Mala zarar vermenin nitelikli halleri

MADDE 152 – (1) Mala zarar verme suçunun;

a) Kamu kurum ve kuruluşlarına ait, kamu hizmetine tahsis edilmiş veya kamunun yararlanmasına ayrılmış yer, bina, tesis veya diğer eşya hakkında,

b) Yangına, sel ve taşkına, kazaya ve diğer felaketlere karşı korunmaya tahsis edilmiş her türlü eşya veya tesis hakkında,

c) Devlet ormanı statüsündeki yerler hariç, nerede olursa olsun, her türlü dikili ağaç, fidan veya bağ çubuğu hakkında,

d) Sulamaya, içme sularının sağlanmasına veya afetlerden korumaya yarayan tesisler hakkında,

e) Grev veya lokavt hallerinde işverenlerin veya işçilerin veya işveren veya işçi sendika veya konfederasyonlarının maliki olduğu veya kullanımında olan bina, tesis veya eşya hakkında,

f) Siyasi partilerin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve üst kuruluşlarının maliki olduğu veya kullanımında olan bina, tesis veya eşya hakkında,

g) Sona ermiş olsa bile, görevinden ötürü öç almak amacıyla bir kamu görevlisinin zararına olarak,

İşlenmesi halinde, fail hakkında bir yıldan altı yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(2) Mala zarar verme suçunun;

a) Yakarak, yakıcı veya patlayıcı madde kullanarak,

b) Toprak kaymasına, çığ düşmesine, sel veya taşkına neden olmak suretiyle,

c) Radyasyona maruz bırakarak, nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanarak,

İşlenmesi halinde, verilecek ceza iki katına kadar artırılır.

T.C.

YARGITAY

9. CEZA DAİRESİ

E. 2011/2993

K. 2012/5599

T. 26.4.2012

• KAMU MALINA ZARAR VERME ( Sanıkların Kendilerini Yakalamak İsteyen Polis Memurlarının Ellerinden Kurtulmak İçin Polis Araçlarına Çarpıp Kaçtıkları – Araçlara Doğrudan Kastla Zarar Verildiğinin Gözetileceği )

• DOĞRUDAN KAST ( Sanıkların Kendilerini Yakalamak İsteyen Polis Memurlarının Ellerinden Kurtulmak İçin Polis Araçlarına Çarpıp Kaçtıkları – Araçlara Doğrudan Kastla Zarar Verildiğinin Gözetileceği/Kamu Malına Zarar Verme )

• POLİS MEMURUNDAN KURTULMAK İÇİN POLİS ARAÇLARINA ÇARPARAK KAÇMA ( Araçlara Doğrudan Kastla Zarar Verildiğinin Gözetileceği – Kamu Malına Zarar Verme )

• MALA ZARAR VERME ( Kamu Malına/Sanıkların Kendilerini Yakalamak İsteyen Polis Memurlarının Ellerinden Kurtulmak İçin Polis Araçlarına Çarpıp Kaçtıkları – Araçlara Doğrudan Kastla Zarar Verildiğinin Gözetileceği )

5237/m.21, 152

ÖZET : Kamu malına zarar verme suçunda; sanıkların kendilerini yakalamak isteyen polis memurlarının ellerinden kurtulmak için arkadaki ve öndeki polis araçlarına çarpıp kendilerine yol açarak kaçmaları eyleminde, araçlara doğrudan kastla zarar verildiği dikkate alınmalıdır.

DAVA : Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Sanıkların kendilerini iki araçla takip ederek yakalamak isteyen polis memurlarınca önleri kesilip araçları durdurulduktan sonra ellerinden kurtulmak için geri manevrayla önce arkadaki sonra da öndeki polis araçlarına çarpıp kendilerine yol açarak kaçmaları eyleminde, araçlara doğrudan kastla zarar verildiği gözetilmeden yazılı gerekçe ile eylemin olası kastla işlendiği kabul edilerek cezasından TCK’nın 21/2. maddesi uyarınca indirim yapılması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

SONUÇ : Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ( ONANMASINA), 26.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

9. CEZA DAİRESİ

E. 2009/20490

K. 2011/28869

T. 22.11.2011

• OLASI KASTLA MALA ZARAR VERME ( Sanığın Elektrik Tellerinin Altında Saçmaların Tellere İsabet Edip Zarar Verebileceğini Öngörecek Biçimde Havaya Ateş Açarak Elektrik Tellerinin Kopmasına Neden Olduğu – Kasten Mala Zarar Verme Suçunu İşlemediği )

• SİLAHLA TEHDİT ( Olası Kastla Mala Zarar Veren Sanığın Mağdurun İsmini Seslenerek Kişinin Hayatı ve Vücut Dokunulmazlığına Yönelik Saldırı Gerçekleştireceğine Dair Sözler Söylediği – Halk Arasında Korku ve Panik Yaratmak Amacıyla Tehdit Suçunun Oluşmadığı )

• SANIĞIN NÜFUS KAYDI ( Olası Kastla Mala Zarar Verme ve Silahla Tehdit Suçu – Dosyada Bulunması Gerektiği )

5237/m. 21/2, 106/2-a, 152/1-a, 213

ÖZET : Sanığın sokak kenarından geçen elektrik tellerinin altında saçmaların tellere isabet edip zarar verebileceğini öngörecek biçimde havaya ateş açarak elektrik tellerinin kopmasına neden olmak ve aynı esnada mağdurun ismini seslenip küfrederek onu kastetmek suretiyle “bu köyde bu gece çok canlar yanacak” şeklinde söz söylemesi olası kastla mala zarar verme ve kişilerin hayatı ve vücut dokunulmazlığına yönelik saldırı gerçekleştireceğinden bahisle silahla tehdit suçlarını oluşturacağı gözetilmeden kasten mala zarar verme ve halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit suçlarından cezalandırılmasına karar verilmesi ve sanığın nüfus kaydının dosyada bulundurulmaması hukuka aykırıdır.

DAVA : Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : 1- Sanığın nüfus kaydının dosyada bulundurulmaması,

2- Sanığın olay gecesi köy içinde sokak kenarından geçen elektrik tellerinin altında saçmaların tellere isabet edip zarar verebileceğini öngörecek biçimde av tüfeği ile iki el havaya ateş açarak elektrik tellerinin kopmasına neden olmak ve aynı esnada köylüsü mağdur Mustafa’nın ismini seslenip küfrederek onu kastetmek suretiyle “bu köyde bu gece çok canlar yanacak” şeklinde söz söylemesi eylemlerinin olası kastla mala zarar verme ve kişilerin hayatı ve vücut dokunulmazlığına yönelik saldırı gerçekleştireceğinden bahisle silahla tehdit suçlarını oluşturacağı ve TCK’nın 152/1-a, 21/2 ve 106/1, 2-a maddeleri ile cezalandırılması gerektiği gözetilmeden kasten mala zarar verme ve halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit suçlarından yazılı şekilde cezalandırılmasına karar verilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, üst Cumhuriyet Savcısının ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin bu sebepten dolayı ( BOZULMASINA ), cezanın süresi yönünden kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 22.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

13. CEZA DAİRESİ

E. 2011/9298

K. 2011/3106

T. 20.10.2011

• HIRSIZLIK ( Sanıkların Kurumun Yere Gömülü Telefon Tellerini Kazarak Çıkarıp Kesmek Suretiyle Hırsızlık Suçunu İşlemeye Çalışmaları Şeklinde Oluşan Eylemde Nitelikli Mala Zarar Vermek Suçunun Oluştuğunun Gözetileceği )

• YAŞ KÜÇÜKLÜĞÜ ( Sanıkların Yargılamasının Çocuk Mahkemesinde C.Savcısının Katılımı Olmadan Yapılması Gereği – Bir Kısım Duruşmaların Açık Olarak Yapılmasına Karar Verildikten Sonra Duruşmanın Kapalı Yapılmasına Karar Verilmesinin Hukuka Aykırı Olduğu )

• HÜKÜMDE ÇELİŞKİ OLUŞMASI ( Yaşı Küçük Sanıkların Yargılamasının Çocuk Mahkemesinde C.Savcısının Katılımı Olmadan Yapılması Gereği – Bir Kısım Duruşmaların Açık Olarak Yapılmasına Karar Verildikten Sonra Duruşmanın Kapalı Yapılmasına Karar Verilmesinin Hukuka Aykırı Olduğu )

• ETKİN PİŞMANLIK ( Hırsızlık – Etkin Pişmanlık Hükümlerinden Yararlanmayan Sanıklar Haklarında Hırsızlık Suçundan Verilen Hapis Cezalarının Katılan Kurumun Zararının Giderilmesi Tedbirine Dönüştürülemeyeceği )

• KISA SÜRELİ HAPİS CEZASINA SEÇENEK YAPTIRIMLAR ( Hırsızlık – Etkin Pişmanlık Hükümlerinden Yararlanmayan Sanıklar Haklarında Hırsızlık Suçundan Verilen Hapis Cezalarının Katılan Kurumun Zararının Giderilmesi Tedbirine Dönüştürülemeyeceği )

5237/m. 142, 152

5271/m.185, 232

ÖZET : Sanıkların katılan kurumun yere gömülü telefon tellerini kazarak çıkarıp kesmek suretiyle hırsızlık suçunu işlemeye çalışmaları şeklinde oluşan eylemde, nitelikli mala zarar vermek suçunun oluştuğunun anlaşılması karşısında, bu suçtan zamanaşımı içerisinde işlem yapılması olanaklı kabul edilmiştir.

Yaşı küçük sanıkların yargılamasının Çocuk mahkemesinde C.Savcısının katılımı olmadan yapılması gerekir. 18 yaşından küçük sanıkların savunmalarının açık olarak yapılan duruşmada alınması, bir kısım duruşmaların açık olarak yapılmasına karar verildikten sonra duruşmanın kapalı yapılmasına karar verildiği, hükmün kurulduğu celsenin başlığına kapalı yapıldığı yazılıp, içeriğinde ise açık yargılamaya son verildiği belirtilerek kararın da açık olarak okunması suretiyle çelişkiye düşülmesi hukuka aykırıdır.

Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmayan sanıklar haklarında hırsızlık suçundan verilen hapis cezalarının katılan kurumun zararının giderilmesi tedbirine dönüştürülmesinin kanuna aykırı olması, kabule göre de; katılan kurumun zararının ne olduğunun karar yerinde denetime olanak sağlayacak şekilde açıklanmadan infazda duraksamaya sebep olacak şekilde tebdire hükmedilmesi hukuka aykırıdır.

DAVA : Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

KARAR : Sanıkların katılan kurumun yere gömülü telefon tellerini kazarak çıkarıp kesmek suretiyle hırsızlık suçunu işlemeye çalışmaları şeklinde oluşan eylemde, 5237 Sayılı T.C.K.nın 152/1-a maddesine uyan nitelikli mala zarar vermek suçunun oluştuğunun anlaşılması karşısında, bu suçtan zamanaşımı içerisinde işlem yapılması olanaklı kabul edilmiştir.

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1- ) Hükümden önce 15.07.2005 tarihinde 25876 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun Geçici 1 inci maddesindeki “Çocuk mahkemeleriyle çocuk ağır ceza mahkemeleri bulunmayan yerlerde, bu mahkemeler kurulup göreve başlayıncaya kadar çocuklar tarafından işlenen suçlara ait soruşturma ve kovuşturmalar Cumhuriyet Başsavcılığı ve görevli mahkemelerce bu kanun hükümlerine göre yapılır” düzenlemesiyle aynı Kanunun 25 inci maddesindeki “Çocuk mahkemelerinde yapılan duruşmalarda Cumhuriyet Savcısı bulunmaz” emredici hükümlerine aykırı olarak bir kısım oturumlara Cumhuriyet Savcısı’nın katılması,

2- )18 yaşından küçük sanıkların savunmalarının 16.05.2007 tarihli açık olarak yapılan duruşmada alınması, bir kısım duruşmaların açık olarak yapılmasına karar verildikten sonra 31.10.2008 tarihli duruşmanın kapalı yapılmasına karar verildiği, hükmün kurulduğu 12.02.2008 tarihli celsenin başlığına kapalı yapıldığı yazılıp, içeriğinde ise açık yargılamaya son verildiği belirtilerek kararın da açık olarak okunması suretiyle çelişkiye düşülerek C.M.K.nın 185 inci maddesine aykırı davranılması,

3- )Sanıklar hakkında teşebbüs hükümleri uygulanırken uygulama maddesinin karar yerinde denetime olanak sağlayacak şekilde gösterilmemesi suretiyle 5271 Sayılı C.M.K.nın 232/6 ncı maddesine aykırı davranılması,

4- )Sanıklar hakkında 5395 Sayılı ÇKK’nın 35 inci maddesine göre sosyal inceleme raporu aldırılmaması ve aldırılmama nedeninin tartışılmaması,

5- )5237 Sayılı T.C.K.nın malvarlığına yönelik bazı suçlarda etkin pişmanlığı düzenleyen 168 inci maddesinde, failin, azmettirenin veya yardım edenin etkin pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme ya da tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde mağdurun rızası aranmaksızın, kısmi geri verme veya tazmin halinde ise mağdurun rıza göstermesi koşuluyla ve etkin pişmanlığın gerçekleştiği yargılama aşaması dikkate alınarak ceza indirimi öngörülmüş, öte yandan aynen geri verme veya tazmin tedbiri aynı Kanunun 50/1 inci maddesinde hapis cezasına seçenek yaptırımlar arasında gösterilmiş ise de, yasal bir indirim nedeninin, bundan yararlanmama iradesini ortaya koyan failin cezasını etkisiz kılacak biçimde aynen tazmin tedbirine dönüştürülmesinin mümkün olmadığı, böyle bir uygulamanın mağdurun zararını soruşturma veya kovuşturma aşamalarında gidermeyen faillere yeni bir olanak tanırken, soruşturma veya kovuşturma aşamalarında zararı ödeyen sanık aleyhine ve adalete aykırı bir sonuç doğuracağı, maddenin düzenleniş amacının da bu şekilde yorumlanamayacağı gözetilmeden, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmayan sanıklar M. Y. ve M. Ö. haklarında hırsızlık suçundan verilen 5 ay hapis ile sanık İ. Y. hakkında aynı suçtan verilen 6 ay 20 gün hapis cezalarının 5237 Sayılı T.C.K.nın 50/1 inci maddesi uyarınca katılan kurumun zararının giderilmesi tedbirine dönüştürülmesinin kanuna aykırı olması, kabule göre de; katılan kurumun zararının ne olduğunun karar yerinde denetime olanak sağlayacak şekilde açıklanmadan infazda duraksamaya sebep olacak şekilde tebdire hükmedilmesi,

6- )5237 Sayılı Kanun’un 50/3 üncü maddesindeki “…fiili işlediği tarihte on sekiz yaşını doldurmamış … bulunanların mahkum edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, 1. fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir” ve 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 106/4 üncü maddesindeki “Çocuklar hakkında hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde, bu ceza hapse çevrilemez. Bu takdirde on 1. fıkra hükmü uygulanır” biçimindeki emredici düzenlemeler ve 5237 Sayılı Kanun’un 50/6-7 madde hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, katılan kurumun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesinin, adli para cezasından farklı olmasına karşın getirdiği ekonomik yük dikkate alındığında her iki seçenek yaptırımında aynı sonucu içermesi ve bir taraftan çocuklar hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde bunun hapis cezasına dönüştürülemeyeceği yasal olarak güvence altına alınırken, diğer taraftan zararın giderilmemesi halinde kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın aynen infazına olanak tanınmasının ceza hukukunun temel ilkelerine aykırı olması karşısında; doğum tarihleri kayden 01.10.1992, 22.6.1992 ve 10.10.1991 olan, suçun işlendiği 4.2.2007 tarihinde 18 yaşından küçük olduğu anlaşılan sanıklar hakkında hükmolunan kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezasının, 5237 Sayılı Kanun’un 50/1 inci maddesinde belirtilen “Kısa süreli hapis cezası, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, … göre; … çevrilebilir” hükmüne aykırı şekilde ve daha baştan ne olacağı belli olacak biçimde kanunun belli durumda olanlar için hakime uygulama zorunluluğu getirdiği tedbirlerden faydalanılmaması sonucunu doğuracak biçimde, katılan kurumun zararının aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi seçenek yaptırımına bağlanarak, yaşları sebebiyle henüz ekonomik özgürlüğü bulunmayan sanıklar hakkındaki kısa süreli hapis cezasının, ekonomik yükümlülüklere bağlı olacak şekilde tebdire dönüştürülmesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeple tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 20.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

6. CEZA DAİRESİ

E. 2007/12272

K. 2011/35494

T. 18.7.2011

• NİTELİKLİ HIRSIZLIK ( Türkiye Taşkömürü Kurumu Müessesesine Ait Bant Taburunun Kilit Kırılarak Çalındığı – 5237 S.K. Md. 142/2-d yerine 142/1-a’nın Uygulanması Gereği/Sanığın Eyleminin Ayrıca İşyeri Dokunulmazlığının İhlali ve Kamu Malına Zarar Verme Suçunu Oluşturduğu )

• KAMU KURUMUNDA GERÇEKLEŞTİRİLEN HIRSIZLIK ( Kilit Kırılarak Gerçekleştirilen/5237 S.K. Md. 142/2-d yerine 142/1-a’nın Uygulanması Gereği – Sanığın Eyleminin Ayrıca İşyeri Dokunulmazlığının İhlali ve Kamu Malına Zarar Verme Suçunu Oluşturacağı )

• İŞYERİ DOKUNULMAZLIĞI ( Türkiye Taşkömürü Kurumu Müessesesine Ait Bant Taburunun Kilit Kırılarak Çalındığı – Sanığın Eyleminin Ayrıca İşyeri Dokunulmazlığının İhlali ve Kamu Malına Zarar Verme Suçunu Oluşturduğunun Gözetileceği )

• KAMU MALINA ZARAR VERME ( Türkiye Taşkömürü Kurumu Müessesesine Ait Bant Taburunun Kilit Kırılarak Çalındığı – Sanığın Eyleminin Ayrıca İşyeri Dokunulmazlığının İhlali ve Kamu Malına Zarar Verme Suçunu Oluşturduğunun Gözetileceği )

5237/m.116, 142, 152

ÖZET : Türkiye Taşkömürü Kurumu Müessesesine ait bant taburunun kilitli bulunan demir kapının kilitleri kırılarak çalındığının anlaşılmasına göre eylemin 5237/m.142/2-d yerine 142/1-a kapsamında değerlendirilmesi gerekir. Sanığın eyleminin işyeri dokunulmazlığının ihlali suçunu ve kamu malına zarar verme suçunu oluşturduğu gözetilmelidir.

DAVA : Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

KARAR : Gerekçeli karar başlığına yanlış yazılan suç tarihinin yerinde düzeltilmesi olanaklı görülmüş,

Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1-) Türkiye Taşkömürü Kurumu Karadon Müessesesine ait kömür taşıyan bantlarda kullanılan ve tanbur olarak ifade edilen çelikten yapılma 2000 kg ağırlığındaki bant tanburunun 70 metrelik tünelden geçirilerek ve kilitli bulunan demir kapının kilitleri kırılarak çalındığının anlaşılmasına göre eylemin, 5237 Sayılı T.C.K.nın 142/1-a maddesine uyan suçu oluşturduğu gözetilmeden, haksız yere elde bulundurulan veya taklit anahtarla ya da diğer bir aletle kilit açmak suretiyle işlenen hırsızlık suçlarında uygulama olanağı bulunan aynı Yasanın 142/2-d maddesi ile hüküm kurulması,

2-)5237 Sayılı T.C.K.nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 Sayılı T.C.K.nın 493/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, eylemin hırsızlığın yanı sıra 5237 Sayılı Kanunun 116/2. maddesine uyan işyeri dokunulmazlığının ihlali suçunu ve 152/1-a maddesine uyan kamu malına zarar verme suçunu da oluşturduğu halde bu suçlarla ilgili bir uygulama yapılmaması,

3-) 5252 Sayılı Kanunun 9/3. maddesi uyarınca sanık yararına olan hükümün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı, 765 Sayılı Kanun hükümleri uyarınca uygulanan yasa maddeleri ve ceza sürelerinin denetime olanak sağlanması bakımından karar yerinde gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Kabule göre de;

Kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezasıyla mahkumiyetinin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 Sayılı T.C.K.nın 53/1. maddesinin ( a ), ( b ), ( c ), ( d ), ( e ) bendinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükümün açıklanan sebeplerle istem gibi BOZULMASINA, 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 Sayılı C.M.U.K.nun 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının korunmasına, 18.7.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: