Karşılıksız Çek 10. Ceza Dairesi Kararları

 

Karşılıksız çek  suçlarına ilişkin Yargıtay 10. Ceza Dairesinin üç önemli kararı. Daire çeki  bankaya  ibraz eden hamilden sonra temellük edenin şikâyet hakkı olmadığına karar verdi. Daire bir başka kararında da imza incelemesinin bilirkişiye yaptırılması gerektiğine karar verdi.

Yargıtay Kararları Dergisinin Mayıs, Haziran ve Temmuz sayılarında karşılıksız çeke ilişkin yer alan kararları yayınlıyoruz. Kararlara ulaşmak için aşağıdaki linke tıklayınız.

Yargıtay 10.Ceza Dairesi Kararları

10.CEZA DAİRESİ BOZMA KARARI GAZİANTEP

YARGITAY
10. Ceza Dairesi
Esas No : 2009/7799
Karar No : 2009/9310
Tcbliğname No : K.Y.B. – 2009/93495
TÜRK MİLLETİ ADINA VERİLEN YARGITAY KARARI
Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık Orhan Güven hakkında Gaziantep 8. Aslîye Ceza Mahkemesi’nin 07.02.2008 tarihli, 2007/854 esas, 2008/140 karar sayılı hükmü ile “3.167 sayılı Kanun un 16/1. maddesi uyarınca verilen 1.000.-YTL adli para cezasının” infazı aşamasında, Cumhuriyet savcılığınca, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’un geçici I. maddesi ile 5237 sayıli TCK’nm 2, 5, 7/2, 45/lve 52/1 maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, sup karşılığı yaptırım olarak sadece hapis ve gün para cezası verilebileceği, bu genel kuralın bütün özel yasalarda bağlayıcı olduğu, aylan hükümlerin 31.12.2008 tarihine kadar uygulanabileceği, bu nedenle 523’î sayıl* TCK’nın hükümlerine aykırı olan. söz konusu para cezasının infazında tereddüt oluştuğu belirtilerek. karar verilmesinin talep edilmesi üzerine; aynı Mahkemece yapılan inceleme sonucu verilen, 12.01.2009 tarihli ve aynı sayılı, “31.67 sayılı Kanun’da yeni bir düzenleme yapılmamış olsa da, karşılıksız çek keşide etmek suçundan gerçek kişilere verilen cezaların yasal ve usulüne uygun olduğu gerekçesiyle uyarlamc yapılmasına ve infazın durdurulmasına yer olmadığına” ilişkin ek kararma itiraz edildiği; İtiraz mercii GAZİANTEP 1, Ağır Ceza Mahkemesi’nin 16.01.2009 tarihli ve 2009/42 değişik is sayılı karan ile. “3167 sayılı Kanun ‘un 16. maddesinde ‘karşılıksız çek keşide etmek’ suçuna ilişkin cezanın 5237 sayılı TCK’mn genel hükümlerine aykırı olduğu ve 3,1.12,3008 tarihine kadar yeni yasal düzenleme yapılmadığından genel hükümlerin uygulanmasının gerekliği, infaz edilecek hüjmmde tereddütlerin oluşması nedeni ile hükmün infazının mağduriyetlere yol açmaması için, itirazın kabulü ile 12.01.2009 tarihli ek kararın kaldırılmasına, infazın durdurulmasına ve hükümlünün bihakkın tahliyesine” karar verildiği; itiraz mercinin 16.01.2009 tarihli kararma kaışı Yüksek Adalet Eakanlığı’nın Ceza İsleri Genel Müdürlüğü ifadeli 31.03.2009 gün ve 3438/18829 sayılı kanun, yararına bozma talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nm 04.05.2009 gün ve 2009/93495 sayılı tebliğnamcsi ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya ve ekleri incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozma talebi ve tebliğnamede,« Dosya kapsamına göre;
5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesindeki, “Diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır.”,
5237 sayılı Kanunun 5. maddesindeki “Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve cezc içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır”,
Aynı Kanun ‘un 52. maddesindeki, “Adli para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzoîuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar île çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.
En az yirmi ve en fasla yüz Türk lirası olan bir gün karşılığı adli para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsı hâlleri göz önünde bulundurularak takdir edilir “,
3167 sayılı Kanunun 16/1. maddesindeki. “Üzerinde yazılı keşide tarihinden önce veya ibraz süres. içinde 4 üncü madde uyarınca ibraz edildiğinde, yeterli karşılığı bulunmaması nedeniyle kısmen de olsa ödenmeyen çeld keşide eden hesap sahipleri veya yetkili temsilcileri, kanunların ayrıca suç saydığı haller saklı kalmak üzere, çek bedeli tutarı kadar adli para cezasıyla cezalandırılırlar Hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, 3167 sayılı Kanunda 31.12.2008 tarihine kadar yeni bir düzenleme yapılmamış ise de, anılan Kanun’un 16/1. maddesinde öngörülen cezanın nispi nitelikte olduğu ve 5237 sayılı Kanunun 52. maddesine aykırılık oluştuımadığı, bu hususun Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 22.01.2009 tarihli ve 2007/8271 esas, 2009/480 sayılı ilâmı ile de zımnen kabul edildiği gözetilmeden itirazın reddi yerine yazılı şelçilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir.» denilerek, Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Î6.01.2OO9 tarihli anılan kararının bozulması istenmiştir,
Somut olayda uyuşmazlık, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Seldi Hakkında Kanun’un geçici 1. ve 5237 saydı TCK’nm 5 ve 52. maddeleri hükümleri karşısında, karşılıksız çek keşide etmek suçu için 3167 saydı Kanun’un 16/1. maddesinde öngörülen nispi para cezasının, 5237 sayılı TCK’nm genel hülcümlerinc aykırılık oluşturup oluşturmadığı noktasında toplanmaktadır.
5237 sayılı TCK’nm 45/1. maddesinde “Suç karşılığında uygulanan yaptırım olarak cezalar, hapis ve adlî para cezalarıdır” hükmü öngörülmektedir.
5252 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (1) ve (2). fıkralarında, “Kanunlarda, öngörülen “ağırpara” cezalan, “adli para” cezasına dönüştürülmüştür. / Bu kanunlarda Türk Ceza Kanununda belirlenen cezalar sistemine uygun değişiklik yapılıncaya kadar, alt ve üst sınırlar aracında uygulama yapılmasını gerektirir nitelikteki adli para cezalarında cezanın alî sının dörtyüzelli milyon, üst sınırı yüzmilyar Türk Lirası olarak uygulanır. Bu fıkra hükümleri, nispi nitelikteki adli para cezalan hakkında uygulanmaz, ‘* bükümlerine yer verilmiş olup; nispi nitelikteki ağır para cezaları da diğer cezalar gibi adli para cezasına dönüştürülmüş ve (2). fıkra düzenlemesinden ayrı tutularak, bu kuralın nispi para cezalan hakkında uygulanmayacağı, dolayısıyla, mevcut durumuyla uygulanabilir olduğu kabul edilmiştir. Nitekim aynı maddenin. (3). fıkrasında da nispî nitelikteki adli para cezalan da dahil olmak üzere tüm ağır para cezasından dönüştürülen adli para cezalarının Mazına ilişkin düzenlemeye yer verilmiştir.
5237 sayılı TCK’nm genel bükümlerinde, 20/2. maddesindeki “tüzel kişilere ceza yaptınmı uygulanamayacağı” kuralına benzer şekilde, suç karşılığında nispi para cezasının uygulanamayacağına ilişkin açık ve emredici bir hüküm yer almadığı gibi, 5237 saydı TCK’nm 01.06,2005 tarihinde yürürlüğe girmesinden çok kısa bir süre sonra 08.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5377 sayılı Kanun ile nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin 5237 sayılı TCK’nm 158. maddesinde yapılan değişildik ile “adli para cezasının miktarının elde edilen menfaatin, iki katından az olamayacağı” hükmü öngörülerek, nispi para cezasının Yeni TCK’nm yaptırım sistemine aykırı olmadığı açık bir biçimde ortaya konulmuştur. Aynca, 5237 sayılı TCK’nm yürürlüğe girmesinden sonra çıkarılan çeşitli kanunlarda yer alan suç tanımlarında, nispi para cezasının öngörüldüğü görülmektedir. Örneğin; 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 160. maddesinde nispi adli para cezası öngörülmüştür.
Bu durumda: kanun koyucunun nispi nitelikteki para cezalannın uygulanmasına tamamen son vermeye dönük bir amacının bulunmadığı anlaşılmakta olup; diğer kanunlarda yer alan nispi nitelikteki adli para cezalarının, 5237 sayılı TCK’nm 52, maddesinde öngörülen “gün para cezası sistemine” “aykırılık” değil, “farklılık” oluşturduğunu, bu nedenle 31.12.2008 tarihinden sonra da geçerliliklerini, dolayısıyla yürürlüklerini sürdüreceklerini, uygulanmalarının ve infazının zorunlu olduğunu kabul etmek gerekmektedir.
Kanun yatanna bozma talebine dayanan ihbarnamede ileri sürülen düşünce belirtilen nedenlerle yerinde görüldüğünden; Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesi nin 16.01,2009 tarihli ve 2009/42 değişik if, karar saydı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince BOZULMASINA; aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için? dosyanın adı geçen Mahkemeye iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ‘na gönderilmesine, 13.Ö5.20Ö9 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

B aşkan Üye Uy c Üye Uye
Refik Mahmut O. Yılmaz Emel Osman
DİZDAROĞLU GÜL ÇAMLIBEL ÖZGAN BAŞ

Karşılaştırıldı Yazı İşleri Miid.SE

 

HÜKÜMETE GÖRE 3167 ARTIK YÜRÜRLÜKTE DEĞİL

BU NE YAMAN ÇELİŞKİ?

HÜKÜMETİN MECLİSE SUNDUĞU ÇEK KANUNU TASARISININ GENEL GEREKÇESİNDE 3167 SAYILI KANUNUN CEZA İÇEREN HÜKÜMLERİNİN 01.01.2009 TARİHİNDEN İTİBAREN GEÇERSİZ OLDUĞU BELİRTİLİYOR.

İNSANLAR NEDEN HALA HAPİSTE?

İNSANLAR NEDEN KAÇAK?

ERGENEKON SUÇ ÖRGÜTÜ DEVREDE OLABİLİR Mİ?

 

YARGITAY 10. CEZA DAİRESİNİN KARŞILIKSIZ ÇEKE CEZA ONAYI VE CEZA VERMEYE DEVAM EDEN MAHKEMELERİN GEREKÇELERİ MERAK EDİLİYOR.

Başta Prof. Dr. Adem Sözüer olmak üzere hukuk otoriteleri ve Adalet Komisyonu Başkanı İyimaya açık ve net biçimde 3167 sayılı yasanın ceza içeren hükümlerinin 5237 sayılı yasa ile çeliştiğini ve yasanın bu hükümlerinin 01.01.2009 tarihinden itibaren geçersiz olduğunu söylerken, TBMM ne sunulan Çek Kanunu Yasa Tasarısının Gerekçesinde bu görüş açıkça teyit edilirken nasıl oluyor da başta Yargıtay olmak üzere asliye ceza mahkemeleri karşılıksız çeke cezaya devam edebiliyor?

Meclise hükümetin sunduğu Çek Kanunu Tasarısının genel gerekçesinden aynen aktarıyoruz:

 

II­ 3167 sayılı Kanuna Yöneltilen Eleştiriler ve Şikâyetler
10)
3167 sayılı Kanunun yirmi yıl içinde karşılıksız çekin cezalandırılmasına ilişkin 16 ncı maddesinin  üç defa kanunla değiştirilmesi ve üç kez de Anayasa Mahkemesinin
incelemesine konu olması sisteme yönelik eleştirileri artırmış, şüpheleri güçlendirmiştir. 4814 sayılı   Kanunla   yapılan   köklü   değişikliklere   rağmen   ilgili   kurumlardan,   Cumhuriyet savcılarından, mahkemelerden ve Yargıtaydan gelen şikâyetler Adalet Bakanlığında yeni kanun hazırlanması düşüncesinin ağırlık kazanmasına sebep olmuştur. 26/9/2004 TARİHLİ VE 5237 SAYILI TÜRK CEZA KANUNU YÜRÜRLÜĞE GİRİNCE, 3167 SAYILI KANUNUN 5237 SAYILI KANUNA TEORİK VE DOGMATİK YÖNDEN, TAMAMEN TERS KONUMA DÜŞMESİ DE BU DÜŞÜNCEYİ EYLEME DÖNÜŞTÜRMÜŞTÜR.

 

Ne diyor hükümetin çek kanunu tasarısının gerekçesinde “. 26/9/2004 TARİHLİ VE 5237 SAYILI TÜRK CEZA KANUNU YÜRÜRLÜĞE GİRİNCE, 3167 SAYILI KANUNUN 5237 SAYILI KANUNA TEORİK VE DOGMATİK YÖNDEN, TAMAMEN TERS KONUMA DÜŞMESİ DE BU DÜŞÜNCEYİ EYLEME DÖNÜŞTÜRMÜŞTÜR.

 

 

Hukuk otoriteleri ne diyor? Aktarıyoruz :

Hukukçu Prof. Dr. Adem Sözüer, Dünya gazetesine yaptığı açıklamada yürürlükte olan TCK’nın cezaların niteliği ve ceza sorumluluğuna ilişkin kurallarla, 3167 sayılı Çek Kanunu’nda yer alan kuralların birbirine uymadığını söyledi. TCK’ya atıfta bulunarak ceza verilmesini düzenleyen kanunların, TCK’nın ilgili maddelerine uyumlu hale getirilmesi için 31 Aralık 2008 tarihine kadar süre bulunduğunu söyleyen Sözüer, “Çek Kanunu’nda ilgili değişiklik yapılmadı. 31 Aralık 2008’den itibaren TCK’nin genel kuralları Çek Kanunu’nun cezalarına ilişkin kuralları ortadan kaldırmış oluyor” dedi.

Bu durumda Çek Kanunu’ndaki cezaların uygulanma dayanağı kalmadığını ifade eden Adem Sözüer, “Şu andaki 60 bin 70 bin dava hakkında bu cezalar uygulandığı için bu cezalar kaldırılacak. Ayrıca hapiste olanların da çıkması gerekecek” diye konuştu.

Bu konuda yeni bir düzenleme yapılsa bile failin lehine olan hükümleri uygulanacağı için belirsizliklerin ortaya çıkacağını vurgulayan Sözüer, “Yeni kanunun yürürlük tarihi geçmişe yönelik olsa bile aleyhte olan hükümler uygulanamaz. Çek yüzünden artık hiçbir yaptırım uygulanamaz durumda” dedi

Adalet Komisyonu Başkanı ne diyor?

Sözüer’in söyledikleri kendisine aktarılınca Sayın İyimaya Şöyle diyor:

–         Maalesef, yapacak bir şey yok…

Hükümet, Meclis Adalet Komisyonu başkanı ve hukuk otoritelerinin ortak görüşü 01.01. 2009 tarihinden itibaren 3167 sayılı kanunun ceza içeren hükümlerinin geçersiz olduğu doğrultusunda. Bir kısım Asliye Ceza ve Ağır Ceza mahkemesi bu görüş doğrultusunda karar verirken diğer mahkemelerin ve 10. Ceza Dairesinin tek bir kelam bu konuda gerekçe göstermeden cezaya devam etmelerini düşünmeye başladım ve aklıma yukarıdaki komplo teorisi geldi.  Bizimki sadece şüphedir.  Acaba neden 10. Ceza Dairesi ve Asliye Cezalar böyle yapıyor?  Belki 10. ceza Dairesi bundan sonraki kararlarında  gerekçelerini  yazar ve bizde, hukuk otoriteleri de, Hükümette meraktan kurtuluruz. Bizden söylemesi, eylem sizden..

%d blogcu bunu beğendi: