YARGITAY NEREYE GİDİYOR?

 

Anayasa’da yapılan değişiklikler sırasında değişikliğin amacının Yargıtay’daki vesayet rejimine son vermek olduğu savunulmuştur. Anayasa’da yargıya ilişkin değişikliklere karşı çıkanlar ise bu değişikliklerin iktidarın yargıyı ele geçirme operasyonu olduğunu ileri sürmüşlerdir. Değişikliklerden önceki Yargıtay yapısı ve yapımın oluşma biçimi daha çok yüksek yargı organlarının birbirlerini seçmesine dayalı bir sistemdi ve bu sistem birçok hatayı içinde barındırmaktaydı, bu haliyle de antidemokratikti. Değişikliklerle birlikte HSYK üyelerinin sayısı artırılmış, HSYK üyelerinin bir bölümü yargıçların ve baroların seçimine tabi olmuştur. Bu yapı eskiye göre daha demokratik, ileri bir yapıdır. Ancak gel gör ki demokratik kültürün yerleşmediği ülkelerde yasalar ne kadar demokratik olursa olsun demokrasi işletilemiyor. HSYK için yapılan seçimlerde seçimleri iktidarın maniple ettiği ve iktidara yakın kişileri HSYK’ya seçtirdiği iddia edilmiştir. Bugün gelinen noktada Anayasa’da yapılan yargıya ilişkin değişikliklerle seçkinler hukuku yerine hukukun üstülüğüne doğru adımlar atıldığı doğrultusunda kuşkular vardır. Burada açıkça söylemek istediğimiz Anayasa’da yapılan bu değişikliklerle eskiye oranla daha demokratik düzenlemeler yapılmış olsa da yurttaşlık bilincinin, demokratik kültürün yeterince gelişmemiş olmasından ötürü daha bağımlı bir yapı ortaya çıkmıştır.

YARGITAY DEĞİŞİYOR

Bu yeni yapıya ilişkin ipuçları gelmeye başladı. HSYK’nın statüsünde yapılan değişiklikleri milat olarak alırsak, öncesini ve sonrasını karşılaştırarak yeni yapının eskiye eleştirel yaklaşımı hukuk düzenini altüst edecek tehlikeli bir gelişmeye gebe olduğunu görmekteyiz. Bugün çok lokal olarak ortaya çıkan bu gelişmeler genişlediği takdirde yargı hukukun üstünlüğü adına korkunç yerlere varabilecektir.

YARGITAY CEZA GENEL KURULU KARARLARINA AYKIRI DAİRE KARARLARI

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 01.05.2007gün, 2007/1-93esas, 2007/104sayılı kararı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.07.2009gün, 2009/5-81esas, 2009/196sayılı kararlarında mahkemelerin gerekçeli kararlarında hüküm fıkralarının temyize ilişkin bölümlerinde temyizin süresinin, şekillerinin, temyiz merciinin tereddüde yer bırakmayacak biçimde belirtilmesi gerektiği bunlardan herhangi birisinin eksik belirtilmesi halinde hükmün geçersiz olacağı, geçersiz olan bir hükmün ise temyiz süresinin olmayacağı bu tür eksik kararların her zaman temyiz edilebileceğini hüküm altına almıştır. Ceza Genel Kurulunun bu kararının dayanakları T.C Anayasasının 40/2.maddesi CMK’nun 34/2, 231/3, 231/6, 232,291.maddeleridir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu kararlarında AİHM içtihatlarına da atıf yapmıştır. Şimdi 12. Ceza Dairesi Ceza Genel Kurulunun bu kararına aykırı kararlar vermeye başlamıştır.

ŞİKÂYET HAKKININ DEVRİ

Yargıtay 10.Ceza Dairesi 11.01.2011 gün, 2009/12640esas, 2011/241sayılı kararında

ŞİKÂYETÇİNİN CİROSUNUN İPTAL EDİLİP EDİLMEDİĞİNİN VE ŞİKÂYETÇİNİN İBRAZ EDEN KONUMDA OLUP OLMADIĞININ, BUNA BAĞLI OLARAK ŞİKAYET HAKKININ BULUNUP BULUNMADIĞININ SAPTANMASI, SONUCUNA GÖRE SANIĞIN HUKUKİ DURUMUNUN BELİRLENMESİ GEREKİRKEN, EKSİK ARAŞTIRMA İLE MAHKUMİYET HÜKMÜ KURULMASI,

Karar vermiştir. Yargıtay’ın bu kararı ceza hukukunun temel prensibi olan şikâyet hakkının devredilemeyeceği temel prensibine dayanmaktadır. Şimdi 15. Ceza Dairesi çekin geriye ciro edilebileceği gerekçesiyle şikâyet hakkının çeki bankaya ibraz eden hamilin yanı sıra cirantalarında şikâyet hakkına sahip olduğuna karar vermiştir. Bu garip bir karardır. Burada şikâyet hakkı devredilebiliyorsa şikâyete bağlı bütün suçlarda şikâyet hakkının devredilebilmesi gerekir. Ayrıca Yargıtay’ın bu kararına konu olan karşılıksız çekte geriye doğru yapılmış bir ciro yoktur. Çekin bir önceki cirantaya elden verilmesi ciro anlamına gelmez. Çekin bankaya ibrazıyla hamil belli olmuştur ve artık beyaz ciro söz konusu değildir.

Bütün bu gelişmeler, yeni HSYK yapısı, Yargıtay’da yeni açılan daireler ve yeni atanan üyelerle değişime uğrayan yüksek yargının hukuk adına gidişatı kaygı vermektedir.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: