Koşulsuz erteleme yok

Adalet Komisyonunda kabul edilen çek tasarısının tam metni

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Adalet Komisyonunun Kabul Ettiği Metin

 

Esas No: 1/710

Karar No: 26

ÇEK KANUNU TASARISI

Amaç ve kapsam

MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı, çek defterlerinin içeriklerine, çek düzenlenmesine, kullanımına, çek hamillerinin korunmalarına ve kayıt dışı ekonominin denetim altına alınması önlemlerine katkıda bulunmaya ilişkin esaslar ile çekin karşılıksız çıkması ve belirlenen diğer yükümlülüklere aykırılık hâllerinde ilgililer hakkında uygulanacak yaptırımları belirlemektir.

(2) Bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde genel hükümler uygulanır.

Bankanın araştırma yükümlülüğü, çek hesapları ve çek defterleri

MADDE 2- (1) Bankalar, çek hesabı açılması ile ilgili olarak bu Kanunla kendilerine verilen görev ve yükümlülükleri yerine getirirken, çek hesabı açtırmak isteyenin yasaklı olup olmadığını bu Kanun hükümlerine göre araştırırlar; ayrıca ilgili kişinin ekonomik ve sosyal durumunun belirlenmesinde gerekli basiret ve özeni gösterirler.

(2) Bankalar, çek hesabı açtırmak isteyenlerin yasaklılık durumuna ilişkin adlî sicil kayıtlarını, açık kimliklerini saptamak için fotoğraflı nüfus cüzdanı, pasaport veya sürücü belgesi örneklerini, yerleşim yeri belgelerini, vergi kimlik numaralarını, tacir olanların ayrıca ticaret sicili kayıtlarını, esnaf ve sanatkâr olanların ise esnaf ve sanatkâr sicili kayıtlarını almak ve çek hesabının kapatılması hâlinde bunları, hesabın kapatıldığı tarihten itibaren on yıl süreyle saklamakla yükümlüdür. Yerleşim yeri yurt dışında bulunan kişiler, bankaya kendileri ile ilgili olarak Türkiye’de bir adres bildirmek zorundadır. Çekin karşılığının tamamen veya kısmen bulunmaması hâlinde, çek düzenleyenin bankaca bilinen adresleri, talebi hâlinde hamile verilir.

(3) Çek hesabı ilgilinin, vekilin veya yasal temsilcisinin imzası olmadan açılamaz. Çek hesabı açılmasını veya mevcut çek hesabından çek defteri verilmesini isteyen kişi, her defasında tacir veya esnaf ve sanatkâr olup olmadığı ve kendisi hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunmadığı hususunda bankaya yazılı beyanda bulunur. Tüzel kişiler adına verilecek beyannamede ayrıca, tüzel kişinin yönetim organında görev yapan, temsilcisi olan veya imza yetkilisi olan kişilerin çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunmadığı belirtilir.

(4) Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı bulunan gerçek kişinin, yönetim organında görev yaptığı, temsilcisi veya imza yetkilisi olduğu tüzel kişiye çek defteri verilmez.

(5) Çek defterleri bankalarca bastırılır.

(6) Çek defterlerinin baskı şeklini belirleyen esaslar, Maliye Bakanlığı, Türkiye Bankalar Birliği ve Türkiye Katılım Bankaları Birliğinin görüşü alınarak, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca Resmî Gazetede yayımlanacak tebliğle düzenlenir. Tacir olan ve tacir olmayan kişilere verilecek çekler ile hamiline düzenlenecek çekler, açıkça ayırt edilebilecek biçimde bastırılır. Hamiline düzenlenecek çekler için sadece bu çeklere ilişkin işlemlerin işlendiği ayrı çek hesapları açılır. Hamiline düzenlenecek çeklerde, hamiline çek defteri yapraklarının kullanılması gerekir. Çek yapraklarının üzerinde “hamiline” ibaresi matbu olarak yer alır.

(7) Çek defterinin her bir yaprağına;

a) Çek hesabının numarası,

b) Çek hesabının bulunduğu banka şubesinin adı,

c) Çek hesabı sahibi gerçek kişinin adı ve soyadı, tüzel kişinin adı,

ç) Çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişinin vergi kimlik numarası,

yazılır.

(8) Tüzel kişi adına çek düzenleyen kişinin adı ve soyadı, düzenlenen çek üzerine açıkça yazılır.

(9) Türk Ticaret Kanunundaki unsurları taşıması kaydıyla, düzenlenen çekin bu maddede yer alan koşullara aykırı olması çekin geçerliliğini etkilemez.

(10) Çek hesabı, ancak sahibinin veya yasal temsilcisinin yazılı talebi ya da mevduat veya katılım fonu zamanaşımı süresinin dolması üzerine kapatılabilir. Çek hesabı kapatıldıktan sonra, üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde ibraz edilen çekler karşılıksızdır işlemine tabi tutulur.

İbraz, ödeme, çekin karşılıksız olduğunun tespiti ve gecikme cezası

MADDE 3- (1) Karşılığı bulunan çek, hesabın bulunduğu muhatap bankanın herhangi bir şubesine ibraz edildiğinde hamilin varsa vergi kimlik numarası saptandıktan sonra ödenir. Ancak çek, hesabın bulunduğu şubeden başka bir şubeye ibraz edildiğinde, o şubece karşılığı sorulmak suretiyle ödenir.

(2) “Karşılıksızdır” işlemi, muhatap bankanın hamile kanunen ödemekle yükümlü olduğu miktarın dışında, çek bedelinin karşılanamayan kısmıyla sınırlı olarak yapılır.

(3) Muhatap banka, ibraz eden düzenleyici dışındaki hamile, süresinde ibraz edilen her çek yaprağı için;

a) Karşılığının hiç bulunmaması hâlinde,

1) Çek bedeli bin Türk Lirası veya üzerinde ise bin Türk Lirası,

2) Çek bedeli bin Türk Lirasının altında ise çek bedelini,

b) Karşılığının kısmen bulunması hâlinde,

1) Çek bedeli bin Türk Lirası veya altında ise, çek bedelini aşmamak koşuluyla, kısmî karşılığı bin Türk Lirasına tamamlayacak bir miktarı,

2) Çek bedeli bin Türk Lirasının üzerinde ise, çek bedelini aşmamak koşuluyla, kısmî karşılığa ilave olarak bin Türk Lirasını,

ödemekle yükümlüdür. Bu husus, hesap sahibi ile muhatap banka arasında çek defterinin teslimi sırasında yapılmış olan dönülemeyecek bir gayri nakdî kredi sözleşmesi hükmündedir. Bu fıkradaki miktar, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan fiyat endekslerindeki yıllık değişmeler göz önünde tutularak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından her yıl Ocak ayında belirlenir ve Resmî Gazetede yayımlanır.

(4) Hamilin talepte bulunması hâlinde, karşılıksızdır işlemi; çekin arka yüzüne tahsil için bankaya ibraz edildiği tarih, hesap durumu, bankanın yükümlülüğü çerçevesinde ödediği miktar ve ibraz eden gerçek kişinin adı ve soyadı yazılmak, bu kişinin tüzel kişi adına bedeli tahsil etmesi hâlinde bu husus belirtilmek ve bu kişi ile birlikte banka yetkilisi tarafından imzalanmak suretiyle yapılır. Banka tarafından ödenen miktar düşüldükten sonra karşılıksız kalan tutar açıkça belirtilir. Hamilin imzalamaktan kaçınması hâlinde, karşılıksızdır işlemi yapılmaz.

(5) Kısmi ödeme kabul edilmiş olsun veya olmasın, çekin tamamen veya kısmen karşılıksız çıkması hâlinde, ikinci ve üçüncü fıkralar hükmüne göre karşılıksızdır işlemi yapıldıktan sonra, ön ve arka yüzünün fotokopisi çekilerek bankada saklanır ve çek hamile geri verilir.

(6) Banka;

a) Çekin karşılığının hesapta bulunmasına rağmen hamiline ödenmesinin geciktirilmesi,

b) Kanunen ödemekle yükümlü olduğu miktarın hamile ödenmesinin geciktirilmesi,

hâllerinde, çek hamiline, her geçen gün için binde üç gecikme cezası öder. Bu hâllerde 4/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümleri uygulanmaz.

            (7) Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihinden önce ibraz edilen çekin karşılığının Türk Ticaret Kanununun 707 nci maddesi uyarınca kısmen veya tamamen ödenmemiş olması hâlinde, bu çekle ilgili olarak hukukî takip yapılamaz. İleri düzenleme tarihli çekle ilgili olarak hukukî takip yapılabilmesi için, çekin üzerindeki düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde bankaya ibraz edilmesi ve karşılıksızdır işlemine tabi tutulması şarttır.

Bankaların bildirim yükümlülüğü

MADDE 4- (1) Hamiline çek hesabı sahiplerinin açık kimlikleri, adresleri, vergi kimlik numaraları, bu hesaplardan ödeme yapılan kişilere ait bu bilgiler ile bu kişilere yapılan ödemelerin tutarları ve üzerinde vergi kimlik numarası bulunmayan çeklere ilişkin bilgiler, ilgili bankalar tarafından, dönemler itibarıyla, Gelir İdaresi Başkanlığına elektronik ortamda bildirilir. Bildirim dönemleri ve süreleri Türkiye Bankalar Birliği ve Türkiye Katılım Bankaları Birliğinin görüşleri alınarak Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından belirlenir.

(2) Tacir tüzel kişi veya onun faaliyetleri ile ilişkilendirilmek kaydıyla, tüzel kişinin gerçek kişi ortakları, ortakların ilgili bulunduğu veya tüzel kişinin veya ortaklarının etkisi altında bulundurduğu gerçek kişiler ile tüzel kişinin yönetim organında görev alan veya temsilcisi sıfatını taşıyan gerçek kişiler adına açılmış olan çek hesapları, tacir tüzel kişiye ait kabul edilir. Söz konusu ilişkinin varlığına yönelik emarelerin bulunması hâlinde, hesabın bulunduğu banka şubesi durumu Gelir İdaresi Başkanlığına bildirir.

(3) Bankalar, hamiline çek defteri yaprağını kullanmadan hamiline çek düzenlendiğini tespit etmeleri hâlinde, mevcut delilleriyle birlikte durumu, tespit tarihinden itibaren en geç bir hafta içinde Cumhuriyet başsavcılığına ve Gelir İdaresi Başkanlığına bildirmekle yükümlüdür.

Ceza sorumluluğu, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı

MADDE 5- (1) Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, bin beş yüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adlî para cezası, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamaz. Mahkeme ayrıca, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına; bu yasağın bulunması hâlinde, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının devamına hükmeder. Bu davalar, çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği veya çek hesabının açıldığı banka şubesinin bulunduğu yer ya da hesap sahibinin yahut şikâyetçinin yerleşim yeri mahkemesinde görülür.

(2) Birinci fıkra hükmüne göre çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlü olan kişi, çek hesabı sahibidir. Çek hesabı sahibinin tüzel kişi olması hâlinde, bu tüzel kişinin malî işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organının üyesi, böyle bir belirleme yapılmamışsa yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişiler, çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlüdür.

(3) Çek hesabı sahibi gerçek kişi, kendisi adına çek düzenlemek üzere bir başkasını temsilci veya vekil olarak tayin edemez.

(4) Karşılıksız çek düzenleyen, adına karşılıksız çek düzenlenen ve ileri düzenleme tarihli çek üzerinde yazılı tarihe göre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmayan gerçek ve tüzel kişi hakkında, Cumhuriyet savcısının talebi üzerine, sulh ceza hâkimi tarafından, karşılıksız çıkan her bir çekle ilgili olarak, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilir.

(5) Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı ile ilgili olarak, herhangi bir adres değişikliği bildiriminde bulunulmadığı sürece ilgilinin çek hesabı açtırırken bildirdiği adrese 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35 inci maddesine göre derhal tebligat çıkarılır. Adresin bankaya yanlış bildirilmesi veya fiilen terkedilmiş olması hâlinde de, tebligat yapılmış sayılır.

(6) Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi, elindeki bütün çek yapraklarını ait olduğu bankalara iade etmekle yükümlüdür. Bu kişi adına yeni bir çek hesabı açılamaz.

(7) Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi, kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren on gün içinde, düzenlemiş bulunduğu ve henüz karşılığı tahsil edilmemiş olan çekleri, düzenleme tarihlerini, miktarlarını ve varsa lehtarlarını da göstermek suretiyle, muhatap bankaya liste hâlinde vermekle yükümlüdür.

(8) Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararına ilişkin bilgiler, güvenli elektronik imza ile imzalandıktan sonra, Adalet Bakanlığı Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına elektronik ortamda bildirilir. Bu bildirimler ile bankalara yapılacak duyurulara ilişkin esas ve usuller, Adalet Bakanlığının uygun görüşü alınarak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından belirlenir.

(9) Karşılıksız kalan bir çekle ilgili olarak yapılan soruşturma veya kovuşturma neticesinde;

a) Cumhuriyet savcısı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına,

b) Mahkeme tarafından, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın düşmesi veya davanın reddine,

karar verilmesi hâlinde, aynı kararda, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasına da karar verilir. Bu karar, kesinleşmesi hâlinde, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına sekizinci fıkradaki usullere göre bildirilir ve ilân olunur.

(10) Koruma tedbiri olarak verilen çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararına yapılan itirazın kabulü hâlinde, bu kararla ilgili olarak da sekizinci fıkradaki bildirim ve yayımlanma usulü izlenir.

(11) Birinci fıkrada tanımlanan suç nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, önödemeye ve 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 297 nci maddesinin üçüncü fıkrasındaki tebliğnamenin tebliğine ilişkin hükümler uygulanmaz.

Etkin pişmanlık ve yasak kararının kaldırılması

MADDE 6- (1) Karşılıksız kalan çek bedelini, üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticarî işlerde temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte tamamen ödeyen kişi hakkında;

a) Soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına,

b) Kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından davanın düşmesine,

c) Mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra mahkeme tarafından hükmün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına,

karar verilir.

(2) Şikâyetten vazgeçme hâlinde de birinci fıkra hükmü uygulanır.

(3) Kişi, mahkûm olduğu adlî para cezası tamamen infaz edildikten veya bu cezayı ödemediği için hakkında hapis uygulanıp serbest bırakıldıktan itibaren üç yıl ve her hâlde yasağın konulduğu tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, hükmü veren mahkemeden çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasını isteyebilir; mahkemenin vereceği karara itiraz edebilir. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasına ilişkin karar kesinleştiğinde, yasağın kaldırıldığı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına 5 inci maddenin sekizinci fıkrasındaki usullere göre bildirilir ve ilân olunur.

Diğer ceza hükümleri

MADDE 7- (1) Tacirin ticarî işletmesiyle ilgili iş ve işlemlerinde, tacir olmayan kişinin çek defterini kullanarak çek düzenleyen ve düzenleten kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Tacir olmayan kişiye tacir kişiye verilmesi gereken çek defteri veren banka görevlisi hakkında elli günden yüzelli güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

(3) 2 nci maddenin üçüncü fıkrasındaki yükümlülüğe aykırı olarak bankaya gerçek dışı beyanda bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Beyanname almadan veya beyannameye rağmen, hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunan kişiye veya bu kişinin yönetim organında görev yaptığı veya temsilcisi ya da imza yetkilisi olduğu tüzel kişiye çek defteri veren banka görevlileri elli günden yüzelli güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(4) Kısmen veya tamamen karşılığı bulunmayan çekle ilgili olarak, talebe rağmen, karşılıksızdır işlemi yapmayan banka görevlisi, şikâyet üzerine bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(5) Karşılığı tahsil edilmek üzere bankaya ibraz edilen çekin karşılığının hesapta mevcut olmasına rağmen, hamile ödemede bulunmayan ya da bankanın kanunen ödemekle yükümlü olduğu miktarı hamile ödemeyen banka görevlisi, şikâyet üzerine bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(6) Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi, buna rağmen çek düzenlerse, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(7) Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi adına çek hesabı açan banka görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(8) Çek defteri basmaya veya bastırmaya kanunen yetkili kılınanlar dışında çek defteri basanlar ve bastıranlar iki yıldan beş yıla kadar hapis ve binbeşyüz güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır.

(9) Hamiline çek defteri yaprağını kullanmadan hamiline çek düzenleyen kişi, bu aykırılığı içeren her bir çekle ilgili olarak, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(10) 2 nci maddenin, sağlanması ve saklanması gereken bilgi ve belgelere ilişkin hükmüne aykırı hareket edilmesi veya çekin karşılıksız çıkması dolayısıyla hamili tarafından talep edilmesi üzerine düzenleyicinin banka kayıtlarındaki adreslerinin kendisine verilmemesi hâlinde, ilgili bankaya Cumhuriyet savcısı tarafından beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.

Hesaben ödeme

MADDE 8- (1) Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, çeklerin banka şubeleri arasında hesaben ödenmesini sağlayacak tüzel kişiliği haiz sistemi kurmaya ve gözetimi altında yürütmeye yetkilidir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, bu yetkiyi uygun göreceği başka bir kuruluş aracılığıyla da kullanabilir.

(2) Hesaben ödeme sisteminin kuruluş ve işleyişi, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca çıkarılacak ve Resmî Gazetede yayımlanacak bir yönetmelikle düzenlenir.

(3) Yönetmelikte belirtilen esaslar çerçevesinde çeklerin fizikî olarak ibraz edilmeksizin sadece çek bilgileri üzerinden bankalararası takas odaları aracılığı ile elektronik ortamda muhatap bankaya gönderilerek işlem görmesi, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 710 uncu maddesine göre takas odasına ibraz hükmündedir.

(4) Takas odaları aracılığıyla ibraz edilmiş çekler için, 3 üncü maddenin üçüncü fıkrasında belirlenen sorumluluk miktarı dâhil, kısmî ödeme yapılmaz. Bu durum, muhatap bankanın sorumluluk tutarını ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Ancak, takas odaları aracılığıyla ibraz edilen çekin, hesapta yeterli karşılığının olmadığının belirlenmesi hâlinde muhatap banka tarafından, hesapta bulunan kısmî karşılık tutarı, çeki ibraz eden hamil lehine onbeş gün süreyle bloke edilir.

Yürürlükten kaldırılan mevzuat

MADDE 9- (1) 19/3/1985 tarihli ve 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun ile 26/2/2003 tarihli ve 4814 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun geçici 1 ilâ geçici 5 inci maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.

Geçiş hükümleri

GEÇİCİ MADDE 1- (1) Bankalar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir ay içinde, 2 nci maddeye göre yayımlanacak tebliğde belirlenen esaslara uygun olarak yeni çek defterleri bastırırlar.

(2) Bankalar, 1/7/2010 tarihine kadar müşterilerine yeni çek defterlerini verir ve ellerindeki eski çek defterlerini imha ederler.

(3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenmiş çeklerle ilgili olarak, 3167 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 nci maddesi hükmü saklıdır.

(4) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar 3167 sayılı Kanun hükümlerine istinaden karşılıksız çek keşidesi suçundan dolayı açılmış olan davalar bakımından asliye ceza mahkemesinin görevi devam eder.

(5) 31/12/2011 tarihine kadar, üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir.

(6) Bu Kanunun 5 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca yapılacak bildirimler, 1/7/2010 tarihine kadar yazılı ortamda yapılabilir.

(7) Bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 3167 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca kurulmuş olan Bankalararası Takas Odaları Merkezi, bu Kanunun 8 inci maddesinde öngörülen tüzel kişiliği haiz sistem kuruluncaya kadar faaliyetlerine devam eder ve yeni kurulacak tüzel kişiliğe herhangi bir işleme gerek kalmaksızın devrolunur. Yeni kurulacak tüzel kişilik bu devir nedeniyle doğacak her türlü vergi, resim, harç ve fondan muaftır.

GEÇİCİ MADDE 2- (1) 3167 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinde tanımlanan suçtan dolayı, 1/11/2009 tarihi itibarıyla, haklarında soruşturma veya kovuşturma başlatılmış ya da kesinleşmiş bir hükümle mahkûm olan kişilerin;

a) Şikâyetçi ile belirledikleri miktarın belirli vadelerde ödenmesi hususunda anlaşmaya varmaları ve anlaşmanın bir nüshasının şikâyetçi veya yasal temsilcisi tarafından Cumhuriyet başsavcılığına veya mahkemeye verilmesi hâlinde, anlaşmada öngörülen süre kadar soruşturma veya kovuşturmanın durmasına, hükmün infazının ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilir. Anlaşmaya varılmış olması, şikâyetçi bakımından şikâyetin geri alınması sonucunu doğurmaz.

b) Bu Kanunun 6 ncı maddesi hükmüne göre ödenmesi gereken miktarı belirli vadelerde ödeyeceğini taahhüt etmesi ve taahhütnamenin, kendisi veya yasal temsilcisi tarafından Cumhuriyet başsavcılığına veya mahkemeye verilmesi hâlinde, anlaşma aranmaksızın, taahhütnamede belirtilen süre kadar, soruşturma veya kovuşturmanın durmasına, hükmün infazının ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilir. Bu durumda, ödeme süresi, taahhütnamenin yapıldığı tarihten itibaren iki yılı geçemez. Taahhütnamenin bir örneği alacaklıya gönderilir.

(2) Birinci fıkrada yazılı anlaşma veya taahhütnamenin en geç 1/4/2010 tarihine kadar düzenlenmiş ve mercilerine verilmiş olması şarttır.

(3) Soruşturma veya kovuşturmanın durması hâlinde dava zamanaşımı; hükmün infazının ertelenmesi veya durdurulması hâlinde ise ceza zamanaşımı işlemez.

(4) Anlaşmanın gereği gibi ifa edilmiş veya bu Kanunun 6 ncı maddesi hükmüne göre ödenmesi gereken miktarın ödenmiş olması hâlinde; kovuşturmaya yer olmadığına, davanın düşmesine veya hükmün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verilir.

(5) Şikâyetçinin başvurusu üzerine, anlaşma veya taahhüde uyulmadığının tespiti hâlinde, soruşturmaya, kovuşturmaya veya hükmün infazına devam edilir.

(6) Soruşturma veya kovuşturması durdurulan ya da hükmün infazı ertelenen veya durdurulan kişi hakkında Ceza Muhakemesi Kanununun 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde yer alan adlî kontrol tedbirine karar verilebilir.

Yürürlük

MADDE 10- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 11- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

Yüreklerin kulakları sağır

sağırlarYüreklerin kulakları sağır!

Gözyaşları işe yaramadı

Ak Parti gözyaşlarına aldırmadı, pragmatist bir yaklaşımla çek hamillerinden yana tavır koydu.Ayşenur Bahçekapılı ne diyor; sayılar abartılı.. Evet çek mağdurlarını saydılar, baktılar ki şimdilik öyle ürkütücü bir sayı yok, biz bunları çek hamillerine borçlarını ödemeleri için ceza ile tehdide devam edelim, ileride sayı ürkütücü duruma gelirse o zaman bakarız …YAZINININ TAMAMI “YAZARLAR” BÖLÜMÜNDE

Ak Parti Zihniyeti

Ak Parti Zihniyeti

cezaİnsanlığın geçirdiği  tarihsel evrim sonucunda gelinen son aşama kapitalizm çağıdır. Kapitalizmden bir başka düzene geçiş henüz gerçekleşmiş değildir. İnsanlığın geçirdiği evreler; ilkel kominal toplu, Sami Selçuk bu çağa “avcılık çağı” diyor, köleci toplum, feodal toplum, kapitalist toplum şeklinde sıralanabilir. Bütün bu evreler bin yılları kapsar. Bizim ömrümüz bu tarihsel gelişim süreçlerinde hiç bir şey ifade etmez.Yazının devamını OKU

07 Kasım 2009 Cumartesi — CoCenk | Düzenle

 yorumSon günlerde  çek kanunu konusunda birçok haber çıktı basında.

Başbakan talimat verdi, çek kanunu meclise geliyor. Karşılıksız çekte hapis kalkıyor ve en son, hükümette çatlak çıktı, Babacan tasarıda bankalara ilişkin hükümleri veto etti. Bütün bunlara yorumumuz “Yorum” bölümünde.

———————————————

CNN haberi gerçeği yansıtmıyor!

 

 

 Eğer şartlı erteleme v.s gibi bir düzenleme yapılacaksa bu düzenleme hapistekiler dahil suç tarihi itibari ile herkesi kapsamak zorunda, bunlardan bir kısmı lehine düzenleme yapıp diğerlerini dışlamyamaz, bu anayasanın eşitlik ilkesine aykırıdır. Geçmişte bu şekilde yapılan düzenlemeler, af kanunları Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Buna en güzel örnek 1974 yılında Ecevit hükümetince çıkarılan af kanunda Milli Selamet Partisinin değişiklik önergesi ile TCK 141 ve 142 maddenin af kapsamı dışında bırakılması ve CHP nin müracatı ile Anayasa Mahkemesinin bu istisnayi Anayasının eşitlik ilkesine aykırı bularak iptal etmesidir.

Hükümetin bu şekilde bir değişiklik yapması, yani bütün herkese şartlı erteleme düzenlemesi yapması pratik olarak mümkün görünmüyor.Bu yeni bir karmaşa yaratacaktır.Olabilirliği yoktur böyle bir düzenlemenin.

——————————————————————————————————————————————————————

VADELİ ÇEK EKONOMİ İÇİN GEREKLİ BİR ENSTRUMAN MI?

BAYKAL’IN GÖRÜŞÜNÜN AKSİNE VADELİ ÇEK EKONOMİ İÇİN GEREKLİ BİR ENSTRUMAN DEĞİL,

YARGITAY BAŞKANI HASAN GERÇEKER VADELİ ÇEK KALKMALI DİYOR

MUHALEFET PARTİLERİNİN KARŞILIKSIZ ÇEKE CEZADA NET POLİTİKALARI, SOMUT ÖNERİLERİ YOK.

CHP lideri 23 Haziran da grupta yaptığı konuşmada şöyle diyor:

-Elbette çek gibi bir kurumu işlemez hâle getirmek doğru değildir. Bir yaptırımı mutlaka olmalıdır. Ekonomik hayat, ticari hayat çeke dayanan bir hayattır. Güveni elbette yansımalıdır, bunu koruma ihtiyacı vardır ama çek etrafında yaşanan bu büyük problemi de görmezlikten gelemeyiz. Derhal bu konuyu bütün boyutlarıyla çeki ticari hayatın güvenilir bir sağlam uygulaması, bir aracı, bir enstrümanı olarak sahiplenen, işler hâle dönüştüren ve ortaya çıkacak olan faciaları da engelleyen, makul bir zemine çeken, Yargıtay’ın ve asliye hukuk mahkemelerinin bir çek mahkemesi hâline dönüşmesine neden olan gidişatı kontrol altına alacak bir düzenlemeye şiddetle ihtiyaç vardır. Meclis başını kuma sokmamalıdır, olayın üzerine yürümelidir, bir an önce bu kanun mutlaka çıkarılmalıdır, Meclis tatile girmeden bu çıkarılmalıdır. Dün, Başbakan, Avrupa Birliği büyükelçilerine, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği ile ilgili yasanın mutlaka çıkarılacağını, o çıkarılmadan tatile girilmeyeceğinin sözünü vermiştir.

Bu görüşlere katılmak mümkün değildir, çünkü bu görüşler gerçeği yansıtmamaktadır. Bu görüşler MHP Grup Başkan vekili  Oktay Vural’ın gene 23 Haziranda mecliste yaptığı basın toplantısı ile paraleldir. MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural da, sadece çek verenlerin değil, alacaklı olanların da mağdur edilmeden dengeli bir çözüm getirilmesinden yana olduklarını söyledi.
Maliye Bakanı Babacan’da tedavülde 226 milyar çek olduğunu, af veya benzeri uygulamanın piyasada likidite sorunu yaratacağını söylüyor.

Yukarıdaki üç görüşü üst üste koyduğunuzda iktidar ve muhalefetin çek konusunda farklı düşünmediklerini görüyoruz, hatta daha ileriye giderek iktidarın muhalefetten daha ileride olduğunu söyleyebiliriz. İktidar partisi içersinde başta İyimaya olmak üzere sorunu doğru kavrayanlar vardır. İyimaya karşılıksız çeke cezanın Anayasa ve İnsan hakları açısında doğru olmadığının farkındadır ve 3167 sayılı kanunun yürürlükte olmadığını söylemektedir. Bu açıdan baktığınızda muhalefet partilerinin çok geride olduğunu tespit ediyoruz.

Baykal’ın dediği gibi çek ticari hayatın önemli bir enstrümanı mıdır? Bu sorunu yanıtını vermeden önce çekin hukuki anlamına ve dünyadaki uygulamasına bakmak gerekecektir. TTK’n una göre çekte vade söz konusu değildir, çek görüldüğünde ödenecek, nakit yerine geçen bir ödeme aracıdır. Türk hukukunda çekte vade yoktur, ancak TTK 707/2 mehaz kanunun aksine ileri vadeli çeklerin ibrazında ödeneceği öngörülmüştür. Mehaz kanunda ileri vadeli çekler için ödenebilir(payable,zahlbar) denmesine rağmen kanun ödenir olarak tercüme edilmiştir.Batı hukukuna baktığımızda durum şöyledir:

Karşılaştırmalı hukuktaki uygulamalara göz attığımızda, Fransız mahkemesi, 1945 yılında vermiş olduğu bir kararında, keşide tarihinden önce ödemeye ibraz edilip de, karşılıksız çıkan ileri keşide tarihli çek hakkında, karşılıksız çek yaptırımlarını uygulamamış, keşideciyi sadece açık kalan tutarın binde altısı oranında bir cezaya mahkûm.(12)

Almanya uygulamasında ise, keşide tarihinden önce ibraz edilen çeklerin karşılığı varsa ödenmekte, yoksa hiçbir işleme tâbi tutulmadan senet hamile iade edilmektedir.(13) Hamil müracaat hakkını kullanamamaktadır.(14)

İngiltere’de Bills of Exchange Act (1882)’in 13/2 nci maddesi, ileri tarihli çeki geçerli saymakla birlikte, doktrin ve mahkeme kararlarında, bu çekin üzerindeki tarihten önceki durumunun açık olmadığı belirtilmiştir. Söz konusu çekler, keşide tarihine kadar ödenmesi mümkün olmayan bir bonoya benzetilmekte ve ileri keşide tarihli bir çeki dikkatsizlik sonucu ödeyen bankacının, hesap sahibini borçlandıramayacağı, çünkü bankanın bu hususta yetkisinin bulunmadığı, ödenmesi durumunda da bunu kendi sorumluluğu altında yapmış olacağı vurgulanmaktadır.(15)

Amerika’da, sonraki tarihli çek, ancak o tarihten sonra ödeme için ibraz edilebilmektedir. Uygulamada daha önce ibraz edilen çekleri, muhatap, ibraz edileceği tarihe kadar hamil hesabına saklamaktadır.(16)

Görüldüğü gibi batıda vadeli çek kabul görmemektedir. Şubat 2009 tarihinde 5838 sayılı torba kanun ile 3167 de yapılan değişiklikle 2009 yılı sonuna kadar ileri vadeli çeklerin erken ibrazı geçersiz sayılmış, Adalet Komisyonunda bekleyen çek kanunu tasarısında ise çeklerin erken ibrazı geçersiz sayılmaktadır. Görüldüğü gibi iktidar muhalefet partilerine göre çek konusunda çok ilerlerdedir ve batı hukukuna paralel düzenlemeler yapmaktadır.

Evrensel hukukta çek nakit yerine kullanılan bir ödeme vasıtasıdır, yani çek yazıldığında bankada karşılığı bulunması gerekir. Bu haliyle çek elbette korunmalıdır ve bir müeyyideye bağlanmalıdır. Peki, Türkiye’deki durum nedir? Türkiye’de çek uygulamada nakit yerine geçecek bir ödeme vasıtası olarak değil bono gibi sekiz aya varan, bazen daha uzun, bir ödeme aracıdır, tıpkı bono gibi. Bizdeki bu uygulamayı evrensel hukuka göre değerlendirdiğinizde çek bono hükmünde bile olmayan  değersiz bir kâğıttır. Çek bizde ticari ilişkilerden kaynaklanan borçlara karşılık bir ödeme aracı olarak kullanılmaktadır. Bakınız Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker Adalet Komisyonuna gönderdiği açıklamasında ne demektedir? Yargıtay Başkanının açıklaması:

 , ”Bir ticari ilişkiden kaynaklı borcun yerine getirilmemesi ve suç olarak tanımlanması mümkün görülmemektedir. Suç genel teorisindeki sorumluluk esaslarına aykırı bir şekilde suç tipi tarif edilmektedir. Karşılıksız çıkan çek nedeniyle milyonlarca şikayet ve soruşturma sonucu kamu davası açılmaktadır. Bu durum Cumhuriyet savcılarının ve mahkemelerin ağır iş yükü altında kalmasına sebebiyet vermektedir. Bu nedenle çekin karşılıksız çıkması ile ilgili sorumluluk, suç olmaktan çıkarılarak idari para cezasını ve/veya idari tedbiri gerektiren bir kabahat olarak düzenlenmelidir

”Zira, ileri tarihli çek uygulaması çekin işlerliği ve güvenirliğini ortadan kaldıran bir uygulamadır. Türkiye; de yanlış yerleşmiş bir teamüldür. Vadeli ödeme seçeneğini kabul eden kişilerin başvuracağı ödeme aracı çek olmamalı; bono ile bu amaç sağlanmalıdır. Çekin para gibi seri ve güvenli bir ödeme aracı haline getirilmesi, ancak buna her ne koşulda olursa olsun olanak sağlamak yerine kural olarak ileri düzenleme tarihli çekin düzenlenmesinin yasaklanması ve bu kanunun korumasından yararlanılamaması ile mümkündür. Piyasalarda en çok mağduriyete yol açan da ileri tarihli çeklere cevaz verilmesidir.”

 

“Yanlışı, yanlışla düzeltmek olanaklı değildir”

Yargıtay başkanı Türkiye’de yanlış bir teamül yerleştiğini, vadeli çekin yasaklanması gerektiğini söylüyor, vadeli çek yerine bono kullanılması gerektiğini söylüyor.

Anayasa Mahkemesi 2003 yılında  3167 sayılı yasanın iptali için verdiği ret kararında Türkiye’de uygulanan vadeli çek gerçeğini görmemezlikten gelmiş ya da Prof. DR. Hayri Domaniç’in dediği gibi bir cehalet örneği vermiştir; nitekim ret kararının bir yerinde şöyle denmektedir: Çeki keşide eden bankada karşılığı olmadığını bildiğine göre.. Sekiz ay vadeli tanzim edilen bir çekin bankada karşılığı elbette olmayacaktır. Gerçeklere böylesine göz kapamanın vardığı sonuç Baykal’ın verdiği rakamlara göre Başsavcılıkta ve Yargıtay’da bekleyen iki yüz otuz bin dosya ve acze düşen bir yargı.

Muhalefet salt eleştiri yapmak yerine bilgi sahibi olsa, çözüm önerse ülke için daha hayırlı olacaktır.

 

ÇEK KANUNU TASARISI MEÇHÜL BİR TARİHE ERTELENEBİLİR

 KARŞILIKSIZ ÇEK EYLEMİ, NEREDEN NEREYE?

Karşılıksız çekte startı 6 Ocak 2009 tarihinde Prof.dr. Adem Sözüer tarafından verildi. Sözüer 5237 sayılı TCK ile 31.12.2008 tarihine kadar 3167 sayılı yasada gerekli uyum yapılmadığı,uyum yasası çıkmadığı için çek kanunun artık yürürlükte olmadığını söylemiş, İyimaya da kendilerini doğrulamıştı. Bu durum karşılıksız çek mağdurları için büyük umuttu. Ancak, sorun sadece 3167 sayılı yasanın yürürlüğü sorunu değildi. Karşılıksız çeke ceza bir insan hakları ve anayasa sorunu idi. Biz karşılıksız çeke bir af sorunu ya da yasanın yürürlüğü sorunundan öteye,  karşılıksız çek yüzünden hapis cezalarının AİHS ne ve Anayasanın 38. Maddesine aykırı olduğunu bu blogda yazmaya başladık. Karşılıksız çekte hapis cezası olduğunu, adli para cezasının sonuçta hapis cezası ile sonuçlandığını bırakın sıradan insanları milletvekilleri, gazeteciler bile bilmiyordu. 2009 Nisan ayında milletvekillerine faks çekme, mail gönderme eylemi başladı, sonra basına yoğun biçimde fakslar çekildi, konu ile ilgili bilgilendirmede önemli mesafeler kat edildi, en son TESK başkanı Palandöken’in gafını hatırlayınız, bunun da üzerine gidildi ve gerçek ısrarla ve ısrarla anlatıldı.

2009 Mayıs ayına gelindiğinde konu artık basında tartışılıyordu, internette konu ile ilgili haber ve yorumlar çoğaldı, Haziran ayı başında Star Tv. bana ulaştı, hiçbir kişisel bağım, ilişkim yoktu Star Tv. İle, yazılarımız onlara ulaştırılmış ki veya onlara takip edip bulmuşlar, bana ulaştılar ve bir röportaj yaptılar, röportaj 8 Haziran 2009 akşamı Star ana haber bülteninde yayınlandı ve takip eden haber bültenlerinde yer aldı. Bu sırada Çek Kanunu Tasarısı Meclis Adalet Komisyonunda idi. Artık karşılıksız çek konusu ülke gündemine oturmuştu, çek mağdurlarında umut zirvede idi. Adalet Komisyonu tasarıyı alt komisyon gönderildi, Prof. Dr. Adem Sözüer’in Alt Komisyona çağırıldığı haberi alındı ve bu durum umutları artı.  Beklenti alt komisyonda sorun çözülecek, tasarı beklentileri karşılayacak değişiklik önerileri ile Adalet Komisyonuna gelecekti. Olmadı, Adalet Komisyonu önce alt komisyonun raporu gelmedi gerekçesi ile ertelendi, daha sonra da Babacan bir açıklama yaptı ve piyasada 226 milyar çek olduğunu, karşılıksız çek affını likidite sıkıntısı yaratacağını söyledi. İnsan hakları, anayasal haklar v.s önemli değildi, ekonomiyi kurtarmak için insan hakları ve anayasal haklar ihlal edilebilirdi. Kaldı ki açıklama doğru değildi, 3167 sayılı çek kanunu 1985 den beri yürürlükte idi ve karşılıksız çek ciddi hapis cezaları ile karşılanıyordu, ama ekonomi bir türlü düzene girmemişti, 1985den bu yana sayısız ekonomik krizler yaşamıştı ülke. Bu açıklama ile yeni çek kanunu tasarısı rafa kaldırıldı ve bir daha raftan ne zaman indirileceği de meçhul, top direkten dönmüştü.

Bu gelişmelerin arkasından 23 Haziran eylemi gerçekleştirildi. Eylem başarılı idi. MHP den Oktay Vural Mağdurlar ile basın toplantısı yaptı, Baykal grupta mağdurları destekleyen bir konuşma yaptı, böylece mağdurların yeniden moral buldular. Bütün bu eylemlerde hiçbir zaman umulan sayıya ulaşılamadı ve eylemlere öncülük yapanlar birbirlerini suçlamaya başladılar, bu durum meclisin tatile girmesi ile sönen umutları biraz daha olumsuz etkiledi ve şu an gördüğümüz gibi  bloglarda yorum yapanlar bire, ikiye düştü.

EYLEMLERDE SAYIYI ARTIRMAK İÇİN ZORLAMA ÇAĞRILAR BAŞLADI

Eylemlere zorlama çağrılar fayda etmedi çünkü bu çağrılar gerçekler üzerine oturmuyordu, gerçekleri göz ardı eden çağrılardı. Eyleme hazırlık aşaması ve eylem biçimi demokratik değildi öncelikle, eylem hazırlıklarında ve eylemlerde bireysellik zirvede idi. Kurtuluş savaşını hatırlayınız, Mustafa Kemal bir asker, cephelerden gelmiş, ne yaptı kurtuluş savaşını başlatmak için kurultaylar topladı ve bu kurultaylarda aldı bütün önemli kararlarını.

KARŞILIKSIZ ÇEK KONUSU CİDDİ BİR KONU İDİ VE MÜCADELE CİDDİYE ALINMALI İDİ. NE YAPILMALI İDİ?

Ben ne yapılması gerektiğini bu blogda yazdım. Bir araya gelen çek mağdurlarının kaç kişi olduğu önemli değil, önemli olan doğru eylemi koymaktı. Ne yapılmalı? Tekrarlıyorum:

Gördüğümüz kadarı ile bütün eylemlere katılan 25 kişi civarında insan var, işte bu insanlar önce bir araya gelip durumu enine boyuna tartışmaları gerekir. Sonra alınacak kararlar doğrultusunda bir örgütlenmeye gidilir,   bir yürütme organı oluşturulur ve bu organ kararlaştırılan doğrultuda eylemleri yürütür, aksi bireysel çağrılarla yapılan eylemlerin varacağı nokta için söze ve tanığa gerek olmadığı kanaatindeyim.

ÇEK KANUNU TASARARISININ RAFA KALDIRLIMA NEDENİ ÖZETLE:

PİYASADA 226 MİLYAR LİRA ÇEK VAR, AF VEYA BENZERİ DURUMDA LİKİDİTE SIKINTISI DOĞAR.

Çek kanunu rafa kaldıran bu iddia geçici bir durumu yansıtmıyor, bu gerekçe ortadan kalkmadıkça karşılıksız çeke af çıkması, ya da çek tasarısının yasallaşması bu rafa kaldırmanın mantığına aykırı olacaktır.

ÇEK KANUNU TASARISI MEÇHÜL BİR TARİHE ERTELENEBİLİR

Değil Ağustos ayında Ekimden sonra da çözümün garantisi yoktur. Bu nedenlerle bireysel hareketler yerine bir an önce örgütlenerek eylemi toplumsal hale getirmek gerekiyor, yoksa eylemlere katılan 20, 25 kişi de inancını yitirtecektir. İnsanlar şimdiye kadar hareketin arkasında ciddi bir örgütlenmenin olduğunu sanıyorlardı, ancak şapka düştü kel göründü, artık ciddi olunmalı çözüm isteniyorsa.

 BURHAN İŞCAN’IN YORUMU İÇİN TIKLAYINIZ

FISILTI GAZETESİ KARŞILIKSIZ ÇEK SORUNU AĞUSTOSTA ÇÖZÜLEBİLİR, EKİME KESİN GÖZÜ İLE BAKILIYOR HABER İÇİN TIKLAYINIZ

KADİR KARTAL GÜZEL BİR ÖYKÜ GÖNDERDİ MORALLERİ YÜKSELTECEK TIKLAYINIZ

 

 

 

 

.

KARŞILIKSIZ ÇEK KONUSU NE OLACAK, NE YAPMALI?

AŞAĞIDAKİ SORULARA YORUM VE CEVAPLARINIZI BEKLİYORUZ. YORUM VE CEVAPLARINIZI YORUMLAR BÖLÜMÜNDE YAYINLAYABİLECEĞİMİZ GİBİ YAZAR OLARAK DA YAYINLAYABİLİRİZ.

KARŞILIKSIZ ÇEKE ADLİ PARA CEZASI, YANİ HAPİS KALKACAK MI?

ÇEK KANUNU TASARASI TBMM GÜNDEMİNE NE ZAMAN GİRECEK?

ÇEK KANUNU TASARISI SORUNU ÇÖZÜYOR MU, AĞIRLAŞTIRIYOR MU?

MECLİSE YÖNELİK EYLEMLERDEN NE BEKLENİYOR?

BUGÜN, HABER SİTELERİNE, BLOGLARA ULAŞMAYAN BİRÇOK MAHKEME BERAAT KARARI VERİYOR VE 10. CEZA DAİRESİNİN ONAMA KARARINA RAĞMEN MAHKEMELER BERAAT KARARINA DEVAM EDİYOR.

SİZCE ÇÖZÜM YARGITAY CEZA GENEL KURULU MU?

BERAAT VEREN ASLİYE CEZA MAHKEMESİ SAYISININ ÇOĞALMASI İÇİN NE YAPMALI? SİZCE ASLİYE CEZA MAHKEMELERİNİN HAKİMLERİ KONUYA YETERİ KADAR HAKİM Mİ? BU HAKİMLER BAŞTA AKADEMİSYENLER OLMAK ÜZERE YAZILANLARI TAKİP EDİYORLAR MI?

KİTAP HAZIRLIĞI

KARŞILIKSIZ ÇEK KONUSUNDA, BU KONUDA YAZILAN MAKALELERİ, HABERLERİ, ÖYKÜLERİ İÇERECEK BİR KİTAP HAZIRLANMASI ETKİLİ OLUR MU? BÖYLE BİR KİTAP HAKİMLERE, MİLLETVEKİLLERİNE, YÜKSEK YARGI ÜYELERİNEGÖNDERİLSE ETKİLİ OLUR MU?

HÜKÜMETİN ÇEK KANUNU TASARISINDAN ADLİ PARA CEZASINI KALDIRACAĞINI DÜŞÜNÜYOR MUSUNUZ?

HÜKÜMET ÇEK KANUNU TASARISINDA ADLİ PARA CESAZINI KORUYARAK MEVCUT KARŞILIKSIZ ÇEKLERE, HAPİSTE OLANLARA VE KAÇAK OLANLARA AF GETİRMESİNİ BEKLİYOR MUSUNUZ?

MECLİSİN BİR AF ÇIKARACAĞINI DÜŞÜNSEK ACABA BUNUN ŞEKLİ VE KAPSAMI NE OLACAKTIR?

a)    CEZALARI KISMEN AFFETMEK,

b)    CEZALARI TAMAMEN AFFETMEK,

c)     CEZALARI ERTELEMEK

BUNLARDAN HANGİSİNE KATLIYORSUNUZ, KATILMIYORSANIZ NASIL BİR AF BEKLİYORSUNUZ?

HÜKÜMET NEDEN AF ÇIKARACAK SİZCE?

a)    MAHKEMELER VE YARGITAY İŞİN ALTINDAN KALKAMIYOR, HAPİSHANELERDE YER YOK, BU NEDENLE,

b)    HÜKÜMET KARŞILIKSIZ ÇEKE HAPİS CEZASINA KARŞI OLDUĞU, AB KRİTERLERİNİ SAVUNDUĞU İÇİN AF ÇIKARACAK.

KARŞILIKSIZ ÇEKE HAPİS CEZASINA KARŞI MÜCADELEDE EN FAZLA ETKİLİ OLANLAR.

a)    PROF.DR. ADEM SÖZÜER,

b)    PROF.DR. HAYRİ DOMANİÇ,

c)     BLOGLAR VE WEB SİTELERİ,

d)    AVUKATLAR,

e)    ÇEK MAĞDURLARININ EYLEMLERİ (ÇEK MAĞDURLARI BİLEŞENİ)

f)      BASIN VE TELEVİZYONLAR,

KARŞILIKSIZ ÇEK EYLEMLERİ

KARŞILIKSIZ ÇEK EYLEMLERİ ETKİLİ Mİ?

EYLEM HESAPLARI DOĞRU YAPILIYOR MU?

EYLEMLERİN BASINDA ÇIKMASI TEK BAŞINA YETERLİ Mİ?

EYLEMLERDE VERİLEN MESAJLARIN ETKİNLİĞİ Mİ DAHA ÖNEMLİ?

EYLEMLERİN İKİ BAŞLI OLMASININ ETKİLERİ NELER OLABİLİR? İKİ BAŞLILIK ENGELLENEBİLİR Mİ? ENGELLENEMEZ İSE GÖRÜNTÜNÜN BOZULMAMASI İÇİN NE YAPILABİLİR?

KİTAP

KARŞILIKSIZ ÇEK KONUSUNDA HAZIRLANACAK KİTAP İÇİN ÖNERİLERİNİZİ BEKLİYORUZ. KİTAP 20 AĞUSTA BASIMA GİRECEK, BU SÜRE İÇERİSİNDE KATKILARINIZI BEKLİYORUZ.

ELİNİZDE MEVCUT BİLGİ VE BELGELER

a)    MAHKEME KARARLARI,

b)    MAKALELER

c)     KENDİNİZE VEYA YAKINLARINIZA AİT KONUYA İLİŞKİN ÖYKÜLER,

BURHAN İŞCANI CEVABINI                   http://hukukro.wordpress.com       OKUYABİLİRSİNİZ

KANUNSUZ CEZA OLAMAZ ANAYASA MADDE 38

KANUNSUZ CEZAYA KARŞI ÇEK MAĞDURLARININ DEMOKRATİK DİRENME HAKLARI DOĞMUŞTUR.

3167 SAYILI KANUN YÜRÜRLÜKTE DEĞİLDİR. HAPİSTE OLANLAR KANUNSUZ OLARAK TUTULMAKTADIR. YARGIÇLARI DA YARGIÇLAR YARGILAR. BÖYLESİ CİDDİ BİR KONUYA KARŞI BÖYLESİ BİR CİDDİYETSİZLİK ANLAŞILIR GİBİ DEĞİLDİR. ORTADA BİR İDDİA VAR, BU İDDİA SOKAKTAKİ ADAMA AİT DEĞİL,AKADEMİSYENLERE, HUKUÇULARA VE MAHKEMELERE AİT BİR İDDİA. YÜKSEK YARGI BU İDDİALARA CEVAP VERMELİ, İNSANLAR NEDEN ÖZGÜRLÜKLERİNDEN YOKSUN BIRAKILIYORLAR?

BUNUN SORUMLULUĞU AĞIRDIR, BUNUN ALTINDAN KALKAMAZSINIZ EFENDİLER !

KANUNSUZ CEZAYA KARŞI ÇEK MAĞDURLARININ DEMOKRATİK DİRENME HAKLARI DOĞMUŞTUR.

HÜKÜMETİN AÇMAZI

HÜKÜMETİN EN BÜYÜK AÇMAZI ÇEK TASARISININ  3167 İLE İLİŞKİSİ

AF BEKLENTİSİ VE YENİ ÇEK YASASI

Af beklentisi konusunda bir şey söylemek çok zor ama meclisten beklenen affın çıkmaması dünyanın sonu değil. Hapiste olan ve kaçak olan insanların durumlarını çok iyi anlıyorum ancak karşı karşıya olduğumuz durum öyle küçümsenecek bir durum değil. Ekonominin patronları karşılıksız çeke hapis cezası istiyorlar, bankalar, holdingler, faktöringler. İnanın meclisin çoğunluğu da onlar gibi düşünüyor. O zaman bu beklentiler boşuna mı? Kesinlikle hayır, boşuna değil.

Hükümetin bu yasadan ötürü ciddi sıkıntıları var. Bu sıkıntıları iki ana başlık altında toplayabiliriz. Hukuksal sıkıntılar, toplumsal sıkıntılar.

Hukuksal sıkıntılar öyle az boz sıkıntılar değildir. Bir kere anayasaya uyumlu olma sıkıntıları var, 38. Madde bu maddeye paralel Avrupa İnsan hakları Sözleşmesi ek 4 nolu protokoldeki borçtan hapis yasağı. Diyelim ki bu uyumu sağlamamaları veya eksik sağlamaları çok kısa sürede önlerine engel olarak çıkmayacaktır. AİHM de dava yoğunluğa var ve davalar iki yıldan daha fazla sürüyor. Bu nedenle bu uyumu yeterli sağlayamazlarsa çok yakında önlerine çıkacak bir engel yok. Önlerindeki en büyük engel 5237 sayılı yeni Türk Ceza Kanunu. Türk ceza kanunu ile uyum sağlayamazlarsa yeni kanun kısa ömürlü olur ve ilk olarak anayasa mahkemesine takılabilir, ama bundan önemlisi yeni kanunun eski kanunla olan ilişkisi iktidar partisinin en büyük açmazı.

Çek kanunu tasarısı şimdiki hali ile TCK nın 21 maddesine uyum sağlama zorlaması ile kusur ilkesini benimsemiştir. Biz burada bir atlama olursa ve daha iyi bir gelişme olmazsa bile sırf bu madde nedeni ile yeniden yargılamalar olur ve bu sefer beraatlar olur düşüncesi doğrultusunda bu konuyu fazla dillendirmek istememiştik. Ama bildiğiniz gibi 10. Ceza Dairesi üyesi Çamlıbel komisyonda bu konuyu gündeme getirdi ve komisyonu uyardı. Benim Çamlıbel’e tepkim bu nedenle idi. Kendisini telefonla aradım ve ben böyle bir şey söylemedim dediler. Hakimin bu konuşmasını Anadolu Ajansının haber yaptığını öğrendik. Demek ki Anadolu Ajansı haberi olması gerektiği hale getirmiş, buradan hakim güçlerin ne kadar örgütlü olduğunu anlamalıyız. Ne diyor Meclis haber sitesinde Çamlıbel’e dayalı verilen haberde. Mevcut davalara yeni kanunu uygulamak zorunda kalabiliriz, ben de bizim anlamamız gerektiği gibi yazıyorum ama doğrusunu yazıyorum, bu kez Yargıtay’da bekleyen 75.000 dosya esas mahkemelerine iade edilir, davalar uzar ve zaman aşımından düşerler. Aman ha bir şeyler yapın bunun önüne geçin.

Hükümet bu durumun farkında olduğu için biraz çekingende olsa geçici maddelere eski davalara 3167 nin uygulanacağını yazmıştı, demek ki Hakim bu geçici maddeyi yeterli bulmamış, bu yetmez daha başka şeyler yapmalısınız diyor. Diyor ama mızrak çuvala sığmıyor. Diğer tarafta Ceza Hukukunun temel ilkesi var, iki kanun aynı anda yürürlükte ise lehe olan uygulanır diye, bunu nasıl aşacaklardı. Aslında hükümetin başından beri oynamak istediği bir oyun var o da şu; topu yargıya atmak. Yargı yanlış yaparsa bunun açıklaması kolay hükümet için ,şöyle:

–         Ne yapalım yargı yaptı.

Zaten hükümetin yüksek yargıyı yıpratma politikası yok mu? Hükümet yargıyı kontrol altına almak istiyor.

Hükümet uyum yasasını çıkarmayarak 3167 yi geçersiz bıraktı. Bence beklentisi Yargıtay’ın 3167 artık yürürlükte değildir gerekçesi ile karar vererek esas mahkemelerine yol göstermesi ve eski davaların böylece ortadan kalkması idi. Böylece büyük patronların şimşeklerini üzerine çekmeden, suçu yargıya atarak hem sosyal olarak büyük bir problemi geçici olarak çözecekti, hem de hukukla olan açmazını aşacaktı.

ŞİMDİ HÜKÜMET NE YAPSIN? SAKAL BIYIK HİKAYESİ…

Hükümet tasarısının gerekçesi  3167 nin yürürlükte olmadığının bir ilanıdır. 5. Maddeyi anlatan gerekçe bölümünde ne deniyor? Burada kusur ilkesi getirerek TCK ile uyum amaçlanmıştır diyor. Gene gün para cezası düzenlemesi ile TCK ile uyum sağlandığından söz ediliyor. Bundan daha açık bir itiraf olur mu? Şimdi hükümetin durumunu şöyle açıklayabiliriz:

HÜKÜMET BİZ 3167 Yİ GEÇERSİZ HALE SOKTUK AMA BU HAKİMLER ANLAMIYOR DİYORDUR.

BEN DE BUNU MERAK EDİYORUM; HÂKİMLER, 10.CEZA DAİRESİ ÜYELERİ, ASLİYE CEZA HAKİMLERİ NEDEN ANLAMIYORLAR?

Burası tam Aziz Nesin’lik. Tarih bu olayı tartışacaktır.

Şimdi ne olacak? Olacak çok nettir. Hükümet’in önünde iki yol vardır.

Hukuku hiçe sayarak tasarıya lehe kanun uygulamasını ortadan kaldıracak hükümler koymak, ikincisi gereğini yapmak, yani mevcut davaları düşürecek, hapistekileri serbest bırakacak bir düzenleme yapmak ve tasarıyı TCK ve anayasa ile uyumlu hale getirmek. Hükümetin önünde bir başka yol yoktur.

HAPİSTEKİ ÇEK MAĞDURUNA KISMİ AF! YANILTICI BİR HABER.

HAPİSTEKİ ÇEK MAĞDURUNA KISMİ AF! YANILTICI BİR HABER. İYİMAYA’YA DAYALI VERİLEN HABER İSE UMUT KIRICI Bu haber 30 Mayıs günü Pressturk’de yayınlandı. İlk bakışta haber heyecan vericidir. Ama haberi okuduğumuzda görüyoruz ki haber basında şimdiye kadar bilerek ya da bilmeyerek yapılan yanlışlar ile dolu. Basında sıkça çıkan haber; karşılıksız çek hapis kalkıyor, para cezası geliyor. Mevcut 3167 sayılı yasada zaten doğrudan bir hapis cezası yok, adli para cezası var, ödeyemeyenler hapse giriyor. Yeni yasa da aynı düzenlemeyi yapıyor, üstelik adli para cezasını ve dolayısı ile hapis süresini artırıyor. TEKRAREN KARŞILIKSIZ ÇEK KEŞİDE EDENLERE HAPİS CEZASI KALKIYOR. Zaten 2009 yılında yapılan bir değişiklikle bu yapıldı, yani tekraren çek keşide edenlere 150.000 lira adli para cezası getirildi. Bu yeni bir şey değil. İŞİN ÖZETİ MEVCUT YASADA VE KOMİSYONDAKİ YASADA PARASI OLMAYAN SONUNDA HAPSE GİRİYOR. TASARININ ARTISI VAR, BU HAPİSLİK SÜRESİNİ UZATIYOR. Alternatifleri tartışacağız TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya, “İşin taraflarını ve ilgililerini çağırdık. Çek suçlarının yapısı, ceza nitelikleri değiştirdiğine göre daha önce çek suçlusu olanlarla ilgili farklı yaklaşım geliştirilebilir. Bu konuda birden fazla seçenek var. Muhataplarını dinleyip, ona göre bir formül geliştirmeye çalışacağız. Yeni mağdurlar yaratmamak gerekir. Biz kişilerin alacak haklarına dokunamayız. Hapis Kaldıralım mı, paraya mı dönüştürelim, onu tartışacağız. Kamuoyuna erken umut enjekte etmek istemiyorum” dedi. İyimaya’ya dayalı verilen haberde ise şu cümle önemli: biz kişilerin alacak haklarına dokunamayız. Buradan ne anlayacağız? Karşılıksız çek mağdurlarını biz affedemeyiz. Onları alacaklıların insafına bırakıyoruz. Burada da bir yenilik yok. Zaten mevcut yasalarda alacaklı şikâyetinden vazgeçer ise adli para cezası düşüyor, dava devam ediyorsa dava düşüyor, burada da bir yenilik yok. Bizim düşüncemize göre ve de çağdaş düşünceye, çağdaş dünyaya göre diyecektim, karşılıksız çeke hapis Uganda da bile yok, bu ceza bir ortaçağ cezasıdır. Modern hukukta böyle bir ceza yoktur. Borçtan hapis Anayasa’nın 38. maddesine, Avrupa İnsan hakları Sözleşmesi ek 4 nolu protokolün 1. maddesine aykırıdır. Burada insanların ne alacaklıların insafına, ne de bir başkasının insafına ihtiyacı yoktur. Bizim talebimiz, Hukuka ve insan haklarına saygı ve Anayasa’nın uygulanmasıdır. İktidar cezacı bir felsefeden yanadır. Hükümetler yurttaşlarına eşit davranmak zorundadırlar. Serbest piyasa ekonomisi diyorsunuz ve bunu savunuyorsunuz. Serbest piyasa ekonomisinde devletin ne işi var alacaklı ile borçlu arasında, üstelikte alacaklıdan yana. Bu anayasanın eşitlik ilkesine aykırıdır. Devlet bütün yurttaşlarına eşit mesafede durmalıdır. DEVLET SADECE ALACAKLILARIN DEVLETİ OLMADIĞI GİBİ YARGI DA ALACAKLILARIN YARGISI DEĞİLDİR. Siz bütün bir yargıyı çek alacaklılarının emrine vermişsiniz. Yargı alacaklıların yargısı gibi görev yapıyor, savcılar icra memuru gibi çalışıyor. Siz PKK ye karşı bile bu kadar seferber değilsiniz. Neme nem bir şeydir ki bu karşılıksız çek devlet seferber olmuş karşılıksız çek keşide edenlere karşı. Uygar dünya bu önemli, ağır suçun farkında mı değil acaba ki onlarda böyle bir suç yok. Bu suç birkaç Latin Amerika ülkesinde var, üstelikte bizdeki kadar vahim değil. Şimdi biz ülkemizi Latin Amerika ülkeleri ile mi karşılaştıracağız, Şili, Arjantin ve Brezilya ile mi? Türkiye’nin AB üyeliğine gelince mangalda kül bırakmıyorsunuz, karşılıksız çeke hapis cezasında hemen Latin Amerika ülkesi oluveriyoruz. Bu iktidar karşılıksız çekte hapis cezasını savunmaktadır ve zorunlu kalmadıkça çek mağdurlarının lehine bir adım atmayacaktır. İktidarı çek mağdurları lehine bir düzenlemeye ise son ekonomik krizin yarattığı ve yaratmaya devam ettiği sorunlar zorlayabilir. Böyle bir düzenlemenin ise önümüzdeki kısa süreçte, komisyondaki çek tasarısının yasallaşması sürecinde olabilirliği çok şüphelidir. Kısa süreçte umut bizce her şeye rağmen yargıda.

Çek mahkûmları afla çıkacak

%d blogcu bunu beğendi: