HABERLER DOĞRU MU?

Belli güven duyulması gereken kaynaklardan aldığımız haberleri veriyoruz. Bu haberler elbette bizim görüşlerimizi yansıtmıyor. Üst üste gelen olumsuz haberler doğal olarak son derece moral bozucu.

Hala umut var mı?

Evet umut var. Neden umut var? Bir kere bu ceza adil değildir, modern ceza hukuku ilkelerine uygun değildir, TCK ile uyumlu değildir, AİH Sözleşmesi ile ve Anayasa ile çelişmektedir, doğal olan bu cezanın hukukumuzdan kalkmasıdır, kalkmaması bir hukuk ayıbını, bir ilk çağ uygulamasını sürdürmektir.

Bu ceza kalkmalı, kalkmaz ise ne yapılabilir?

3167 nin iptali için Anayasa Mahkemesi yolu açıktır

Öncelikle 3167 nin iptalini sağlamak için çalışmalıyız.Ben on yıllık süre dolmadan görülmekte olan çek davalarında Anayasaya aykırılık iddiasında bulunabileceğini düşünmekteyim.Bu konuda bir broşür hazırlanarak hakim ve savcılara dağıtılmalı. Ben bu çalışmalarda yeterli destek bulamıyorum, gene de en kısa zamanda bunu yapacağım.

3167 öncelikle Anayasanın 10. maddesine aykırıdır. 10. madde şöyle diyor:

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

3167 adı üzerinde çek hamilleri diye tanımlanan bir zümreye ayrıcalık tanımaktadır.

Ayrıca Anayasaya göre yasada değişiklik yapıldığında Anayasa Mahkemesine gidilebilir. 3167 5237 sayılı kanun ile değişikliğe uğramıştır, ayrıca son olarak torba kanun ile değişiklik yapılmıştır.Bu nedenlerle Anayasanın 36 ve 38. maddeleri için on yıllık süreyi beklemeye gerek yoktur.

Adli yargıda mücadele sürdürülebilir ve yeni kanun için söylemeye gerek yok iptal yolu açıktır.

Son olarak gecikilen AİHM yolu var.

Demokrasilerde çareler tükenmez(Suleyman Demirel). Çareler tükenmez.

Not: haberleri üst menu “Haberler” bölümünden izleyebilirsiniz.

NE YAPMALI?

NERELERDE NE HATALAR YAPILDI?

BUGÜNDEN SONRA NELER YAPMALI? SİZLER DÜŞÜNÜN, BİZE YAZIN, BUGÜN BEN  BU KONUDA BU BLOGDA BİR DEĞERLENDİRME YAPACAĞIM.

ÇEKTE HAPİS KALKSIN

 KONFEDERASYON İSYANI

ÇEKLER İÇİN KONFEDERASYON İSYANI

“Ekonomik suça, ekonomik ceza verilmeli, dürüst olan çalışıp borcunu ödemelidir. Hapse giren vatandaş hem borcunu ödeyemiyor hem de ailesi perişan oluyor!”


Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, karşılıksız çek ve senet olaylarında her geçen gün artış yaşandığını belirterek, ”Karşılıksız çek ve senede acil çözüm getirilmeli” dedi.

Palandöken, yaptığı yazılı açıklamada, zamanında ödenmeyen çek ve senetlerin, piyasalarda yaşanan ekonomik sıkıntıyı her geçen gün daha da artırdığını kaydetti.

Merkez Bankası verilerine göre, bankalar tarafından ödenmediği bildirilen çek sayısının her geçen gün arttığını, geçen yılın ilk dört ayında karşılıksız çıkan çek adedinin 501 bin 230 iken, 2009 yılının aynı döneminde bu rakamın 710 bin 807’ye yükseldiğine işaret eden Palandöken, ”Acilen yapılacak yasal düzenleme ile ekonomik suça, ekonomik ceza verilmeli, dürüst olan çalışıp borcunu ödemelidir. Vatandaş cezaevine girdiğinde iş daha da içinden çıkılmaz hale geliyor, hem borcunu ödeyemiyor hem de ailesi perişan oluyor” dedi.

Karşılıksız ve zamanında ödenmeyen çekler nedeniyle 1 milyonu aşkın dava bulunduğunu ifade eden Palandöken, çekin karşılıksız çıkması ile ilgili sorumluluğun suç olmaktan çıkarılarak, idari para cezasına çevrilmesi ve çekin makul bir kısmının banka garantisinde olacak şekilde düzenlenmesi gerektiğini kaydetti.

Palandöken, 2008 yılının ilk 4 ayında 493 bin 336 adet olan protestolu senet sayısının da 2009 yılının ilk 4 ayında 553 bin 846 adete çıktığını ifade etti.

Özellikle Anadolu’da ticaretin, vadeli çek ve senetlerle yürütüldüğünü belirten Palandöken, şunları kaydetti:

”Bu yılın ilk dört ayında ödenemeyen senet tutarının 2 milyar 597 milyon liraya ulaşması, mal alışverişini tıkanma noktasına getirmiştir. Çeklerin ve senetlerin ödenememesi nedeniyle bozulan ticaret zincirinin tekrar düzene girmesi ve insanların daha fazla mağdur olmamaları için düzenlemelerin acilen yürürlüğe konulmasını istiyoruz.”

PRESSTUR’TEN ALINTI

KANUNSUZ CEZA OLAMAZ ANAYASA MADDE 38

KANUNSUZ CEZAYA KARŞI ÇEK MAĞDURLARININ DEMOKRATİK DİRENME HAKLARI DOĞMUŞTUR.

3167 SAYILI KANUN YÜRÜRLÜKTE DEĞİLDİR. HAPİSTE OLANLAR KANUNSUZ OLARAK TUTULMAKTADIR. YARGIÇLARI DA YARGIÇLAR YARGILAR. BÖYLESİ CİDDİ BİR KONUYA KARŞI BÖYLESİ BİR CİDDİYETSİZLİK ANLAŞILIR GİBİ DEĞİLDİR. ORTADA BİR İDDİA VAR, BU İDDİA SOKAKTAKİ ADAMA AİT DEĞİL,AKADEMİSYENLERE, HUKUÇULARA VE MAHKEMELERE AİT BİR İDDİA. YÜKSEK YARGI BU İDDİALARA CEVAP VERMELİ, İNSANLAR NEDEN ÖZGÜRLÜKLERİNDEN YOKSUN BIRAKILIYORLAR?

BUNUN SORUMLULUĞU AĞIRDIR, BUNUN ALTINDAN KALKAMAZSINIZ EFENDİLER !

KANUNSUZ CEZAYA KARŞI ÇEK MAĞDURLARININ DEMOKRATİK DİRENME HAKLARI DOĞMUŞTUR.

AĞIR CEZALAR SUÇLU YARATIYOR

ÇEK KANUNLARINDAKİ AĞIR CEZALAR KARŞILIKSIZ ÇEK SAYISINI ÇOĞALTIYOR

AĞIR CEZALAR İNSANLARI DOLANDIRICILIĞA VEYA KALPAZANLIĞA YÖNELTİYOR.

ÇARE ÇEKE AĞIR CEZA DEĞİL, EKONOMİYE DOĞRU YÖN VERMEKTE, BANKA VE FAKTÖRİNLERİN, İŞ ÇEVRELERİNİN AÇ GÖZLÜLÜKTEN VAZGEÇİP ÇAĞDAŞ USÜLLERLE İŞ YAPMALARINDADIR.

KARŞILIKSIZ ÇEK KEŞİDE EDEN BİR KISIM İNSAN DOLANDIRICI İSE ONLARIN ASLİ MANEVİ ŞERİKLERİ DE ONLARI TEŞVİK EDENLERDİR.

 

3167 sayılı kanun 1985 yılında yürürlüğe girdi. Bu kanun bu güne kadar birçok kez değişikliğe uğradı. Temel değişiklikler 1993 ve 2003 yılında yapıldı. Şimdi tekrar değişiyor. 24 yılda 4 temel değişiklik, her yeni kanunun ortalama ömrü 6 yıl. Değişikliklerin gerekçelerine baktığımızda ne görüyoruz? Kanun koyucu her değişikliğin gerekçesine bir önceki yasanın piyasada güveni sağlayamadığı, karşılıksız çek oranının yükseldiğini kaydediyor. Mecliste bulunan yeni tasarının gerekçesi de aynı. Ağır cezalar suçu önlemeye yetişmemiş, karşılıksız çek sayısında artış olmuş, piyasalarda çeke karşı güven ortamı oluşmamış. Bu kez kanun yapıcı kendi yazdığı gerekçeye tam zıt bir düzenleme ile adli para cezasını 3167 dekinin iki misline çıkarıyor. Belki kanunun gerekçesini yazanla, 5. maddeyi yazanlar farklı kişiler ve hiçbir araya gelip yazdıklarını okumadılar. Buna ne diyebiliriz ki, vekillerimizin iş başlarından aşkın. Ne diyor başbakan: Bakanlıklarda iş takibi yerine oturumlara devam edin.

Yeni tasarı eski kanundaki ceza sayısını on katına çıkarıyor, sıkıyönetim bildirileri gibi. Askeri yönetimler arananlar listelerini radyo ve televizyonlardan yayınlarlardı ve bildiriler şöyle derdi aşağı yukarı: …Bunları görenler, saklayanlar, yardım ve yataklık yapanlar… Cezalandırılacaklardır…

Çek kanunlarındaki ağır cezalar, tefecilerin ki bir kısım banka ve faktöringlerin artık tefecilerden bir farkı kalmamıştır, iştahını kabartıyor. Açgözlüler belki bu ağır cezalar olmasa kredi vermeyecekleri insanlara cezalara güvenerek kredi veriyorlar, normal koşullarda iş yapamayan firmalar çek cezalarına güvenerek kredili mal satışları yapıyorlar. Kötü niyetliler finans çevrelerinin, firmaların bu açgözlülüğünü ve kar hırsını değerlendiriyor olabilir. Mevcut çek kanunu iyi niyetli ile kötü niyetli ayırt etmediğinden ak ile kara birbirine karışıyor ve aradan bir kısım kötü niyetli sıyrılıyor. Pervasızca dağıtılan para ve mal kredileri firmalar zor duruma girince piyasalarda karşılıksız çek patlamalarına yol açıyor, çeyrek asırlık kısır döngü bu.

Oysa 3167 nin yürürlüğe girdiği 1985 yılına kadar piyasaların karşılıksız çek diye bir derdi yoktu. Ne zaman ki karşılıksız çeke hapis cezası artırıldı piyasalarda karşılıksız çek sıkıntıları başladı. 1985 öncesinde çekin dolandırma cazibesi yoktu. Cezalar çoğaldıkça çekin cazibesi arttı ve işte bu cazibe dolandırıcılığı teşvik etti. Ekonomide yeni bir kalpazanlık türü gelişti. 1985 ile 2009 arasındaki dönemi içeren bir grafik düzenlesek göreceğiz ki karşılıksız çekler artan cezalara paralel bir artış izliyor. Bu ilginç değil mi?

Sorun salt karşılıksız çeki sorun gören çağdışı yaklaşımdadır. Karşılıksız çek ceza hukuku anlamında bir suç değil istenmeyen bir ekonomik olgudur. Bu olgunun ekonomiye olumsuz etkisi varsa nedenlerini ortadan kaldıracak çözümler geliştirmek gerekir. Yanlış teşhis yanlış tedavi olumsuz sonuç verir ve çeyrek asırdır olan da budur. Banka, faktöring ve benzeri finans kurumları kredilendirmeyi çek üzerine değil de çağdaş kriterler üzerine oturtmalı. Böyle her krizde patlayan, zirveye ulaşan karşılıksız çek gibi enstrümanlar yerine daha gerçekçi, bilânço, istihbarat gibi bankacılık kurumlarını geliştirmeleri ve bu olguları esas almaları istikrarlı bir ekonomi için daha yararlı olacaktır. Sopa ile ceza tehdidi ile iş yaşamını yürütmek kolaycılıktır ve başarısızlığa mahkûmdur.

25 yıllık uygulamanın ne sonuçlar verdiği bu kanunların gerekçelerinde yazılı, hep başarısızlıkla sonuçlanmış. Şimdi bir de aksini yapınız, salt karşılıksız çeki suç olmaktan çıkarın, kötü niyet, hile ve dolandırıcılık dışında karşılıksız çeki suç olmaktan çıkarın, bir de böyle deneyelim olmaz mı? Bu yolda devam edilirse varılacak sonuç hep aynı olacaktır, yanlış tanı yanlış tedavi ve olumsuz sonuç.

Cezalarla dolandırıcılık gibi suçları teşvik ediyor, kreditörlerle birlikte suçun asli manevi şeriki durumuna geliyorsunuz ve 5237 sayılı kanuna göre asıl suçlu kadar suçlusunuz. Gelin suçu teşvik etmeyin, suça ortak olmayın.

KARŞILIKSIZ ÇEKE HAPİS AB UYUM MEVZUATINA AYKIRIDIR

ADALET  KOMİSYONUN DEĞERLİ ÜYELERİ

Karşılıksız Çeke Hapis Cezası Çek Kanunu Tasarısında Devam Ediyor

TBMM Adalet komisyonundaki Çek kanunu Tasarısının 5. Maddesi karşılıksız çeke 1500 iş gününe kadar adli para cezası öngörmektedir. Bunun anlamı adli para cezasını ödeyemeyenler 1500 güne kadar hapis yatacaklardır. Bu da yaklaşık 4 yıl hapis cezasına denk gelir. İnfazların birleşmesi ile toplam hapis cezası ise 5 yıldır. Ekonomik suça ekonomik ceza deyimi hem literatürde olmayan bir deyimdir, hem de çeklerini veya adli para cezasını ödeyemeyenler için bir anlam ifade etmemektedir. Bu insanlar sonuçta hapisle cezalandırılmaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Ek protokol 1. Maddesi hiç kimsenin borcundan ötürü özgürlüğünden yoksun bırakılmayacağını hüküm altına almaktadır. Anayasanın 38.maddesi de bu düzenlemeye paralel bir düzenleme yapmıştır ve borç için hapsi yasaklamıştır. Protokolün 1. Maddesi şöyledir:
BORÇ İÇİN HAPİS YASAĞI
Article 1 . Prohibition of imprisonment for debt
No one shall be deprived of his liberty merely on the ground of inability to fulfil a contractual obligation
Hiç kimse sadece bir sözleşme yükümlülüğünü yerine getiremediği için özgürlüğünden yoksun bırakılamaz.
Komisyondaki Çek kanunu Tasarısı Anayasaya aykırı olduğu gibi AB mevzuatı ile de uyumlu değildir.
Söz konusu tasarı 5237 sayılı Türk ceza kanunu ile de uyumlu değildir. Türk ceza kanunun 21. Maddesi suçun oluşması için kastın varlığını şart koşmaktadır. 21. Madde şöyledir:
TCK 5237 MADDE 21. – (1) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanunî tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.
 
Her ne kadar 5. Madde ‘sebebiyet’ vermek ifadesi ile suçu şekli olmaktan çıkarıp kusur ilkesini benimsemişse de bu yeterli değildir. Maddenin gerekçesinde sebebiyet verme doğal afetlere bağlanmaktadır. Bu, uygulamada maddenin yorumunu daralmakta ve eğer doğal afet yoksa suçun oluşmuş olacağı gibi bir sonuç çıkarılabilecektir. Oysa 5237 sayılı kanunu 21. Maddesi ve bu maddenin gerekçesi bu düzenlemeden tamamen farklıdır.  Suçtaki kastı veya taksiri doğal afetlerle sınırlamak mümkün değildir.
Tasarı zorlama ile bir yandan Anayasanın 38. Maddesini, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini ve TCK nın 21 maddesini dolanmaktadır.
Tasarını bu şekli ile yasallaşması halinde Anayasa mahkemesinde İptal davası söz konusu olacağı gibi yığılan ve yargıyı işgal eden davaların Avrupa insan Hakları Mahkemesine gideceği de düşünülmektedir.       
Komisyonunuzda görüşülmekte olan Çek Kanunu Tasarısı İle İlgili Görüşlerimi Sizlerle Paylaşmak istedim, saygılarımla.                   
 

%d blogcu bunu beğendi: