ÖZGÜRLÜK YAKIN

ÇEK MAHKÛMLARINA ÖZGÜRLÜK YOLDA

ÇEK TASARISINDAKİ NİYET AÇIK,

HAPİSTEKİLER ÇIKACAK, MEVCUT DAVALAR DÜŞECEK

NEDEN Mİ?

MECLİS ADALET KOMİSYONUNDAKİ ÇEK KANUNU TASARISININ GENEL GEREKÇESİNİ OKUDUĞUMUZDA BU NİYET VE AMAÇ AÇIKÇA ANLAŞILIYOR.

 

3167  1985 yılında yasallaşıyor. 8 yıllık uygulamadan sonra yasanın başarılı olmadığı görülmüş ve yasayı değiştirme gereği duyulmuştur. Değiştirme gereği duyulmasının başlıca nedenleri uzun süreli hapis cezasının başarılı olmayışı, karşılıksız çek oranının yükselmesi ve mahkemelerde biriken davalar. Tasarının Genel Gerekçe bölümünde,2 numaralı başlıkta aynen şöyle deniyor:

2) Sekiz yıllık uygulama 3167 sayılı Kanunun değiştirilmesi gereğini ortaya çıkarmıştır. Çünkü umut edilenin aksine, karşılıksız çek suçunun özel olarak düzenlenip suçun oldukça uzun bir hürriyeti bağlayıcı ceza ile cezalandırılması caydırıcı olmamış, aksine piyasada karşılıksız çek miktarı artmış ve ceza davaları önemli rakamlara ulaşmıştır. Kanundaki, bildirme, duyuru ve ihtarlarla ilgili maddeler işlem sayısını artırmış, hükümler tam işleyememiş, bunlar ceza hükümlerinin gereği gibi uygulanmasını çoğu kez engellemiştir. Bu nedenle de yasa 1993 yılında tekrar değiştiriliyor.

 

2003 yılına gelindiğinde görülüyor ki durum 1993 yılına göre daha da vahim. Bu kez yeniden yasa değiştirilmiş. Bu kez hapis cezası adli para cezası ile kamufle edilmeye çalışılmış, cezanın adı hapis değil adli para cezası olmuş ki sonuçta ödeyemeyen gene hapse giriyor. Böylece hem anayasa ve hem de Avrupa insan hakları sözleşmesi dolanılmıştır. 1985 yılında çıkarılan 3167 başarısız oluyor, karşılıksız çek sayısı artıyor, mahkemeler iş yükü altında eziliyor ve yasa 1993 yılında, sekiz yıl sonra değiştiriliyor. On yıl sonra 2003 yılında, aynı gerekçelerle tekrar değiştiriliyor. Geliyoruz 2009 yılına, bu kez yasa eskileri kadar dayanamıyor, 6 yılda çöküyor. Şimdi yeni kanun çıkarılıyor. Yeni kanunun çıkma nedenine bakalım, tasarının genel gerekçesinden aynen aktarıyorum:

 III- Yeni Kanunu Gerekli Kılan Sebepler

11) Yukarıda açıklanan eleştiriler ile şikâyetler yeni bir çek kanununun hazırlanmasına ilişkin ilk sebepler grubunu oluşturmuştur.

12) İkinci önemli sebep yeni kanunu 5237 sayılı Kanun ile uyumlu hâle getirmektir.

13) Üçüncü sebep, çekin güvenli bir ödeme aracı olarak itibar kazanmasında toplumsal menfaat bulunmasıdır. Türk piyasasında hâla ödemeler yoğunlukla nakit olarak yapılmakta, bundan genel ekonomi zarar görmektedir. 3167 sayılı Kanun bu konuda başarılı olamamıştır. Yeni kanun sağlıklı çek kullanımının önlemlerini göstermelidir.

14) Dördüncü sebep, karşılıksız çek ile mücadelenin ağır hapis cezaları ile önlenemediğinin anlaşılması nedeniyle, suçu önleyici önlemlere yönel inmesi gereğidir.

15) Beşinci sebep, kara para aklanması ile terörün finansmanında, çekin de rol oynamasına engel olunmasının zorunluluk hâline gelmiş bulunmasıdır. Bu sebep çek hesabının açılmasında ve hamiline çekte yeni yaklaşımları zorunlu hâle getirmektedir.

İşte gene başarısız bir kanun, ne diyor gerekçenin 14. maddesinde: Dördüncü sebep, karşılıksız çek ile mücadelenin ağır hapis cezaları ile önlenemediğinin anlaşılması nedeniyle, suçu önleyici önlemlere yönelinmesi gereğidir.

Ağır para cezası ile karşılıksız çek suçu önlenemiyor diyorsunuz gerekçede, ama siz yeni yasa tasarısında bu cezayı iki misline çıkarıyorsunuz. BU NE YAMAN BİR ÇELİŞKİDİR?

Çek kanunları hep başarısız, neden ekonomik hayatın gerekleri ile uyuşmuyor da ondan. İnsanlar zevk için değil zorunlu oldukları için çeklerini ödeyemiyorlar. Siz hile ve dolandırıcılık ile ekonomik yaşamın kurallarını karıştırıyorsunuz. Yanlışınız herkese dolandırıcı gözü ile bakmanız. Kendi yazdığınız gerekçeleri bir daha tekrar dikkatle okursanız göreceksiniz ki gene başarısız bir iş yapıyorsunuz. Yasa ile ceza ile piyasada güven sağlanmaz, doğru ekonomik politikalar ile piyasalara güven gelir. Siz atı dövemiyorsunuz, palana vuruyorsunuz, palan dağıldı, her vurduğunuz sopa ete kemiğe, cana denk geliyor.

Gerekçede görüldüğü gibi hükümet yasanın başarısızlığının farkındadır, cezaların işe yaramadığını görmektedir ve ayrıca mahkemelerin cumhuriyet tarihinde hiç görülmediği kadar ağır bir yük altında olduğu gerçeğini de en iyi hükümet bilmektedir. Karşılıksız çek sayısı 1,5 milyondur. Bütün bunları gören hükümetin yeni çek yasasında cezaları korusa da sağduyulu davranıp mevcut sıkışıklığı gidereceği, toplumu rahatlatacağını düşünüyoruz. Bu nedenle diyoruz ki özgürlük yolda.

ŞİŞLİ ASLİYE CEZA

DOSYA NO 2008 1452 KARAR NO 2009. 497 C.SAVCILIĞI ESAS NO 2008.18653 GEREKÇELİ KARAR HAKİM YAŞAR YETİŞ 29876 C SAVCISI NACİ KANIK 31497 KATİP GÜLAY TORUN 67694 Karşılıksız Çek Keşide Etme 26.03.2008 İSTANBUL.ŞİŞLİ 30.04.2009 Yukarıda açık kimliği yazılı sanık.sanıklar hakkında mahkememizde yapılan duruşma sonunda GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Açılan kamu davasıyla sanığın karşılıksız çek keşide etmekten cezalandırılması istenilmiş, müşteki ta halen şikayetinin devam ettiğini bildirmiş ve şikayetten vazgeçmemiş, sanık tarafı CMK. 195 193. 2 e göre tebligata rağmen yargılamaya katılmadığından dinlenememiş, C.Savcısı mevcut delillerle sanığın cezalandırılması yolunda mütalaa vermiş, sanık yargılamayı takip etmediğinden diyecekleri sorulamamıştır. 5237 sayılı TCK 5. maddesinde “Bu kanunun genel hükümlerinin, özel ceza kanunları ve ceza içe kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanacağı hükme bağlanmış, TCK’nın yürürlük ve uygulama şekli hakkındaki 5252 S.Y.nın Geçici 1. maddesinde ise Diğer kanunların, 5237 sayılı TCK’nın birinci kitabı genel hükümler yer alan düzenlemelere aykırı hükümlerinin, ilgili kanunlarda değişiklik yapılıncaya ve en geç 31.12.2008 tarihine kadar uygulamasına devam edileceği belirtilmiş, Yasama Organı tarafından birçok yasa TCK’nın genel hükümlerine aykırılıklar yasayla giderilmesine karşın 31.12.2008 tarihine kadar 3167 sayılı yasası bakımından böyle bir düzenleme yapılmadığından çek yasasının T C K nın genel hükümlerine aykırı içeren kısımları artık uygulanamaz hale gelmiştir. Bu çerçevede aykırılık içeren kısımların artık uygulanamaz hale geldiği konusunda herhangi bir tartif olmamakla birlikte, hangi hükümlerin aykırılık taşıdığı konusunda şimdiye kadar üç ayrı görüş belirlenmiştir bunlardan ilkinin özel kişilere yönelik olarak herhangi bir aykırılık olmadığı ve yasanın aynen uygulanacağı yönünde olduğu Yargıtay 10.CD 2007.7947 2009. 54 sayı 19.01.2009 tarihli kararının sayın çoğunluk görüşü doğrultudadır bir kısmının sadece kısmi aykırılıklar olduğu ve bu aykırılıkların genel hükümlerdeki kurallı doldurularak uygulanması gerekeceği yönünde olduğu ve bunun uyarlamayı gerektirdiği, diğer yorumun aykırılıkların diğer yasadan yorumla doldurmanın yasa koyucunun yerine geçmek olup kanunilikle sanık aleyhe kıyas yasağı ve hukuka aykırılığı nedeniyle 3167 SY.nın uygulanamaz hale geldiği yönünde olduğu Yargıtay CD. nin 23.02.2009-14317 sayılı kararı bu görüşü destekler mahiyettedir görülmüştür. Mahkememizce yapılan değerlendirmede ise öncelikle genel hükümler içerisinde 5237 SY.TCK. 20. 21. 22.ve 23. maddelerinde suçun manevi unsuruna yönelik hükümler bulunup bunlar çerçevesinde yapılan incelemede, sadece gerçek kişilerin kasten yada taksirle karşılıksız çek keşide etmesi halinde müsnet suçun oluşabileceği oysa 3167 SY. gereğince tüzel kişilere ceza verilebildiği gibi, çekin vadeli olarak çok önceden düzenlenip verilmesine müteakip vade tarihinde sanığın kendi iradesi ve kastı dışında (hastalık, iflas, şirketteki görevinin sona ermesi v.s.) söz konusu çekin bedelinin bankada karşılığının bulundurulmamasının müsnet suçun oluşmasına engel olamayacağı bunun açık aykırılık teşkil ettiği ve değerlendirme gerektireceği düşünülmüştür. devam…. 27 Mayıs 2009 Çarşamba 19:14 Cuneyt dedi ki… Yine TCK.43. ve 44.maddelerinde zincirleme suç ve fikri içtimaya ilişkin kuralın 3167 SY. 16.4. maddesinde yazılı her çek yaprağının ayrı bir suç oluşturacağı hükmüne aykırılık teşkil ettiği açıktır. 5237 SY.TCK.52.1 .maddesinde adli para cezalarının 5 gün ile 730 gün arasında ve 20.TL. ile 100.TL.ye karşılık gelecek şekilde sanığın şahsi durumuna göre çevrilip hükmedileceğine ilişkin açık amir hükmün ise yine 3167 SY. maddesinde yazılı çek bedeli tutan kadar adli para cezası verileceğine ilişkin hükme açık aykırılık taşımaktadır. 5237 SY. TCK. 53. 1.maddesinde güvenlik tedbirleri ayrı ayrı ve takdire yer bırakmayacak biçimde belirtilmiş iken, 3167 SY. 16.3. maddesinde çek keşide etme yasağı tedbirinin uygulanması da aykırılık teşkil etmektedir. 5237 SY.TCK. 58. maddesinde mükerrerliğe ilişkin koşullar belirtilirken bunun sonucu olarak herhangi biı ceza artırımının düzenlenmediği sadece cezanın infazına yönelik olarak hükümler içerdiği açıkken 3167 SY. 16. maddesi gereğince mükerrerin 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağına ilişkin hükmü de açık aykırılık teşkil etmektedir. 5237 SY. TCK. 61. maddesi gereğince hakimin somut olayda olaya ve sanığa ilişkin olarak cezayı belirleyip bireyselleştireceği ayrıntıları ile yazılmış iken 3167 SY. maddesi gereğince hakimin hiçbir belirleme yetkisi olmaksızın çek miktarı kadar para cezası vereceğinin yazılmış olması çok açık aykırılık teşkil etmektedir. 5237 SY.73. ve 74.maddelerinde şikayetin süresi ve sonuçları ayrıntıları ile belirtilmiş iken buna aykırı biçimde 3167 SY. maddesindeki düzenlemeler de aykırılık teşkil etmektedir. Bu aykırılıklar nedeniyle 3167 SY. aykırı olan hükümlerinin uygulanmayarak bu hükümlerin yerine 5237 SY.TCK.nın yukarıda anlatılan genel hükümlerinin uygulanması yolu ile yaptırım uygulanacağına ilişkin iddia ve yorumların olduğu görülmüş ise de; bu yöntemin 2709 SY Türkiye Cumhuriyeti Anayasasın 7 11-38 ve 87 de yazılı kuvvetler ayrılığı prensibi çerçevesinde yasa yapmak görevinin yasa koyucuya ait olup kanunen suç olmayan fiilin cezalandırılmayacağı ve cezaların şahsiliği hükümleri ile 5237 SY TCK 2. 1 3 maddesinde yazılı kanunilik ve sanık aleyhine kıyas yasağına aykırı olacağı ve 3167 SY. nın tamamen dönüştürülmesi suretiyle yeni bir yasa oluşturulamayacağı açıklığıyla mahkememizce bu görüşe itibar edilememiştir. Anlatılan nedenlerle 3167 SY.nın 5237 SY. TCK. nın genel hükümlerine açık aykırılık taşıyan hükümleri nedeniyle artık tamamen uygulanamaz hale geldiği ve bunun yukarıda anlatıldığı gibi genel hükümlerle telafisinin mümkün olamayacağı açıklığıyla müsnet suçlamanın oluşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ceza Hukukunun genel mutlak prensiplerinden olan yorumla sanık aleyhine olan sonuca ulaşılamayacağı kanunilik prensibi ve sanık lehine olan hükümlerin geçmişe uygulanacağı kuralları gereğince ve anlatılan sebeplerle sanığın beraatine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan ve anlatılan gerekçelerle Müsnet suçlamadan sanığın BERAATİNE Dair tefhim yada tebliğden itibaren 7 gün içinde mahkememize sanık, müşteki ve C.Savcısı tarafından yapılacak yazılı yada sözlü müracaat ile Yargıtaya temyiz yolu açık olmak üzere katılan vekilinin yüzüne karşı sanık tarafının yokluğunda C. Savcısının huzurunda talebe aykırı olarak verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 30.04.2009

http://cek-magdurlari.blogspot.com/2009/02/cek-magdurlari-gorus-ve-onerilerinizi.html?commentPage=40

Bilecik Ağır Ceza Mahkemesi Beraat Kararı

TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargılama Yapmaya Ve Hüküm Vermeye Yetkili
BİLECİK AĞIR CEZA MAHKEMESİ

DEĞİŞİK İŞ NO : 2009/215 bilecik

BAŞKAN :RAMAZAN AKYOL 37306
ÜYE :ZEKERİYA YAVUZ 38481
ÜYE :LEYLA TAŞKOPARAN 39799
KATİP :FİKRİY ŞENSOY 148098

İTİRAZ KONUSU : Bilecik Asliye Ceza Mahkemesinin19.03.2009 tarih ve 2003/237 esas, 2004/122 karar sayılı ek kararı.

İTİRAZ TARİHİ :19.03.2009
KARAR TARİHİ :09.04.2009

Bilecik Asliye Ceza Mahkemesinin 19.03.2009 tarih ve 2003/237 esas, 2004/122 karar sayılı kararına sanık …………..tarafından itiraz edilmiş olmakla, dosya incelendi.

Gereği Düşünüldü:

Bilecik Asliye Ceza Mahkemesinin 13.05.2004 tarih ve 2003/237 esas,2004/122 karar sayılı kararı ile, sanığın üzerine atılı çek kanununa muhalefet suçundan eylemine uyan 4818 sayılı kanunun 14. maddesi ile değiştirilen 3167 sayılı kanunun 16/1 maddesi gereğince ve sanık lehine olduğundan hapis cezası yerine sanığın ilgili tarihler arasında keşide edilerek müşteri firmaya verilen toplam 53.000,00 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına, sanığın 3167 sayılı kanunun 16/3 maddesi gereğince 1 yıl süre ile çek keşide etmesinin ve çek hesabı açmasının yasaklanmasına karar verilmiş olup, bu kararın tarafların yokluğunda verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine dosyanın Yargıtay’a gönderildiği, Yargıtay 10.ceza Dairesinin 28.04.2008 tarih ve 2006/1253 esas, 2008/6565 karar sayılı ilanı ile hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmekle, 28.04.2008 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Sanık vekili Av. ………… 19.03.2009 havale tarihli dilekçe ile müvekkili olan hükümlü…….hakkındaki infazın durdurulmasını talep ettiği, talep üzerine Bilecik Asliye Ceza Mahkemesinin 19.03.2009 tarih ve 2003/237 esası, 2004/122 karar sayılı ek kararı ile, sanık vekilinin talebi ile infazın durdurulması yönündeki talebin reddine, mahkemenin 13.05.2004 tarih ve 2003/237 esas, 2004/122 karar sayılı ilanının aynen infazına karar verildiği, kararın 19.03.2009 tarihinde hükümlü vekiline tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
İtiraz eden ………… vekili Av………………. mahkememize ibraz ettiği 19.03.2009 havale tarihli itiraz dilekçesinde özetle müvekkilinin para cezasına mahkum edildiğini 31.11.2008 tarihi itibariyle karşılıksız çek keşide etmek eyleminin suç olmaktan çıktığı böylece suçta ve cezada kanunilik ilkesi uyarınca hükümlü hakkında verilen cezanın yasal dayanağının kalmadığının anlaşıldığı, açık bir yasal düzenleme yokken çek bedeli kadar tam gün sayılı belirlenerek bunun 20-100 lira arasında takdir edilecek bir bedelle çarpılması suretiyle sanığın cezalandırılabileceğini değerlendirmenin kıyas yapmak olduğunu, hükümlü hakkındaki infazın durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Bilecik C Savcılığı 08.04.2009 tarihli mütalaasında, TCK. nun 5. maddesine göre TCK. nun genel hükümleri özel kanunlarda düzenlenen suçlar yönünden bağlayıcı olduğu ve bu hükümlere aykırı özel yasaların uygulama olanağının olmadığı, çel bedeline göre belirlenen para cezasının TCK. nun 52. maddesine aykırı olduğundan bu şekilde belirlenen adli para cezasının yasaya aykırı olduğu, TCK. nun 21. maddesine göre kasıt olmadan suç oluşmayacağı şekli suç kavramı TCK. nun 21. ve 22. maddelerine aykırı olduğundan 3167 sayılı yasanın uygulama imkanının olmadığını itirazın kabulüne karar verilmesi yönünde görüş bildirmiştir.
Dosyanın tetkikinde, itiraz eden hükümlü vekili Av……………. ilana konu olan ve ceza yaptırımının dayanağını oluşturan 3167 sayılı yasanın 16/1 maddesinde 5237 sayılı TCK. nun 52/1 maddesi ile çelişen hükümler bulunduğunu, 5237 sayılı TCK. nun geçici 1. maddesi gereğince 31.12.2008 tarihi itibariyle 3167 sayılı Çek Kanununun 16/1 maddesi dahil olmak üzere ceza içeren tüm maddelerde 5237 sayılı TCK. Nuh genel hükümlerine uygun olması gerektiğini, ancak bugüne kadar 3167 sayılı Çek Kanununun 16/1 maddesinde herhangi bir yasal düzenleme yapılmadığını, bu nedenle 3167 sayılı Çek Kanununun 16/1 maddesinin 31.12.2008 tarihinden itibaren uygulanması ve buradaki belirtilen cezaya göre hükümlünün cezalandırılmasının mümkün olmadığını, müvekkili hakkındaki infazın durdurulmasına karar verilmesini talep etmiş olmakla,
5237 sayılı TCK. nun 52/1 maddesine göre adli para cezası 5 günden az kanunda aksi bulunmayan hallerde 730 günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından devlet hazinesine ödenmesinden ibaret olduğu belirtilmekle adli para cezalarının özellikle gün olarak belirlenmesi gerektiği düzenlenmiştir.
3167 sayılı yasanın 4814 sayılı yasanın 14. maddesiyle değişik 16. maddesinde ise; “Üzerinde yazılı keşide tarihinden önce veya ibraz süresi içinde 4. madde uyarınca ibraz edildiğinde, yeterli karşılığı bulunmaması nedeniyle kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide eden hesap sahipleri ve ya yetkili temsilcileri, kanunların ayrıca suç saydığı haller saklı kalmak üzere çek bedeli tutarı kadar adli para cezasıyla cezalandırılırlar. Ancak verilecek para cezası seksen milyar liradan fazla olamaz. Bu miktar 01.03.1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun ek 2. maddesine göre her yıl artırılır, bu suçtan mükerrirlere, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.” şeklinde düzenleme olduğu, adli para cezasının çek bedeline göre düzenlendiği,
5252 sayılı kanunun geçici 1. maddesinde belirtildiği üzere diğer kanunların 5237 sayılı TCK.nun birinci kitabında yer alan düzenlenmelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya kadar ve en geç (06.12.2006) tarih ve 5560 sayılı kanunun 15. maddesi ile değişik ibare) 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanacağı belirtilmiş olmakla, karşılıksız çek keşide etmek suçunun müeyyidesinin 3167 sayılı yasanın 4814 sayılı yasanın 14. maddesiyle değişik 16/1 maddesinde belirtildiği üzere suça konu çek bedeli kadar adli para cezası olduğu, 5237 sayılı TCK. nun 52/1 maddesine göre ise adli para cezasının öncelikle gün olarak belirlenmesi gerektiği düzenlenmiş olmakla her iki kanundaki adli para ceza parasının belirlenmesi konusunda uyumsuzluk olduğu 3167 sayılı Çek Kanununun 16/1 maddesinde karşılıksız çek keşide etmek suçunun müeyyidesi olan adli para cezasının belirlenmesinde 5237 sayılı TCK. nun 52/1 maddesine uyumlu olarak bu zamana kadar herhangi bir düzenleme yapılmadığı bu itibarla 5252 sayılı kanunun geçici madde 1’ e göre 3167 sayılı Çek Kanununun 16/1 maddesindeki 5237 sayılı TCK.nun 52/1 maddesine aykırı hükmünün en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanabileceği anlaşılmakla, hükümlü hakkında 28.04.2008 tarihinde kesinleşen Bilecik Ağır Ceza Mahkemesinin 13.05.2004 tarih ve 2003/237 esas, 2004/122 karar sayılı ilanının aynen infazının ileride hükümlü hakkında telafisi imkansız zararlara neden olması ihtimali göz önünde bulundurulduğunda hükümlü vekilinin itirazının kabulü ile hükümlü hakkında 28.04.2008 tarihinde keskinleşen Bilecik Asliye Ceza Mahkemesinin 13.05 2004 tarih ve 2003/237 esas, 2004/122 karar sayılı ilanının infazının durdurulmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Gösterilen Gerekçelerle:
İtiraz eden …….. vekili………………. 19.03.2009 tarihli İTİRAZININ KABULÜNE,
Bilecik Asliye Ceza Mahkemesinin 19.03.2009 tarih ve 2003/237 esas, 2004/122 karar sayılı ek kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
Hükümlü …….. hakkında 28.04.2008 tarihinde kesinleşen Bilecik Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/237 esas, 2004/122 karar sayılı ilanının İNFAZININ DURDURULMASINA,
Dosyanın Bilecik Asliye Ceza Mahkemesine tevdiine, kararın Bilecik Asliye Ceza Mahkemesince hükümlü ve vekiline tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda mütalaaya uygun kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 09.04.2009
.

%d blogcu bunu beğendi: