Reşit Olmayanla Cinsel İlişki

Reşit Olmayanla Cinsel İlişki

MADDE 104 – (1) Cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikayet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

T.C.

YARGITAY

14. CEZA DAİRESİ

E. 2011/246

K. 2011/507

T. 6.10.2011

• REŞİT OLMAYAN İLE CİNSEL İLİŞKİ ( Suç Tarihinde Kanun Değişikliğinden Önce Uzlaşma Yolunun Açık Olduğunun Gözetileceği – Teklifin Velayet Hakkı Sona Ermiş Anne Baba veya Yasal Haklarını Kullanma Ehliyeti Olmayan Mağdureye Değil Vasiye Yapılacağı )

• UZLAŞMA ( Reşit Olmayanla Cinsel İlişki – Suç Tarihinde Kanun Değişikliğinden Önce Uzlaşma Yolunun Açık Olduğunun Gözetileceği )

• VASİYE UZLAŞMA TEKLİFİNDE BULUNMAMA ( Reşit Olmayanla Cinsel İlişki/Suç Tarihinde Uzlaşma Yolunun Açık Olduğu – Teklifin Velayet Hakkı Sona Ermiş Anne Baba veya Yasal Haklarını Kullanma Ehliyeti Olmayan Mağdureye Değil Vasiye Yapılacağı )

• HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI ( Karar Verilmesinde Dikkate Alınacak Zararın Maddi Zarar Olduğu – Reşit Olmayanla Cinsel İlişki )

5237/m. 104

5271/m.231

ÖZET : Sanıkların eylemlerine uyan reşit olmayan mağdurenin rızası ile cinsi münasebette bulunma suçunun şikayete tabi olup uzlaşma kapsamında kaldığı, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaşma yoluna gidilemeyeceği belirtilmekle birlikte atılı suçun aleyhe düzenleme getiren bu değişiklikten önce gerçekleştiği ve kovuşturma şartı olan uzlaşma hükümlerinin uygulanması gerektiği, mağdurenin vasisine uzlaşma teklifinde bulunulması gerekirken velayet hakkı sona ermiş olan mağdurenin annesi ve babasının ve yasal haklarını kullanma ehliyeti olmadığı anlaşılan mağdurenin beyanlarına itibar edilerek uzlaşma girişiminde bulunulmaması,

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde dikkate alınacak zararın maddi zarar olduğu, dosyaya yansıyan katılan mağdurenin bir zararının da oluşmadığı anlaşılmakla, yetersiz gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi hukuka aykırıdır.

DAVA : Irza geçme ve reşit olmayan mağdureyi rızası ile kaçırıp alıkoyma suçlarından sanıkların yapılan yargılamaları sonunda; sanıkların ırza geçme eylemleri reşit olmayan mağdurenin rızası ile cinsi münasebette bulunma suçu kabul edilerek mahkûmiyetlerine, diğer atılı suçtan beraatlerine dair Bartın Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 04.11.2008 tarih ve 2007/70 Esas, 2008/188 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanıklar müdafileri ve katılan müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;

Mağdurenin babasının 19.07.2007 tarihli celsede katılan sıfatı ile davaya katılmasına karar verilmiş ise de; belirtilen tarihte mağdurenin 18 yaşını tamamlamış olması nedeni ile kanuni temsilci olma sıfatını kaybettiği, ayrıca suçtan doğrudan zarar görmediği, mağdureye karşı işlenen suçlar nedeni ile diğer sanıkların suçlarına iştirak etmekten hakkında dava açıldığı, bu nedenle davaya katılma hakkı bulunmadığı anlaşıldığından, katılan müdafiinin, katılan vekili sıfatı ile yaptığı temyiz başvurusunun 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nun 317. maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin sanıklar müdafilerinin mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyizleriyle sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

KARAR : Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturmasonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Adli Tıp 6. İhtisas Kurulunun 28.08.2006 tarih ve 2849 Karar nolu raporu içeriğinde, muayenesinde “orta ve hafif derecede zeka geriliği” bulunan mağdureye Türk Medeni Kanunu’nun 405. maddesi uyarınca vasi tayin ettirilmesi ve 4721 sayılı TMK.’nun 462/8. maddesi uyarınca husumet izninin alınması gerektiği düşünülmeden eksik soruşturma ile katılma talebinin kabulüne karar verilmesi,

Oluşa uygun kabule göre, sanıkların eylemlerine uyan reşit olmayan mağdurenin rızası ile cinsi münasebette bulunma suçunun şikayete tabî olup uzlaşma kapsamında kaldığı, 5560 sayılı Kanun ile değişik CMK.nun 253/3. maddesinde cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaşma yoluna gidilemeyeceği belirtilmekle birlikte atılı suçun aleyhe düzenleme getiren bu değişiklikten önce gerçekleştiği ve 5237 sayılı TCK.nun 7/2. maddesi dikkate alınarak kovuşturma şartı olan uzlaşma hükümlerinin uygulanması gerektiği, mağdurenin vasisine uzlaşma teklifinde bulunulması gerekirken, velayet hakkı sona ermiş olan mağdurenin annesi ve babasının ve yasal haklarını kullanma ehliyeti olmadığı anlaşılan mağdurenin 04.11.2008 tarihli duruşmadaki beyanlarına itibar edilerek CMK.’nun 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaşma girişiminde bulunulmaması,

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı Kararında da belirtildiği üzere hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde dikkate alınacak zararın maddi zarar olduğu, dosyaya yansıyan katılan mağdurenin bir zararının da oluşmadığı anlaşılmakla, yetersiz gerekçe ile 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle sanıklar hakkında, reşit olmayan mağdure ile rızasıyla cinsi münasebette bulunma suçundan kurulan hükümlerin CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 06.10.2011 tarihinde üyelerden K.K. ve N.M.’ın karşı oyuyla karar verildi.

KARŞI OY : Türk Medeni Kanunu’nun 405. maddesi uyarınca akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır.

Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremezler. Karşılıksız kazanmada ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada bu rıza gerekli değildir. ( MK madde 16 )

Yine MK 405. maddesinin 2. fıkrasında “Görevlerini yaparlarken vesayet altına alınmayı gerekli kılan bir durumun varlığını öğrenen idari makamlar, noterler ve mahkemeler, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadırlar.”

CMK’nun “Mağdur İle Şikâyetçinin Hakları” başlıklı 234. maddesinin 2. fıkrasında “Mağdur, onsekiz yaşını doldurmamış, sağır veya dilsiz ya da meramını ifade edemeyecek derecede malül olur ve bir vekili de bulunmazsa, istemi aranmaksızın bir vekil görevlendirilir.” hükmüne yer verilmiş, aynı maddenin 1-b/5. maddesinde “vekili bulunmaması halinde, cinsel saldırı suçu ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme” hakkının da bulunduğu vurgulanmıştır.

Adli Tıp 6. İhtisas Kurulunun 28.8.2006 tarihli raporunda mağdurenin orta ile hafif derece sınırında bir zeka geriliğinin bulunduğu belirtilmiş, vermiş olduğu ifadelere ancak ana hatları ile ve diğer delillerle desteklendiği takdirde itibar edilebileceği vurgulanmış, dolayısıyla meramını ifade edemeyeceği saptanmıştır.

Ceza yargılamasında, bu durumdaki mağdurların haklarının korunabilmesi için izlenecek yol CMK.’nun yukarıda belirttiğimiz 234. maddesinde öngörülmüş, istem halinde ya da zorunlu olarak bir vekil görevlendirileceği emredici bir norm haline getirilmiştir. Vasi tayini, ceza yargılaması için bir zorunluluk olarak öngörülmemiş, mağdurun haklarının korunması, onsekiz yaşını doldurmamış, sağır veya dilsiz ya da meramını ifade edemeyecek derecede malül olması halinde mahkemece bir zorunlu vekilin bulundurulmasına bağlanmıştır.

Yine Medeni Kanunun 462/8. maddesinde acele hallerde vasinin geçici önlemler alma yetkisi saklı kalmak üzere, dava açma, sulh olma, tahkim ve konkordato yapılması için vesayet makamının izni gereklidir.

Ceza yargılamasında mağdurun haklarının korunması için 234. maddenin işletilerek bir vekil atanması zorunluluğunun yerine getirilmesi gerekirken, akıl hastalığı bulunan mağdurenin durumunun bir vasi atanmasına ilişkin vesayet makamları tarafından takdiri için, Medeni Kanunun 405. maddesinin 2. fıkrasında “Görevlerini yaparlarken vesayet altına alınmayı gerekli kılan bir durumun varlığını öğrenen idari makamlar, noterler ve mahkemeler, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadırlar.” Hükmü uyarınca vesayet makamına bildirimde bulunulmasının mahkemeye hatırlatılması yerine yargılamayı uzatacak şekilde vasi atanmasının zorunlu kılınması, ceza yargılamasında bu durumlarda mağdurun haklarının korunması için izlenecek yol belirlenmişken, bu kuralın dışına çıkılması hukuka aykırıdır.

Her ne kadar vesayet makamı tarafından görevlendirilecek vasinin mağdurun haklarını korumak için takdirini kullanarak başka birini vekil olarak seçebileceği, bunun mağdurun daha lehine olduğu düşünülebilir ise de, ceza yargılamasında Kanun koyucu tarafından böyle bir zorunluluğun tercih edilmemesi, vesayet makamının durumdan haberdar edilmesinin mağdurun haklarının korunması için alınmış yerinde bir tedbir olacağı, nitekim Medeni Kanunun 462/8. maddesinde “acele hallerde vasinin geçici önlemler alma yetkisi saklı kalmak üzere, dava açma, sulh olma, tahkim ve konkordato yapılması için vesayet makamının izninin “alınmasının, ceza yargılaması ve kovuşturma süreci için öngörülemeyeceği, nitekim yargılama faaliyeti sırasındaki her işlemin vekil tarafından da yapılabileceği, 1412 sayılı CMUK mağdur için bir zorunlu vekillik kurumu öngörmediğinden, 1412 sayılı Kanunun yürürlük döneminde vasi görevlendirilmesinin, mağdurun haklarının korunması için gerekli olduğu düşünülebilir ise de, 5271 sayılı CMK.nun 234. maddesi hükmü karşısında vasi atanmasını zorunlu olmadığı kanaatiyle, bozma kararının bu bölümüne katılamıyoruz.

T.C.

YARGITAY

5. CEZA DAİRESİ

E. 2011/3468

K. 2011/4476

T. 7.6.2011

• REŞİT OLMAYAN İLE CİNSEL İLİŞKİ ( Kovuşturmasının Şikayete Tabi Olduğu/Suç Tarihinde Suçun Uzlaşma Kapsamında Olduğu – Uzlaşma Hükümlerinin Uygulanacağı )

• UZLAŞMA ( Reşit Olmayan İle Cinsel İlişki – Suç Tarihinde Suç Uzlaşma Kapsamında Olduğundan Hükümlerinin Uygulanacağı )

• LEHE KANUN UYGULAMASI ( Reşit Olmayan İle Cinsel İlişki – Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlarda Uzlaşma Yoluna Gidilemeyeceğine İlişkin Düzenlemenin Suç Tarihinde Sonra Yürürlüğe Girdiğinin Gözetileceği )

• KOVUŞTURMA ŞARTI ( Uzlaşmanın Kovuşturma Şartı Olduğu – Reşit Olmayan İle Cinsel İlişki )

5237/m.7, 104

5271/m.253, 254

ÖZET : Sanığın işlediği kabul olunan reşit olmayan mağdure ile rızasıyla cinsi münasebette bulunma (reşit olmayanla cinsel ilişki) suçunun kovuşturması şikayete bağlı olup uzlaşma kapsamında kaldığı, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaşma yoluna gidilemeyeceği belirtilmekle birlikte atılı suçun aleyhe düzenleme getiren bu değişiklikten önce gerçekleştiği dikkate alınarak kovuşturma şartı olan uzlaşma hükümlerinin uygulanması gerekir.

DAVA : Hükmün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Sanığın işlediği kabul olunan reşit olmayan mağdure ile rızasıyla cinsi münasebette bulunma (reşit olmayanla cinsel ilişki) suçunun kovuşturması şikayete bağlı olup uzlaşma kapsamında kaldığı, 5560 Sayılı Kanun ile değişik C.M.K.nun 253/3. maddesinde cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaşma yoluna gidilemeyeceği belirtilmekle birlikte atılı suçun aleyhe düzenleme getiren bu değişiklikten önce gerçekleştiği ve 5237 Sayılı T.C.K.nun 7/2. maddesi dikkate alınarak kovuşturma şartı olan uzlaşma hükümlerinin uygulanması gerektiğinden C.M.K.nun 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaştırma girişiminde bulunulmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükümün 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek C.M.U.K.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

5. CEZA DAİRESİ

E. 2011/3458

K. 2011/4480

T. 7.6.2011

• KİŞİYİ HÜRRİYETİNDEN YOKSUN KILMA ( Sanığın 15 Yaşını Bitirmiş Olan Mağdureyi Rızasıyla Alıkoyduğu – Sanığın Beraatine Karar Verileceği )

• REŞİT OLMAYAN İLE CİNSEL İLİŞKİ ( Suçun Şikayete Tabi Bulunduğu – Uzlaşma Kapsamında Kaldığının Gözetileceği )

• ŞİKAYETE TABİ SUÇ ( Reşit Olmayanla Cinsel İlişki – Uzlaşma Kapsamında Kaldığının Gözetileceği )

• UZLAŞMA ( Kovuşturma Şartı Olduğu – Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçunda Uygulanabileceği )

• HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI ( Reşit Olmayanla Cinsel İlişki – Yargılamaya Katılmayarak Duruşmadaki Tutum ve Davranışları Gözlenmeyen Hükümlü Hakkında Suç İşlemeyeceğine İlişkin Olumlu ve Yeterli Kanaat Oluşmadığından Bahisle Uygulanmamasının Hukuka Aykırı Olduğu )

647 /m.4, 6

5237/m.104, 109

5271/m.231

ÖZET : 15 yaşını bitirdiği anlaşılan mağdureyi rızasıyla kaçırıp alıkoyan hükümlünün aynı rızanın fiili hukuka uygun hale getirdiği, hükümlünün kaçırıp alıkoyma suçundan beraeti gerekir.

Reşit olmayan mağdurenin rızasıyla cinsi münasebette bulunan hükümlünün eyleminin şikayete tabi bulunduğu ve uzlaşma kapsamında kaldığı, uzlaşmanın bir kovuşturma şartı olduğu gözetilmelidir.

Evvelce sabıkası bulunmayan ve uyarlama yargılamasına katılmayıp mahkeme heyetince kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözlenmeyen hükümlü hakkında, suç işlemeyeceğine ilişkin olumlu ve yeterli kanaat oluşmadığından bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi hukuka aykırıdır.

DAVA : Hükmün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre hükümlü müdafiin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

5237 Sayılı T.C.K.nun 26/2. maddesinin “kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilmez” hükmü karşısında suç tarihinde 15 yaşını bitirdiği anlaşılan mağdureyi rızasıyla kaçırıp alıkoyan hükümlünün aynı Yasanın 109. maddesi anlamında hukuka aykırı bir davranışından söz edilemeyeceği, rızanın fiili hukuka uygun hale getirdiği ve 7/1. madde dikkate alınarak hükümlünün kaçırıp alıkoyma suçundan beraeti yerine önceki mahkumiyet hükmünün aynen infazına karar verilmesi,

Reşit olmayan mağdurenin rızasıyla cinsi münasebette bulunan hükümlünün eyleminin 5237 Sayılı T.C.K.nun 104. maddesinin 1. fıkrasına temas ettiği, bu suçun şikayete tabi bulunduğu ve uzlaşma kapsamında kaldığı, uzlaşmanın bir kovuşturma şartı olduğu, lehe yasa hükümleri nazara alınarak 5271 Sayılı C.M.K.nun 253 ve 254. maddeleri gereğince uzlaşma girişiminde bulunulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,

Evvelce sabıkası bulunmayan ve uyarlama yargılamasına katılmayıp mahkeme heyetince kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözlenmeyen hükümlü hakkında, kesinleşen hükümde 647 Sayılı Kanunun 4 ve 6. maddelerinin uygulanmamış olması gerekçe gösterilip suç işlemeyeceğine ilişkin olumlu ve yeterli kanaat oluşmadığından bahisle C.M.K.nun 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, hükümlü müdafiin temyiz itirazları bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek C.M.U.K.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

5. CEZA DAİRESİ

E. 2011/2970

K. 2011/4134

T. 23.5.2011

• ÇOCUĞUN NİTELİKLİ CİNSEL İSTİSMARI ( Mağdurun Rızasıyla Anal Yoldan Organ Sokmak Suretiyle Gerçekleştirilen Cinsel İstismar Eylemlerinin Zincirleme Reşit Olmayanla Cinsel İlişkide Bulunma Suçunu Oluşturduğu )

• RIZA ( Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı – Mağdurun Suç Tarihindeki Yaşına Göre TCK’nun 26. Md. Gereğince Rızanın Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Fiilini Hukuka Uygun Hale Getirdiği )

• ZİNCİRLEME REŞİT OLMAYANLA CİNSEL İLİŞKİDE BULUNMA ( Mağdurun Rızasıyla Anal Yoldan Organ Sokmak Suretiyle Gerçekleştirilen Cinsel İstismar Eylemlerinin Zincirleme Reşit Olmayanla Cinsel İlişkide Bulunma Suçunu Oluşturduğu )

• CİNSEL İSTİSMAR ( Çocuklara Yönelik – Tehditin Suçun Zor Unsurunu Oluşturabilmesi İçin Cinsel İstismara Uğraması Nedeniyle Uğrayacağı Zarardan Daha Önemli Bir Zarara Uğratılacağı Korkusunun Mağdur Üzerinde Oluşması ve Tehdite Maruz Kalanın İki Seçenekten Kendisine Daha Az Zarar Vereni Tercihe Zorlanması Gerektiği )

5237/m.26, 43, 104

ÖZET : 15 yaşını tamamlamış fiilin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmiş çocuklara yönelik gerçekleştirilen cinsel istismar suçlarında varlığı kabul edilen tehditin, suçun zor unsurunu oluşturabilmesi için, cinsel istismara uğraması nedeniyle uğrayacağı zarardan daha önemli bir zarara uğratılacağı korkusunun mağdur üzerinde oluşması, tehdite maruz kalanın iki seçenekten kendisine daha az zarar vereni tercihe zorlanması gerekir. Olayımızda her bir eylemde de seçeneklerden birinin ailesine ve arkadaşlarına durumu söyleyeceği, diğerinin ise, eylemin gerçekleştiği yere sanığı mağdurun kendi motosikleti ile götürmesi ve cinsel istismara rıza göstermesidir. Evli olan sanığın, eylemin ortaya çıkmasıyla kendisinin de zarara uğrayacağı aşikardır. Keza olayın ortaya çıkmasıyla içinde bulunduğu durumu çevresine mazur göstermek isteyen mağdurun, 9 ay süreyle devamlı tehdit ve baskı altında kaldığının kabulü de mümkün değildir. Nitelikli cinsel istismar ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eylemlerinin cebir ve tehditle gerçekleştirildiğini kabule elverişli yasal, kuşkudan uzak ve somut delillerin bulunmadığı anlaşıldığından, mağdurun suç tarihindeki yaşına göre TCK.nun 26. maddesi gereğince rızanın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma fiilini hukuka uygun hale getirdiği, mağdurun rızasıyla anal yoldan organ sokmak suretiyle gerçekleştirilen cinsel istismar eylemlerinin de, TCK.nun 104 ve 43. maddelerinde düzenlenmiş olan zincirleme reşit olmayanla cinsel ilişkide bulunma suçunu oluşturduğu gözetilmelidir.

DAVA : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, çocuğun basit cinsel istismarı, basit cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanık Tahsin Y.’ın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçlardan mahkümiyetine dair, Osmaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 30.07.2010 gün ve 2010/10 Esas, 2010/119 Karar sayılı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu yönünden re’sen de temyize tabi hükümlerin süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Delillerle iddia ve savunma duruşma gözönünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan yerinde görülmeyen sanık müdafiin temyiz itirazlarının reddiyle basit cinsel saldırı ve çocuğun basit cinsel istismarı suçlarından kurulan hükümlerin tebliğname gibi ONANMASINA,

Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesine gelince;

Mahkemece, sanığın mağdur Mehmet’i ilk olarak Düziçi ilçesinde 2008 yılı Aralık ayında su deposunun bulunduğu yere götürdüğü, olay tarihi itibariyle 15-18 yaş grubundan olan mağdura yönelik livata suretiyle cinsel istismar suçunu işlendiği, o tarihten olayın açığa çıktığı 01/09/2009 tarihine kadar sanığın mağdura yönelik olarak livata suretiyle cinsel istismar suçunu birden fazla işlediği, ilk olaydan sonra sanığın mağduru kendisi ile gelmediği, cinsel ilişkiye girmediği takdirde ailesine ve arkadaşlarına durumu söyleyeceğinden bahisle tehditte bulunduğu, bu şekilde mağduru egemenlik alanına aldığı ve her cinsel istismar eylemi sonrası hem durumdan mağdurun ailesini haberdar edeceği yönünde tehdit etmek, hem de mağdura cinsel istismar sonrası para vermek suretiyle psikolojik olarak mağdur üzerinde bir tahakküm oluşturduğu kabul edilerek, sanığın zincirleme nitelikli cinsel istismar ve zincirleme zorla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkümiyetine karar verildiği anlaşılmakta ise de, dosya içeriğine göre; mağdurun 01.01.1992 doğumlu olup suç tarihinde 17 yaşında olduğu, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nın 18.09.2011 tarihli raporunda mağdurun “gerçeği değerlendirme yetisinin gelişmiş olduğu, algı, bellek, yönelim kusuru olmadığı, düşünce içeriğinde olayın duyulmasıyla çevrenin verdiği tepkilere bağlı sıkıntılı olduğu”nun belirtildiği, olayın gerçekleştiği 9 ay boyunca gerek yakınlarına gerek resmi makamlara bir şikayetinin bulunmadığı, olayın sanığın müşteki Aykut’a basit cinsel saldırıda bulunma eylemi esnasında, mağdur Mehmet’e para karşılığı fiili livatada bulunduğunu söylemesi üzerine ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. 15 yaşını tamamlamış fiilin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmiş çocuklara yönelik gerçekleştirilen cinsel istismar suçlarında varlığı kabul edilen tehditin, suçun zor unsurunu oluşturabilmesi için, cinsel istismara uğraması nedeniyle uğrayacağı zarardan daha önemli bir zarara uğratılacağı korkusunun mağdur üzerinde oluşması, tehdite maruz kalanın iki seçenekten kendisine daha az zarar vereni tercihe zorlanması gerekir. Olayımızda her bir eylemde de seçeneklerden birinin ailesine ve arkadaşlarına durumu söyleyeceği, diğerinin ise, eylemin gerçekleştiği yere sanığı mağdurun kendi motosikleti ile götürmesi ve cinsel istismara rıza göstermesidir. Evli olan sanığın, eylemin ortaya çıkmasıyla kendisinin de zarara uğrayacağı aşikardır. Keza olayın ortaya çıkmasıyla içinde bulunduğu durumu çevresine mazur göstermek isteyen mağdurun, 9 ay süreyle devamlı tehdit ve baskı altında kaldığının kabulü de mümkün değildir. Bu nedenle nitelikli cinsel istismar ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eylemlerinin cebir ve tehditle gerçekleştirildiğini kabule elverişli yasal, kuşkudan uzak ve somut delillerin bulunmadığı anlaşıldığından, mağdurun suç tarihindeki yaşına göre TCK.nun 26. maddesi gereğince rızanın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma fiilini hukuka uygun hale getirdiği, mağdurun rızasıyla anal yoldan organ sokmak suretiyle gerçekleştirilen cinsel istismar eylemlerinin de, TCK.nun 104 ve 43. maddelerinde düzenlenmiş olan zincirleme reşit olmayanla cinsel ilişkide bulunma suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, nitelikli cinsel istismar suçu yönünden re’sen de temyize tabi hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

One Response to “Reşit Olmayanla Cinsel İlişki”

  1. Gizli Says:

    Merhabalar benim tanıdığım bir çocuk Reşit olmayan biriyle kendi rızası olmadan şerefsizin biriyle ilişkiye giriyor ve bu çocuk daha 16 yaşında ve erkek çocuğu adam bu çocuğu kandırarak birşeyler alarak defalarca kullanıyor bunun için ne yapmalıyım bana bir yol gösterin ne olurr bu adam onca gencin canını yakıp duruyor


Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: