Soruşturma ve kovuşturma koşulu

Soruşturma ve kovuşturma koşulu

MADDE 131 – (1) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç; hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikayetine bağlıdır.

(2) Mağdur, şikayet etmeden önce ölürse, veya suç ölmüş olan kişinin hatırasına karşı işlenmiş ise; ölenin ikinci dereceye kadar üstsoy ve altsoyu, eş veya kardeşleri tarafından şikayette bulunulabilir.

T.C.

YARGITAY

4. CEZA DAİRESİ

E. 2008/21340

K. 2011/193

T. 25.1.2011

• KÖY İMAMINA HAKARET (Açılan Davanın Şikayetten Vazgeçme Nedeniyle Düşürülemeyeceği – Kamu Görevlisi Sıfatı Taşıdığı)

• HAKARET (Köy İmamı Kamu Görevlisi Sıfatı Taşıdığından Kendisine Karşı Gerçekleştirilen Hakaret Suçundan Açılan Davanın Şikayetten Vazgeçme Nedeniyle Düşürülemeyeceği)

• TEHDİT (Köy İmamını Bir Daha Köyde Görmek İstemediği ve Seni Döverim Sözleri – Vücut Dokunulmazlığına Yönelik Bir Saldırı Gerçekleştireceğinden Bahsin Tehdit Niteliğinde Olduğu)

• DÖVERİM SÖZLERİ (Vücut Dokunulmazlığına Yönelik Bir Saldırı Gerçekleştireceğinden Bahsin Tehdit Niteliğinde Olduğu)

5237/m. 6/1-c, 106/1, 131

ÖZET : Köy imamı, kamu görevlisi sıfatı taşıdığından kendisine karşı gerçekleştirilen hakaret suçundan açılan dava şikayetten vazgeçme nedeniyle düşürülemez.

Sanığın köyde imamlık yapan yakınana, imamlık yapmamasını ve bir daha köyde görmek istemediğini söyleyip, seni döverim şeklindeki tehdit sözlerinin, vücut dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit niteliğinde olduğu gözetilmelidir.

DAVA : Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

KARAR : Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1- Sanığın köyde imamlık yapan yakınana, imamlık yapmamasını ve bir daha köyde görmek istemediğini söyleyip, seni döverim şeklindeki tehdit sözlerinin, vücut dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit niteliğinde olduğu gözetilmeden TCY. nın 106/1. 1.cümlesi yerine yasal olmayan gerekçe ile 2.cümlesinin uygulanması,

2- Kamusal faaliyetin yürütülmesine atama yoluyla katılan bir kişi olan köy imamının, 5237 sayılı TCY’nın 6/1-c maddesi uyarınca kamu görevlisi sıfatı taşıdığı ve kendisine karşı gerçekleştirilen hakaret suçundan açılan davanın aynı Yasanın 131. maddesi hükmü uyarınca şikayetten vazgeçme nedeniyle düşmeyeceği gözetilmeden, yerinde olmayan gerekçe ile kamu davalarının düşmesine hükmolunması,

SONUÇ : Yasaya aykırı ve O yer C. Savcısının temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden hükümlerin BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 25.01.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

T.C.

YARGITAY

2. CEZA DAİRESİ

E. 2010/8418

K. 2010/28858

T. 19.10.2010

• TAKİBİ ŞİKAYETE BAĞLI SUÇ ( Şikayetçinin Kamu Davasına Katılmadan ve Şikayetinden Vazgeçmeden Ölmesi – Yargılamaya Devamla Esas Hakkında Bir Hüküm Kurulması Gereği )

• KAMU DAVASINA KATILMADAN VE ŞİKAYETTEN VAZGEÇMEDEN ÖLME ( Yargılamaya Devamla Esas Hakkında Bir Hüküm Kurulması Gereği – Hakaret/Şikayete Bağlı Suç )

• ŞİKAYETÇİNİN ÖLMESİ ( Kamu Davasına Katılmadan/Yargılamaya Devamla Esas Hakkında Bir Hüküm Kurulması Gereği – Takibi Şikayete Bağlı Suç/Hakaret )

5237/m. 73, 131/1

5271/m. 243

ÖZET : Şikayetçinin, şikayete bağlı hakaret ve tehdit suçları nedeniyle, sanık hakkında şikayetçi olduktan sonra kamu davası açılmıştır. Şikayetçinin kamu davasına katılmadan ve şikayetinden vazgeçmeden öldüğünün anlaşılması karşısında; yargılamaya devamla esas hakkında bir hüküm kurulması gerekir.

DAVA : Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : 5237 sayılı TCK’nın 131. maddesinin 2. fıkrasında mağdurun şikayetçi olmadan önce ölmesi halinde, ikinci dereceye kadar üstsoy ve altsoyu ile eş veya kardeşlerinin şikayette bulunabileceklerini, 5271 sayılı CMK’nın 243. maddesinin ise, katılanın ölmesi halinde katılmanın hükümsüz kalacağı ve mirasçılarının katılanın haklarını takip etmek üzere davaya katılabileceklerinin düzenlendiği, 5237 sayılı TCK’nın 73. maddesindeki düzenlemenin sanığın ölümü halinde kamu davasının düşürüleceğini öngördüğü ve şikayetçinin ölmesi halinde kamu davasının düşürüleceğine dair bir düzenleme içermediği gözetilerek; şikayetçi Kadem’in soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı hakaret ve sair tehdit suçları nedeniyle, vekili tarafından verilen 27.07.2005 tarihli dilekçe ve soruşturma aşamasında Cumhuriyet Savcısına verdiği 03.08.2005 tarihli ifadesinde, sanık hakkında şikayetçi olduktan sonra kamu davası açıldığı ve şikayetçinin kamu davasına katılmadan ve şikayetinden vazgeçmeden öldüğünün anlaşılması karşısında; yargılamaya devam ile esas hakkında bir hüküm kurulması gerekirken, şikayetçinin öldüğü gerekçesiyle yazılı şekilde davanın düşürülmesine karar verilmesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, o yer C.Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi ( BOZULMASINA ), 19.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

1. CEZA DAİRESİ

E. 2009/4320

K. 2010/6623

T. 13.10.2010

• HAKARET ( Maktule Karşı İşlenmiş Olan Suçta Müdahillerin Sanıktan Şikayetçi Oldukları da Dikkate Alındığında Soruşturma ve Kovuşturma Koşulunun Bulunduğunun Kabul Edileceği )

• ŞİKAYETE BAĞLI SUÇ ( Hakaret – Maktule Karşı İşlenmiş Olan Suçta Müdahillerin Sanıktan Şikayetçi Oldukları da Dikkate Alındığında Soruşturma ve Kovuşturma Koşulunun Bulunduğunun Kabul Edileceği )

• BASİT TEHDİT ( Takibinin Şikayet Bağlı Bulunduğu – Maktulün Şikayet Hakkını Kullanmadan Öldüğü ve Soruşturma Koşulunun Gerçekleşmediği/Kamu Davasının Düşürülmesine Karar Verileceği )

• BASİT TIBBİ MÜDAHALE İLE GİDERİLEBİLECEK ŞEKİLDE YARALAMA ( Takibinin Şikayet Bağlı Bulunduğu – Maktulün Şikayet Hakkını Kullanmadan Öldüğü ve Soruşturma Koşulunun Gerçekleşmediği/Kamu Davasının Düşürülmesine Karar Verileceği )

5237/m.86/2, 106/1, 125, 131

ÖZET : Sanıklardan birinin maktule karşı işlediği hakaret suçunda; mağdur, şikayet etmeden önce ölürse, veya suç ölmüş olan kişinin hatırasına karşı işlenmiş ise; ölenin ikinci dereceye kadar üstsoy ve altsoyu, eş veya kardeşleri tarafından şikayette bulunulabilir. Müdahillerin sanıktan şikayetçi oldukları da dikkate alınarak, şikayet bakımından soruşturma ve kovuşturma koşulunun bulunduğunun kabul edilmesi hukuka uygundur.

Diğer sanığın maktulü basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde kasten yaralama ve basit tehdit suçlarının takibi şikayete bağlıdır. Maktulün şikayet hakkını kullanmadan öldüğü ve soruşturma koşulunun gerçekleşmediği anlaşılmakla, sanık hakkında bu suçlardan açılan kamu davalarının düşürülmesine karar verilmelidir.

DAVA : A. D. ile E. E.’ı kasten öldürmekten, E. D.’i kasten öldürmeye teşebbüsten, R. Ö. D.’i yaralamaktan ve izinsiz silah taşımaktan sanık C. S., işbu öldürme suçuna yardımdan, G. Özcan ve O. D.’i kasten öldürmeye teşebbüsten sanık B. A., A.D.’i yaralamaktan, hakaretten ve tehditten sanık O. U., başkalarının huzur ve sükununu bozmaktan sanık H. V.’un yapılan yargılanmaları sonunda: hükümlülüklerine, H. V.’a 5326 sayılı Kanunun 36/1 ve 20/2-c maddeleri gereğince idari para cezası verilmesine yer olmadığına ilişkin ( A. ) İkinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 15.09.2008 gün ve 252/221 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi sanıklar müdafii ile müdahiller vekili taraflarından istenilmiş ve hüküm kısmen resen de temyize tabi bulunmuş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi:

KARAR : 1- Müdahillerin, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçu ile ilgili açılan kamu davasıyla; müdahiller Y.E., S. E., M. E., H. E. ve R. E. K.’ın, sanık Oğuz’un maktul Ahmet’e karşı hakaret, tehdit ve kasten yaralama suçları ile ilgili açılan kamu davalarına müdahale etme hakları bulunmadığından, vekillerinin bu suçlara yönelen temyiz istemlerinin reddine karar verilmiştir.

2- Sanık Cemal’in mağdur Durmuş Ali’yi kasten yaralama suçu yönünden,

07.10.2009 gün ve 27369 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesinin 23.07.2009 tarih ve 2006/65 Esas, 2009/114 Karar sayılı kararı ile; 1412 sayılı CMUK.nun 2789 sayılı Yasanın 1. maddesi ile değiştirilen 305. maddesinin 2. fıkrasının, 3842 sayılı Yasanın 28. maddesi ile değiştirilen ( 1 ) numaralı bendinin iptaline karar verilmesi ve iptal hükmünün inceleme tarihi itibariyle yürürlükte bulunması karşısında, belirtilen hükme yönelik temyiz incelemesi yapılıp yapılamayacağı hususu ön mesele olarak görüşülmüş, yapılan değerlendirme sonucunda; adıgeçen sanık hakkında hükmolunan para cezasının miktarı itibariyle hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 21.07.2004 tarihli 5219 sayılı Kanunla değişik CMUK.nun 305/1 maddesi uyarınca kesin nitelikte olup temyizi mümkün olmadığından, sanık müdafiinin temyiz temyiz itirazının, CMUK.nun 317. maddesi uyarınca reddine, üyeler Şerafettin İste ve Meryem Üstüner’in karşı görüşleri ve oyçokluğu ile karar verilmiş ve belirtilen hüküm inceleme dışı bırakılmıştır.

2-Sanık Oğuz’un maktul Ahmet’e karşı hakaret suçu yönünden, TCK.nun 131/2. maddesinin, “mağdur, şikayet etmeden önce ölürse, veya suç ölmüş olan kişinin hatırasına karşı işlenmiş ise; ölenin ikinci dereceye kadar üstsoy ve altsoyu, eş veya kardeşleri tarafından şikayette bulunulabilir” hükmü uyarınca, müdahiller M. D. ve E. D.’in sanıktan şikayetçi oldukları da dikkate alınarak, şikayet bakımından soruşturma ve kovuşturma koşulunun bulunduğu kabul edilmiş, tebliğnamenin, maktulün şikayetçi olmadan ölmesi, şikayet hakkının şahsa sıkı sıkıya bağlı haklardan olup bu hakkın başkaları tarafından kullanılmasının mümkün olmaması gerekçesiyle TCK.nun 73. maddesine göre kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerektiğine ilişkin bozma öneren düşüncesine iştirak edilmemiştir.

3-a )Sanık Cemal’in, maktuller Ahmet ve Ertan’ı kasten öldürme, mağdur Enver’i öldürmeye teşebbüs, mağdur Ramazan’ı kasten yaralama, 6136 sayılı Kanuna muhalefet; sanık Bahadur’un, maktuller Ahmet ve Ertan’ı kasten öldürme, mağdurlar Güven ve Osman’ı öldürmeye teşebbüs; sanık Oğuz’un, maktul Ahmet’e karşı hakaret suçları yönünden,

Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıkların suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suçların niteliği tayin, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanıklar Cemal ve Bahadur müdafiilerinin eksik soruşturmaya, meşru savunmaya, suçların niteliğine, haksız tahrikin varlığına; sanık Oğuz müdafiinin hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığına, erteleme, adli para cezasına çevirme ve hükmün açıklanmasının geriye bırakılması hükümlerinin uygulanması gerektiğine;müdahiller vekillerinin suçların niteliğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, kısmen resen de temyize tabi hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi ONANMASINA,

b )Sanık Oğuz’un, maktul Ahmet’i kasten yaralama ve basit tehdit suçları yönünden,

TCK.nun 86/2. maddesinde düzenlenen kasten yaralama suçu ile aynı Kanunun 106/1-2.cümlesinde düzenlenen “basit tehdit” suçunun takibinin şikayete bağlı bulunduğu, şikayet hakkının şahsa sıkı sıkıya bağlı haklardan olduğu, maktulün şikayet hakkını kullanmadan öldüğü ve soruşturma koşulunun gerçekleşmediği anlaşılmakla, sanık hakkında bu suçlardan açılan kamu davalarının, TCK.nun 73/1 ve CMK.nun 223/8 uyarınca düşürülmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde mahkumiyet hükümlerinin kurulması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde görüldüğünden, hükümlerin, tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, 13.10.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.

T.C.

YARGITAY

4. CEZA DAİRESİ

E. 2009/19582

K. 2010/6108

T. 6.4.2010

• GÜNLÜK SÜRELİ YAYINLARDA HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE ( Yayının Yapılıp da Savcılığa Teslim Tarihi Olan Günde Başlayacağı )

• VALİNİN YASADIŞI İLİŞKİLERİ OLDUĞUNU ÇAĞRIŞTIRACAK ŞEKİLDE KARİKATÜRÜNÜ YAPMAK ( Başına Kurtlar Valisi Yazıldığı – Kamu Davası Açmak İçin Öngörülen 2 Aylık Hak Düşürücü Sürenin Geçtiği )

• KAMU DAVASI AÇILMASI İÇİN ÖNGÖRÜLEN HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE ( Günlük Süreli Yayınlarda Yayının Yapılarak Savcılığa Teslim Tarihi Olan Günden İtibaren 2 Ay Olduğu )

5187/m.26

5237/m.131

5271/m.175

ÖZET : Karikatürist olan sanığın eski vali olan katılanın katılanın yasadışı işlerle uğraşan kişilerle ilişkisi olduğunu çağrıştıracak şekilde “Kurtlar Valisi” yazısını, yazdığı, katılana görevinden dolayı hakaret ettiği iddiasına ilişkin olarak, günlük süreli yayınlarda kamu davasının açılmasına dair hak düşürücü nitelikte olan 2 aylık sürenin, günlük yayının yapılıp savcılığa teslim tarihi olan gün başlayacağı dikkate alınmalıdır.

DAVA : Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

KARAR : Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Karikatürist olan sanığın İzmir eski valisi olan katılanın TMSF tarafından bankasına el konulan H.’in kredi kartı ile alınan uçak biletleri ile yurt dışına gittiğinin ortaya çıkmasına ilişkin olarak çizdiği karikatürün üst kısmına, katılanın yasadışı işlerle uğraşan kişilerle ilişkisi olduğunu çağrıştıracak şekilde “Kurtlar Valisi” yazısını, yazdığı, katılana görevinden dolayı hakaret ettiği iddiasına ve TCY.nın 131. maddesi uyarınca soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olmayan suça ilişkin olarak yapılan incelemede;

5187 sayılı Basın Yasasının 26. maddesi uyarınca “Basılmış eserler yoluyla işlenen veya bu Kanunda öngörülen diğer suçlarla ilgili ceza davalarının günlük süreli yayınlar yönünden iki ay, diğer basılmış eserler yönünden dört ay içinde açılması zorunludur.”

CYY.nın 175/1. maddesinde “İddianamenin kabulüyle, kamu davası açılmış olur ve kovuşturma evresi başlar.” hükümlerinin öngörülmesi karşısında,

Günlük süreli yayınlarda hak düşürücü nitelikte olan 2 aylık sürenin, günlük yayının yapılıp savcılığa teslim tarihi olan 02.07.2005 günü başlayacağı,

02.09.2005 tarihli iddianamenin ise 14.09.2005 tarihlerinde kabul edilmesi ve kamu davasının da bu tarihte açılmış sayılacağının kabulünün gerektiği ve davanın kovuşturma koşulu olan iki aylık süre içinde açılmadığı,

SONUÇ : Anlaşıldığından sanık müdafiinin temyiz nedenleri yerinde bulunmakla, Basın Yasasının 26., 5271 sayılı CYY.nın 223. maddeleri uyarınca, tebliğnameye aykırı olarak KAMU DAVASININ DÜŞÜRÜLMESİNE, 06.04.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: