Ak Parti cezada kararlı

Ak Parti çeke ceza konusunda başından beri kararlı

Sadullah Ergin bize söz verdi dendiği zaman bakanın demecini hatırlayın:

HÜKÜMET YENİ FORMÜL ARIYOR
Hükümet ise büyük beklenti içerisine giren çek mağdurları için denge formülü arıyor. Karşılıksız çekte tek tarafın memnun etme yerine her iki taraf için de yeni bir düzenleme düşünüyor. Geçen hafta bir araya gelen Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin, karşılıksız çekten hapis yatan, arananlar için yeni bir formül arayışında. Hükümet karşılıksız çekten ceza alanlara “af” getirmeyi düşünmüyor ancak toplumun beklentilerine yanıt verecek denge formülü arıyor.”

Bu haber 21 Haziran 2009 da basında ve haber sitelerinde yayınlanıyor. Sadullah Ergin ve yandaşları hiçbir zaman ceza kalkacak ya da af olacak diye bir açıklama yapmadı. Söz aldık denilen Ağustos 2009 da  da benzer bir açıklama yapıyor.

Jenardi Canikli’nin açıklaması için bu sözler başbakana ait, meclis ziyaretimizde konuşmaya çalıştığımız başbakan bize aynen bu sözleri söyledi.

HAFTAYA MECLİSE YAPILACAK 50, 100 KİŞİLİK ZİYARET BAŞBAKANIN GÖRÜŞLERİNİ Mİ DEĞİŞTİRECEK? İNANMAM!

Biz insan hakları diyoruz, bu iktidarın insan haklarına bakışı ne? Biz Anayasa diyoruz, Anayasa bunlar için ne ifade ediyor? Avrupa İnsan Hakları sözleşmesi bunlar için ne ifade ediyor?

Haklar ve özgürlükler Ak Parti ve yandaşları için, toplum söz konusu olduğunda ilkellik başlıyor, Canikli’nin demecinde olduğu gibi, yarısı doğru, yarısı yanlış bir demeç. Çek ticari bir ilişkidir, Kamunun özel bir hukuk ilişkisine karışması doğru olmaz diyor ve sözün devamında cezayı kaldırmanın veya affın alacaklılara haksızlık olduğunu belirtiyor. Peki, kamu cezayı kaldırdığında haksızlık oluyor da ceza verdiği zaman neden haksızlık olmuyor? Hani  çek özel bir hukuk ilişkisiydi..
Aynı açıklama içerisinde bile ikili, takiye yapan bir anlayış. Bu iktidarın AB den yana, insan haklarından yana, özgürlüklerden yana tavrı takiyedir. İşlerine geldiği kadar özgürlük ve demokrasiden yanadırlar.

Canikli ne söylediğini bilmiyor, çünkü şefin fikrini tekrarlıyor.

Çek özel bir hukuk ilişkisidir derken bunun hukuk sisteminde, siyasette, ceza sisteminde ne ifade ettiğini bilerek konuşmuyor.

Yalana dair

……………………………………………………………………………………………………………………………………

İnsanlarım, ah, benim insanlarım,
antenler yalan söylüyorsa,
yalan söylüyorsa rotatifler,
kitaplar yalan söylüyorsa,
duvarda afiş, sütunda ilan yalan söylüyorsa,
beyaz perdede yalan söylüyorsa çıplak baldırları kızların,
dua yalan söylüyorsa,
ninni yalan söylüyorsa,
rüya yalan söylüyorsa,
meyhanede keman çalan yalan söylüyorsa,
yalan söylüyorsa umutsuz günlerin gecelerinde ayışığı,
ses yalan söylüyorsa,
söz yalan söylüyorsa,
ellerinizden başka herşey
                    herkes yalan söylüyorsa,
elleriniz balçık gibi itaatli,
elleriniz karanlık gibi kör,
elleriniz çoban köpekleri gibi aptal olsun,
                                    elleriniz isyan etmesin diyedir. “ŞİİR ” SAYFASINDA OKU ……………………………………………………………………………………………………………………………………………………

Bizi ilkel bir iktidar yönetiyor. Yaptıkları doğru şeyler tesadüfî değil, dışarıdan dayatılan şeylerdir.

Dünya görüşlerinin temelinde hukukun üstünlüğü, demokrasi ve özgürlük anlayışı yok.

Ne yapmalı?

Basında etkili bir mücadele vermek, basın  ve diğer kanallarla hükümetin ilkel, çağ dışı tutumunu deşifre etmek, lehimize bir kamu oyu yaratarak Ceza Genel Kurulu veya Anayasa Mahkemesinden sonuç almaya çalışmak.

Özel istihbaratlarıma göre Ceza Genel Kurulu cepte keklik değildir, bu kuruldan istenilen kararın çıkması zordur, Anayasa mahkemesi de öyle..

Bütün bu işler emek istiyor.

Çalışıp ödemek talebi yanlıştı, yanlış sonuç verdi.

Hükümete yalvarıp yakarmanın yararı yok, gözyaşlarının faydası yok. Yanlış yapmaktansa susup oturmak daha iyidir. Çekle ilgili sitelerden yapılan yanlış taleplere iyi bir cevaptır şartlı tahliye. Yazılıp duruldu bu sitelerde, hapiste para ödeyemeyiz, bizi serbest bırakın çalışıp ödeyelim diye. İşte buyurun, çalışın ödeyin diyorlar.

Doğru talep çalışıp ödeyelim değildir. Belki ödeyebilirisin, belki ödeyemezsin. Doğru talep çağdışı cezanın kalkmasını talep etmektir.

Herkesin kendini uzman, lider, hukukçu gördüğü bir hareketin başarısı bu kadar olur. Herkesin aklı başına gelecek, yol çileli ve uzun bir yol, hepimiz özgürlüğü ve özgürlüğün bedellerini öğreneceğiz, en önemlisi örgütlülüğü başaracağız, yol uzun…

 

KARANLIĞI AYDINLATAMADIK

Değerli Kardeşim Şeker,

Ne diyor Prof. Dr. Hayrı Domaniç?

İnsan zalumen Cehula, yani İnsan çok cahil ve zalimdir.

Bu ülkede zulmü yenmenin, zalimleri yola getirmenin bir diğer yolu da karanlığa ışık tutmaktır. İnanın bana bu tasarıyı meclise getirenlerin üç yıl önce kendi hükümetlerinin çıkardıkları kanundan haberi yoktur. Çek tasarısında yapılacak tebligatlar için bankadaki adres esas alınmaktadır, işte sadece bu bile tam bir cehalettir. Neden mi? Ben  yaklaşık  iki ay önce Ak Parti genel merkezine kadar gidip Ak Parti Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısının, yani Sayın Aksu’nun dört yardımcısından birisi olan arkadaşım Ak Parti İzmir milletvekili sayın Erdal Kalkan’a  bir Çek Tasarısında değişiklik önerisi verdim. Önerinin gerekçe bölümünden aktarıyorum:

Madde 5 (5) için Gerekçe :

(TEBLİGAT İLE İLGİLİ DEĞİŞİKLİK ÖNERİSİNİN GEREKÇESİ)

 AK PARTİ iktidarı 2006 yılında çıkardığı nüfus hizmetleri kanunu, konu ile ilgili bakanlar kurulu kararı ve diğer değişiklikler ile nüfus kayıtları ve ikametgâh konusunda çağdaş bir adım atmıştır. Oysa yeni çek kanunu tasarısı bu gelişmelerin gerisinde kalmakta ve hala bankalara bildirilen adresleri geçerli kayıtlar olarak görmektedir. Bankaların kayıtlarını doğru kabul etmek, kanunla düzenlenen adrese dayalı nüfus kayıtlarına itibar etmemek, özel bir kurumun kayıtlarını öne çıkarmak doğru olmasa gerek.

 Adrese dayalı nüfus kayıt sistemindeki adresleri doğru kabul etmek ve adreslerini güncellemeyenlere tebligat kanunu 35 e göre tebligat yapmak hem kanunlara uygun davranmaktır, hem de devletin kurumlarının itibarını özel kurumlara tercih etmektir.

 Ayrıca kanunlar nezdinde adres değişikliklerini resmi makamlara bildirmek kanuni bir zorunluluktur ve bildirmeyenler 35 tebliği yapmak kanunidir.

 İLGİLİ MEVZUUAT     : NÜFUS HİZMETLERİ KANUNU,

KANUN NUMARASI   : 5490

KABUL TARİHİ         : 25.04.2006   

 BAKANLAR KURULU KARARI:  Karar Sayısı : 2006/11021

 BAKANLAR KURULU  KARARI :  KARAR SAYISI : 2006/11036

Bu konuda aşağıdaki resmi web adresinde geniş bilgi vardır.

 http://www.tuik.gov.tr/jsp/duyuru/adnks/adnksIndex.html

CEHALET BUNUNLA DA SINIRLI DEĞİL

5237 sayılı yasayı okuyup anlasalar bir çek kanununa cezai hükümler koymanın gereksizliğini anlayacaklar. Bu da tam cehalettir.

TCK 157 dolandırıcılığa bir yıldan beş yıla kadar ceza ön görüyor, nitelikli dolandırıcılığa ise şöyle:

İşlenmesi hâlinde, iki yıldan yedi yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

Dolandırıcılığın banka üzerinden yapılması v.s çok ağır cezala içeriyor.

NE GEREK VAR ÇEK KANUNUNA CEZA KOYMAYA?

Başbakan  Bir açlışta Nazım Hikmet’in bir şiirini okumuştu. Ne diyor Nazım?

 Sen yanmasan

Ben yanmasam

Biz yanmasak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa

http://www.youtube.com/watch?v=4se6uOX9j-8

Şiiri bu linkten dinleyebilirsiniz.

İşte dostlarım biz karanlığı aydınlatamadık. Karşımızda cehalet dağları var aşılacak, karanlıklar aydınlatılamadığı sürece bu zulüm sürecek, çağdışı yasalar, hatta olmayan yasalardan insanlar hapishanelerde yatmaya devam edecek.

BAŞKA BİR ŞİİRDE NE DİYOR NAZIM?

Akın var
                                güneşe akın!
                        Güneşi zaptedeceğiz
                                güneşin zaptı yakın!
 

Düşmesin bizimle yola:
evinde ağlayanların
                            göz yaşlarını
                                        boynunda ağır bir
                                                                zincir
                                                                    gibi taşıyanlar!
Bıraksın peşimizi
            kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar!

ŞİİRİN TAMAMI İÇİN LİNK

http://siir.gen.tr/siir/n/nazim_hikmet/gunesi_icenlerin_turkusu.htm

Şiiri dinlemek için link

http://www.youtube.com/watch?v=JIiq9bbGlvw

 Zulme uğrayanlar ellerini yere basıp ayağa kalktıkları zaman, GAYRİ YETER ! DEDİKLERİ zaman cehaletle birlikte zulüm de bu ülkeden bir daha geri dönmemek üzere yıkılıp gidecektir.

Not: you tube girmek için engel varsa bir program var ulaşmak için ,sanıyorum google da bulabilirsiniz

 

 

 

AİHM’SİNE BAŞVURU

ÇEKTE HAPİS KALKSIN

 KONFEDERASYON İSYANI

ÇEKLER İÇİN KONFEDERASYON İSYANI

“Ekonomik suça, ekonomik ceza verilmeli, dürüst olan çalışıp borcunu ödemelidir. Hapse giren vatandaş hem borcunu ödeyemiyor hem de ailesi perişan oluyor!”


Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, karşılıksız çek ve senet olaylarında her geçen gün artış yaşandığını belirterek, ”Karşılıksız çek ve senede acil çözüm getirilmeli” dedi.

Palandöken, yaptığı yazılı açıklamada, zamanında ödenmeyen çek ve senetlerin, piyasalarda yaşanan ekonomik sıkıntıyı her geçen gün daha da artırdığını kaydetti.

Merkez Bankası verilerine göre, bankalar tarafından ödenmediği bildirilen çek sayısının her geçen gün arttığını, geçen yılın ilk dört ayında karşılıksız çıkan çek adedinin 501 bin 230 iken, 2009 yılının aynı döneminde bu rakamın 710 bin 807’ye yükseldiğine işaret eden Palandöken, ”Acilen yapılacak yasal düzenleme ile ekonomik suça, ekonomik ceza verilmeli, dürüst olan çalışıp borcunu ödemelidir. Vatandaş cezaevine girdiğinde iş daha da içinden çıkılmaz hale geliyor, hem borcunu ödeyemiyor hem de ailesi perişan oluyor” dedi.

Karşılıksız ve zamanında ödenmeyen çekler nedeniyle 1 milyonu aşkın dava bulunduğunu ifade eden Palandöken, çekin karşılıksız çıkması ile ilgili sorumluluğun suç olmaktan çıkarılarak, idari para cezasına çevrilmesi ve çekin makul bir kısmının banka garantisinde olacak şekilde düzenlenmesi gerektiğini kaydetti.

Palandöken, 2008 yılının ilk 4 ayında 493 bin 336 adet olan protestolu senet sayısının da 2009 yılının ilk 4 ayında 553 bin 846 adete çıktığını ifade etti.

Özellikle Anadolu’da ticaretin, vadeli çek ve senetlerle yürütüldüğünü belirten Palandöken, şunları kaydetti:

”Bu yılın ilk dört ayında ödenemeyen senet tutarının 2 milyar 597 milyon liraya ulaşması, mal alışverişini tıkanma noktasına getirmiştir. Çeklerin ve senetlerin ödenememesi nedeniyle bozulan ticaret zincirinin tekrar düzene girmesi ve insanların daha fazla mağdur olmamaları için düzenlemelerin acilen yürürlüğe konulmasını istiyoruz.”

PRESSTUR’TEN ALINTI

İNSAN ÇOK ZALİM VE CAHİLDİR

KARŞILIKSIZ ÇEK, ADLİ PARA CEZASI, HAPİS PERİŞAN AİLELER, EĞİTİMİ YARIM KALAN ÇOCUKLAR, İNTİHARLAR NE DİYOR HOCALARIN HOCASI PROF.DR. HAYRİ DOMANİÇ? İNSAN ZALUMEN CEHULA YANİ İNSAN ÇOK ZALİM VE CAHİLDİR (KUR’AN-I KERİM’in AHZAP Suresinin 72. Ayeti) Hocanın bu sözleri 2003 yılında Anayasa mahkemesinin 3167 sayılı kanunun iptali istemi ile açılan davayı ret etmesi üzerine yayınladığı makalede geçiyor. Kimse üzerine almadı bu sözleri. Herkes yoluna devam etti. Aradan 6 yıl geçti bu kez aynı yasanın daha ağır cezaları içeren yeni bir versiyonu meclis gündeminde. 14 Mayıs da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde gerçekleştirilen sempozyumda Karşılaştırılmalı Hukukta Karşılıksız Çeke ilişkin Ceza Sorumluluğu Rejimi üzerine konuşan Doç. Dr. Ragıp Barış Erman’ın söylediği söz Eyüp Başsavcısını çok üzmüştü ki Başsavcı ben ülkemi Latin Amerika Ülkeleri ile karşılaştırmaktan zül duyarım diyordu. Konuşmacı Türkiye’deki çek kanunun tek benzeri Arjantin’de vardır demişti. Konuşmacının bu sözleri benim aklıma Domaniç’in yukarıdaki sözlerini getirmişti. Benim ülkemde bir zalimlik yaşanmakta ve bunun tek benzeri bir Latin Amerika ülkesinde vardı. Sempozyum notlarına bu nedenle bugün Erman hocanın anlattıklarından çıkardığımız notlarla devam edeceğiz. Hoca dünyada karşılıksız çeki suç olarak düzenleyen ülkeleri şöyle saydı: Arjantin, Şili, Brezilya, Belçika. Bu ülkelerden başka salt karşılıksız çeki suç sayan başka bir ülke yoktur. Arjantin ceza kanunun 302. maddesi karşılıksız çeke 6 ay ile 4 yıl arasında hapis cezası öngörmektedir. Bunun bir istisnası çekin ödeme taahhütlü bir çek olmasıdır. Bir diğer hali de 24 saat içinde masrafları ile birlikte çekin karşılığının yatırılmasıdır. Bu durumun bir etkin pişmanlık hali mi yoksa suçu ortadan kaldıran bir unsur mu olduğu tartışılmaktadır. Ceza kanunu bilme ve isteme unsurunu taşıması nedeni ile çek cezasının niteliği Arjantin’de tartışılmaktadır. Arjantin Yargıtay’ının suçu her karşılıksız çeke uygulanması doğrultusunda karar geliştirdiği, çek suçunu şekli bir suç olarak kabul etmesi doktrinde eleştirilmektedir. Belçika’da karşılıksız çek suçu dolandırıcılıkla aynıdır ve ceza 1 ay ile 2 yıl arasındadır. Şili’de karşılıksız çek suçunun oluşması için dolandırıcılık unsurları aranmaktadır. Burada da 3 gün içerisinde ödeme yapılması etkin pişmanlık olarak kabul edilmekte ve ceza verilmemektedir. Buraya ben kanaatimi koymak isterim şöyle ki bu ülkelerden hiçbirisi suçluyu alacaklının insafına bırakmamakta, sırf alacaklı alacağını alsın diye bir düzenleme yoktur. Bizdeki gibi alacaklı ne zaman bağışlarsa suç ya da ceza ortadan kalkar gibi aşağılayıcı bir düzenleme yoktur. Bu ülkeler karşılıksız çeki suç olarak kabul etmişlerdir, yoksa yargıya alacaklının alacağını tahsil görevi vermemişlerdir. Bunun dışında Almanca konuşan ülkelerde karşılıksız çek suçu dolandırıcılık suçu ile karşılanmıştır, hile ve desise aranmaktadır. Almanya’da farklı bir durum vardır. Burada çekler banka garantisi altındadır ve banka ibrazda ödeme yapmak zorundadır. Burada da suçun oluşması dolandırıcılık unsurlarının oluşmasına bağlıdır. Karşılıksız çeke konusunda son yirmi yılda gelişen eğilim çeki suç olmaktan çıkarma doğrultusundadır. Bu gelişme borçtan ötürü hiç kimsenin özgürlüğünden yoksun bırakılamayacağı ilkesinin artık anayasalara girmesidir. En son Ekvator, 2009 yılında bu suçu aynı gerekçelerle suç olmaktan çıkarmıştır. İspanya 1995 yılında bu suçu ceza kanunundan çıkarmıştır. Demek ki Domaniç Hoca boşuna ONLAR ÇOK ZALİM VE CAHİLDİRLER dememiş. Görüyorsunuz bu suçta Dünyada tekiz, benzerimiz yok.

HAPİSTEKİ ÇEK MAĞDURUNA KISMİ AF! YANILTICI BİR HABER.

HAPİSTEKİ ÇEK MAĞDURUNA KISMİ AF! YANILTICI BİR HABER. İYİMAYA’YA DAYALI VERİLEN HABER İSE UMUT KIRICI Bu haber 30 Mayıs günü Pressturk’de yayınlandı. İlk bakışta haber heyecan vericidir. Ama haberi okuduğumuzda görüyoruz ki haber basında şimdiye kadar bilerek ya da bilmeyerek yapılan yanlışlar ile dolu. Basında sıkça çıkan haber; karşılıksız çek hapis kalkıyor, para cezası geliyor. Mevcut 3167 sayılı yasada zaten doğrudan bir hapis cezası yok, adli para cezası var, ödeyemeyenler hapse giriyor. Yeni yasa da aynı düzenlemeyi yapıyor, üstelik adli para cezasını ve dolayısı ile hapis süresini artırıyor. TEKRAREN KARŞILIKSIZ ÇEK KEŞİDE EDENLERE HAPİS CEZASI KALKIYOR. Zaten 2009 yılında yapılan bir değişiklikle bu yapıldı, yani tekraren çek keşide edenlere 150.000 lira adli para cezası getirildi. Bu yeni bir şey değil. İŞİN ÖZETİ MEVCUT YASADA VE KOMİSYONDAKİ YASADA PARASI OLMAYAN SONUNDA HAPSE GİRİYOR. TASARININ ARTISI VAR, BU HAPİSLİK SÜRESİNİ UZATIYOR. Alternatifleri tartışacağız TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya, “İşin taraflarını ve ilgililerini çağırdık. Çek suçlarının yapısı, ceza nitelikleri değiştirdiğine göre daha önce çek suçlusu olanlarla ilgili farklı yaklaşım geliştirilebilir. Bu konuda birden fazla seçenek var. Muhataplarını dinleyip, ona göre bir formül geliştirmeye çalışacağız. Yeni mağdurlar yaratmamak gerekir. Biz kişilerin alacak haklarına dokunamayız. Hapis Kaldıralım mı, paraya mı dönüştürelim, onu tartışacağız. Kamuoyuna erken umut enjekte etmek istemiyorum” dedi. İyimaya’ya dayalı verilen haberde ise şu cümle önemli: biz kişilerin alacak haklarına dokunamayız. Buradan ne anlayacağız? Karşılıksız çek mağdurlarını biz affedemeyiz. Onları alacaklıların insafına bırakıyoruz. Burada da bir yenilik yok. Zaten mevcut yasalarda alacaklı şikâyetinden vazgeçer ise adli para cezası düşüyor, dava devam ediyorsa dava düşüyor, burada da bir yenilik yok. Bizim düşüncemize göre ve de çağdaş düşünceye, çağdaş dünyaya göre diyecektim, karşılıksız çeke hapis Uganda da bile yok, bu ceza bir ortaçağ cezasıdır. Modern hukukta böyle bir ceza yoktur. Borçtan hapis Anayasa’nın 38. maddesine, Avrupa İnsan hakları Sözleşmesi ek 4 nolu protokolün 1. maddesine aykırıdır. Burada insanların ne alacaklıların insafına, ne de bir başkasının insafına ihtiyacı yoktur. Bizim talebimiz, Hukuka ve insan haklarına saygı ve Anayasa’nın uygulanmasıdır. İktidar cezacı bir felsefeden yanadır. Hükümetler yurttaşlarına eşit davranmak zorundadırlar. Serbest piyasa ekonomisi diyorsunuz ve bunu savunuyorsunuz. Serbest piyasa ekonomisinde devletin ne işi var alacaklı ile borçlu arasında, üstelikte alacaklıdan yana. Bu anayasanın eşitlik ilkesine aykırıdır. Devlet bütün yurttaşlarına eşit mesafede durmalıdır. DEVLET SADECE ALACAKLILARIN DEVLETİ OLMADIĞI GİBİ YARGI DA ALACAKLILARIN YARGISI DEĞİLDİR. Siz bütün bir yargıyı çek alacaklılarının emrine vermişsiniz. Yargı alacaklıların yargısı gibi görev yapıyor, savcılar icra memuru gibi çalışıyor. Siz PKK ye karşı bile bu kadar seferber değilsiniz. Neme nem bir şeydir ki bu karşılıksız çek devlet seferber olmuş karşılıksız çek keşide edenlere karşı. Uygar dünya bu önemli, ağır suçun farkında mı değil acaba ki onlarda böyle bir suç yok. Bu suç birkaç Latin Amerika ülkesinde var, üstelikte bizdeki kadar vahim değil. Şimdi biz ülkemizi Latin Amerika ülkeleri ile mi karşılaştıracağız, Şili, Arjantin ve Brezilya ile mi? Türkiye’nin AB üyeliğine gelince mangalda kül bırakmıyorsunuz, karşılıksız çeke hapis cezasında hemen Latin Amerika ülkesi oluveriyoruz. Bu iktidar karşılıksız çekte hapis cezasını savunmaktadır ve zorunlu kalmadıkça çek mağdurlarının lehine bir adım atmayacaktır. İktidarı çek mağdurları lehine bir düzenlemeye ise son ekonomik krizin yarattığı ve yaratmaya devam ettiği sorunlar zorlayabilir. Böyle bir düzenlemenin ise önümüzdeki kısa süreçte, komisyondaki çek tasarısının yasallaşması sürecinde olabilirliği çok şüphelidir. Kısa süreçte umut bizce her şeye rağmen yargıda.

TEŞEKKÜR

%d blogcu bunu beğendi: