Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf

Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf

MADDE 160 – (1) Kaybedilmiş olması nedeniyle malikinin zilyedliğinden çıkmış olan ya da hata sonucu ele geçirilen eşya üzerinde, iade etmeksizin veya yetkili mercileri durumdan haberdar etmeksizin, malik gibi tasarrufta bulunan kişi, şikayet üzerine, bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

T.C.

YARGITAY

11. CEZA DAİRESİ

E. 2007/8395

K. 2010/6006

T. 12.5.2010

• ÖLEN EŞİ NEDENİYLE EMEKLİ SANDIĞINDAN AYLIK ALAN SANIĞIN TEKRAR EVLENMESİ ( Evlendiğini Kuruma Bildirmemesinin Dolandırıcılık Suçunu Oluşturmayacağı – 5237 S.K. Md. 160’da Yer Alan Suçun Oluşacağı )

• DOLANDIRICILIK ( Ölen Eşi Nedeniyle Aylık Alan Sanığın Yeniden Evlenmesine Rağmen Durumu Kuruma Bildirmeyip Aylık Almaya Devam Ettiği – Hileli Davranış Bulunmadığından Dolandırıcılık Suçunun Oluşmayacağı )

• KAYBOLMUŞ VEYA HATA SONUCU ELE GEÇMİŞ EŞYA ÜZERİNDE TASARRUF ( Ölen Eşi Nedeniyle Aylık Alan Sanığın Yeniden Evlenmesine Rağmen Durumu Kuruma Bildirmeyip Aylık Almaya Devam Ettiği – Suçun Oluşacağı )

5237/m.158, 160

ÖZET : Ölen eşinden dolayı şikayetçi kurum olan Emekli Sandığından dul aylığı alan sanığın evlendikten sonra bu durumu kuruma bildirmeyip maaş almaya devam ettiği anlaşılmaktadır. Sanığın hileli davranışı olmadığından dolandırıcılık suçunun oluşmadığı dikkate alınmalıdır. Sanığın eylemi “Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf” suçu olarak değerlendirilmelidir.

DAVA : Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : 1-Dolandırıcılık suçunda unsur olan hileli hareketlerle kişinin aldatılıp, kendi veya bir başkasının mal varlığı aleyhine bir işlemde bulunmaya yöneltilmesi ve bu işlem sonucunda sanığa veya başkalarının yararına haksız bir menfaat sağlanması gerekir. Somut olayda;ölen eşinden dolayı şikayetçi Emekli Sandığı’ndan dul aylığı bağlanan sanığın 02.02.2000 tarihinde bir başka kadın ile resmi olarak evlenmesine karşın bu durumu adı geçen kuruma bildirmeyerek 31.12.2005 tarihine kadar aylık almaya devam etmek suretiyle kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık suçunu işlediği iddia ve kabul olunmuş ise de;bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemenin hileli hareket olarak kabul edilemeyeceği gibi sanığın nüfus kayıtlarındaki bilgilerin her zaman denetlenmesinin de mümkün olduğu, anılan kurumun ihmali sonucu hesabına yatırılan parayı almaya devam etmek biçimindeki sanığın eyleminde dolandırıcılık suçunun unsuru olan hileli hareket bulunmadığından, fiilinin teselsülün son bulduğu tarihte yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK. nun 160. maddesinde yaptırıma bağlanan “hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf” suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde dolandırıcılık suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,

2-Kabul ve uygulamaya göre de;

5237 Sayılı TCK. nun 158. maddesinin 1. fıkrasının ( e ) bendi ile hüküm kurulması halinde maddede öngörülen 5 ila 5.000 tam gün arasında belirlenecek gün birim sayısı üzerinden varsa artırım ve indirim nedenleri uygulanarak tespit olunan sonuç gün ile bir gün karşılığı 20-100 YTL arasında takdir edilecek miktarın çarpımı sonucu bulunan miktar, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az ise adli para cezası asgari bu miktara yükseltilerek, bu miktar üzerinden takdiri indirim hükmü uygulanarak sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeyerek yazılı şekilde ceza tayini,

SONUÇ : Yasaya aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12.05.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.

T.C.

YARGITAY

5. CEZA DAİRESİ

E. 2006/6781

K. 2010/3407

T. 6.5.2010

• ZİMMET ( Suç Duyurusundan Önce Sanığın İdari Soruşturma Sırasında Zimmetine Geçirdiği Parayı Tamamen İade Ettiği Halde Cezasından 2/3 Yerine 1/2 Oranında İndirim Yapılması Suretiyle Fazla Ceza Tayininin İsabetsiz Olduğu )

• PARANIN İADE EDİLMESİ ( Zimmet – Suç Duyurusundan Önce Sanığın İdari Soruşturma Sırasında Zimmetine Geçirdiği Parayı Tamamen İade Ettiği Halde Cezasından 2/3 Yerine 1/2 Oranında İndirim Yapılması Suretiyle Fazla Ceza Tayininin İsabetsiz Olduğu )

• CEZA İNDİRİMİ ( Sanığın Suç Duyurusundan Önce Sanığın İdari Soruşturma Sırasında Zimmetine Geçirdiği Parayı Tamamen İade Etmesi Nedeniyle Cezasından 2/3 Oranında İndirim Yapılacağı )

5237/m.2/e, 158/1, 160, 248/1

ÖZET : Soruşturmanın, “Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi” ifade ettiği ve soruşturmanın Cumhuriyet Başsavcılığı veya kolluk makamlarınca suçun işlendiğinin öğrenilmesiyle başladığı dikkate alınarak, hakkında soruşturma yapılması bakımından C.Savcılığına yapılan suç duyurusundan önce sanığın idari soruşturma sırasında zimmetine geçirdiği parayı tamamen iade ettiği halde cezasından 5237 sayılı TCK.nun 248/1. maddesi uyarınca 2/3 yerine 1/2 oranında indirim yapılması suretiyle fazla ceza tayini, isabetsizdir.

DAVA : Zimmet suçundan sanığın bozma üzerine yapılan yargılanması sonunda; atılı suçtan mahkümiyetine dair, Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 10.11.2005 gün ve 2004/207 Esas 2005/211 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : T. H. K. … Şubesinde sayman olarak görev yapan, derneğin yönetici ve denetçisi sıfatı da bulunmayan sanık hakkında TCK.nun 53/5. maddesinin uygulanmamasında bir isabetsizlik bulunmadığı gibi yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

Ancak;

CMK.nun 2/e, 158/1 ve 160. maddelerine ve Ceza Genel Kurulu’nun Dairemizce de benimsenen 17.06.2006 gün 2006/5-165-213 sayılı kararına göre soruşturmanın, “Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi” ifade ettiği ve soruşturmanın Cumhuriyet Başsavcılığı veya kolluk makamlarınca suçun işlendiğinin öğrenilmesiyle başladığı dikkate alınarak, hakkında soruşturma yapılması bakımından C.Savcılığına 07.06.1999’da yapılan suç duyurusundan önce sanığın idari soruşturma sırasında 22.03.1999 tarihinde zimmetine geçirdiği parayı tamamen iade ettiği halde cezasından 5237 sayılı TCK.nun 248/1. maddesi uyarınca 2/3 yerine 1/2 oranında indirim yapılması suretiyle fazla ceza tayini,

5252 sayılı Yasanın 9/3 ve CMK.nun 34 ve 230. maddeleri uyarınca lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçlarının birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleri ile birlikte denetime olanak verecek şekilde kararda gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 5237 sayılı TCK.nun 53/1 maddesinin a-b-d-e bentlerinde belirtilen haklardan yoksunluğa hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar ve ( c ) bendinde belirtilen hak yoksunluğuna ise koşullu salıverme tarihine kadar hükmedilebileceğinin gözetilmemesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle hükmün CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

11. CEZA DAİRESİ

E. 2007/3773

K. 2009/12167

T. 16.10.2009

• BİLİŞİM SUÇU ( Sanığın Bankamatiğe Para Yatırmış Gibi Boş Zarfla İşlem Yapması/Görevlilerin Yanlışlıkla Onay Tuşuna Basması Sonucunda Parayı Çekmesi – Hata Sonucu Ele Geçen Eşyanın Tasarrufu Suçunu Oluşturacağı )

• DOLANDIRICILIK ( Suçunun Oluşmaması/Ele Geçen Eşyanın Tasarrufu Suçu – Sanığın Bankamatiğe Para Yatırmış Gibi Boş Zarfla İşlem Yapması/Görevlilerin Yanlışlıkla Onay Tuşuna Basması Sonucunda Parayı Çekmesi )

• HATA SONUCU ELE GEÇEN EŞYANIN TASARRUFU SUÇU ( Sanığın Bankamatiğe Para Yatırmış Gibi Boş Zarfla İşlem Yapması/Görevlilerin Yanlışlıkla Onay Tuşuna Basması Sonucunda Parayı Çekmesi – Bilişim Ya da Dolandırıcılık Suçu Oluşturmayacağı )

5237/m. 158, 160

765/m. 511

ÖZET : Sanığın bankamatiğe bir zarf içinde para yatırmış gibi yapıp boş zarf koyup işlem yapması, görevlilerin zarfı kontrol ederken yanlışlıkla onay tuşuna basması sonucunda hesabına para yatan sanığın bu parayı çekmesi eyleminde; bilişim ve hileli hareketlerin aldatıcı özelliği bulunmadığından dolandırıcılık suçu değil, hata sonucu ele geçen eşyanın tasarrufu suçunu oluşturacağı gözetilmelidir.

DAVA : Sanığın bankamatiğe bir zarf içerisinde 200.00 TL para yatırmış gibi bankamatik kartı ile işlem yapması, banka görevlilerinin zarfı alıp kontrol ettiklerinde zarfta para bulunmadığını tespit edip bu durumu bilgisayar kayıtlarına işlerken hata ile para varmış gibi kayda geçirmeleri, hesaba para aktarılmış olduğunu gören sanığın bankamatik kartı ile bu parayı çekmesi, bir süre sonra aynı şekilde bankamatiğe 1.000.00 TL para yatırmış gibi işlem yapıp para çekmeye teşebbüs ettiği sırada banka görevlilerince yakalanması şeklinde gerçekleşen olayda; sanığın eylemi sonucu yatırılmış gibi işlem yapılan para otomatik olarak hesaba geçmeyip banka görevlilerinin zarf içerisinde para bulunup bulunmadığını ve varsa bu para miktarının işleme uygun olup olmadığını kontrol etmeleri sonucunda paranın hesaba geçip geçmeyeceğine karar verilmesi nedeniyle bilişim ve hileli hareketlerin aldatıcı özelliğinin bulunmayıp yeterli boyuta ulaşmadığından dolandırıcılık suçlarının oluşmayacağı, kontrol görevlilerinin yanlışlıkla onay tuşuna basması ve sanığın da çok kısa bir süre içerisinde hata sonucu yatırılan parayı çekmesi eyleminin,

765 sayılı TCK’nın 511. ( 5237 sayılı TCK’nın 160. )maddesindeki “hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf” suçunu oluşturacağının gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek bilişim suçundan yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,

SONUÇ : Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca ( BOZULMASINA ), 16.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

11. CEZA DAİRESİ

E. 2006/4401

K. 2007/237

T. 25.1.2007

• BAŞKASINA AİT MALDA MÜLKİYET İDDİA ETMEK ( Şikayete Tabi Olduğu – Uzlaşmanın Öncelikle Uygulanmaması/Bozma Nedeni )

• UZLAŞMA ( Başkasına Ait Malda Mülkiyet İddia Etmek/Şikayete Tabi Olduğu – Uzlaşmanın Öncelikle Uygulanması Gerektiği )

• ŞİKAYETE TABİ SUÇ ( Başkasına Ait Malda Mülkiyet İddia Etmek – Uzlaşmanın Öncelikle Uygulanacağı )

• SAVUNMA HAKKININ KISITLANMASI ( Davaya Katılma Talebi – Talebe Karşı Hazır Bulunan Sanıklardan Diyeceklerinin Sorulması Gerektiği )

• SANIKLARA SON SÖZÜNÜN SORULMAMASI ( Davaya Katılma Talebi – Talebe Karşı Hazır Bulunan Sanıklardan Diyeceklerinin Sorulmaması/Bozma Nedeni )

• DAVAYA KATILMA TALEBİ ( Hazır Bulunan Sanıklardan Diyeceklerinin Sorulması Gerektiği – Sanığın Savunma Hakkının Kısıtlanamayacağı )

• DİNLEME VE OKUMADAN SONRA DİYECEĞİN SORULMAMASI ( Hazır Bulunan Katılana Tanık Beyanlarına Karşı – Bozma Nedeni )

5271/m. 215, 216, 253, 254, 283

765/m.511

5237/m.160

ÖZET : Başkasına ait malda mülkiyet iddia etmek suçundan sanıklara yüklenen suçun şikayete tabi olması karşısında uzlaşma hükümlerinin öncelikle uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

Davaya katılma talebi ile ilgili olarak duruşmada hazır bulunan sanıklardan diyecekleri sorulmadan katılma kararı verilmesi,

Hazır bulunan katılana, tanık beyanlarına karşı diyeceği sorulmaması ve delillerin tartışılması sırasında söz verilmemesi, Yasaya aykırıdır.

DAVA : Başkasına ait malda mülkiyet iddia etmek suçundan sanıklar M… ve S…’nin yapılan yargılamaları sonunda: Beraatlerine dair SAFRANBOLU Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 09.09.2005 gün ve 2005/183 Esas, 2005/210 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi katılan tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığının bozma isteyen 18.6.2006 tarihli tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği görüşüldü:

KARAR : Şikayetçinin kamu davasına katılma talebi hakkında 1.7.2005 günlü celsede karar verilmiş olduğundan tebliğnamedeki ( 1 ) nolu bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.

1-Sanıklara yüklenen suçun şikayete tabi olması karşısında 5271 Sayılı CMK. nun 253, 254. maddeleri uyarınca uzlaşma hükümlerinin öncelikle uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

2-Davaya katılma talebi ile ilgili olarak duruşmada hazır bulunan sanıklardan diyecekleri sorulmadan katılma kararı verilerek CMK. nun 238/3. maddesine aykırı davranılması,

3-Hazır bulunan katılana, tanık beyanlarına karşı diyeceği sorulmayarak CMK. nun 215 ve delillerin tartışılması sırasında söz verilmeyerek aynı kanunun 216. maddesine muhalefet edilmesi,

SONUÇ : Yasaya aykırı, katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 25.01.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.

 

 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: