CHP Ankara Milletvekili Sinan Aygün

Ankara Milletvekili Sinan Aygün

Sinan Aygün çek yasasının değişmesi için ciddi bir çaba içerisinde.

Sayfaya gitmek için buraya TIKLAYINIZ

Gandi Kemal’den tarihi konuşma

CHP Genel Başkanlığı için tek aday olarak çıkan Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’nin bugün yapılan 33. olağan kurultayda yoğun alkışlar arasında tarihi konuşmasını yaptı. Kılıçdaroğlu, 70 dakika süren konuşmasının ardından Bülent Ecevit ile özdeşleşen kasketi takarak, salondakileri selamladı.

Cumhuriyet Haber Portalı

İstanbul– Kamuoyunda Gandi Kemal olarak anılan Kemal Kılıçdaroğlu yoğun katılımlı kurultayda konuşmasını yaptı. Kılıçdaroğlu, 70 dakika süren konuşmasının ardından Bülent Ecevit ile özdeşleşen kasketi takarak, salondakileri selamladı. Yoğun alkış ve “Başbakan Kemal” sloganlarla konuşması sık sık kesilen Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satırbaşları şöyle:

– Geliyoruz, geliyoruz iktidara geliyoruz!  Hepinizi en içten duygularla selamlıyorum.

“O failleri bulmak boynumuzun borcudur”

– Böylesine görkemli bir toplantıda, İnönü, Ecevit ve Deniz Baykal’a kadar görkemli tarihin sahibi olacağız ve o görkemli tarihi ileri taşıyacağız. Hepinizi en içten duygularla selamlıyorum. Hepinize yürekten, içten ‘Merhaba’ diyorum. Sayın Baykal’a yapılan komplonun failleri ortaya çıkmış değil. O failleri bulmak boynumuzun borcudur.

“Taşeronculuğu CHP iktidarında gömeceğiz”

– Zonguldak’ta kara elmas için alın teri döken madenciler gündemimiz. Recep Bey diyor ki bu yörenin insanları bu olaylara alışık. Ölüm bu mesleğin kaderinde var diyor. Bizim kadar yaşamını yitiren işçiler var. Nasıl oluyor da başka yerde yaşamını yitirmeyenler Zonguldak’ta kader oluyor. Onların ailelerine başsağlığı diliyorum. Meraklanmasınlar iş sağlığı ve iş güvenliği nedir, biz onarla öğreteceğiz.

-Bu işçilerimizin bir sorunu daha var. Yaşamlarını kaybeden bu işçilerin tamamı taşeron işçisi. CHP iktidarında taşeronluğu tamamen gömeceğiz. Kamuda çalışan hiçbir işçi yaşamı boyunca asgari ücrete mahkum olmayacak. Örgütlü toplum olacağız. İlk gideceğim yer Zonguldak olacaktır, emeğin başkenti Zonguldak olacaktır.

– Bu kongre tarihi bir kongredir, artık düğmeye basıyoruz artık iktidara koşuyoruz. Halkla beraber yürüyeceğiz.

“Önce halk”

– Türkiye’de rüşvetin, haksızlığın sonunu getirmek inşallah bize nasip olacak. Bunlar hukuk dediler, hukuku katlettiler, demokrasi dediler, demokrasiyi katlettiler. Söz veriyorum, özel yetkili mahkemelere de son vereceğiz. Bunlar onurlu dış politika diye Dubai’ye gidip 10 milyar dolara Türkiye’nin onurunu masaya yatırdılar. Artık iktidara koşuyoruz. Mustafa Kemal bu ülkeyi kurarken ’önce halk’ dedi.

 – Biz Türkiye’yi içinde bulunduğu çıkmazdan çekip çıkarmaya mecburuz. Bunu ancak CHP yapabilir. Çünkü CHP, Kuvayı Milliye demektir, çünkü CHP Müdafaa-i Hukuk demektir, çünkü CHP Anafartalardır, Conk Bayırı’dır İzmir’de Hasan Tahsin, Lozan’da İnönü’dür. Erzurum’da Nene Hatun, Kahramanmaraş’ta Sütçü İmamdır. Genlerinde ulusal çıkarları korumak, halkının çıkarlarını korumak vardır. CHP değişimci ve devrimcidir. Değişimi ve devrimi sonuna kadar götüreceğiz. Türkiye’yi yeniden inşa edeceğiz. Demokrasinin çıtasını yükselteceğiz. Korku imparatorluğu değil, sevgiyi egemen kılacağız. Kardeşçe beraber olacağız. Kine kitabımızda asla yer yoktur. Bir ozanımızın dediği gibi ‘yok edeceğiz insanın insana kulluğunu’. Kardeşçe yaşayacağız, barış türküleri söyleyeceğiz. Hep beraber bu coğrafyada kucaklaşarak güzel Türkiye’yi yeniden yaratacağız. Bütün toplum katmanlarıyla beraber olacağız. Bu ülkeyi kuran lider şunu söylüyor; ‘çalışmadan yorulmadan ve üretmen rahat yaşamanın yollarını aramayı alışkanlık haline getirmiş milletler evvele hasiyetlerini, sonra hürriyetlerini daha sonra da istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar’….

– Soruyorum Sayın Başbakan’a: “Recep Bey, işsizlik fonundan aldığın paranın ne kadarını GAP’a harcadın?” Açıkla bakalım. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yapılan ayrışma politikalarını ters yüz edeceğiz. Herkesin karnı doyacak. Türkiye’de barış rüzgarları esecek. İnançlara ve her etnik kimliğe saygılı olacağız.

“Neden AKP’ye oy veriyorsun?”

– Geçinemiyorsan neden AKP’ye oy veriyorsun, senin haklarını ben savunuyorum. Emekli dediğimiz bir köşeye atılmış bir insan değil. Yıllarca çalıştı. Bu kadar çalışmanın bedeli bu mudur? Biz onları atılan köşeden çıkarmak istiyoruz. Bunun yolu CHP’nin iktidarından geçer.

-Sanayici artık bu ülkenin kamu görevlisidir. Sanayici üretecek, istihdam yaratacak. Onun önünü biz açacağız. Esnaf özü itibarinde sosyal demokrattır. Siz esnafı bitiriyorsunuz. Ben esnaftan da oy istiyorum. Kim bu aklı fikri veriyor Recep Bey’e onu da anlamıyorum ben.
Recep Bey ekonomiyi bilmiyor

– Türkiye’nin en büyük sorunu işsizlik. Recep Bey ekonomi nedir bilmiyor, piyasa nedir bilmiyor. Ekonomi bilmeyen adamların ülkeyi yönetmesine hazır mısınız? O zaman bunları alşağı etmeliyiz, sandığa gömmeliyiz. Recep Bey diyor ki, ‘’Her üniversiteyi bitiren iş bulacak diye bir şey mi var?’’ Bu kural senin için geçerli olabilir ama fakir fukara için nasıl geçerli olacak. İşsizliği bitireceğiz diye söz verdiler. Verdiği sözün arkasında durmayan adam yiğit değildir.

“Sen de insaf yok mu?”

– Ama meraklanmasın CHP iktidarında ekonominin ne olduğunu görecek. Diyarbakır’ın Bağlar semtinden yıllar önce bir kamyondan kadınlara ekmek dağıtıyorlar. Bu görüntüde kadınlar ekmek almak için birbirlerini eziyorlardı. Sende insaf yok mu? Sen bunu nasıl teşhir edersin. Bunlar insanın yoksulluğunu kullanıp rant elde ettiler. Halkın devrimcisi olacağız, halk için çalışacağız. Bu coğrafyada bir tek çocuk bile yatağa aç girmeyecek. Herkese söylüyorum, bu düzen bizim aşımıza ekmeğimize göz koyan düzendir. AKP mutlaka hesap verecek

– Her ailenin sigortası olacak. 1971’den beri bu sigortalar uygulanmıyor. Neden aile sigortası yok? Çünkü yoksulun yoksulluğunu sürdürmek bunların politikası. Bize oy verip vermemesi önemli değil. Bizim için o bir insandır. Onun yoksulluğunu gidermek bizim boynumuzun borcudur.

“Madur edebiyatı

– Bir mağdur edebiyatıdır gidiyor. 7 yıldızlı otellerde tatil yaparsın, adam mağdur. Saraylarda düğün yaparsın adam mağdur. Havuzlu villada oturursun, adam mağdur. Anlamak mümkün değil. İşsizlik, yoksulluk var, yatağa aç giden çocuklar var, beyefendiye bir uçak yetmiyor, Recep Bey ikinci bir uçak alıyor yine mağdur. Çocuğunu Amerika’da okutursun, masrafını da bir işadamına yüklersin ama Recep Bey mağdur. Katar emirinin düğününe Başbakanlık uçağı ile gidersin ama beyefendiler mağdur. Anlamak mümkün değil. Bu ülkede işsizler, yoksullar, sokakta kağıt toplayanlar mağdur değil mi? Dersane parası ödemedi diye çocuğu intihar eden aile mağdur değil mi? Geçimi için böbreğini satan mağdur değil mi? Böyle bir anlayış olabilir mi? Bu anlayışı da ters yüz edeceğiz. AKP iktidarında doğru eğri, eğri de doğru oldu. Bunu değiştireceğiz. Eğri eğri olacak, doğru da doğru.

“Korku imparatorluğuna son vereceğiz

-Tam bir korku imparatorluğu yaratıyorlar. Medya, sivil toplum kuruluşları korkudan konuşamıyor. Bunun adına demokrasi diyorlar. Buna demokrasinin faşist yönetimi diyoruz. Hukuku yüreklendirmek, yargı bağımsızlığını sağlamak lazım. Kimse korkudan Recep Bey’i eleştiremiyor. Bu nasıl düzen. Benim bildiğim iktidarlar eleştirilir. Bu korku imparatorluğuna biz son vereceğiz.

“TRT= Tayyip Radyo Televizyon”

-Sizin her yaktığınız elektrikten TRT’ye pay gider. TRT’nin yeni Tayyip Radyo Televizyon. Buna da isyan ediyorum. Benim vergimler bana haber vermiyorsun. İstanbul’un merdiven altı atölyelerinde binlerce genç kız üretim yapar. Siz hiç Recep Bey’in bu kızlar kayıtdışı çalışıyorlar, bunları sigortalı yapalım dediğini duydunuz mu? Ama biz o kızlarımızı sigotalı örgütlü yapacağız.

“Recep bey bu işi bilmiyor

– İşsizlik açlıktır moral değerleri yitirmedir. Peki işsizlik giderildi mi? Recey beyin çok güzel buluşu var. Her işveren işçi alsa sorun çözülür. Mucize gerçekleşti mi? Recep Bey ekonomiyi ve piyasayı bilmiyor. Çünkü ekonomi nedir bilmiyor. Ekonomi bilmeyen birinin ülkeyi yönetmesine razı mısınız?  O halde al aşağı etmeli sandığa gömmeliyiz.

“Fakir fukaranın gemileri mi var?”

– Her üniversite bitiren iş bulacak diye bir şey yok diyor Recep Bey. Fakir fukaranın gemileri mi var? Verdiği sözü tutmayan yiğit değildir.

– 30 insanımız canını yitirdi. Özelleştirdiğimiz fabrikalarda kapının önüne koyduk. O bölgede istihdam yaratacağız. Özel sektör fabrika kuracaksa sıfır faizle kredi vereceğiz. Mayınlı arazileri topraksız köylüye vereceğiz.

Dış politika

Dış politikaya satranç ustalığıyla yaklaşmak lazım. Kişisellikle dış politika yürütülemez. Oldu bitti ile dış politika yönetilemez. ben imza atayım dediğinizde sorun çözülmez. Çözemediler işte. Kıbrıs’ı gördünüz. Kıbrıs halkı AKP’nin getirdiği iktidarı sandığa gömdü. Şimdi sıra bizim milletimizde. Önümüzdeki seçimde Kıbrıslıların yaptığı gibi AKP’yi sandığa gömeceğiz. Duygusallıkla, at pazarlıklarıyla dış politika gitmez. 1 milyar dolara Türkiye’nin dış politikasını masaya yatıracaksın… Bunu dış politika denmez. Bunun hukuktaki adı vatana ihanettir.

-AB çok önemli. 2. Genel Başkanımızın imzasıyla başladı bu süreç. Bir çağdaşlaşma projesi olarak görüyoruz. Ama bize uygulanan çifte standardı kesinlikle kabul etmiyoruz. Ya adam gibi gibi oturur müzakere eder, tarih verirsiniz ya da kusura bakmayın biz size mahkum değiliz. Çünkü, gelecek, dinamizm, gençlik bizde. Elbette ki AB’nin standartlarını yakalamak isteriz, ama artık Türkiye’yi ikinci sınıf ülke olarak görmekten vazgeçsinler. Türkiye, onurlu bir ülkedir. Çifte standart bizi rahatsız ediyor. AB temsilcileri Türkiye’de otel lobilerinde oturarak Türkiye gerçeğini öğrenemezler. Son istişare raporları bunun belirtisidir. Verdikleri raporlar arasında çelişkiler var. Nasıl bunlar oluyor? Son anayasa değişiklikleri desteklediklerini söylediler. Bu değişiklikleri niye kendi ülkenizde yapmıyorsunuz? Yapmıyorlar. Peki niye bize dayatıyorsunuz.

-CHP demokrasiyi getirmiş bir partidir, çok partili rejimi getirmiş bir partidir. Bu ülkeye demokrasiyi getirdik, parti içi demokrasiyi de getireceğiz. Daha demokratik bir yapı olacak. Tüzüğü değiştirerek bunu yapacağız. Bütün partilere örnek olacağız.

-Türkiye önemli bir noktadadır. Raydan çıkmış bir tren nereye çarpacağı belli olmadan gidiyor. Her alanda belirsizlikler oluşmaya başladı. Başbakan bu belirsizlikleri sadece seyrediyor. Bizim artık bu saatten sonra bölünme lüksümüz yoktur. Bu ülkenin aydınları, sanatçıları, solcuları, işçisi, çiftçisi, memuru temiz toplumdan yana olmak zorundadır. Hayatın her tarafında hukuku egemen kılacağız. Yargı bağımsızlığını getireceğiz. Artık bir yürüyüş başlattık, temiz Türkiye yürüyüşü, halktan yana yürüyüş. Herkesi kucaklamak zorundayız. Buna inanan bütün yurtseverler, inancı, etnik kimliği ne olursa olsun CHP çatısı altına gelsin. Burada ona yer var. Önce birleşeceğiz.

“Talan düzeni kurdular”

-Bunlar 3 Y ile mücadele edeceğiz dediler. Bunlar Y’yi ”yemek” olarak anladılar. Artık bunların kırdığı ceviz bini aştı. Talan düzeni, vurgun düzeni yarattılar. Bunun hesabını sormak hepimizin boynunun borcudur. Hep beraber çalışacağız. Halkı aydınlatacağız, kucaklayacağız. Onun dertlerine derman olacağız. Halk için politika yapacağız. Biz zengin olmayacağız, yakınlarımız zengin olmayacak. Kazandığının hesabını vermeyene siyaseten hesap soracağız.

-Bu kurultay, iktidar koşusudur. İktidar koşusunu yapacağız. Hazır mısınız? Siz hazırsanız söz veriyorum, ben de hazırım. Hep beraber gideceğiz. Bir sloganımız olacak: Bir ağaç gibi tek ve hür, bir orman gibi kardeşçe yürüyeceğiz.

22 Mayıs 2010

143 okur değerlendirme ortalaması:
  • Son durum 704 yıldız.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
En çok puan alan haberler
Vermek istediğiniz puana karşı gelen yıldızın üzerine tıkladıktan sonra tuşuna basın.

Arkadaşıma Gönder

YORUMLAR (23)


Yorum ekle (giriş yapın)   En çok yorum alan haberler

Kılıçtaroğlu’nu destekleyen biri olarak ,konuşmayı doyurucu bulmadım.Anlatmak istediklerini net olarak veremedi.Tam konuya giriyor.anında başka bir konuya atladı.Bu nedenle hangi konu üzerinde vurgu yaptığı net olarak anlaşılamadı.Tabikii halkın beklentisi olan bir kongre sonucunda , genel başkan seçilecekti.müthiş bir kalabalık ve 20 güne yakın çalkantı halinde olan bir parti.Ancak işçiye ,emekliye veya toplumun tüm kesimlerine verdiği mesajlardan ziyade.gerilmiş.tek parti yönetimine giden bir iktidardan kurtulmak için sanırım vatandaş bu vaadleri pek dinlememiştir.Öncelikli görev baskıcı,iktidardan kurtarmaktaır.Daha çok demokrasi,hukuk,işçi güvenliği üzerinde durdu.Umarım daha sonra heyacanını yenerek daha salim bir kafayla halka gerçekleri anlatır.Türkiye’nin kurtuluşu Kemallere özgü olur.BU DA BİR SİMGE HALİNE GELİR. (nuran küçük)

Katılıyorum: %25 Katılmıyorum: %75 Toplam oy veren: 52

en kolay bölüm geride kaldı.yarından itibaren zor bölüm başlıyor.dileğim(iz) kimse tarafından yönlendirilmeden,beklentileri karşılaması. (ayhan teymur)

Katılıyorum: %98 Katılmıyorum: %2 Toplam oy veren: 44

Tam bir “Kuvuyı-Milliye”ruhu taşıyan,Kurtuluş savaşı, cumhuriyet devrimleri, altı okun tüm iceriği,CHP,nin kuruluş, kurumsal,ilke ve amaclarının özeti, bu zihniyetin ikdidar olma manifestosu olan bu konuşmanın gerekleri tüm CHP,liler ve tüm yurttaşlar tarafından acilen yerine getirilmelidir. cıkış yolu budur.(Numan Bıcaklı

TÜZEL KİŞİ VEKİLİNE BERAAT

ERKEN İBRAZA CEZA

KOSİAD CHP GENEL MERKEZİNDE

Kosiad temsiciler CHP Genel Merkezini ziyaret ediyor

Daha önce duyurduğumuz randevu 28 Ocak Perşenbe günü gerçekleşiyor. Kosiad temsilcileri Av. Rahmi Ofluoğlu, Elif Güvenir ve Ali Dönmez ilk görüşmeyi CHP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Özyürek’le yapacaklar. Daha sonra Hakkı Süha Okay ve diğer yetkililerle görüşmeler yapılacaktır. Görüşmelerde 5941 sayılı Çek  Yasasının iptali için Anayasa Mahkemesine başvuru üzerinde durulacak. Özellikle yasanın  yargı çevrelerindeki algılanması ile doktirin arasındaki görüş ayrılıkları üzerinde durulacak.Bilindiği gibi  Yasayı dizayn eden bilim adamı Prof. İzzet Özgenç’in Panel ve adalet.org sitesinde ileri sürdüğü görüşler ile Yargıtay yetkilileri arasında görüş  farklılıkları vardır. Özgenç’in aksine  Yargıtay yasanın 5. maddesindeki suçun kast ile işlenecek bir suç olduğunu kabul etmiyor. Halen uygulama 3167 de olduğu gibi şekli bir suç anlayışı ile sürmektedir. Bu iki farklı görüşten Özgenç’in görüşü kabul edildiğinde Yasanın Anyasaya aykırılığı iddiası zayıflamaktadır. İkinci görüşte ise Çek Yasası tartışmasız anayasaya aykırıdır. İşte bu bağlamda İptal İstemi Anayasaya  Mahkemesine doğru bir konseptte götürülmeli. Sıkıntı burda ve KOSİAD temsilcileri  bu  duruma açıklık getirmeye  çalışacaklardır.

 

 

SON ŞANS Okumak için TIKLAYINIZ

Çek Mağdurları Toplanıyor

Çekin karşılıksız çıkmasına sebebiyet verme

 

Anayasa Mahkemesi  Çek Kanunu iptal eder mi?

Anayasa Mahkemesinin yeni çek  kanunu iptal edip etmeyeceği kanunun yorumuna ve uygulamasına bağlı. Kanun gerekçesi ile birlikte doğru yorumlanırsa kusur ilkesini benimsemektedir. Dar yorumlanınca şekli objektif suç olacaktır. Kanunun yüksek mahkemede ele alınışı yorumuna ve uygulamaya dayalı olacaktır.

Anayasa Mahkemesi 2006/72 esas ve 2009/24 karar sayılı, 10.02.2009 tarihli kararının esas incelemesi bölümünde şöyle bir mütalada bulunmuş:

“Çağdaş ceza hukukunun önde gelen özelliklerinden biri kusurlu sorumluluğu benimsemiş bulunmasıdır. Ceza hukukçularının büyük bir çoğunluğuna göre, bir insan davranışı olmadan suç olmaz, ancak onun bu davranışı nedeniyle ortaya çıkan sonuçtan sorumlu tutulabilmesi için de, o davranışının en azından kusurlu bulunması gerekir. Böylece modern ceza hukuku, objektif sorumluluğu terk ederek kusursuz suç olmaz” anlayışını çağdaş ceza hukukunun temel bir ilkesi olarak kabul etmiştir.”

Bu görüş 5237 sayılı TCK nın 21, 22 maddeleri ile örtüşmektedir. TCK 21 maddeye göre “Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır.” demektedir. Madde 22 ise şöyledir:

MADDE 22. – (1) Taksirle işlenen fiiller, kanunun açıkça belirttiği hâllerde cezalandırılır.

(2) Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanunî tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.  

(3) Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi hâlinde bilinçli taksir vardır; bu hâlde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.

(4) Taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek olan ceza failin kusuruna göre belirlenir.

(5) Birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda, herkes kendi kusurundan dolayı sorumlu olur. Her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir.

(6) Taksirli hareket sonucu neden olunan netice, münhasıran failin kişisel ve ailevî durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa ceza verilmez; bilinçli taksir hâlinde verilecek ceza yarıdan altıda bire kadar indirilebilir.

5941 sayılı yeni çek kanunun 5. madde gerekçesinde şöyle denmektedir:

Söz konusu suçun oluşabilmesi için, çekin karşılığının, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olarak yani en azından taksirle, ilgili çek hesabında bulundurulmaması gerekir. Anayasanın 38.maddesinin yedinci fıkrasında düzenlenen ceza sorumluluğunun şahsîliği ilkesi bağlamında güvence altına aldığı kusursuz ceza olmaz kuralının gereği olarak, söz konusu suç, objektif  (kusursuz) sorumluluğu gerektiren bir suç olarak değil, en azından taksire dayalı kusurluluğu gerektiren bir suç olarak tanımlanmıştır. Bu itibarla, kişinin, elinde olmayan sebeplerle ortaya çıkan zorunluluk hâli dolayısıyla, örneğin doğal afet, savaş, kaza geçirmesi gibi bir sebeple çekin karşılığını ilgili hesapta zamanında bulunduramamış olması hâlinde, ceza sorumluluğu olmayacaktır. ,”

Maddeyi gerekçesi ile birlikte yorumladığımızda görüyoruz ki yeni çek kanunu objektif(kusursuz) suç teorisini terk ederek taksire dayalı kusurluluk ilkesini benimsemiştir.

5. madde bu şekilde yorumlandığında iş hayatının gerektirdiği gerekli özen ve dikkati göstermesine rağmen çekinin karşılığını yatıramayan kişilerin cezalandırılması mümkün değildir.

Avrupa insan hakları sözleşmesi ek 4 nolu protokol ve anayasanın38. maddesi bir sözleşmeden kaynaklanan edimi yerine getirememekten bahsetmektedir. Bu ilkeye göre “bir yerine getirememe” (inablitiy) gerekmekmektedir.

Mahkemeler bu ilkeyi nasıl uygular?

Bunda bizim de ciddi şüphemiz var. Mahkemeler hiçbir şey değişmemiş gibi çekin karşılıksız çıkmasını yeterli sayıp kusur aramadan ceza vermeye devam ederler mi? Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Tayyar Cem Eralp’in blogda yayınladığımız yorumu bunu göstermektedir. Yani yargı hiçbir şey değişmemiş gibi yoluna devam edebilir.Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Tayyar Cem Eralp’in yorumuna suçun tanımı dışında tamamen katılıyoruz. Cumhuriyet Savcısı bu eksikliği bir atlama sonucu yapmış olabilir. Daha sonraki yorumlarında bu eksikliği giderebilir. Bizim için Yargıtay Cumhuriye Savcısının görüşleri çok önemlidir.

Anayasa Mahkemesi

Uygulama belli olmadan yasanın iptali için Anayasa Mahkemesine gitmeyi doğru bulmuyoruz. Mahkemeler suçun oluşumunu Anayasaya, TCK 21 ve 22 maddelere uygun biçimde yorumlarsa o zaman  5941 sayılı çek kanunun Anayasaya, uluslararası sözleşmelere göre iptali zorlaşır. Çünkü ceza bu durumda kusurlu olana, çekini ödeyebildiği halde ödemeyene verilecektir. Anayasa Mahkemesi bu durumda yasayı Anayasaya aykırı bulmayabilir. Bu nedenlerle CHP nin hemen Anayasa Mahkemesine gitme yerine uygulamayı bekleyerek süresinde mahkemeye başvuru yapması doğru olacaktır.

Mahkemeler kusur ilkesini göz önünde bulundurmaz ise ne olur?

Mahkemeler suçun oluşumunda kast veya taksir aramaksızın, salt çekin karşılıksız kalmasını yeterli sayarlar ise, yani suçu şekli bir suç olarak görmeye devam ederler ise o zaman bu yasanın Anayasanı 2, 10, 36 ve 38 maddelerine, uluslararası sözleşmelere aykırılığı netlik kazanacaktır.

5941 sayılı yasanın bu şekilde yorumu Anayasanın 2. maddesindeki hukuk devleti kavramının,36. maddedeki adil yargılama kavramının, 38 maddedeki borçtan hapis yasağının, 10 maddesindeki eşitlik ilkesinin açıkça ihlalidir ve Anayasa Mahkemesince iptali gerekmektedir.

 HUKUK Blogdaki yazıları okumak için resme TIKLA

 

 

CHP’nin Anayasa Mahkemesi Zamanlaması

CHP  Çek Kanunun iptali için Anayasa Mahkemesine gidecektir. Kulkuloğlu’nun açıklamsı şöye:

“Çek kanunun iptali için Anayasa Mahkemesine başvuracağız. Bunun için erteleme işlemlerinin tamamlanmasını bekleyeceğiz. Hapiste olanlar ve kaçak olanlar için bir aksilik olmasın istiyoruz. 15 Ocak 2010  gibi iptal başvurusunu yapmış oluruz.”

CHP’nin şimdi hemen Anayasa Mahkemesine gitmeyip zamanlama yapmasının tek nedeni mağdurlara zarar vermemektir.

Kulkuloğlu’nun soru önergesi

Kulkuloğlu tahliyelerin gecikmesi ve 5941 sayılı kanunla ilgili yaşanan sıkıntılar için Adalet Bakanına soru önergesi verdi. Soru Önergesini okumak için tıklayınız.

%d blogcu bunu beğendi: