Mala Zarar Verme

Mala Zarar Verme

MADDE 151 – (1) Başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hale getiren veya kirleten kişi, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

(2) Haklı bir neden olmaksızın, sahipli hayvanı öldüren, işe yaramayacak hale getiren veya değerinin azalmasına neden olan kişi hakkında yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.

T.C.

YARGITAY

9. CEZA DAİRESİ

E. 2011/9814

K. 2012/5939

T. 9.5.2012

• MALA ZARAR VERME ( Sanığın Bahçesine Taşan Yan Komşunun Ağacını Hiçbir Uyarıda Bulunmadan Kestiği – Hakkın Kullanımından Sözedilemeyeceği )

• HUKUKA UYGUNLUK HALİ ( Sanığın Bahçesine Taşan Yan Komşunun Ağacını Hiçbir Uyarıda Bulunmadan Kestiği – Hakkın Kullanımından Sözedilemeyeceği/Eyleminin Zorunluluk Hali Nedeniyle Gerçekleştirildiğinden Ceza Verilmesine Yer Olmadığına Karar Verileceği )

• ZORUNLULUK HALİ ( Sanığın Bahçesine Taşan Yan Komşunun Ağacını Hiçbir Uyarıda Bulunmadan Kestiği – Zorunluluk Hali Söz Konusu Olduğundan Ceza Verilmesine Yer Olmadığına Karar Verileceği/Mala Zarar Verme )

• KOMŞUNUN AĞACININ DALLARI BAHÇESİNE GELEN SANIĞIN HİÇBİR UYARI YAPAMADAN DALLARI KESMESİ ( Zorunluluk Hali Söz Konusu Olduğundan Ceza Verilmesine Yer Olmadığına Karar Verileceği Mala Zarar Verme )

5237/m. 25, 151

4721/m. 683, 740

ÖZET : Sanık ile katılanın bitişik arazilerde komşu oldukları, katılana ait ağacın dallarının sanığa ait bahçeye taştığı ve slaj makinesinin kullanılmasına engel olduğu sabit ise de, sanığın taşan dalları kaldırması hususunda henüz bir uyarıda bulunmaması ve katılanın da uygun bir süre içinde taşkın dalları kaldırmaması keyfiyetinin olayda gerçekleşmemesi nedeniyle sanığın taşkın kısımdaki dalları kesme ve mülkiyetine geçirme hakkının henüz doğmadığı, bu nedenle hakkın kullanımından söz edilemeyeceği gözetilmelidir.

Öte yandan sanığın taşkın dalları kesmek biçimindeki eyleminin zorunluluk hali nedeniyle gerçekleştirilmesinden dolayı ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir.

DAVA : Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Türk Medeni Kanunu’nun “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683. maddesi; “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir” hükmü ile malikin mülkiyet hakkını yasal sınırlar içinde kullanabilme yetkisini düzenlemiştir. Öte yandan, anılan Kanun’un taşınmaz mülkiyet hakkının kısıtlamalarını düzenleyen “komşu hakkı” bölümünde yer alan 740. maddesi ise, başkasının mülküne taşarak zarar veren dal ve köklerin, zarar gören mülk sahibinin istemi üzerine uygun bir süre içinde kaldırılmaması halinde, zarar gören mülk sahibi tarafından kesilebileceği ve kendi mülkiyetine geçirilebileceği hükmünü içermektedir. Görüleceği üzere bu madde ile de mülkiyetin taşkın kullanımına kısıtlama getirilmiştir. Buna göre, mülk sahibi bu hakkını, önceden istemde bulunmasına karşın taşan dal ve kökler uygun bir süre içinde kaldırılmadığı takdirde kendisi kullanabileceği gibi, bu zararın mahkeme aracılığı ile giderilmesini de isteyebilir.

Somut olayda, sanık ile katılanın bitişik arazilerde komşu oldukları, katılana ait ağacın dallarının sanığa ait bahçeye taştığı ve slaj makinesinin kullanılmasına engel olduğu sabit ise de, sanığın taşan dalları kaldırması hususunda henüz bir uyarıda bulunmaması ve katılanın da uygun bir süre içinde taşkın dalları kaldırmaması keyfiyetinin olayda gerçekleşmemesi nedeniyle sanığın Türk Medeni Kanunu’nun 740. maddesinde belirtilen şekilde taşkın kısımdaki dalları kesme ve mülkiyetine geçirme hakkının henüz doğmadığı, bu nedenle hakkın kullanımından ve dolayısıyla hukuka uygunluk halinin varlığından söz edilemeyeceği ve CMK’nın 223. maddesinin 2. fıkrasının ( d) bendi uyarınca beraat kararı verilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığından, tebliğnamede sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozma öneren düşünceye iştirak edilmemiştir.

Öte yandan sanığın taşkın dalları kesmek biçimindeki yukarıda açıklanan eyleminin zorunluluk hali nedeniyle gerçekleştirilmesinden dolayı ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, hukuka uygunluk sebebinin varlığı nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi sonucu itibariyle doğru bulunduğundan, gerekçedeki bu isabetsizlik bozma nedeni yapılmamıştır.

SONUÇ : Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre Cumhuriyet Savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ( ONANMASINA), 09.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

9. CEZA DAİRESİ

E. 2010/14939

K. 2012/614

T. 12.1.2012

• MALA ZARAR VERME SUÇU ( Konusunun Başkasının Mülkiyetinde Bulunan Taşınır veya Taşınmaz Mal Olduğu – Maliki Bulunduğu Mala Zarar Verme Eyleminde Suçun Maddi Unsuru Gerçekleşmediğinden Beraatine Karar Verileceği )

• MALİKİ OLDUĞU EVE ZARAR VERME ( Kiracısının Oturduğu Evin Kapısının Camını ve Elektrik Anahtarını Kırması Eyleminde Mala Zarar Verme Suçunun Yasal Unsurları Oluşmadığı – Mahkumiyetine Karar Verilemeyeceği )

• KONUT DOKUNULMAZLIĞINI İHLAL ( Suçun Niteliği Hükmolunan Cezanın Süresi Gözetilip Adli Sicil Kaydı Değerlendirilerek Sanığın Hukuki Durumunun Takdir ve Tayini Gerektiğinin Gözetileceği )

5271/m.231

5237/m.151

ÖZET: Mala zarar verme suçunun konusunun başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz mal olduğu, failin maliki bulunduğu mala zarar verme eyleminde suçun maddi unsurunun gerçekleşmeyeceği, kira bedelinin ödenmemesi nedeniyle çıkan tartışmada sanığın maliki olduğu kiralayan katılan tarafından oturulan evin oda kapısının camını ve elektrik anahtarını kırması eyleminde mala zarar verme suçunun yasal unsurları oluşmadığından bu suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır.

DAVA : Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : 1- Mala zarar verme suçunun konusunun başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz mal olduğu, failin maliki bulunduğu mala zarar verme eyleminde suçun maddi unsurunun gerçekleşmeyeceği, kira bedelinin ödenmemesi nedeniyle çıkan tartışmada sanığın maliki olduğu kiralayan katılan tarafından oturulan evin oda kapısının camını ve elektrik anahtarını kırması eyleminde mala zarar verme suçunun yasal unsurları oluşmadığından bu suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,

2- Konut dokunulmazlığını ihlal suçu yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5560 sayılı Kanunun 23. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması”na ilişkin düzenleme karşısında; suçun niteliği, hükmolunan cezanın süresi gözetilip dosyada bulunan adli sicil kaydı da değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiğinin gözetilmemesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 12.01.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

T.C.

YARGITAY

9. CEZA DAİRESİ

E. 2009/22114

K. 2011/29149

T. 28.11.2011

• MALA ZARAR VERME ( Sanıklar Arasında Menfaat Uyuşmazlığı Bulunduğu – Sanıkların Ayrı Ayrı Müdafiiler Tarafından Temsil Edileceği )

• SANIKLAR ARASINDA MENFAAT UYUŞMAZLIĞI BULUNMASI ( Sanıkların Ayrı Ayrı Müdafiiler Tarafından Temsil Edileceği – Mala Zarar Verme )

5271/m. 152

5237/m. 151

ÖZET : Mala zarar verme suçunda sanıklar arasında menfaat uyuşmazlığı bulunduğu gözetilerek sanıkların ayrı ayrı müdafiler tarafından temsil edilmeleri gerekir.

DAVA : Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Mala zarar verme suçunda sanıklar hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükümlere yönelik incelemeye gelince;

Ceza Genel Kurulunun 20.10.2009 gün ve 2009/1 – 85/242 sayılı kararında açıklandığı üzere; sanıklardan birisinin savunulmasının diğer sanık yönünden savunmada zaafiyet yarattığı durumlarda sanıklar arasında menfaat uyuşmazlığı bulunduğunun kabulü gerektiğinden; mala zarar verme suçunun failleri olarak yargılanan ve aralarında menfaat çatışması bulunan sanıkların ayrı ayrı müdafiler tarafından temsil edilmeleri gerekirken, aynı müdafii tarafından temsil edilmeleri suretiyle 1136 sayılı Avukatlık Yasasının 38 ve 5271 sayılı CMK’nın 152. maddelerine aykırı davranılması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş olup, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükümlerin bu sebeple BOZULMASINA, 28.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

13. CEZA DAİRESİ

E. 2011/19484

K. 2011/6494

T. 28.11.2011

• NİTELİKLİ HIRSIZLIK ( Evin Müştemilatı Olan Yerde Kapı Kilidinin Kırılması Suretiyle Hırsızlık – Muhafaza Altına Alınan Eşya Hakkında Hırsızlık Hükümlerinin Uygulanacağı )

• MUHAFAZA ALTINA ALINMIŞ EŞYA HAKKINDA HIRSIZLIK ( Evin Müştemilatı Olan Yerde Kapı Kilidinin Kırılması Suretiyle Hırsızlık – Eylemin Aynı Zamanda Mala Zarar Verme Suçunu Oluşturacağı )

• UZLAŞMA ( Evin Müştemilatı Olan Yerde Kapı Kilidinin Kırılması Suretiyle Hırsızlık – Eylemin Aynı Zamanda Mala Zarar Verme Suçunu Oluşturacağı/Sanıklar ve Müştekiye Uzlaşma Teklif Edileceği )

• MALA ZARAR VERME ( Evin Müştemilatı Olan Yerde Kapı Kilidinin Kırılması Suretiyle Hırsızlık – Eylemin Aynı Zamanda Mala Zarar Verme Suçunu Oluşturacağı/Sanıklar ve Müştekiye Uzlaşma Teklif Edileceği )

5237/m.142, 151

ÖZET : Sanığa ait hayvanların evin müştemilatı niteliğinde olan ahır olarak kullanılan yerden, kapı kilitlerinin kırılması suretiyle çalındığının anlaşılması karşısında; eylemin muhafaza altına alınmış eşya hakkında (nitelikli hırsızlık) hırsızlık suçunu oluşturduğu dikkate alınmalıdır. Eylemin mala zarar suçunu oluşturduğu gözetilerek, mala zarar verme suçundan sanıklar ve müştekiye uzlaşma teklif edilerek sonucuna göre, mala zarar verme suçundan hüküm kurulup kurulmayacağı gözetilmelidir.

DAVA : Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

KARAR : Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Suça konu 10 adet büyükbaş hayvanın müştekiye ait taştan, üstü toprakla örtülü, dört duvarla çevrili, evi ile bitişik ve evin müştemilatı niteliğinde olan ahır olarak kullanılan yerden, kapı kilitlerinin kırılması suretiyle çalındığının anlaşılması karşısında; eylemin 5237 Sayılı T.C.K.nın 142/1-b maddesine uyan suçu oluşturduğu gözetilmeden, aynı maddenin 2 fıkrasının (g) bendiyle yazılı biçimde uygulama yapılması ve eylemin 5237 Sayılı T.C.K.nın 142/1-b maddesinin yanında aynı Kanunun 151/1 inci maddesinde düzenlenen mala zarar suçunu oluşturduğu gözetilerek, mala zarar verme suçundan sanıklar ve müştekiye uzlaşma teklif edilerek sonucuna göre, MALA ZARAR VERME suçundan hüküm kurulup kurulmayacağının takdir edilmemesi,

5237 Sayılı T.C.K.nun 53/1 inci maddesinin (c) fıkrasındaki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun KOŞULLU SALIVERME tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin 3. fıkrasına aykırı davranılması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, açıklanan sebeple isteme uygun olarak BOZULMASINA, 5320 Sayılı Kanunun 8/1 inci maddesi aracılığıyla 1412 Sayılı CMUK.nun 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın korunmasına, 28.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: