TBMM Haber

Ali Riza Öztürk’ün açıklamaları mükemmeldi

Ali Rıza ÖZTÜRK

Bugün saat 16:00 da Ali Riza Öztürk çek kanunu ile ilgili Halk TV de canlı yayında konuştu. Ali Riza Öztürk çek kanunu ile ilgili mükemmel bir konuşma yaptı. Konuyu bütün boyutları ile ele alan Öztürk Türk hukukundaki ve karşılaştırmalı hukukta çekin anlamı üzerinde durdu. Vadeli çekin çek kavramı ile uyuşmadığını anlattı. Çek bankadaki naktin karşılığı olarak tanzim edilen bir ödeme  aracıdır, bizdeki uygulamada, vadeli çeklerde çeki alan çekin bankada karşılığı olmadığını bilmektedir; bu nedenle ortada bir aldatma yoktur dedi.

Öztürk’e bu mükemmel konuşması için teşekkür eddiyoruz.

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

            Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı ve Başbakan yardımcısı Sayın Ali Babacan tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını saygıyla dilerim.

Ali Rıza ÖZTÜRK

                                                                                                                     Mersin Milletvekili

Türkiye Kalkınma Bankasının Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerini 2005 Yılı Aralık ayından bu yana Sayın Abdullah Çelik yürütmektedir. Bu dönemde bankada usulsüz işlem ve uygulamaların ayyuka çıktığı söylenmektedir. Son günlerde Banka, yıllardır Ankara’da çalışmakta olan personelden 64 ‘nün toplu olarak masa ve sandalyeleri ile birlikte İstanbul’a tayin edilmeleri ile gündeme gelmiştir.

Banka Yönetiminin kendi yandaşlarına işe almak, onlara yer açmak için mevcut personeli Siyasi mülahazalarla haksız ve usulsüz olarak görevlerinden aldığı, işyerlerini değiştirdiği, haksız ve toplu olarak tayinler yaptığı, krize rağmen sınavlı-sınavsız sürekli personel aldığı iddia edilmektedir. Personel alımına hala devam edildiği, personel sayısı 735 Kişi olan Bankanın Ankara’daki Genel Müdürlüğünde yıllardır çalışmakta olan personelden 64’ünün 27 Ekim 2009 tarihinde masa ve sandalyeleri ile birlikte İstanbul’a toplu tayin edildikleri ve aynı zaman zarfında işe alınmak için 380 kişinin sözlüye çağrıldığı iddia edilmektedir. İşe alınacak kişilerin yaşantısına görmek için işe alınanların evlerine gidilip görüşmeler yapıldığı söylenmektedir. Bu çerçevede; 

            1-) Sayın Abdullah Çelik’in Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Başkanı olarak çalışmaya başladığı günden bu güne kadar görev yaptığı dönemde; sınavlı-sınavsız; geçici-sürekli işe alınanların toplamı kaç kişidir?

            2-) Bankada Sayın Abdullah Çelik’in Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Başkanı olarak çalışmaya başladığı günden bu güne kadar görevden alınan Müdür, Müdür Yardımcısı ve şef sayısı kaç kişidir? Görevden alınan kişilerden kaç kişi mahkemeye başvurmuştur? Mahkeme, kaç kişinin davasını kabul ederek görevine iadesine karar vermiştir? Yargı yoluyla görevine iadesine karar verilenler eski görevlerine atanmışlar mıdır? Hangi görevlere atanmışlardır?

            3-) Haksız-usulsüz görevden almalar, işten çıkarmalar ve tayinler nedeni ile Bankanın bu güne kadar 100’den fazla kişi ile mahkemelik olduğu doğru mudur?

4-) Haksız ve usulsüz görevden almalar, işten çıkarmalar ve tayinler nedeni ile banka hakkında açılan davalar sonunda Bankanın ödediği mahkeme masrafı, avukatlık ücreti ve tazminat gibi giderlerin toplamı nedir? Bankanın ödediği bu miktarların, bu haksız işlemi ve uygulamayı yapan kişilerden geri alınması için herhangi bir işlem yapılmış mıdır?

5-) Bankaya yeni personel alınması için sözlüye çağrılan 380 kişinin isim listesinin asıldığı sırada İstanbul için yeni personel almayıp, yıllardır Ankara’daki işyerlerinde çalışmakta olan 64 kişinin toplu olarak masa ve sandalyeleri ile birlikte İstanbul’a tayin edilmesindeki amaç nedir?   

            6-) Haksız şekilde İstanbul’a tayin edilenlerin kaç tanesi yeni görev yerinde çalışmasını sürdürmektedir? Kaç tanesi istifa etmiştir? Kaç tanesi emekli olmuştur?

Kaç tanesi tayin işleminin iptali için dava açmıştır?

           7-) TKB’na işe alınacak kişilerin yaşantısına görmek için evlerine gidilip görüşmeler yapıldığı doğru mudur? Doğru ise böyle bir uygulamanın nedeni nedir?

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

            Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı ve Başbakan yardımcısı Sayın Ali Babacan tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını saygıyla dilerim.

                                                                                                          Ali Rıza ÖZTÜRK

                                                                                                          Mersin Milletvekili

17.10.1999 tarih ve 4456 Sayılı Kanun uyarınca kurulan Türkiye Kalkınma Bankası Aş, bir kalkınma ve yatırım bankasıdır. Ana sözleşmesinin 4.maddesinde Bankanın amacı; Türkiye’nin kalkınması için; anonim şirket statüsündeki teşebbüslere kârlılık ve verimlìlik anlayışı içinde kredi vermek, iştirak etmek suretiyle finansman ve işletme desteği sağlamak, yurtiçi ve yurtdışı tasarrufları kalkınmaya dönük yatırımlara yöneltmek, sermaye piyasasının gelişmesine katkıda bulunmak, yurtiçi, yurtdışı ve uluslararası ortak yatırımları finanse etmek ve her türlü kalkınma ve yatırım bankacılığı işlevlerini yapmaktır. Bankanın, büyük şirketlere kredi verdiği bilinmektedir. 2005 yılı Aralık ayından bu yana Bankanın Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerini Sayın Abdullah Çelik yürütmektedir. Bankada usulsüz işlemler yapıldığı ve mevzuatı geniş yorumlayarak uygulamalar yapıldığı yönündeki tartışmalar yoğunluk kazanmıştır. Bu çerçevede;

1-)  Türkiye Kalkınma Bankası AŞ; tıpkı diğer Bankalar gibi BDDK mevzuatına tabi midir? Değil midir? 

2-) BDDK mevzuatına uyarınca aynı kişi, bir bankanın hem genel Müdürü hem de Yönetim Kurulu Başkanı olamayacağı dikkate alındığın da;  Türkiye Kalkınma Bankası AŞ dışında, Genel Müdürlük ve Yönetim Kurulu Başkanı görevi aynı kişi tarafından yürütülen başka bir banka var mıdır? Varsa hangi bankalardır?

3-) BDDK mevzuatına uyarınca aynı kişi, bir bankanın hem genel Müdürü hem de Yönetim Kurulu Başkanı olamazken aynı kişinin hem Genel Müdür hem de Yönetim Kurulu Başkanı olmasına imkân veren TKB’nın 4456 sayılı özel kanun hükmü, bu güne kadar neden değiştirilmemiş ve BDDK mevzuatına uygun hale getirilmemiştir?

4-) BDDK mevzuatı imkân vermediği halde sırf TKB’nin özel kanundaki BDDK mevzuatına aykırı hükmün BDDK mevzuatına uyumlu hale getirilmemesini fırsat bilerek TKB AŞ’de Genel Müdürlük ve Yönetim Kurulu Başkanı görevlerini, aynı kişinin yürütmesi, hukuki ve ahlaki midir? Bütün Bankaların Genel Müdürlük ve Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerini ayrı ayrı kişiler yürütmekte iken sadece TKB’de bu görevlerin aynı kişi tarafından yapılması kabul edilebilinir mi? Bu duruma göz yumulmasının nedeni nedir? 

5-) Yüksek Denetleme Kurulu 2007 KİT komisyonu raporunda, Bankanın özel kanunun bir an evvel düzeltilmesini ve BDDK mevzuatına uyumlu hale getirilmesini istemiş midir? İstediyse; Yüksek Denetleme Kurulu’nun bu önerisi bu güne kadar neden yerine getirilmemiştir? YDK’nun önerisinin yerine getirilmemesinde Yönetim Kurulu Başkanlığını kaybedecek olan Genel Müdürün etkisi var mıdır?

6-) TKB’nın Yönetim ve Denetim Kurulu üyelerinden kimler, Hazine Müsteşarlığında üst düzey yöneticidir? Bu kişilerin sayısı nedir?

            7- ) Hazine Müsteşarlığı da Genel Kurul niteliğinde olduğu için bu konuda Hazine Müsteşarlığı, bankadan daha fazla sorumlu değil midir?

8- ) Bankanın Denetim Kurulunda Görevli Başbakanlık Teftiş Kurulu Başmüfettişi Bahri KIZILKAYA’nın, Bankanın Denetim Kurulu üyesi, Başbakanlık Müfettişi Kenan Işık’ın, Bankanın İştiraki Kalkınma Yatırım ve Menkul Değerler (KYMD) denetim Kurulu üyesi olarak görev yaptığı doğru mudur? Doğru ise; Bankadaki usulsüz işlemleri ve uygulamaları denetlemekle görevli kişilerin, denetleyecekleri bankada ve iştiraklerinin yönetimi ve denetiminde görev alması, bu kurumlardaki usulsüz işlem ve uygulamaların açığa çıkarılmasına engel değil midir?

  9-) Başbakanlık Müfettişi olan Mustafa Baltacı adlı kişinin, Genel Müdürün Kayın biraderi olduğu, aynı zamanda Ali Babacan’ın danışmanı olduğu doğru mudur? Bankadaki yanlış ve usulsüz uygulamaların Bakana ulaşmasını bu kişinin engellediği iddiaları doğru mudur?

            10-)  TKB Genel Müdürün Özel Kaleminde geçici sözleşmeli personel olarak çalıştığı söylenen Sayın Ayşe Yaşar’ın; Baş Murakıp İrfan YAŞAR’ın eşi olduğu iddiası doğru mudur? Sayın Ayşe Yaşar’ın, sınavsız-sorgusuz tümüyle usulsüz bir şekilde geçici sözleşmeli personel olarak Genel Müdürün özel kalemine açıktan işe alındığı doğru mudur? Alındıysa neden alınmıştır?

 11-) Yine Baş Murakıp Fahrettin SOYLU’nun eşi olduğu iddia edilen Sayın Emine Soylu’nun; hiçbir sınav yapılmadan sorgusuz- sınavsız tümüyle usulsüz bir şekilde Bankanın İstanbul Şubesinde görevli – geçici sözleşmeli- Şef olarak işe alındığı doğru mudur?

 12- Yüksek Planlama Kurulu, geçici sözleşmeli personel uygulamasının mevzuata aykırı olduğunu 2007 denetim raporunda vurgulamış ve bir daha bu tür uygulama yapılmamasını istemiş midir? İstediyse; Bankada geçici sözleşmeli personel uygulamasına devam edilmesi ve bazı kişilerin usulsüz olarak bankada geçici sözleşmeli personel olarak işe alınmasının nedeni nedir? 

            13-) Bankanın Bütçe Müdürlüğünde şef iken 2006 yılında aynı Müdürlüğe Müdür Yardımcısı olarak atandığı söylenen Sayın Esra Ceylan’ın; BDDK Başkanı Sayın Tevfik BİLGİN’ in baldızı olduğu iddiası doğru mudur? Doğru ise; Bankada  çoğu doktoralı ve Üniversitelerde ders veren kıdemli uzman kişiler terfi beklerken; şef statüsündeki bir kişinin Müdür Yardımcısı olarak atanmasının nedeni nedir? Bu durum, yasal mıdır? Ahlaki midir? Etik midir?

            14-) Bankanın İnsan Kaynakları Müdür Yardımcısı olarak görev yaptığı söylenen Sayın Aysel Güleryüz’ün; Sağlık Meslek Yüksek Okulu mezunu bir hemşire olduğu, kısa bir süre önce açıktan usulsüz şekilde amir unvanı ile bankaya alındığı, hemen ardından da İnsan Kaynakları müdür yardımcısı yapıldığı iddiaları doğru mudur? Doğru ise; bankada müdür yardımcısı olarak görev yapacak pek çok uzman kişi varken bir hemşirenin, önce açıktan atanıp sonra Müdür Yardımcısı yapılması yasal ve etik midir? 

            15- Bankada İnsan Kaynakları Müdürü olduğu söylenen Sayın Kadriye Metin’in; MKE de uzman olarak çalışmaktayken bankaya Md.Yrd. olarak naklen alındığı ve kısa bir süre sonra da mevzuata aykırı olarak İnsan kaynakları Müdürü yapıldığı doğru mudur? Doğruysa nedeni nedir? Bankada mevcut personeli arasında İnsan kaynakları Müdürü yapabilecek bir tek kişi yok muydu?

  CHP MERSİN MİLLETVEKİLİ ADALET KOMİSYONU ÜYESİ ALİ RIZA ÖZTÜRK, 11.11.2009 ÇARŞAMBA GÜNÜ TBB GENEL KURULUNDA TÜRK BORÇLAR KANUNUNUN 3. BÖLÜMÜNÜN GENELİ ÜZERİNDE CHP GRUBU ADINA KONUŞMA YAPTI.

                                                                       

Borçlar Kanunu Tasarısı incelendiğinde, bu meydan okumaya yaraşır kalitede bir eserin ortaya çıktığından söz etmemiz mümkün değildir

Bugünler içinde birçok temel kanunumuz radikal değişikliğe uğruyor. 1923 yılında cumhuriyetin ilanından sonra yabancı ülkelerden alınan temel kanunların neredeyse tümünün yeniden hazırlanması gündeme gelmiştir. Bu çabanın temelinde genel olarak şu düşünce yatmaktadır: Cumhuriyetin kurulduğu dönemde, savaştan yeni çıkmış Türkiye Cumhuriyeti’nde, bu derece temel ve önemli kanunları hazırlayacak kadrolar yoktu. O hâlde, cumhuriyetin ilanıyla birlikte Batı uygarlığına yetişmek isteyen Türkiye’nin bir an evvel hukuk reformunu gerçekleştirmesi gerekiyordu. Bu nedenle, temel kanunların yabancı ülkelerden alınması anlaşılır bir durumdu. Fakat, aradan geçen sürede, kendi büyük kanunlarımızı, temel kanunlarımızı hazırlayacak büyük hukukçularımız yetişmiştir. Bu nedenle, kendi kanunlarımızı kendimiz hazırlamamız gerekir düşüncesi.

Hiç şüphesiz, bu durum, gerçekten saygı duyulması gereken bir meydan okumadır ama bu meydan okuma, bir sorumluluğu da beraberinde getirmektedir. Bu meydan okumadan sonra ortaya çıkan kanun tasarısı metinlerinin de bu iddiaya, bu meydan okumaya yakışması, ona yaraşır olması lazımdır. Oysa, Borçlar Kanunu Tasarısı incelendiğinde, bu meydan okumaya yaraşır kalitede bir eserin ortaya çıktığından söz etmemiz mümkün değildir değerli arkadaşlarım.

Tasarıyla Kanun’un toptan değiştirilmesi ve maddelere yeniden numara verilmesi son derece yanlıştır.

Bu kadar değişikliği gerektirecek önemli sebepler nedir? İhtiyaçlar var mıdır? Getirilen çözümler ne ölçüde bu ihtiyaçları karşılıyor? Bunun tartışmasını mutlaka yapmak gerekir ancak asla kabul edemediğim bir şeyi de söylemeliyim: O da sanki bu ülkede bir rejim değişmiş gibi, sanki bu ülkede sistem değişmiş gibi madde numaralarına varıncaya kadar kanunların değişikliğe uğramasıdır. Hani eskiden beri bildiğimiz, alıştığımız madde numaraları niye değişti?

Gerçekten herkesi rahatsız eden bir durumdur bu. Çünkü hukukçular birçok konuyu, hukuki kurumu, ilişkiyi madde numarasıyla anarlar. Bahsederken bile, bilmem, “haksız fiil” demeyiz, “Borçlar Kanunu 41” deriz. Yine, “642” deriz, “cebrî tescil” demeyiz. Yine, “munzam zarar” demeyiz, “Borçlar Kanunu 105” deriz. Âdeta, madde numaraları, bizim hukukumuzda ve uluslararası hukuk dilinde o kurumun adı hâline gelmiştir. Şimdi bu sistemi değiştirmek, hukuk uygulamasında, hukuk yaşamında büyük bir kargaşa doğurmayacak mıdır? Şu anda Medeni Kanun’da bile hâlâ madde numaralarını bilenimiz çok azdır.

            Borçlar hukuku, toplum yaşamını çok yakından ilgilendiren, yönlendiren, yöneten bir alandır.

Bir de hepimizin bildiği üzere, Borçlar Kanunu temel yasalardandır, hatta en temel yasalardandır. Sadece medeni hukukun değil, özel hukukun da temelini oluşturmaktadır. Hatta yeryüzünde ilk hukuk kurulları, borçlar hukuku nitelikli kurallardan oluşacak biçimde doğmuştur. Borçlar hukuku, toplum yaşamını çok yakından ilgilendiren, yönlendiren, yöneten bir alandır. Gerek hukuki alanda gerek siyasal, ekonomik alanda gerekse sosyal alanda bu böyledir. Hangi dünya görüşünü, hangi ideolojiyi göz önünde tutarsanız tutun, borçlar hukuku alanında ortaya konulan kuralların ekonomik yaşamı biçimlendirdiğini göz ardı edemezsiniz. Borçlar hukukunun önemi hiçbir zaman göz ardı edilemez. Böylesine önemli, temel nitelikteki yasaların da elden geldiğince uzun bir süre yürürlükte kalacağı düşünülerek elden geldiğince uzun bir süre atlatabilecek yapıda olması, o şekilde biçimlendirilmesi ve düzenlenmesi gereği vardır.

YASA TASARISI ZAAFLARLA, EKSİKLİKLERLE DOLUDUR

Bir temel yasayı kendi döneminde çıkarmak her iktidarın, hatta her bakanın en büyük arzusudur. Bu bir onurdur. Ben de bakan olsam, böyle bir yasanın görev dönemim içerisinde yasalaşmasını ben de isterdim. Bundan büyük bir onur duyardım ve adım tarihe geçer, yıllarca anılırdı. Ama onun yanında şunun da gözden uzak tutulmaması gerekir: Böyle bir yasanın alelacele, zaaflarla, eksikliklerle dolu ve uygulamada sorunlar yaratacak biçimde yasalaşmasının getireceği olumsuzlukların da bana mal olacağını bilirdim. O hâlde, her ikisini de dengeleyerek böyle bir yasal çalışmanın içinde olurdum.

            Tasarıda dil yanlışlığı çok korkunçtur

Tasarıda dil yanlışlığı çok korkunçtur sayın milletvekilleri, felakettir, felaket bu dil yanlışlığı. Tasarı, tanım yapma yanlışlığına düşmüştür. Tasarının genel gerekçesi ile madde gerekçeleri yetersizdir.

            GEREKÇE BİR YASANIN RUHUDUR

Değerli arkadaşlarım, bakın gerekçe bir yasanın ruhudur, madde metinleri bedendir. Gerekçe, ona canlılığını, yaşamını veren ruhtur. Eğer bedenden bir şey anlamıyorsanız ruhunu okursunuz. Niçin bedenin o şekilde durduğunu veya bu şekilde eğrildiğini o ruhundan çıkarırsınız, anlamlandırırsınız. Bu bakımdan bu yasa tasarısının gerekçelerinin tartışılmamış olmasını büyük bir eksiklik olarak görüyorum.

Şimdi bakıyorsunuz yasaya, birçok maddenin gerekçesinde hiçbir şey yok. Hani bizde gelenektir ya, özel küçük kanunlar çıkarılır şöyle otuzar, kırkar maddeden ibaret. “Gerekçe” der, gerekçe aynen madde hükmünün tekrarından ibarettir ama Borçlar Kanunu gibi büyük bir temel yasada özellikle yeni birtakım kurumları pozitif hukuk yaşamımıza sokan bir yasada gerekçe çok büyük önem taşımaktadır. Bir kısmında  hiçbir açıklama göremiyorsunuz, bir kısmında doyurucu açıklama yok, bir kısmında da maddeyle ters düşen gerekçe açıklamaları var.

AMACIMIZ BAĞCIYI DÖVMEK DEĞİL

Şimdi böyle bir yasa tasarısının olduğu gibi bu haliyle geçmesi hepimizi ileride çok üzecektir. Amacımız, bağcıyı dövmek değil, hep birlikte üzüm yiyelim. Yediğimiz üzüm de hani lezzetli bir üzüm olsun. Tabii hatalar olabilir, aynı üzümün çöpü olduğu gibi çöpü de olabilecektir ama hiç olmazsa üzüm yerinde olsun.

TASARININ GEREKÇELERİ FELAKETTİR

Kanunun hazırlanması aceleci bir davranış olmuştur ve kanunda liberal görüşler esas alınması amaçlanmış ama kısıtlayıcı hükümler getirilmiştir. Tasarıda bir terim birliğinden söz etmek mümkün değildir değerli arkadaşlarım. Tasarıda yine anlam kaybı aşılacak Türkçeleştirme yapılmıştır. Deminden de söyledim, tasarının gerekçeleri felakettir…

__________________________________________________________________

Karşılıksız çeke ceza çağdışıdır

 CHP MERSİN MİLLETVEKİLİ ADALET KOMİSYONU ÜYESİ ALİ RIZA ÖZTÜRK, 11.11.2009 ÇARŞAMBA GÜNÜ TBMM GENEL KURULUNDA ÇEK KANUNA DEĞİNDİ

 HUKUKSUZLUĞUN KURAL HALİNE GELDİĞİ BİR ÜLKEDE YAŞIYORUZ

Hodri Meydan, çek yasasını değiştirelim!

                                                                                              
CHP Milletvekilinden Meydan Okuma!

 Değerli arkadaşlarım, hukuksuzluğun kural hâline geldiği bir ülkede hukuku inşa etme görevinin başta Türkiye Büyük Millet Meclisinin asli görevi olduğunu hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamamız lazım. Çünkü, millet iradesinin tecelli ettiği en yüksek organ Türkiye Büyük Millet Meclisiyse eğer, bu ülkede de hukuksuzluklar kural hâline gelmişse, buna öncelikle Türkiye Büyük Millet Meclisi karşı çıkacak ve dolayısıyla da Türkiye Büyük Millet Meclisinin her üyesi buna karşı çıkmak durumundadır. Bundan rahatsız olmamak gerekir. Aksine, hukuksuzluklara karşı çıkmak bence saygı duyulması gereken bir tavırdır.

 BU DURUM SİZİN İÇİNİZİ ACITMIYOR MU?

Bugün gerçekten toplumda çek mağduru denilen karşılıksız çek keşide etme suçundan dolayı hapse girmiş, evinden barkından ayrı yaşayan hatta kaçak durumda yaşayan insanların durumu sizin içinizi hiç acıtmıyor mu?

KARŞILIKSIZ ÇEK KEŞİDE ETME SUÇU ÇAĞ DIŞIDIR

Şimdi çekle ilgili olayı ekonominin dalgalanmaması adına karşılıksız çek keşide etme suçunu savunmak mümkün mü? AKP’deki hukukçu arkadaşlarıma soruyorum: Bu karşılıksız çek keşide etme suçunu getirmeye çalışan ceza hukuku hocasını komisyonda sordum. Hatta Türk Ticaret Kanunu’nun Bilim Komisyonu Başkanı Ünal Tekinalp’in geçen gün Dünya Gazete’sinde bir beyanatı var: Karşılıksız çek keşide etme suçunun “çağ dışı” olduğunu söylüyor.

 YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Ne zaman konuldu bu suç?

 ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – Ne zaman konulduğunu açar okur, bakarsın. Sağa sola laf atacağına bunlara bakarsın. Biraz da böyle sağa sola laf atacağına biraz okuyacaksınız. Madem milletvekili oldunuz okuyacaksınız.

RECEP KORAL (İstanbul) – Sen biliyor musun onu?

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) –  Dinlersen anlatırım, sen öğrenirsin.

 Şimdi, değerli arkadaşlarım, bakın, Türk Ticaret Kanunu’nda çek tanımlanmıştır. Çek, Türk Ticaret Kanunu’nda kayıtsız ve şartsız olarak belirli bir bedelin ödenmesi emrini içerir. Bono ise kayıtsız ve şartsız olarak belli bir bedelin ödenme taahhüdünü içerir. Yani her ikisi de Türk Ticaret Kanunu’nda tanımlanmış kambiyo senedi niteliğindedir. Birisi, taksitli ve vadeli alışverişin ödeme aracıdır yani bono. Diğeri ise, çek ise nakit yerine geçen hemen ödeme dediğimiz bir araçtır. Uygulamada çekin sanki taksitli veya uzun vadeli bir alışverişin aracı olarak kılınmış olması yasanın çeke tanıdığı, yüklediği yükten daha fazla bir yükün yüklenmiş olması alışılmış, kural hâline getirilmiş. Şimdi çeki biz Türk Ticaret Kanunu’ndaki anlamını çekmeye çalıştığımızda, oradaki görevini yüklemeye çalıştığımızda, çekin ekonomiyi allak bullak edeceği söyleniliyor.

Şimdi, bu komisyonun Adalet Komisyonu Başkanı dâhil, Adalet Bakanlığı dâhil yanılmıyorsam karşılıksız çek keşide etme suçunun suç genel teorisi içerisinde yeri olmadığını, modern ceza hukuku içerisinde yeri olmadığını kabul ediyorlar ancak Ali Babacan Beyefendi, istemediği nedenle karşılıksız çek keşide etme suçunun suç olmaktan çıkarılmaması gerektiğini düşünüyorlar. Gerekçe ne? Gerekçe, ekonomide dalgalanmalar olmasın.

Değerli arkadaşlarım, çekin alacağın tahsilini garanti altına alma gibi bir fonksiyonu yoktur. O zaman bononun alacağını nasıl garanti altına alacaksınız? Hatta çekten ve bonodan daha kuvvetli bir belge niteliği taşıyan mahkeme ilamına bağlı alacağı nasıl garanti altına alacaksınız?

 İÇBİR MODERN ÜLKEDE KARŞILIKSIZ ÇEK KEŞİDE ETME SUÇU YOKTUR

1985 yılına kadar Çek Kanunu yoktu yani karşılıksız çek keşide etme diye bir suç tanımlanmamıştı. Peki, 1985 yılına kadar bu ülkenin ekonomisi yok muydu, ülke allak bullak mı oldu? 1985 yılında bu Çek Kanunu çıkarıldı, üç kez değişiklikler yapıldı. Sorun çözüldü mü değerli arkadaşlarım? Sorun çözülmedi. Demek ki mesele, ceza getirmek değildir. Bugün, Şili, Bolivya ve Arjantin dışında hiçbir modern ülkede, çağdaş ülkede karşılıksız çek keşide etme suçu yoktur.

 Bakın, bugün, Yargıtay 10. Ceza Dairesinde 2008 yılından devreden dosya sayısı 25.683 olmuş, 2009 yılında karara bağlanan 12 bin olmuş, 2009 yılında gelen dosya 9.579. Şu anda  tabii temmuz ayı rakamları bunlar, Sayın Bakanlık öyle verdi- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bekleyen, hâlâ inceleme bekleyen dosya sayısı 58.188.

Değerli arkadaşlarım, mahkemeler keza öyle. 81.540 dosya karara bağlanmış, temyiz edilmemiş.170.608 dosyada hâlen yargılama devam ediyor.

ÇEK KANUNU ACİLEN MECLİSE GETİRİLMELİDİR

Şimdi, ekonomi allak bullak olacak gerekçesiyle hiç de doğru bir gerekçe değil bunda ısrar etmek doğru değildir. Karşılıksız çek keşide etme suçu suç olmaktan çıkarılarak Çek Kanunu Meclise getirilmelidir. Acilen getirilmelidir, halkın beklentisi karşılanmalıdır diye düşünüyorum, saygılar sunuyorum.

Çek yasası çıksın, esnafı cezaevinden kurtaralım

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan Milletvekili)
Şimdi, esnaf perişan durumda arkadaşlar. Dışarıda esnaf kalmadı, esnafın çoğu nerede biliyor musunuz? Cezaevinde, cezaevinde. Evet, belki sizin tuzunuz kuru, bütün esnaf cezaevinde. 3 lira, 5 lira çekini yazdırmış, karşılıksız çek suçundan girmiş cezaevine, esnafın işi bozulmuş. Esnafın işi bozulmuş, o yetmiyor. Bakın, cezaevine giren esnaf dışarıda ülkeye katma değer de kazandıramıyor çünkü adamı içeri atıyorsun, cezaevine. Cezaevine düşen esnaf bu defa işi bozuluyor devlete vergi ödeyemiyor, borcunu da ödeyemiyor. Şimdi alacaklı da alacağını alamıyor, devlet de alacağını alamıyor. O zaman ben istirham ediyorum, Sayın Hükûmetten rica ediyorum: En kısa zamanda bu çek yasası gelsin, esnafı cezaevinden kurtaralım. İnanın çok zor durumda insanlar. Ben onu biliyorum, siz de biliyorsunuz. Durmadan bize mesajlar geliyor. “Esnaf perişan oldu. Çocuğum yetim kaldı” diyor, Çocuğumu okutamıyorum. diyor, “İşim bozuldu.” diyor, “Borcumu ödeyemiyorum. Devlete vatandaşlık görevimi yerine getiremiyorum. İnanın, bir esnaf bana geldi, dedi ki: Arkadaş, cezaevlerinde yer kalmadı, üst üste yatıyoruz. 10 kişilik koğuşta 18 kişi yatıyoruz.” Bu, insan haklarına da aykırı arkadaşlar. Lütfen, sizden rica ediyorum: Bu çek yasasını getirin ve bir an evvel…. Bakın, MHP Grubu da CHP Grubu da AKP Grubu da DTP Grubu da desteklesin, hep beraber bu işi bitirelim gitsin. Bu nedenle, ben rica ediyorum, Hükûmet acilen istirham ediyorum çiftçi borçlarını ertelesin, iyileştirsin, Çek Yasası‘nı getirsin ve cezaevinden esnaflarımızı çıkaralım. Ülkede açılımı ve barışı böyle sağlamış oluruz.
http://www.cekmagdurlari.com

 
RIDVAN YALÇIN (Ordu Milletvekili)

Değerli arkadaşlarım, bugün bir Çek Kanunu meselesi yaşanıyor. Biliyorsunuz Meclis tatile girmeden önce bir tasarı getirdiniz komisyona ve o tasarıyla birlikte cezaevinde karşılıksız çek suçundan yatan insanlarda, ailelerinde ve bu suç sebebiyle kaçak durumda olan insanlarda bir beklenti oluşturdunuz, yani bu öylesine bir beklenti ki, “Bir şekilde bu mesele çözülecek.” dendi, cezaevindeki insanlar ümitlendirildi, aileler ümitlendirildi. Her gün sizlerin de çek mağduru insanlar tarafından aranma durumunda olduğunuzu biliyorum. Bu konudaki bu beklentinin bir şekilde karşılanması gerekir. Bizim önerimiz, bizim teklifimiz “Efendim bir af çıkarın da…” değildir. Burada çek meselesinin mağduru sadece cezaevinde yatanlar değil mutlaka, bir şekilde mal verip güvenerek çek almış insanların da bir mağduriyetinin olduğunu kabul ediyoruz fakat bu şekilde yürümediği de ortaya çıkmıştır. Bugün bir, bir buçuk milyon çek yaprağının yazıldığını biliyoruz, sadece Yargıtaydaki ilgili dairede yetmiş beş bin dosyanın beklediğini biliyoruz. Komisyona böyle bir tasarı geldiği için mahkemeler ve Yargıtay ellerindeki dosyanın üzerinde işlem yapmıyorlar bir lehe değişiklik olursa uygulayabilmek adına.

Şimdi biz, arkadaşlar, şunu teklif ediyoruz: Çek, bir şeklî suç olmaktan çıkarılabilir mi, bunu tartışmamız lazım. Bugünkü uygulamada çek karşılıksız çıktı mı başka bir araştırmaya gerek olmaksızın hapis cezasını gerektiren bir suç olarak tanımlanıyor. Oysa ödeyememek ya da alacağını tahsil edememek ekonominin içinde öngörülebilir bir risktir. O sebeple, çeki bir şeklî suç olmaktan çıkarıp, bunu bu şahıs kasten mi ödemiyor, bir dolandırıcılık kastıyla mı ödemiyor, daha çeki verirken ödemeyeceğini mi hesap ederek bu çeki vermiş yoksa ekonominin rutin gidişi içerisindeki tabii riskler sonucu mu ödeyemez hâle gelmiş, bunu ayırt edebilecek, yani dolandırma kastıyla hareket edenlerle ekonominin risklerine maruz kalmış insanları birbirinden ayırabilecek öyle bir yapının ortaya konması lazım

Ben özellikle Sayın Bakandan şunu istirham ediyorum: Her gün rahatsız ediliyoruz, insanlar telefonla bize ulaşıyor, fakslarla, mektuplarla. Bu konuda Hükûmet adına bu çek meselesiyle ilgili nedir son kanaat. Bu söylenirse, en azından bu beklenti kırılır, insanlar mevcut durumu kabullenir, ona göre pozisyonlarını alırlar ama bugün, her geçen gün artan bir kanayan yaraya dönüşmüştür ve bir an evvel bu konunun bütün yönleriyle düşünülüp konuşulduğu bir yasal düzenleme ihtiyacını ifade ediyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

http://www.cekmagdurlari.com
HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar Milletvekili)
Sayın Başkan, aracılığınızla Sayın Bakana şu soruyu yöneltmek istiyorum: Bir Borçlar Yasası’nı görüşüyoruz. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi‘nde borçtan dolayı özgürlüğünden yoksun bırakılma yasağı vardır. Ayrıca Anayasa’mızın 38’inci maddesinde “Hiç kimse yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirmemesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz.” denilmektedir. Buna rağmen karşılıksız çek keşide eden pek çok çek mağduru Çek Yasası‘na muhalefetten hükümlü olarak cezaevlerinde bulunmaktadır. Şimdi soruyorum: Ekonominin kötü yönetimi sonucu ticaret erbabının çeklerini ödeyememesinde Hükûmetinizin sorumluluğunu kabul ediyor musunuz? Çek Kanunu‘na muhalefet suçundan hükümlü sayısı kaçtır? Bunlardan kaç tanesi cezaevindedir? Ticaret yaptıkları için hapis cezası alarak cezaevlerini dolduran karşılıksız çek mahkûmlarına ve ailelerine ne gibi bir yaklaşım içerisindesiniz..

BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara Milletvekili)

Çek Yasası‘yla ilgili, Sayın Ünlütepe, biliyoruz ki Adalet Komisyonunda bir düzenleme var toplumun değişik kesimlerinden gelen taleple ilgili olarak. Tabii karşılıksız çıkan her çeki de ekonomik sıkıntıya düştü de bundan dolayı ödemedi tarzındaki bir kanaate varmak da doğru değil çünkü bu çekin bir de alıcısı var. İçerdekini düşüneceğiz, eğer hakikaten elinde olmayan sebeplerden dolayı içeri düşmüşse ona bir imkân getirelim, onun çıkmasını temin edelim ama öbür tarafta bir kısım konuları, bir kısım durumları, bir kısım gelişmeleri istismar ederek alacaklıyı da dolandırdıysa, bunun ikisinin ayrımını yaparak bir kanun çıkarmak gerekir, bir dengeye oturtmak gerekir aksi takdirde çekler gelişigüzel… Çünkü bir güven meselesidir. Çeke güvenmeyecekse, başka bir şeye güvenmeyecekse bu çok doğru olmaz. Onun için, doğruyla yanlışı belli bir adalet ölçüsü içerisinde denkleştirmek lazım zaten biz de bu kanıya vardık ki bir Çek Yasası‘nda düzenleme yapalım. Nitekim Adalet Komisyonunda epey görüşüldü, tartışıldı, tartışılıyor. Zannediyorum bu hafta içerisinde veya önümüzdeki hafta komisyonda bir uzlaşmaya varılırsa, yani bir taraftan içerde yatanların talepleri var, öbür taraftan da “Aman ha, bunları çıkardığınız takdirde biz alacağımızı nasıl alırız?” düşüncesiyle bir öbür taraftan da baskı geliyor. Onların da kendilerine göre haklı tarafları var. Dengeyi sağlamak lazım. Ama Meclisimizin gündemindedir. Ümit ediyoruz ki en kısa sürede bunları sağlamak mümkün, dengeye oturtmak mümkün olacak.
http://www.cekmagdurlari.com

Saat: 17:39
23 Ekim 2009 Cuma
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk

ÇEK KANUNU TASARISI ADALET KOMİSYONU GÖRÜŞMELERİ

Ali Rıza Öztürk (Mersin) – Sayın Başkanım, Komisyonumuzun değerli üyeleri, değerli katılımcılar, bugün Adalet Komisyonunun önünde bir mayın var, aşağıda, Genel Kurulda da bir mayın var. Aslında, her ne kadar ismi mayın olmasa da bu çek tasarısı, çek yasası öteden beri insanları, tarafları, bankacıları, halk kesimlerini, tacirleri, tüccarları, bilim adamlarını çok ciddi anlamda uğraştıran bir olay çek olayı. Bu, gerçekten önümüze gelen olay böyle kolay geçiştirilecek türden bir olay değildir. (TBMM)

CHP Milletvekilinden Meydan Okuma!
23 Ekim 2009 Cuma
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk

ÇEK KANUNU TASARISI GENEL KURUL KONUŞMASI

Biz, karşılıksız çek keşide edilme suçunun kaldırılmasını istiyoruz. Hodri meydan! Getirin o yasayı, bu konuda destek verin. Kendi ayıbınızı örtmek için Cumhuriyet Halk Partisini kullanmayın, değerli arkadaşlarım.

CHP Milletvekili: Karşılıksız çek suç olmasın!

Halkın temel ihtiyaçları olan yasaları çıkartmıyorsunuz. Sayın Adalet Bakanı, çekle ilgili yasayı niye kaldırdınız, niye gündemden düşürdünüz? Hani alt komisyondan geçti o. Ben alt komisyon üyesiyim. Ne oldu Çek Yasası? Ama çek mağdurlarına açıklama yaparken Çek Kanunu’nun Cumhuriyet Halk Partililer tarafından engellendiğini söylüyorsunuz. Çıkın, bu kürsüye söyleyin. Ben tüm Türk milletine ilan ediyorum. Alt komisyondan Çek Yasası geçti, ama örtüldü, örtüldü. Nereye gittiğini ben Komisyon üyesi olarak bilmiyorum. (TBMM)

4 Responses to “TBMM Haber”

  1. Dr. kattyeses Adin Says:

    KATTYESES FİNANSAL kredilerin

    Biz% 2 faiz oranı (USD 100,000,000,00 USD 1000 tarihleri ​​arasında) krediler sunuyoruz. Ilgilenen varsa alın geri:
    Daha fazla talimat ile size sunacaktır.

    Saygılarımızla,
    DR. KATTYESES
    İCRA KURULU BAŞKANI
    İletişim e-posta: kattyeses@gmail.com

  2. c Says:

    okumadım niye yorum yapıyım

  3. CoCenk Says:

    Devlet 3167 sayılı yasaya ne isim vermiş? Çek Hamillerini Koruma Kanunu. ne demek bu. açıkça ben çek alacaklılarını koruyorum diyor zaten. Bu ismi verirken bile utanmamış devlet. Kobilere ne olduğu onun için önemsiz. Önemli olan Tekelci güçlü sermayenin çıkarları. Kobilerin çıkarları ne zaman önemli olmak zorunda kalır, ancak örgütlenmemiz yeterli düzeye gelince.

    yorumunuz için teşekkürler Tunç bey.

  4. tunç bakır Says:

    madem öyle devlet sosyal devletse kredi garanti fonu oluşturdu. çek garanti fonuda oluştursun.alacaklıyı düşünüyorsa borçluyuda düşünsün.bu insanlar uzayda ticaret ypmadı.94-99-2001 krizleri ve şuanki dünya ekonomik
    krizini bizlermi çıkardık.ikide bir esnafa desdek verdik kredi veriyoruz diyor.hangi sıkıntılı esnaf bu kredilerden yararlanmış baksınlar.tuzu kurular faydalandı işin kötümü gitti düşenin dostu olmaz kural budur.


Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: