Mühürde sahtecilik

Mühürde sahtecilik

MADDE 202 – (1) Cumhurbaşkanlığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Başbakanlık tarafından kullanılan mührü sahte olarak üreten veya kullanan kişi, iki yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Kamu kurum ve kuruluşlarınca veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca kullanılan onaylayıcı veya belgeleyici mührü sahte olarak üreten veya kullanan kişi, bir yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

T.C.

YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

E. 2011/8-115

K. 2011/197

T. 4.10.2011

• MÜHÜRDE SAHTECİLİK ( Sahte Plaka Kullanmak Eyleminin Resmi Belgede Sahtecilik Suçunu Oluşturacağı )

• RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK ( Sahte Plaka Kullanmak Eyleminin Mühürde Değil Resmi Belgede Sahtecilik Suçunu Oluşturacağı – Sanığın Çalıntı Kaydı Bulunan Aracı Suç Tarihinden Bir Gün Önce Aldığı Yönündeki Savunmasının Çürütülemediği/Eylemin Zincirleme Suç Olmadığı )

• SAHTE PLAKA KULLANMAK ( Resmi Belgede Sahtecilik/Motorlu Araç Tescil ve Trafik Belgelerinin Sanık Tarafından Farklı Zamanlarda Kullanıldığına Dair Belge Bulunmadığı – Eylemin Zincirleme Suç Olarak Kabul Edilemeyeceği )

• ZİNCİRLEME SUÇ ( Sahte Plaka Kullanmak Suretiyle Resmi Belgede Sahtecilik/Motorlu Araç Tescil ve Trafik Belgelerinin Sanık Tarafından Farklı Zamanlarda Kullanıldığına Dair Belge Bulunmadığı – Eylemin Zincirleme Suç Olarak Kabul Edilemeyeceği )

5237/m. 43, 202/2, 204/1

ÖZET : Sanığın üzerine atılı sahte plaka kullanmak eyleminin, 5237 sayılı TCY’nın kamu kurumları tarafından kullanılan mühürde sahtecilik suçunu mu, yoksa 204/1. maddesinde düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçunu mu oluşturduğu, Sahte plaka kullanmak eyleminin, resmi belgede sahtecilik suçu oluşturduğunun kabulü halinde, sahte plaka dışında, ayrıca sahte olarak düzenlenmiş olan motorlu araç tescil ve trafik belgelerini kullanan sanığın eyleminin, tek suç mu, yoksa zincirleme surette sahtecilik suçunu mu oluşturduğu veya sahte plaka kullanmak eyleminin kamu kurumları tarafından kullanılan mühürde sahtecilik suçunu oluşturduğunun kabulü halinde ise, ayrıca resmi belgede sahtecilik kapsamında tek suç mu, yoksa aynı zincirleme surette sahtecilik suçunu mu oluşturduğu uyuşmazlık konusudur.

Öncelikle sahte plaka kullanma eyleminin resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğunun kabulü gerekir. Sanığın başka ilde çalıntı kaydı bulunan aracı suç tarihinden bir gün önce bi,r başkasından satın aldığı yönündeki savunmasının aksi ispat edilememiştir. Eylemin sahte belge düzenlemek suçunu oluşturma olasılığı yoktur. Aynı araca ait suça konu sahte plaka ile motorlu araç tescil ve trafik belgelerinin sanık tarafından farklı zamanlarda kullanıldığına ilişkin bilgi ve belge dosya içerisinde bulunmadığına göre sahteliği sabit olan tüm belgelerin aynı zamanda bilerek kullanıldığının kabulü gerekir. Olayda tek bir resmi belgede sahtecilik suçunun oluştuğu gözetilmelidir.

DAVA : Sanık Ö. A.’in sahte plaka kullanmak suçundan; 5237 sayılı TCY’nın 202/2 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay, sahte resmi belge kullanmak suçundan ise 5237 sayılı TCY’nın 204/1, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve sanık hakkında aynı Yasının 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin, Bismil Asliye Ceza Mahkemesince verilen 10.10.2006 gün ve 426-496 sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nce 24.05.2007 gün ve 2200-4081 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.

Yargıtay C.Başsavcılığı ise 26.04.2011 gün ve 111784 sayı ile … görüşüyle itiraz yasa yoluna başvurarak, Özel Daire onama kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur. Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:

KARAR : İnceleme, sanık Ö. A. hakkında sahte plaka kullanmak ve sahte resmi belge kullanmak suçlarından kurulan hükümlerle sınırlı olarak yapılmıştır.

Özel Daire ile Yargıtay C.Başsavcılığı arasında oluşan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar;

1- Sanığın üzerine atılı sahte plaka kullanmak eyleminin, 5237 sayılı TCY’nın 202/2. maddesinde düzenlenen suçu mu, yoksa 204/1. maddesinde düzenlenen suçu mu oluşturduğu,

2- Sahte plaka kullanmak eyleminin, 5237 sayılı TCY’nın 204/1. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğunun kabulü halinde, sahte plaka dışında, ayrıca sahte olarak düzenlenmiş olan motorlu araç tescil ve trafik belgelerini kullanan sanığın eyleminin, 5237 sayılı tcy’nın 204/1. maddesi kapsamında tek suç mu, yoksa aynı yasanın 43. maddesi uyarınca zincirleme surette sahtecilik suçunu mu oluşturduğu,

3- Sahte plaka kullanmak eyleminin 5237 sayılı TCY’nın 202/2. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğunun kabulü halinde ise, ayrıca sahte olarak düzenlenmiş olan motorlu araç tescil ve trafik belgelerini kullanan sanığın eyleminin, 5237 sayılı TCY’nın 204/1. maddesi kapsamında tek suç mu, yoksa aynı Yasanın 43. maddesi uyarınca zincirleme surette sahtecilik suçunu mu oluşturduğu,

Noktalarında toplanmaktadır.

İncelenen dosya içeriğinden;

30.04.2006 tarihinde jandarma görevlileri tarafından göçmen kaçakçılığı suçunu işlediği şüphesiyle gözaltına alınan sanık Ö. A.’in kullandığı Ford marka kamyonete takılı bulunan 34 … … numaralı plaka ile bu plaka ve araç adına düzenlenmiş olan motorlu araç tescil ve trafik belgelerinin sahte olduğu ve iğfal kabiliyetlerinin bulunduğunun Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarınca düzenlenen 09.05.2006 ve 10.05.2006 tarihli raporlarla saptandığı, gerçek plakası 34 … … olan ve 13.04.2006 tarihinde İstanbul ilinde çalındığına ilişkin kayıt bulunan aracın sanık Ö. A. tarafından C. isimli kişiden 29.04.2006 tarihinde suça konu plaka ve belgelerle birlikte satın alındığı yönündeki sanık savunmasının aksine dosya içerisinde bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Ceza Genel Kurulunun 27.10.1998 gün 264-341 sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı TCY’nın yürürlükte olduğu dönemde sahte plaka kullanma eyleminin, 333/2. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu kabul edilmekte ve buna göre uygulama yapılmakta iken, 5237 sayılı TCY’nın 204. maddesinin gerekçesinde; “… Ayrıca belirtilmelidir ki, her ne kadar, belgeden söz edilen durumlarda yazılı bir kağıdın varlığı gerekli ise de; bazı durumlarda belgenin varlığını kabul için, yazının kağıt üzerinde bulunması gerekmez. Bir metal levha üzerine yazı yazılması halinde de belgenin varlığını kabul etmek gerekir. Bu itibarla, araç plakaları da resmi belge olarak kabul edilmek gerekir.” şeklindeki anlatım ile araç plakalarının da resmi belge olarak kabul edileceğinin açıkça belirtilmiş olması karşısında, bu tür eylemlerde artık 765 sayılı TCY’nın 333/2. maddesinin karşılığını oluşturan 5237 sayılı TCY’nın 202/2. maddesinde düzenlenen mühürde sahtecilik suçuna ilişkin hükmün uygulanma olanağı bulunmayıp, sahte plaka kullanma eyleminin 5237 sayılı TCY’nın 204/1. maddesinde düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğunun kabulü gerekmektedir.

Sahte plaka kullanma eyleminin 5237 sayılı TCY’nın 204/1. maddesinde düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğunun kabulü karşısında; sahte plaka dışında ayrıca sahte olarak düzenlenmiş olan motorlu araç tescil ve trafik belgelerini kullanan sanığın eyleminin bütün halinde 5237 sayılı TCY’nın 204/1. maddesi kapsamında tek suç mu, yoksa zincirleme suç hükümlerinin mi uygulanacağına ilişkin uyuşmazlık konusunun değerlendirmesine gelince;

765 sayılı TCY’nda yer alan “muhtelif zamanlarda vaki olsa bile” ifadesinden hareketle aynı suç işleme kararı altında birden fazla suçun aynı zamanda işlenmesi durumunda diğer koşulların da varlığı halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi olanaklıdır. 5237 sayılı TCY’nın 43/1. maddesinde bulunan “değişik zamanlarda” ifadesi nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için, suçların mutlaka değişik zamanlarda işlenmesi gereklidir ki bunun sonucu olarak, aynı mağdura, aynı zamanda, aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda tek suçun oluşacağı kabul edilmiştir. Bu halde zincirleme suç hükümleri uygulanarak artırım yapılamayacak, ancak bu husus 5237 sayılı TCY’nın 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesinde göz önüne alınabilecektir.

Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Gerçek plakası 34 … … olan ve 13.04.2006 tarihinde İstanbul İlinde çalındığına ilişkin kayıt bulunan aracın sanık Ö. A. tarafından C. isimli kişiden suç tarihinden bir gün önce 29.04.2006 tarihinde suça konu sahte plaka ve belgelerle birlikte satın alındığı yönündeki sanık savunmasının aksine kanıt elde edilemediğinden, eylemin sahte belge düzenlemek suçunu oluşturma olasılığı yoktur. Aynı araca ait suça konu sahte plaka ile motorlu araç tescil ve trafik belgelerinin sanık tarafından farklı zamanlarda kullanıldığına ilişkin bilgi ve belge dosya içerisinde bulunmadığına göre sahteliği sabit olan tüm belgelerin aynı zamanda bilerek kullanıldığının kabulü gerekir. Dolayısıyla eylem bir bütün halinde 5237 sayılı TCY’nın 204/1. maddesine uyan tek bir resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturmakta ve olayda zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmamaktadır.

Bu itibarla, haklı nedene dayanan itirazın kabulü ile Özel Daire onama kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.

Sahte plaka kullanmak eyleminin 5237 sayılı TCY’nın 204/1. maddesinde düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğunun kabulü karşısında; üçüncü uyuşmazlık konusunun değerlendirilmesine yer olmadığı sonucuna varılmıştır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle,

1- Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,

2- Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 24.05.2007 gün ve 2200-4081 sayılı onama kararının sanık Ö. A. hakkında sahte plaka kullanmak ve sahte resmi belge kullanmak suçlarından kurulan hükümler yönünden KALDIRILMASINA,

3- Yerel mahkemenin 10.10.2006 gün ve 426-496 sayılı hükmünün sanık Ö. A. hakkında sahte plaka kullanma ve sahte resmi belge kullanma suçlarından kurulan hükümler yönünden BOZULMASINA,

4- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.10.2011 günü yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi.

T.C.

YARGITAY

4. CEZA DAİRESİ

E. 2010/21934

K. 2010/17064

T. 19.10.2010

• HIRSIZLIK ( Sanığın İşlediği Hırsızlık Suçunun Kanıtlarını Gizlemek Amacıyla Çalınan Aracın Motor ve Şase Numaralarını Değiştirmesinin Asıl Hırsızlık Suçu İçinde Eriyen Eylem Olduğu Gözetilmeden Mühürde Sahtecilik Suçundan Ayrıca Mahkumiyet Kararı Verilmesinin Hukuka Aykırı Olduğu )

• KANITLARI DEĞİŞTİRME VE GİZLEME ( Çalınan Aracın Motor ve Şase Numaralarının Değiştirildiği – Hırsızlık Suçuna İştirak Edilmemiş Olmak Koşuluyla Numaraların Değiştirilmesinin Kanıtları Değiştirme ve Gizleme Suçunu Oluşturacağı )

• MÜHÜRDE SAHTECİLİK ( Çalınan Aracın Motor ve Şase Numaralarını Değiştirmek – Kamu Kurum ve Kuruluşlarınca veya Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşlarınca Kullanılan Mühürler Kapsamına Girmediğinden Suçun Oluşmayacağı )

• MOTOR VE ŞASE NUMARASINI DEĞİŞTİRMEK ( Kamu Kurum ve Kuruluşlarınca veya Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşlarınca Kullanılan Mühürler Kapsamına Girmediğinden Mühürde Sahtecilik Suçunun Oluşmayacağı )

5237/m.141, 202, 281

ÖZET : Mühürde sahtecilik suçunda; araç motor ve şase numaralarının “…kamu kurum ve kuruluşlarınca veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca kullanılan mühürle…” oluşturulmuş onaylayıcı ya da belgeleyici işaretler olmadığı, bu bağlamda hırsızlık suçuna iştirak edilmemiş olmak koşuluyla çalınan aracın motor ve şase numaralarının değiştirilmesinin kanıtları değiştirme ve gizleme suçunu oluşturduğu, somut olayda ise sanığın işlediği hırsızlık suçunun kanıtlarını gizlemek amacıyla motor ve şase numaralarını değiştirmenin asıl hırsızlık suçu içinde eriyen eylem olduğu gözetilmeden mühürde sahtecilik suçundan ayrıca mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırıdır.

DAVA : Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

KARAR : Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

Yargılama ve olayın kanıtlanmasına ilişkin gerekçe: Sanığa yükletilen hırsızlık eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Yasaya uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı; böylece olaylara ilişkin sorunlarda gerekçenin yeterli bulunduğu,

Hukuksal tanı: Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Yasada öngörülen suç tipine uyduğu,

Yaptırım: Cezanın yasal bağlamda uygulandığı,

Anlaşıldığından sanık müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA,

2- Mühürde sahtecilik suçuna ilişkin hükme yönelik temyize gelince;

Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Araç motor ve şase numaralarının “…kamu kurum ve kuruluşlarınca veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca kullanılan mühürle…” oluşturulmuş onaylayıcı ya da belgeleyici işaretler olmadığı, bu bağlamda hırsızlık suçuna iştirak edilmemiş olmak koşuluyla çalınan aracın motor ve şase numaralarının değiştirilmesinin TCY.nın 281/1. madde ve fıkralarında tanımlanan kanıtları değiştirme ve gizleme suçunu oluşturduğu, somut olayda ise sanığın işlediği hırsızlık suçunun kanıtlarını gizlemek amacıyla motor ve şase numaralarını değiştirmenin asıl hırsızlık suçu içinde eriyen eylem olduğu gözetilmeden TCY.nın 202. maddesinde tanımlanan mühürde sahtecilik suçundan ayrıca mahkumiyet kararı verilmesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 19.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

4. CEZA DAİRESİ

E. 2009/13177

K. 2009/10316

T. 27.5.2009

• PLAKALAR ÜZERİNDEKİ SAHTE SOĞUK MÜHÜR İZLERİ ( Kandırma Yeteneğinin Bulunduğunun Belirtilmesi Karşısında Sahte Mühür Kullanma Eylemi Bakımından Kandırma Yeteneğinin Bulunup Bulunmadığı Değerlendirilerek 202/2. Md.den Açılan Dava Hakkında Bir Karar Verilmesi Gerektiği )

• SAHTE MÜHÜR KULLANMA ( Kandırma Yeteneğinin Bulunup Bulunmadığı Değerlendirilerek Bir Karar Verilmesi Yerine Bu Eylemin de Resmi Belgede Sahtecilik Suçu İçerisinde Düşünülmesinin Yasaya Aykırı Olduğu )

• RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK ( Sahte Mühür Kullanma Eylemi Bakımından Kandırma Yeteneğinin Bulunup Bulunmadığı Değerlendirilerek Bir Karar Verilmesi Yerine Bu Eylemin de Resmi Belgede Sahtecilik Suçu İçerisinde Düşünülmesinin Yasaya Aykırı Olduğu )

• KANDIRMA YETENEĞİ ( Plakalar Üzerindeki Sahte Soğuk Mühür İzlerinin Kandırma Yeteneğinin Bulunduğunun Belirtilmesi Karşısında Sahte Mühür Kullanma Eylemi Bakımından Kandırma Yeteneğinin Bulunup Bulunmadığı Değerlendirilerek 202/2. Md.den Açılan Dava Hakkında Bir Karar Verilmesi Gerektiği )

5237/m.202

ÖZET : Yakalama tutanağında, otomobil üzerinde bulunan plakaların sahteliğinin gözle görülür biçimde olduğu belirtilmesine rağmen, ekspertiz raporunda, plakalar üzerindeki sahte soğuk mühür izlerinin kandırma yeteneğinin bulunduğunun belirtilmesi karşısında, sahte mühür kullanma eylemi bakımından, kandırma yeteneğinin bulunup bulunmadığı değerlendirilerek 202/2. maddeden açılan dava hakkında bir karar verilmesi yerine, bu eylemin de resmi belgede sahtecilik suçu içerisinde düşünülmesi, yasaya aykırıdır.

DAVA : Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

KARAR : Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1- Sanığın aşamalarda kendisinin oto tamircisi olduğunu ve aynı gün Tahir adlı bir kişinin otomobili triger kayışının değiştirilmesi ve bakım için bıraktığını, işi bitince aracı denemek ve alışveriş için öğle saatlerinde trafiğe çıkardığında bir polis memuru tarafından plakanın sahte olduğunun belirtilmesi nedeniyle karakola geldiklerini savunup, Tahir adlı kişinin telefon numarasını açıkladığı, telefon numarasının Tahir Dindar adlı bir kişinin eşi adına kayıtlı olduğu ve duruşmada tanık olarak dinlenen Tahir Dindar’ın eşi adına kayıtlı telefonu kendisinin kullandığını, ancak bir yıl önce kaybettiğini, kontörlü olduğu için hattı iptal ettirmediğini ve sanığı tanımadığını açıklamasına karşın, sanığın duruşmada gördüğü bu tanığın, kendisine otomobili getiren kişi olduğunu ileri sürmesi ve dosyada mevcut telefon görüşme kayıtlarına göre de Tahir Dindar tarafından kullanılan telefon ile sanığın cep telefonunun 13.7.2006 günü ( sanığın yakalandığı gün ) saat 9.38’de aranılıp 24 saniye görüşme yapıldığının anlaşılması karşısında, her ne kadar bu kişi hakkında daha önce kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de, elde edilen yeni kanıt dolayısıyla Tahir Dindar hakkında suç duyurusunda bulunularak, açılacak davanın birleştirilmesi ve kanıtların birlikte değerlendirilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hükümler kurulması,

2- Kabul ve uygulamaya göre de; 13.7.2006 tarihli yakalama tutanağında, otomobil üzerinde bulunan plakaların sahteliğinin gözle görülür biçimde olduğu belirtilmesine rağmen, ekspertiz raporunda, plakalar üzerindeki sahte soğuk mühür izlerinin kandırma yeteneğinin bulunduğunun belirtilmesi karşısında, sahte mühür kullanma eylemi bakımından, kandırma yeteneğinin bulunup bulunmadığı değerlendirilerek 202/2. maddeden açılan dava hakkında bir karar verilmesi yerine, bu eylemin de resmi belgede sahtecilik suçu içerisinde düşünülmesi,

SONUÇ : Yasaya aykırı ve sanık ve O yer C. Savcısının temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 27.05.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: