Konut Dokunulmazlığının İhlali

Konut Dokunulmazlığının İhlali

MADDE 116 – (1) Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girdikten sonra buradan çıkmayan kişi, mağdurun şikayeti üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Evlilik birliğinde aile bireylerinden veya konutun birden fazla kişi tarafından ortak kullanılması durumunda bu kişilerden birinin rızası varsa, yukarıdaki fıkra hükmü uygulanmaz. Ancak bunun için rıza açıklamasının meşru bir amaca yönelik olması gerekir. (Değişik 2. fıkra: 5328 – 31.3.2005 / m.8) (2) Birinci fıkra kapsamına giren fiillerin, açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentileri hakkında işlenmesi halinde, mağdurun şikayeti üzerine altı aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur.

(3) Birinci fıkra kapsamına giren fiillerin, açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentileri hakkında işlenmesi halinde, altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. (Değişik 3. fıkra: 5328 – 31.3.2005 / m.8) (3) Evlilik birliğinde aile bireylerinden ya da konutun veya işyerinin birden fazla kişi tarafından ortak kullanılması durumunda bu kişilerden birinin rızası varsa, yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Ancak bunun için rıza açıklamasının meşru bir amaca yönelik olması gerekir.

(4) Fiilin, cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle ya da gece vakti işlenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

T.C.

YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

E. 2011/3-330

K. 2011/292

T. 27.12.2011

• KONUT DOKUNULMAZLIĞINI İHLAL ( Zamanaşımı Süresinin 5 Yıl Olduğu/Sürenin 7 Yıl 6 Aya Kadar Uzayabileceği – Zamanaşımının Dolduğunun Kabulü Gereği )

• YARALAMA ( Zamanaşımı Süresinin 5 Yıl Olduğu/Sürenin 7 Yıl 6 Aya Kadar Uzayabileceği – Zamanaşımının Dolduğunun Kabul Edileceği )

• DAVA ZAMANAŞIMI ( Konut Dokunulmazlığını İhlal ve Yaralama – Suçlar İçin Öngörülen Zamanaşımı Süresinin Dolduğunun Gözetileceği )

5237/m.86, 116

765/m.102, 104

ÖZET : Sanığın konut dokunulmazlığını ihlal ve yaralama suçlarından cezalandırılmasına karar verilen somut olayda, uyuşmazlık, dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesine ilişkindir. Bu suçlarda asıl zamanaşımının 5 yıl kesintili zamanaşımı yedi yıl altı aydır. Zamanaşımının dolduğu gözetilmelidir.

DAVA : Sanık T. B.’ın yaralama suçundan 765 Sayılı T.C.K.nın 456/4 üncü maddesi uyarınca 2 ay, geceleyin konut dokunulmazlığını ihlal suçundan aynı Kanunun 193/2 nci maddesi uyarınca 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin, Antalya 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 02.06.2004 gün ve 472-799 Sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yasa değişiklikleri sebebiyle iade edilmesi sonucunda Antalya 1. Asliye Ceza Mahkemesince 5.3.2008 gün ve 1258-158 sayı ile;

“… 765 Sayılı yasa hükümleri lehe kabul edilerek sanığın yaralama suçundan 765 Sayılı T.C.K.nın 456/4 üncü maddesi uyarınca 2 ay, geceleyin konut dokunulmazlığını ihlal suçundan 193/2 nci maddesi uyarınca 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına…” karar verilmiştir. Hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesince 1.11.2010 gün ve 11122-16409 sayıyla onanmasına karar verilmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 26.9.2011 gün ve 261975 sayı ile;

” … 04.04.2003 tarihinde işlenen konut dokunulmazlığını bozmak ve kasten yaralamak suçundan 05.04.2003 tarihinde tutuklanan sanık hakkında 7.4.2003 tarihinde iddianame düzenlenmiş, 6.5.2003 tarihli celsede savunması alınmış, yargılama sonucunda 02.06.2004 tarihli kararla atılı suçlardan, 765 Sayılı T.C.K.nın 193/2 ve 456/4 üncü maddeleri uyarınca 6 ve 2 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiş, sanık müdafii 4.6.2004 tarihli dilekçeyle kararı temyiz etmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 31.8.2005 tarihli yazısıyla 5237 Sayılı T.C.K.da yer alan yeni düzenlemelerin, mahkemesince yeniden değerlendirme yapılmasını gerekli kıldığından dosya iade edilmiş, yapılan değerlendirme ve yargılama sonucunda sanık tekrar 5.3.2008 tarihinde konut dokunulmazlığını bozmak ve kasten yaralama suçlarından 765 Sayılı T.C.K.nın 193/2 ve 456/4 üncü maddesi uyarınca 6 ve 2 ay hapis cezasıyla cezalandırılmıştır.

Sanığa yüklenen ve 765 Sayılı T.C.K.nın 193/2 ve 456/4 üncü maddesine uyan konut dokunulmazlığını bozmak ve kasten yaralamak suçlarının gerektirdiği cezanın miktar ve nevi itibariyle tabi olduğu 765 Sayılı T.C.K.nın 102/4 ve 104/2 nci maddelerinde düzenlenen 7 yıl 6 aylık kesintili zamanaşımının, 04.04.2003 olan suç tarihine göre 04.10.2010 tarihi itibariyle gerçekleştiği halde, Yüksek Dairece bu konu gözetilmeden ve bu tarihten sonra 01.11.2010 tarihinde onama kararı verilmiştir.

Halbuki, inceleme tarihinde zamanaşımı gerçekleştiğinden, 1412 Sayılı C.M.U.K.nun 322 nci maddesi uyarınca sanık hakkındaki kamu davalarının, 765 Sayılı T.C.K.’nın 102/4 ve 104/2 ve 5271 Sayılı C.M.K.nun 223/8 inci maddeleri gereğince düşürülmesine karar verilmesi gerekmektedir…”,

Görüşüyle itiraz yasa yoluna başvurarak, Özel Daire onama kararının kaldırılmasına, 1412 Sayılı cyuy’nın 322 nci maddesi uyarınca sanık hakkındaki kamu davasının, 765 Sayılı T.C.K.nın 102/4, 104/2 ve 5271 Sayılı C.M.K.nın 223/8 inci maddeleri gereğince düşürülmesine karar verilmesi isteminde bulunmuştur.

Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:

KARAR : Sanığın konut dokunulmazlığını ihlal ve yaralama suçlarından cezalandırılmasına karar verilen somut olayda, Özel Daireyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, Özel Dairece incelemenin yapıldığı 01.11.2010 tarihi itibarıyla dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya içeriğine göre;

04.04.2003 tarihinde işlenen yaralama ve geceleyin konut dokunulmazlığını ihlal eylemleri sebebiyle kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonucunda sanığın mahkûmiyetine karar verildiği,

Yargılama sürecinde dava zamanaşımını durduran bir nedenin olmadığı,

Zamanaşımını kesen en son işlemin de 05.03.2008 tarihli mahkûmiyet hükmü olduğu,

Anlaşılmaktadır.

Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan ve lehe hükümler içeren 765 Sayılı Türk Ceza Yasası’nın 193 üncü maddesinde;

“… Bir kimse kendisini oradan çıkartmak hakkını haiz olan birinin rızası hilafında veya hileyle veya gizlice meskenine veya meskeninin müştemilatına girer veya rızasıyla girdikten sonra çıkmazsa sahibinin şikayeti üzerine bir aydan altı aya kadar hapis olunur.

Eğer cürüm geceleyin veya eşhas aleyhinde şiddet istimaliyle veya silahla veya bir çok kimseler tarafından toplu olarak işlenmiş ise ceza altı aydan üç seneye kadar hapistir; müddeiumumilikçe resen takibat yapılır”,

456 ncı maddesinde ise, “…Her kim katil kasdiyle olmaksızın bir kimseye cismen eza verir veya sıhhatini ihlale yahut akli melekelerinde teşevvüş husulüne sebep olursa altı aydan bir seneye kadar hapsolunur.

…Eğer fiil, hiçbir hastalığı veya mütat iştigallerden mahrumiyeti mucip olmamış yahut bu haller on günden ziyade uzamamış ise takibat icrası muntazarrırın şikayetine bağlı olmak şartiyle fail hakkında iki aydan altı aya kadar hapis veya 200 liradan 2.500 liraya kadar ağır para cezası hükmolunur…”

Şeklinde düzenlemeler bulunmaktadır.

Aynı Kanunun 102 nci maddesinde, yasalarda aksine bir hüküm bulunmadıkça kamu davasının maddede yazılı sürelerin geçmesiyle ortadan kalkacağı düzenlenmiş, maddenin 4. fıkrasında da beş seneden fazla olmamak üzere hapis ya da para cezalarını gerektiren suçlarda bu sürenin beş sene olacağı hüküm altına alınmıştır.

Zamanaşımını kesen sebepler ise aynı Kanunun 104/2 nci maddesinde sayılmıştır.

Buna göre;

Bir suçla ilgili olarak;

a-) Sanık hakkında yakalama, tutuklama ve ihzar müzekkereleri düzenlenmesi,

b-)Sanığın adli makamlar huzurunda sorguya çekilmesi,

c-) İddianame düzenlenmesi,

d-)Mahkûmiyet kararı verilmesi,

Hallerinde dava zamanaşımı kesilecektir.

Zamanaşımını kesen bir nedenin bulunması halinde zamanaşımı, kesilme gününden itibaren yeniden işlemeye başlayacak ve zamanaşımı ilgili suça dair olarak Yasada belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzayacaktır.

Ceza Genel Kurulunun 23.1.2007 gün ve 254-5 Sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, yargılama yapılmasına engel olup davayı düşüren hallerden biri olan dava zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi durumunda, yerel mahkeme ya da Yargıtay, re’sen zamanaşımı kuralını uygulayarak kamu davasının düşmesine karar verecektir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Sanığa yüklenen ve 765 Sayılı T.C.K.nın 456 maddesinin 4 üncü fıkrasında düzenlenen yaralama suçuna iki aydan altı aya kadar, 193 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında düzenlenen geceleyin konut dokunulmazlığını ihlal suçuna ise altı aydan üç seneye kadar hapis cezası öngörülmüştür. 765 Sayılı T.C.K.nın 102/4 üncü maddesi uyarınca bu suçların asli dava zamanaşımı beş yıl, 104/2 nci maddesi de göz önünde bulundurulduğunda kesintili zamanaşımı yedi yıl altı aydır. Daha ağır başka suçları oluşturma olanağı bulunmayan suçlar 04.04.2003 tarihinde işlenmiş olup, zamanaşımını durduran bir sebep de bulunmayan inceleme konusu olayda, kesintili zamanaşımının Özel Dairece incelemenin yapıldığı 01.11.2010 tarihinden önce olmak üzere 4.10.2010 günü dolduğu görülmektedir.

Bu itibarla, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının kabulüyle Özel Daire onama kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün gerçekleşen dava zamanaşımı sebebiyle bozulmasına ve sanık hakkında her iki suçtan açılan kamu davasının 5320 Sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 Sayılı C.Y.U.Y.’nın 322 nci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 765 Sayılı T.C.K.nın 102/4, 104/2 ve 5271 Sayılı C.M.K.nın 223/8 inci maddesi uyarınca düşmesine karar verilmelidir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

1-) Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının kabulüne,

2-) Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 1.11.2010 gün ve 11122-16409 Sayılı onama kararının kaldırılmasına,

3-) Antalya 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 5.3.2008 gün ve 1258-158 Sayılı hükmünün gerçekleşen dava zamanaşımı sebebiyle BOZULMASINA,

4-) Yeniden yargılama gerektirmeyen bu konuda, 5320 Sayılı Kanunun 8 inci maddesi gereğince halen yürürlükte bulunan 1412 Sayılı cyuy’nın 322 nci maddesi uyarınca karar verilmesi mümkün bulunduğundan, sanık hakkındaki kamu davalarının 765 Sayılı T.C.K.nın 102/4, 104/2 ve 5271 Sayılı C.M.K.nın 223/8 inci maddeleri uyarınca düşmesine,

5-) Dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 27.12.2011 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

2. CEZA DAİRESİ

E. 2010/16470

K. 2011/39182

T. 21.11.2011

• KONUT DOKUNULMAZLIĞINI BOZMA ( Ev Sahibinin Sanığı İçeri Davet Ettiği/Kapıyı Açan Katılanı Darp Eden Sanığın Katılanın İçeri Kaçması İle Peşinden Giderek Eylemine Devam Ettiği – Ev Sahibinin Şikayetçi Olmadığı/Suçun Ne Şekilde Oluştuğunun Karar Yerinde Tartışılacağı )

• EV SAHİBİNİN SANIĞI İÇERİ DAVET ETMESİ ( Kapıyı Açan Katılanı Darp Eden Sanığın Katılanın İçeri Kaçması İle Peşinden Giderek Eylemine Devam Ettiği – Ev Sahibinin Şikayetçi Olmadığı/Konut Dokunulmazlığını Bozma Suçunun Ne Şekilde Oluştuğunun Karar Yerinde Tartışılması Gereği )

• KASTEN YARALAMA ( Kanun Değişikliği İle Uzlaşma Kapsamına Alındığının Gözetileceği – Bu Tarihten Önceki İşlem İle Yetinilemeyeceği )

• UZLAŞMA ( Kasten Yaralama – Kanun Değişikliği İle Uzlaşma Kapsamına Alındığının Gözetileceği )

5237/m.86, 116

765/m.193,456

5271/m.253

ÖZET : Konut dokunulmazlığını bozma suçunda; ev sahibinin sanığı içeriye davet ettiği, kapıyı açan katılana saldıran ve eve kaçan katılanı darp etmeye devam ettiği olayda ev sahibinin şikayetçi olmadığı anlaşılmaktadır. Suçun ne şekilde oluştuğunun karar yerinde tartışılması gerekir.

Kasten yaralama suçunun ilk hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren Yasa ile uzlaşma kapsamına alındığı ve mağdurun şikayetçi olmadığı da gözetilmelidir. Bu tarihten önce yapılan uzlaşma işlemi ile yetinilmelidir.

DAVA : Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilirken sanığın kişilik özellikleri de dikkate alınarak bir daha suç işlemeyeceği hususunda mahkemeye olumlu kanaat gelmediğinin tartışılması karşısında tebliğnamedeki ( 1 ) nolu bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.

Dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1- Oluşa ve dosya içeriğine göre, sanığın olay günü saat 21.30 sıralarında komşusu ve ev sahibi olan A.’in evine geldiği, kapıyı çalması üzerine, Ahmet’in eşinin kapıyı açtığı, evde diğer katılan Ş.’in de olduğunu öğrenen sanığın Ş.’i kapıya çağırdığı ve kapıya gelen Ş.’e saldırarak darp etmeye başladığı, içeri kaçan Ş.’in peşinden eve girip darp etmeye devam etmesi şeklinde gerçekleşen olayda, ev sahibi A.’in sanığı içeriye davet ettiği ve şikayetçi olmadığı da nazara alındığında rızası hilafına konuta girme unsurunun ne şekilde gerçekleştiği açıklanıp karar yerinde tartışılmadan sanığın konut dokunulmazlığını bozma suçundan mahkumiyetine karar verilmesi,

2- Sanığa atılı ve 765 sayılı TCK’nın 456/1. maddesinde düzenlenen kasten yaralama suçunun ilk hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 19.12.2006 tarih ve 5560 sayılı Yasa ile uzlaşma kapsamına alındığı ve mağdurun şikayetçi olmadığı da gözetilmeden bu tarihten önce yapılan uzlaşma işlemi ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı istem gibi ( BOZULMASINA ), 21.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

2. CEZA DAİRESİ

E. 2009/57096

K. 2011/37787

T. 27.10.2011

• GECELEYİN KONUT DOKUNULMAZLIĞINI BOZMAK ( Ceza Yargılamasının Konusunu ve Hükmün Çerçevesini Oluşturan Sanığın Eylemi İle Eylemin Kanıtlarla Bağlantısı İddianamede Açıkça Gösterilmesi Gerektiği )

• İDDİANAMENİN KAPSAMI ( Geceleyin Konut Dokunulmazlığını Bozmak – Ceza Yargılamasının Konusunu ve Hükmün Çerçevesini Oluşturan Sanığın Eylemi İle Eylemin Kanıtlarla Bağlantısı İddianamede Açıkça Gösterilmesi Gerektiği )

5237/m.116/4

5271/m.170/4, 225/1-2

ÖZET : Ceza yargılamasının konusunu ve hükmün çerçevesini oluşturan sanığın eylemi ile eylemin kanıtlarla bağlantısı iddianamede açıkça gösterilmelidir.

DAVA : Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : 5271 sayılı CMK.’nun 170/4. maddesinde, “iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle değerlendirilerek açıklanır”, aynı Yasa’nın 225. maddesinin 1. fıkrasında, “hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir”, 2. fıkrasında ise “mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir,” hükümleri yer almaktadır. Belirtilen yasa hükümlerine göre, ceza yargılamasının konusunu ve hükmün çerçevesini oluşturan sanığın fiilinin, iddianamede açıkça gösterilmesi gerekmektedir. İncelenen somut olaya ilişkin iddianamede olayın anlatımı ve içeriğine göre sanık hakkında konut dokunulmazlığını bozmak suçundan açılan dava bulunmadığı, sanığın eyleminin dosyada bulunan kanıtlarla bağlantısının açıklanıp gösterilmediği gözetilmeden anılan yasa maddelerine aykırı biçimde hükümlülük kararı verilmesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı istem gibi ( BOZULMASINA ), 27.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

13. CEZA DAİRESİ

E. 2011/13918

K. 2011/3070

T. 19.10.2011

• TAKDİRİ İNDİRİM NEDENLERİ ( 5237 S.K. Sanığın Lehine Hükümler Taşıdığından Mahkemece 765 S.K. Uygulanmış Olmasının Hatalı Olduğu – Hırsızlık ve Konut Dokunulmazlığınını İhlal Suçlarında Sanık Lehine Olan Hükümlerin Uygulanması Gerektiği)

• HIRSIZLIK SUÇU ( 5237 S.K. Sanığın Lehine Hükümler Taşıdığından Mahkemece 765 S.K. Uygulanmış Olmasının Hatalı Olduğu – Hırsızlık ve Konut Dokunulmazlığınını İhlal Suçlarında Sanık Lehine Olan Hükümlerin Uygulanması Gerektiği)

• KONUT DOKUNULMAZLIĞINI İHLAL ( 5237 S.K. Sanığın Lehine Hükümler Taşıdığından Mahkemece 765 S.K. Uygulanmış Olmasının Hatalı Olduğu – Hırsızlık ve Konut Dokunulmazlığınını İhlal Suçlarında Sanık Lehine Olan Hükümlerin Uygulanması Gerektiği)

• BELLİ HAKLARI KULLANMAKTAN YOKSUN BIRAKILMA ( Hükümlülüğün Yasal Sonucu Olan Hak Yoksunluğunun Seçimlik Olmadığı)

• CEZA ( Sanık Hakkında Önceden Verilmiş Cezadan Daha Ağır Bir Ceza Verilemeyeceği)

5237/m. 53/62,116,142,143

765/m. 59,81,493

5271/m. 253,254,307

ÖZET : 5237 Sayılı Yasanın lehe olduğunun kabulü ile yapılan ceza uygulamasında hırsızlık suçundan ve konut dokunulmazlığını ihlal suçundan, sanığa 765 sayılı yasanın uygulanması sonucu tayin edilen sonuç cezanın sanık lehine olduğunun gözetilmemesi hatalıdır. Hükümlülüğün yasal sonucu olan hak yoksunluklarının seçimlik olmaması nedeniyle 5237 Sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasındaki a-c-d ve e bentlerinin de uygulanması gerektiği gözetilmeyerek karar verilmiş olması da hatalıdır.Kabule göre ise sanık hakkında önceden verilmiş cezadan daha ağır ceza verilemeyeceği kuralının gözetilmememesi de hatalıdır.

DAVA : Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

KARAR : Konut dokunulmazlığının ihlali suçundan CMK’nun 253-254. maddeleri uyarınca uzlaşma hükümleri değerlendirilmeden mahkumiyet kararı verilmiş ise de, bozma kararı sonrası yapılan yargılamada sanığın ek savunmasının alınması amacıyla yazılan talimatların, çıkarılan tebligatların sanığın adresten ayrılması ve yeni adresinin tespit edilememesi nedeniyle iade olması sonucu sanığa ulaşılamaması nedeniyle mahkemelerince bila ikmal iade edilmesi ile müştekinin duruşmaya çağrı davetiyesinde köyden adres bırakmadan ayrıldığının belirtilmiş olması karşısında, CMK’nun 254/1. ve 253/6. maddeleri gözetilerek kovuşturmanın uzlaştırma yoluna gidilmeksizin sonuçlandırılabileceğinin belirtilmiş olması karşısında, tebliğnamenin 2 nolu bendine iştirak olunmamıştır.

Sanık hakkında TCK 142/1-b maddesi gereğince tayin edilen 2 yıl hapis cezasına, gece nedeniyle TCK 143 maddesi gereğince 1/6 oranında arttırım yapılırken 2 yıl 4 ay hapis yerine, 2 yıl 4 ay 24 gün hapis olarak hatalı hesaplanması, sonuç cezanın doğru hesaplanması karşısında mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, uyulan bozmaya, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1- 5237 Sayılı Yasanın lehe olduğunun kabulü ile yapılan ceza uygulamasında sanığa hırsızlık suçundan 5237 sayılı TCK’nun 142/1-b, 143, 62. maddeleri uygulanarak 1 yıl 11 ay 10 gün hapis ve konut dokunulmazlığını bozma suçundan aynı yasanın 116/4, 62. maddeleri uygulanarak 10 ay hapis cezası tayin edildiğinin anlaşılması karşısında; 765 sayılı TCK’nun 493/1, 59. ve 81/2. maddelerinin uygulanması sonucu tayin edilen sonuç cezanın sanık lehine olduğunun gözetilmemesi,

2- Hükümlülüğün yasal sonucu olan hak yoksunluklarının seçimlik olmaması nedeniyle 5237 Sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasındaki a-c-d ve e bentlerinin de uygulanması gerektiği gözetilmeyerek, sadece 53/1-b bendinde belirtilen haklardan sanığın mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmiş olması,

Kabul ve uygulamaya göre,

3- 18.12.2003 tarihli hükme yönelik aleyhe temyiz bulunmaması nedeniyle yeniden kurulan hükümde, sanık hakkında önceden verilmiş cezadan daha ağır ceza verilemeyeceği gözetilmeden, 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK 326/son maddesine aykırı davranılması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanık İ. müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye kısmen uygun olarak bozulmasına, 19.10.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.

 

 

One Response to “Konut Dokunulmazlığının İhlali”

  1. Mustafa kursat Says:

    Ben konut dokunulmazligini ihlal ette sucu isledim ve mahkeme bana cezanin ertelenmesi karari verdi
    Belli bir zaman sonra trafik guvenligini tehlikeye sokma(alkollu arac kullandim) sucu isledim.
    Konut dokunulmazligini ihlal ettigim ve ciktigim mahkemede aldigim erteleme bozuluyor bu nasil oluyor.trafik guvenligini tehlikeye sokma obur davayi nasil bozuyor.Bugun mahkemeye cikip ifade verdim.Ifadeyi gerekli mahkemeye gonderdi.sonuc ne gelir bozarmi.Bilgi verirseniz sevinirim.tesekkurler


Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: