2004 Sayılı İİK madde 285 KONKORDATO İLE SERMAYE ŞİRKETLERİ VE KOOPERATİFLERİN UZLAŞMA YOLUYLA YENİDEN YAPILANDIRILMASI ADİ KONKORDATO KONKORDATA TALEBİ

2004 Sayılı İİK madde 285

KONKORDATO İLE SERMAYE ŞİRKETLERİ VE KOOPERATİFLERİN UZLAŞMA YOLUYLA YENİDEN YAPILANDIRILMASI ADİ KONKORDATO KONKORDATO TALEBİ:

(Değişik madde: 18/02/1965 – 538/120 md.)

(Değişik fıkra: 17/07/2003 – 4949 S.K./67. md.) Konkordato hükümlerinden yararlanmak isteyen herhangi bir borçlu, icra mahkemesine gerekçeli bir dilekçe ve bir konkordato projesi verir. Bu projeye ayrıntılı bir bilanço, gelir tablosu ve defter tutmaya mecbur şahıslardan ise defterlerinin durumunu bildiren bir cetvel ekler. Bu cetvelde, özellikle Türk Ticaret Kanununun 66 ncı maddesi hükmünce tutulması mecburi olan defterlerin hepsinin tutulmuş olup olmadıkları gösterilir. Read the rest of this entry »

2004 Sayılı İİK madde169 BORCA İTİRAZ

2004 Sayılı İİK madde169

BORCA İTİRAZ

(Değişik madde: 18/02/1965 – 538/82 md.)
Borçlu, 168 inci maddenin 5 numaralı bendine göre borca karşı yapacağı itirazını bir dilekçe ile icra mahkemesine bildirir. Bu itiraz satıştan başka icra takip muamelelerini durdurmaz.
İTİRAZIN İNCELENMESİ: MADDE 169/a.
(Ek madde: 18/02/1965 – 538/83 md.)
(Değişik fıkra: 17/07/2003 – 4949 S.K./46. md.) İcra mahkemesi hakimi, itiraz sebeplerinin tahkiki için iki tarafı en geç otuz gün içinde duruşmaya çağırır. Hakim, duruşma sonucunda borcun olmadığının veya itfa veya imhal edildiğinin resmi veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispatı halinde itirazı kabul eder. İcra mahkemesi hakimi yetki itirazının incelenmesinde taraflar gelmese de gereken kararı verir.
(Değişik fıkra: 17/07/2003 – 4949 S.K./46. md.) İcra mahkemesi hakimi, borçlunun itiraz dilekçesine ekli olarak ibraz ettiği belgelerden borcun itfa veya imhal edildiği veya senedin metninden zamanaşımına uğradığı veya borçlunun borçlu olmadığı yahut icra dairesinin yetkili olmadığı kanaatine varırsa, daha evvel itirazın esası hakkındaki kararına kadar icra takibinin muvakkaten durdurulmasına karar verebilir. Read the rest of this entry »

2004 Sayılı İİK madde 74 DÖRDÜNCÜ BAP HACİZ YOLİYLE TAKİP MAL BEYANI BEYANIN MUHTEVİYATI

2004 Sayılı İİK madde 74

DÖRDÜNCÜ BAP HACİZ YOLİYLE TAKİP  MAL BEYANI BEYANIN MUHTEVİYATI

Mal beyanı, borçlunun gerek kendisinde ve gerek üçüncü şahıslar yedinde bulunan mal ve alacak ve haklarında borcuna yetecek miktarın nevi ve mahiyet ve vasıflarını ve her türlü kazanç ve gelirlerini ve yaşayış tarzına göre geçim membalarını ve buna nazaran borcunu ne suretle ödeyebileceğini yazı ile veya şifahen icra dairesine bildirmesidir.

YARGITAY 17.HD.2004/9388 E.-2004/10964 K. İçtihat

Mal beyanı dilekçesinde, İİK.nun 74. maddesinde öngörülen  nitelikte, borcunu ne şekilde ödeyeceğini ve geçim şeklini bildirmeyen borçlunun,usulüne uygun mal beyanında bulunduğundan söz edilemeyeceğinden mahkumiyetine hükmedilmesi gerekirMal beyanında bulunmamaktan sanık R____S_____’nın yapılan yargılaması sonunda; Beraatine dair KAŞ İcra Ceza Mahkemesinden verilen 1.4.2004 gün ve 2004/12 esas 2004/16 karar sayılı hükmün süresi içinde, Yargıtay’ca incelenmesi müşteki vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından 14.9.2004 günü daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü: Read the rest of this entry »

2004 Sayılı İİK madde 33 İCRANIN GERİ BIRAKILMASI

2004 Sayılı İİK madde 33

İCRANIN GERİ BIRAKILMASI :

(Değişik : 18/2/1965 – 538/17 md.)

İcra emrinin tebliği üzerine borçlu yedi gün içinde dilekçe ile icra tetkik merciine başvurarak borcun zamanaşımına uğradığı veya imhal veya itfa edildiği itirazında bulunabilir. İtfa veya imha iddiası yetkili mercilerce re’sen yapılmış veya usulüne göre tasdik edilmiş yahut icra dairesinde veya tetkik merciinde veya mahkeme önünde ikrar olunmuş senetle tevsik edildiği takdirde icra geri bırakılır. Read the rest of this entry »

2004 Sayılı İİK madde 18 YARGILAMA USULLERİ

2004 Sayılı İİK madde 18

YARGILAMA USULLERİ :

(Değişik: 18/2/1965 – 538/11 md.)
(Değişik fıkra: 6352 S.K.-02.07.2012/m.6) “İcra mahkemesine arzedilen hususlar ivedi işlerden sayılır ve bu işlerde basit yargılama usulü uygulanır.”
Şu kadar ki, talep ve cevaplar dilekçe ile olabileceği gibi icra mahkemesine ifade zaptettirmek suretiyle de olur.
(Değişik üçüncü fıkra: 17/7/2003-4949/4 md.) Aksine hüküm bulunmayan hâllerde icra mahkemesi, şikâyet konusu işlemi yapan icra dairesinin açıklama yapmasına ve duruşma yapılmasına gerek olup olmadığını takdir eder; duruşma yapılmasını uygun gördüğü takdirde ilgilileri en kısa zamanda duruşmaya çağırır ve gelmeseler bile gereken kararı verir. Duruşma yapılmayan işlerde icra mahkemesi, işin kendisine geldiği tarihten itibaren en geç on gün içinde kararını verir. Duruşmalar, ancak zorunluluk hâlinde ve otuz günü geçmemek üzere ertelenebilir.

İCRA MAHKEMESİ,BASİT YARGILAMA USULÜ VE İCRA İNKR TAZMİNATI.

Şikayet konusu işlem hakkında duruşma yapmak yetkisi icra mahkemesi hakiminin takdirinde olan bir husustur.Şikayet konusu işlemin incelenmesi dosya üzerinden olacağı gibi,İİK 18/son gereği duruşmalı olarak da yapılabilir.İcra müdürü şikayette hasım olarak gösterilmez çünkü yapılan işlem icra müdürlüğüün uhdesinde olduğundan dolayı kişisel olarak hasım gösterilmesi taraf teşkili bakımından mümkün değildir Read the rest of this entry »

Limited Şirket Temsilcisi Dilekçe Örneği

Karşılıksız Çek Mağdurları Milletvekillerine Dilekçeler Fakslıyorlar

KARŞILIKSIZ ÇEK MAĞDURLARI MİLLETVEKİLLERİNE DİLEKÇELER FAKSLIYORLAR
Sayın Milletvekilim,
KARŞILIKSIZ ÇEK KONUSU YENİDEN SORGULANMALI VE ÇAĞDAŞ, ADİL BİR ÇÖZÜM BULUNMALI.
Zor duruma düşen iş adamları, esnaflar her gün mahkeme kapılarında bekliyorlar. Mahkûm olanların bir kısmı ya kaçak yaşıyor, ya da içerdeler. Aileler perişan. Peki, bu insanlar bütün bunları hak ettiler mi? Çeki her karşılıksız çıkan insan suçlu mudur? Adalet, dolandırma kastı olanla, iyi niyetine rağmen zor duruma düşenleri ayırt edecek imkâna sahip mi?
3167 sayılı yasa ,suçta kast unsuru aramamakta, hangi nedenle olursa olsun çeki karşılıksız çıkanları mahkûm etmektedir.1995 yılından itibaren üç kez bu yasa iptal istemi ile Anayasa Mahkemesinin önüne geldi. Anayasa Mahkemesi bütün bu iptal istemlerini çek bir senet(akit, sözleşme ) değildir gibi hukuk dışı gerekçelerle ret etti. Bunun üzerine Prof. Dr. Hayri Domaniç ünlü makalesinde Anayasa Mahkemesi’nin AĞIR ŞEKİLDE hatalı olduğunu yazdı ve Kur’andan örnek vererek şöyle dedi: KUR’AN-I KERİM’in AHZAP Suresinin 72. Ayeti diyor ki;
İnsan ZALUMEN CEHULA yani İNSAN ÇOK ZALİM ve ÇOK CAHİLDİR.
Anayasa mahkemesi kararlarını HAŞİM KILIÇ’IN muhalefet oyu ile ve çoğunlukla vermiştir.
Bu yasa AKP döneminde düzenlenmiş bir yasa değil. Ama bu adaletsizliğe son verecek olan AKP olmalı.
Bugün, belirlenen sürede 31.12.2008 tarihine kadar uyum yasası çıkarılamadığı için mahkemelerin bir bölümü karşılıksız çeklerden beraat kararı verirken çoğu mahkûmiyet vermektedir. Prof.Dr. Adem Sözüer’in ve Sayın İyimaya’n bu konu ile ilgili açıklamalarından sonra umutlar mahkemelere bağlanmıştı. Şimdi ise bir kargaşa yaşanmaktadır. Ancak önemli olan bir şekilde gerçekleşecek af değil, yasadaki adaletsizliğin giderilerek adil bir çek yasasına kavuşmaktır. Bunu için yapılması gereken siz milletvekillerinin 3167 sayılı yasada küçük bir değişiklikle, bu suçu kasta bağlamak ve basit yargılama yerine karşılıksız çek suçlarını genel yargılamaya tabi tutmaktır.
3167 sayılı çek yasasına kast unsuru ilave edilir ve genel yargılama usulüne geçilirse mevcut çek mahkumları özgürlüklerine kavuşur ve yargıdaki davalar da düşer. Bundan böyle de kötü niyetle, ya da dolandırma kastı ile çek keşide edenler yeni yasaya göre adil bir yargılamaya tabi olurlar.
Siz değerli vekillerimizden acil adalet bekliyoruz.

KARŞILIKSIZ ÇEK MAĞDURLARI AKP MİLLETVEKİLLERİNE DİLEKÇELER FAKSLIYOR
Sayın Milletvekilim,

Karşılıksız çekten dolayı hapis cezası çağdışı ve ilkeldir. Karşılıksız çeke verilen hapis cezaları giderek sosyal bir yaraya ve belki sosyal kargaşalara yol açacaktır. Kişi hak ve hürriyetlerine ve esasen mevcut Anayasamıza da aykırı olan bu uygulama 1 Ocak 2009 tarihi itibariyle yeni bir boyut kazanmıştır:

Konu ile ilgili mevcut hukuki durum aşağıda sadece iki ana husus bakımından özetlenmiştir. Uygulama yasasında verilen süre 31 Aralık 2008′de dolmuş ve bu tarihten itibaren karşılıksız çek suçları fiilen cezasız kalmıştır. Eğer hukuk devletiysek, bu suçtan dolayı, yeni bir yasal düzenleme yapılana kadar hiçbir mahkeme ceza veremez ve önceden verilmiş olan cezalar da hukuken yok hükmündedir.

Ne var ki yargı tereddüttedir ve 3 aydır çelişkili kararlar verilmektedir. Bazı mahkemeler ceza vermeye devam ederken kendisinden bir çözüm beklenen YARGITAY, bugüne kadar yerel mahkemelere emsal oluşturacak bir karar da vermemiştir. Bazı illerdeki Asliye Ceza Mahkemeleri ve en önemlisi Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesi ise, cezaların infazını durdurmuş ve hükümlüler tahliye edilmeye başlanmıştır. Diğer taraftan karşılıksız çekten dolayı ceza almış olan binlerce kişi ise kanunsuz bir şekilde 3 ayı aşkın süredir cezaevlerinde tutulmaktadır.

Ekonomik suçtan dolayı hürriyeti bağlayıcı ceza verilmesinin gayri insani olduğu, mevcut düzenlemenin anayasaya aykırı olduğu konuları bir tarafa, ortada apaçık bir hukuksuzluk ve kaos vardır! Teknik bir konu değil, akl-ı selim sahibi herkesin kolayca anlayabileceği basit bir durum var ortada… Prof. Dr. Adem Sözüer ve daha birçok hukukçu aylardır konuyu anlatmaya çalışıyor ama maalesef hukuksuzluk devam ediyor.

Bu kaos hem adalet anlayışını zedeliyor, hem de apaçık bir ihlal niteliği taşıyor. Üç aydır haksız yere cezaevlerinde tutulan insanlar, bu durumu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine taşıdıklarında kesinlikle lehe bir karar çıkacak ve yüklü tazminatlar gündeme gelecektir. Zira Sakarya Ağır Ceza Mahkemesinin aynı konuda verdiği emsal kararlar var. Bu kararlar diğer mahkemeleri bağlayıcı olmasa da ceza hukukunun uygulanmasında yeknesaklık zedelenmiş ve kanun önünde eşitlik ilkesi bozulmuştur. Böyle bir netice, Meclisi ve hükumeti zor durumda bırakacağı gibi, uluslararası hukuk çevrelerinde ve kamuoyu nezdinde yargı organlarının saygınlığını da zedeleyici sonuçlar doğurabilecektir. Meclisin ve hükumetin bir an önce bu çarpık duruma el koyması ve hukuksuzluğu sona erdirmesi gerekiyor.

Yeni yasada adli para cezası ve dolayısıyla hapis cezası devam edecek olsa da, çıkacak kanuna eklenecek bir geçici madde ile, 1 Ocak 2009 tarihi ile kanunun çıktığı tarihe kadar oluşmuş bulunan yasal boşluk sebebiyle cezasız kalmış olan karşılıksız çek suçundan dolayı verilen cezaların kaldırılması sağlanabilir. Böylece hem yargının tereddütleri izale edilmiş olur, bozulan yeknesaklık ve eşitlik ilkesi de nispeten telafi edilebilir.
Ortada kamu vicdanını rahatsız eden, toplumsal barışı zedeleyen ve adalet duygusunu inciten çok vahim bir tablo vardır ve süratle çözüm beklenmektedir.

Sessiz sedasız onbinlerce insan ve aile, Yüce Meclisten hukuk devleti esasına uygun bir çözüm beklemektedir.

HUKUKİ DURUMUN ÖZETİ

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 5 inci maddesi “Özel kanunlarla ilişki” başlığını taşımaktadır. Bu maddeye göre, “Bu Kanun’un genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren özel kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır.” Bu kanunun yayınlanmasını müteakip 3167 sayılı Çek Yasasının da içinde bulunduğu “ceza içeren özel kanunlar”da gerekli değişiklik ve uyumların yapılabilmesi için 5nci maddenin uygulanması 31.12.2008 tarihine ertelenmiştir. Ancak 31.12.2008 tarihine kadar, diğer birçok özel kanunda değişiklik yapılmış olmasına rağmen Çek Kanununda gerekli değişiklikler yapılmadığından, artık 01.01.2009 tarihi itibariyle 3167 Sayılı Yasanın ceza içeren ve TCK Genel Hükümlerine aykırılık teşkil eden maddeleri zımnen yürürlükten kaldırılmış bulunmaktadır. Nitekim, 31.12.2008 tarihine dek, ceza hükmü getiren diğer özel kanunlardan olan 3167 Sayılı Çek Kanununun cezai hükümleri, TCK’nun genel hükümlerine aykırı olsa da uygulanabilmekteydi.

Aykırılıklar nerededir?

1. TCK m. 21 bakımından : 3167 SK. m. 16/1’de karşılıksız çek keşide etme suçu, “şekli suç” niteliğinde düzenlenmiştir. Ancak, TCK ’nın genel hükümleri (m. 21) uyarınca, bir suçun oluşumu kastın varlığına bağlıdır. Kast “doğrudan”(m. 21/1) veya “olası kast” (m. 21/2) olabilir. Bu nedenle, bir kişinin karşılıksız çek nedeniyle cezalandırılabilmesi için, bu kişinin çeki keşide ederken, çekin karşılıksız kalacağı kastıyla hareket etmiş olması gerekmektedir. Başka bir deyişle, bunu bilmeli ve istemelidir. Dolayısıyla, yapılan yargılamada, artık kastın varlığı mutlak olarak araştırılmalı ve bunun sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Şayet olayda kast yoksa TCK m. 21/2’ye göre, somut olayda karşılıksız çek keşide eden kişide “olası kast”ın varlığı da ayrıca değerlendirilerek, maddede öngörülen ceza indirimleri uygulanmalıdır.
5252 Sayılı Kanunun kabulü ve uygulanması ile, hukukumuzda bugüne kadar zaten tartışmalı olan “objektif sorumluluk” esası terkedilmiş ve “kusursuz ceza olmaz” esası tamamen geçerli kılınmıştır. Şu halde, karşılıksız çek suçlarında, 1.1.2009 tarihine kadar “objektif sorumluluk” esasına göre verilmiş olan cezalar geçerliliğini yitirmiş bulunmaktadır. Artık suçun manevi unsuru olarak “kast” aranmalıdır. Aksi bir uygulama “kanunsuz suç ve ceza olamaz” esasına açık bir aykırılık teşkil edecektir.
2. TCK m. 52 bakımından
Çek Kanunu’na göre, karşılıksız çek keşide etme suçunun cezası, çek bedeli tutarı kadar “adli para cezası” olarak belirlenmekteydi. Ancak, 1.1.2009 tarihinden itibaren TCK’nın adli para cezalarına ilişkin 52. maddesi uygulama alanı bulacağından, ceza miktarının ve niteliğinin belirlenmesi değişmiş bulunmaktadır.
TCK 52. maddenin uygulanmaya başlaması ile Çek yasasındaki çek bedeline bağlı adli para cezası uygulaması son bulmuştur. Adli para cezasının miktarının tespiti artık, sadece gün/para esasına göre yapılabilecektir. 3167 Sayılı Çek Kanunu’nun uygulamasında, ceza, karşılıksız çıkan çek miktarına göre belirlenmekteyken, TCK’nın 52. maddesinin uygulanmasıyla, öncelikle tamgün hesabının yapılması ve bir güne karşılık gelen parasal miktarın belirlenmesi üzerine karar verilmesi gerekmektedir. TCK m. 61/8 hükmüne göre, adli para cezası, belirlenen sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle bulunacaktır. Bu itibarla, yargılama sonucunda verilecek adli para cezasının tayini usulü de tümden değişmektedir.
Nitekim hazırlanan yeni Çek Kanunu tasarısında da “Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adlî para cezası, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamaz.” Denilmek suretiyle adli para cezasının tayininde Yeni TCK’na uygun olarak gün/para sisteminin getirildiği görülmektedir.
Bu değerlendirmeler ışığı altında bugüne kadar 3167 Sayılı Kanuna göre verilen çek cezaları, 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunan TCK 5nci maddesi uyarınca , aynı kanunun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir ve sanık/hükümlü lehine olan yeni hükümler uygulanarak bugüne kadar verilmiş olan cezaların infazı durdrulmalıdır.
Uygulanamayacağı yasa ile düzenlenen, bu nedenle yasal olarak yok hükmünde olan bir kurala göre ceza vermek, gerek Anayasa’da yapılan temel haklar ile ilgili düzenlemelere, temel hak ve özgürlükleri içeren Uluslararası Sözleşme hükümlerine ve gerekse Türk Ceza Kanunun 2. maddesinde düzenlenen kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz, kanunlarda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz kuralına da aykırıdır.

Karşılıksız Çek Mağdurları Milletvekillerine Dilekçeler Fakslıyorlar

%d blogcu bunu beğendi: