Kanuna Aykırı Eğitim Kurumu

Kanuna Aykırı Eğitim Kurumu

MADDE 263 – (1) Kanuna aykırı olarak eğitim kurumu açanlara, bunları çalıştıranlara ve bu kurumlarda Kanuna aykırı olarak açıldığını bildiği halde öğretmenlik yapanlara, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Yukarıdaki fıkrada gösterilen yerlerin kapatılmasına da karar verilir.

T.C.

YARGITAY

4. CEZA DAİRESİ

E. 2009/7562

K. 2011/6419

T. 9.5.2011

• KANUNA AYKIRI EĞİTİM KURUMU AÇMAK SUÇU ( Sanıkların Kurumlardan Herhangi Bir İzin Almadan Kekemelik Eğitimine Dair Özel Eğitim Merkezi Açtıkları )

• KEKEMELİK EĞİTİMİNE DAİR ÖZEL EĞİTİM MERKEZİ ( Kurumlardan Herhangi Bir İzin Alınmadığı – Kanuna Aykırı Eğitim Kurumu Açmak Suçunu Oluşturacağı )

• BİLİRKİŞİ YEMİNİ ( Görüşüne Başvurulan ve Uzmanlık Alanı Belirtilmeyen Bilirkişiye Yemin Yaptırılmamasının Hukuka Aykırı Olacağı )

• KURUMLARDAN İZİN ALINMAMASI ( Sanıkların Kekemelik Eğitimine Dair Özel Eğitim Merkezi Açtıkları – Kanuna Aykırı Eğitim Kurumu Açmak Suçunu Oluşturacağı )

5237/m. 263

625/m.1, 3

2828/m.3, 4, 34

5271/m.58/1, 62/1, 64/6

ÖZET : Kurumlardan herhangi bir izin almadan kekemelik eğitimine dair özel eğitim merkezi açan sanıkların eylemi, kanuna aykırı eğitim kurumu açma suçunu oluşturur.

Görüşüne başvurulan ve uzmanlık alanı belirtilmeyen bilirkişiye yemininin yaptırılmaması hukuka aykırıdır.

DAVA : Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi:

KARAR : Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1-“… çeşitli kurslar, …, öğrenci etüd eğitim merkezleri, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri ve benzeri kurumların kurum açma, öğretime başlama, eğitim, öğretim, yönetim, denetim ve gözetimi..” hakkında düzenlemeler içeren, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve 5580 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılan 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun 1 ve 3. maddesine göre özel öğretim kurumu açmak için Milli Eğitim Bakanlığı’ndan “Kurum açma izni” alınması gerektiği şeklindeki düzenleme ile 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu’nun 3. maddesinde yer alan “…doğuştan veya sonradan herhangi bir hastalık veya kaza sonucu bedensel, zihinsel, ruhsal, duygusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle normal yaşamın gereklerine uymama durumunda olup; korunma, bakım, rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyacı olan kişi”nin özürlü olarak tanımlanması, aynı Kanun’un 4. ve 34. maddeleri gereğince Kanun kapsamına giren sosyal hizmetlere ilişkin faaliyetlerin, sunulacak bakım ve diğer hizmetlerin kapsamı ve bu hizmetleri verecek olan gerçek ve tüzel kişilerin izin, çalışma usul ve esasları ve diğer hususlar Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından çıkarılacak bir yönetmelikle düzenleneceğini içermesi karşısında; Kanuna aykırı olarak belirtilen kurumlardan herhangi bir izin almadan kekemelik eğitimine dair özel eğitim merkezi açan sanıklara yüklenen suçun oluşmasına rağmen yetersiz gerekçelerle beraat kararı verilmesi,

2-Kabule göre de; görüşüne başvurulan ve uzmanlık alanı belirtilmeyen bilirkişiye yemininin yaptırılmaması suretiyle, CMK.nun 62/1. maddesi yollamasıyla CMK.nun 58/1 ve 64/6. maddelerine aykırı davranılması,

SONUÇ : Yasaya aykırı ve o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden ( HÜKMÜN BOZULMASINA ), yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 09.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

T.C.

YARGITAY

4. CEZA DAİRESİ

E. 2008/13856

K. 2009/6967

T. 8.4.2009

• KANUNA AYKIRI EĞİTİM KURUMU İŞLETMEK ( Suçun Yasaya Aykırı İşletilme Öğesinin de Aynı Biçimde Kurumun Yasaya Uygun Açılması ve İşletilmesi İçin Gereken Zorunluluklara Uyulmaması Şeklinde Gerçekleşmesi Gerektiği )

• YASAYA AYKIRILIK EĞİTİM KURUMUNUN AÇILMASI VE İŞLETİLMESİ ( Başlanılmasıyla İlgili Yasal Gereklere Uyulmaması Biçiminde Gerçekleşeceği Gibi Suçun Yasaya Aykırı İşletilme Öğesinin de Aynı Biçimde Kurumun Yasaya Uygun Açılması ve İşletilmesi İçin Gereken Zorunluluklara Uyulmaması Şeklinde Gerçekleşmesi Gerektiği )

• EĞİTİM KURUMU İŞLETME ( Yasaya Uygun Olarak Açılmış Bulunan Bir Eğitim Kurumunun İşletilme Koşulları Bakımından Yasal Dayanağının Ortadan Kalkması Durumunda Ancak Yasaya Aykırı İşletilme Öğesinin Gerçekleştiğinin Kabul Edileceği )

765/m.261

5237/m.263

ÖZET : 765 sayılı Yasanın 261. maddesindeki suçtan farklı olarak, 5237 sayılı TCY’nın 263. maddesinde suç sayılan eylemin, kurumsal nitelikte bir eğitim faaliyetinde bulunulması ve eylemin yalnızca yasaya aykırı açma veya işletme ile oluşması zorunludur. Yasaya aykırılık, eğitim kurumunun açılması ve işletilmeye başlanılmasıyla ilgili yasal gereklere uyulmaması biçiminde gerçekleşeceği gibi, suçun yasaya aykırı işletilme öğesinin de aynı biçimde, kurumun yasaya uygun açılması ve işletilmesi için gereken zorunluluklara uyulmaması şeklinde gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu bakımdan, yasaya uygun biçimde açılmış bulunan bir eğitim kurumunun işletilmesi sırasında eğitime, fiziki koşullara veya mali düzenlemelere yönelik olarak çeşitli yasal hükümlere aykırılığın bulunması ve idarenin denetiminde bunlarla ilgili önlemlerin alınması veya uyarıda bulunulup uygunluğun sağlanması, tek başına yasaya aykırı işletmenin bulunduğu anlamına gelmeyecektir. Bu nedenlerle yasaya uygun olarak açılmış bulunan bir eğitim kurumunun işletilme koşulları bakımından yasal dayanağının ortadan kalkması durumunda ancak yasaya aykırı işletilme öğesinin gerçekleştiği kabul edilebilir.

DAVA : Kanuna aykırı eğitim kurumu işletmek suçundan sanıklar Ziya Dallı, Ali Aşuroğlu ve İhsan Ateş’in 5237 sayılı TCY’nın 263/1, 52/2. maddeleri gereği 1.800 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Adana 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 11.3.2008 tarihli ve 2007/647 esas, 2008/152 sayılı kararının Adalet Bakanlığınca yasa yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.6.2008 gün ve 126818 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:

Tebliğnamede; “Sanıkların, kanuna uygun olarak kurulmuş ve işletilen Özel Doruk Dershanelerinde yönetici olarak görev yaptıkları, adı geçen dershanenin şubelerinde, öğretmenlik yapma şartlarını taşımayan lise mezunu Unsal Duyan ile Mersin ili Tarsus ilçesi Atatürk Biyoloji Öğretmeni Süleyman Çivi’yi izinsiz ve onaysız öğretmen olarak çalıştırmak şeklinde tespit edilen eylemlerinde, dershanelerde çalıştırılacak öğretmenlerin niteliklerinin Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği hükümlerine göre belirlenmesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 263. Maddesinde suçun unsuru olarak kanuna aykırılığın aranması karşısında sanıkların üzerlerine atılı suçtan beraatleri yerine mahkumiyetlerine karar verilerek, yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir” denilmektedir.

Gereği görüşüldü:

KARAR : İncelenen dosyada, Özel D. Dershanesi şube müdürleri olan sanık Ali Aşuroğlu’nun; Tarsus Atatürk Lisesi Biyoloji öğretmeni olan Süleyman Çivi’yi izinsiz, onaysız öğretmen olarak çalıştırması, aynı dershanenin diğer şubelerinin müdürleri olan öbür sanıkların da lise mezunu olan Ünsal Duyar’ı, şartlarını taşımadığı halde öğretmen olarak çalıştırdıkları kabul edilerek kanuna aykırı eğitim kurumu işletme suçundan cezalandırıldıkları anlaşılmaktadır.

Kanuna aykırı eğitim kurumu açma ve işletme suçu, 5237 sayılı TCY’nın 263. maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu düzenlemenin yasal öğelerinin anlaşılabilmesi için, değişiklik yapılan metinlerinin de incelenmesi gerekmektedir.

TCK 1997 Öntasarısının 417/1. maddesinde bu suça ilişkin düzenleme şu şekildedir :

“Kanun ve nizamlara aykırı olarak okul veya dershane, okul öncesi eğitim kurumu, kurs, öğrenci yetiştirme ve çalıştırma veya eğitim merkezi ve benzeri kurumları açanlara ve buralarda öğretmenlik yapanlar ile bunları çalıştıranlara bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.”

TCK 2000 Öntasarısının 417/1. maddesi ile Hükümet Tasarısının 418/1. maddesinde aynen korunmuş olan bu düzenleme, TBMM Adalet Komisyonunda kabul edilen metinde “nizamlara” ve “ve benzeri” kelimeleri çıkartılarak suçun yalnızca yasaya aykırı eylemle ve kurumsal bir faaliyet biçiminde işlenebileceği belirtilmiştir;

“Kanuna aykırı olarak eğitim kurumu açanlara ve buralarda öğretmenlik yapanlar ile bunları çalıştıranlara altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.”

TBMM Genel Kurulundaki görüşmelerde maddenin birinci fıkrasıyla ilgili olarak verilen önerge üzerine kabul edilerek yasalaşan metin ise şöyledir;

” ( 1 ) Kanuna aykırı eğitim kurumu açanlara, bunları çalıştıranlara ve bu kurumlarda kanuna aykırı olarak açıldığını bildiği halde öğretmenlik yapanlara, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.”

Yasalaşma sürecinden anlaşılacağı gibi, Tasarı metinlerinde “nizamlara aykırı” eğitim kurumu açılması ve çalıştırılması suç olarak kabul edilmiş iken, Adalet Komisyonunda yapılan değişiklik ile, suçun yalnızca yasaya aykırılıkla ve kurumsal faaliyet biçiminde işlendiğinde oluşacağı benimsenmiş ve bu şekli yasalaşan metinde de korunmuştur. 5237 sayılı Yasanın 263. maddesinde 29.6.2005 tarihli ve 5377 sayılı Yasayla yapılan değişiklik sonucunda madde metni şu şekilde düzenlenmiştir:

“Kanuna aykırı olarak eğitim kurumu açan veya işleten kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.”

5377 sayılı yasa değişikliğinde de suçun yalnızca yasaya aykırılıkla oluşacağı belirtildiği gibi, önceki metinde bulunan, öğretmenlik yapanlarla ilgili eyleme de artık yer verilmemiştir. 5377 sayılı Yasa değişikliğine ilişkin gerekçede, suçun maddi öğesiyle ilgili olarak şu konular açıklanmıştır ( Prof.Dr.İzzetÖzgenç, Türk Ceza Kanunu Gazi Şerhi, 1.B. s.1027 ) ;

“Suçta kanunilik ilkesinin gereği olarak, bu suç tanımında “kanuna” ibaresinin yanı sıra ayrıca “tüzük ve yönetmeliklere” ibaresine yer verilmemiştir. Bu bakımdan kurumsal nitelikte eğitim ve öğretim faaliyetinde bulunmak amacına yönelik okul veya dershane açılmasının suç oluşturabilmesi için, bunun açılış veya işletiliş koşulları bakımından kanuna aykırı olması gerekir. Başka bir deyişle, ancak kanunla belirlenen koşullara aykırı olmasına rağmen bir okul veya dershanenin açılması veya işletilmesi, söz konusu suçu oluşturacaktır.”

Görüldüğü üzere 765 sayılı Yasanın 261. maddesindeki suçtan farklı olarak, 5237 sayılı TCY’nın 263. maddesinde suç sayılan eylemin, kurumsal nitelikte bir eğitim faaliyetinde bulunulması ve eylemin yalnızca yasaya aykırı açma veya işletme ile oluşması zorunludur. Yasaya aykırılık, eğitim kurumunun açılması ve işletilmeye başlanılmasıyla ilgili yasal gereklere uyulmaması biçiminde gerçekleşeceği gibi, suçun yasaya aykırı işletilme öğesinin de aynı biçimde, kurumun yasaya uygun açılması ve işletilmesi için gereken zorunluluklara uyulmaması şeklinde gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu bakımdan, yasaya uygun biçimde açılmış bulunan bir eğitim kurumunun işletilmesi sırasında eğitime, fiziki koşullara veya mali düzenlemelere yönelik olarak çeşitli yasal hükümlere aykırılığın bulunması ve idarenin denetiminde bunlarla ilgili önlemlerin alınması veya uyarıda bulunulup uygunluğun sağlanması, tek başına yasaya aykırı işletmenin bulunduğu anlamına gelmeyecektir. Bu nedenlerle yasaya uygun olarak açılmış bulunan bir eğitim kurumunun işletilme koşulları bakımından yasal dayanağının ortadan kalkması durumunda ancak yasaya aykırı işletilme öğesinin gerçekleştiği kabul edilebilir.

Diğer taraftan, Özel öğretim kurumlarında çalıştırılacak öğretmenlerle ilgili olarak suç tarihinde yürürlükte bulunan mülga 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Yasasının 23. maddesinde, çalıştırılacak öğretmenlerle ilgili koşullar açıklanmayıp, yalnızca gerekli şartları taşımaları gerektiği belirtilmiş, gerekli şartlar da ilgili Yönetmelikte düzenlenmiştir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, mahkemenin suç öğelerinin bulunması nedeniyle sanıklar hakkında beraatleri yerine hükümlülüklerine karar vermesi yasaya aykırı görüldüğünden, tebliğnamedeki bozma düşüncesi yerinde görülmekle, 5271 sayılı CYY’nın 309. maddesi uyarınca; Adana 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 11.3.2008 tarihli ve 2007/647 esas, 2008/152 sayılı kararının YASA YARARINA BOZULMASINA, eylemlerinin kanunda suç olarak düzenlenmediği anlaşıldığından, 5271 sayılı CYY’nın 223/2-a. maddesi gereği, sanıklar Ziya Dallı, Ali Aşuroğlu ve İhsan Ateş’in 5237 sayılı TCY’nın 263/1. maddesi uyarınca haklarında açılan kamu davalarından BERAATLERİNE, 08.04.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

T.C.

YARGITAY

4. CEZA DAİRESİ

E. 2008/9950

K. 2008/14972

T. 17.6.2008

• İZİNSİZ ÖĞRETMENLİK YAPMAK ( Yasaya Aykırı Olarak Eğitim Kurumu Açma veya İşletme Eylemlerinin Cezalandırıldığı Ancak Bu Kurumlarda Öğretmen Olarak Çalışan Kimselerin Eylemlerinin Suç Olarak Düzenlenmediği )

• İZİNSİZ EĞİTİM KURUMU AÇMAK ( Yasaya Aykırı Olarak Eğitim Kurumu Açma veya İşletme Eylemlerinin Cezalandırılmasının Öngörüldüğü – Ancak Bu Kurumlarda Öğretmen Olarak Çalışan Kimselerin Eylemlerinin Suç Olarak Düzenlenmediği )

• KANUNA AYKIRI OLARAK AÇILMIŞ EĞİTİM KURUMUNDA BİLEREK ÇALIŞMAK ( 5237 Ceza Yasasında Suç Olarak Düzenlenmediği )

5237/m.263

765/m. 261

ÖZET : 5237 sayılı TCY’nin 263. maddesinde açıkça yasaya aykırı olarak eğitim kurumu açma veya işletme eylemlerinin cezalandırılması öngörülmüş, bu kurumlarda öğretmen olarak çalışan kimselerin eylemleri suç olarak düzenlenmemiştir.

DAVA : Kanuna aykırı olarak açılmış eğitim kurumunda bilerek çalışmak suçundan sanıklar Reyhan, Zahide, Önder, Muzaffer, Nevin, Neşet ve Murat’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 263/1, 52. maddeleri gereğince ayrı ayrı 1.800 Yeni Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmalarına dair, ( Babaeski Asliye Ceza Mahkemesi )’nin 30.07.2007 tarihli ve 2004/468 Esas, 2007/365 sayılı kararının Adalet Bakanlığı’nca 21.04.2008 gün ve 23070 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 21.05.2008 gün ve 101344 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:

Tebliğnamede “Dosya kapsamına göre, sanıkların eylemini düzenleyen 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 261/2. maddesinin karşılığını oluşturan 5237 sayılı Kanun’un 263/1. maddesinin 08.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5377 sayılı Kanun’la değiştirildiği ve söz konusu eylemin suç olmaktan çıkarıldığı cihetle, aynı Kanun’un 7/2. maddesi nazara alınarak sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulmasında isabet görülmemiştir.” denilmektedir.

Gereği görüşüldü:

KARAR : 765 sayılı TCY’nin 261. maddesi “Kanun ve nizamlara aykırı olarak mektep veya dershane açanlar, açılan mektep veya dershane kapatılmakla beraber altı aydan iki seneye kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

Ruhsatsız öğretmenlik edenlerle bunları istihdam eyleyenlere de aynı ceza verilir.” hükmünü öngörmekteydi.

5237 sayılı TCY’nin 5377 sayılı Yasa ile değişik 263/1-b maddesi “Kanuna aykırı olarak eğitim kurumu açan veya işleten kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.” hükmünü içermekte ve sözü edilen kurumlarda izinsiz öğretmenlik yapma eylemini suç olarak düzenlememektedir.

5252 sayılı Yasa’nın 9/3. maddesinde öngörülen “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” hükmü uyarınca yapılan uygulamada, 5237 sayılı TCY’nin 263. maddesinin 765 sayılı Yasa’nın 261. maddesine göre sanıklar lehine olduğu kabul edilmiş ve kararlar verilmiştir.

İncelenen dosyada, sanıklar Sebahattin ve Münevverin 14.02.2007 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 5580 sayılı Özel Öğretim Yasası’nın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılan 625 sayılı Yasa’nın 23. maddesinde öngörülen “Özel öğretim kurumlarının müdürleri, kurucuları tarafından diğer yönetici ve öğretmenleri genel olarak müdürleri tarafından seçilir ve istihdamları, Milli Eğitim Bakanlığı’nın iznine sunulur. Bakanlığın iznine sunulmadan önce, müdür ile diğer yönetici ve öğretmenler işe başlatılamazlar.” hükmüne aykırı olarak açıp işlettikleri Ö … A … Dershanesi’nde diğer sanıkları izinsiz çalıştırdıkları, bu sanıkların ise kendileri hakkında izin alınmadan çalıştıkları anlaşılmıştır.

TCY’nin 263. maddesinde açıkça yasaya aykırı olarak eğitim kurumu “açma veya işletme” eylemlerinin cezalandırılması öngörülmüş, bu kurumlarda öğretmen olarak çalışan kimselerin eylemleri suç olarak düzenlenmemiştir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle tebliğnamedeki düşünce yerinde bulunarak, 5271 sayılı CYY’nin 309. maddesi uyarınca; Babaeski Asliye Ceza Mahkemesi’nin 30.07.2007 tarihli ve 2004/468, 2007/365 sayılı kararının yasa yararına ( BOZULMASINA ), sanıklar Beyhan, Zahide, Önder, Muzaffer, Nevin, Neşet ve Murat’ın izinsiz öğretmenlik yapma eylemleri suç olmaktan çıkarıldığından CYY’nin 309/4-d maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine, 17.06.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

6 Responses to “Kanuna Aykırı Eğitim Kurumu”

  1. murat203 Says:

    Binlerce internet sitesinde insanlara sadece kağıt veriliyor geçerli olmayan sertifikalar bu sitelerde satılıyor. bir yandan vergi kaçırılıyor bir yandan da dolandırılıyor . bunlardan biride meslekburada.com buna bir örnek

  2. Okan Says:

    Kayaşehir Uğur özel öğretim kursunun teog öğrencisi var. Öğretmenlerin bazılarının lisansı iptal olmuş, bazısı öğretmen bile değil, Mühendislik okuyan öğrenciler öğretmenlik yapıyor. Başakşehir ilçe milli eğitimin bu durumdan haberi var. İki yıldır ruhsatsız kursu korumaktalar. Şikayetlerin hepsini geçiştirip kaçak ve usülsüz kurs kollamaktadır. Kanunlar adamına göre uygulanmaktadır. Başakşehir İlçe milli eğitimdeki devlet memurları görevi kötüye kullanmaktadır.

  3. İsmet Says:

    Ruhsatsız, kaçak olup, kpss kursu ve benzeri isimler adı altında işletiliyor gözüküp, aslında Özel Kurs ve Etüt Merkezi faaliyeti yapan yerler belirlendikten sonra acilen kapatılır. Yetkililer bu ihbarları kesinlikle dikkate alır. Bu ihbarlar dikkate alınmıyor ise devlet çalışanları maaşlarını haketmiyor demektir. Bu mümkün değil. Ben başta Sayın Cumhurbaşkanı’ma ve Devletime içten güveniyorum, gönülden inanıyorum. Kanunlar kesinlikle uygulanır. Yeter ki bizler kanuna karşı gelenleri şikayet ederek devlet kurumlarını haberdar edelim. Burası muz cumhuriyeti değil. Bunu böyle bilsinler. Kanun çıkartıldıysa uygulanacak demektir. Gereken kesinlikle yapılır. Bundan şüpheniz olmasın.

    • Ercan Says:

      İstanbul Kayaşehir Özel Uğur Kurs ve Etüt Merkezi İlçe Milli Eğitim tarafından desteklenmekte ve korunmaktadır. Ruhsatsız küçük bir büfeye bile müsade edilmez iken 700 öğrencili ruhsatsız kaçak kurs ve etüt İstanbul’un merkezinde pervasızca işletiliyor. Ve yetkili devlet kurumları seyirci kalıyor. Acaba ne gibi çıkarları var bilemiyoruz. Ama kanunsuz bir durum olduğu kesindir. Devletten maaş al, devletin kanunlarını uygulama ve görevi kötüye kullan. Bu durumu vatandaşlar olarak kabul etmiyoruz ve kamuoyuna duyuruyoruz.

  4. Hasan Says:

    Kayaşehir Uğur Kursun ruhsatı yok. İki yıldır ruhsatsız kurs veriyor. Tüm dersleri veriyor. Etüt öğrenciside bahsedildiği gibi var. Bu durumu kayaşehirde bilmeyen yok. KPSS kursu gözüküyor. Etüt ve kurs toplam 700 civarı öğrencisi var.Galiba sadece Başakşehir İlçe Milli Eğitim Müdürü bilmiyor. Devlet kurumlarını göreve çağırıyorum.

  5. Mustafa Says:

    Devlete güven dersaneni temel liseye dönüştür, sonra özel okul için yatırım yap. Oysa heryer ruhsatsız, kaçak kurs ve etüt merkezli dolu. Kurslarda derslerin hepsi veriliyor. örneğin Başakşehir İlçe Milli eğitim hepsine göz yumuyor. Hiçbiri kapatılmadı. O zaman ben dershanemi niye okula dönüştürdüm. Devlete güvenmekle hata mı ettik? Sayın Cumhurbaşkanı’da bu konuda hassas ve duyarlı davranıyor. Ama herşey nafile. Dikkate alınmıyor. Başakşehir İlçe Milli Eğitimin dediği oluyor.


Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: