Resmi belgede sahtecilik

Resmi belgede sahtecilik

MADDE 204 – (1) Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Resmi belgenin, Kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında artırılır.

T.C.

YARGITAY

11. CEZA DAİRESİ

E. 2009/15759

K. 2012/2075

T. 22.2.2012

• SAHTE NÜFUS CÜZDANI DÜZENLEME ( Nüfus Müdürü Vekili Sanığın Muhtarı Azmettirmesi Nedeniyle 5490 S.K. Md. 67 Uyarınca Cezalandırılacağı – Fotoğrafın Adına Düzenlediği Kişiye Ait Olup Olmamasına Göre Görevi Kötüye Kullanma veya Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan da Cezalandırılacağı)

• MUHTARI SAHTE NÜFUS CÜZDANI DEĞİŞTİRME BELGESİ DÜZENLEMEYE AZMETTİRME ( 5490 S.K. Md. 67 Uyarınca Nüfus Müdürü Vekilin Cezalandırılması Gerektiği)

• GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA ( Nüfus Müdürü Vekilin Sahte Nüfus Cüzdanı Düzenlemesi Eyleminde Cüzdandaki Fotoğrafın Adına Düzenlediği Kişiye Ait Olması Durumunda Bu Suçtan Cezalandırılacağının Gözetileceği)

• RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK ( Nüfus Müdürü Vekilin Sahte Nüfus Cüzdanı Düzenlemesi Eyleminde Cüzdandaki Fotoğrafın Adına Düzenlediği Kişiye Ait Olmaması Durumunda Bu Suçtan Cezalandırılacağı)

• NÜFUS MÜDÜR VEKİLİ OLAN SANIĞIN NÜFUS CÜZDANI DÜZENLEMESİ ( Muhtarı Azmettirmesi Nedeniyle 5490 S.K. Md. 67 Uyarınca Cezalandırılacağı – Fotoğrafın Adına Düzenlediği Kişiye Ait Olup Olmamasına Göre Görevi Kötüye Kullanma veya Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan da Cezalandırılacağı)

5490/m.67/1

5237/m.204/1, 257/1

ÖZET : Sanık hakkında terör örgütüne yardım ve yataklıktan yakalama kararı bulunan ve bu nedenle yurt dışında kaçak olarak yaşadığını bildiği kişiye yasal istemi olmamasına rağmen nüfus cüzdanı düzenlemesi eyleminde, düzenlenen nüfus cüzdanındaki fotoğrafın bu kişiye ait olduğunun belirlenmesi halinde nüfus cüzdanının içeriğinde sahtecilik bulunmayacağından, sanığın diğer sanığa sahte nüfus cüzdanı değiştirme belgesi düzenlemeye azmettirme eyleminin Nüfus Hizmetleri Kanununun 67/1. maddesindeki suçun ve görevi kötüye kullanma suçlarını oluşturacağı, ait olmadığının belirlenmesi halinde ise; yine azmettirme eyleminin Nüfus Hizmetleri Kanunu içeriği itibariyle sahte nüfus cüzdanı düzenleme eylemi ve resmi belgede sahtecilik suçlarını oluşturacağı gözetilmelidir.

DAVA : Gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Olay tarihinde O… İlçe Nüfus Müdür vekili olan sanık K.T.’nin hakkında terör örgütüne yardım ve yataklıktan yakalama kararı bulunan ve bu nedenle uzun yıllardır yurt dışında kaçak olarak yaşadığını bildiği kişiye yasal bir istemi olmamasına rağmen nüfus cüzdanı düzenlemesi eylemi nedeniyle terör örgütüne yardım ve yataklık suçu nedeniyle işlem yapılması olanaklı görülmüştür.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanıkların mahkumiyet için yeterli delil bulunmadığına ve suçun yasal unsurlarının oluşmadığına ilişen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

O… ilçe nüfus müdür vekili olarak görevli bulunan sanık K.T.’nin olay tarihinde Ö… Köyü muhtarı olarak görevli diğer sanık A.H.K.’yı nüfus müdürlüğüne çağırarak önceden tanıdığı ve bir terör örgütüne yardım ve yataklık suçlaması nedeniyle aranıp yurt dışında kaçak olarak yaşadığı anlaşılan A.A.K. adlı kişi adına düzenlediği “nüfus cüzdanı talep belgesini” mühürleyip imzalamasını istediği, sanık A.H.’nin bu kişiyi tanımadığını ve kendi köyünde oturmadığını ileri sürerek imzadan imtina etmesi üzerine sanık K’nin ben bu kişiyi tanıyorum söz ve ısrarı sonucu kendi köyünde oturmadığını bildiği A.A.K. adına anılan köyde oturuyormuş gibi düzenlenmiş içeriği itibariyle sahte suça konu “nüfus cüzdanı değiştirme” belgesini mühürleyip imzaladığı, ilçe nüfus müdür vekili olan sanık K.T.’nin bu belgeye dayanarak görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu A.A.K. adına nüfus cüzdanı düzenlediği, A.A.K. adına düzenlenen suçun konusunu oluşturan her iki belgedeki fotoğrafların anılan kişinin uzun yıllardır yurt dışında kaçak olarak yaşaması nedeniyle bu kişiye ait olup olmadığının kesin olarak saptanamadığı ancak belgedeki kimlik bilgilerinin nüfus kütüğüne uygun olarak yazıldığının anlaşılması karşısında;

1- Suç tarihinde köy muhtarı olarak görevli bulunan sanık A.H.K.’nın kendi köyünde oturmadığını bildiği kişiye görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu nüfus cüzdanı değiştirme talep belgesi verme şeklindeki eyleminin, özel düzenleme olan 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 67/1. maddesindeki suçu oluşturduğunun gözetilmemesi,

2- A.A.K. adına düzenlenen nüfus cüzdanındaki fotoğrafın bu kişiye ait olup olmadığı açıkça anlaşılamadığından, öncelikle bu belgedeki fotoğrafın A.A.K. adlı kişiye ait olup olmadığı duraksamaya yer bırakmayacak şekilde araştırılıp saptandıktan sonra, fotoğrafın bu kişiye ait olduğunun belirlenmesi halinde nüfus cüzdanının içeriğinde bir sahtecilik bulunmayacağından, sanık K.T.’nin diğer sanık A.H K.’ya sahte nüfus cüzdanı değiştirme belgesi düzenlemeye azmettirme eyleminin 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 67/1. maddesindeki, hakkında terör örgütüne yardım ve yataklık suçundan yakalama kararı bulunan A.A.K adlı kişi adına yasal bir istemi bulunmadığı halde nüfus cüzdanı vermek şeklindeki eyleminin ise 5237 sayılı TCK’nun 257/1. maddesindeki görevi kötüye kullanma suçlarını oluşturacağı, nüfus cüzdanındaki fotoğrafın A.A.K.’ye ait olmadığının belirlenmesi halinde ise; düzenlenen nüfus cüzdanı içeriği itibariyle sahte olacağından diğer sanık A H K’ya sahte nüfus cüzdanı değiştirme belgesi düzenlemeye azmettirme eyleminin 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 67/1. maddesindeki, içeriği itibariyle sahte nüfus cüzdanı düzenleme eyleminin 5237 sayılı TCK’nun 204/2. maddesindeki suçları oluşturacağının gözetilmemesi,

SONUÇ : Yasaya aykırı, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanık K.T. yönünden ceza miktarı itibariyle kazanılmış hakkın korunmasına, 22.02.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.

T.C.

YARGITAY

11. CEZA DAİRESİ

E. 2009/17097

K. 2012/1467

T. 14.2.2012

• RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK ( Suçta Kullanılan Her İki Belgenin Aynı Kast Altında Yurt Dışına Çıkmak Amacıyla Aynı Anda Düzenlendiği – Zincirleme Suç Hükümlerinin Uygulanamayacağı )

• ZİNCİRLEME SUÇ ( Suçta Kullanılan Her İki Belgenin Aynı Kast Altında Yurt Dışına Çıkmak Amacıyla Aynı Anda Düzenlendiği/Zincirleme Suç Hükümlerinin Uygulanamayacağı – Resmi Belgede Sahtecilik )

• AYNI ANDA DÜZENLENEN İKİ SAHTE BELGE ( Aynı Kast Altında Yurt Dışına Çıkmak Amacıyla Aynı Anda Düzenlendiği/Zincirleme Suç Hükümlerinin Uygulanamayacağı – Resmi Belgede Sahtecilik )

• İKİ ADET SAHTE RESMİ BELGENİN AYNI KAST ALTINDA DÜZENLENMESİ ( Resmi Belgede Sahtecilik – Zincirleme Suç Hükümlerinin Uygulanamayacağı )

5237/m.43, 204

ÖZET : Zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için, bir kişiye karşı aynı suçların mutlaka değişik zamanlarda işlenmesi gerekli olup, somut olayda, suçta kullanılan her iki belgenin aynı kast altında yurt dışına çıkmak amacıyla aynı anda düzenlendiği, belgelerin farklı zamanlarda düzenlendiğine dair delil bulunmadığı dikkate alındığında, eylemin zincirleme suç kapsamında kalmadığı gözetilmelidir.

DAVA : Gereği düşünüldü:

KARAR : Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.06.2010 tarihli ve 2010/11-98,143 sayılı kararında da belirtildiği gibi, 5237 sayılı TCK’nun 43/1. maddesinde bulunan, “değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi” ifadesi nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için, bir kişiye karşı aynı suçların mutlaka değişik zamanlarda işlenmesi gerekli olup, somut olayda, suçta kullanılan her iki belgenin aynı kast altında yurt dışına çıkmak amacıyla aynı anda düzenlendiği, belgelerin farklı zamanlarda düzenlendiğine dair delil bulunmadığı dikkate alındığında, eylemin zincirleme suç kapsamında kalmadığı gözetilmeden, sanığa verilen cezanın zincirleme suç hükümleri uyarınca artırılması suretiyle fazla ceza tayini,

SONUÇ : Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca bozulmasına, 14.02.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.

T.C.

YARGITAY

11. CEZA DAİRESİ

E. 2009/21093

K. 2011/24215

T. 29.12.2011

• RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK ( Er Olan Sanığın En Yakın Üstü Yerine Aynı Askeri Birlikte Görevli Sivil Memura Tebliğinin Geçersiz Olduğu – Öğrenme Üzerine Yapılan Temyiz Başvurusunun Süresinde Olduğunun Kabul Edileceği )

• MAHKUMİYET KARARININ TEBLİĞİ ( Er Olan Sanığın En Yakın Üstü Yerine Aynı Askeri Birlikte Görevli Sivil Memura Tebliğinin Geçersiz Olduğu – Öğrenme Üzerine Yapılan Temyiz Başvurusunun Süresinde Olduğunun Kabul Edileceği/Resmi Belgede Sahtecilik )

• ÖĞRENME ÜZERİNE YAPILAN TEMYİZ BAŞVURUSU ( Er Olan Sanığın En Yakın Üstü Yerine Aynı Askeri Birlikte Görevli Sivil Memura Tebliğinin Geçersiz Olduğu – Öğrenme Üzerine Yapılan Temyiz Başvurusunun Süresinde Olduğunun Kabul Edileceği )

7201/m. 14

5237/m. 204/1

ÖZET : Er olarak askerliğini yapmakta olan sanığın yokluğunda verilen mahkumiyet hükmünün, kıta kumandanı ve müessese amiri gibi en yakın üstü yerine aynı askeri birlikte görevli sivil memura tebliği geçersiz olduğundan öğrenme üzerine yapılan temyiz başvurusunun süresinde olduğu kabul edilmelidir.

DAVA : Er olarak askerliğini yapmakta olan sanığın yokluğunda verilen mahkumiyet hükmünün, 22.06.2007 günü aynı askeri birlikte sivil memur olarak görev yaptığı anlaşılan S. isimli şahsa tebliğ edildiği, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca astsubaylar hariç olmak üzere erata yapılacak tebliğlerin, kıta kumandanı ve müessese amiri gibi en yakın üste yapılması gerektiği cihetle, gerekçeli kararın tebliği geçersiz olup, yokluğunda verilen hükmün, sanığa tebliğ olunduğuna dair dosyada başkaca belgeye de rastlanmadığından 29.06.2007 tarihli vekaletname ile sanık müdafiliğini üstlenen Av. M.Z.’in öğrenme üzerine 02.07.2007 tarihinde yaptığı temyiz başvurusunun süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede gereği görüşüldü:

KARAR : Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan,

SONUÇ : Sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün isteme aykırı olarak ( ONANMASINA), 29.12.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.

T.C.

YARGITAY

11. CEZA DAİRESİ

E. 2011/12434

K. 2011/23875

T. 22.12.2011

• İDDİANAMENİN İADESİ ( Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık ve Resmi Belgede Sahtecilik Suçlarında Belirtilen Sebeplerin İddianamenin İadesi Sebebi Yapılamayacağı Gibi Söz Konusu Eksikliklerin Yargılama Evresinde de Tamamlanabileceği )

• YARGILAMA EVRESİNDE TAMAMLANACAK EKSİKLİKLER ( Belirtilen Sebeplerin İddianamenin İadesi Sebebi de Yapılamayacağının Gözetileceği )

• KAMU KURUM VE KURULUŞLARININ ZARARINA DOLANDIRICILIK/RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK ( Belirtilen Sebeplerin İddianamenin İadesi Sebebi Yapılamayacağı Gibi Eksikliklerin Yargılama Evresinde de Tamamlanabileceği )

5237/m.157, 204

5271/m.170, 174

ÖZET : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından şüphelinin savunmasının alınmaması, dolandırıcılık suçuna konu menfaatin miktarının belirtilmemesi, belge aslının dosyaya konulmaması, eyleme konu taşınmazın tapu kayıtlarının, yevmiye defterinin, ipotek evraklarının getirtilmemesi, şüpheli hakkında daha önceden açılan davaların tespit edilmemesi ve resmi belgede sahtecilik suçundan soruşturma izni alınmaması hususlarının iddianamenin iadesi sebebi yapılamayacağı gibi, eksikliklerin yargılama evresinde de tamamlanabileceğinin gözetilmemesi hukuka aykırıdır.

DAVA : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından şüpheli A.Ö. hakkında yapılan soruşturma neticesinde Muş Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12.08.2010 tarihli ve 2010/4075 soruşturma, 2010/1862 Esas, 2010/113 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170. maddesine uygun bulunmadığından bahisle aynı Kanun’un 174/4. maddesi gereğince iadesine dair Muş Ağır Ceza Mahkemesinin 13.08.2010 tarihli ve 2010/113 sayılı kararın tüm dosya kapsamına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174/1. maddesinde ise iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, şüphelinin savunmasının alınmaması, dolandırıcılık suçuna konu menfaatin miktarının belirtilmemesi, belge aslının dosyaya konulmaması, eyleme konu taşınmazın tapu kayıtlarının, yevmiye defterinin, ipotek evraklarının getirtilmemesi, şüpheli hakkında daha önceden açılan davaların tespit edilmemesi ve resmi belgede sahtecilik suçundan soruşturma izni alınmaması hususlarının iddianamenin iadesi sebebi yapılamayacağı gibi, söz konusu eksikliklerin yargılama evresinde de tamamlanabileceğinin gözetilmemesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 14.12.2010 gün ve 2010/14200/73914 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.01.2011 gün ve KYB.2010332393 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:

KARAR : İncelenen dosya içeriğine göre; Muş Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 27.05.2009 gün ve 2009/91 nolu iddianamenin iadesine ilişkin Mahkemenin 11.09.2009 günlü kararında belirtilen 6 maddelik iade nedenlerinden bir kısmının giderildiği, bu cümleden olarak ifadesi alınamayan şüpheli hakkında yakalama kararı çıkartıldığı, Malazgirt Kaymakamlığından soruşturma izni alındığı ve İlçe Tapu Kadastro Müdürlüğünden ilgili evrakların onaylı örneklerinin istenildiği, diğer iade nedenlerinin kovuşturma aşamasında mahkemece de tamamlanabileceği anlaşılmakla, kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,

SONUÇ : Muş Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12.08.2010 gün ve 2010/4075 soruşturma, 2010/1862 Esas, 2010/113 sayılı iddianamenin iadesine dair Muş Ağır Ceza Mahkemesinin 13.08.2010 gün ve 2010/113 iddianame değerlendirme sayılı kararının CMK’nun 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 22.12.2011 gününde oybirliği ile karar gününde oybirliği ile karar verildi.

 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: