Kötü muamele

Kötü muamele

MADDE 232 – (1) Aynı konutta birlikte yaşadığı kişilerden birine karşı kötü muamelede bulunan kimse, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) İdaresi altında bulunan veya büyütmek, okutmak, bakmak, muhafaza etmek veya bir meslek veya sanat öğretmekle yükümlü olduğu kişi üzerinde, sahibi bulunduğu terbiye hakkından doğan disiplin yetkisini kötüye kullanan kişiye, bir yıla kadar hapis cezası verilir.

T.C.

YARGITAY

4. CEZA DAİRESİ

E. 2009/1540

K. 2011/2345

T. 23.2.2011

• AİLE BİREYLERİNE KÖTÜ DAVRANMA (Yaralama Tehdit Sövme Gibi Yasanın Başka Maddelerinde Açıkça Düzenlenmiş Suçlar Dışında Kalan Çıplak Gezdirme Aç Bırakma Sürekli Alay Etme Korkutma Gibi Merhamet ve Şefkatle Bağdaşmayan Eylemleri Kapsadığı)

• YARALAMA TEHDİT SÖVME (Aile Bireylerine Kötü Davranma Suçu – Yasanın Başka Maddelerinde Açıkça Düzenlenmiş Suçlar Dışında Kalan Çıplak Gezdirme Aç Bırakma Sürekli Alay Etme Korkutma Gibi Merhamet ve Şefkatle Bağdaşmayan Eylemleri Kapsadığı)

• EŞE KARŞI KÖTÜ MUAMELE (Koruma Kararına Aykırı Davranma Hem de T.C.Y.’nın 232/1 Md.sine Uyan Kötü Muamele Suçlarını Oluşturduğu Gözetilerek Her İki Yasa İle Ayrı Ayrı Mahkumiyet Hükmü Kurulması Gerektiği)

4320/m.2/4

5237/m.232/1

ÖZET : Aile bireylerine kötü davranma suçu; yaralama, tehdit, sövme gibi Yasanın başka maddelerinde açıkça düzenlenmiş suçlar dışında kalan, çıplak gezdirme, aç bırakma, sürekli alay etme, korkutma gibi merhamet ve şefkatle bağdaşmayan eylemleri kapsamaktadır. Somut olayda, Asliye Hukuk Mahkemesince, eşine karşı korku ve şiddete yönelik davranışta bulunmamasına ilişkin tedbir kararı verilen sanığın, tedbir süresi dolmadan gerçekleşen tartışma sırasında, iki gün önce doğum yapan eşini kolundan tutup “defol git” diyerek evden dışarıya atma biçimindeki merhamet ve şefkatle bağdaşmayan eyleminin, 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Yasanın 2/4 maddesindeki özel gerçek içtima hükmü uyarınca, hem 4320 sayılı yasa hükümlerine göre verilen koruma kararına aykırı davranma, hem de T.C.Y.’nın 232/1 maddesine uyan kötü muamele suçlarını oluşturduğu gözetilerek her iki yasa ile ayrı ayrı mahkumiyet hükmü kurulması gerekirken eşe karşı kötü muamele suçundan sanığın beraatine karar verilmesi, yasaya aykırıdır.

DAVA : Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

KARAR : Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Aile bireylerine kötü davranma suçu; yaralama, tehdit, sövme gibi Yasanın başka maddelerinde açıkça düzenlenmiş suçlar dışında kalan, çıplak gezdirme, aç bırakma, sürekli alay etme, korkutma gibi merhamet ve şefkatle bağdaşmayan eylemleri kapsamaktadır. Somut olayda, Tosya Asliye Hukuk Mahkemesince, eşine karşı korku ve şiddete yönelik davranışta bulunmamasına ilişkin tedbir kararı verilen sanığın, tedbir süresi dolmadan gerçekleşen tartışma sırasında, iki gün önce doğum yapan eşini kolundan tutup “defol git” diyerek evden dışarıya atma biçimindeki merhamet ve şefkatle bağdaşmayan eyleminin, 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Yasanın 2/4 maddesindeki özel gerçek içtima hükmü uyarınca, hem 4320 sayılı yasa hükümlerine göre verilen koruma kararına aykırı davranma, hem de T.C.Y.’nın 232/1 maddesine uyan kötü muamele suçlarını oluşturduğu gözetilerek her iki yasa ile ayrı ayrı mahkumiyet hükmü kurulması gerekirken eşe karşı kötü muamele suçundan sanığın beraatine karar verilmesi,

SONUÇ : Yasaya aykırı ve O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesinden başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 23.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

T.C.

YARGITAY

4. CEZA DAİRESİ

E. 2008/10591

K. 2010/6251

T. 6.4.2010

• AİLE BİREYLERİNE KÖTÜ DAVRANMA ( Yasada Düzenlenmiş Suçlar Dışındaki Merhamet ve Şefkatle Bağdaşmayan Eylemleri Kapsadığı – Sanığın Alkollü Olarak Nedensiz Eşini Yaralaması/Kasten Yaralama Suçunu Oluşturacağı )

• KASTEN YARALAMA SUÇU ( Sanığın Alkollü Olarak Nedensiz Eşini Yaralaması – Aile Bireylerine Kötü Davranma Suçunun Yasada Düzenlenmiş Suçlar Dışındaki Merhamet ve Şefkatle Bağdaşmayan Eylemleri Kapsadığı )

• MERHAMET VE ŞEFKATLE BAĞDAŞMAYAN EYLEMLER ( Aile Bireylerine Kötü Davranma Suçunu Oluşturacağı – Sanığın Alkollü Olarak Nedensiz Eşini Yaralamasının Kasten Yaralama Suçunu Oluşturacağı )

5237/m. 86/2-3, 232/1

ÖZET : Aile bireylerine kötü davranma suçu, yaralama, tehdit, sövme gibi Yasanın başka maddelerinde açıkça düzenlenmiş suçlar dışında kalan merhamet ve şefkatle bağdaşmayan eylemleri kapsadığından, sanığın alkollü olarak nedensiz yere eşini yaralaması kasten yaralama suçunu oluşturur.

DAVA : Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

KARAR : Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1- 5237 sayılı TCY’nin 232/1. maddesinde düzenlenen aynı konutta birlikte yaşadığı kişilerden birine karşı kötü muamelede bulunma suçu; yaralama, tehdit, sövme gibi Yasanın başka maddelerinde açıkça suç olarak tanımlanmış eylemler dışında kalan, çıplak gezdirme, aç bırakma, sürekli alay etme, korkutma gibi merhamet ve şefkatle bağdaşmayan eylemleri kapsar. Yargılamaya konu somut olayda; sanığın alkollü olarak nedensiz yere eşi olan mağdureye vurarak kasten yaralama suçunu işlediğinin anlaşılması karşısında, 5237 sayılı TCK’nın 86/2, 86/3-a maddeleri gereğince hüküm kurulması gerekirken, aile bireylerine kötü davranma suçundan hükümlülük kararı verilmesi,

2- 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 108. maddesi uyarınca denetim süresini belirleme ve gerektiğinde uzatma görevi, hükümlünün infaz aşamasındaki davranışlarını da değerlendirerek koşullu salıverme ile ilgili kararı verecek olan mahkemeye ait olacağı gözetilmeden; hükümde, mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı TCY’nin 58/7. maddesi gereğince “mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, denetimli serbestlik tedbirinin süresinin de belirlenmesi,

SONUÇ : Yasaya aykırı ve sanığın temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki kısmen değişik gerekçe ile yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle ( HÜKMÜN BOZULMASINA ), CYY’nin 326. maddesi gözönüne alınarak yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 06.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

YARGITAY

4. CEZA DAİRESİ

E. 2008/7450

K. 2010/855

T. 28.1.2010

• AİLE BİREYLERİNE KÖTÜ DAVRANMA ( Merhamet ve Şefkatle Bağdaşmayan Eylemleri Kapsadığı – Sanığın Tehdit Eylemi İçin de Ek Savunma Hakkı Verilerek Ayrıca Hüküm Kurulması Gereği )

• MERHAMET VE ŞEFKATLE BAĞDAŞMAYAN EYLEMLER ( Aile Bireylerine Kötü Davranma Suçunu Oluşturduğu – Tehdit Eyleminden de Ayrıca Dava Açılıp Hüküm Kurulacağı )

• TEHDİT ( Aile Bireylerine Kötü Davranma Suçu İçinde Değerlendirilemeyeceği – Sanığın Tehdit Eylemi İçin de Ek Savunma Hakkı Verilerek Ayrıca Hüküm Kurulması Gereği )

5237/m. 106/1, 232/1

ÖZET : Aile bireylerine kötü davranma suçu Yasanın başka maddelerinde açıkça düzenlenmiş suçlar dışında kalan merhamet ve şefkatle bağdaşmayan eylemleri kapsadığından, sanığın tehdit eyleminde de bulunduğu anlaşıldığından, ek savunma hakkı verilerek tehdit suçundan ayrıca hüküm kurulması gerekir.

DAVA : Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

KARAR : Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak;

765 sayılı TCY 478/1, 5237 sayılı TCY 232/1 maddesinde düzenlenen aile bireylerine kötü davranma suçu; yaralama, tehdit, sövme gibi Yasa’nın başka maddelerinde açıkça düzenlenmiş suçlar dışında kalan, çıplak gezdirme, aç bırakma, sürekli alay etme, korkutma gibi merhamet ve şefkatle bağdaşmayan eylemleri kapsar. Somut olayda; iddianamedeki açıklamalara göre sanığın tehdit eyleminden de dava açılması ve sanığın eşi olan katılanı olay günü evden kovma dışında tehdit ettiği katılanın beyanı ile tanık Gamze’nin anlatımından anlaşılması karşısında, ek savunma hakkı verilerek tehdit suçundan ayrıca hükmün kurulması gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle aile bireylerine kötü davranma suçundan beraat kararı verilmesi,

SONUÇ : Yasaya aykırı ve katılan Fatma vekilinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden ( HÜKMÜN BOZULMASINA ), yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 28.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

T.C.

YARGITAY

6. CEZA DAİRESİ

E. 2006/14480

K. 2010/598

T. 27.1.2010

• HAPİS CEZASININ ADLİ PARA CEZASINA ÇEVRİLMESİ ( Uygulanan Yasa ve Maddenin Gösterilmesi Gerektiği – Para Cezasına Gecikme Zammı Uygulanamayacağı )

• PARA CEZASINA GECİKME ZAMMI UYGULANAMAYACAĞI ( 5237 S.K’da Para Cezalarının İnfazı Sırasında Gecikme Zammına Yer Verilmediği )

• GECİKME ZAMMI ( Hırsızlık ve Hırsızlık Malı Satın Alma – 5237 S.K’da Para Cezalarının İnfazı Sırasında Gecikme Zammına Yer Verilmediği )

• HIRSIZLIK VE HIRSIZLIK MALI SATIN ALMA ( Hapis Cezası Adli Para Cezasına Çevrilirken Uygulanan Yasa ve Maddelerin Gösterilmesi Gerektiği – Para Cezasına Gecikme Zammının Uygulanamayacağı )

5237/m.232

5275/m.106,122

647/m.5

6183/m.51

ÖZET : Sanıklar, hırsızlık ve hırsızlık malı satın alma suçlarından yargılanmışlardır. Hapis cezası adli para cezasına çevrilirken uygulanan yasa ve maddeler gösterilmelidir. 5237 Sayılı Kanunda, para cezalarının infazı sırasında gecikme zammına yer verilmemiştir. Yasal değişikliklere rağmen para cezasının süresinde ödenmemesi halinde gecikme zammına hükmedilmesi hatalıdır.

DAVA : Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

KARAR : 1- Sanık Uğur hakkında, hüküm tarihinden önce yürürlüğe giren 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasası’nın 23 ve 24. maddeleri yönünden değerlendirme yapılması gerektiğinin düşünülmemesi,

2- Sanık Uğur yönünden hükmolunan hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında, yasa ve maddesinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nun 232/6. maddesine aykırı davranılması,

3- Sanık Uğur hakkında, 5237 Sayılı Yasada, para cezalarının infazı sırasında gecikme zammına yer verilmemiş olması karşısında, 5275 Sayılı Yasanın 106 ve 122. maddeleri de gözetilerek, 4786 Sayılı Yasa ile 647 Sayılı Yasanın 5. maddesinde yapılan değişiklik uyarınca 6183 Sayılı Yasanın 51. maddesine göre para cezasının süresinde ödenmemesi halinde, gecikme zammına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,

4- Hırsızlık ile suça konu eşyayı satın almak eylemlerinin birbirinden ayrı suçlar olduğu, her bir sanığa, sarfına neden olduğu yargılama giderinin ayrı ayrı yükletilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

5- Sanıklar hakkında önceden verilmiş olan 19.04.2005 gün ve 2005/72-2005/125 sayılı hükmün sanık Yunus tarafından temyiz olunmaksızın kesinleştiği, sanık Uğur yönünden ise anılan kararın temyizi üzerine;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 5320 Sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca 5237 Sayılı Yasanın yürürlüğe girmesi nedeniyle lehe yasanın belirlenip uygulanması için iade edildiğinin anlaşılması karşısında, dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 18.09.2007 gün ve 2007/125-2007/186 sayılı kararında da açıklandığı üzere, sanık Uğur yönünden genel hükümlere göre sürmekte olan dava ile adı geçen hükümlü Yunus hakkındaki uyarlama yargılaması davalarının farklı hükümlere bağlı olması nedeniyle birlikte görülemeyeceği gözetilmeden, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9. maddesi uyarınca, hükümlü Yunus hakkındaki dava yönünden ayırma kararı verilmeden yargılamaya devam edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet Savcısı ile sanık Uğur savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, sanık Yunus hakkında diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenlerle kısmen istem gibi BOZULMASINA, 27.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: