Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan

Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan

MADDE 206 – (1) Bir resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine yalan beyanda bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

T.C.

YARGITAY

15. CEZA DAİRESİ

E. 2011/11823

K. 2012/32803

T. 26.3.2012

• DOLANDIRICILIK ( Sanığın Çalıştığı Halde Çalışmadığına Dair Taahhüt İmzalayarak Don Olayı Nedeniyle Devletten Yardım Aldığı – Genelge Kapsamında Sanığın Maaş Miktarı Nedeniyle Yardım Almaya Kanunen Hakkı Olduğu/Eyleminin Dolandırıcılık Değil Yalan Beyanda Bulunmak Olduğu )

• YALAN BEYANDA BULUNMAK ( Sanığın Çalıştığı Halde Çalışmadığına Dair Taahhüt İmzalayarak Don Olayı Nedeniyle Devletten Yardım Aldığı – Genelge Kapsamında Sanığın Maaş Miktarı Nedeniyle Yardım Almaya Kanunen Hakkı Olduğu/Eyleminin Dolandırıcılık Değil Yalan Beyanda Bulunmak Olduğu )

• SANIĞIN ÇALIŞMASINA RAĞMEN ÇALIŞMADIĞINA DAİR TAAHHÜT İMZALAMASI ( Don Olayı Nedeniyle Devletten Yardım Almak İçin/Genelge Kapsamında Sanığın Maaş Miktarı Nedeniyle Yardım Almaya Kanunen Hakkı Olduğu – Yalan Beyanda Bulunmak Suçunun Gerçekleştiği )

• DON OLAYINDAN DOLAYI DEVLETTEN YARDIM ALMAK ( Sanığın Çalıştığı Halde Çalışmadığına Dair Taahhüt İmzalayarak – Genelge Kapsamında Sanığın Maaş Miktarı Nedeniyle Yardım Almaya Kanunen Hakkı Olduğu/Eyleminin Dolandırıcılık Değil Yalan Beyanda Bulunmak Olduğu )

5237/m.157,206

ÖZET : Sanığın, SSK’dan emekli olarak maaşı aldığı halde bunu gizleyerek, emekli ya da çalışan olmadığına dair taahhüt imzalayarak meydana gelen don olayından dolayı devletçe ödenmekte olan yardımı almak suretiyle kamu kurumu olan Hazine’yi zarara uğrattığı iddia edilmesine karşılık 27.08.2006 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 26272 sayılı genelgenin mahkemece değerlendirilen 5/b-3 maddesinin “bu yardımlardan yararlanılabilmesi için, yıllık gelir toplamının her yıl Bakanlar Kurulu’nca açıklanan 16 yaş ve üzeri asgari ücret brütünün yıllık toplamının üç katına tekabül eden miktar veya altında olması gereklidir” hükmü karşısında, sanığın aldığı emekli maaş miktarına göre yardım almasının mümkün bulunması nedeniyle olayda dolandırıcılık suçunun unsurları itibariyle oluşmayıp mahkemece eylemin yalan beyanda bulunmak olarak kabul edilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gözetilmelidir.

DAVA : Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Müşteki Hazine vekilinin 29.05.2008 günlü ara kararla davaya katılma talebinin reddine karar verilmiş ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 19.10.2010 gün ve 2010/9-149/205 sayılı kararında açıklandığı üzere, dosya içeriğine göre suçtan zarar görmüş olan müşteki vekilinin CMK’nın 260. maddesi uyarınca kurulan hüküm temyiz ve katılma hakkı bulunduğunun anlaşılması karşısında, katılma isteminin reddine dair 29.05.2008 tarihli kararın kaldırılarak CMK’nın 237/2. maddesi uyarınca suçtan zarar gören Hazine vekilinin davaya katılmasına karar verilerek yapılan incelemede,

Yargıtay CGK’nın 04.10.1993 gün ve 187/227 sayılı kararında açıklandığı üzere tür ve miktarı itibariyle kesin olan kararların suç vasfına yönelik bir temyiz bulunması halinde Yargıtay’ca incelenmesinin olanaklı bulunması, katılan idare vekilinin temyizinin de suç vasfına yönelik olduğunun anlaşılması karşısında, usul ve yasaya aykırı bulunan temyizin reddine dair 26.06.2008 tarihli ek kararın kaldırılarak yapılan temyiz incelemesinde,

Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.

Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte birtakım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.

Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.

Somut olayda;

Sanığın, SSK’dan emekli olarak maaşı aldığı halde 14.11.2006 tarihinde bunu gizleyerek, emekli ya da çalışan olmadığına dair taahhüt imzalayarak meydana gelen don olayından dolayı devletçe ödenmekte olan 1.349.46 TL almak suretiyle kamu kurumu olan Hazine’yi zarara uğrattığı iddia edilmesine karşılık 27.08.2006 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 26272 sayılı genelgenin mahkemece değerlendirilen 5/b-3 maddesinin “bu yardımlardan yararlanılabilmesi için, yıllık gelir toplamının her yıl Bakanlar Kurulu’nca açıklanan 16 yaş ve üzeri asgari ücret brütünün yıllık toplamının üç katına tekabül eden miktar veya altında olması gereklidir” hükmü karşısında, sanığın aldığı emekli maaş miktarına göre yardım almasının mümkün bulunması nedeniyle olayda dolandırıcılık suçunun unsurları itibariyle oluşmayıp mahkemece eylemin TCK’nın 206. maddesine uyan yalan beyanda bulunmak olarak kabul edilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla,

SONUÇ : Sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak suçundan hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre hükmün 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 5219 sayılı Kanun’un 3-B maddesi ile değişik 1412 sayılı CMUK’nın 305/1. maddesi gereğince hüküm tarihi itibariyle, temyizi mümkün olmadığından katılan vekilinin bu suçtan kurulan hükme yönelik temyiz isteğinin aynı Kanun’un 317. maddesi gereğince REDDİNE, 26.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

5. CEZA DAİRESİ

E. 2007/6615

K. 2011/23748

T. 16.11.2011

• KAMU KURUMUNA KARŞI MÜTESELSİLEN DOLANDIRICILIK (Okulda Görev Yapan Sanıkların Okullar Arası Spor Yarışmalarına Ait Ücret Ödemeleri İle İlgili Olarak Listelerde Sahtecilik Yaparak Ücretleri Kendileri Aldıkları ve Maçlarda Görev Almayan Kişilere Mal Edindirdikleri)

• RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK (Okulda Görev Yapan Sanıkların Okullar Arası Spor Yarışmalarına İlişkin Listede Yaptıkları Sahte Belgelerin İğfal Kabiliyetlerinin Tespit Edileceği – Aldatma Yeteneği Bulunuyorsa Kamu Kurumuna Karşı Müteselsilen Dolandırıcılık ve Bu Suçun Oluşacağı)

• GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMAK (Okulda Görev Yapan Sanıkların Okullar Arası Spor Yarışmalarına İlişkin Listede Yaptıkları Sahte Belgelerin İğfal Kabiliyetlerinin Tespit Edileceği – İğfal Kabiliyeti Olmaması Durumunda Kamu Kurumuna Karşı Müteselsilen Dolandırıcılık ve Bu Suçun Oluşacağı)

• OKULLAR ARASI SPOR YARIŞMALARINA AİT ÜCRET ÖDEMELERİNİ ALMAK (Okulda Görev Yapan Sanıkların Listelerde Bulunan Bazı İsimleri Kapatarak Yerlerine Başka İsimleri Yazarak Ücretleri Aldıkları/Kamu Kurumuna Karşı Dolandırıcılık Suçunun Oluştuğu – Belgelerin İğfal Kabiliyetine Göre Resmi Belgede Sahtecilik Suçu veya Görevi Kötüye Kullanmak Suçu Oluşacağı)

• SAHTE BELGELERİN İĞFAL KABİLİYETİ (Varsa Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Oluşacağı – Yoksa Görevi Kötüye Kullanma Suçu Oluşacağı)

• SAHTE EVRAKLARIN MÜSADERESİ (Adli Emanete Alınan Evraklardan Sahte Olanlarının Delil Olarak Dosyada Saklanması Gerektiği – Müsaderelerine Karar Verilemeyeceği)

5237/m.43, 52, 62, 206, 247

ÖZET : Okulda görev yapan sanıkların okullar arası spor yarışmalarına ait ücret ödemeleri ile ilgili; listelere, görevlendirilenlerle hiç ilgisi olmayan kişilerin isimlerini yazmak, listelerde bulunan bazı isimleri kapatarak yerlerine müsabakalarla ilgisi olmayan başka isimleri yazarak yapıştırıp bu kişiler adına tahakkuk ettirdikleri ücretleri kendileri almak suretiyle, resmi bir görevi ve bilgisi olmayan kişiye ve okul ve spor müsabakalarında görevli göstererek maçlarda hiç görev almadığını belirten kişilere .. TL mal edinmeleri şeklinde gerçekleşen eylemleri nedeniyle, sahte belgelerin iğfal kabiliyetlerinin olup olmadıklarının tespitiyle, aldatma yeteneği bulunduğunun saptanması halinde bunlarla suça konu paraları almalarının kamu kurumuna karşı müteselsilen dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik, iğfal kabiliyetlerinin olmaması durumunda ise, eylemlerinin kamu kurumuna karşı müteselsilen dolandırıcılık ve görevi kötüye kullanmak suçlarını oluşturacağı gözetilmeden zimmet suçundan beraat, diğer eylemlerinin sahte belge düzenlenmesi sırasında yalan beyanda bulunmak olarak kabulüyle mahkumiyetlerine karar verilmesi hukuka aykırıdır.

Adli emanete alınan evraklardan sahte olanlarının delil olarak dosyada saklanması yerine, yazılı biçimde ayrıca müsaderelerine karar verilmesi de hukuka aykırıdır.

DAVA : Zimmet ve resmi evrakta sahtecilik suçlarından sanıklar Mehmet ve Aytekin ‘nın yapılan yargılanmaları sonunda; zimmet suçundan beraatlerine ve diğer eylemlerinin sahte belge düzenlenmesi sırasında yalan beyanda bulunmak olarak kabulüyle mahkümiyetlerine dair, Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 28.02.2006 gün ve 2004/95 Esas, 2006/68 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi katılan vekili ve sanıklar müdafiileri tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 10.03.2009 gün ve 2009/2-43-56 sayılı ilamında açıklandığı üzere; sanıklar haklarında sahte belge düzenlenmesi sırasında yalan beyanda bulunmak olarak kabul edilen eylemleriyle ilgili olarak 5237 sayılı TCK.nun 206/1, 43, 62. maddeleri uyarınca hükmolunan 83 gün adli para cezalarının aynı Kanunun 52/2.maddesi gereğince 20 TL.den paraya çevrilmesi sonucu hükmolunan 1.660 TL. adli para cezaları kesinlik sınırı içinde kalıyor ise de, katılan vekilinin kesinlik sınırını aşar nitelikte suç vasfına yönelik temyizinin bulunduğu da gözetilerek yapılan incelemede;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Adana Milli Eğitim Müdürlüğü okul içi beden eğitimi spor ve izcilik şubesinde vekaleten şef olarak görev yapan sanık Aytekin ile aynı yerde mutemet-memur olarak görevli olan sanık Mehmet’in, okullar arası spor yarışmalarına ait ücret ödemeleri ile ilgili olarak; listelere, görevlendirilenlerle hiç ilgisi olmayan kişilerin isimlerini yazmak, listelerde bulunan bazı isimleri kapatarak yerlerine müsabakalarla ilgisi olmayan başka isimleri yazarak yapıştırıp bu kişiler adına tahakkuk ettirdikleri ücretleri kendileri almak suretiyle, resmi bir görevi ve bilgisi olmayan Ahmet ‘e 114.120.000 TL, okul ve spor müsabakalarında görevli göstererek maçlarda hiç görev almadığını belirten Ali ye 233.870.000 TL, Halil’e 38,240.000 TL ve M.Tufan ‘a 50.650.000 TL olmak üzere toplam 436.860.000 TL’yi mal edinmeleri şeklinde gerçekleşen eylemleri nedeniyle sanıklar hakkında resmi evrakta sahtecilik suçu dışında zimmet suçundan kamu davaları açılmış ise de; TCK.nun 247. maddesinde düzenlenen zimmet suçunun oluşması için “kamu görevlisinin görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının zimmetine geçirmesi” gerektiği, olayımızda ise suça konu paraların görevi dolayısıyla sanıklara teslim edilmediği, ödemelere esas bordroları düzenlemek suretiyle hileli ve yasal olmayan yollarla fazla para ödenmesini sağladıkları gözetilerek; sahte belgelerin iğfal kabiliyetlerinin olup olmadıklarının tespitiyle, aldatma yeteneği bulunduğunun saptanması halinde bunlarla suça konu paraları almalarının kamu kurumuna karşı müteselsilen dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik, iğfal kabiliyetlerinin olmaması durumunda ise, eylemlerinin kamu kurumuna karşı müteselsilen dolandırıcılık ve görevi kötüye kullanmak suçlarını oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde zimmet suçundan beraet, diğer eylemlerinin sahte belge düzenlenmesi sırasında yalan beyanda bulunmak olarak kabulüyle mahkumiyetlerine karar verilmek suretiyle hükümler kurulması,

Adli emanete alınan evraklardan sahte olanlarının delil olarak dosyada saklanması yerine, yazılı biçimde ayrıca müsaderelerine karar verilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, katılan vekili ve sanıklar müdafiilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

4. CEZA DAİRESİ

E. 2009/22494

K. 2011/21330

T. 16.11.2011

• BAŞKASINA AİT KİMLİK BİLGİLERİNİ KULLANMAK ( Belirtilen Kimlik Bilgilerinin Gerçekte Var Olan Bir Kişiye Ait Olduğu Belirlenirse İftira Gerçek Bir Kişiye Ait Olmadığı Saptandığı Takdirde Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçu Kapsamında Hüküm Kurulacağı )

• İFTİRA ( Başkasına Ait Kimlik Bilgilerini Kullanmak – Belirtilen Kimlik Bilgilerinin Gerçekte Var Olan Bir Kişiye Ait Olduğu Belirlenirse İftira Suçu Kapsamında Hüküm Kurulacağı )

• RESMİ BELGENİN DÜZENLENMESİNDE YALAN BEYANDA BULUNMAK ( Başkasına Ait Kimlik Bilgilerini Kullanmak – Belirtilen Kimlik Bilgilerinin Gerçekte Var Olmayan Bir Kişi Üzerinde Verilmişse Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçu Kapsamında Değerlendirileceği )

• ETKİN PİŞMANLIK ( Bakasına Ait Kimlik Belgelerinin Kullanılması/Sanığın Karakolda Hiçbir Araştırmaya Başlanmadan Gerçek Kimlik Bilgilerini Verdiği – Etkin Pişmanlık Hükmünün Uygulanacağı )

5237/m.206, 267, 268

ÖZET : Başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma suçunda; sanığın görevli polis memurlarına bildirdiği bir kişi olup olmadığının araştırılması ve sonucuna göre, belirtilen kimlik bilgilerinin; gerçekte var olan bir kişiye ait olduğu belirlenirse Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması suçundaki gönderme ile iftira gerçek bir kişiye ait olmadığı saptandığı takdirde resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu kapsamında hüküm kurulacağı dikkate alınmalıdır.

Görevlilere karakolda henüz hiçbir araştırmaya başlanmadan gerçek kimlik bilgilerini veren sanık hakkında , TCY.nın 269.maddesindeki etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırıdır.

DAVA : Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

KARAR : Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede ;

A )Yargılama ve olayın kanıtlanmasına ilişkin gerekçe: Sanığa yükletilen yasak silah taşıma eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Yasaya uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı; böylece olaylara ilişkin sorunlarda gerekçenin yeterli bulunduğu,

Hukuksal tanı: Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Yasada öngörülen suç tipine uyduğu,

Yaptırım: Cezanın yasal bağlamda uygulandığı,

Yasal koşulları bulunmasına karşın, TCY.nın 58.maddesi uygulanmamış ise de, karşı temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı,

Sanığa verilen cezanın ertelenmesine yer olmadığına karar verilirken, suç tarihinde yürürlükte bulunmayan 647 sayılı Yasanın 6.maddesi dayanak olarak gösterilmiş ise de, TCY.nın 51.maddesi uyarınca sanığın hem adli para cezasının hem de daha önce 3 aydan fazla hapis cezasına mahkumiyetinden dolayı 1 yıl hapis cezasının ertelenmesine yasal olanak bulunmadığı ve sonuca etkili görülmeyen bu hususun bozmayı gerektirmediği,

Anlaşıldığından sanık Ceyhun Tüncü müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA,

B )Başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma suçuna ilişkin mahkumiyet hükmüne yönelik temyize gelince;

Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1 )Sanığın görevli polis memurlarına bildirdiği “C. oğlu, 1976 İzmir doğumlu C. T.” adında bir kişi olup olmadığının araştırılması ve sonucuna göre, belirtilen kimlik bilgilerinin;

a )Gerçekte var olan bir kişiye ait olduğu belirlenirse TCY.nın 268.maddesi göndermesiyle 267/1,

b )Gerçek bir kişiye ait olmadığı saptandığı takdirde TCY.nın 206,

Maddeleri uyarınca hüküm kurulması gerekirken, eksik soruşturma ve yetersiz gerekçeyle karar verilmesi,

2 )Kabule göre;

a )Görevlilere karakolda henüz hiçbir araştırmaya başlanmadan gerçek kimlik bilgilerini veren sanık hakkında , TCY.nın 269.maddesindeki etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

b )Yasal koşulları bulunmasına karşın, TCY.nın 58.maddesinin uygulanmaması,

c )Cezanın ertelenmesine yer olmadığına karar verilirken, suç tarihinde yürürlükte bulunmayan 647 sayılı Yasanın 6.maddesinin dayanak gösterilmesi,

SONUÇ : Yasaya aykırı ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, yeniden hüküm kurulurken 1412 sayılı CYY.nın 326/son.maddesinin gözetilmesine, 16.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

4. CEZA DAİRESİ

E. 2009/10760

K. 2011/12071

T. 4.7.2011

• TEHDİT ( Sanığın Müştekinin Kendisine Küfretmesi Üzerine Eylemi Gerçekleştirdiğini Savunduğu – Haksız Tahrik İndirimi Uygulanıp Uygulanmayacağının Tartışılacağı )

• HAKSIZ TAHRİK ( Tehdit – Sanığın Müştekinin Kendisine Küfretmesi Üzerine Eylemi Gerçekleştirdiğini Savunduğu/Haksız Tahrik İndirimi Uygulanıp Uygulanmayacağının Tartışılacağı )

• MÜKERRİRLERE ÖZGÜ İNFAZ REJİMİ ( Tehdit – Mükerirlere Özgü İnfaz Rejiminin ve Cezanın İnfazından Sonra Denetimli Serbestlik Tedbirinin Uygulanmasına Karar Verilmesi Gereği )

• DENETİMLİ SERBESTLİK ( Tehdit – Mükerirlere Özgü İnfaz Rejiminin ve Cezanın İnfazından Sonra Denetimli Serbestlik Tedbirinin Uygulanmasına Karar Verilmesi Gereği )

5237/m. 29, 58, 206

ÖZET : Tehdit suçunda sanığın, müştekinin kendisine küfür etmesi üzerine eylemi gerçekleştirdiğini savunması karşısında, hakkında haksız tahrik indirimi uygulanıp uygulanmayacağının tartışmasız bırakılması,

Mahkumiyet hükmünde, mükerrir olan sanık hakkında ” mükerirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, denetimli serbestlik tedbirinin süresinin de belirlenmesi hukuka aykırıdır.

DAVA : Gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü.

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak;

a )Sanığın, müştekinin kendisine küfür etmesi üzerine eylemi gerçekleştirdiğini savunması karşısında, hakkında haksız tahrik indirimi uygulanıp uygulanmayacağının tartışmasız bırakılması,

b )Mahkumiyet hükmünde, mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 58/7. maddesi gereğince” mükerirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, denetimli serbestlik tedbirinin süresinin de belirlenmesi,

c )TCY.nın 62/2. maddesi gereğince “failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri” gibi hususlar değerlendirilerek, anılan Yasa maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hakkında bir karar verilmesi gerekirken, “Sanığa verilen cezadan lehine takdiri indirim sebebi kabul edilebilecek hal görülmediğinden TCY.nın 62.maddesinin uygulanmasına yer olmadığına” şeklinde yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle hüküm kurulması,

d )TCY’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca,sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından TCY’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının ( c ) bendindeki hak yoksunluğunun koşullu salıverilinceye kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

SONUÇ : Yasaya aykırı ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu nedenle yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 04.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

2 Responses to “Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan”

  1. Yunus aslan Says:

    Merhaba lütfen yardım edermisiniz daha öğrenciyim lütfen yardım edin basit adam yaralama ve mala zarar vermekten yargılanmaktayım. Kavga sahilde çıkıyor ve ben bunu görüp koşuyorum arkadaşlarım var diye ayırmaya diye gittiğimde banada yunruk geliyor ve ben yıkılıyorum burnum falan kanıyor adamlar arabalarına kaçıyo bende sinirlenip arabaya gidiyorum tabi arkadaşlarımda peşimden geliyo o sırada arabanın camına bi arkadaşım taş atıyo ve kırılıyo adamın bir tanesi boru anahtarı ve piknik tüpüyle arabadan çıkınca bende korkup bidaha yaklaşamıyorum olay gerçektende böyle oluyor ve orda sadece benim adımı duydukları için şikayet ediyolar adamlarda bu arada yabancı kavgayı çıkaranlarda onlarmış. Her neyse olay gerçektende böyle oldu ve ben kolluklara ifadeyi aynen böyle vermeme rağmen karşı tarafın darp raporu var ve mala zarar verildiği için duruşmam var ama nasıl hala beni sanık olarak yargıladılar aklım hayalim almıyor asıl dayak yiyen benim ve sanıkta benim bana lütfen yardım edermisiniz lütfen

    • Kerem Says:

      Kardesım darp raporu alacaksın sen onlardan sıkayetcı olacaksın mala zarar verme durumunuda reddedeceksın korkma bırsey cıkmaz bundan


Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: