Kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi

Kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi
MADDE 262 – (1) Bir kamu görevini, Kanun ve nizamlara aykırı olarak yerine getirmeye teşebbüs eden veya terk emri kendisine bildirilmiş olduğu halde görevi sürdüren kimseye üç aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.

T.C.

YARGITAY

4. CEZA DAİRESİ

E. 2007/12754

K. 2009/11628

T. 10.6.2009

• KAMU GÖREVİNİN USULSÜZ OLARAK ÜSTLENİLMESİ ( Sağlık Ocağında Kendini Hekim Olarak Tanıtan Sanığın Kamu Görevinin Verdiği Yetkiyi Kullanmadan Kendisinden Şüphe Edilmesi Üzerine Hekim Olmadığını Beyan Ettiği – Suça Teşebbüsün Gerçekleşmediğinin Kabul Edileceği )

• KAMU GÖREVİNİN VERDİĞİ YETKİYİ KULLANMA ( Sağlık Ocağında Kendini Hekim Olarak Tanıtan Sanığın Görevin Verdiği Yetkiyi Kullanmadan Kendisinden Şüphe Edilmesi Üzerine Hekim Olmadığını Beyan Ettiği – Kamu Görevinin Usulsüz Olarak Üstlenilmesi Suçuna Teşebbüsün Gerçekleşmediğinin Kabul Edileceği )

• KİŞİNİN HEKİM OLMADIĞI HALDE KENDİSİNİ BU ÜNVANLA TANITMASI ( Sanığın Görevin Verdiği Yetkiyi Kullanmadan Kendisinden Şüphe Edilmesi Üzerine Hekim Olmadığını Beyan Ettiği – Kamu Görevinin Usulsüz Olarak Üstlenilmesi Suçuna Teşebbüsün Gerçekleşmediğinin Kabul Edileceği )

• TEKERRÜR ( Hangi İlamın Tekerrüre Esas Alındığının Denetime Olanak Verecek Şekilde Karar Yerinde Gösterileceği )

5237/m.58, 262

ÖZET : Sanığın sağlık ocağına gelerek, kendisinin yeni atanan hekim olduğunu söylemesine karşın görevinin verdiği yetkiyi kullanmaya kalkışmadan kendisinden şüphe edilmesi üzerine hekim olmadığını söyleyerek gerçeği açıklamasından ibaret eyleminde, kamu görevini üstlenmeye teşebbüs suçunun öğelerinin oluşmadığı gözetilmelidir.Tekerrür hükümleri uygulanırken hangi ilamın tekerrüre esas alındığının denetime olanak verecek şekilde karar yerinde gösterilmesi gerekir.DAVA : Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

KARAR : Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1- Sanığın sağlık ocağına gelerek, kendisinin yeni atanan hekim olduğunu söylemesine karşın görevinin verdiği yetkiyi kullanmaya kalkışmadan kendisinden şüphe edilmesi üzerine hekim olmadığını söyleyerek gerçeği açıklamasından ibaret eyleminde, kamu görevini üstlenmeye teşebbüs suçunun öğelerinin oluşmadığı gözetilmeden, TCY.nın 262/1. maddesiyle hüküm kurulması,

2- Kabule göre;

A ) Sanık hakkında TCY.nın 58. maddesi uyarınca tekerrür hükümleri uygulanırken hangi ilamın tekerrüre esas alındığının denetime olanak verecek şekilde karar yerinde gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

B ) Sanığa tayin edilen TCY.nın 53. maddesinin birinci fıkrasının ( c ) bendinde gösterilen hak yoksunluğunun kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilinceye kadar yerine yazılı şekilde hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devamına karar verilmesi,

SONUÇ : Yasaya aykırı ve O yer C. Savcısı ile sanık Abdurrahman Buğday müdafiinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 10.06.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

T.C.

YARGITAY

6. CEZA DAİRESİ

E. 2006/5397

K. 2006/10684

T. 2.11.2006

• YAĞMA SUÇU ( Yakınanın Zararının Giderilmesi Halinde Etkin Pişmanlık Hükümlerinin Uygulanıp Uygulanmayacağının Değerlendirilmesinin Gerekmesi )

• DEĞER AZLIĞI ( 5237 S.K.’a Özgü Ayrı ve Yeni Bir Kavram Olması-Daha Çoğunu Alabilme Olanağı Varken Yalnızca Gereksinmesi Kadar ve Değer Olarak da Az Olan Şeyi Alma Durumunda Olayın Özelliği ve Sanığın Kişiliği de Değerlendirilerek Yasal ve Yeterli Gerekçeleri de Açıklanarak Uygulanabilmesi )

• ETKİN PİŞMANLIK ( Yakınanın Vermiş Olduğu Dilekçesinde Sanık Yakınları Tarafından Kendisine Yeni Telefon Alınıp Tüm Zararının Karşılandığını Bildirmesi Karşısında Yağma Eyleminden Dolayı 5237 S.K. Md. 168’in Uygulanmasının Gerekip Gerekmeyeceğinin Tartışılmasının Gerekmesi )

• LEHE YASA UYGULAMASI ( Hükümden Sonra da Olsa Yürürlüğe Giren Yeni Yasayla İlgili Olarak Sanık Lehine Değerlendirme Yapılmasının Gerekmesi )

• HIRSIZLIK SUÇU ( Suçun Yetkisi Olmaksızın Resmi Sıfat Takınmak Suretiyle İşlenmiş Tek Bir Suç Olduğu Polislik Görevine İlişkin Kimlik Sorma Gibi İşlemler Yapmanın Bu Suçun Unsuru Olduğu Düşünülmeden Bu Eylemler Nedeniyle Ayrıca Ceza Verilmesinin Hatalı Olması )

5237/m.7,62,145,168,262

765/m.59,252,493,522

5252/m.9

ÖZET : 5237 sayılı TCY.nın 145. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının; 765 sayılı TCY’nın 522. maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleriyle, her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlanmak dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığı”nın 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, bunun; daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinmesi kadar ( örneğin; birkaç meyve veya ekmek, yiyecek, bir-iki defter, kalem veya sigara, bira ve benzeri ) ve değer olarak da az olan şeyi alma durumunda, olayın özelliği ve sanığın kişiliği de değerlendirilerek, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği gözetilmeden, yakınan Ahmet Melih Akkan’dan hırsızlanan ve 200 YTL. olduğu bildirilen cep telefonunun değerinin de az olmadığı düşünülmeden, sanıklar Oğuzhan Karakaya, İbrahim Torullu ve Serkan Kökyay’ın adı geçen yakınana yönelik hırsızlık suçundan dolayı kurulan hükümde anılan madde ile cezadan indirim yapılması bozmayı gerektirmiştir.DAVA : Yağma suçundan sanık ve tutuklu Oğuzhan Karakaya, İbrahim Torullu ve Serkan Kökyay haklarında yapılan duruşma sonunda; mahkumiyetlerine ilişkin ANKARA 8. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 17/10/2005 tarihli hükmün Yargıtay’ca incelenmesi sanıklar Oğuzhan Karakaya, İbrahim Torullu ve Serkan Kökyay savunmanları ile O yer C.Savcısı tarafından istenilmiş ve sanık Serkan savunmanı duruşma dahi talep etmiş olduğundan, dava evrakı C.Başsavcılığından kısmen onama ve kısmen bozma isteyen 21/03/2006 tarihli tebliğname ile 30/03/2006 tarihinde Daireye gönderilmekle okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:KARAR : O yer Cumhuriyet Savcısının, sanıklar Oğuzhan Karakaya ve Serkan Kökyay’ın yakınan Mesut Erdem Peksanlı’nın kimlik belgesinin hırsızlanması eylemi ile ilgili, haklarında kurulan hükümlere yönelik temyiz inceleme istemi bulunmadığı kabul edilerek yapılan incelemede;

A- Hükmolunan cezanın süresine göre sanık Serkan Kökyay savunmanının duruşmalı temyiz inceleme isteminin, 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK.nun 318. maddesi uyarınca REDDİNE,

B- Sanık İbrahim Torullu’nun yakınan Mesut Erdem Peksanlı’ya yönelik hırsızlık; sanıklar Oğuzhan Karakaya ile Serkan Kökyay’ın yakınan Muhsin Çepelli’ye yönelen eylemlerinde kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;

Sanıklar Oğuzhan ve Serkan, yakınan Muhsin’e yönelik yağma suçunu gerçekleştirebilmek amacıyla kendilerini polis olarak tanıtmanın dışında, polislik görevi ile ilgili üst arama işlemini de yaptıklarından, tebliğnamedeki bu suça ilişkin bozma isteyen düşünce benimsenmemiştir.

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, sanıklar Oğuzhan Karakaya ve Serkan Kökyay savunmanları ile O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle; 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY.nın 7/2 ve 5252 sayılı TCK.nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Yasanın 9/3. maddeleriyle Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 23.2.1938 günlü 1937/23 – 1938/9 sayılı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 25.5.1999 günlü 133/142 sayılı kararları ışığında; kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi suçunda somut olayla ilgili 765 sayılı TCY.nın 252/1, 59/2. maddeleriyle 5237 sayılı TCY.nın 262, 62/1. maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması sonucunda; 5237 sayılı Yasa hükümlerinin sanıklar yararına hükümler içermediği anlaşıldığından, usul ve kanuna uygun bulunan sanıklar Oğuzhan Karakaya ve Serkan Kökyay hakkında kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi suçu ile sanık İbrahim Torullu’nun yakınan Mesut Erdem Peksanlı’ya yönelik hırsızlık eylemi ile ilgili kurulan hükümlerin kısmen tebliğnameye aykırı olarak ONANMASINA,

C- Sanıklar Oğuzhan Karakaya, İbrahim Torullu ve Serkan Kökyay’ın yakınan Ahmet Melih Akkan’a karşı hırsızlık, sanıklar Oğuzhan Karakaya ve Serkan Kökyay’ın yakınan Muhsin Çepelli’ye yönelik yağma eylemleri ile ilgili kurulan hükümler ve sanıklar Oğuzhan Karakaya ile Serkan Kökyay’ın yakınan Ahmet Melih Akkan’a yönelen kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi suçundan dolayı kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; hırsızlık ve yağma suçlarının sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1- Hırsızlık suçunun yetkisi olmaksızın resmi sıfat takınmak suretiyle işlenmiş tek bir suç olduğu, polislik görevine ilişkin kimlik sorma gibi işlemler yapmanın bu suçun unsuru olduğu düşünülmeden, sanıklar Oğuzhan Karakaya, ve Serkan Kökyay’ın yakınan Ahmet Melih Akkan’a yönelen eyleminde ayrıca kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi suçundan da hüküm kurulması,

2- 5237 sayılı TCY.nın 145. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının; 765 sayılı TCY’nın 522. maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleriyle, her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlanmak dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığı”nın 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, bunun; daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinmesi kadar ( örneğin; birkaç meyve veya ekmek, yiyecek, bir-iki defter, kalem veya sigara, bira ve benzeri ) ve değer olarak da az olan şeyi alma durumunda, olayın özelliği ve sanığın kişiliği de değerlendirilerek, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği gözetilmeden, yakınan Ahmet Melih Akkan’dan hırsızlanan ve 200 YTL. olduğu bildirilen cep telefonunun değerinin de az olmadığı düşünülmeden, sanıklar Oğuzhan Karakaya, İbrahim Torullu ve Serkan Kökyay’ın adı geçen yakınana yönelik hırsızlık suçundan dolayı kurulan hükümde anılan madde ile cezadan indirim yapılması,

3- Sanıklar Oğuzhan Karakaya, İbrahim Torullu ve Serkan Kökyay’ın yakınan Ahmet Melih Akkan’a yönelik hırsızlık suçundan eylemlerine uyan 765 sayılı TCY’nın 493/4-son, 522, 59/2. maddeleriyle hükümden sonra 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY.nın aynı suça uyan 142/2-f, 62/1. maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması sonucunda; 765 sayılı TCY hükümlerinin sanıklar yararına bulunduğunun gözetilmemesi ve 5237 sayılı Yasa hükümleri uyarınca kurulan hükümde yasal ve takdiri indirim sebebi ile 765 sayılı Yasanın 59. maddesi uyarınca indirim yapılarak, karma uygulama yapılması suretiyle, 5237 sayılı TCY’nın 7, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddelerine aykırı davranılması,

4- Yakınan Muhsin Çepelli, 30.06.2005 havale tarihli dilekçesinde aynı günlü oturumdan sonra sanık yakınları tarafından kendisine yeni telefon alınıp tüm zararının karşılandığını bildirmesi karşısında; sanıklar Oğuzhan Karakaya, ve Serkan Kökyay’ın adı geçene karşı yağma eyleminden dolayı haklarında 5237 sayılı Yasanın 168/3. maddesinin uygulanması gerekip gerekmeyeceğinin tartışılmaması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanıklar Oğuzhan Karakaya, İbrahim Torullu ve Serkan Kökyay savunmanları ile O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 02.11.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: