KARANLIĞI AYDINLATAMADIK

Değerli Kardeşim Şeker,

Ne diyor Prof. Dr. Hayrı Domaniç?

İnsan zalumen Cehula, yani İnsan çok cahil ve zalimdir.

Bu ülkede zulmü yenmenin, zalimleri yola getirmenin bir diğer yolu da karanlığa ışık tutmaktır. İnanın bana bu tasarıyı meclise getirenlerin üç yıl önce kendi hükümetlerinin çıkardıkları kanundan haberi yoktur. Çek tasarısında yapılacak tebligatlar için bankadaki adres esas alınmaktadır, işte sadece bu bile tam bir cehalettir. Neden mi? Ben  yaklaşık  iki ay önce Ak Parti genel merkezine kadar gidip Ak Parti Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısının, yani Sayın Aksu’nun dört yardımcısından birisi olan arkadaşım Ak Parti İzmir milletvekili sayın Erdal Kalkan’a  bir Çek Tasarısında değişiklik önerisi verdim. Önerinin gerekçe bölümünden aktarıyorum:

Madde 5 (5) için Gerekçe :

(TEBLİGAT İLE İLGİLİ DEĞİŞİKLİK ÖNERİSİNİN GEREKÇESİ)

 AK PARTİ iktidarı 2006 yılında çıkardığı nüfus hizmetleri kanunu, konu ile ilgili bakanlar kurulu kararı ve diğer değişiklikler ile nüfus kayıtları ve ikametgâh konusunda çağdaş bir adım atmıştır. Oysa yeni çek kanunu tasarısı bu gelişmelerin gerisinde kalmakta ve hala bankalara bildirilen adresleri geçerli kayıtlar olarak görmektedir. Bankaların kayıtlarını doğru kabul etmek, kanunla düzenlenen adrese dayalı nüfus kayıtlarına itibar etmemek, özel bir kurumun kayıtlarını öne çıkarmak doğru olmasa gerek.

 Adrese dayalı nüfus kayıt sistemindeki adresleri doğru kabul etmek ve adreslerini güncellemeyenlere tebligat kanunu 35 e göre tebligat yapmak hem kanunlara uygun davranmaktır, hem de devletin kurumlarının itibarını özel kurumlara tercih etmektir.

 Ayrıca kanunlar nezdinde adres değişikliklerini resmi makamlara bildirmek kanuni bir zorunluluktur ve bildirmeyenler 35 tebliği yapmak kanunidir.

 İLGİLİ MEVZUUAT     : NÜFUS HİZMETLERİ KANUNU,

KANUN NUMARASI   : 5490

KABUL TARİHİ         : 25.04.2006   

 BAKANLAR KURULU KARARI:  Karar Sayısı : 2006/11021

 BAKANLAR KURULU  KARARI :  KARAR SAYISI : 2006/11036

Bu konuda aşağıdaki resmi web adresinde geniş bilgi vardır.

 http://www.tuik.gov.tr/jsp/duyuru/adnks/adnksIndex.html

CEHALET BUNUNLA DA SINIRLI DEĞİL

5237 sayılı yasayı okuyup anlasalar bir çek kanununa cezai hükümler koymanın gereksizliğini anlayacaklar. Bu da tam cehalettir.

TCK 157 dolandırıcılığa bir yıldan beş yıla kadar ceza ön görüyor, nitelikli dolandırıcılığa ise şöyle:

İşlenmesi hâlinde, iki yıldan yedi yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

Dolandırıcılığın banka üzerinden yapılması v.s çok ağır cezala içeriyor.

NE GEREK VAR ÇEK KANUNUNA CEZA KOYMAYA?

Başbakan  Bir açlışta Nazım Hikmet’in bir şiirini okumuştu. Ne diyor Nazım?

 Sen yanmasan

Ben yanmasam

Biz yanmasak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa

http://www.youtube.com/watch?v=4se6uOX9j-8

Şiiri bu linkten dinleyebilirsiniz.

İşte dostlarım biz karanlığı aydınlatamadık. Karşımızda cehalet dağları var aşılacak, karanlıklar aydınlatılamadığı sürece bu zulüm sürecek, çağdışı yasalar, hatta olmayan yasalardan insanlar hapishanelerde yatmaya devam edecek.

BAŞKA BİR ŞİİRDE NE DİYOR NAZIM?

Akın var
                                güneşe akın!
                        Güneşi zaptedeceğiz
                                güneşin zaptı yakın!
 

Düşmesin bizimle yola:
evinde ağlayanların
                            göz yaşlarını
                                        boynunda ağır bir
                                                                zincir
                                                                    gibi taşıyanlar!
Bıraksın peşimizi
            kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar!

ŞİİRİN TAMAMI İÇİN LİNK

http://siir.gen.tr/siir/n/nazim_hikmet/gunesi_icenlerin_turkusu.htm

Şiiri dinlemek için link

http://www.youtube.com/watch?v=JIiq9bbGlvw

 Zulme uğrayanlar ellerini yere basıp ayağa kalktıkları zaman, GAYRİ YETER ! DEDİKLERİ zaman cehaletle birlikte zulüm de bu ülkeden bir daha geri dönmemek üzere yıkılıp gidecektir.

Not: you tube girmek için engel varsa bir program var ulaşmak için ,sanıyorum google da bulabilirsiniz

 

 

 

Çek Tasarısı Vahimdir

Çek Kanunu Tasarısı Meclis Başkanlığına Sevk edildi

Basında bu kanun tasarısı ile ilgili haberler yayınlanıyor.  Basınımız  bu kanun tasarısını normal bir kanun tasarısı gibi karşıladı, normalden öte tek bir yorum, tek bir eleştiri yok basında. Oysa  3167 sayılı kanun vahim bir kanundur ve yeni tasarı daha da vahimdir.

ÇEK KANUNU DEMOKRATİK HUKUK DEVLETİNE YAKIŞMAYAN VAHİM BİR KANUNDUR.

Prof. Dr. Hayri Domaniç 2003 yılında yazdığı bir makalede çek kanunu nedeni ile kurandan örnek vererek şöyle diyor:

KUR’AN-I KERİM’in AHZAP Suresinin 72. Ayeti diyor ki;
İnsan ZALUMEN CEHULA yani İNSAN ÇOK ZALİM ve ÇOK CAHİLDİR.

Dünyanın hiçbir yerinde olmayan bu kanun ilga edileceğine daha da ağırlaştırılarak meclise sunuldu. Neden bu kanun zalimliği ve cehaleti anımsatmış Domaniç hocaya. Çünkü bu kanun çaresizlikten çekini ödeyemeyen insanları hapsederek onlara ve ailelerine çile çektiriyor. Bu kanun çeklerin karşılıksız çıkmasında bu insanların bir hilesi veya dolandırma niyeti olup olmadığına bakmadan, bunu araştırmaya gerek duymadan insanları mahkûm etmektedir. İyi niyetli iş adamı ile kötü niyetli iş adamını aynı kefeye koymaktadır.

Yeni kanun tasarısının gerekçesinde 3167 sayılı kanun anlatılırken geçmiş dönem özetlenmekte ve çek cezalarında artışın çek suçlarında azalmaya neden olmadığını kaydederek, aksine yıllara göre çek suçlarında artış olduğunu söylemekte. Tasarı gerekçesinde şöyle denilmektedir:

III- Yeni Kanunu Gerekli Kılan Sebepler

11) Yukarıda açıklanan eleştiriler ile şikâyetler yeni bir çek kanununun hazırlanmasına ilişkin ilk sebepler grubunu oluşturmuştur.

12) İkinci önemli sebep yeni kanunu 5237 sayılı Kanun ile uyumlu hâle getirmektir.

13) Üçüncü sebep, çekin güvenli bir ödeme aracı olarak itibar kazanmasında toplumsal menfaat bulunmasıdır. Türk piyasasında hâla ödemeler yoğunlukla nakit olarak yapılmakta, bundan genel ekonomi zarar görmektedir. 3167 sayılı Kanun bu konuda başarılı olamamıştır. Yeni kanun sağlıklı çek kullanımının önlemlerini göstermelidir.

14) Dördüncü sebep, karşılıksız çek ile mücadelenin ağır hapis cezaları ile önlenemediğinin anlaşılması nedeniyle, suçu önleyici önlemlere yönelinmesi gereğidir.

15) Beşinci sebep, karapara aklanması ile terörün finansmanında, çekin de rol oynamasına engel olunmasının zorunluluk hâline gelmiş bulunmasıdır. Bu sebep çek hesabının açılmasında ve hamiline çekte yeni yaklaşımları zorunlu hâle getirmektedir.

Gerekçenin 14. madde başlığı altında karşılıksız  çek ile mücadelenin ağır hapis cezaları ile önlenemediğini kaydedilmesine rağmen yeni kanun tasarısında cezaları iki misline yakın artırılmakta ve yeni yeni suç ve cezalar icat edilmektedir. Böylece tasarı ile gerekçe açıkça çelişmektedir. 

Gene gerekçenin 12. Madde başlığı altında çek kanunun 5237 sayılı kanunla uyumlu hale getirilmesi gereğinden bahsedilmekte ancak tasarıda böyle bir uyum bulunmamaktadır. 5237 sayıl kanunun 21 maddesi kast başlığını taşımakta ve suçun oluşmasını kastın varlığına bağlamaktadır.

Kast

MADDE 21. – (1) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanunî tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir

3167 sayılı kanun ve bu kanunu değiştiren yeni çek kanunu tasarısı ise karşılıksız çek suçlarında kast unsurunu aramamakta, çekin karşılıksız çıkmasını yeterli saymaktadır. Suçun temel unsuru kastı ıskalayan bu kanun tasarısının bu anlamda 5237 sayılı kanunla uyum sağladığını söylemek mümkün değil.

3167 sayılı çek kanunu ve yeni tasarı görevli mahkeme konusunda 5271 sayılı kanunun 12. Maddesi ile çelişmektedir. 5271 sayılı kanunun 12. Maddesi şöyledir:

Yetkili mahkeme

MADDE 12. – (1) Davaya bakmak yetkisi, suçun işlendiği yer mahkemesine aittir.

 

3167 sayılı kanun ve yeni tasarı ise görevli mahkeme konusunda karışık ve sanık bakımından ağır hükümler içermektedir. Görevli mahkemeyi karşılıksız çek hamilinin seçimine bırakmakta, şikayetçi dilerse ibraz yerinde, dilerse ikametgahında davayı açabilmekte. Böylece daha işin başında çek sanığı cezalandırılmaktadır. Diyarbakır’da iş yapan bir çek sanığı Tekirdağ’da yargılanabilmektedir.

3167 sayılı kanun ve yeni çek kanunu tasarısı Anayasanın 38. maddesi ile çeliştiği gibi insan hakları sözleşmesinin adil yargılanma ilkesi ve ek 4 nolu protokolün birinci maddesi ile çelişmektedir.

Ek 4 nolu protokol:

 ECHR Article 1 – Prohibition of imprisonment for debt

No one shall be deprived of his liberty merely on the ground of inability to fulfil a contractual obligation.

Madde orjinalinde Borç için hapis yasağı başlığını taşımakta ve şöyle demektedir:

Hiç kimse sadece bir sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getiremediği için özgürlüğünden yoksun bırakılamaz. 

Bu yasanın sakıncaları saymakla bitmez. Tek dileğimiz sağduyunun hakim olması ve mecliste bu yasanın düzeltilmesidir.

 

 

.

%d blogcu bunu beğendi: