarısı karşılıksız çekte cezayı kaldırmıyor iki katına çıkarıyor. Alt komisyonun bir rapor vermiş olması gerekiyor ama daha bu raporu verip vermediğini ve içeriğini bilmiyoruz, kaldı ki alt komisyon raporu bağlayıcı değildir.

SALLIYOR, DESTEKSİZ ATIYOR

 

Varlık barışı ile toplanan para dudak uçuklatıyor. İkincisi yolda.
IMF Türkiye’nin bize ihtiyacı yok diyor. Aslında var hemde çok.
NABUCCO VE RUSYA İLE ENERJİ ANLAŞMASI. IRAKTA AMERİKAN PETROLÜNE BEKÇİLİK İÇİN KÜRT AÇILIM PROJESİ FALAN .

Varlık barışı ile para bulunmuş. Nabucco , Rusya ile enerji anlaşması, yani anlayacağınız Türkiye krizi aştı beyler. Para var, enerji anlaşmaları yapıldı, birde petrol bekçiliğinde gelecek paralar, Türkiye köşe. Artık karşılıksız çeke cezaya gerek kalmadı.

Bütün bunlar uzmanlar tarafından değerlendirilen, tartışılan konular, daha sonuçları alınmamış, yararları ve zararları tartışılıyor. Türkiye’nin petrol bekçiliğini taktirlerinize bırakıyorum. Bütün bu konular İşcan Hazretlerinin boyunu çok aşar. Bu görüşün özü zayıf.

Karşılıksız çeke cezanın ekonomiyi kurtardığı savının kabullenilmesi cezacı anlayışı güçlendirir. Para bulundu(inanmayın) karşılıksız çek sorunu çözüldü savı yanlış bir görüş. Karşılıksız çek ekonomiyi değil alacaklıları koruyor. Adli para cezalarından hazineye giden para devede kulak bile değil. 3167 sayılı kanunun adı ÇEK HAMİLLERİNİ KORUMA…

Babacan ortaya bir laf attı siz de oltaya takıldınız.

“YARI CAHİLLER CAHİLLERDEN DAHA TEHLİKELİDİR”

GELELİM EKİM AYINA

Madem Ekim ayı için söz alınmış tekrar soruyorum o zaman sıkıntı nerde? Herkes keyfine baksın. Hele apo bir açıklasın isteklerini o zaman Ağustos bilemedin Bayrama kadar iş tamam..Boş verin siz çek mağdurları, yatın, keyfinize bakın Burhan abiniz işi bağlamış.

EKİM AYINDA NE OLABİLİR

Zor bir olasılık ama çek kanunu çıkabilir, ama nasıl bir kanun işte bu konuda hayalden öteye elde sağlam bir veri yok. Bu arada kahve kültürü ile bahislere girmek, İşcan ile …yarıştırmak bize yakışmaz. Burası Türkiye, her zaman her şey olabilir, hatta içerdekilerle dışlardakiler yer değiştirebilir…Bize düşen insanların umutları ile oynamak, hayal tacirliği yapmak değil, gerçekleri göstermek ve mücadele yolunu aydınlatmaktır.

BİZ HAYAL ÜRÜNÜ YORUMLARLA İNSANLARIN PASİFİZE EDİLMESİNE, UMUTLARI İLE OYNANMASINA KARŞI DURUYORUZ.

DİLERİM VE UMARIM EKİMDE HAPİSTEKİ ÇEK MAĞDURLARI VE KAÇAKLAR ÖZGÜRLÜKLERİNE KAVUŞURLAR.

 

 

 

 

%d blogcu bunu beğendi: