Çeke ceza eninde sonunda kalkacaktır.

Çek kanunu, uydurma haberler!

Son günlerde hükümetin cezacı kanadı çek kanunu konusunda fazlasıyla aktif, bir nevi saldırı halindeler. Bu kanadın saldırılarına TOBB, Hisarcıklıoğlu gibi kurumlarda destek veriyorlar. Üç haftadır aynı haber değişik tv kanallarında tekrarlanıp duruyor:

“ Hapisteki 2000 çek mağduru alacaklıları ile anlaşma koşulu ile serbest kalacak, bu kişiler anlaşmaya uymazlarsa tekrar içeri girecekler.”

Son derece ilkel bir düşünce ve ilkel bir haber insan özgürlüğü bu kadar ucuz olamaz, insanı borcundan ötürü, alacaklının talebi ile hapsedeceksiniz, sonra alacaklı anlaştım çıkarın dışarı diyecek, adam serbest kalacak, sonra alacaklı bu adam borcunu ödemiyor diyecek borçlu tekrar hapse girecek;  ben buna ne derim biliyor musunuz?

-Yuuuuuuuuuuuuuh! Derim.

Bu düzenleme ortaçağda borcunu ödeyemeyen borçlunun köle olarak çalıştırılmasından farksızdır.  Ben AK Partinin aklının peynir ekmekle yemediğini düşünüyorum ve yasayı bu şekilde çıkarmayacağını sanıyorum.

Haziran 2009’ dan beri yazıyorum; bu hükümetin zihniyeti cezacıdır ve zorunlu kalmadıkça cezayı kaldırmaz diye. Nurettin Canikli ne diyor?

–          Şimdilik büyük bir sorun yok ama görülmekte olan davalardan ötürü yüz binlerce mahkumiyet çıkabilir, diyor.

Bu süreçte cezaya makyaj yaparak zaman kazanacaklar ve sorunun çözümünü erteleyeceklerdir, ancak bu makyajın basında çıktığı şekli ile olacağını sanmıyorum, daha uygulanabilir, pratik bir çözüm bulacaklardır, mesela mahkumiyetleri  koşulsuz iki yıl erteleme gibi.. Bu aynı zamanda cezayı tamamen kaldırmanın ön hazırlığı, bir geçiş dönemi olabilir, ekonomiyi cezasız döneme alıştırmak için. Bu yorum benim sağduyudan beklenen en iyimser beklentimdir. Sağduyulu bir iktidardan bu beklenebilir; çünkü çek cezası kalıcı bir ceza olamaz, bu ceza dünyada mevcut eğilim doğrultusunda eninde sonunda kalkmak zorunda, bu ceza ile ekonomiyi sürdürmekte bir mantık yoktur.Çeke ceza eninde sonunda kalkacaktır, ancak bunun ne kadar sürede gerçekleşeceğini kestirmek çok zor, fal dışında..

Ne yapmalı

Hep yazıyorum, bugün en doğru çalışma yargıya yönelik çalışmadır. Bu anlamda Ceza Genel  Kurulu üyelerine ulaşmak iyi bir eylemdi. Bu çalışma daha organize ve konuya hakim kişilerce sürdürülmeli. Muhalefet Anayasa Mahkemesi için çok önemlidir.

Menu

rahmi-bey

Av. Rahmi Ofluoğlu

Şu anda Canlı Yayında.!

Av. Rahmi Ofluoğlu, Karşılıksız Çek Sorununu Canlı yayına taşıyor. Programa telefon ve e-mail ile katılımınızı bekliyoruz.

Telefon Numarası : 212-355 85 30 – 31

DuyuruAv. Rahmi Ofluoğlu ile
Karşılıksız Çek, Televizyona çıkıyor!
Programa göndereceğiniz e-maillere yanıt verilecektir.

Yeni Bir Gün programında,
Karşılıksız Çek Sorunu tartışılacaktır!

E mail ile katılım etkili olacaktır!

Program Tarihi : 30 Ekim 2009 Cuma Saat: 07:20-08:30

ÜZGÜN 1

Çeke ceza tasarıdan çıkartılmıyor!

Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in açıklaması ve bugün Dünya Gazetesinde çıkan Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün’ün açıklamaları çeke cezanın devamı yönünde.

Dünya Gazetesi Karşılıksız Çeki  1. Sayfadan Haber Yaptı.

Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün çekte hapis cezasının devamını savundu. Prof. Tekinalp, İyimaya, Ridavan Yalçın, Nurettin Özgenç, Ali Riza Öztürk ve Av. Rahmi Ofluoğlu Çekte hapis cezasının kalkmasını savundular.

Bu açıklamaları sağ üstte “Haberler” sayfasında okuyabilirsiniz. Bu konudaki yorumu kısa zamanda yayınlayacağız.

Dünya Gazetesi haberinin tam metni için tıklayınız

Taylan

Ve ekonomik düzen hiçbir şeyden
çekmiyor, ‘çek”ten çektiği kadar!

Görülüyor; ortada sosyal, ekonomik ve hukuk boyutlarıyla koskoca bir “çek sorunu” var! Sorunun çapını kavramak için aktardığım resmi veriler yeterlidir. Bir de sorunun derinliği var. […]

Yazıyı okumak için tıklayınız

.

ÇEK KANUNLARI DOLANDIRICILIĞI, KALPAZANLIĞI ÖZENDİRMEKTEDİR.

ÇEK KANUNU TASARISI TEK MADDEDEN İBARET GERİSİ PALAVRA .Çek kanunu ile bankalar getirilen yükümlülükler ve öngörülen cezalar hiçbir işe yaramayan göstermelik düzenlemeler; burada güya bankalar ile olası mağdurlar arasında denge gözetildiği izlenimi veriliyor, böylece bankaların önlerine gelene çek karnesi vermesinin önüne geçileceği, piyasalarda karşılıksız çek oranının azalacağı, bu sayede piyasalarda istikrar sağlanacağı zannedilmektedir. Saflar hariç, bu iddiaya ne tasarıyı hazırlayanlar inanmaktadır, ne bankalar, ne de bir başkası, bu büyük bir yalan ya da hayaldir. Bu çek kanunu 1985 de yürürlüğe girdi. Üç kez değiştirildi, bu yeni tasarı dördüncüsü; bütün bu değişikliklerin gerekçelerine bakınız; hepside bir öncekinin başarılı olmadığını söylüyor, yeni düzenleme ile başarılı olunacağı iddia ediliyor. Meclisteki tasarının gerekçesinde ;ağır cezalarla piyasalarda karşılıksız çek oranının artmasınını önüne geçilemediği söylenmekte ve bu görüşün tam tersine bir önceki yasadaki adli para cezası misli ile artırılmaktadır. Gerçekte, çek kanunu ile amaçlanan bankaları v.s cezalandırmak değil, keşidecileri ceza tehdidi ile ödemeye zorlamak, zor duruma düşen çek keşidecilerinin şahsi mal varlıkları da dahil malı mülkü çek bedellerini karşılamaya yetmiyorsa onları hapsederek diğerlerine göz dağı vermeyi amaçlamaktadır. Oysa modern ceza hukukunda gözdağı vermek, korkutmak diye bir amaç yoktur. Çek kanunu masunları içeri tıkarak dolandırıcıları korkutmayı amaçlamaktadır. HAPİSTEKİ ÇEK MAĞDURLARI ÇEKLERİNİ ÖDEME İMKANI OLAMAYAN MASUM İNSANLARDIR. ÇEK KULLANARAK PİYASAYI DOLANDIRANLAR ASLA HAPSE GİRMİYORLAR. ÇEK KANUNLARI DOLANDIRICILIĞI VE KALPAZANLIĞI TEŞVİK ETMEKTEDİR. 3167 sayılı kanun ve onun devamı olacak yeni tasarı dolandırıcıların işini kolaylaştırmaktadır; cezalarla itibarlı duruma getirilen çek gerçekte dolandırmak için iyi bir araç. Piyasalarda itibar sağlayan ve dolandırma niyeti taşıyanlar çeke sağlanan bu ayrıcalık sayesinde piyasalara trilyonluk çekler sürmekte ve sonra çeklerini ödemeyerek aldıklarının üzerine yatmakta, çek şikayetleri Yargıtay aşaması da dahil yıllarca sürmekte ve sonunda 4, 5 yıl sonra sıra hapse girmeye gelince alacaklılarla pazarlığa oturarak faizsiz, masrafsız ve beklide ana paradan daha az bir para ödeyerek hapisten kurtulmaktadırlar. İşte size dolandırıcılık, işte size kalpazanlık, gerçek mağdurlar, borcunu ödeyemeyenler de hapse giriyor; işte çek kanunlarının adaleti budur. ÇEK KANUNU TEK MADDEDEN İBARETTİR, 3167 DE 16 MADDE, TASARIDA 5. MADDE GERİSİ YALAN Tasarının 1. maddesi bankalara araştırma yükümlülüğü getirmektedir, ne ala, bankanın çek karnesi verdiği kişiyi araştırması kurum olarak kendi çıkarınadır; çek yasağı olan birine çek karnesi vermekte ne çıkarı olacak ki? Kimi kandırıyorsunuz? 3. madde : İbraz, ödeme, çekin karşılıksız olduğunun tespiti ve gecikme cezası MADDE 3- (1) Karşılığı bulunan çek, hesabın bulunduğu muhatap bankanın herhangi bir şubesine ibraz edildiğinde hamilin vergi kimlik numarası saptandıktan sonra ödenir. Ancak çek, hesabın bulunduğu şubeden başka bir şubeye ibraz edildiğinde, o şubece karşılığı sorulmak suretiyle ödenir. Üçüncü maddede ibraz edildiğinde çekin karşılığı yoksa ve hamil karşılıksız kaydı vurulmasını istiyorsa ve buna rağmen banka bu işlemi yapmaktan kaçınıyorsa hapis cezası öngörülüyor. Bu ne büyük bir saçmalıktır, banka neden karşılıksız kaydı vurmaktan kaçınsın ki? Bütün bu maddeler 5. maddeyi gizlemek için getirilmiş palavra düzenlemeler. Bir başka maddede tacir çekini tacir olmayan kişiye veren bankaya ceza öngörülüyor. Allah aşkına bankalar bakkal mı ki tacir çekini tacir olmayana verecekler? BU KANUNLARIN TEK AMACI MASUN İNSANLARI CEZALANDIRARAK KÖTÜ NİYETLİLERE GÖZDAĞI VERMEK; KALDIKİ KANUN BU AMACA DA ULAŞAMAMAKTA, DOLANDIRICILIĞI, KALPAZANLIĞI TEŞVİK ETMEKTEDİR.

ÇEK EYLEMLERİ HABERLERİ

14 TEMMUZ SALI GÜNÜ SAAT:09.00 DA

14 TEMMUZ SALI GÜNÜ SAAT:09.00 DA METRİS CEZAEVİ ÖNÜNDE BULUŞUYORUZ. İSTANBULDA İKAMET EDENLER YADA GELEBİLECEK OLANLAR LÜTFEN ORGANİZATÖRÜMÜZLE TEMASA GEÇSİNLER
ORGANİZASYON İÇİNjenardi_ak@hotmail.com
emre akdemir0537 979 09 28

DİĞER DUYURULAR İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKE TIKLAYINIZ

http://cek-magdurlari.blogspot.com/2009/02/cek-magdurlari-gorus-ve-onerilerinizi.html?commentPage=52

 

Çek Kanunu tasarısı Meclis gündeminde

HÜKÜMETİN AÇMAZI

HÜKÜMETİN EN BÜYÜK AÇMAZI ÇEK TASARISININ  3167 İLE İLİŞKİSİ

AF BEKLENTİSİ VE YENİ ÇEK YASASI

Af beklentisi konusunda bir şey söylemek çok zor ama meclisten beklenen affın çıkmaması dünyanın sonu değil. Hapiste olan ve kaçak olan insanların durumlarını çok iyi anlıyorum ancak karşı karşıya olduğumuz durum öyle küçümsenecek bir durum değil. Ekonominin patronları karşılıksız çeke hapis cezası istiyorlar, bankalar, holdingler, faktöringler. İnanın meclisin çoğunluğu da onlar gibi düşünüyor. O zaman bu beklentiler boşuna mı? Kesinlikle hayır, boşuna değil.

Hükümetin bu yasadan ötürü ciddi sıkıntıları var. Bu sıkıntıları iki ana başlık altında toplayabiliriz. Hukuksal sıkıntılar, toplumsal sıkıntılar.

Hukuksal sıkıntılar öyle az boz sıkıntılar değildir. Bir kere anayasaya uyumlu olma sıkıntıları var, 38. Madde bu maddeye paralel Avrupa İnsan hakları Sözleşmesi ek 4 nolu protokoldeki borçtan hapis yasağı. Diyelim ki bu uyumu sağlamamaları veya eksik sağlamaları çok kısa sürede önlerine engel olarak çıkmayacaktır. AİHM de dava yoğunluğa var ve davalar iki yıldan daha fazla sürüyor. Bu nedenle bu uyumu yeterli sağlayamazlarsa çok yakında önlerine çıkacak bir engel yok. Önlerindeki en büyük engel 5237 sayılı yeni Türk Ceza Kanunu. Türk ceza kanunu ile uyum sağlayamazlarsa yeni kanun kısa ömürlü olur ve ilk olarak anayasa mahkemesine takılabilir, ama bundan önemlisi yeni kanunun eski kanunla olan ilişkisi iktidar partisinin en büyük açmazı.

Çek kanunu tasarısı şimdiki hali ile TCK nın 21 maddesine uyum sağlama zorlaması ile kusur ilkesini benimsemiştir. Biz burada bir atlama olursa ve daha iyi bir gelişme olmazsa bile sırf bu madde nedeni ile yeniden yargılamalar olur ve bu sefer beraatlar olur düşüncesi doğrultusunda bu konuyu fazla dillendirmek istememiştik. Ama bildiğiniz gibi 10. Ceza Dairesi üyesi Çamlıbel komisyonda bu konuyu gündeme getirdi ve komisyonu uyardı. Benim Çamlıbel’e tepkim bu nedenle idi. Kendisini telefonla aradım ve ben böyle bir şey söylemedim dediler. Hakimin bu konuşmasını Anadolu Ajansının haber yaptığını öğrendik. Demek ki Anadolu Ajansı haberi olması gerektiği hale getirmiş, buradan hakim güçlerin ne kadar örgütlü olduğunu anlamalıyız. Ne diyor Meclis haber sitesinde Çamlıbel’e dayalı verilen haberde. Mevcut davalara yeni kanunu uygulamak zorunda kalabiliriz, ben de bizim anlamamız gerektiği gibi yazıyorum ama doğrusunu yazıyorum, bu kez Yargıtay’da bekleyen 75.000 dosya esas mahkemelerine iade edilir, davalar uzar ve zaman aşımından düşerler. Aman ha bir şeyler yapın bunun önüne geçin.

Hükümet bu durumun farkında olduğu için biraz çekingende olsa geçici maddelere eski davalara 3167 nin uygulanacağını yazmıştı, demek ki Hakim bu geçici maddeyi yeterli bulmamış, bu yetmez daha başka şeyler yapmalısınız diyor. Diyor ama mızrak çuvala sığmıyor. Diğer tarafta Ceza Hukukunun temel ilkesi var, iki kanun aynı anda yürürlükte ise lehe olan uygulanır diye, bunu nasıl aşacaklardı. Aslında hükümetin başından beri oynamak istediği bir oyun var o da şu; topu yargıya atmak. Yargı yanlış yaparsa bunun açıklaması kolay hükümet için ,şöyle:

–         Ne yapalım yargı yaptı.

Zaten hükümetin yüksek yargıyı yıpratma politikası yok mu? Hükümet yargıyı kontrol altına almak istiyor.

Hükümet uyum yasasını çıkarmayarak 3167 yi geçersiz bıraktı. Bence beklentisi Yargıtay’ın 3167 artık yürürlükte değildir gerekçesi ile karar vererek esas mahkemelerine yol göstermesi ve eski davaların böylece ortadan kalkması idi. Böylece büyük patronların şimşeklerini üzerine çekmeden, suçu yargıya atarak hem sosyal olarak büyük bir problemi geçici olarak çözecekti, hem de hukukla olan açmazını aşacaktı.

ŞİMDİ HÜKÜMET NE YAPSIN? SAKAL BIYIK HİKAYESİ…

Hükümet tasarısının gerekçesi  3167 nin yürürlükte olmadığının bir ilanıdır. 5. Maddeyi anlatan gerekçe bölümünde ne deniyor? Burada kusur ilkesi getirerek TCK ile uyum amaçlanmıştır diyor. Gene gün para cezası düzenlemesi ile TCK ile uyum sağlandığından söz ediliyor. Bundan daha açık bir itiraf olur mu? Şimdi hükümetin durumunu şöyle açıklayabiliriz:

HÜKÜMET BİZ 3167 Yİ GEÇERSİZ HALE SOKTUK AMA BU HAKİMLER ANLAMIYOR DİYORDUR.

BEN DE BUNU MERAK EDİYORUM; HÂKİMLER, 10.CEZA DAİRESİ ÜYELERİ, ASLİYE CEZA HAKİMLERİ NEDEN ANLAMIYORLAR?

Burası tam Aziz Nesin’lik. Tarih bu olayı tartışacaktır.

Şimdi ne olacak? Olacak çok nettir. Hükümet’in önünde iki yol vardır.

Hukuku hiçe sayarak tasarıya lehe kanun uygulamasını ortadan kaldıracak hükümler koymak, ikincisi gereğini yapmak, yani mevcut davaları düşürecek, hapistekileri serbest bırakacak bir düzenleme yapmak ve tasarıyı TCK ve anayasa ile uyumlu hale getirmek. Hükümetin önünde bir başka yol yoktur.

%d blogcu bunu beğendi: