İnciler

Çek Mağdurları Sitesinden İnciler

Cuneyt

Bence dayanamaz. Çünkü sanık karşılıksız işlemi yapılmasına sebebiyet vermek kastı ile bilerek ve isteyerek karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verecektir. Bu maddede sanığın özen mükellefiyetine ihlal ile sebebiyet vermekten bahsedilmemektedir. Yani sanığın dikkatsizlik tedbirsizlik ile yada emirlere nizamlara talimatlara aykırılık ile karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet vermesinden daha açık bir ifade ile acıkça taksirden bahsedilmediği içinde suçun içerisine taksirli eylemleri dahil etmeye yasal imkan yoktur.O nedenle sanığın banka hesabında karşılık bulundurmaması yani belli bir tarihe çek keşide etmesine rağmen o tarihte karşılığının bulundurmama bilincine kastına sahip olması gerekir. Diyelim ki sanık çeki keşide etti ve sonra ibraz tarihlerinde bilincinin kaybolduğu bir aylık bir hastalığa düçar oldu. Ve çek bedelini ibraz tarihlerinde hesapta bulunduramadı. Eylemi taksirli suç olarak kabul ettiğimizde belki sanığın suçunun oluştuğunu söyleyebilecek iken, kasıtlı suç olarak kabul ettiğimizde suçun sabit olmadığını duraksamasız söyleyebilmeliyiz.

Failin bilinci yerinde değilse faile suç isnat edilemez, fail ne taksir, ne de kasıtla suç işleme yeteneğine sahip değildir. Kastı neticeyi istemek, taksiri failin şuursuzluğu gibi anlamak yanlıştır.

My Way

……..şu aanda 5941 den en kolay nasıl ceza verilebilir düşüncesini empoze etmeye çalışanlar 3167 sayılı kanunla verilen cezaların TCK ya AYKIRI olarak verildiğini şu an tartışmıyorlar…

oysa yasayı hazırlayan izzet özgenç te 3167 nin TCK 5 yürürlüğe girdikten sonra uygulanamaz hle geldiğini söylüyor…şimdi izah etmeleri gereken en önemli konu OBJEKTİF SORUMLULUK diyerek 3167 sayılı kanunla 01.01.2009 dan bu yana hapiste kıyas yapılarak yatırılan kişilerin hala bu zulümle karşı karşıya olduklarıdır…

Objektif suç başka bir şey, objektif sorumluluk başka bir şey. Objektif sorumluluk ancak kasıtla veya taksirle işlenen suçlarda söz konusu olabilir. Objektif veya şekli suç ise bir suç tanımlamasıdır.

Cuneyt

a)Suçun kastla işlenebilmesi için neticenin bilinmesi ve istenilmesi,
b)Taksirle işlenebilmesi için neticenin istenmemesi gerekir iken,
c)Objektif sorumluluk halinde kusur olmadan suçun sabit olduğu kabul olunur.

Burada da objektif suç ile objektif sorumluluk birbirine karıştırılmıştır. Bu iki kavram tamamen farklıdır.

Cuneyt

Peki taksirli hal ne idi. Ne olduğunu TCK.nın 22/2 nci maddesi “Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanunî tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.” şeklinde tanımlamıştır. Aslında kanaatime göre yanlış olan bu süslü püslü tanım taksiri ÜÇ kelime ile özetlersek NETİCENİN KESİNLİKLE İSTENMEMESİ OLARAK TARİF ETMEKTEDİR.

Taksirin böyle bir tanımı yok. Taksirle işlenen suçun tanımı, NETİCENİN KESİNLİKLE İSTENMEMESİ OLARAK TARİF ETMEKTEDİR, değildir. Taksirli suç dikkat ve özen göstermemektir ama neticeyi kesinlikle istememek diye bir tanımı yoktur. Failin neticeyi öngörememiş olması farklı, istememesi farklı şeylerdir.

Özgenç hoca 5. Maddedeki suçu hem kasıtlı hem de taksirli suç olarak yorumlamıyor. 5. Maddedeki suç ancak kasıtla işlenen bir suçtur diyor.

 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: