Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme

Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme

MADDE 281 – (1) Gerçeğin meydana çıkmasını engellemek amacıyla, bir suçun delillerini yok eden, silen, gizleyen, değiştiren veya bozan kişi, altı aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kendi işlediği veya işlenişine iştirak ettiği suçla ilgili olarak kişiye bu fıkra hükmüne göre ceza verilmez.

(2) Bu suçun kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı olarak işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(3) İlişkin olduğu suç nedeniyle hüküm verilmeden önce gizlenen delilleri mahkemeye teslim eden kişi hakkında bu maddede tanımlanan suç nedeniyle verilecek cezanın beşte dördü indirilir.

T.C.

YARGITAY

1. CEZA DAİRESİ

E. 2011/237

K. 2011/967

T. 23.2.2011

• TASARLAYARAK ÖLDÜRME VE ÖLDÜRMEYE AZMETTİRME ( Özel Görevli Ağır Ceza Mahkemesince Tüm Sanıklar Hakkında Örgüt Kurma Suçundan Açılmış Dava Bulunmadığı/Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurmaktan Hüküm Kurulmadığı – Bu Kapsama Girmeyen Diğer Suçlar Nedeniyle Görevsizlik Kararı Verileceği )

• SUÇ İŞLEMEK AMACIYLA ÖRGÜT KURMA ( Tasarlayarak Öldürme/Özel Görevli Ağır Ceza Mahkemesince Tüm Sanıklar Hakkında Örgüt Kurma Suçundan Açılmış Dava Bulunmadığı – Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurmaktan Hüküm Kurulmadığı/Bu Kapsama Girmeyen Diğer Suçlar Nedeniyle Görevsizlik Kararı Verileceği )

• SUÇ DELİLLERİNİ GİZLEME ( Sanık Hakkında Bu Suçtan Açılmış Bir Dava Bulunmadığı Halde Beraat Kararı Verilemeyeceği )

5237/m.220, 281

ÖZET : Tasarlayarak öldürme ve öldürmeye azmettirme suçunda, özel görevli Ağır Ceza Mahkemesince tüm sanıklar hakkında örgüt kurma suçundan açılmış bir dava bulunmaması sebebiyle “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” kapsamında bir hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verildiğine göre, madde kapsamına girmeyen diğer suçlar sebebiyle görevsizlik kararı verilmesi gerekir.

Sanıklardan biri hakkında suç delillerini gizlemek suçundan açılmış bir dava bulunmadığı halde beraat kararı verilmesi ve diğer sanık hakkında suç delillerini gizlemek suçundan açılan davada bir karar verilmemesi hukuka aykırıdır.

DAVA : İsa Y.’ı kasten öldürmekten sanık S. A. U., işbu suça yardımdan sanık R. B., suç delilerini gizlemekten sanık M. D., izinsiz silah taşımaktan sanıklar M. D. ile R.B.’un yapılan yargılanmaları sonunda; hükümlülüklerine, sanıklar F. Ü. ve A. E.’in tüm suçlardan adları geçen sanıkların üzerlerine atılı diğer suçlardan beraatlerine ilişkin ( İSTANBUL ) Onbirinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 26.5.2008 gün ve 132/157 Sayılı hükümün Yargıtay’ca incelenmesi C. Savcısı ile sanıklar S. R. ve M. müdafii ile müşteki Ş. G. taraflarından istenilmiş olduğundan dava dosyası C. Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle; sanıklar hakkında duruşmalı, C. Savcısının temyizi veçhile incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi:

KARAR : 1-)Sanık Selahattin hakkında uyuşturucu mal ticareti suçundan verilen beraat kararını, temyizde ve sanık Ramazan hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat kararını temyizde hukuki yararları bulunmadığından sanık Selahattin müdafiinin ve sanık Ramazan müdafiinin bu hükümlere yönelik temyiz istemlerinin C.M.U.K.nun 317 maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir. Bu hükümler ve sanık Fiyas hakkındaki uyuşturucu mal ticaretine teşebbüs suçundan kurulan beraat kararı ile tüm sanıklar hakkında T.C.K.nun 220 maddesi kapsamında dava bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına ilişkin karar temyizin kapsamına göre inceleme dışı bırakılmıştır.

2-)Sanık Selahattin hakkında tasarlayarak öldürmeye azmettirme, sanıklar Ramazan ve Metin hakkında tasarlayarak öldürme suçuna yardım ve 6136 Sayılı Yasaya aykırılık suçlamalarından kurulan hükümler ile sanık Fiyas hakkında suç delillerini gizlemek suçundan kurulan beraat kararı ile sanık Ali hakkındaki suç delillerini gizleme suçundan açılan kamu davasına hasren yapılan temyiz incelemesinde,

A-)Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulu’nun 23.2.2010 tarihli 2009/8-111 Esas 2010/38 Karar sayılı kararı uyarınca 5271 Sayılı C.M.K.nun 250. maddesi uyarınca özel görevli Ağır Ceza Mahkemesince tüm sanıklar hakkında örgüt kurma suçundan açılmış bir dava bulunmaması sebebiyle T.C.K.nun 220 maddesi kapsamında bir hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verildiğine göre, madde kapsamına girmeyen diğer suçlar sebebiyle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi:

B-)Sanık Fiyas hakkında suç delillerini gizlemek suçundan açılmış bir dava bulunmadığı halde beraat kararı verilmesi ve sanık Ali hakkında suç delillerini gizlemek suçundan açılan davada bir karar verilmemesi,

C-)Uygulamaya göre de:

Hükme esas alınan kısa kararda sanık Fiyas hakkında T.C.K.nun 281 maddesi kapsamındaki suçtan beraat kararı verildiği halde, gerekçeli kararda sanık ismi Ali olarak belirtilerek hükümün karıştırılması:

SONUÇ : Usule aykırı, sanık Selahattin müdafiinin ve sanık Ramazan müdafiinin duruşmalı incelemedeki, sanık Metin ve müdafiinin, Cumhuriyet Savcısının ve müdahale talebi reddedilen müşteki Şevket Girgin’in sair temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, sair cihetleri incelenmeksizin, öncelikle bu sebeple kısmen resen de temyize tabi bulunan hükümlerin tebliğnamedekinden farklı gerekçe ile C.M.U.K.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanıklar Selahattin ve Ramazan hakkında verilen cezaların miktarlarına ve tutuklulukta geçirilen sürelere göre sanık Selahattin müdafiinin ve sanık Ramazan ve müdafiinin tahliye istemlerinin reddine, 23.2.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

yarx

T.C.

YARGITAY

4. CEZA DAİRESİ

E. 2010/21934

K. 2010/17064

T. 19.10.2010

• HIRSIZLIK ( Sanığın İşlediği Hırsızlık Suçunun Kanıtlarını Gizlemek Amacıyla Çalınan Aracın Motor ve Şase Numaralarını Değiştirmesinin Asıl Hırsızlık Suçu İçinde Eriyen Eylem Olduğu Gözetilmeden Mühürde Sahtecilik Suçundan Ayrıca Mahkumiyet Kararı Verilmesinin Hukuka Aykırı Olduğu )

• KANITLARI DEĞİŞTİRME VE GİZLEME ( Çalınan Aracın Motor ve Şase Numaralarının Değiştirildiği – Hırsızlık Suçuna İştirak Edilmemiş Olmak Koşuluyla Numaraların Değiştirilmesinin Kanıtları Değiştirme ve Gizleme Suçunu Oluşturacağı )

• MÜHÜRDE SAHTECİLİK ( Çalınan Aracın Motor ve Şase Numaralarını Değiştirmek – Kamu Kurum ve Kuruluşlarınca veya Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşlarınca Kullanılan Mühürler Kapsamına Girmediğinden Suçun Oluşmayacağı )

• MOTOR VE ŞASE NUMARASINI DEĞİŞTİRMEK ( Kamu Kurum ve Kuruluşlarınca veya Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşlarınca Kullanılan Mühürler Kapsamına Girmediğinden Mühürde Sahtecilik Suçunun Oluşmayacağı )

5237/m.141, 202, 281

ÖZET : Mühürde sahtecilik suçunda; araç motor ve şase numaralarının “…kamu kurum ve kuruluşlarınca veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca kullanılan mühürle…” oluşturulmuş onaylayıcı ya da belgeleyici işaretler olmadığı, bu bağlamda hırsızlık suçuna iştirak edilmemiş olmak koşuluyla çalınan aracın motor ve şase numaralarının değiştirilmesinin kanıtları değiştirme ve gizleme suçunu oluşturduğu, somut olayda ise sanığın işlediği hırsızlık suçunun kanıtlarını gizlemek amacıyla motor ve şase numaralarını değiştirmenin asıl hırsızlık suçu içinde eriyen eylem olduğu gözetilmeden mühürde sahtecilik suçundan ayrıca mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırıdır.

DAVA : Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

KARAR : Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

Yargılama ve olayın kanıtlanmasına ilişkin gerekçe: Sanığa yükletilen hırsızlık eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Yasaya uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı; böylece olaylara ilişkin sorunlarda gerekçenin yeterli bulunduğu,

Hukuksal tanı: Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Yasada öngörülen suç tipine uyduğu,

Yaptırım: Cezanın yasal bağlamda uygulandığı,

Anlaşıldığından sanık müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA,

2- Mühürde sahtecilik suçuna ilişkin hükme yönelik temyize gelince;

Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Araç motor ve şase numaralarının “…kamu kurum ve kuruluşlarınca veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca kullanılan mühürle…” oluşturulmuş onaylayıcı ya da belgeleyici işaretler olmadığı, bu bağlamda hırsızlık suçuna iştirak edilmemiş olmak koşuluyla çalınan aracın motor ve şase numaralarının değiştirilmesinin TCY.nın 281/1. madde ve fıkralarında tanımlanan kanıtları değiştirme ve gizleme suçunu oluşturduğu, somut olayda ise sanığın işlediği hırsızlık suçunun kanıtlarını gizlemek amacıyla motor ve şase numaralarını değiştirmenin asıl hırsızlık suçu içinde eriyen eylem olduğu gözetilmeden TCY.nın 202. maddesinde tanımlanan mühürde sahtecilik suçundan ayrıca mahkumiyet kararı verilmesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 19.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

T.C.

YARGITAY

4. CEZA DAİRESİ

E. 2010/12125

K. 2010/9873

T. 12.5.2010

• TAHKİKATI YANLIŞ YOLA SEVK ETMEK ( Sanık Hakkında Verilen Mahkumiyet Kararının Kesinleştiği İleri Sürülemeyeceğinden Kanun Yararına Bozmaya Konu Olabilecek Nitelikte Bir Hüküm Bulunmadığı )

• SUÇLUYU KAYIRMA AMACIYLA SORUŞTURMAYI YANLIŞ YOLA YÖNLENDİRME ( Verilen Mahkumiyet Kararının Kesinleştiği İleri Sürülemeyeceğinden Kanun Yararına Bozmaya Konu Olabilecek Nitelikte Bir Hüküm Bulunmadığı )

• KANUN YARARINA BOZMA ( Tahkikatı Yanlış Yola Sevk Etmek – Sanık Hakkında Verilen Mahkumiyet Kararının Kesinleştiği İleri Sürülemeyeceğinden Kanun Yararına Bozmaya Konu Olabilecek Nitelikte Bir Hüküm Bulunmadığı )

765/m.296

5237/m.31, 281, 283, 284

5271/m.40, 232, 309

ÖZET : Mahkemece verilen mahkumiyet kararının hüküm fıkrasında kanun yolu başvurusunun türü, süresi, mercii ve başvuru süresinin ne zaman başlayacağı gösterilmiş ise de başvurunun şekli açıklanmamıştır. Hükmü temyiz hakkı olup son oturumda hazır bulunan sanık müdafi açısından başvuru şeklinin tereddüde yol açmayacak şekilde gösterilmemesi sebebiyle adı geçen sanığın müdafinin yüzüne karşı yapılan yanıltıcı nitelikteki bildirimin hukuken geçersiz olduğu anlaşılmaktadır. Kanuni düzenlemeler ve Y.C.G.K.’nun içtihadı birlikte değerlendirildiğinde, sanık M. O.müdafine, mahkumiyet kararına karşı başvurulabileceği kanun yolunun şeklini, türünü, süresini ve sürenin ne zaman başlayacağının açıkça belirtilen yeni bir tebligat çıkartılarak, katılan ve sanığın, kanun yoluna başvuru hakkını kullanmasına olanak sağlanması gerektiği sonucuna ulaşılacağı kuşkusuzdur. Sanık hakkında suçluyu kayırma amacıyla soruşturmayı yanlış yola yönlendirme suçundan verilen mahkumiyet kararının kesinleştiği ileri sürülemeyeceğinden kanun yararına bozmaya konu olabilecek nitelikte bir hüküm de bulunmamaktadır.

DAVA : Tahkikatı yanlış yola sevk etmek suçundan sanığın, 765 s. Türk Ceza Yasasının 296/1. maddesi uyarınca 3 sene hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.10.2005 günlü ve 2005/51 esas, 2005/241 s. kararının Adalet Bakanlığınca 11.04.2010 tarih ve 22512 s. yazı ile kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.04.2010 tarih ve 90487 s. tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:

Tebliğnamede “Kayden 03.10.1987 doğumlu olan sanığın suçun işlendiği 06.01.2005 gününde 18 yaşını ikmal etmediğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında belirlenen cezadan, 765 s.Yasanın 55/3. maddesi uyarınca indirim yapılması gerekirken, indirim yapılmaksızın fazla cezaya hükmedilmesinde isabet görülmemiştir” denilmektedir. Gereği görüşüldü:

KARAR : 5271 s. Ceza Muhakemesi Yasasının 309. maddesinin 1.fıkrasında “Hakim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, kanuni nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.” hükmü yer almaktadır. Belirtilen maddede düzenlenen olağanüstü kanun yoluna başvurunun ilk koşulu hakim veya mahkeme tarafından verilen karar veya hükmün kesinleşmiş olmasıdır. Henüz kesinleşmemiş karar veya hükümler için bu kanun yoluna başvurulamaz.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 18.9.2007 gün ve 2007/162-177 s. kararında “Karar ve hükümlerde yer alan kanun yolu açıklamalarının, bu yola başvuru hakkı olan kişilere tam bir açıklıkla ifade edilmesi ve yanılgılara sebebiyet verilmemesi kanuni zorunluluktur. Anayasanın 4709 sayılı kanunun 16. maddesi ile 03.10.2001 tarihinde değiştirilen 40. maddesinin 2. fıkrasındaki “şikayet işlemlerinde ilgili kişilerin hangi yasa yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.” 5271 s. C.Y.Y.’nın 232. maddesinin 6. fıkrasındaki; “hüküm fıkrasında …yasa yollarına başvurma ve tazminat istemi olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek biçimde açıkça gösterilmesi gerekir. 5271 s. C.Y.Y.’nın “eski hale getirme” başlıklı 40. maddesinin 2. fıkrasındaki; “kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmemesi halinde de kişi kusursuz sayılır.” hükmü birlikte değerlendirildiğinde, Kanun koyucunun, hak sahibi olanlar yönünden kanun yolunun mercii, biçimi ve süresi bakımından hükmün yeterli olması ve keza her türlü yanıltıcı ifadeden uzak bulunması keyfiyetini önemsediği ortaya çıkmaktadır… Yapılacak işlem; kanun yolu açıklamasını, her türlü kuşkuyu kaldıracak ifadeyle sanığa duyuran kanun yolu mercii, süresi ve yöntemini tam bir netlikle ifade eden yeni bir bildirimin, yöntemine uygun meşruhatlı tebligatla gerçekleştirilmesinin sağlanması, gerekmektedir.” denilerek kanun yoluna başvuru hakkının kullanılabilmesini sağlayacak tebligatın içeriği ve yöntemi açıklığa kavuşturulmuştur.

İncelenen somut olayda, mahkemece verilen mahkumiyet kararının hüküm fıkrasında kanun yolu başvurusunun türü, süresi, mercii ve başvuru süresinin ne zaman başlayacağı gösterilmiş ise de başvurunun şekli açıklanmamıştır. Hükmü temyiz hakkı olup son oturumda hazır bulunan sanık M. O. müdafi açısından başvuru şeklinin tereddüde yol açmayacak şekilde gösterilmemesi sebebiyle adı geçen sanığın müdafinin yüzüne karşı yapılan yanıltıcı nitelikteki bildirimin hukuken geçersiz olduğu anlaşılmaktadır. Kanuni düzenlemeler ve Y.C.G.K.’nun içtihadı birlikte değerlendirildiğinde, sanık M. O. müdafine, mahkumiyet kararına karşı başvurulabileceği kanun yolunun şeklini, türünü, süresini ve sürenin ne zaman başlayacağının açıkça belirtilen yeni bir tebligat çıkartılarak, katılan ve sanığın, kanun yoluna başvuru hakkını kullanmasına olanak sağlanması gerektiği sonucuna ulaşılacağı kuşkusuzdur. Yapılan açıklamalar göre, sanık M. O. hakkında suçluyu kayırma amacıyla soruşturmayı yanlış yola yönlendirme suçundan verilen mahkumiyet kararının kesinleştiği ileri sürülemeyeceğinden kanun yararına bozmaya konu olabilecek nitelikte bir hüküm de bulunmamaktadır.

SONUÇ : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yukarda belirtilen sebeplere yerinde görülmediğinden, kanun yararına bozma isteğinin REDDİNE, 12.05.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.

yarx

T.C.

YARGITAY

8. CEZA DAİRESİ

E. 2008/17734

K. 2009/3008

T. 3.3.2009

• ARAMA TUTANAĞI ( Sanığın Sahte Paraların Bulunduğu Çantanın Yerini Güvenlik Güçlerine Gösterdiğine İlişkin Savunması – Ev Arama ve Muhafaza Altına Alma Tutanağı Mümzisi Tanıklar Dinlendikten Sonra Sanık Hakkında 5237 sayılı TCK md. 281/3’ün Uygulanıp Uygulanmayacağının Tartışılacağı )

• HÜKÜM VERİLMEDEN SUÇ DELİLİNİ TESLİM ETME ( Sanığın Sahte Paraların Bulunduğu Çantanın Yerini Güvenlik Güçlerine Gösterdiğine İlişkin Savunması – Ev Arama ve Muhafaza Altına Alma Tutanağı Mümzisi Tanıklar Dinlendikten Sonra 5237 sayılı TCK md. 281/3’ün Uygulanıp Uygulanmayacağının Tartışılacağı )

• PARA CEZASININ TAKSİTLENDİRİLMESİ ( Sanık Müdafiinin Son Savunmasında Lehe Olan Hükümlerin Tatbikini Talep Ettiği – Hükmolunan Para Cezasının Taksitlendirilmesi Konusunda Karar Olumlu veya Olumsuz Bir Karar Verilmesi Gerektiği )

• LEHE KANUN UYGULAMASI ( Sanık Müdafiinin Son Savunmasında Lehe Olan Hükümlerin Tatbikini Talep Ettiği – Hükmolunan Para Cezasının Taksitlendirilmesi Konusunda Karar Olumlu veya Olumsuz Bir Karar Verilmesi Gerektiği )

5237/m.281

ÖZET : Sanığın davaya konu sahte paraların bulunduğu çantanın yerini güvenlik güçlerine gösterdiğine ilişkin aşamalardaki savunmaları karşısında, davaya konu sahte paraların içinde bulunduğu çantanın güvenlik güçlerince nasıl elde olunduğunun tereddüte yer veremeyecek şekilde saptanması açısından ev arama ve muhafaza altına alma tutanağı mümzisi tanıkların dinlenip beyanları alındıktan sonra sanık hakkında 5237 sayılı TCK md. 281/3’ün uygulanıp uygulanmayacağı konusunun tartışılması gerekir.

Sanık müdafiinin son savunmasındaki lehe olan hükümlerin tatbikine ilişkin talebi, hükmolunan para cezasının taksitlendirilmesini de kapsadığı gözetilmeden, bu konuda olumlu yada olumsuz bir karar verilmemesi hukuka aykırıdır.

DAVA : Gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Sanık Serkan Ç. ve müdafiinin temyizden vazgeçtiği anlaşılmakla; sanıklar Aslı Ç. ve Barış G. haklarında kurulan hükümlere yönelik temyizlere hasren yapılan incelemede;

I- Sanık Aslı Ç. hakkında kurulan hükme ilişkin olarak;

Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine;

Ancak;

1- Sanığın davaya konu sahte paraların elde olunduğu çantanın yerini güvenlik güçlerine gösterdiğine ilişkin aşamalardaki savunmaları karşısında, davaya konu sahte paraların içinde bulunduğu çantanın güvenlik güçlerince nasıl elde olunduğunun tereddüte yer veremeyecek şekilde saptanması açısından 16.11.2007 tarihli ev arama ve muhafaza altına alma tutanağı mümzisi tanıkların dinlenip beyanları alındıktan sonra sanık hakkında TCK.nun 281/3. madde ve fıkrası hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle eksik soruşturmayla yazılı şekilde hüküm kurulması,

2- 5237 sayılı TCK.nun 53/1. maddesi uyarınca uygulama yapılırken, aynı maddenin 3. fıkrası gözetilmeksizin, sanığın c bendinde sayılan sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet hakkı, vesayet veya kayyımlığa ait haklardan koşullu salıverilmeye kadar yoksun bırakılacağının gözetilmemesi,

II- Sanık Barış G. hakkında kurulan hükme yönelik olarak;

Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine;

Ancak,

Sanık müdafiinin son savunmasındaki lehe olan hükümlerin tatbikine ilişkin talebi, hükmolunan para cezasının taksitlendirilmesini de kapsadığı gözetilmeden, bu konuda olumlu yada olumsuz bir karar verilmemesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş sanık Aslı Ç. ve sanık Barış G. müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı ( BOZULMASINA ) , 03.03.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

2 Responses to “Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme”

  1. Nevzat Yılmaz Says:

    Merhaba. Ben bir kolluk görevlisiyim. 2013 yılında nöbetçi asayiş personeli olduğum bir gün bir fabrikanın servis şoförü ile başka araçta bulunan bir şahıs trafikte birbirlerine yol vermemek yüzünden tartışıyorlar ve şüpheli olan şahıs fabrika servis aracına demir levye fırlatarak aracın camını kırıyor şoföre küfürler ederek hakaret ediyor. Bu olayda ben müştekinin şüphelinin ve tanıkların ifadelerini aldım şahıslar ilk etapta birbirlerinden şikayetçi olup aynı gün şikayetten vazgeçtiler. Her iki şekilde olan ifadelerini de yazdım. C. Savcısı bu olaya ilişkin olarak demir levyeye el koyma kararı verdi. Bir gün sonrada hazır olan tahkikat evrakları ile demir levyeyi adliyeye götürdüm. Savcı vermiş olduğu karara istinaden El Koymanın Onanmasına dair talep yazısı yazdı Sulh Ceza Mahkemesine ve mahkemeden el koyma kararı alındı. Anlatmış olduğum bu olayla ilgili olarak olaydan 3 yıl sonra yani 2016 yılında savcı ifade için beni çağırdı. Bana savcılıkta bir dosya içerisinde yukarıda yazmış olduğum olaya binaen sadece El Koyma Karar yazısı, dönemin savcısı imzalı El Koymanın Onanması talep yazısı, benim tutmuş olduğum El Koyma tutanağı ve adliyeye kurumum tarafından yazılan üst yazı belgelerinin bulunduğunu başka bir tahkikat evrağının ayrıca olayda kullanılan demir levyenin olmadığını karakola yazmış olduğu yazıya binaen karakolumun arşiv kayıtlarında böyle bir tahkikat suretinin bulunmadığını bildirmesi üzerine 2016 yılı mart ayında tutuklama talebi ile mahkemeye sevk etti. Ancak mahkeme tutuklamaya gerek olmadığına dair karar vererek salıverdi. Daha sonra ise resmi belgeyi bozmak yok etmek ve değiştirmek suçundan aynı şekilde suç delillerini yok etme gizleme ve değiştirme suçundan ve görevi kötüye kullanmak suçundan dava açıldı. Ben vermiş olduğum ifadede ise el koyma karar yazısının gereği düşünüldü kısmının 1. Maddesi yazılı olan tahkikat evraklarını teslim ettim ki -zaten mahkeme tahkikat evrakları olmadan el koyma kararı verilemez- buna istinaden karar yazıldı dedim. Demir levyeyi de teslim ettim dedim savcının talep yazısı levyenin uzunluğu kalınlığı sağlamlığı yazılı olarak mahkemeye sunuldu dedim. Demek ki ben levyeyi getirdim. Ancak teslim ettiğime dair evrak zimmet defterine imza alarak teslim etmedim. Bunun için de deftere imza attırarak belge teslim etmek adli bir sorumluluk gerektirmeyen sadece idari bir usuldür. Usul ise esasa etki etmez dedim. Ayrıca madem tahkikat evrakları eksikti ve bu bir suç oluşturuyorsa adliyede 2013 2014 ve 2015 yılları olmak üzere 3 arşiv dönemi geçmiş iken neden bu eksiklik tespit edilerek madem ben suçluyum gereken yapılmadı da nasıl olduda 3 yıl sonra mevcut evraklar görülmüş başka tahkikat evrakları yok diye şahsıma bu suçlar isnat edildi dedim. Yakın zamanda karar duruşması olacak bu nedenle nasıl bir yol izlemeliyim yardımsı olabilir misiniz

  2. gülsevil Says:

    Benim kardesim ve fesim disariya ciktilar eve donmediler gece 2 bucukta evime polis geldi ve esimi sordu bende evde olmadigini soyledim bana esim birini yaralandı dedi trevestiler bunlarin onunu kesiyor arabaya kocaman tas atıyor bunlarda arabadan iniyolar sonra tartisiyorlar trevestilerin soforu oldugunu soyleyen sahisla esim tartisiyo o esnada karfesimde yukarda arabanin yaninda trevestilerle tartisiyo sonra kardesimin ustunden arbayla geciyolar 2 kere surukluyolar ve esim carpan arabaya tekme atiyo yanimdaki sahista kardesime dogru kosuyo elinde usturayla esim hemen yukari dogru kaciyo o sofore kalcasindan 2 tane vuruyo kardesim diyoki enistem adama bicagi sokmasa ben olmustum diyo ve kardesimin ustune gidiyo kufur ederek oda göğsü ne dogru bicagi salliyo adam olmus trevestilerde gasp ettiler diyo 2 dava birden gorulcek sizce ne olur bu dava lutfen beni aydın latin


Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: