Nitelikli hırsızlık

Nitelikli hırsızlık

MADDE 142 – (1) Hırsızlık suçunun;

a) Kime ait olursa olsun kamu kurum ve kuruluşlarında veya ibadete ayrılmış yerlerde bulunan ya da kamu yararına veya hizmetine tahsis edilen eşya hakkında,

b) Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında,

c) Halkın yararlanmasına sunulmuş ulaşım aracı içinde veya bunların belli varış veya kalkış yerlerinde bulunan eşya hakkında,

d) Bir afet veya genel bir felaketin meydana getirebileceği zararları önlemek veya hafifletmek maksadıyla hazırlanan eşya hakkında,

e) Adet veya tahsis veya kullanımları gereği açıkta bırakılmış eşya hakkında,

f) Elektrik enerjisi hakkında, f) (…) (Madde 142’nin birinci fıkrasının f. bendi, 5.7.2012 tarih ve 28344 sayılı R.G.’de yayımlanan 2.7.2012 tarih ve 6352 sayılı Kanun’un 82. maddesi hükmü gereğince yürürlükten kaldırılmıştır.)

İşlenmesi hâlinde, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(2) Suçun;

a) Kişinin malını koruyamayacak durumda olmasından veya ölmesinden yararlanarak,

b) Elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle ya da özel beceriyle,

c) Doğal bir afetin veya sosyal olayların meydana getirdiği korku veya kargaşadan yararlanarak,

d) Haksız yere elde bulundurulan veya taklit anahtarla ya da diğer bir aletle kilit açmak suretiyle,

e) Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle,

f) Tanınmamak için tedbir alarak veya yetkisi olmadığı halde resmi sıfat takınarak,

g) Barınak yerlerinde, sürüde veya açık yerlerde bulunan büyük veya küçük baş hayvan hakkında,

İşlenmesi hâlinde, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Suçun, bu fıkranın (b) bendinde belirtilen surette, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olan kimseye karşı işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte biri oranına kadar artırılır.

(3) Suçun, sıvı veya gaz hâlindeki enerji hakkında ve bunların nakline, işlenmesine veya depolanmasına ait tesislerde işlenmesi halinde, (Değişik ibare: 6352 – 2.7.2012 / m.82) “beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına”, hükmolunur. Bu fiilin bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, (Değişik ibare: 6352 – 2.7.2012 / m.82) “ceza yarı oranında artırılır” ve onbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

(Ek fıkra: 5560 – 6.12.2006 / m.6) (4) Hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığının ihlali veya mala zarar verme suçunun işlenmesi halinde, bu suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için şikayet aranmaz.

T.C.

YARGITAY

13. CEZA DAİRESİ

E. 2011/34143

K. 2012/13176

T. 5.6.2012

• HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI ( Hırsızlık/Kararın Verildiği Tarih İle Deneme Süresi İçinde İşlenen İkinci Suçtan Verilen Mahkumiyet Kararının Kesinleştiği Tarihler Arasında Dava Zamanaşımının Durduğu – 6 Yıllık Uzatılmış Dava Zamanaşımı Süresinin Geçtiği )

• DAVA ZAMANAŞIMI ( Hırsızlık/HAGB Kararının Tarihi İle Deneme Süresi İçinde İşlenen İkinci Suçtan Verilen Mahkumiyet Kararının Kesinleştiği Tarihler Arasında Dava Zamanaşımının Durduğu Gözetilerek Uzatılmış Dava Zamanaşımı Süresinin Geçtiğinin Kabul Edileceği )

• HIRSIZLIK ( HAGB Kararının Tarihi İle Deneme Süresi İçinde İşlenen İkinci Suçtan Verilen Mahkumiyet Kararının Kesinleştiği Tarihler Arasında Dava Zamanaşımının Durduğu Gözetilerek Uzatılmış Dava Zamanaşımı Süresinin Geçtiğinin Kabul Edileceği )

5237/m.31, 142

5271/m.231

ÖZET : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verildiği tarih ile deneme süresi içinde işlenen ikinci suçtan verilen mahkumiyet kararının kesinleştiği tarihler arasında dava zamanaşımının durduğu gözetilerek; suça sürüklenen çocuğun eylemine uyan hırsızlık suçunun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre; ( durma süresi hariç) 6 yıllık uzatılmış dava zamanaşımı süresinin, suç tarihi ile inceleme tarihi arasında geçmiş bulunması gözetilmelidir.

DAVA : Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

KARAR : 5271 sayılı CMK’nın 231/6-son cümlesi hükmü uyarınca suç tarihi 29.06.2003 ila hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği 29.01.2007 tarihine kadar bazı kesintilerle, her seferinde yeniden başlayan dava zamanaşımı süresinin işlediği, bu tarihten sonra ve denetim süresi içinde işlenen kasıtlı suçtan dolayı verilen ve 02.05.2008 tarihinde kesinleşen mahkumiyet hükmü nedeniyle 01.12.2008 tarihinde hükmün açıklandığı; böylelikle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verildiği 29.01.2007 ila deneme süresi içinde işlenen ikinci suçtan verilen mahkumiyet kararının kesinleştiği 02.05.2008 tarihleri arasında dava zamanaşımının durduğu gözetilerek; suça sürüklenen çocuğun eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, 31/2. maddelerine uyan suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre; aynı Yasa’nın 66/1-e, 66/2, 67/4. maddelerinde öngörülen ( durma süresi hariç) 6 yıllık uzatılmış dava zamanaşımı süresinin, suç tarihi olan 29.06.2003 ile inceleme tarihi arasında geçmiş bulunması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk İdris müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle ( BOZULMASINA), bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak suça sürüklenen çocuk hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince DÜŞMESİNE, 05.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

13. CEZA DAİRESİ

E. 2011/10287

K. 2012/11791

T. 22.5.2012

• YÜRÜME ENGELLİ KİŞİNİN EŞYASINI ÇALMAK ( 5237 S.K. Md. 142/2-b’nin Uygulanacağı )

• ELDE VEYA ÜSTTE TAŞINAN EŞYAYI ÇEKİP ALMAK SURETİYLE HIRSIZLIK ( Yürüme Engelli Olduğunu Bildiği Mağdurun Cep Telefonunu Alıp Kaçan Sanık Hakkında 5237 Md. 142/2-b’nin Uygulanacağı )

• TEKERRÜR ( Nitelikli Hırsızlık – Tekerrüre Esas Alınan İlamın Koşulları Oluşmasına Rağmen Önceki Mahkumiyeti Nedeniyle 765 S. K. Md. 81’in Uygulanmadığı/İkinci Defa Tekerrür Hükmünün Uygulanamayacağı )

• İKİNCİ DEFA TEKERRÜR HÜKMÜNÜN UYGULANMASI ( Tekerrüre Esas Alınan İlamın Koşulları Oluşmasına Rağmen Önceki Mahkumiyeti Nedeniyle 765 S. K. Md. 81’in Uygulanmadığı/İkinci Defa Tekerrür Hükmünün Uygulanamayacağı – Nitelikli Hırsızlık )

5237/m.142

765/m.81

5275/m.108

ÖZET : Yürüme engelli olan ve bu durumu sanık tarafından da bilinen katılan mağdurun cep telefonunu kapıp kaçan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 142/2-b ( elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle ya da özel beceriyle ) gerekir.

Sanığın tekerrüre esas alınan ilamında koşulları oluşmasına rağmen önceki mahkumiyeti nedeniyle 765 Sayılı Kanun’un 81. maddesinin uygulanmamış olmasına göre, İnfaz Kanunu’nda düzenlenen ikinci defa tekerrür hükmünün uygulanamayacağı gözetilmelidir.

DAVA : Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

KARAR : Yürüme engelli olan ve bu durumu sanık tarafından da bilinen katılan mağdurun cep telefonunu kapıp kaçan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 142/2-b ve son madde, fıkra ve bendi hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Sanığın tekerrüre esas alınan Ankara Yirmibirinci Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2005/99-725 sayılı ilamında, koşulları oluşmasına rağmen Samsun Birinci Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2001/1290-1284 sayılı ilamı nedeniyle 765 sayılı TCK’nın 81. maddesinin uygulanmamış olmasına göre, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 108/3. maddesinde düzenlenen ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığının gözetilmemesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanık Yıldıray’ın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak ( BOZULMASINA), bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından sanık hakkında “5275 sayılı Yasa’nın 108/3. maddesinin uygulanmasına” ilişkin bölümün çıkarılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ( DÜZELTİLEREK ONANMASINA), 22.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

13. CEZA DAİRESİ

E. 2011/7180

K. 2012/8523

T. 26.3.2012

• KAMU KURUM VE KURULUŞLARINDAKİ EŞYA HAKKINDA HIRSIZLIK ( Mağdur Tarafından Kullanılan Öğretim Üyesi Odasına Kendi İsteği İle Yerleştirilen Güvenlik Kamerası Görüntülerinin Hakkın Kullanılması Nedenine Dayalı Olarak Hukuka Uygun Delil Olarak Kabul Edileceği )

• HUKUKA UYGUNLUK NEDENİ ( Nitelikli Hırsızlık/Mağdur Tarafından Kullanılan Öğretim Üyesi Odasına Kendi İsteği İle Yerleştirilen Güvenlik Kamerası Görüntülerinin Hakkın Kullanılması Nedenine Dayalı Olarak Hukuka Uygun Delil Olarak Kabul Edileceği )

• HAKKIN KULLANILMASI ( Nitelikli Hırsızlık – Mağdur Tarafından Kullanılan Öğretim Üyesi Odasına Kendi İsteği İle Yerleştirilen Güvenlik Kamerası Görüntülerinin Hukuka Uygun Olarak Elde Edilen Delil Niteliğinde Olduğu )

• GÜVENLİK KAMERASI GÖRÜNTÜLERİNİN DELİL OLARAK KULLANILMASI ( Nitelikli Hırsızlık – Mağdur Tarafından Kullanılan Öğretim Üyesi Odasına Kendi İsteği İle Yerleştirilen Güvenlik Kamerası Görüntülerinin Hukuka Uygun Olarak Elde Edilen Delil Niteliğinde Olduğu )

5237/m.53, 142

5271/m.217

ÖZET : Fakülte binasının, yalnızca mağdur tarafından kullanılan öğretim üyesi odasına kendi isteği ile yerleştirilen güvenlik kamerası görüntülerinin “hakkın kullanılması hukuka uygunluk nedenleri”nden kabul edilen “iddia ve savunma hakkı”nın kullanılması kapsamında bir delil olması ve bu delilin de hukuka uygun bulunması karşısında, kabulde ve nitelendirmedeyasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.

Kasten işlenen suçlardan hapis cezasına mahkumiyetin yasal sonucu olan ve 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasında öngörülen belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma tedbirlerinin seçimlik olmadığı gözetilmeden, 5237 sayılı TCK’nın 53/1-c bendinde düzenlenen velayet hakkına; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaya ilişkin hak yoksunluğuna hükmedilmemesi hukuka aykırıdır.

DAVA : Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

KARAR : Fakülte binasının, yalnızca mağdur tarafından kullanılan öğretim üyesi odasına kendi isteği ile yerleştirilen güvenlik kamerası görüntülerinin 5237 sayılı TCK’nın 26/1. maddesinde düzenlenen “hakkın kullanılması hukuka uygunluk nedenleri”nden kabul edilen “iddia ve savunma hakkı”nın kullanılması kapsamında bir delil olması ve bu delilin de 5271 sayılı CMK’nın 217/2. maddesine göre hukuka uygun bulunması karşısında,

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Kasten işlenen suçlardan hapis cezasına mahkumiyetin yasal sonucu olan ve 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasında öngörülen belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma tedbirlerinin seçimlik olmadığı gözetilmeden, 5237 sayılı TCK’nın 53/1-c bendinde düzenlenen velayet hakkına; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaya ilişkin hak yoksunluğuna hükmedilmemesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak ( BOZULMASINA ), bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından 5237 sayılı TCK’nın 53/1-a,b,d,e maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm tümden çıkartılarak yerine “Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezasıyla mahkumiyetin yasal sonucu olarak 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin “a, b, c, d, e” bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına” cümlesinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ( DÜZELTİLEREK ONANMASINA ), 26.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

6. CEZA DAİRESİ

E. 2008/1320

K. 2012/5061

T. 19.3.2012

• NİTELİKLİ HIRSIZLIK ( Sanığın Yakınanın Konutuna Girerek Cep Telefonu ve Otomobilin Anahtarını Aldığı Eylemde Konuttan Çıkarak Arabayı Çaldığı – Araya Zaman Girmediğinden Bütün Halinde Tek Bir Hırsızlık Suçu Oluştuğundan En Ağır Nitelikte Olan 5237 S.K. Md.142/2-d’den Hüküm Kurulacağı )

• EVE GİREN SANIĞIN OTOMOBİLİ ÇALMASI ( Konutta Bulunan Arabanın Anahtarını Alan Sanığın Eylemlerinin Kesintiye Uğramadan Devam Ettiği Gözetildiğinde Tek Hırsızlık Suçu Oluştuğu ve Nitelikli Hırsızlık Suçundan Hüküm Kurulması Gerektiği )

• ARABA HIRSIZLIĞI ( Konuta Giren Sanığın Cep Telefonu Müzik Seti İle Otomobilin Anahtarını Aldıktan Sonra Konut Önünde Duran Arabayı Çaldığı – Nitelikli Hırsızlık Suçundan Hüküm Kurulacağı )

5237/m.141, 142

765/m.493/1

ÖZET : Sanığın yakınanın konutuna girerek cep telefonu, müzik seti ile birlikte aldığı otomobil anahtarıyla konuttan çıkıp konutun önünde bulunan otomobili çalması eyleminde, araya zaman aralığı girmediği ve eylemin kesintiye uğramadan devam ettirildiği gözetildiğinde, sanığın eylemi bütün halinde tek bir hırsızlık suçunu oluşturmaktadır. Suça vasıf verilirken eylem bütünlüğü içindeki en ağır niteliğe dayanılması gerektiğinden Yasa’nın 142/2-d maddesinde düzenlenen hırsızlık suçundan karar verilmesi gerekir.

DAVA : Gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR: 5237 sayılı TCY’nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCY’nın 493/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu,somut olayda sanığın eylemlerinin Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 02.12.2007 gün ve 2007/6-195 esas, 2007/197 sayılı kararı ışığında, sanığın yakınanın konutuna balkon kapısından girerek 1 adet cep telefonu, 1 adet müzik seti ile birlikte aldığı otomobilinin anahtarıyla konuttan çıkıp hemen konutun önünde bulunan otomobili çalması eyleminde, araya zaman aralığı girmediği ve eylemin kesintiye uğramadan devam ettirildiği gözetildiğinde, hırsızlık suçunda, sanığın eyleminin bütün halinde tek bir hırsızlık suçunu oluşturduğu, suça vasıf verilirken eylem bütünlüğü içindeki en ağır niteliğe dayanılması gerektiği ve bu nedenle hakkında anılan Yasa’nın 142/2-d maddesinde düzenlenen hırsızlık suçundan karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 19.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: