İflasın Ertelenmesi Yargıtay İçtihatları

T.C.

YARGITAY

12. HUKUK DAİRESİ

E. 2004/8556

K. 2004/13661

T. 28.5.2004

• ŞİKÂYET ( İflasın Ertelenmesi Kararı Üzerine Borçlu Aleyhine 6183 Sayılı Yasaya Göre Yapılan Takipler de Dâhil Olmak Üzere Hiçbir Takip Yapılamaması )

• İFLASIN ERTELENMESİ KARARI ( Karar Üzerine Borçlu Aleyhine 6183 Sayılı Yasaya Göre Yapılan Takipler de Dâhil Olmak Üzere Hiçbir Takip Yapılamaması )

2004/m.179/b

ÖZET: İİK.nun 179/b madde hükmü gereğince iflasın ertelenmesi kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 Sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere, hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler de durur.

DAVA: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :

KARAR : İİK.nun 179/b madde hükmü gereğince iflasın ertelenmesi kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 Sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere, hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler de durur. Bu nedenle, 8.10.2003 tarihinde iflasın ertelenmesi kararından sonra alacaklının 13.11.2003 tarihinde takip yapmasına yasal imkân bulunmadığından, bu takibin iptaline karar vermek gerekirken, durdurulmasına karar verilmesi isabetsizdir. Ayrıca şikâyeti kabul edilen borçlu kendisini vekille temsil ettirdiği halde borçlu vekili lehine ücreti vekâlete hükmedilmemesi de doğru olmadığı gibi masrafların müşteki borçlu üzerinde bırakılması da doğru değildir.

SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ), 28.05.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2004/1665

K. 2004/6623

T. 3.6.2004

• İFLAS DAVASI ( Kredi Borcunun Ödenmemesi Nedeniyle Başlatılan İflas Yoluyla Takibin İtirazsız Kesinleşmesi Nedeniyle )

• İFLASIN ERTELENMESİ ( Şirketin Borca Batık Olup Olmadığının ve Borca Batık Olması Halinde İyileştirmenin Mümkün Olup Olmadığının Tespit Olunmasının Gerekmesi )

• İYİLEŞTİRME PROJESİ ( İflasın Ertelenmesini İsteyen Borçlu Şirketin İyileştirmenin Nasıl Yapılacağına İlişkin Proje Sunmasının Gerekmesi )

• İFLASIN ERTELENMESİNE KARAR VERME ( Sunulan İyileştirme Projesinin Ciddi ve İnandırıcı Olmasının Gerekmesi-Ancak Bu Hükmün 4949 Sayılı Kanunun Yürürlüğe Girmesinden Sonra Yapılacak İflasın Ertelenmesi Taleplerinde Uygulanabilmesi )

• İYİLEŞTİRME PROJESİNİN CİDDİ VE İNANDIRICI OLMASI ZORUNLULUĞU ( İflasın Ertelenmesi Talebinde Projenin Ciddi ve İnandırıcı Olup Olmadığının Bilirkişi Vasıtasıyla Tesbiti Gereği )

2004/m.179

6762/m.324

ÖZET: İflasının ertelenmesini isteyen şirketin borca batık durumda olup olmadığı tespit edilmeli, borca batık durumda olduğunun saptanması halinde ıslahının mümkün bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. İflasın ertelenmesini isteyen borçlu şirket iyileştirmenin nasıl yapılacağına ilişkin bir proje sunmalıdır. TTK.nun 324. maddesinde projeden söz edilmemiştir. TTK.nun 4949 sayılı Kanunla değişik 179. maddesinde bir iyileştirme projesi sunulması, sunulan projenin ciddi ve inandırıcı olması halinde iflasın ertelenmesine karar verileceği hükme bağlanmıştır. Ancak bu hüküm 4949 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra yapılacak iflasın ertelenmesi taleplerinde uygulanacağından somut olayda uygulanması mümkün değildir. Bu durumda mahkemece 29.5.2003 tarihli dilekçedeki iyileştirme önerileri konusunda bilirkişi kurulundan rapor alınarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir.

DAVA: Taraflar arasındaki birleştirilen iflas davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas davanın kabulüne, birleşen davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR: Davacı vekili, davalı şirketin müvekkili bankaya 570.000.000.000.TL kredi borcu bulunduğunu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine başlatılan iflas yoluyla takibin itirazsız kesinleştiğini ileri sürerek davalı şirketin iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevabında, tebligatların usulüne uygun olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuş, birleşen davada borca batık durumda olan şirketin ıslahının mümkün olduğunu belirterek iflasın ertelenmesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre davalının depo emri tebliğine rağmen ödeme yapmadığı, iyileştirme projesi sunmayan davalı şirket yönünden iflasın ertelenmesi koşulları oluşmadığı gerekçesiyle davalı şirketin iflasına karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.

Davalı Anonim şirket 29.5.2003 tarihli dilekçesi ile TTK.nun 324. maddesi uyarınca iflasın ertelenmesini talep etmiş, bu dilekçede iyileştirmenin nasıl yapılacağına ilişkin açıklamalar yapmıştır. TTK.nun 324. maddesi uyarınca şirketin borca batık durumda olup olmadığı tespit edilmeli, borca batık durumda olduğunun saptanması halinde ıslahının mümkün bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. İflasın ertelenmesini isteyen borçlu şirket iyileştirmenin nasıl yapılacağına ilişkin bir proje sunmalıdır. TTK.nun 324. maddesinde projeden söz edilmemiştir. TTK.nun 4949 sayılı Kanunla değişik 179. maddesinde bir iyileştirme projesi sunulması, sunulan projenin ciddi ve inandırıcı olması halinde iflasın ertelenmesine karar verileceği hükme bağlanmıştır. Ancak bu hüküm 4949 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra yapılacak iflasın ertelenmesi taleplerinde uygulanacağından somut olayda uygulanması mümkün değildir. Bu durumda mahkemece 29.5.2003 tarihli dilekçedeki iyileştirme önerileri konusunda bilirkişi kurulundan rapor alınarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle erteleme talebinin reddinde isabet görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 3.6.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2004/3011

K. 2004/8154

T. 8.7.2004

• İFLASIN ERTELENMESİ ( Taşınır Taşınmaz Veya Ticari İşletme Rehniyle Temin Edilmiş Alacaklar Nedeniyle Rehnin Paraya Çevrilmesi Yoluyla Takip Başlatılabileceği Ancak Muhafaza Tedbirleri Alınamayacağı ve Rehinli Malın Satılamayacağı )

• REHNİN PARAYA ÇEVRİLMESİ YOLUYLA TAKİP ( Başlatılabileceği Ancak Muhafaza Tedbirleri Alınamayacağı ve Rehinli Malın Satılamayacağı – İflasın Ertelenmesi )

• REHİNLİ MALIN SATILAMAMASI ( İflasın Ertelenmesi – Taşınır Taşınmaz Veya Ticari İşletme Rehniyle Temin Edilmiş Alacaklar Nedeniyle Rehnin Paraya Çevrilmesi Yoluyla Takip Başlatılabileceği/Muhafaza Tedbirleri Alınamayacağı ve Satılamayacağı )

• REHİNLİ TAKİPLERİN DURDURULMASI ( Karar Verilmesinin Usul ve Yasaya Aykırılığı – İflasın Ertelenmesi )

• MÜTESELSİL KEFİLLER ( İflasın Ertelenmesi Kararı Kapsamında Olduğunun Kabulünün Yerinde Görülmediği )

2004/m.177, 179

ÖZET: İflasın ertelemesi sırasında taşınır taşınmaz veya ticari işletme rehniyle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış takiplere devam edilebilir. Ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez. Mahkemece yasa hükmüne rağmen rehinli takiplerin durdurulmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Mahkemece bu yönlerin gözetilmemesi isabetsiz olduğu gibi müteselsil kefillerin erteleme kararı kapsamında olduğunun kabulü de yerinde görülmemiştir.

DAVA: Taraflar arasındaki iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı Hakan M. K. vekili ile müdahiller Özyapı A. Ş. ile Pamukbank A.Ş. vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR: Davacı vekili müvekkilinden inşaat malzemeleri alan davalının 37.536.817.000.-TL borcunu ödemediğini, 2001 yılından itibaren ödemelerini tatil ettiğini ileri sürerek davalı şirketin İİK’nun 177/2. maddesi uyarınca iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevabında, müvekkilinin deprem konutu inşaa ettiğini ancak devletten olan alacağının ödenmemesi nedeniyle borçlarını ödemekte zorlandığını, müvekkili şirketin mal varlığının pasifinin çok üstünde olduğunu, ödemelerin tatilinin söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

Alacaklı N. Ş. ve T. T. vekili iflası istenen davalı şirketin ıslahının mümkün olmadığını ileri sürerek İİK’nun 179. maddesi uyarınca iflasın ertelenmesini talep etmiştir.

Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre borca batık durumda olan davalı şirketin iyileştirme projesinde öngörülen önlemlerin alınması halinde ıslahının mümkün olduğu gerekçesiyle iflas davasının reddine, iflasın bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiş, hüküm davacı ve müdahiller Özyapı A.Ş. ile Pamukbank A.Ş. vekilince temyiz edilmiştir.

Mahkemece davalı şirketin iflasın ertelenmesini talep ettiği ancak bu talebinin aktifin fazla olması nedeniyle reddedildiği dosyadan alınan bilirkişi raporuna göre iflası istenen şirketin mali durumunun ıslahının mümkün olduğu gerekçesiyle iflasın ertelenmesine karar verilmiştir. İflasın ertelenmesi talebi reddedilen başka bir dosyadan alınan bilirkişi raporunun hükme esas alınması isabetsizdir. Mahkemece alacaklıların sunduğu iyileştirme projesine göre şirketin mali durumunun ıslahının mümkün olup olmadığı konusunda uzman kurulundan rapor alınarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.

İflasın ertelenmesi talebinin amacı gözetildiğinde tedbirlerin işletmenin faaliyetlerini sürdürerek durumunu düzeltmesine engel olmaması gerekir. Ancak erteleme talebinin kabulü ile alınacak tedbirlerin yasal sınırlar içinde değerlendirilmesi gerekir. Mahkemece iflasın ertelenmesi ile birlikte hacizlerin kaldırılması ve ipotekli takiplerin tamamen durdurulmasına karar verilmiştir. İİK’nun 179/b maddesinin birinci fıkrasına göre erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanun’a göre yapılan takipler dâhil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur. Takiplerin durması takibin bulunduğu aşamada kalması anlamında olup hacizlerin kaldırılması anılan fıkra hükmüne aykırıdır.

İİK’nun 179/b maddesinin ikinci fıkrasına göre erteleme sırasında taşınır taşınmaz veya ticari işletme rehniyle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış takiplere devam edilebilir. Ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez. Mahkemece yasa hükmüne rağmen rehinli takiplerin durdurulmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Mahkemece bu yönlerin gözetilmemesi isabetsiz olduğu gibi müteselsil kefillerin erteleme kararı kapsamında olduğunun kabulü de yerinde görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 8.7.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2004/7565

K. 2004/11352

T. 12.11.2004

• İFLASIN ERTELENMESİ İSTEMİ ( Şirketin Aktiflerinin Pasifleri Karşılamaya Yetmediği ve Alacaklıların Baskısı Olmadan Durumunu İyileştireceğinden Bahisle )

• BORCA BATIKLIĞIN TESPİTİ ( İflasın Ertelenebilmesi için Tespitin Şart Olması )

• İFLASIN ERTELENMESİ ( Mahkemece Şirketin Borca Batık Olup Olmadığının Araştırılması Borca Batıklığın Tespiti Halinde Islahının Mümkün Olup Olmadığının İncelenmesinin Gerekmesi )

• İFLAS KARARI ( Şirketin Mali Durumunu İyileştirme Ümidinin Bulunmaması Halinde Şirketin İflasına Karar Verilmesinin Gerekmesi )

• İFLASIN ERTELENMESİ TALEBİNİN İLAN EDİLMESİ ( Muvazaalı Olarak Pasiflerin Aktiflerden Fazla Gösterilmesini Engellemek ve Şirketin Borca Batık Durumda Olmadığını Kanıtlama Olanağı Vermek Amacıyla )

• BORCA BATIKLIK BİLÂNÇOSU ( Borca Batıklığın Tespiti için Tüm Aktiflerin Paraya Çevirme Değerleri Yani Piyasadaki Satış Sırasında Gerçekleşebilecek Fiyattan Bilançoya Geçirilmesinin Gerekmesi )

• İYİLEŞTİRME PROJESİ ( Ciddi ve İnandırıcı Olduğuna İlişkin Bilirkişi Raporunun Yargıtay Denetimine Elverişli Olacak Şekilde Ayrıntılı ve Gerekçeli Olmasının Gerekmesi )

2004/m.166,179

6762/m.324

ÖZET: İflasın ertelenebilmesi için erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık durumda olması, mali durumun iyileştirilmesi ümidinin bulunması gerekir. Erteleme talebi borca batıklık bildirimi anlamındadır. Bu nedenle mahkemenin öncelikle şirketin borca batık durumda olup olmadığını tespit etmesi, borca batık durumda ise ıslahının mümkün bulunup bulunmadığını incelemesi gerekir. Şirketin mali durumunun iyileştirilmesi ümidinin bulunmaması halinde şirketin iflasına karar verilmelidir.

Borca batıklık bildirimi üzerine düzenlenecek borca batıklık bilançosunun anonim şirketin gerçek malvarlığı değerlerini yansıtması gerekir. Bunun için tüm aktiflerin paraya çevirme değerleri yani piyasadaki satış sırasında gerçekleşebilecek fiyattan bilançoya geçirilmelidir. Aktif bu şekilde saptandıktan sonra borca batıklık durumu tespit edilmeli, şirket borca batık durumda değilse talep reddedilmelidir.

DAVA : Davacı vekili tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı iflasın bir yıl süre ile ertelenmesine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde Ümit Altıay, Caner Çiçekçi, Finanbank A.Ş, Akbank A.Ş, Vakıflar Bankası A.Ş, Türk Ekonomi Bankası A.Ş., Garanti Bankası A.Ş, Oyakbank A.Ş., SSK, Widem Uluslararası Nak.Ltd.Şti., HSBC Bank A.Ş, Koçbank A.Ş. vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR: Davacı vekili, müvekkili şirketin aktifinin borçlarını karşılamaya yetmediğini, alacaklıların iflas halinde zarara uğrayacağını, alacaklıların baskısı olmadan mali durumunu iyileştirebileceğini ileri sürerek iflasın bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece davacı şirketin mevcut ve alacaklarının borçlarını ödemeye yetmediği, projede öngörülen tedbirlerin alınması halinde aktif pasif dengesinin düzeleceği, iflasa göre alacaklıların daha fazla pay alacağı gerekçesiyle davacı şirketin iflasının bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiş, hüküm Ümit Altıay, Caner Çiçekçi, Finansbank A.Ş, Akbank A.Ş., Vakıfbank A.Ş, Türk Ekonomi Bankası A.Ş, Garanti Bankası A.Ş, Oyakbank A.Ş, SSK; Widem Ltd.Şti., HSBC Bank A.Ş. tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı Anonim Şirket iflasın ertelenmesi talebinde bulunmuştur. İflasın ertelenebilmesi için erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık durumda olması, mali durumun iyileştirilmesi ümidinin bulunması gerekir. Erteleme talebi TTK.nun 324/2. maddesine göre borca batıklık bildirimi anlamındadır. Bu nedenle mahkemenin öncelikle şirketin borca batık durumda olup olmadığını tespit etmesi, borca batık durumda ise ıslahının mümkün bulunup bulunmadığını incelemesi gerekir.

Şirketin mali durumunun iyileştirilmesi ümidinin bulunmaması halinde şirketin iflasına karar verilmelidir.

Anonim şirketin borca batık durumda olması halinde iflas veya erteleme talebini düzenleyen İİK.nun 179 ve TTK.nun 324. maddesinde bu istemin ilanına ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır.

İflasın ertelenmesi kurumu erteleme talebinde bulunan şirketin menfaati gözönüne alınarak düzenlenmiş ise de alacaklıların da menfaatleri kuşkusuz korunmalıdır.

Şirket borçlarının muvazaalı olarak aktiften fazla olması sonucunu doğuracak kötü niyetli davranışların önüne geçmek ve anonim şirketin borca batık durumda olmadığını, iyileştirme projesinin yeterli bulunmadığını, kanıtlama olanağı vermek amacıyla iflasın ertelenmesi talebinin İİK.nun 166/2. maddesinde öngörülen usulle ilan edilmesi, ilan üzerine borca batıklık durumu ve iyileştirme projesine itiraz edenler varsa bu itirazlar değerlendirilip erteleme koşullarının bulunup bulunmadığı araştırılarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmelidir.

Davacı Anonim şirket borca batık durumda olduğunu, ancak mali durumunu ıslah edebileceğini ileri sürerek iflasın ertelenmesi talebinde bulunduğuna göre öncelikle şirketin borca batık durumda olup olmadığı tesbit edilmelidir.

Borca batıklık bildirimi üzerine düzenlenecek borca batıklık bilançosunun anonim şirketin gerçek malvarlığı değerlerini yansıtması gerekir. Bunun için tüm aktiflerin paraya çevirme değerleri yani piyasadaki satış sırasında gerçekleşebilecek fiyattan bilançoya geçirilmelidir. Aktif bu şekilde saptandıktan sonra borca batıklık durumu tespit edilmeli, şirket borca batık durumda değilse talep reddedilmelidir. Mahkemece bilirkişi kurulundan bu yönde rapor alınmadan eksik inceleme ile karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

Diğer taraftan iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olduğuna ilişkin bilirkişi raporunun Yargıtay denetimine elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli olması gerekir. 5.4.2004 tarihli bilirkişi raporu yeterli açıklamayı içermediğinden hükme esas alınması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.11.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2004/7679

K. 2004/11354

T. 12.11.2004

• İFLASIN ERTELENMESİ TALEBİ ( Borca Batıklık Bildirimi Anlamına Geleceği – İlan Edilmesi ve Yapılacak İtirazların İncelenmesi Zorunluluğu )

• İLAN EDİLME ZORUNLULUĞU ( İflasın Ertelenmesi Talebinin )

• BORCA BATIKLIK BİLDİRİMİ NİTELİĞİ ( İflasın Ertelenmesi Talebi – Mahkemece Şirketin Borca Batık Olup Olmadığı Araştırılarak Hüküm Kurulması Gereği )

2004/m.166/2,179

6762/m.324

ÖZET: Davacı Anonim şirket iflasın ertelenmesi talebinde bulunmuştur. İflasın ertelenebilmesi için erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık durumda olması, mali durumunun iyileştirilmesi ümidinin bulunması gerekir. Erteleme talebi TTK’nın 324/2. maddesine göre borca batıklık bildirimi anlamındadır. Bu nedenle mahkemenin öncelikle şirketin borca batık durumda olup olmadığını tespit etmesi, borca batık durumda ise ıslahının mümkün bulunup bulunmadığını incelemesi gerekir. Kanunda erteleme isteminin ilanına ilişkin düzenleme yapılmamış olmakla birlikte şirket alacaklılarının mağduriyetlerinin önlenmesi, kötü niyetli davranışların önüne geçmek, şirketin borca batık durumda olmadığını, iyileştirme projesinin yeterli bulunmadığını kanıtlama olanağını sağlamak için, iflasın ertelenmesi talebinin de İİK’nın 166/2. maddesinde öngörülen usulle ilan edilmesi gerekir. Bu şekilde itirazlar değerlendirilip, erteleme koşullarının bulunup bulunmadığı araştırılarak karar verilmelidir. Mahkemece bu yönün gözetilmemesi isabetsiz olduğu gibi, aktifleri satış değeri üzerinden değerlendirmeyen yetersiz bilirkişi raporunun hükme esas alınması da usul ve yasaya aykırıdır.

DAVA: Davacı vekilince hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde H. Dış Tic. Ltd. Şti. ve B. Tic. A.Ş. vekilince her ne kadar duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de davanın niteliği itibariyle bu isteğin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR: Davacı vekili, konfeksiyon üretimi yapan müvekkili şirketin ekonomik olumsuzluklar nedeniyle mali durumunun bozulduğunu, şirketin varlığının borçlarını karşılamaya yetmediğini, iflasın ertelenmesi halinde mali durumunun düzelebileceğini ileri sürerek iflasın bir yıl süreyle ertelenmesine, kayyım atanmasına, gerekli muhafaza tedbirlerinin alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece davacı şirketin borca batık durumda olduğu, iyileşme projesine göre mali durumunun düzeleceğinin bilirkişi raporu ile tespit edildiği gerekçesiyle davacı şirketin iflasının 6.4.2004 tarihinden geçerli olmak üzere bir yıl süreyle ertelenmesine ve kayyım tayinine, şirket aleyhine İİK’nın 206. maddesinin birinci sıradaki takipler hariç icra takibi yapılmamasına, yapılanların durdurulmasına, leasingli mallar dâhil olmak üzere ihtiyati tedbir verilmesinden sonra şirket malları üzerine ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz, haciz ve muhafaza işlemi uygulanmamasına karar verilmiş, hüküm… Bankası A.Ş. … Bankası A.Ş., T.D.T. AŞ. .. Tekstil Ltd. Şti. … Tekstil Ltd. Şti. vekillerince temyiz edilmiştir.

1. … Tekstil Ltd Şti. hükmü temyiz etmiş ise de temyiz isteminden feragat ettiğinden istemin reddi gerekmiştir.

2. Davacı Anonim şirket iflasın ertelenmesi talebinde bulunmuştur. İflasın ertelenebilmesi için erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık durumda olması, mali durumunun iyileştirilmesi ümidinin bulunması gerekir. Erteleme talebi TTK’nın 324/2. maddesine göre borca batıklık bildirimi anlamındadır. Bu nedenle mahkemenin öncelikle şirketin borca batık durumda olup olmadığını tespit etmesi, borca batık durumda ise ıslahının mümkün bulunup bulunmadığını incelemesi gerekir.

Şirketin mali durumunun iyileştirilmesi ümidinin bulunmaması halinde şirketin iflasına karar verilmelidir.

Anonim şirketin borca batık durumda olması halinde iflas veya erteleme talebini düzenleyen İcra İflas Kanununun 179. ve TTK’nın 324. maddesinde bu istemin ilanına ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır.

İflasın ertelenmesi kurumu erteleme talebinde bulunan şirketin menfaati gözönüne alınarak düzenlenmiş ise de, alacaklıların de menfaatleri kuşkusuz korunmalıdır.

Şirket borçlarının muvazaalı olarak aktiften fazla olması sonucunu doğuracak kötü niyetli davranışların önüne geçmek ve anonim şirketin borca batık durumda olmadığını, iyileştirme projesinin yeterli bulunmadığını kanıtlama olanağı vermek amacıyla iflasın ertelenmesi talebinin İcra İflas Kanunun 166/2. maddesinde öngörülen usulle ilan edilmesi ilan üzerine borca batıklık durumu ve iyileştirme projesine itiraz edenler varsa bu itirazlar değerlendirilip erteleme koşullarının bulunup bulunmadığı araştırılarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.

Mahkemece bu yönün gözetilmemesi isabetsiz olduğu gibi aktifleri satış değeri üzerinden değerlendirmeyen yetersiz bilirkişi raporunun hükme esas alınması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle … Tekstil Ltd. Şti’nin temyiz isteminin reddine, ( 2 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA peşin harcın istek halinde iadesine, 12.11.2004 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2004/11113

K. 2004/12672

T. 16.12.2004

• ANONİM ŞİRKET YÖNETİM KURULU ÜYELERİNİN BORCA BATIK ŞİRKETİN İFALASININ ERTELENMESİ TALEBİ ( İflasın Ertelenmesi Talebinden Feragat Edilse Dahi İflasa Karar Verilmesi Gereği )

• BORCA BATIK ŞİRKET YÖNETİCİLERİNİN İFLAS TALEP ETME YÜKÜMLÜLÜĞÜ ( İflasın Ertelenmesi Talebinden Feragatin Geçersiz Olması – Bu Durumda İflasa Karar Verileceği )

• FERAGATİN GEÇERSİZ OLMASI ( İflasın Ertelenmesi Talebinden – Mahkemece Erteleme Talebinden Feragat Edilse Bile İflasa Karar Verileceği )

• İFLASIN ERTELENMESİ TALEBİ ( Borca Batık Anonim Şirket İçin – Erteleme Talebinden Feragat Edilse Dahi Mahkemece İflasa Karar Verilmesi Gereği )

2004/m.179

6762/m.324

ÖZET: Davacı Anonim Şirket İİK’nın 179. ve TTK’nın 324. maddesine dayanarak iflasın ertelenmesine karar verilmesini istemiştir. Şirket aktifleri şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediği takdirde yönetim kurulu durumu derhal mahkemeye bildirmeye mecbur olup, mahkemece şirketin borca batık durumda olduğu fakat ıslahının mümkün olmadığı saptanırsa iflasına karar verilir. İflas davalarında karar verilmeden önce davadan feragat mümkün ise de iflasın ertelenmesi talebinin içinde mahkemeye yapılacak zorunlu bildirim de bulunduğundan, erteleme talebinden feragat edilse bile şirket borca batık durumda ise iflasına karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler gözetilmeden feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

DAVA : Taraflar arasındaki iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın feragat sebebiyle reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahil vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Davacı V. A.Ş. vekili İİK’nın 179. maddesi ve TTK’nın 324. maddesine dayanarak iflasın ertelenmesi talebinde bulunmuş, erteleme talebinden vazgeçtiğini beyan etmesi üzerine mahkemece feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm müdahil banka vekilince temyiz edilmiştir.

Davacı Anonim Şirket İİK’nın 179. ve TTK’nın 324. maddesine dayanarak iflasın ertelenmesine karar verilmesini istemiştir. TTK’nın 324. maddesine göre şirket aktiflerinin şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediği takdirde yönetim kurulu durumu derhal mahkemeye bildirmeye mecburdur. Mahkemece bu bildirim üzerine şirketin borca batık durumda olup olmadığı araştırılarak bir karar verilir. Şirketin borca batık durumda olduğu fakat ıslahının mümkün olmadığı saptanırsa iflasına karar verilmelidir. İflas davalarında karar verilmeden önce davadan feragat mümkün ise de iflasın ertelenmesi talebinin içinde mahkemeye yapılacak zorunlu bildirim de bulunduğundan, erteleme talebinden feragat edilse bile şirket borca batık durumda ise iflasına karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler gözetilmeden feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, kararın BOZULMASINA 16.12.2004 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

 

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2004/10530

K. 2004/13441

T. 30.12.2004

• İFLASIN ERTELENMESİ İSTEMİ ( Aktifleri Pasiflerini Karşılamaya Yetmeyen Şirketin Almış Olduğu Siparişler Sonucu Durumunu Düzeltebileceğinden Bahisle )

• İFLASIN ERTELENMESİ ( Mahkemece Şirketin Borca Batık Olup Olmadığının Araştırılması Borca Batıklığın Tespiti Halinde Islahının Mümkün Olup Olmadığının İncelenmesinin Gerekmesi )

• İFLAS KARARI ( Şirketin Mali Durumunu İyileştirme Ümidinin Bulunmaması Halinde Şirketin İflasına Karar Verilmesinin Gerekmesi )

• İFLASIN ERTELENMESİ TALEBİNİN İLAN EDİLMESİ ( Muvazaalı Olarak Pasiflerin Aktiflerden Fazla Gösterilmesini Engellemek ve Şirketin Borca Batık Durumda Olmadığını Kanıtlama Olanağı Vermek Amacıyla )

• BİLİRKİŞİ RAPORU ( Şüpheli Alacağın Neden Kaynaklandığı Tahsil İmkânı Bulunup Bulunmadığı Konusunda Yeterli İncelemeyi İçermeyen Raporun Hükme Esas Alınamaması )

6762/m.324

2004/m.166,179

ÖZET: İflasın ertelenebilmesi için erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık durumda olması mali durumunun iyileştirilmesi ümidinin bulunması gerekir. Erteleme talebi borca batıklık bildirimi anlamındadır. Bu nedenle mahkemenin öncelikle şirketin borca batık durumda olup olmadığını tespit etmesi, borca batık durumda ise ıslahının mümkün bulunup bulunmadığını incelemesi gerekir. Şirketin mali durumunun iyileştirilmesi ümidinin bulunmaması halinde şirketin iflasına karar verilmelidir.

Şirket borçlarının muvazaalı olarak aktiften fazla olması sonucunu doğuracak kötü niyetli davranışların önüne geçmek ve anonim şirketin borca batık durumda olmadığını, iyileştirme projesinin yeterli bulunmadığını kanıtlama olanağı vermek amacıyla iflasın ertelenmesi talebinin İİK.nun 166/2. maddesinde öngörülen usulle ilan edilmesi üzerine borca batıklık durumu ve iyileştirme projesine itiraz edenler varsa bu itirazlar değerlendirilip erteleme koşullarının bulunup bulunmadığı araştırılarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.

DAVA : Hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde alacaklı T.Garanti Bankası vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, müvekkili şirketin ekonomik durumunun şubat 2001’de başlayan kriz nedeniyle etkilendiğini 2002 ve 2003 yıllarında nakit akışı nedeniyle sıkıntı yaşamaya başladığını, aktiflerinin pasifini karşılamaya yetmediğini, yurtiçi ve yurtdışından siparişler alan müvekkillinin mali durumunu düzeltebileceğini ileri sürerek iflasın 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Garanti Bankası A.Ş. vekili, davacı şirketin müvekkili bankadan kredi kullanıp ipotekler verdiğini 3.11.2003 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçildiğini, davacının gerçek alacaklıları gizlediğini, üretim yaparak borçlarını ödemesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre borca batık durumda olan davacı şirketin projeye göre ıslahının mümkün olduğu gerekçesiyle iflasın bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiş, hüküm Garanti Bankası A.Ş. vekilince temyiz edilmiştir.

Davacı Anonim şirket iflasın ertelenmesi talebinde bulunmuştur.

İflasın ertelenebilmesi için erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık durumda olması mali durumunun iyileştirilmesi ümidinin bulunması gerekir. Erteleme talebi TTK.nun 324/2. maddesine göre borca batıklık bildirimi anlamındadır. Bu nedenle mahkemenin öncelikle şirketin borca batık durumda olup olmadığını tespit etmesi, borca batık durumda ise ıslahının mümkün bulunup bulunmadığını incelemesi gerekir.

Şirketin mali durumunun iyileştirilmesi ümidinin bulunmaması halinde şirketin iflasına karar verilmelidir.

Anonim şirketin borca batık durumda olması halinde iflas veya erteleme talebini düzenleyen İİK.nun 179 ve TTK.nun 324. maddesinde bu istemin ilanına ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır.

İflasın ertelenmesi durumu erteleme talebinde bulunan şirketin menfaati göz önüne alınarak düzenlenmiş ise de alacaklıların da menfaatleri kuşkusuz korunmalıdır.

Şirket borçlarının muvazaalı olarak aktiften fazla olması sonucunu doğuracak kötü niyetli davranışların önüne geçmek ve anonim şirketin borca batık durumda olmadığını, iyileştirme projesinin yeterli bulunmadığını kanıtlama olanağı vermek amacıyla iflasın ertelenmesi talebinin İİK.nun 166/2. maddesinde öngörülen usulle ilan edilmesi üzerine borca batıklık durumu ve iyileştirme projesine itiraz edenler varsa bu itirazlar değerlendirilip erteleme koşullarının bulunup bulunmadığı araştırılarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.

Mahkemece bu yönün gözetilmemesi doğru olmadığı gibi şüpheli alacağın neden kaynaklandığı tahsil imkânı bulunup bulunmadığı dolayısıyla şirketin borca batık durumda olup olmadığı konusunda yeterli incelemeyi içermeyen bilirkişi raporunun hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 30.12.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2004/4635

K. 2004/13438

T. 30.12.2004

• İFLASIN ERTELENMESİ İSTEMİ ( Şirketin Borca Batık Durumda Olması ve Fakat Alınan Siparişlerle Durumunu Düzeltebilecek İmkânının Bulunduğundan Bahisle )

• BORCA BATIKLIĞIN TESPİTİ ( İflasın Ertelenebilmesi için Tespitin Şart Olması )

• İFLASIN ERTELENMESİ ( Mahkemece Şirketin Borca Batık Olup Olmadığının Araştırılması Borca Batıklığın Tespiti Halinde Islahının Mümkün Olup Olmadığının İncelenmesinin Gerekmesi )

• İFLAS KARARI ( Şirketin Mali Durumunu İyileştirme Ümidinin Bulunmaması Halinde Şirketin İflasına Karar Verilmesinin Gerekmesi )

• İFLASIN ERTELENMESİ TALEBİNİN İLAN EDİLMESİ ( Muvazaalı Olarak Pasiflerin Aktiflerden Fazla Gösterilmesini Engellemek ve Şirketin Borca Batık Durumda Olmadığını Kanıtlama Olanağı Vermek Amacıyla )

• BORCA BATIKLIK BİLANÇOSU ( Borca Batıklığın Tespiti için Tüm Aktiflerin Paraya Çevirme Değerleri Yani Piyasadaki Satış Sırasında Gerçekleşebilecek Fiyattan Bilançoya Geçirilmesinin Gerekmesi )

• İYİLEŞTİRME PROJESİ ( Ciddi ve İnandırıcı Olduğuna İlişkin Bilirkişi Raporunun Yargıtay Denetimine Elverişli Olacak Şekilde Ayrıntılı ve Gerekçeli Olmasının Gerekmesi )

• BİLİRKİŞİ RAPORU ( İflasın Ertelenmesi için Sunulan İyileştirme Projesinin Ciddi ve İnandırıcı Olduğuna İlişkin Alınacak Raporun Gerekçeli ve Ayrıntılı Olmasının Gerekmesi )

2004/m.166,179

6762/m.324

ÖZET: İflasın ertelenebilmesi için erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık durumda olması, mali durumun iyileştirilmesi ümidinin bulunması gerekir. Erteleme talebi borca batıklık bildirimi anlamındadır. Bu nedenle mahkemenin öncelikle şirketin borca batık durumda olup olmadığını tespit etmesi, borca batık durumda ise ıslahının mümkün bulunup bulunmadığını incelemesi gerekir. Şirketin mali durumunun iyileştirilmesi ümidinin bulunmaması halinde şirketin iflasına karar verilmelidir.

İflasın ertelenmesi kurumu erteleme talebinde bulunan şirketin menfaati gözönüne alınarak düzenlenmiş ise de, alacaklıların da menfaatleri kuşkusuz korunmalıdır. Şirket borçlarının muvazaalı olarak aktiften fazla olması sonucunu doğuracak kötü niyetli davranışların önüne geçmek ve anonim şirketin borca batık durumda olmadığını, iyileştirme projesinin yeterli bulunmadığını kanıtlama olanağı vermek amacıyla iflasın ertelenmesi talebinin İİK.nun 166/2. maddesinde öngörülen usulle ilan edilmesi ilan üzerine borca batıklık durumu ve iyileştirme projesine itiraz edenler varsa bu itirazlar değerlendirilip erteleme koşullarının bulunup bulunmadığı araştırılarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.

DAVA : Davacı vekilince hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı iflasın bir yıl ertelenmesine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde BNP Bank, Halkbank A.Ş. Finans Finansal Kiralama A.Ş., Pamukbank A.Ş., Citelease A.Ş, SSK ve Oyakbank A.Ş. vekillerince temyiz edilmiş ancak BNP Bank vekilince duruşma yapılması istenmiş ise de, işin niteliği itibariyle bu isteğin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR: Davacı vekili, 1983 yılında hazır tekstil mamulleri üretimi yapmak amacıyla kurulan müvekkili şirketin 2000 yılından itibaren mali durumunun bozulduğunu, istikrarsız kur politikaları, yükselen işçilik ve hammadde fiyatları nedeniyle ödeme güçlüğü yaşamaya başladığını, 31.1.2004 tarihli ara bilançoya göre borca batık durumda olduğunu, ancak mali durumunun iyileştirilebileceğini, yurtdışından alınan siparişten elde edilecek meblağın borçların ödenmesi için kullanılacağını, personel sayısının indirileceğini ileri sürerek iflasın bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece davacı şirketin borca batık durumda olduğu, iyileştirmenin mümkün olduğunun bilirkişi incelemesi sonucu saptandığı, ertelemenin alacaklılara iflastan fazla hak sağladığı gerekçesiyle iflasın bir yıl süreyle ertelenmesine, kayyum atanmasına, şirket aleyhine icra takibi yapılmamasına, finansal kiralama konusu malların tedbir kapsamında olmasına karar verilmiş, hüküm BNP Bank, Halkbank A.Ş, Finans Finansal Kiralama A.Ş, Pamukbank A.Ş, Citilease A.Ş, SSK ve Oyakbank A.Ş. vekillerince temyiz edilmiştir.

Davacı Anonim şirket iflasın ertelenmesi talebinde bulunmuştur. İflasın ertelenebilmesi için erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık durumda olması, mali durumunun iyileştirilmesi ümidinin bulunması gerekir. Erteleme talebi TTK.nun 324/2. maddesine göre borca batıklık bildirimi anlamındadır. Bu nedenle mahkemenin öncelikle şirketin borca batık durumda olup olmadığını tespit etmesi, borca batık durumda ise ıslahının mümkün bulunup bulunmadığının incelenmesi gerekir. Şirketin mali durumunun iyileştirilmesi ümidinin bulunmaması halinde şirketin iflasına karar verilmelidir.

Anonim şirketin borca batık durumda olması halinde iflas veya erteleme talebini düzenleyen İİK.nun 179 ve TTK.nun 324. maddesinde bu istemin ilanına ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır. İflasın ertelenmesi kurumu erteleme talebinde bulunan şirketin menfaati gözönüne alınarak düzenlenmiş ise de, alacaklıların da menfaatleri kuşkusuz korunmalıdır. Şirket borçlarının muvazaalı olarak aktiften fazla olması sonucunu doğuracak kötü niyetli davranışların önüne geçmek ve anonim şirketin borca batık durumda olmadığını, iyileştirme projesinin yeterli bulunmadığını kanıtlama olanağı vermek amacıyla iflasın ertelenmesi talebinin İİK.nun 166/2. maddesinde öngörülen usulle ilan edilmesi ilan üzerine borca batıklık durumu ve iyileştirme projesine itiraz edenler varsa bu itirazlar değerlendirilip erteleme koşullarının bulunup bulunmadığı araştırılarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.

Davacı şirketin borca batık durumda olup olmadığının tesbiti için TTK.nun 324/2. maddesi uyarınca aktiflerin satış değerleri üzerinden düzenlenecek olan ve şirketin gerçek mal varlığı hakkında bilgi vermeyi amaçlayan bu mal varlığının tesbit bilançosu gerekir. Bilirkişi raporunda TTK.nun 324/2. maddesine göre değerlendirme yapıldığı belirtilmişse de bu değerlendirmenin nasıl yapıldığı hususu denetime elverişli biçimde açıklanmamıştır.

Şirketin mali durumunun iyileştirilmesi için sunulan projenin ciddi ve inandırıcı olması gerekir. Bilirkişi raporunda projenin ciddi ve inandırıcı olduğu, talebin yerinde bulunduğu gerekçesiyle ertelemenin uygun olduğu belirtilmiştir. Oysa bilirkişi raporu iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olduğu konusunda yeterli açıklamayı içermemekte ve Yargıtay denetimine elverişli bulunmamaktadır.

Mahkemece bu yönler gözetilmeden iflasın ertelenmesine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 30.12.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2004/7170

K. 2004/13440

T. 30.12.2004

• İFLASIN ERTELENMESİ KARARI ( İİK.nun 206. Maddesinin Birinci Sırasında Yazılı Alacaklar İçin Yapılan Takipler Ve Rehinli Takipler Haricindeki Tüm Takiplerin Duracağı )

• TAKİBİN DURMASI ( Takibin Bulunduğu Aşamada Kalması Anlamında Olup Hacizlerin Kaldırılması Sonucunu Doğurmadığı – İflasın Ertelenmesi )

• HACİZLERİN KALDIRILMASI KARARI ( İİK.nun 206. Maddesinin Birinci Sırasında Yazılı Alacaklar İçin Yapılan Takipler Ve Rehinli Takipler Haricindeki Tüm Takiplerin Duracağı – İflasın Ertelenmesi )

2004/m.179/b, 206

6762/m.324

ÖZET: Mahkemece erteleme kararı ile birlikte tüm takiplerin durdurulmasına, hacizlerin kaldırılmasına karar verilmiştir. İİK.nun 179/b maddesine göre İİK.nun 206. maddesinin birinci sırasında yazılı alacaklar için yapılan takipler ve rehinli takipler haricindeki tüm takipler durur. Takiplerin durması takibin bulunduğu aşamada kalması anlamında olup hacizlerin kaldırılması sonucunu doğurmaz.

DAVA: Davacı tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı iflasın bir yıl süreyle ertelenmesine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde alacaklı İlke Metel A.Ş. ve Yapı Kredi Bankası A.Ş. vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR: Davacı vekili, müvekkili şirketin mali durumunun hammadde fiyatlarındaki anormal artışlar ve ülkedeki ekonomik istikrarsızlık nedeniyle bozulduğunu, yurt dışından siparişler alan müvekkilinin mali durumunun düzelebileceğini ayrıca yurt içinde de siparişler bulunduğunu ileri sürerek İİK.nun 179. ve devamı maddeleri uyarınca iflasın ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre borca batık durumda olan davacı şirketin ıslahının mümkün olduğu gerekçesiyle iflasın 9.3.2004 tarihinden itibaren bir yıl süreyle ertelenmesine, yapılmış ve yapılacak tüm takiplerin durdurulmasına karar verilmiş, hüküm alacaklı İlke Metal A.Ş. ve Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. vekilince temyiz edilmiştir.

1- Davacı Anonim Şirket iflasın ertelenmesi talebinde bulunmuştur. İflasın ertelenebilmesi için erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık durumda olması mali durumunun iyileştirilmesi ümidinin bulunması gerekir. Erteleme talebi TTK.nun 324/2. maddesine göre borca batıklık bildirimi anlamındadır. Bu nedenle mahkemenin öncelikle şirketin borca batık durumda olup olmadığını tesbit etmesi borca batık durumda ise ıslahının mümkün bulunup bulunmadığını incelenmesi gerekir. Şirketin mali durumunun iyileştirilmesi ümidinin bulunmaması halinde şirketin iflasına karar verilmelidir.

Anonim şirketin borca batık durumda olması halinde iflas veya erteleme talebini düzenleyen İİK.nun 179 ve TTK.nun 324. maddesinde bu istemin ilanına ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır.

İflasın ertelenmesi kurumu erteleme talebine bulunan şirketin menfaati gözönüne alınarak düzenlenmiş ise de alacaklıların da mefaatleri kuşkusuz korunmalıdır.

Şirket borçlarının muvazaalı olarak aktiften fazla olması sonucunu doğuracak kötü niyetli davranışların önüne geçmek ve anonim şirketin borca batık durumda olmadığını, iyileştirme projesinin yeterli bulunmadığını kanıtlama olanağı vermek amacıyla iflasın ertelenmesi talebinin İİK.nun 166/2. maddesinde de öngörülen usulle ilan edilmesi ilan üzerine borca batıklık durumu ve iyileştirme projesine itiraz edenler varsa bir itirazlar değerlendirilip erteleme koşullarının bulunup bulunmadığı araştırılarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.

2- İflasın ertelenebilmesi için borca batık durumda olan anonim şirketin ciddi ve inandırıcı bir projeyle mali durumunun iyileştirebileceği ümidinin bulunduğunun kanıtlanması gerekir. Bu nedenle herşeyden önce anonim şirketin borca batık durumda olup olmadığı tesbit edilmelidir. Anonim şirketin borca batıklık bildirimi üzerine mahkemece bu durumun varlığı re’sen araştırılacaktır. Zira borca batıklık bilançosunun anonim şirketin gerçek mal varlığı değerlerini yansıtması gerekir. Bunun için tüm aktiflerin paraya çevirme değerleri yani piyasadaki satış sırasında gerçekleşebilecek fiyattan bilançoya geçirilmelidir.

Şirketin aktifi bu şekilde saptandıktan sonra borca batıklık durumu tesbit edilmeli şirket borca batık durumda değilse talep reddedilmelidir. Mahkemece bilirkişi kurulundan bu yönde ek rapor alınmadan eksik inceleme ile karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

3- Mahkemece erteleme kararı ile birlikte tüm takiplerin durdurulmasına, hacizlerin kaldırılmasına karar verilmiştir. İİK.nun 179/b maddesine göre İİK.nun 206. maddesinin birinci sırasında yazılı alacaklar için yapılan takipler ve rehinli takipler haricindeki tüm takipler durur. Takiplerin durması takibin bulunduğu aşamada kalması anlamında olup hacizlerin kaldırılması sonucunu doğurmaz. Mahkemece yasal bu yönün gözetilmemesi de isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Yukarıda ( 3 ) bent halinde belirtilen nedenle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 30.12.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

 

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2004/9407

K. 2004/13375

T. 30.12.2004

• DOĞRUDAN DOĞRUYA İFLAS TALEBİ ( Davalı Şirketin Ticari Defter Ve Kayıtları İstenerek İİK.nun 179. Maddesi Anlamında Borca Batık Durumda Olup Olmadığı Konusunda Bilirkişi İncelemesi Yaptırılması Gereği )

• ŞİRKETİN TİCARİ DEFTER VE KAYITLARI ( İstenerek İİK.nun 179. Maddesi Anlamında Borca Batık Durumda Olup Olmadığı Konusunda Bilirkişi İncelemesi Yaptırılması Gereği – Doğrudan Doğruya İflas Talebi )

• BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ ( Davalı Şirketin Ticari Defter Ve Kayıtları İstenerek İİK.nun 179. Maddesi Anlamında Borca Batık Durumda Olup Olmadığı Konusunda Bilirkişi İncelemesi Yaptırılması Gereği – Doğrudan Doğruya İflas Talebi )

2004/m.179

ÖZET: Davacılar vekili, davalının altı adet icra dosya dosyasından takip konusu yapılan borcunu ödemediğini, haciz sırasında malların bulunamadığını, ödemelerini tatil ettiğini davalı şirketin aynı zamanda borca batık durumda bulunduğunu ileri sürerek doğrudan doğruya iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Bu durumda mahkemece davalı şirketin ticari defter ve kayıtları istenerek İİK.nun 179. maddesi anlamında borca batık durumda olup olmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.

DAVA: Taraflar arasındaki iflas davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılardan Şaban Atmaca ile Ertan Tarım Ürün. Tic. Paz. Ltd. Şti. vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR: Davacılar vekili, davalının altı adet icra dosya dosyasından takip konusu yapılan borcunu ödemediğini, haciz sırasında malların bulunamadığını, ödemelerini tatil ettiğini davalı şirketin aynı zamanda borca batık durumda bulunduğunu ileri sürerek doğrudan doğruya iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevabında davacı Tezcan Tosun’un alacaklı olduğu dosyanın ödenerek kapatıldığını, Şaban Atmaca’nın alacaklı olduğu 2001/8653 sayılı dosyadaki takibe itiraz edilerek durdurulduğunu, müvekkilinin ödemelerini tatil eylemediğini 2001/8537 sayılı dosya borcuna mahsuben 2.000.000.000.TL. ödeme yapıldığını, ödemelerin devam etmesi nedeniyle davanın dinlenemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece davalı şirketin adresinin mevcut olduğu, ticari faaliyetine devam ettiği, mallarını saklamadığı ödemeler yaptığı, aktifinin pasifinden fazla olduğu, doğrudan iflasın koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.

1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle davalı şirketin ödemelerini tatil ettiğinin davacı tarafça kanıtlanamamış bulunmasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Davacı davalı şirketin iflasını isterken davalı şirketin ödemelerini tatil ettiğini borca batık durumda olduğunu ileri sürerek iki nedene dayanmıştır. Davalının ödemelerinin tatil ettiği kanıtlanmamışsa da borca batık durumda olup olmadığı konusunda araştırma yapılmamıştır.

Bu durumda mahkemece davalı şirketin ticari defter ve kayıtları istenerek İİK.nun 179. maddesi anlamında borca batık durumda olup olmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.

Mahkemece bu yönler gözetilmeden eksik inceleme ile karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 30.12.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

 

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2004/9593

K. 2004/13439

T. 30.12.2004

• İFLASIN ERTELENMESİ DAVASI ( Davacı Anonim Şirketin Borca Batık Durumda Olduğu Ancak Mali Durumunu İyileştirebileceğini İleri Sürerek İflasın Ertelenmesini İstemesi )

• ŞİRKETİN İFLASI ( Anonim Şirketin Borca Batıklık Nedeniyle İflasına Karar Verilebilmesi için Öncelikle Borca Batık Durumda Olduğunun Saptanmasının Gerekmesi )

6762/m.324

2004/m.179

ÖZET: Anonim şirketin borca batıklık nedeniyle iflasına karar verilebilmesi için öncelikle borca batık durumda olduğunun saptanması gerekir. Erteleme talebi üzerine alınan bilirkişi raporunda şirketin borca batık durumda olmadığı, ancak likidite sıkıntısı yaşadığı belirtilmiştir. Bu durumda mahkemece kayyumun ertelemenin devamında yarar bulunmadığına ilişkin raporu üzerine mahkemece Anonim şirketin borca batık durumda olup olmadığı konusunda bilirkişi kurulundan rapor alınarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.

DAVA: Davacı tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şirketin iflasına yönelik olarak verilen kararın süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR: Davacı Anonim Şirket 3.12.2003 tarihli dilekçesi ile borca batık durumda olduğunu, ancak mali durumunu iyileştirebileceğini ileri sürerek İİK.nun 179. ve TTK.nun 324. maddesi uyarınca iflasın ertelenmesini talep etmiştir.

Mahkemece iflasın ertelenmesi için gerekli koşulların bulunduğu gerekçesiyle iflasın 25.12.2003 tarihinden itibaren bir yıl süreyle ertelenmesine, kayyum tayinine karar verilmiştir.

Kayyumun mahkemeye sunduğu 8.9.2004 tarihli raporda şirketin sipariş almadığı, nakit durumunda azalma bulunduğu, ertelemenin devamında yarar olmadığı belirtilmiş, mahkemece bu rapor üzerine 9.9.2004 tarihinde şirketin iflasına karar verilmiştir.

Anonim şirketin borca batıklık nedeniyle iflasına karar verilebilmesi için öncelikle borca batık durumda olduğunun saptanması gerekir. Erteleme talebi üzerine alınan bilirkişi raporunda şirketin borca batık durumda olmadığı, ancak likidite sıkıntısı yaşadığı belirtilmiştir. Bu durumda mahkemece kayyumun ertelemenin devamında yarar bulunmadığına ilişkin raporu üzerine mahkemece Anonim şirketin borca batık durumda olup olmadığı konusunda bilirkişi kurulundan rapor alınarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Bu yönler gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 30.12.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2004/11763

K. 2005/2432

T. 10.3.2005

• İFLASIN ERTELENMESİ ( Kararı Üzerine Borçlu Aleyhine 6183 Sayılı Kanuna Göre Yapılan Takipler de Dâhil Olmak Üzere Hiçbir Takip Yapılamayacağı ve Evvelce Başlamış Olan Takiplerin Duracağı )

• TAKİBİN DURMASI ( İflasın Ertelenmesi Nedeniyle – Takiplerin Durması Takibin Bulunduğu Aşamada Kalması Anlamında Olup Hacizlerin Kaldırılması Anlamında Olmadığı )

• ŞİRKETİN BANKADAKİ HESAPLARINDA BULUNAN BLOKAJ KAYITLARI ( İflasın Ertelenmesi – Bloke Edilen Paraya Kredi Sözleşmesinin veya Bir Ticari İlişkinin Teminatı Olarak Kayıt Konulmuşsa Bu Kaydın Kaldırılması Kararı Verilemeyeceği )

• BLOKE EDİLEN PARAYA KAYIT KONULMASI ( İflasın Ertelenmesi – Kredi Sözleşmesinin veya Bir Ticari İlişkinin Teminatı Olarak Kayıt Konulmuşsa Bu Kaydın Kaldırılması Kararı Verilemeyeceği )

2004/m.179/b

ÖZET: İflasın ertelenmesi kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dâhil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış olan takipler durur. Takiplerin durması takibin bulunduğu aşamada kalması anlamında olup, hacizlerin kaldırılması anılan fıkra hükmüne aykırıdır. Şirketin bankadaki hesaplarında bulunan blokaj kayıtlarının da kaldırılmasına karar verilmiştir. Bloke edilen paraya kredi sözleşmesinin veya bir ticari ilişkinin teminatı olarak kayıt konulmuşsa bu kaydın kaldırılması da anılan hükme aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

DAVA: Davacı tarafından hasımsız olacak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde alacaklılar SSK ve Tekstil Bankası vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR: Davacı vekili, 1956 yılında kurulan müvekkili şirketin prefabrik merdiven basamakları, özel alaşımlı tretuar ve dekoratif aksesuarlar ürettiğini, 150.000 TL sermaye ile kurulan şirketin sermayesinin 701.000.000.000.TL’ye yükseldiğini, yurtiçindeki pazar payının %35, yurtdışındaki pazar payının %10’a ulaştığını, son yıllarda meydana gelen ekonomik krizler nedeniyle mali durumunun bozulduğunu, hiçbir bankaya borcu olmayan müvekkili şirketin iki tedarikçi firma ile Telekom, SSK, Vergi Dairesi haricinde borcu bulunmadığını, aldığı siparişlerle mali durumunu düzeltebileceğini, erteleme talebinin alacaklıların menfaatine olduğunu, 2004 yılı vergi öncesi net karının 1.587.850.856.000.TL’sına ulaşması ihtimali bulunduğunu ileri sürerek iflasın bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece davacı şirketin borca batık durumda olduğu, ancak iyileştirme projesine göre borca batıklık halinin giderilmesinin kuvvetle muhtemel bulunduğu gerekçesiyle iflasın bir yıl süreyle ertelenmesine, şirkete ait blokajlı veya tedbirli olan banka hesaplarındaki haciz ve blokajların kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm alacaklı SSK ve Tekstil Bankası A.Ş. tarafından temyiz edilmiştir.

1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- İflasın ertelenmesi talebinin kabulü halinde uygulanacak tedbirler İİK.nun 179/b maddesinde düzenlenmiştir. İflasın ertelenmesi talebinin amacı gözetildiğinde tedbirlerini işletmenin faaliyetini sürdürerek mali durumunu iyileştirmesine engel olmaması gerekir. Ancak bu yön yasal sınırlar içinde değerlendirilmelidir.

Mahkemece iflasın ertelenmesi ile birlikte şirkete ait banka hesaplarındaki haciz ve blokajların kaldırılmasına karar verilmiştir. İİK.nun 179/b maddesinin birinci fıkrasına göre erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış olan takipler durur. Takiplerin durması takibin bulunduğu aşamada kalması anlamında olup, hacizlerin kaldırılması anılan fıkra hükmüne aykırıdır. Şirketin bankadaki hesaplarında bulunan blokaj kayıtlarının da kaldırılmasına karar verilmiştir. Bloke edilen paraya kredi sözleşmesinin veya bir ticari ilişkinin teminatı olarak kayıt konulmuşsa bu kaydın kaldırılması da anılan hükme aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 10.3.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2004/13373

K. 2005/2443

T. 10.3.2005

• İFLASIN ERTELENMESİNİN ŞARTLARI ( Borca Batıklık Durumunun ve Kurtulma Umudu Bulunup Bulunmadığının Tesbitinin Bilirkişi İncelemesini Gerektirmesi – Bilirkişi Raporunu Beğenmeyen Hakimin Ek veya Tamamlayıcı Rapor Alması Gereği/Hakimin Bilirkişi Yerine Geçerek Hüküm Kuramayacağı )

• BORCA BATIKLIK DURUMUNUN VE MALİ DURUMU İYİLEŞTİRME UMUDU BULUNUP BULUNMADIĞININ TESBİTİ ( Bilirkişi Raporunu İnandırıcı Bulmayan Mahkemenin Ek veya Tamamlayıcı Rapor Alması Gereği – Hakimin Bilirkişinin Yerine Geçerek Hüküm Kuramayacağı )

• BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ GEREKTİREN KONULARDA HAKİMİN BİLİRKİŞİNİN YERİNE GEÇEREK KARAR VEREMEMESİ ( İflasın Ertelenmesi Davasında Borca Batıklık Durumunun ve Mali Durumu İyileştirme Umudu Bulunup Bulunmadığının Tesbiti Usulü )

• MALİ DURUMU DÜZELTME UMUDU BULUNUP BULUNMADIĞININ BİLİRKİŞİ VASITASIYLA TESBİTİ GEREĞİ ( Hakimin Bilirkişi Raporunu İnandırıcı Bulmaması Halinde Ek veya Tamamlayıcı Rapor Alması Gereği/Bilirkişinin Yerine Geçerek Hüküm Kurulamaması – İflasın Ertelenmesi Talebi )

2004/m.179

6762/m.324/2

1086/m.275,286

ÖZET: İflasın ertelenebilmesi için erteleme talebinde bulunan sermaye şirketi ve kooperatifin borca batık durumda olması, mali durumunun iyileştirilmesi ümidinin bulunması ve fevkalade mühletten yararlanmış olması gerekir. Erteleme talebi TTK’nın 324/2. maddesine göre borca batıklık bildirimi anlamında olduğundan mahkemenin öncelikle şirketin borca batık durumda olup olmadığını tespit etmesi, borca batık durumda ise ıslahının mümkün bulunup bulunmadığını incelemesi gerekir. Borca batıklık durumunun varlığı ve mali durumun iyileştirmesi ümidinin bulunup bulunmadığı özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiğinden bu konuda uzman bilirkişinin oy ve görüşü alınmalıdır.

HUMK’nın 286. maddesi uyarınca bilirkişinin oy ve görüşü hakimi bağlamazsa da, bu tür hallerde hakimin bilirkişi yerine geçerek olayı çözmesi usule uygun düşmez. Bilirkişi raporu yeterli değilse yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmalı veya bilirkişiden açıklık olmayan konularda ek ve tamamlayıcı görüş alınarak uyuşmazlık çözümlenmelidir. Somut olayda bilirkişi kurulu erteleme talebinde bulunan anonim şirketin sunduğu projenin mali durumunun ıslahını sağlayacak nitelikte olduğunu belirtmiştir.

Mahkemece mali durumun iyileştirilmesi konusunda yeni bir bilirkişi incelemesi yatırılmadan veya bilirkişi kurulundan ek ve tamamlayıcı rapor alınmadan proje ve raporun ciddi ve inandırıcı olmadığı gerekçesiyle borçlu anonim şirketin iflasına karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

DAVA: Davacı vekilince hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ile alacaklılar Yahya, Şenol, S… Oto Yedek Par. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekillerince her ne kadar duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de, davanın konusu itibariyle bu istemin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR: Davacı vekili, 1975 yılından beri yüksek basınçlı soğuk-sıcak sulu buharlı temizleme makinaları üreten, daha sonra yüksek basınçlı su lazeri üretimine geçen müvekkili şirketin ülkedeki ekonomik istikrarsızlık nedeniyle mali durumunun bozulduğunu, yabancı devletler ve firmalardan siparişler aldığını, siparişlerin yapılıp satılmasıyla mali durumunu düzeltebileceğini ileri sürerek iflasın 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece iyileştirme projesi ve bilirkişi raporunun yeterli, ciddi ve inandırıcı olmadığı gerekçesiyle borçlu şirketin iflasına karar verilmiş, hüküm davacı anonim şirket ile Yahya, S… .Ltd. Şti. ve Şenol tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı anonim şirket iflasın ertelenmesi talebinde bulunmuştur. İflasın ertelenebilmesi için erteleme talebinde bulunan sermaye şirketi ve kooperatifin borca batık durumda olması, mali durumunun iyileştirilmesi ümidinin bulunması ve fevkalade mühletten yararlanmış olması gerekir. Erteleme talebi TTK’nın 324/2. maddesine göre borca batıklık bildirimi anlamındadır. Bu nedenlerle mahkemenin öncelikle şirketin borca batık durumda olup olmadığını tespit etmesi, borca batık durumda ise ıslahının mümkün bulunup bulunmadığını incelemesi gerekir.

Sermaye şirketi veya kooperatifin borca batık durumda olması halinde iflasını veya iflasın ertelenmesini düzenleyen İİK’nın 179 ve TTK’nın 324. maddesinde bu istemin ilanına ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır. İflasın ertelenmesi kurumu erteleme talebinde bulunan şirketin menfaati gözönüne alınarak düzenlenmiş ise de alacaklıların menfaatleri de şüphesiz korunmalıdır. Bu nedenle şirket borçlarının muvazaalı olarak aktiften fazla olması sonucunu doğuracak kötü niyetli davranışların önüne geçmek ve anonim şirketin borca batık durumda olup olmadığını iyileştirme projesinin yeterli bulunup bulunmadığını, alacaklılara kanıtlama olanağı vermek amacıyla iflasın ertelenmesi talebinin İİK’nın 166/2. maddesinde öngörülen usulle ilan edilmesi, ilan üzerine borca batıklık durumu ve iyileştirme projesine itiraz eden alacaklıların sunduğu deliller de değerlendirilip erteleme koşullarının mevcut olup olmadığı araştırılarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.

Borca batıklık bildirimi üzerine borca batıklık durumunun ve mali durumun iyileştirilmesinin mümkün olup olmadığı yönünden bilirkişi incelemesi yapılmalıdır. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümü mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez ( HUMK. m. 275 ). Ancak çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren uyuşmazlıkta mahkemenin, bilirkişinin oy ve görüşünü alması gerekir.

Borca batıklık durumunun varlığı ve mali durumun iyileştirmesi ümidinin bulunup bulunmadığı özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiğinden bu konuda uzman bilirkişinin oy ve görüşü alınmalıdır.

HUMK’nın 286. maddesi uyarınca bilirkişinin oy ve görüşü hakimi bağlamazsa da, bu tür hallerde hakimin bilirkişi yerine geçerek olayı çözmesi usule uygun düşmez. Bilirkişi raporu yeterli değilse yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmalı veya bilirkişiden açıklık olmayan konularda ek ve tamamlayıcı görüş alınarak uyuşmazlık çözümlenmelidir. Somut olayda bilirkişi kurulu erteleme talebinde bulunan anonim şirketin sunduğu projenin mali durumunun ıslahını sağlayacak nitelikte olduğunu belirtmiştir.

Mahkemece mali durumun iyileştirilmesi konusunda yeni bir bilirkişi incelemesi yatırılmadan veya bilirkişi kurulundan ek ve tamamlayıcı rapor alınmadan proje ve raporun ciddi ve inandırıcı olmadığı gerekçesiyle borçlu anonim şirketin iflasına karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün ( BOZULMASINA ), peşin harcın istek halinde iadesine, 10.3.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2004/9014

K. 2005/2429

T. 10.3.2005

• İFLASIN ERTELENMESİNİN ŞARTLARI ( Mahkemece Alınan Bilirkişi Raporunda Şirketin Borca Batıklığının Aktif ve Pasif Malvarlığı Gerçek Piyasa Değerleriyle Sıralanarak Tesbit Edilmiş Olmaması – Ek Rapor Alınması Gereği )

• BORCA BATIKLIK HALİNİN TESBİTİ USULÜ ( İflasın Ertelenmesi Davasında – Mahkemece Alınan Bilirkişi Raporunda Şirketin Borca Batıklığının Aktif ve Pasif Malvarlığı Gerçek Piyasa Değerleriyle Sıralanarak Tesbit Edilmiş Olmaması )

• AKTİF VE PASİFLERİN GERÇEK PİYASA DEĞERLERİYLE SIRALANARAK TESBİTİ GEREĞİ ( İflasın Ertlenmesinin Şartları – Borca Batıklık Halinin Tesbiti Usulü )

• İLAN YAPILMASI GEREĞİ ( İflasın Ertelenmesi Talebine Alacaklılarca İtiraz Edilmesine İmkan Tanınması ve Muvazaalı Alacak Yaratılmasına Mani Olunması İçin – İflasın Ertelenmesinin Şartları )

2004/m.166/2,179

6762/m.324/2

ÖZET: İflasın ertelenebilmesi için erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık durumda olması, mali durumunun iyileştirilmesi ümidinin bulunması ve fevkalade mühletten yararlanmamış olması gerekir. Bu şartlar erteleme talebinde bulunan anonim şirketler yönünden ayrı ayrı gerçekleşmelidir. Erteleme talebi TTK’nın 324/2. maddesine göre borca batıklık bildirimi anlamındadır. Bu nedenle mahkemenin öncelikle erteleme talep eden anonim şirketin borca batık durumda olup olmadığını tespit etmesi, borca batık durumda ise mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün olup olmadığını incelemesi gerekir. Şirketin borca batık durumda olması halinde, alacaklıların menfaatinin de korunması gerektiğinden, erteleme talebinin ilan edilmesi, şirket borçlarının muvazaalı olarak aktiften fazla olması sonucunu doğuracak kötü niyetli davranışların önüne geçmek ve şirketin borca batık durumda olmadığını, iyileştirme projesinin yeterli bulunmadığını alacaklılara kanıtlama olanağı vermek açısından uygun olur. İlan üzerine alacaklıların itirazı mevcutsa bu itirazlar değerlendirilerek erteleme koşullarının mevcut olup olmadığı saptanmalıdır. Bu durumda düzenlenecek borca batıklık bilançosunun anonim şirketlerin gerçek malvarlığı değerini yansıtması gerekir. Borca batıklık halinin tespiti için tüm aktiflerin paraya çevirme değerleri, yani piyasadaki satış sırasında gerçekleşebilecek fiyattan bilançoya geçirilmelidir. Aktif bu şekilde saptandıktan sonra borca batıklık durumu saptanmalı, şirket borca batık değilse talep reddedilmelidir. Mahkemece borca batıklık ve mali durumun iyileştirilmesi konusunda bilirkişi raporu alınmışsa da bu rapor hüküm vermeye yeterli değildir. Bilirkişi raporunda erteleme talebinde bulunan şirketlerin aktif ve pasifinin ne olduğu konusunda açıklık bulunmamaktadır. Mahkemece borca batıklık ve mali durumun iyileştirilmesi konusunda ek rapor alınarak bir karar verilmelidir.

DAVA : Davacılar tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde İ.. Bankası, Y… K… Bankası A.Ş, V… A.Ş. vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, yurtiçi ve yurtdışı inşaat işleri yapan müvekkili şirketlerden Sezai T…, Fevzi A… İnşaat A.Ş’nin 10 Trilyon, STFA Mühendislik A.Ş’nin 1,5 Trilyon, Sezai T… Fevzi A… Holding A.Ş’nin 23,5 Trilyon sermayesi bulunduğunu, yurtiçi ve yurtdışı projelerden kaynaklanan hak ve alacakların zamanında ve tam olarak tahsil edilememesi nedeniyle şirketlerin mali durumunun bozulduğunu, şirketlerin yönetim merkezi olarak kullanılan taşınmazdan davacıların hissedar olduğunu, aktifleri pasifin altına düşen müvekkili şirketin mali durumunu düzeltebileceğini ileri sürerek iflasın ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece aynı grupta bulunan şirketlerin projelerin yerine getirilmesinde birbirine ihtiyacı olduğu, mali yapılarının birbirine paralel olarak korunması gerektiği, mali durumu bozulan şirketlerin mali durumunu iyileştirme imkanı olduğu gerekçesiyle davacı şirketlerin iflaslarının bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiş, hüküm İ… Bankası A.Ş, Y… K… Bankası A.Ş. ve V… AŞ. vekilince temyiz edilmiştir.

1- Borçlu Sezai T…, Fevzi A… İnşaat A.Ş, Sezai T… Fevzi A… Holding A.Ş ve Sezai T… Fevzi A… Mühendislik A.Ş. aynı dava dilekçesi ile iflasın ertelenmesi talebinde bulunmuştur. İflasın ertelenmesi talebi erteleme talebinde bulunan her şirketin mali yapısı içinde ayrı ayrı değerlendirileceğinden bu yöndeki bir talep HUMK’nın 43. maddesi uyarınca mümkündür. Bu nedenle alacakların erteleme taleplerinin ayrılması gerektiği ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2- Anonim Şirketler İflasın ertelenmesi talebinde bulunmuşlardır. İflasın ertelenebilmesi için anonim şirketin borca batık durumda olması, mali durumunun iyileştirilmesi ümidinin bulunması ve fevkalade mühletten faydalanmamış olması gerekir. Bu şartlar erteleme talebinde bulunan anonim şirketler yönünden ayrı ayrı gerçekleşmelidir. Erteleme talebi TTK’nın 324/2. maddesine göre borca batıklık bildirimi anlamındadır. Bu nedenle mahkemenin öncelikle erteleme talep eden anonim şirketin borca batık durumda olup olmadığını tespit etmesi, borca batık durumda ise mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün olup olmadığını incelemesi gerekir.

Anonim şirketin borca batık durumda olması halinde iflasını ve erteleme talebini düzenleyen İİK’nın 179 ve TTK’nın 324. maddesinde bu istemin ilanına ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır. İflasın ertelenmesi kurumu erteleme talebinde bulunan şirketlerin menfaatleri gözönüne alınarak düzenlenmiş ise de, alacaklıların menfaati de kuşkusuz korunmaktadır. Şirket borçlarının muvazaalı olarak aktiften fazla olması sonucunu, doğuracak kötü niyetli davranışların önüne geçmek ve anonim şirketin borca batık durumda olmadığını, iyileştirme projesinin yeterli bulunmadığını, alacaklılara kanıtlama olanağı vermek amacıyla iflasın ertelenmesi talebi İİK’nın 166/2. maddesinde öngörülen usulle ilan edilmeli, ilan üzerine borca batıklık durumu ve iyileştirme projesine itiraz eden alacakların itirazları değerlendirilip erteleme şartlarının oluşup oluşmadığı araştırılarak sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönün gözetilmemesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.

Borçlu şirketler iflasın ertelenmesi talebinde bulunduğuna göre öncelikle borca batıklık halinin mevcut olup olmadığı saptanmalıdır.

Bu durumda düzenlenecek borca batıklık bilânçosunun anonim şirketlerin gerçek malvarlığı değerini yansıtması gerekir. Borca batıklık halinin tespiti için tüm aktiflerin paraya çevirme değerleri, yani piyasadaki satış sırasında gerçekleşebilecek fiyattan bilançoya geçirilmelidir. Aktif bu şekilde saptandıktan sonra borca batıklık durumu saptanmalı, şirket borca batık değilse talep reddedilmelidir. Mahkemece borca batıklık ve mali durumun iyileştirilmesi konusunda bilirkişi raporu alınmışsa da bu rapor hüküm vermeye yeterli değildir. Bilirkişi raporunda erteleme talebinde bulunan şirketlerin aktif ve pasifinin ne olduğu konusunda açıklık bulunmamaktadır. Mahkemece borca batıklık ve mali durumun iyileştirilmesi konusunda ek rapor alınarak bir karar verilmelidir. Bu yönün gözetilmemesi isabetsiz olduğu gibi rehinli alacakların işleyen faizlerinin teminatlandırılması konusunda karar verilmemesi de kabul şekli itibariyle doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 10.3.2005 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

 

 

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2004/10326

K. 2005/2788

T. 17.3.2005

• İFLASIN ERTELENMESİ TALEBİ ( İflasın Ertelenmesinde Takiplerin Durmasının Konulmuş Hacizlerin ve Temliklerin Kaldırılmasına Karar Verilemeyeceği )

• TAKİPLERİN DURMASI ( İflasın Ertelenmesiyle – Konulmuş Hacizlerin ve Temliklerin Kaldırılmasına Karar Verilemeyeceği )

• HACİZLERİN VE TEMLİKLERİN KALDIRILMASINA KARAR VERİLEMEMESİ ( İflasın Ertelenmesiyle Sadece Takiplerin Duracağı )

• REHİNLİ TAKİPLERİN DURMAMASI ( İflasın Ertelenmesiyle – Mahkemece Tüm Takiplerin Durdurulmasına Karar Verilmesinin Hatalı Olması )

2004/m.166/2,179/b,206/1

6762/m.324/2

ÖZET: İflasın ertelenmesinde alınacak tedbirlerin işletmenin faaliyetini sürdürerek durumunu düzeltmesine engel olmaması gerekir. Ancak bu yön yasal sınırlar içerisinde değerlendirilmelidir. Mahkemece iflasın ertelenmesi kararının yanında hacizlerin ve temliklerin kaldırılmasına, her türlü takibin tedbiren durdurulmasına karar verilmiştir. İİK’nın 179/b maddesine göre erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 Sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce yapılmış takipler durur. Takiplerin durması takibin bulunduğu aşamada kalması anlamında olup hacizlerin ve temliklerin kaldırılması anılan yasa hükmüne aykırıdır.

İflasın ertelenmesi kararı üzerine rehinli takipler ve İİK’nın 206/1. maddesinde yazılı alacaklara dayanan takipler yönünden maddede öngörülen koşullarla istisna tanınmıştır. Mahkemece anılan hükme aykırı olarak tüm takiplerin durdurulmasına karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

DAVA: Taraflar arasındaki iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde T. İ… Bankası ve TC. Z… Bankası vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR: Davacı vekili, müvekkili şirketin malvarlığının borçlarını karşılayamaz duruma geldiğini, kamuya ait üst yapı inşaatlarını üstlenen müvekkilinin kamu yatırımlarındaki daralma nedeniyle mali yönden zor durumda kaldığını, DSİ Kayseri Bahçelik Barajı işini alan müvekkilinin hakedişlerini zamanında alamadığını, işin devam ettiğini, Etibor A.Ş. Bigadiç ve Kırka Bor İşletme Müdürlüğünün işlerinin devam ettiğini, bu işlerden elde edilecek gelir sonucunda mali durumun düzeltileceğini ileri sürerek, iflasın bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece borca batık durumda olan davacı şirketin mali durumunun ıslahının mümkün olduğu gerekçesiyle iflasın bir yıl süreyle ertelenmesine, her türlü takibin durdurulmasına karar verilmiş, 12.11.2003 tarihli ek kararla hacizlerin kaldırılmasına, temliklerin borçlu şirkete ödendikten sonra temlik alacaklısına ödenmesine ilişkin tavzih kararı verilmiş, hüküm İ… Bankası A.Ş. ve Z… Bankası tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı Limited Şirket iflasın ertelenmesi talebinde bulunmuştur. İflasın ertelenebilmesi için erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık durumda olması, mali durumunun iyileştirilmesi ümidinin bulunması ve fevkalade mühletten ( İİK. m. 329/a ) yararlanmamış olması gerekir. Erteleme talebi TTK’nın 546. maddesinin atıf yaptığı TTK’nın 324. maddesine göre borca batıklık bildirimi anlamındadır. Bu nedenle mahkeme öncelikle şirketin borca batık durumda olup olmadığı tespit etmeli, borca batık durumda ise ıslahının mümkün bulunup bulunmadığını incelemelidir. Şirketin borca batık durumda olması halinde iflasını veya erteleme talebini düzenleyen İİK’nın 179. ve TTK’nın 324. maddesinde bu istemin ilanına ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır. İflasın ertelenmesi kurumu, erteleme talebinde bulunan şirketin menfaati kadar bu şirketten alacaklı olanların menfaatini de gözönüne alarak düzenlendiğinden alacaklıların menfaatinin korunması yönünden erteleme talebinin ilan edilmesi uygun olur. Zira bu durumda şirket borçlarının muvazaalı olarak aktiften fazla olması sonucunu doğuracak kötü niyetli davranışların önüne geçmek ve şirketin borca batık durumda olmadığını, iyileştirme projesinin yeterli bulunmadığını alacaklılara kanıtlama olanağı verilmelidir. Bu nedenle erteleme talebi İİK’nın 166/2. maddesinde öngörülen usulle ilan edilmeli, ilan üzerine alacaklıların itirazı mevcutsa bu itirazlar değerlendirilerek erteleme koşullarının mevcut olup olmadığı saptanmalıdır. Mahkemece bu yönün gözetilmemesi ve özellikle temlik edilen alacaklıların temlik alacaklısına ödenmesi halinde mali durumun iyileştirilmesine etkisinin ne olacağı üzerinde durulmaması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.

İflasın ertelenmesi talebinin amacı gözetildiğinde tedbirlerin işletmenin faaliyetini sürdürerek durumunu düzeltmesine engel olmaması gerekir. Ancak bu yön yasal sınırlar içerisinde değerlendirilmelidir. Mahkemece iflasın ertelenmesi kararının yanında hacizlerin ve temliklerin kaldırılmasına, her türlü takibin tedbiren durdurulmasına karar verilmiştir. İİK’nın 179/b maddesine göre erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 Sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce yapılmış takipler durur. Takiplerin durması takibin bulunduğu aşamada kalması anlamında olup hacizlerin ve temliklerin kaldırılması anılan yasa hükmüne aykırıdır.

İflasın ertelenmesi kararı üzerine rehinli takipler ve İİK’nın 206/1. maddesinde yazılı alacaklara dayanan takipler yönünden maddede öngörülen koşullarla istisna tanınmıştır. Mahkemece anılan hükme aykırı olarak tüm takiplerin durdurulmasına karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 17.3.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2004/11750

K. 2005/2789

T. 17.3.2005

• İFLASIN ERTELENMESİ ( Talepte Bulunan Lehine Müteselsil Kefil Olanların Erteleme Kararı Sonucu Verilen Takip Yasağından Faydalanacağına İlişkin Bir Düzenleme Bulunmadığından Erteleme Talebinin Müteselsil Kefiller Yönünden Geçerli Olmadığı )

• MÜTESELSİL KEFİL ( İflasın Ertelenmesi Talebinde Bulunan Lehine Müteselsil Kefil Olanların Erteleme Kararı Sonucu Verilen Takip Yasağından Faydalanacağına İlişkin Bir Düzenleme Bulunmadığından Erteleme Talebinin Bu Kefiller Yönünden Geçerli Olmadığı )

• AMME ALACAĞINA İLİŞKİN TAKİP ( İflasın Ertelenmesi Kararı Üzerine Hiçbir Takip Yapılamayacağı – Evvelce Başlamış Takiplerin Duracağı )

• SSK VE VERGİ DAİRESİNİN YAPTIĞI TAKİP ( İflasın Ertelenmesi Kararı Üzerine Hiçbir Takip Yapılamayacağı – Evvelce Başlamış Takiplerin Duracağı )

2004/m.166/2,179/b

6762/m.324

ÖZET: İflasın ertelenmesi talebinde bulunan lehine müteselsil kefil olanların erteleme kararı sonucu verilen takip yasağından faydalanacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığından erteleme talebi müteselsil kefiller yönünden geçerli değildir.

İİK.nun 179/b maddesine göre erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 Sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur. Mahkemece SSK ve Vergi Dairesi yönünden takip imkanı tanınması anılan yasa hükmüne aykırıdır. Borçlunun bu yönde temyizi yoksa da takip imkanından hükmü temyiz eden alacaklıların zarar görme ihtimali bulunduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.

DAVA: Davacı tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde Koçbank ve Vakıflar Bankası vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, 19.11.2001 tarihinde kurulan şirketin unlu mamuller imalatı ve satışı yapmak ve restorant işletmek üzere şubeler açtığını, 3.şubenin faaliyete geçirilmesi için bankalardan kredi alındığını, ancak ruhsat işleminde sorun çıkması nedeniyle yatırımın amacına ulaşmadığını, şirketin bir ortağının ayrılması ve şirketin gelirindeki azalma nedeniyle mali durumunun bozulduğunu, ruhsat sorununun çözüldüğünü, toplu davet ve yemek organizasyon bağlantıları sağlandığını, reklam kampanyası başlatıldığını, mali durumunun bu şekilde düzeltileceğini ileri sürerek iflasın bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece davacı şirketin borca batık durumda olduğu, sözleşme ve siparişler dikkate alındığında borca batıklık halinin ortadan kaldırılmasının kuvvetle muhtemel bulunduğu, alacaklıların alacaklarına daha çabuk kavuşabileceği gerekçesiyle iflasın bir yıl süreyle ertelenmesine, tedbirlerin müşterek ve müteselsil kefiller hakkında da geçerli olmasına, kayyum tayinine karar verilmiş, hüküm Vakıfbank A.Ş. ve Koçbank A.Ş. vekilince temyiz edilmiştir.

1- Davacı Limited Şirket iflasın ertelenmesi talebinde bulunmuştur. İflasın ertelenebilmesi için erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık durumda olması, mali durumunun iyileştirilmesi ümidinin bulunması ve fevkalade mühletten yararlanmamış olması gerekir. Erteleme talebi TTK.nun 324. maddesine göre batıklık bildirimi anlamındadır. Bu nedenle mahkeme öncelikle şirketin borca batık durumda olup olmadığını tespit etmeli, borca batık durumda ise mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün bulunup bulunmadığını incelemelidir. Erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık durumda olması halinde iflasını ve erteleme talebini düzenleyen İİK.nun 179. ve TTK:nun 324. maddelerinde bu istemin ilanına ilişkin bir düzenleme mevcut değildir.

İflasın ertelenmesi kurumu erteleme talebinde bulunan şirketin menfaati gözönüne alınarak düzenlenmiş ise de, alacaklıların menfaatleri de kuşkusuz korunmalıdır. Şirketin borçlarının muvazaalı olarak aktiften fazla olması sonucunu doğuracak kötü niyetli davranışların önüne geçmek ve şirketin borca batık olup olmadığını, iyileştirme projesinin yeterli bulunup bulunmadığını alacaklılara kanıtlama olanağı vermek amacıyla iflasın ertelenmesi talebi İİK.nun 166/2. maddesinde öngörülen usulle ilan edilmeli, ilan üzerine borca batıklık durumu ve iyileştirme projesine itiraz eden alacaklıların itirazları değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmelidir.

2- İflasın ertelenmesi kararının etkileri İİK.nun 179/b maddesinde düzenlenmiştir. Erteleme talebinde bulunan lehine müteselsil kefil olanların erteleme kararı sonucu verilen takip yasağından faydalanacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığından erteleme talebi müteselsil kefiller yönünden geçerli değildir. Mahkemece bu yönün gözetilmemesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.

3- İİK.nun 179/b maddesine göre erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 Sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur. Mahkemece SSK ve Vergi Dairesi yönünden takip imkanı tanınması anılan yasa hükmüne aykırıdır. Borçlunun bu yönde temyizi yoksa da takip imkanından hükmü temyiz eden alacaklıların zarar görme ihtimali bulunduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda ( 3 ) bent halinde açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.3.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2005/2033

K. 2005/3760

T. 7.4.2005

• İFLASIN ERTELENMESİ KARARI ( İpotekli Takipleri Durdurmayacak Ancak Satış İşleminin Yapılamayacağı – İflasın Ertelenmesini Talep Eden Şirketin Malvarlığının Korunması İçin Kefil Veya İpotekli Taşınmaz Maliklerinin Hukuki Durumunu Etkileyecek Şekilde Tedbire Hükmedilemeyeceği )

• İPOTEKLİ TAKİP ( İflasın Ertelenmesi Kararının Takibi Durdurmadığı – Ancak Satış İşleminin Yapılamayacağı )

• TEDBİR ALMA YETKİSİ ( İflasın Ertelenmesini Talep Eden Şirketin Malvarlığının Korunması İçin Mahkemeye Her Türlü Tedbiri Alma Yetkisi Tanındığı )

• KEFİL VEYA İPOTEKLİ TAŞINMAZ MALİKLERİ ( Tedbirlerin Erteleme Talebinde Bulunan Şirket Yönünden Uygulanacağı Kabul Edildiğinden Hukuki Durumunu Etkileyecek Şekilde Tedbire Hükmedilemeyeceği )

2004/m.166,179,329

6762/m.324

ÖZET: İİK.nun 179/6. maddesinin ikinci fıkrasında iflasın ertelenmesi kararının ipotekli takipler yönünden sonucu düzenlenmiştir. Kural olarak iflasın ertelenmesi kararı ipotekli takipleri durdurmayacak ancak satış işlemi yapılamayacaktır. İflasın ertelenmesinin temel amacı erteleme süresince şirketin aktiflerinin korunması, çalıştırılması, bu şekilde pasiflerin azaltılmasıdır. İİK.nun 179/a maddesinde iflasın ertelenmesini talep eden şirketin malvarlığının korunması için mahkemeye her türlü tedbiri alma yetkisi tanınmıştır. Tedbirlerin erteleme talebinde bulunan şirket yönünden uygulanacağı kabul edildiğinden şirkete göre üçüncü kişi konumunda bulunan kefil veya ipotekli taşınmaz maliklerinin hukuki durumunu etkileyecek şekilde tedbire hükmedilmesi mevcut düzenlemeye aykırıdır.

DAVA: Davacı tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde Yapı Kredi Bankası A.Ş. vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR: Davacı vekili, inşaat ve taahhüt işleriyle uğraşan müvekkili şirketin 100 kişiyi istihdam ettiğini halen Romanya’da Galen’a Mall SA ünvanlı alışveriş merkezi inşası işini yaptığını, inşaatı yaptıran şirketler arasındaki ihtilaf nedeniyle alışveriş merkezinin açılamadığını, müvekkili şirketin mali yönden zor duruma düştüğünü ekli iyileştirme projesi uyarınca mali durumunu düzeltilebileceğini ileri sürerek iflasın ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece borca batık durumda olan şirketin sunduğu projenin ciddi ve inandırıcı olduğu, yeni kaynak girişi sağlanarak iyileştirilmenin kuvvetle muhtemel olduğu gerekçesiyle iflasın 1 yıl süreyle ertelenmesine, kayyım tayinine, iflas takiplerinin durdurulmasına, icra takiplerinin satış ve muhafaza işleminin durdurulmasına, haczedilen ve muhafaza altına alınan malların borçlu şirket yetkililerine teslimine karar verilmiş, karar Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. vekilince temyiz edilmiştir.

Davacı limited şirket iflasın ertelenmesi talebinde bulunmuştur. İflasın ertelenebilmesi için erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık durumda olması, mali durumunun iyileştirilmesi ümidinin bulunması ve fevkalade mühletten ( İİK. M. 329/a. ) yararlanmış olması gerekir. Erteleme talebi TTK.nun 546. maddesinin atıf yaptığı TTK.nun 324. maddesine göre borca batıklık bildirimi anlamındadır. Bu nedenle mahkeme öncelikle şirketin borca batık durumda olup olmadığını tesbit etmeli, borca batık durumda ise ıslahının mümkün olup olmadığını incelemelidir. Şirketin borca batık durumda olması halinde iflasını ve erteleme talebini düzenleyen İİK.nun 179. ve TTK.nun 324. maddesinde bu istemin ilanına ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır.

İflasın ertelenmesi kurumu, erteleme talebinde bulunan şirketin menfaati kadar bu şirketten alacaklı olanların menfaatleri de gözönüne alınarak düzenlendiğinden alacaklıların menfaatlerinin korunması yönünden erteleme talebi ilan edilmelidir. Zira bu durumda şirket borçlarının muvazaalı olarak aktiften fazla olması sonucunu doğuracak kötü niyetli davranışların önüne geçmek ve şirketin borca batık durumda olmadığını, iyileştirme projesinin yeterli bulunmadığını alacaklılara kanıtlama olanağı verilmelidir. Bu nedenle erteleme talebi İİK.nun 166/2. maddesinde öngörülen usulle ilan edilmeli, ilan üzerine itiraz eden alacaklıların itirazları değerlendirilerek erteleme koşullarının mevcut olup olmadığı saptanmalıdır. Mahkemece bu yönün gözetilmemesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.

Davacı şirket iflasın ertelenmesi talebinde bulunduğuna göre öncelikle borca batıklık halinin mevcut olup olmadığı saptanmalıdır. Bu durumda düzenlenecek borca batıklık bilançosunun şirketin gerçek malvarlığı değerini yansıtması gerekir. Borca batıklık halinin tespiti için tüm aktiflerin paraya çevirme değerlerinden yani piyasadaki satış sırasında gerçekleşebilecek fiyattan bilançoya geçirilmelidir. Aktif bu şekilde saptandıktan sonra borca batıklık durumu tesbit edilmeli, şirket borca batık durumda değilse talep reddedilmelidir. Mahkemece borca batıklık ve mali durumun iyileştirilmesi konusunda bilirkişi raporu alınmışsa da bu rapor hüküm vermeye yeterli değildir.

İflasın ertelenmesi talebinde bulunan şirketin sunduğu iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olması gerekir. Mali durumun iyileştirilmesi imkanının mevcut olup olmadığı somut vakıalara dayanılarak tesbit edilmelidir. Belirsiz nitelikteki emareler erteleme kararı verilmesi için yeterli kabul edilemez. Bilirkişi raporunda yeni kaynak girişi olmadan şirketin borçlarını ödemesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir. Yeni kaynak girişi konusunda erteleme talebinde bulunan şirket somut bilgi ve belgelere dayanmamıştır. Mahkemece kira bedeli, ortaklara ait taşınmazların satışı yeni ortak alınması ve sermaye artırımı konusunda sunulan delillerin ciddi ve inandırıcı olup olmadığı konusunda alınan bilirkişi raporu yetersiz olup hüküm kurmaya elverişli değildir.

İflasın ertelenmesine karar verilmesi halinde uygulanacak tedbirler İİK.nun 179/b. maddesinin 1.fıkrasında düzenlenmiştir. Hükme göre 6183 sayılı yasa uyarınca yapılacak takipler dahil başlamış takipler duracak ve yeni takipler yapılmayacaktır. Takiplerin duracağı düzenlenmiş iken hacizlerin kaldırılacağına ilişkin bir tedbire kanunda yer verilmediği gibi mevcut düzenlemeden böyle bir sonuç da çıkmamaktadır. Mahkemece bu yönler gözetilmeden hacizli malların borçlu şirkete teslimine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

Mahkemece 3.12.2004 tarihli ek kararla iflasın ertelenmesi talebinde bulunan şirket vekiline rehin veren ve kefil olanlar hakkında da tedbirini uygulanmasına karar verilmiştir.

İİK.nun 179/6. maddesinin ikinci fıkrasında iflasın ertelenmesi kararının ipotekli takipler yönünden sonucu düzenlenmiştir. Kural olarak iflasın ertelenmesi kararı ipotekli takipleri durdurmayacak ancak satış işlemi yapılamayacaktır. İflasın ertelenmesinin temel amacı erteleme süresince şirketin aktiflerinin korunması, çalıştırılması, bu şekilde pasiflerin azaltılmasıdır. İİK.nun 179/a maddesinde iflasın ertelenmesini talep eden şirketin malvarlığının korunması için mahkemeye her türlü tedbiri alma yetkisi tanınmıştır. Tedbirlerin erteleme talebinde bulunan şirket yönünden uygulanacağı kabul edildiğinden şirkete göre üçüncü kişi konumunda bulunan kefil veya ipotekli taşınmaz maliklerinin hukuki durumunu etkileyecek şekilde tedbire hükmedilmesi mevcut düzenlemeye aykırıdır.

Mahkemece bu yönler gözetilmeden tedbire hükmedilmesinde de isabet görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 7.4.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

 

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2005/448

K. 2005/3753

T. 7.4.2005

• DAVALARIN BİRLEŞTİRİLMESİ TALEBİ ( İflasın Ertelenmesi/Birden Fazla Sermaye Şirketinin Talebi Ayrı Ayrı Değerlendirileceğinden Ve Erteleme Koşullarının Talepte Bulunan Her Şirketin Kendi Mali Yapısı İçinde Gerçekleşip Gerçekleşmediği Aranacağından Talebin Kabul Edileceği )

• İHTİYARİ DAVA ARKADAŞLIĞI ( iflasın Ertelenmesi/Birden Fazla Sermaye Şirketinin Talebi Ayrı Ayrı Değerlendirileceğinden Ve Erteleme Koşullarının Talepte Bulunan Her Şirketin Kendi Mali Yapısı İçinde Gerçekleşip Gerçekleşmediği Aranacağından Talebin Kabul Edileceği )

• İFLASIN ERTELENMESİ ( Birden Fazla Sermaye Şirketinin Talebi Ayrı Ayrı Değerlendirileceğinden Ve Erteleme Koşullarının Talepte Bulunan Her Şirketin Kendi Mali Yapısı İçinde Gerçekleşip Gerçekleşmediği Aranacağından Davaların Birleştirilmesi Talebinin Kabul Edileceği )

• İFLASIN ERTELENMESİ TALEBİNİN İLANI GEREĞİ ( İlan Üzerine Borca Batıklık Durumu Ve İyileştirme Projesine İtiraz Eden Alacaklıların İtirazları Değerlendirilip Erteleme Şartlarının Oluşup Oluşmadığı Araştırılarak Karar Verileceği )

2004/m.166/2,179

6762/m.324/2

1086/m.43,45

ÖZET: İflasın ertelenmesi talebinde bulunan birden fazla sermaye şirketinin talebi ayrı ayrı değerlendirileceğinden ve erteleme koşullarının talepte bulunan her şirketin kendi mali yapısı içinde gerçekleşip gerçekleşmediği aranacağından davaların birleştirilmesi talebi HUMK.nun 43. maddesine uygundur.

İflasın ertelenmesi talebi İİK.nun 166/2. maddesinde öngörülen usulle ilan edilmeli, ilan üzerine borca batıklık durumu ve iyileştirme projesine itiraz eden alacaklıların itirazları değerlendirilip erteleme şartlarının oluşup oluşmadığı araştırılarak sonucuna uygun bir karar verilmelidir.

DAVA : Taraflar arasındaki iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde alacaklılar T.Halk Bankası A.Ş., ABN Ambro Bank N.V, Piero Corsini, Saehan Media vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR: Davacılar vekili, müvekkili şirketlerin video, CD, DVD için manyetik ve optik medyaları, ev aletleri, GSM mobil telefon üretimi yaptığını, ayrıca üretilen ürünlerin satış ve pazarlama işini de Raks Dış Tic.A.Ş. aracılığıyla gerçekleştirdiğini, Repak A.Ş’nin Raks grubuna bağlı şirketlerin baskılı ambalaj malzemelerini temin etmek üzere kurulduğunu, 1998 yılında meydana gelen global kriz sonucunda Raks grubuna bağlı şirketlerin İstanbul yaklaşımı çerçevesinde finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi imzaladığını, 16.10.2003 tarihli toplantıda Vakıflar Bankasının FYYS koşulları arasında bulunan ilave krediyi kullandırmayacağını açıkladığını, 16.1.2004 tarihinde 500.000 Dolar kredi kullandıracağını beyan etmesine rağmen kredi vermemesi nedeniyle cep telefonu ihracatı işlemlerinin askıya alındığını, ek kredi verilmemesi nedeniyle davacıların özkaynakları ile çalışmalarını sürdürdüğünü, ancak icra takipleri ve iflas davaları nedeniyle ekonomik yönden darboğaza girdiğini, davacı şirketlerin borca batık durumda olduğunu, şirketlerin yapısının iktisadi ve ticari açıdan bütünlük arz ettiğini, bu nedenle tek bir iyileştirme projesi sunulduğunu, Wama, Ritek, Chinelınk, ve Boeıng firmalarıyla iş anlaşmaları yapıldığını, iflas ertelenerek çalışma imkanı sağlandığında davacı şirketlerin mali durumunu düzeltebileceğini ileri sürerek iflasın bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece davacı şirketlerin borca batık durumda olduğu, iyileştirme projesinin somut vakıalara dayandığı, ciddi ve inandırıcı olduğu, iflasın ertelenmesi için gerekli koşulların oluştuğu, alacaklıların iflasın açılması anından daha kötü durumda bırakılmadığı gerekçesiyle davacı şirketlerin iflaslarının bir yıl süreyle ertelenmesine, şirketler aleyhine yapılmış ve yapılacak her türlü takiplerin durdurulmasına, şirketlere ait banka mevduatları üzerindeki haciz ve bloke şerhinin kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm alacaklılar Piero Corsini, ABN Ambro Bank, Saehan Media Ireland Ltd ve Halkbank A.Ş. vekillerince temyiz edilmiştir.

1- Davacı Anonim şirketler aynı gruba dahil şirketler olmaları nedeniyle aralarında organik bağ bulunduğunu ileri sürerek birlikte dava açmışlar, mahkemece birlikte açılan dava ile iflasın ertelenmesine ilişkin talebin usule aykırı bulunmadığı gerekçesiyle davalar birlikte sonuçlandırılmıştır.

Birden fazla kişi tarafından açılan ve birden fazla kişi hakkında açılan davalar benzer olaylara ve hukuki sebeplere dayanması halinde ihtiyari dava arkadaşlığının söz konusu olup olmadığı yönünden açık bir düzenleme bulunmamaktadır. HUMK.nun 45/3. maddesinde davaların biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte olması halinde davaların birleştirilebileceği kabul edilmiştir.

İhtiyari dava arkadaşlığı davaların birleştirilmesi yoluyla da mümkün olduğundan ( Alengoya Yavuz: Medeni Usul Hukukunda Dava Ortaklığı 1965 s.62 ). birbiri ile ilgisi olan davaların benzer sebep kavramı içerisinde değerlendirilerek bağlantının varlığı kabul edilmeli ve bu davalar birlikte görülebilmelidir. Zira bu durum yargılamayı çabuklaştıracağından, yargılama giderini azaltacağından ve çelişkili kararların önüne geçeceğinden usul ekonomisine de uygun düşmektedir. İflasın ertelenmesi talebinde bulunan birden fazla sermaye şirketinin talebi ayrı ayrı değerlendirileceğinden ve erteleme koşullarının talepte bulunan her şirketin kendi mali yapısı içinde gerçekleşip gerçekleşmediği aranacağından talep HUMK.nun 43. maddesine uygundur. Alacaklıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Davacı Anonim Şirketler iflasın ertelenmesi talebinde bulunmuşlardır. İflasın ertelenebilmesi için anonim şirketin borca batık durumda olması, mali durumunun iyileştirilmesi ümidinin bulunması ve fevkalade mühletten faydalanmamış olması gerekir. Bu şartlar erteleme talebinde bulunan her şirketin kendi mali bünyesinde gerçekleşmelidir. Erteleme talebi TTK.nun 324/2. maddesine göre borca batıklık bildirimi anlamındadır. Bu nedenle mahkeme öncelikle erteleme talep eden şirketin borca batık durumda olup olmadığını tespit etmeli, borca batık durumda ise mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün bulunup bulunmadığını incelemelidir.

Anonim Şirketin borca batık durumda olması halinde iflasını ve erteleme talebini düzenleyen İİK.nun 179. maddesi ve TTK.nun 324. maddesinde bu istemin ilanına ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır. İflasın ertelenmesi kurumu erteleme talebinde bulunan bu şirketlerin menfaatleri göz önüne alınarak düzenlenmiş ise de, alacaklıların menfaati de kuşkusuz korunmalıdır. Şirket borçlarının muvazaalı olarak aktiften fazla olması sonucunu doğuracak kötü niyetli davranışların önüne geçmek ve anonim şirketin borca batık durumda bulunmadığını, iyileştirme projesinin yeterli olmadığını, alacaklılara kanıtlama olanağı vermek amacıyla iflasın ertelenmesi talebi İİK.nun 166/2. maddesinde öngörülen usulle ilan edilmeli, ilan üzerine borca batıklık durumu ve iyileştirme projesine itiraz eden alacaklıların itirazları değerlendirilip erteleme şartlarının oluşup oluşmadığı araştırılarak sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönün gözetilmemesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.

3- İflasın ertelenmesi, borca batık durumda olan bir sermaye şirketi ve kooperatifin mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün olması halinde iflası önleyen bir kurumdur. İflasın ertelenmesinde amaç, sermaye şirketi ve kooperatifin ekonomi içinde kalarak faaliyetine devamını sağlamak ve alacaklıların iflasa bağlı olumsuz sonuçlardan etkilenmemesidir. İflasın ertelenmesi talebinin amacı gözetildiğinde tedbirlerin işletmenin faaliyetlerini sürdürerek durumunu düzeltmesine engel olmaması gerekir. Ancak erteleme talebinin kabulü sonucunda alınacak tedbirler yasal sınırlar içerisinde değerlendirilmelidir. Mahkemece iflasın ertelenmesi ile birlikte şirketlere ait banka mevduatları üzerindeki hacizlerin ve bloke şerhinin kaldırılmasına karar verilmiştir. İİK.nun 179/b maddesinin birinci fıkrasına göre erteleme talepleri üzerine borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur. Takiplerin durması takibin bulunduğu aşamada kalması anlamında olup hacizlerin ve bloke kayıtların kaldırılması usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ: Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) ve ( 3 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 7.4.2005 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY:

Dava, iflasın ertelenmesine ilişkindir.

Aşağıdaki gerekçelerle yerel mahkeme kararı ile Dairemizin kararının ( 1 ) sayılı bendinde yer alan sayın çoğunluğun görüşüne katılamıyorum. Şöyle ki;

Mahkemece davacı şirketlerin entegre şirketler olduğu, iş sahalarının ekonomik bağlantılarının birbirleri ile iç içe ilintili olduğu, bu nedenle biri hakkında verilecek davanın diğerine de etkileyeceği dolayısıyla davacı tüm şirketlerin “MECBURİ” dava arkadaşları oldukları ve birlikte dava açabilecekleri kabul edilmiş iken;

Sayın çoğunlukça bozma kararının ( 1 ) bendinde ” İHTİYARİ” dava arkadaşlığı bulunduğu kabul edilip HUMK.nun 45/3 maddesinde davaların biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte olması halinde davaların birleştirileceği esas alınmıştır.

Mahkemece “MECBURİ” dava arkadaşlığının varlığı kabul edilmişken, sayın çoğunlukça “İHTİYARİ” dava arkadaşlığının varlığı kabul edilmesine rağmen bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddi öncelikle bu nedenle yerinde değildir.

Kaldı ki; HUMK.nun 45. maddesi davaların birleştirilmesi ile ilgili olup, somut olayda ayrı açılan davaların, birleştirilmesi gibi bir durum söz konusu değildir.

Sorun iflasın ertelenmesi davasının ayrı tüzel kişiliği bulunan, alacaklıları, borçluları farklı olan şirketlerin sadece aynı gruba dahil olmaları ve birisi hakkında verilecek kararın diğerini de etkileyeceği gerekçeleriyle birlikte açılıp açılamayacağı toplanmaktadır.

Oysa, burada HUMK.nun 43. maddesinin bu davada uygulama yeri olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir.

Anılan maddeye göre, birden çok kimseler ancak iki halde birlikte dava açabilirler. Bu haller şunlardır:

a ) Davacıların dava konusu hak veya borç bakımından iştirak halinde bulunmaları veya ortak bir işlemle ( yani müteselsilen, BK. m.141-148 ) hak kazanmaları ya da borç altına girmeleri;

b ) Davanın her biri hakkında aynı sebepten doğması.

Somut olayda iflasın ertelenmesini isteyen şirketler ayrı tüzel kişiliği bulunan, alacaklıları, borçluları farklı olan şirketlerdir. Bu şirketlerin bir alacaklıya asaleten ya da kefaleten borçlu olmaları veya aynı gruba dahil şirket olmaları iflasın ertelenmesi davasını birlikte açmalarına gerekçe yapılamaz. Şirketler arasında dava konusu bakımından bir teselsül bulunmadığı gibi, davanın her biri için aynı sebepten doğduğu da kabul edilemez. Gerçekten de aynı sebep kavramı hem maddi vakıalar ve hem de hukuki sebepler bakımından ele alınmalıdır. ( Bkz. ULUKAPI, Ömer, Medeni Usul Hukukunda Dava Arkadaşlığı, Konya 1991, s.129 ). Davacıların iflasın ertelenmesi talepleri her bir şirketin mali durumlarının kötü olduğu ve iyileştirilebileceği sebebine dayalı ise de, mali durumun kötülüğü ayrı ayrı vakıalara dayanmaktadır. Özellikle iflasın ertelenmesi davasında iyileştirme koşullarının tesbitinde de ayrı ayrı vakıalar gözönüne alınacaktır. Her beş davacı şirket Anonim şirket şeklinde kurulmuş olup, ayrı tüzel kişilikleri haizdirler. Buradan hareketle her beş şirketin de bilançolarında aktif ve pasif kalemleri ve buna paralel olarak borçları ve borçlu oldukları kimseler ile alacaklıları ve alacaklı oldukları kimseler farklıdır.

İflasın ertelenmesi davası niteliği, mahiyeti itibariyle aynı gruba dahil olsalar dahi ayrı tüzel kişiliği bulunan ayrı organları olan her bir davacı şirket için ayrı ayrı dava konusu yapılmalıdır. Davanın reddi halinde talepte bulunan şirketlerin iflasına karar verileceğinden davanın her bir davacı şirket yönünden ayrılarak görülmesi ve sonuçlandırılması gerekir.

Nitekim Yüksek Yargıtay;

a ) Bir iş yerinde çalışan işçilerin, o işyerinin sahibi ( aynı işveren ) ile yapmış oldukları aynı içerikteki hizmet sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar için birlikte dava açamayacaklarına karar vermiştir.

( HGK. 18.4.1956 T/36-29; HGK 11.12.1951 4/177-135; HGK 3.10.1957 83/79 ve TD 11.3.1955 1366/1857 ).

b ) Bir sigorta şirketinin değişik kişilerden sigorta pey akçesi alıp sigorta sözleşmesini yapması halinde bu kişilerin ( pey akçesi verenlerin ) verdikleri parayı geri alabilmek için sigorta şirketine karşı birlikte dava açamayacaklarına karar verilmiştir.

( TD 20.4.1961 1166/1278 )

Anılan HGK. ve Daire kararlarından da anlaşılacağı üzere davacılarımızın aynı grup içerisinde olmaları, entegre şirketler olmaları birlikte iflasın ertelenmesi davası açmalarına imkan vermez.

Nitekim Prof. Dr. Baki KURU’da Hukuk Muhakemeleri Usulü Cilt 3, Sh. 3351’de “HUMK.nun 43. maddesindeki şartlar bulunsa bile birden fazla borçluya karşı birlikte iflas davası ( İİK.m.156 vd ) açılamayacağı” kanısında olduğunu bildirmiştir. Bu durum dahi ayrı borçlulara karşı birlikte iflas davası açılamayacağını gösterdiği gibi birden fazla borçlunun da birlikte hasımsız olarak iflasın ertelenmesi davası açılamayacağının göstergesidir. Çünkü iflasın ertelenmesi davasının reddi halinde davacıların iflaslarına karar verilmesi yasa gereğidir. O halde farklı tüzel kişiliğe sahip davacıların birlikte aynı davada iflasın ertelenmesi davası açmalarının mümkün olduğunun kabulü olanaksızdır.

Öte yandan; İİK.nun 179. maddesine göre “…..şirket veya kooperatifin mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün olduğuna dair bir iyileştirme projesini mahkemeye sunarak iflasın ertelenmesini isteyebilir”. Madde metninin lafzi yorumundan da iflasın ertelenmesi talebinin ancak bir şirket veya kooperatif için ileri sürülebileceği açıktır.

Nitekim sayın çoğunlukta bozma kararının 3 ncü fıkrasında “…. İflasın ertelenmesi, borca batık durumda olan BİR SERMAYE ŞİRKETİ VE KOOPERATİFİN mali durumunun …” “…. İflasın ertelenmesinde amaç SERMAYE ŞİRKETİ VE KOOPERATİFİN ekonomi içinde kalarak faaliyetine devamını sağlamak …” demek suretiyle iflasın ertelenmesi davasını davacısının tek bir şirket veya kooperatif olacağını zımnen kabul etmektedir. Zaten İİK.nun 179 uncu maddesi hükmüne göre de bunun böyle olacağı açıktır. Kanun koyucu ” şirketler” veya “kooperatifler” dememiş aksine “ŞİRKET” veya “KOOPERATİF” demek suretiyle davacının çoğul değil tekil olacağını göstermiştir. Bunun aksinin kabulü anılan yasa hükmüne aykırılık teşkil eder.

Davaların en ekonomik şekilde sürdürülüp sonuçlandırılması gerek Anayasanın ve gerek HUMK.nun emredici hükümleridir. Ne var ki, harca tabi davalarda harcın doğru biçimde hesaplanıp istek sahibinden alınması da şarttır. Üç ayrı şirketin tek bir davada iflasın ertelenmesini isteyebileceklerinin kabulü, ayrı dava konusu yapılması halinde ayrı ayrı yatırmaları gereken harçtan da kaçınmalarına imkan verecektir. Harçlara ilişkin düzenlemeler kamu düzeninden sayıldığından başlı başına bu husus bile birden çok gerçek veya tüzel kişinin aynı davada iflasın ertelenmesini istemelerine engel teşkil etmektedir.

Öğretide ve uygulamada iflas ve konkordato istemlerine ilişkin davaların münferiden açılması gerektiği düşüncesi hakimdir ( KURU, Baki, İcra ve İflas Hukuku, C.III, Ankara 1993, S.2667 ). İflasın ertelenmesi davasında da bu görüşlere paralel davranılmalıdır. Zira, iflasın ertelenmesi davasının reddi gerektiğinde, bir diğer ifadeyle borca bataklığın tesbit edildiği ve iyileştirme projesinin uygun görülmediği hallerde mahkemece şirketin iflasına karar verilecektir. İflasın ertelenmesi davasının sonuçlarından biri de iflasın açılmasıdır. Birden çok borçlunun iflası bir dava içinde istenemeyeceği gibi birden çok borçlunun iflasın açılması sonucunu doğuracak olan iflasın ertelenmesi davasını da birlikte açmalarına imkan bulunmamaktadır.

Yukarıda açıkladığım nedenlerle yerel mahkeme hükmünün öncelikle bu gerekçelerle bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun ( 1 ) numaralı bendinde gösterilen “diğer temyiz itirazlarının reddine” dair görüşlerine katılamıyorum.

 

 

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2005/1324

K. 2005/4049

T. 14.4.2005

• İFLASIN ERTELENMESİ TALEBİ ( Öncelikle Şirketin Borca Batık Durumda Olup Olmadığı Tespit Edilmesi Gereği – Bu Durumda Düzenlenecek Borca Batıklık Bilançosunun Şirketin Gerçek Mal Varlığı Değerini Yansıtması Gereği )

• BORCA BATIKLIK DURUMU ( Tüm Aktiflerin Paraya Çevirme Değerlerinden Yani Piyasadaki Satış Sırasında Gerçekleşebilecek Fiyattan Bilançoya Geçirilmesi Gereği – Aktif Bu Şekilde Saptandıktan Sonra Tespit Edileceği )

• BORCA BATIKLIK BİLANÇOSU ( İflasın Ertelenmesi Talebinde Öncelikle Şirketin Borca Batık Durumda Olup Olmadığı Tespit Edilmesi Gereği – Düzenlenecek Borca Batıklık Bilançosunun Şirketin Gerçek Mal Varlığı Değerini Yansıtması Gereği )

2004/m.179, 206

6762/m.324

ÖZET: Davacı şirket iflasın ertelenmesi talebinde bulunduğuna göre öncelikle borca batık durumda olup olmadığı tespit edilmelidir. Bu durumda düzenlenecek borca batıklık bilançosunun şirketin gerçek mal varlığı değerini yansıtması gerekir. Borca batıklık halinin tespiti için tüm aktiflerin paraya çevirme değerlerinden yani piyasadaki satış sırasında gerçekleşebilecek fiyattan bilançoya geçirilmelidir. Aktif bu şekilde saptandıktan sonra borca batıklık durumu tespit edilmeli, şirket borca batık durumda değilse talep reddedilmelidir.

DAVA: Davacı vekilince hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde alacaklı Trade Copen S.A. Tamer Duman vs. Hasdayı İnş. Tic. San. Ltd., Milletlerarası Finans A.Ş. İller Bankası ve bir kısım işçiler tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR: Davacı vekili, 1972 yılında kurulan müvekkili şirketin Yalova’daki fabrikasını 1976 yılında işletmeye açtığını, fabrikada elyaf, iplik ve enerji üretimi yapan müvekkili şirketin yurt içi ve yurtdışına satışlar yaptığını, 1998 yılında yaşanan global krizin tekstil sektöründe yarattığı genel sıkıntı ve 17 Ağustos depreminden sonra üretimde aksama meydana geldiğini, 2000 yılı Kasım ayındaki ekonomik kriz ve 2001 yılında yaşanan devalüasyon sonucu üretimin zorlaştığını, haciz ve iflas tehdidinin arttığını, ortakların hisselerinin yaklaşık yarısını yabancı bir fona devrederek 60.000.000 Dolar kaynak sağlanacağını şirket bünyesinde kurulan santral için otoprudüktör lisansı alındığını, iflasın ertelenmesi halinde şirketin bölünerek yeni bir enerji şirketi kurulacağını, şirketin değerinin 25.000.000 Dolar civarında olacağını, yabancı yatırımcılarla nakit kaynak girişi sağlanacağını ve mali yapının güçleneceğini son bir yıl içinde bir çok alacaklı ile protokol düzenlenerek borçların tasfiyesine başlandığını, en büyük alacaklı banka konumundaki socatram’ın 1999 yılında verdiği 6.700.000 Dolar dış krediyi üç yıl ödemesiz yedi yıla yaymayı teklif ettiğini, şirketin mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün olduğunu ileri sürerek iflasın ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece davacı şirketin borca batık durumda bulunduğu, iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olduğu, yeni kaynak girişi sağlanarak iyileştirmenin kuvvetle muhtemel bulunduğu, alacaklıların zarar görmeyeceği gerekçesiyle iflasın bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiş, hüküm ABN Ambro Bank, Milletlerarası Finans Kurumu, Alternatifbank A.Ş., İş Bankası A.Ş., Tradeucagen, Hasdayı Ltd. Şti., Girişim Factoring ve bir kısım işçiler tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı Anonim Şirket iflasın ertelenmesi talebinde bulunmuştur. İflasın ertelenebilmesi için erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık durumda olması, mali durumunun iyileştirilmesi ümidinin bulunması ve fevkalade mühletten ( İİK. m. 329/a )yararlanmamış olması gerekir. Erteleme talebi TTK.nun 324. maddesine göre borca batıklık bildirimi anlamındadır. Bu nedenle mahkeme öncelikle şirketin borca batık durumda olup olmadığını tespit etmeli, borca batık durumda ise ıslahının mümkün bulunup bulunmadığını incelemelidir. Şirketin borca batık durumda olması halinde iflasını veya erteleme talebini düzenleyen İİK.nun 179. ve TTK.nun 324. maddesinde bu istemin ilanına ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır. İflasın ertelenmesi kurumu, erteleme talebinde bulunan şirketin menfaati kadar bu şirketten alacaklı olanların menfaatini de gözönüne alarak düzenlendiğinden alacaklıların menfaatinin korunması yönünden erteleme talebinin ilan edilmesi uygun olur. Zira bu durumda şirket borçlarının muvazaalı olarak aktiften fazla olması sonucunu doğuracak kötü niyetli davranışların önüne geçmek ve şirketin borca batık durumda olmadığını, iyileştirme projesinin yeterli bulunmadığını alacaklılara kanıtlama olanağı verilmelidir. Bu nedenle erteleme talebi İİK.nun 166/2. maddesinde öngörülen usulle ilan edilmeli, ilan üzerine alacaklıların itirazı mevcutsa bu itirazlar değerlendirilerek erteleme koşullarının mevcut olup olmadığı saptanmalıdır. Mahkemece bu yönün gözetilmemesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.

Davacı şirket iflasın ertelenmesi talebinde bulunduğuna göre öncelikle borca batık durumda olup olmadığı tespit edilmelidir. Bu durumda düzenlenecek borca batıklık bilançosunun şirketin gerçek mal varlığı değerini yansıtması gerekir. Borca batıklık halinin tespiti için tüm aktiflerin paraya çevirme değerlerinden yani piyasadaki satış sırasında gerçekleşebilecek fiyattan bilançoya geçirilmelidir. Aktif bu şekilde saptandıktan sonra borca batıklık durumu tespit edilmeli, şirket borca batık durumda değilse talep reddedilmelidir. Mahkemece borca batıklık ve mali durumun iyileştirilmesi konusunda bilirkişi raporu alınmışsa da bu rapor hüküm vermeye yeterli değildir. Davacı tarafından iyileştirme projesi kapsamında önerilen sermaye artırımı ve yeni ortaklık yapısının somut belge ve bilgilere dayanıp, dayanmadığı, bu önerinin ne derece ciddi ve inandırıcı olduğu hususu yeterince açıklanmamıştır.

Mahkemece bu yönlerin gözetilmemesi isabetsiz olduğu gibi İİK.nun 206. maddesinin birinci sırasındaki alacaklar dışında yapılacak tüm takiplerin durdurulması İİK.nun 179/b maddesinin ikinci fıkrasındaki rehinli alacaklarla ilgili düzenlemeye aykırı olup, kabul şekli itibariyle yerinde görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.4.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

T.C.

YARGITAY

21. HUKUK DAİRESİ

E. 2005/877

K. 2005/4350

T. 26.4.2005

• İSTİHKAK İDDİASININ REDDİ TALEBİ ( Borcun Doğumundan Sonra Takip Tarihinden Hemen Önce Gerçekleştirilen Haciz Adresini Kiralama İşletme Devri Niteliğinde Olduğu – Devir Alacaklının Haklarını Etkileyemeyeceğinden Davanın Kabulü Gereği )

• İŞLETME DEVRİ ( Borcun Doğumundan Sonra Takip Tarihinden Hemen Önce Gerçekleştirilen Haciz Adresini Kiralama – Devir Alacaklının Haklarını Etkileyemeyeceğinden İstihkak İddiası Talebinin Reddi İsteminin Kabulü Gereği )

• HACİZ ADRESİNİ KİRALAMA ( Borcun Doğumundan Sonra Takip Tarihinden Hemen Önce Gerçekleştirilen Haciz Adresini Kiralama İşletme Devri Niteliğinde Olduğu – Devir Alacaklının Haklarını Etkileyemeyeceğinden İstihkak İddiası Talebinin Reddi İsteminin Kabulü Gereği )

2004/m.44,97,99,179

ÖZET: Uyuşmazlık alacaklının İ.İ.K’nun 99. Maddesine dayalı olarak açtığı 3. kişinin istihkak iddiasının reddi istemine ilişkindir.

Davalı şirket haciz adresini 01.11.2003 tarihli ortaklar kurulu kararı ile şube işyeri olarak açmış ve 11.12.2003 tarihli adi nitelikteki kira sözleşmesi ile kiralamıştır. Borcun doğumundan sonra takip tarihinden hemen önce gerçekleştirilen bu işlemler işletme devri niteliğindedir. İ.İ.K.’nun 44. ve B.K.’nun 179. maddelerinin uygulanması gerektiği açıkça ortadadır. Anılan maddelerdeki öngörülen hususların yerine getirildiği iddia ve ispat edilmemiştir. Bu durumda devir alacaklının haklarını etkileyemeyeceği gibi devralan davacı da B.K.’nun 179. maddesi gereği işletmenin borçlarından sorumlu bulunduğundan davanın kabulü yerine reddi usul ve yasaya aykırıdır.

İİK.’nun 97/15. madde hükmünce 3.kişi yararına tazminata hüküm olunması için alacaklının davasının reddi yanında istihkak iddiasına karşı itiraz eden alacaklının, kötü niyetinin gerçekleşmesi gerekir.

DAVA: Yukarıda tarih ve numarası yazılı kararın temyizen tetkiki davacı ( alacaklı ) vekili tarafından istenmiş, mahkemece ilamında belirtildiği şekilde isteğin reddine karar verilmiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Havva Aydınlı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:

KARAR: Uyuşmazlık alacaklının İ.İ.K’nun 99. Maddesine dayalı olarak açtığı 3. kişinin istihkak iddiasının reddi istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçelerle varılan sonuç doğru değildir.

Dava konusu ihtiyati haciz 23.12.2003 tarihinde Merkez Efendi Oto Sanayi Sitesi 2. Blok No: 15–16 adresinde uygulanmıştır. Dosyada yer alan vergi Dairesi Müdürlüğü’nün 01.11.2004 tarihli yazısından borçlunun haciz adresinde 09.06.2003 tarihinden itibaren faaliyete başladığı, vergi denetimlerince 02.03.2004 tarihinde yapılan denetimde de 3 ay önce bu adresi terk ettiğinin tesbit edildiği anlaşılmaktadır. Vergi dairesince terk tarihi konusunda ay ve gün belirtilmemekle birlikte borçlunun borcun doğumundan sonra ancak ihtiyati haciz kararından çok kısa bir süre önce haciz adresini terk etmesi alacaklılardan mal kaçırmaya yönelik danışıklı işlemlerdendir.

Davalı şirket haciz adresini 01.11.2003 tarihli ortaklar kurulu kararı ile şube işyeri olarak açmış ve 11.12.2003 tarihli adi nitelikteki kira sözleşmesi ile kiralamıştır. Borcun doğumundan sonra takip tarihinden hemen önce gerçekleştirilen bu işlemler işletme devri niteliğindedir. İ.İ.K.’nun 44. ve B.K.’nun 179. maddelerinin uygulanması gerektiği açıkça ortadadır. Anılan maddelerdeki öngörülen hususların yerine getirildiği iddia ve ispat edilmemiştir. Bu durumda devir alacaklının haklarını etkileyemeyeceği gibi devralan davacı da B.K.’nun 179. maddesi gereği işletmenin borçlarından sorumlu bulunduğundan davanın kabulü yerine reddi usul ve yasaya aykırıdır.

Kabule göre de; İİK.’nun 97/15. madde hükmünce 3.kişi yararına tazminata hüküm olunması için alacaklının davasının reddi yanında istihkak iddiasına karşı itiraz eden alacaklının, kötü niyetinin gerçekleşmesi gerekir. Tüm dosya kapsamıyla borçluya ait olduğu anlaşılan işyerinde haciz yapılmasında alacaklı kötü niyetli sayılmaz. Hacizli malların değerinin %40 oranında alacaklının tazminatla sorumlu tutulması da doğru değildir.

O halde, davacı alacaklının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.04.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

T.C.

YARGITAY

1. HUKUK DAİRESİ

E. 2005/3970

K. 2005/6175

T. 17.5.2005

• TAPU İPTALİ VE TESCİL ( Verilen Ticaret Mahkemesi Kararları Uyarınca İflasın Ertelenmesine Dair Kararla Birlikte Atanan Kayyımların Eldeki Davaya Açmak ve Verilen Hükmü Temyiz Etmek Yetkilerinin Bulunduğu )

• İFLASIN ERTELENMESİ ( Ertelenmesine Dair Kararla Birlikte Atanan Kayyımların Eldeki Davaya Açmak ve Verilen Hükmü Temyiz Etmek Yetkilerinin Bulunduğu – Tapu İptali ve Tescil )

• DAVA AÇMA VE TEMYİZ YETKİSİ ( Tapu İptali ve Tescil – Verilen Ticaret Mahkemesi Kararları Uyarınca İflasın Ertelenmesine Dair Kararla Birlikte Atanan Kayyımların Eldeki Davaya Açmak ve Verilen Hükmü Temyiz Etmek Yetkilerinin Bulunduğu )

2004/m.179

818/m.81

ÖZET: Dava tapu iptali ve tescil talebidir. İcra İflas Kanununun 179. maddesi gözetilerek verilen Ticaret Mahkemesi kararları uyarınca, iflasın ertelenmesine dair kararla birlikte atanan kayyımların eldeki davaya açmak ve verilen hükmü temyiz etmek yetkileri bulunduğuna; dava tarafları arasında mevcut inanç sözleşmesi hükümleri gereği B. A.Ş.nin sözleşmede öngörülen yükümlülüğünü yerine getirmediği dikkate alınarak Borçlar Kanununun 81. maddesi dayanak yapılarak davanın reddedilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

DAVA: Davacı Barmek İnşaat ve Tesisat A.Ş. kayyımları; davalılardan Barmek İnşaat ve Tesisat A.Ş. ile davalı Atilla Sunay Suiçmez vekili Vural Suiçmez arasında 3.10.2001 tarihli satın alma ve satış vaadi sözleşmesi düzenlenerek davalı şirkete diğer davalı Atilla Sunay’dan 4.240.000 Euro kredi-mali destek alınması karşılığında 39 adet taşınmazın teminat olarak davalıya satış gösterilip devredildiğini kredinin geri ödenmesini müteakip tapuda devri yapılan taşınmazların şirkete geri verileceğinin kararlaştırıldığını, 3. kişilere satılan bir kısım taşınmazların tapudan devrinin yapıldığını ancak şirket tarafından 3. kişileri satılan diğer taşınmazların devredilmediğini, sözleşmenin Borçlar Kanununun ve Medeni Kanunun ilgili hükümlerine aykırı ve hukuken geçerli olmadığını, şirketin müzayaka halinden yararlanıldığını, iyi niyetten sözedilemiyeceğini, sözleşmenin muvazaayı gizlemeye yönelik olduğunu ileri sürerek, davalı Atilla Sunay Suiçmez adına olan tapuların iptali ile şirket adına tescili olmadığı takdirde İcra İflas Kanununun 277 ve devamı maddeleri gereğince tasarrufun iptali ile taşınmazların satışı konusunda kayyum kuruluna yetki verilmesi isteğinde bulunmuşlardır.

Davalı Atilla Sunay Suiçmez; 3.10.2001 tarihli sözleşmede öngörülen edimlerini yerine getirdiğini, Borçlar Kanununun 21. maddesine göre, sürenin geçirildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı Şirket, ekonomik krizden kurtulmak için borç alındığını sözleşmenin de bu esaslar çerçevesinde yapıldığını bildirmiştir.

Dava ihbar olunan 18. dönem Konut Yapı Kooperatifi ve davacı yanında davaya katılan şahıslar, davanın kabulüne karar verilmesini istemişlerdir.

Mahkemece, çekişmeli taşınmazların sözleşme gereği şirkete verilen borcun karşılığı teminat olarak davalıya devredildiği, şirketin de edimini yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı ve katılanlar tarafından süresinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 17.5.2005 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden kayyım Vedat Ahsen Coşar, Barmek İnşaat A.Ş. vekili Av.Mehmet Özsuca ile temyiz edilen Atilla Sunay Suiçmez vekili avukat Erbaşar Özbay geldiler, davetiye tebliğine rağmen diğer temyiz edenler ve vekili avukatlar ile diğer temyiz edilenler ve vekili avukatlar gelmediler, yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen kayyımın ve vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı bilahare Tetkik Hakimi Ülkü Akdoğan tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR: Dosya içeriğine, toplanan delillere hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, özellikle İcra İflas Kanununun 179. maddesi gözetilerek verilen Ticaret Mahkemesi kararları uyarınca, iflasın ertelenmesine dair kararla birlikte atanan kayyımların eldeki davaya açmak ve verilen hükmü temyiz etmek yetkileri bulunduğuna; dava tarafları arasında mevcut inanç sözleşmesi hükümleri gereği Barmek A.Ş.nin 3.10.2001 tarihli sözleşmede öngörülen yükümlülüğünü yerine getirmediği dikkate alınarak Borçlar Kanununun 81. maddesi dayanak yapılarak davanın reddedilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı ve katılanların temyiz itirazı yerinde değildir.

SONUÇ: Reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 4.12.2004 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz edilen vekili için 400,00 YTL. Duruşma avukatlık parasının temyiz edenden alınmasına, aşağıda yazılı 1,10 YTL. bakiye onama harcının temyiz eden Mehmet Akduman, Kenan Köroğlu, Ertuğrul Muhsin Balliyaoğlu’ndan ayrı ayrı alınmasına, 17.05.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2005/2808

K. 2005/5955

T. 26.5.2005

• İFLASIN ERTELENMESİ ( Anonim Şirketlerin Birlikte Talepde Bulunmaları – Davaların Biri Hakkında Verilecek Hükmün Diğerini Etkileyecek Nitelikte Olması Halinde Davaların Birleştirilebileceği/İhtiyari Dava Arkadaşlığı )

• BİRDEN FAZLA KİŞİLER TARAFINDAN DAVA AÇILMASI ( Davaların Biri Hakkında Verilecek Hükmün Diğerini Etkileyecek Nitelikte Olması Halinde Davaların Birleştirilebileceği/İhtiyari Dava Arkadaşlığı – Anonim Şirketlerin Birlikte İflasın Ertelenmesi Talebi )

• İHTİYARİ DAVA ARKADAŞLIĞI ( Yasada Açık Bir Düzenleme Bulunmadığı – Anonim Şirketlerin Birlikte İflasın Ertelenmesi Talebi/Davaların Biri Hakkında Verilecek Hükmün Diğerini Etkileyecek Nitelikte Olması Halinde Davaların Birleştirilebileceği )

• ANONİM ŞİRKETİN İFLASIN ERTELENMESİ TALEBİ ( Mahkeme Öncelikle Şirketin Borca Batık Durumda Olup Olmadığının Tesbit Edilmesi Borca Batık İse Mali Durumunu İyileştirilmesinin Mümkün Bulunup Bulunmadığını İncelemesi Gereği )

• İFLASIN ERTELENMESİ TALEBİNDE BULUNAN ŞİRKETİN İYİLEŞTİRME PROJESİ ( Ciddi ve İnandırıcı Olduğunun Yapılan İnceleme Sonucunda Saptanması Gereği )

6762/m. 324

2004/m. 166/2, 179

1086/m. 43, 45/3

ÖZET: 1-Davacı Anonim şirketler birlikte iflasın ertelenmesi talebinde bulunmuşlar mahkemece davalar birlikte sonuçlandırılmıştır.

Birden fazla kişi tarafından açılan ve birden fazla kişi hakkında açılan davalar benzer olaylara ve hukuki sebeplere dayanması halinde ihtiyari dava arkadaşlığının söz konusu olup olmadığı yönünden açık bir düzenleme bulunmamaktadır. HUMK.’nun 45/3 maddesinde davaların biri hakkında verilecek hüküm diğerini etkileyecek nitelikte olması halinde davaların birleştirilebileceği kabul edilmiştir.

2-Davacı Anomin Şirketler iflasın ertelemesi talebinde bulunmuşlardır. İflasın ertelenebilmesi için anonim şirketin borca batık durumda olması, mali durumunun iyileştirilmesi ümidinin bulunması ve fevkalede mühletten faydalanmamış olması gerekir. Bu şartlar erteleme talebinde bulunan her şirketin kendi mali bünyesinde gerçekleşmelidir. Erteleme talebi TTK.’nun 324/2.maddesine göre borca batıklık bildirimi anlamındadır. Bu nedenle mahkeme öncelikle erteleme talep eden şirketin borca batık durumda olup olmadığını tesbit etmeli, borca batık durumda ise mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün bulunup bulunmadığını incelemelidir.

3-İflasın ertelenmesi talebinde bulunan şirketlerin ayrı ayrı iyileştirme projeleri sunmaları bu projelerin ciddi ve inandırıcı olduğunun yapılan inceleme sonucunda saptanması gerekir. Somut olayda projelerin ciddi ve inandırıcı olması yönünden alınan bilirkişi raporu yetersiz olup bu rapora dayanarak davanın kabulü de isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.

DAVA : Davacılar vekili tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesine davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde Koçbank A.Ş., İş Bankası A.Ş., TMSF., Demir-Halk Bank vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı Coatcoil A.Ş. vekili ve bu dosyalarda birleştirilen dosyalardan Anadolu Ecopach A.Ş., Ecocargo A.Ş., Ecomelh A.Ş. ve Metalform A.Ş. vekili müvekkili şirketlerinin borca batık durumda olduğunu, 2001 yılının şubat ayından itibaren başlayan ekonomik kriz nedeniyle mali durumun bozulduğunu, mali kurumlarla 7.5.2003 tarihli Finansal yapılandırma sözleşmesi imzalandığını, şirketlerin mali durumlarını iyileştirmesinin mümkün olduğunu ileri sürerek iflasların ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece borca batık şirketlerin mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün olduğunun bilirkişi incelemesi sonucu saptandığı, iflasın ertelenmesinin koşullarının oluştuğu gerekçesiyle iflasların bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiş, hüküm Koçbank A.Ş., İş Bankası A.Ş., TMSF., Demir-Halk Bankası A.Ş. tarafından temyiz edilmiştir.

1-Davacı Anonim şirketler birlikte iflasın ertelenmesi talebinde bulunmuşlar mahkemece davalar birlikte sonuçlandırılmıştır.

Birden fazla kişi tarafından açılan ve birden fazla kişi hakkında açılan davalar benzer olaylara ve hukuki sebeplere dayanması halinde ihtiyari dava arkadaşlığının söz konusu olup olmadığı yönünden açık bir düzenleme bulunmamaktadır. HUMK.’nun 45/3 maddesinde davaların biri hakkında verilecek hüküm diğerini etkileyecek nitelikte olması halinde davaların birleştirilebileceği kabul edilmiştir.

İhtiyari dava arkadaşlığı davaların birleştirilmesi yoluyla da mümkün olduğundan ( Alongaya Yavuz: Medeni Usul Hukukunda Dava Ortaklığı 1965 s.62 ) birbiri ile ilgisi olan davaların benzer sebep kavramı içerisinde değerlendirilerek bağlantının varlığı kabul edilmeli ve bu davalar birlikte görülebilmelidir. Zira bu durum yargılamayı çabuklaştıracağından yargılama giderini azaltacağından ve çelişkili kararların önüne geçeceğinden usul ekonomisine de uygun düşmektedir. İflasın ertelenmesi talebinde bulunan birden fazla sermaye şirketinin talebi ayrı ayrı değerlendirileceğinden ve erteleme koşullarının talepte bulunan her şirketin kendi mali yapısı içinde gerçekleşip gerçekleşmediği aranacağından talep HUMK.’nun 43.maddesine uygundur.

2-Davacı Anomin Şirketler iflasın ertelemesi talebinde bulunmuşlardır. İflasın ertelenebilmesi için anonim şirketin borca batık durumda olması, mali durumunun iyileştirilmesi ümidinin bulunması ve fevkalede mühletten faydalanmamış olması gerekir. Bu şartlar erteleme talebinde bulunan her şirketin kendi mali bünyesinde gerçekleşmelidir. Erteleme talebi TTK.’nun 324/2.maddesine göre borca batıklık bildirimi anlamındadır. Bu nedenle mahkeme öncelikle erteleme talep eden şirketin borca batık durumda olup olmadığını tesbit etmeli, borca batık durumda ise mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün bulunup bulunmadığını incelemelidir.

Anonim şirketin borca batık durumda olması halinde iflasını ve erteleme talebini düzenleyen İİK.’nun 179.maddesi ve TTK.’nun 324.maddesinde bu istemin ilanına ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır. İflasın ertelemesi kurumu erteleme talebinde bulunan bu şirketlerin menfaatleri göz önüne alınarak düzenlenmiş ise de, alacaklıların menfaati de kuşkusuz korunmalıdır. Şirket borçlarının muvazaalı olarak aktiften fazla olması sonucunu doğuracak kötü niyetli davranışların önüne geçmek ve anonim şirketin borca batık durumda bulunmadığını, iyileştirme projesinin yeterli olmadığını, alacaklılara kanıtlama olanağı vermek amacıyla iflasın ertelenmesi talebi İİK.’nun 166/2.maddesinde öngörülen usulle ilan edilmeli, ilan üzerine borca batıklık durumu ve iyileştirme projesine itiraz eden alacaklılar itirazları değerlendirilip erteleme şartlarının oluşup oluşmadığı araştırılarak sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönün gözetilmemesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.

3-İflasın ertelenmesi talebinde bulunan şirketlerin ayrı ayrı iyileştirme projeleri sunmaları bu projelerin ciddi ve inandırıcı olduğunun yapılan inceleme sonucunda saptanması gerekir. Somut olayda projelerin ciddi ve inandırıcı olması yönünden alınan bilirkişi raporu yetersiz olup bu rapora dayanarak davanın kabulü de isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının reddine oyçokluğuyla ( 2 ) ve ( 3 ) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle hükmün oybirliğiyle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.05.2005 gününde karar verildi.

KARŞI OY:

Aşağıdaki gerekçelerle yerel mahkeme kararı ile Dairemizin kararının ( 1 ) sayılı bendinde yer alan sayın çoğunluğun görüşüne katılamıyorum. Şöyle ki;

Mahkemece davacı şirketlerin aynı gruba mensup şirketler olduğu, aralarında organik bağ bulunduğu, birbirlerine karşı kefalet ilişkisi nedeniyle müşterek borç altına girmiş bulundukları, bu nedenle biri hakkında verilecek davanın diğerini de etkileyeceği gerekçeleri ile ayrı ayrı açılan davaların birleştirilerek görülmesi gerektiği kabul edilmiş iken;

Sayın çoğunlukça bozma kararının ( 1 ) bendinde ” İHTİYARİ” dava arkadaşlığı bulunduğu kabul edilip HUMK. nun 45/3 maddesinde davaların biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte olması halinde davaların birleştirileceği esas alınmıştır.

Sorun iflasın ertelenmesi davasının ayrı tüzel kişiliği bulunan, alacaklıları, borçluları farklı olan şirketlerin sadece aynı gruba dahil olmaları ve birisi hakkında verilecek kararın diğerini de etkileyeceği gerekçeleriyle birlikte açılıp açılamayacağı ayrı ayrı açılan davaların birleştirilerek sonuçlandırılmasının mümkün olup olmayacağı noktasında toplanmaktadır.

Oysa, burada HUMK.nun 43.maddesinin bu davada uygulama yeri olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir.

Anılan maddeye göre, birden çok kimseler ancak iki halde birlikte dava açabilirler. Bu haller şunlardır:

a )Davacıların dava konusu hak veya borç bakımından iştirak halinde bulunmaları veya ortak bir işlemle ( yani müteselsilen, BK. m.141-148 ) hak kazanmaları ya da borç altına girmeleri;

Somut olayda iflasın ertelenmesini isteyen şirketler ayrı tüzel kişiliği bulunan, alacaklıları, borçluları farklı olan şirketlerdir. Bu şirketlerin bir alacaklıya asaleten ya da kefaleten borçlu olmaları veya aynı gruba dahil şirket olmaları iflasın ertelenmesi davasını birlikte açmalarına gerekçe yapılamaz. Şirketler arasında dava konusu bakımından bir teselsül bulunmadığı gibi, davanın her biri için aynı sebepten doğduğu da kabul edilemez. Gerçekten de aynı sebep kavramı hem maddi vakıalar ve hem de hukuki sebepler bakımından ele alınmalıdır. ( Bkz. ULUKAPI, Ömer, Medeni Usul Hukukunda Dava Arkadaşlığı, Konya 1991 , s.129 ). Davacıların iflasın ertelenmesi talepleri her bir şirketin mali durumlarının kötü olduğu ve iyileştirilebileceği sebebine dayalı ise de, mali durumun kötülüğü ayrı ayrı vakıalara dayanmaktadır. Özellikle iflasın ertelenmesi davasında iyileştirme koşullarının tesbitinde de ayrı ayrı vakıalar gözönüne alınacaktır. Her beş davacı şirket Anonim şirket şeklinde kurulmuş olup, ayrı tüzel kişilikleri haizdirler. Buradan hareketle her beş şirketin de bilançolarında aktif ve pasif kalemleri ve buna paralel olarak borçları ve borçlu oldukları kimseler ile alacaklıları ve alacaklı oldukları kimseler farklıdır.

İflasın ertelenmesi davası niteliği, mahiyeti itibariyle aynı gruba dahil olsalar dahi ayrı tüzel kişiliği bulunan ayrı organları olan her bir davacı şirket için ayrı ayrı dava konusu yapılmalıdır. Davanın reddi halinde talepte bulunan şirketlerin iflasına karar verileceğinden davanın her bir davacı şirket yönünden ayrılarak görülmesi ve sonuçlandırılması gerekir. Bunun aksine ayrı ayrı açılan davaların birleştirilerek sonuçlandırılması iflasın ertelenmesi davası bakımından usul ve yasaya aykırıdır.

a )Bir iş yerinde çalışan işçilerin, o işyerinin sahibi ( aynı işveren ) ile yapmış oldukları aynı içerikteki hizmet sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar için birlikte dava açamayacaklarına karar vermiştir.

( HGK. 18.4.1956 T/36–29; HGK 11.12.1951 4/177–135; HGK 3.10.1957 83/79 ve TD 11.3.1955 1366/1857 ).

b ) Bir sigorta şirketinin değişik kişilerden sigorta pey akçesi alıp sigorta sözleşmesini yapması halinde bu kişilerin ( pey akçesi verenlerin ) verdikleri parayı geri alabilmek için sigorta şirketine karşı birlikte dava açamayacaklarına karar verilmiştir.

Anılan HGK. ve Daire kararlarından da anlaşılacağı üzere davacılarımızın aynı grup içerisinde olmaları, aynı gruba dahil şirketler olmaları birlikte iflasın ertelenmesi davası açmalarına imkan vermeyeceği gibi ayrı ayrı açılan davaların birleştirilerek sonuçlandırılmasına da imkan vermez.

Nitekim Prof. Dr. Baki KURU’da Hukuk Muhakemeleri Usulü Cilt 3, Sh. 3351’de “HUMK.nun 43.maddesindeki şartlar bulunsa bile birden fazla borçluya karşı birlikte iflas davası ( İİK.m.156 vd ) açılamayacağı” kanısında olduğunu bildirmiştir. Bu durum dahi ayrı borçlulara karşı birlikte iflas davası açılamayacağını gösterdiği gibi birden fazla borçlunun da birlikte hasımsız olarak iflasın ertelenmesi davası açılamayacağının göstergesidir. Çünkü iflasın ertelenmesi davasının reddi halinde davacıların iflaslarına karar verilmesi yasa gereğidir. O halde farklı tüzel kişiliğe sahip davacıların birlikte aynı davada veya ayrı ayrı açılan iflasın ertelenmesi davalarının birleştirilerek birlikte görülmesi gerektiğinin kabulü olanaksızdır.

Öte yandan; İİK.nun 179.maddesine göre “… Şirket veya kooperatifin mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün olduğuna dair bir iyileştirme projesini mahkemeye sunarak iflasın ertelenmesini isteyebilir”. Madde metninin lafzi yorumundan da iflasın ertelenmesi talebinin ancak bir şirket veya kooperatif için ileri sürülebileceği açıktır.

Zaten İİK.nun 179 ncu maddesi hükmüne göre de Kanun koyucu ” şirketler” veya “kooperatifler” dememiş aksine “ŞİRKET” veya “KOOPERATİF” demek suretiyle davacının çoğul değil tekil olacağını göstermiştir. Bunun aksinin kabulü anılan yasa hükmüne aykırılık teşkil eder.

Öğretide ve uygulamada iflas ve konkordato istemlerine ilişkin davaların münferiden açılması gerektiği düşüncesi hakimdir ( KURU, Baki, İcra ve İflas Hukuku, C.III, Ankara 1993, S.2667 ). İflasın ertelenmesi davasında da bu görüşlere paralel davranılmalıdır. Zira iflasın ertelenmesi davasının reddi gerektiğinde, bir diğer ifadeyle borca bataklığın tesbit edildiği ve iyileştirme proİesinin uygun görülmediği hallerde mahkemece şirketin iflasına karar verilecektir. İflasın ertelenmesi davasının sonuçlarından biri de iflasın açılmasıdır. Birden çok borçlunun iflası bir dava içinde istenemeyeceği gibi birden çok borçlunun iflasın açılması sonucunu doğuracak olan iflasın ertelenmesi davasını da birlikte açmalarına imkan bulunmadığı gibi ayrı ayrı açılan davaların birleştirilerek sonuçlandırılması da mümkün değildir.

Yukarıda açıkladığım nedenlerle yerel mahkeme hükmünün öncelikle bu gerekçelerle bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun ( 1 ) numaralı bendinde gösterilen “diğer temyiz itirazlarının reddine” dair görüşlerine katılamıyorum.

 

 

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2005/4782

K. 2005/7979

T. 14.7.2005

• İFLASIN ERTELENMESİ TALEBİ ( İyileştirme Projesinin Ciddi ve İnandırıcı Olup Olmadığının Bilirkişi Vasıtasıyla Tesbiti Gereği )

• İYİLEŞTİRME PROJESİNİN CİDDİ VE İNANDIRICI OLMASI ZORUNLULUĞU ( İflasın Ertelenmesi Talebinde – Projenin Ciddi ve İnandırıcı Olup Olmadığının Bilirkişi Vasıtasıyla Tesbiti Gereği )

• BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ YAPTIRILMASI GEREĞİ ( İflasın Ertelenmesi Davasında İyileştirme Projesinin Ciddi ve İnandırıcı Olup Olmadığının Tesbiti İçin )

2004/m.179

ÖZET: İflasın ertelenebilmesi için, borca batık durumda bulunan sermaye şirketi ve kooperatifin mali durumunun iyileştirilmesi ümidinin bulunması gerekir. Erteleme talebinde bulunan şirket mali durumun iyileştirilmesi için, öngörülen tedbirleri içeren iyileştirme projesini mahkemeye sunmak zorundadır. İyileştirme projesinde belirtilen tedbirlerin şirketin mali durumunu iyileştirmeye elverişli olup olmadığının tespiti, özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden, erteleme talebini inceleyen mahkeme bu yönde bilirkişi incelemesi yaptırmalıdır. Somut olayda, davacı erteleme projesini sunmuş, projede kapasitenin ve karlılığın artırılacağı, bu nedenle yatırımlar yapılacağı belirtilmiştir. Bilirkişi raporunda gerçekleştirilecek yatırımların veya faaliyetlerin hangi finansal kaynakla yapılacağı konusunda açıklık bulunmadığı, satış artışları yoluyla sağlanacak kaynaklar dışında dış kaynak planının olmamasının eleştirilebileceği ifade edilmiştir. Erteleme talebinde bulunan şirket vekili, 16.2.2005 tarihli dilekçesinde projede öngörülen yatırımın finansmanı için satışlardan elde edilecek gelirler ve atıl durumdaki aktiflerin paraya çevrilmesinden elde edilecek gelirler ve yapılacak tasarruf sonucu doğacak kaynağın kullanılacağını belirtmiştir. İyileştirme projesinde öngörülen yatırımların finanse edileceği kaynak konusunda davacı şirketin ileri sürdüğü hususlar somut bilgi ve belgelere dayanmamaktadır. Mahkemece bu yönler gözetilmeden iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olduğunun kabulünde isabet görülmemiştir.

DAVA: Taraflar arasındaki iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahiller T. A.Ş. ve… bank A.Ş. vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR: Davacı vekili, 1983 yılında kurulan müvekkili şirketin 4.000.000.000.000.TL. ödenmiş sermayesi bulunduğunu, 187 kişi çalışan şirketin yurtdışı ve yurtiçine satışlar yaptığını, 2001 yılı Şubat ayında ortaya çıkan ekonomik kriz nedeniyle şirketin mali durumunun bozulmaya başladığını, 31.1.2004 tarihi itibariyle 73 Trilyon borcu bulunduğunu, kapasitenin karlılığın ve verimliliğin artışı sonucu mali durumunu iyileştirilebileceğini ileri sürerek iflasın bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece borca batık durumda olan şirketin mali durumunu iyileştirmesinin mümkün olduğunun bilirkişi incelemesi sonucu saptandığı, iflasın ertelenmesi talebinin kanuna uygun olduğu gerekçesiyle iflasın bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiş, hüküm alacaklı.. .bank A.Ş. ve T. A.Ş. vekilince temyiz edilmiştir.

İflasın ertelenebilmesi için borca batık durumda bulunan sermaye şirketi ve kooperatifin mali durumunun iyileştirilmesi ümidinin bulunması gerekir ( İİK. m.179 ). Erteleme talebinde bulunan şirketin mali durumunu iyileştirilmesi için öngörülen tedbirleri içeren iyileştirme projesini mahkemeye sunmak zorundadır ( İİK. m.179 ). İyileştirme projesinde belirtilen tedbirlerin şirketin mali durumunu iyileştirmeye elverişli olup olmadığının tesbiti özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden erteleme talebini inceleyen mahkeme bu yönde bilirkişi incelemesi yaptırmalıdır. Somut olayda davacı erteleme projesini sunmuş projede kapasitenin ve karlılığının artırılacağı, bu nedenle yatırımlar yapılacağı belirtilmiştir. Bilirkişi raporunda gerçekleştirilecek yatırımların veya faaliyetlerin hangi finansal kaynakla yapılacağı konusunda açıklık bulunmadığı, satış artışları yoluyla sağlanacak kaynaklar dışında dış kaynak planının olmamasının eleştirilebileceği ifade edilmiştir. Erteleme talebinde bulunan şirket vekili, 16.2.2005 tarihli dilekçesinde projede öngörülen yatırımın finansmanı için satışlardan elde edilecek gelirler ve atıl durumdaki aktiflerin paraya çevrilmesinden elde edilecek gelirler ve yapılacak tasarruf sonucu doğacak kaynağın kullanılacağını belirtmiştir. İyileştirme projesinde öngörülen yatırımların finanse edileceği kaynak konusunda davacı şirketin ileri sürdüğü hususlar somut bilgi ve belgelere dayanmamaktadır. Mahkemece bu yönler gözetilmeden iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olduğunun kabulünde isabet görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.7.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

T.C.

YARGITAY

12. HUKUK DAİRESİ

E. 2005/13111

K. 2005/16883

T. 13.9.2005

• YETKİSİZLİK KARARI ( Üzerine Yasal Süre İçerisinde Alacaklı Vekili Tarafından Dosyanın Yetkili İcra Dairesine Gönderilmesi Halinde Yapılacak Olan 2.Takip 1.Takibin Devamı Niteliğinde Sayıldığı )

• YETKİ ( Yetkisizlik Kararı Üzerine Yasal Süre İçerisinde Alacaklı Tarafından Dosyanın Yetkili İcra Dairesine Gönderilmesi Halinde Yapılacak Olan 2.Takip 1.Takibin Devamı Niteliğinde Sayıldığı )

• TAKİP TARİHİ ( Yetkisizlik Kararı Üzerine Yasal Süre İçerisinde Alacaklı Tarafından Dosyanın Yetkili İcra Dairesine Gönderilmesi Halinde Yapılacak Olan 2.Takip 1.Takibin Devamı Niteliğinde Sayıldığı )

• TAKİBİN DURMASI ( İcra Takibi İflasın Ertelenmesi Kararından Önce Başlamış Olması Halinde Duracağı – Takibin İptaline Karar Verilemeyeceği )

1086/m.193/3

2004/m.179

ÖZET: HUMK.nun 193/3.maddesi uyarınca yasal süre içerisinde alacaklı vekili tarafından dosyanın yetkili icra dairesine gönderilmesi halinde yapılacak olan 2.takip 1.takibin devamı niteliğinde sayılır.

DAVA: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR: Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;

İİK.nun 179/b madde hükmü gereğince iflasın ertelenmesi kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 Sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere, hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler de durur. Şikâyete dayanak yapılan Beyoğlu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 7.12.2004 tarihli iflasın ertelenmesi kararında da anılan yasa hükmüne uygun olarak daha önce yapılmış takiplerin durdurulmasına, yeni icra takibi yapılmamasına karar verilmiştir.

Somut olayda alacaklı vekili tarafından İstanbul İcra Dairesinde 30.09.2004 tarihinde takibe başlanılmasından sonra İstanbul 11.İcra Mahkemesinin 20.12.2004 tarihli ve 2004/2029–1699 sayılı kararıyla takipte Beyoğlu İcra Dairesinin yetkili olduğu açıklanmış ve İstanbul İcra Dairesinin yetkisizliğine karar verilmiştir. HUMK.nun 193/3.maddesi uyarınca yasal süre içerisinde alacaklı vekili tarafından dosyanın yetkili icra dairesine gönderilmesi halinde yapılacak olan 2.takip 1.takibin devamı niteliğinde sayılır.

O halde, Mahkemece, 20.12.2004 tarihli yetkisizlik kararının kesinleşme tarihi belirlendikten sonra HUMK.nun 193. maddesi koşullarında dosyanın yetkili mahkemeye gönderilip gönderilmediği tespit edildikten sonra, koşullara uyulmuş olduğunun anlaşılması halinde İstanbul İcra Dairesinde icra takibine başlanan 30.09.2004 tarihinin takip tarihi olarak kabulü ile bu durumda icra takibi iflasın ertelenmesi kararından önce başlamış olacağından takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı gerekçe ile takibin iptaline karar verilmesi isabetsizdir.

SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.’nun 428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ), 13.09.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

12. HUKUK DAİRESİ

E. 2005/13446

K. 2005/19586

T. 11.10.2005

• BOZMADAN SONRA ALACAKLININ İCRA TAKİBİNE DEVAM ETMESİ ( Borçluların Talebi Üzerine Verilen İflasın Ertelenmesine Dair Kararın Bozulması Üzerine İcra Müdürlüğünün Alacaklının Takibin Devamına İlişkin Talebini Reddetmesinin Yerinde Olmadığı )

• İFLASIN ERTELENMESİNE DAİR KARARIN YARGITAY’CA BOZULMASI ( İcra Müdürlüğünün Alacaklının Takibin Devamına İlişkin Talebini Reddetmesinin Yerinde Olmadığı )

• BORÇLUNUN TALEBİ ÜZERİNE VERİLEN İFLASIN ERTELENMESİ ( Yargıtay’ca Bozulması Üzerine İcra Müdürlüğünün Alacaklının Takibin Devamına İlişkin Talebini Reddetmesinin Yerinde Olmadığı )

2004/m.179/b

ÖZET: Yargıtay tarafından bozulan yerel mahkeme kararı geçerliliğini ve yerine getirilme yeteneğini yitirdiğinden bozmadan sonra yerel mahkemece verilen iflasın ertelenmesi kararının kanunda öngörülen sonuçlarını devam ettirme imkanı ortadan kalkar. Bozmadan sonra mahkemece, tedbir içeren bir başka karar da oluşturulamaz. Alacaklı, icra takibi işlemlerine devam eder. Borçluların talebi üzerine verilen iflasın ertelenmesine dair kararın Yargıtay’ca bozulması üzerine İcra Müdürlüğünün, alacaklının takibin devamına ilişkin talebini reddetmesi yerinde değildir. Mahkemece, borçluların ihtiyati haciz işlemlerinin ve gönderilen haciz ihbarnamelerinin iptali talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

DAVA: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Borçluların talebi üzerine Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/525 Esas sayılı dosyasından 4.11.2004 tarihinde verilen iflasın ertelenmesine yönelik kararın Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 26.5.2005 ve 2005/2808 E., 2005/5955 sayılı Kararı ile bozulduğu anlaşılmaktadır. İncelenen bozma kararı içeriğine göre, bozmanın ( esasla ilgili ) olduğu anlaşılmış, az aşağıda yapılacak hukuki nitelendirmenin bozmanın bu özelliği de gözetilerek sonuçlandırılmasının gerekli olduğu düşünülmüştür. Ticaret Mahkemesince İİK’nın 179/b maddesi uyarınca verilen erteleme süresinin 1 yıl olduğu görülmektedir. Bu sürenin dolmasından sonra Ticaret Mahkemesince ayrıca yeniden aynı Kanunun 179/b-4 fıkrası gereğince tedbir içeren bir başka kararı da bulunmamaktadır. Esasen iflasın ertelenmesi şirketler hukukuna özgü geçici bir koruma olduğuna göre, bozmadan sonra bu yönde bir karar oluşturulmasına olanak da yoktur.

Bundan başka, Hukuk Genel Kurulunun 19.6.1991 gün 323, 391, Hukuk Genel Kurulunun 10.9.1991, 281–415 ve yine Hukuk Genel Kurulunun 25.9.1991 gün ve 955 ve 440 sayılı Kararlarında da vurgulandığı üzere, bozulan karar geçerliliğini ve yerine getirilme niteliğini yitirdiğinden bozmadan sonra erteleme kararının yasada öngörülen sonuçlarını sürdürmesi olanağı ortadan kalkmış bulunduğundan alacaklının icra takip işlemlerine devam etmesine artık bir engel bulunmamaktadır. O halde, İcra Müdürlüğünce alacaklının takibi devam ettirmeye yönelik talebinin reddi yolunda işlem yapması yukarıda açıklanan hukuki nedenlere uygun düşmediğinden mahkemece, borçlular vekilinin ihtiyati haciz işlemlerinin ve gönderilen 89/1 haciz ihbarnamelerinin iptali isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nın 366. ve HUMK’nın 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 11.10.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2005/6649

K. 2005/10006

T. 13.10.2005

• BORCA BATIKLIK BİLDİRİMİ ( İflasın Ertelenebilmesi İçin Erteleme Talebinde Bulunan Şirketin Borca Batık Durumda Olması Mali Durumunun İyileştirilmesi Ümidinin Bulunması Gereği – Erteleme Talebinin Borca Batıklık Bildirimi Anlamında Olduğu )

• İFLASIN ERTELENMESİ ( Erteleme Talebinde Bulunan Şirketin Borca Batık Durumda Olması Mali Durumunun İyileştirilmesi Ümidinin Bulunması Gereği – Erteleme Talebinin Borca Batıklık Bildirimi Anlamında Olduğu )

• İFLASIN ERTELENMESİ TALEBİNİN İLANI ( Yasada Bir Düzenleme Bulunmasa da Alacaklıların Haklarının Korunması İçin Bu Talebin İİK’nın 166/2. Maddesindeki Yöntemle İlanı Gerektiği )

• İYİLEŞTİRME PROJESİ ( İflasın Ertelenmesine Karar Verilebilmek İçin Talepte Bulunan Şirketin Sunduğu İyileştirme Projesinin Ciddi ve İnandırıcı Olması Gereği )

2004/m.166/2,179,329/a

6762/m.324,546

ÖZET: Dava, iflasın ertelenmesi istemine ilişkindir. İflasın ertelenebilmesi için erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık durumda olması mali durumunun iyileştirilmesi ümidinin bulunması gerekir. Erteleme talebi, borca batıklık bildirimi anlamındadır.

İflasın ertelenmesi talebinin ilanı hakkında yasada bir düzenleme bulunmasa da alacaklıların haklarının korunması için bu talebin İİK’nın 166/2. maddesindeki yöntemle ilanı gerekir. Mahkemece şirketin aktif ve pasiflerinin piyasa değeri üzerinden hesabı yapılıp önce borca batıklık tespit edilmeli sonra da mali durumun iyileşme olasılığı araştırılmalıdır. İflasın ertelenmesine karar verilebilmek için talepte bulunan şirketin sunduğu iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olması gerekir.

DAVA: Taraflar arasındaki iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı K… A.Ş. Konstantin ve Hüseyin vekilince duruşmasız, davacı vekilince de her ne kadar duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de davanın niteliği itibariyle duruşma isteğinin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR: Davacı vekili, boya vernik ve kaplama üreticisi olan müvekkilinin 2001 yılındaki ekonomik krizden etkilendiğini, 2003 yılında ortakların değiştiğini ve bazı şirketlerle birleştiğini, eski yöneticilerin düzenlediği sahte kambiyo senetleri nedeniyle şirketin ekonomik zarara uğradığını, 31.08.2004 tarihi itibariyle şirketin borca batık durumda olduğunu, iyileştirme projesinde yer alan tedbirlerin uygulanması halinde mali durumunun düzelebileceğini ileri sürerek iflasın 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre davacı şirketin borca batık durumda olduğu, mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün bulunduğu gerekçesiyle iflasın 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiş, hüküm davacı, alacaklı K… A.Ş. Konstantin ve Hüseyin tarafından temyiz edilmiştir.

1- Davacı Anonim Şirket iflasın ertelenmesi talebinde bulunmuştur. İflasın ertelenebilmesi için erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık durumda olması mali durumunun iyileştirilmesi ümidinin bulunması gerekir. Erteleme talebi TTK’nın 324/2. maddesine göre borca batıklık bildirimi anlamındadır. Bu nedenle mahkemenin öncelikle şirketin borca batık durumda olup olmadığını tespit etmesi borca batık durumda ise ıslahının mümkün bulunup bulunmadığını incelemesi gerekir. Şirketin mali durumunun iyileştirilmesi ümidinin bulunmaması halinde şirketin iflasına karar verilmelidir.

Anonim şirketin borca batık durumda olması halinde iflas veya erteleme talebini düzenleyen İİK’nın 179 ve TTK’nın 324. maddesinde bu istemin ilanına ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır.

İflasın ertelenmesi kurumu erteleme talebinde bulunan şirketin menfaati gözönüne alınarak düzenlenmiş ise de alacaklıların da menfaatleri kuşkusuz korunmalıdır.

Şirket borçlarının muvazaalı olarak aktiften fazla olması sonucunu doğuracak kötü niyetli davranışların önüne geçmek ve anonim şirketin borca batık durumda olmadığını, iyileştirme projesinin yeterli bulunmadığını kanıtlama olanağı vermek amacıyla iflasın ertelenmesi talebinin İİK’nın 166/2. maddesinde de öngörülen usulle ilan edilmesi ilan üzerine borca batıklık durumu ve iyileştirme projesine itiraz edenler varsa bu itirazlar değerlendirilip erteleme koşullarının bulunup bulunmadığı araştırılarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.

2- İflasın ertelenmesine karar verilebilmek için talepte bulunan şirketin sunduğu iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olması gerekir. Mali durumun iyileştirilmesi imkanının mevcut olup olmadığı somut vakıalara dayanılarak tespit edilmelidir. Belirsiz nitelikteki emareler erteleme kararı verilebilmesi için yeterli kabul edilemez. Davacı şirketin mali durumunun iyileştirilmesi ümidi yönünden alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir. İyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olup olmadığı yönünde konusunda uzman bilirkişi kurulundan rapor alınarak varılacak sonuca uygun bir karar verilmelidir.

Mahkemece bu yönler gözetilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi tavzihle tedbirin kapsamı konusunda yeni bir hüküm kurulması da usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda ( 2 ) bent halinde açıklanan nedenlerle hükmün ( BOZULMASINA ), peşin harcın istek halinde iadesine,13.10.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2005/8456

K. 2005/10717

T. 27.10.2005

• HASIMSIZ DAVA ( İflasın Ertelenmesi – Davacı Şirketin Bankalarla Yaptığı Görüşmelerin Sonucunun Ne Olduğu Üzerinde Durulmadan Olumsuz Sonuçlanması Halinde İyileştirme Ümidini Ortadan Kaldırıp Kaldırmadığı İrdelenmeden Karar Verilemeyeceği )

• İFLASIN ERTELENMESİ ( İçin Erteleme Talebinde Bulunan Şirketin Borca Batık Durumda Olması İyileştirme Projesinin Ciddi ve İnandırıcı Bulunması ve Fevkalade Mühletten Yararlanılmamış Olması Gereği )

• ŞİRKETİ İYİLEŞTİRME ÜMİDİ ( Davacı Şirketin Bankalarla Yaptığı Görüşmelerin Sonucunun Ne Olduğu Üzerinde Durulmadan Olumsuz Sonuçlanması Halinde İyileştirme Ümidini Ortadan Kaldırıp Kaldırmadığı İrdelenmeden Karar Verilemeyeceği – İflasın Ertelenmesi )

2004/m.179

ÖZET: İflasın ertelenmesine karar verilebilmesi için erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık durumda olması, iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı bulunması ve fevkalade mühletten yararlanılmamış olması gerekir. Davacı şirketin bankalarla yaptığı görüşmelerin sonucunun ne olduğu üzerinde durulmadan, olumsuz sonuçlanması halinde iyileştirme ümidini ortadan kaldırıp kaldırmadığı hususu irdelenmeden eksik inceleme ile karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

DAVA : Davacı tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde İş Bankası A.Ş., Koçbank A.Ş. Halkbank A.Ş. ve Denizbank A.Ş. vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR: Davacı vekili, 1969 yılında kollektif şirket olarak kurulan firmanın asfalt ve yol yapım işleriyle iştigal ettiğini, yurt içinde ve yurt dışında üstlendiği yol yapım işlerini başarıyla tamamladığını, bütçe ödeneğinin kısıtlanması nedeniyle banka kredileriyle işini devam ettiren şirketin mali durumunun bozulduğunu, Aydın-Denizli Otoyolu işi ve Ankara-Pozantı Otoyolu işine hazinenin onay vermemesi nedeniyle idarede tutulan teminat mektuplarından dolayı kredi limitlerinin zorlandığını, faiz ve dövizdeki artışın şirketin maliyetlerine ani ve olumsuz etkilerde bulunduğunu, varlık borç oranının %61’e düştüğünü, firmanın taahhüdü altında bulunan Ankara-Kırıkkale-Delice Ayrımı 2.Kısım Yol İnşaatı, Aşkale-Erzurum Yolu İnşaatı Aydın-Denizli Otoyolu, Yenipazar-Kuyucak kesimi inşaatı, Ankara-Pozantı Otoyolu ve Ankara-Emirler Kesimi işlerinin devam ettiğini, bu işlerin yanı sıra Mersin, Adana ve Bayındır şantiyelerinde perakende olarak asfalt işlerinin yapıldığını, bu işlerden elde edilecek gelirle kaynak açığının kolayca finanse edileceğini, personel sayısında azalma ve yeniden yapılandırma projesiyle borçların kısa sürede ödeneceğini ileri sürerek müvekkili şirketin iflasının ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece davacı şirketin borca batık durumda olduğu, şirket borçlarının önemli bir kısmını oluşturan finansal borçların büyük kısmının teminata bağlandığı, şirketin mali durumunu iyileştirebileceği, alacaklıların daha kötü duruma düşmeyeceği gerekçesiyle iflasın bir yıl süreyle ertelenmesine, kayyum heyeti atanmasına, şirketin yönetim kurlunun karar ve işlemlerinin kayyum heyetinin onayına bağlı tutulmasına karar verilmiş, hüküm İş Bankası A.Ş., Koçbank A.Ş., Halkbank A.Ş. ve Denizbank A.Ş. vekillerince temyiz edilmiştir.

İflasın ertelenmesine karar verilebilmesi için erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık durumda olması, iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı bulunması ve fevkalade mühletten yararlanılmamış olması gerekir.

Bilirkişi raporunda şirketin yeniden verimli bir şekilde faaliyetlerine devam edebilmesi için öncelikle finansal sektöre olan borçlarının yeniden yapılandırılması ve yeni bir ödeme planına bağlanarak finansal stresten kurtulması bunun için de alacaklı bankalarla görüşme yaparak Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi imzalaması için girişimde bulunması gerektiği belirtilmiştir. Davacı şirketin bankalarla yaptığı görüşmelerin sonucunun ne olduğu üzerinde durulmadan, olumsuz sonuçlanması halinde iyileştirme ümidini ortadan kaldırıp kaldırmadığı hususu irdelenmeden eksik inceleme ile karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 27.10.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2005/6312

K. 2005/11314

T. 17.11.2005

• BORCA BATIK OLMA ( Araçlar ve Demirbaşların Rayiç Değeri Tespit Edilmişse de Aktifdeki Diğer Malların Rayiç Değeri Tespit Edilmeden Şirketin Borca Batık Durumda Olduğunun Kabulü İsabetli Olmadığı )

• İFLASIN ERTELENMESİ ( Karar Verilebilmesi İçin Öncelikle Erteleme Talebinde Bulunan Şirketin Borca Batık Durumda Olduğunun Tespit Edilmesi Gereği )

• BİLANÇONUN TANZİMİ ( Şirketin Borca Batık Durumda Olduğunun Tespiti İçin Tüm Aktiflerin Rayiç Değeri Yani Piyasadaki Satış Değeri Üzerinden Bilançoya Geçirilmesi Gereği )

2004/m.179

ÖZET: İflasın ertelenmesine karar verilebilmesi için öncelikle erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık durumda olduğunun tesbit edilmesi gerekir. Bunun için tüm aktiflerin rayiç değeri yani piyasadaki satış değeri üzerinden bilançoya geçirilmelidir. Bilirkişi raporunda araçlar ve demirbaşların rayiç değeri tesbit edilmişse de aktifdeki diğer malların rayiç değeri tesbit edilmeden şirketin borca batık durumda olduğunun kabulü isabetli değildir.

DAVA: Taraflar arasındaki iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahiller vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR: Davacı vekili, 1993 yılında kurulan müvekkili şirketin yurtdışındaki önemli markalara konfeksiyon ürünleri yaptığını, 1995 yılında yatırımı teşvik belgesi aldığını, kurulduğundan beri 100 milyon dolar üzerinde döviz girişi sağlayan şirketin dengesiz dolar ve euro paritesi nedeniyle ekonomik sıkıntı içerisine girdiğini, fason imalat yaptırma imkanına da sahip şirketin bu nedenle sözleşmeler imzaladığını, makina ve ekipmanlar ile alacaklıları mağdur etmeden borçlarını ödeyebilecek kapasitede olduğunu, haciz tehdidi olmadan alacaklarını tahsil etmesi, stoktaki malları işlemesi ve kurucu ortakların sahip olduğu taşınmazların kullanılması sonucu bozulan aktif pasif dengesinin tekrar kurulacağını ileri sürerek iflasın 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece davacı şirketin borca batık durumda olduğu, alınan siparişlerle aylık 214.000.000.000.-TL. cirosunda kar elde edebileceği, bu şekilde borçlarını ödeyebileceği, ortakların taşınmazlarını işletme sermayesine katmayı kabul ettiği, erteleme halinde alacaklıların iflas kararına nazaran daha kötü duruma düşmeyeceği gerekçesiyle iflasın 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiş, hüküm Koçbank A.Ş. Halk Bankası A.Ş. HSBC Bank. A.Ş. ve Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı limited şirket iflasın ertelenmesi talebinde bulunmuştur. İflasın ertelenmesi için erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık durumda olması, mali durumunu iyileştirme ümidinin bulunması gerekir.

İflasın ertelenmesine karar verilebilmesi için öncelikle erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık durumda olduğunun tesbit edilmesi gerekir. Bunun için tüm aktiflerin rayiç değeri yani piyasadaki satış değeri üzerinden bilançoya geçirilmelidir. Bilirkişi raporunda araçlar ve demirbaşların rayiç değeri tesbit edilmişse de aktifdeki diğer malların rayiç değeri tesbit edilmeden şirketin borca batık durumda olduğunun kabulü isabetli değildir.

Bilirkişi iflasın ertelenmesi talebinde şirketin mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün olduğunu bildirmiştir.

Oysa iflasın ertelenmesine karar verilebilmesi için talepte bulunan şirketin sunduğu iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olması gerekir. Mali durumun iyileştirilmesi imkanının mevcut olup olmadığı somut vakıalara dayanılarak tesbit edilmelidir.

Davacı şirketin mali durumunun iyileştirilmesi ümidi yönünden alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli değildir. Erteleme talebinde bulunan şirketin aldığı siparişlerle elde edeceği karla mali durumunu nasıl iyileştirebileceğinin açıklanması gerekir. Diğer taraftan alacaklılar şirketin faaliyetinin bulunmadığını, adresinde başka firmaların yer aldığını ileri sürerek bilirkişi raporuna itiraz ettiğinden bu itiraz üzerinde durulmadan hüküm kurulması da isabetli değildir.

Bu durumda mahkemece davacı şirketin borca batık durumda olup olmadığı, mali durumunu iyileştirme ümidi bulunup bulunmadığı hususunda bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.11.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2005/9001

K. 2005/11319

T. 17.11.2005

• İFLASIN ERTELENMESİ ( Talep Eden Şirketin Sunduğu İyileştirme Proiesinin Ciddi ve İnandırıcı Olduğu Mahkemece Bilirkişi İncelemesi Sonucu Saptanmış Olması Halinde İflasın Ertelenmesi Talebinin Kabul Edileceği )

• İYİLEŞTİRME PROJESİ ( İflasın Ertelenmesini Talep Eden Şirketin Sunduğu İyileştirme Proiesinin Ciddi ve İnandırıcı Olduğu Mahkemece Bilirkişi İncelemesi Sonucu Saptanmış Olması Halinde İflasın Ertelenmesi Talebinin Kabul Edileceği )

• BORCA BATIK OLMA ( Batık Durumdaki Şirketin İflasına Karar Verilmesinde Bir İsabetsizlik Bulunmadığı )

2004/m.179

ÖZET: İflasın ertelenmesine karar verilebilmesi için sermaye şirketinin borca batık durumda olması, mali durumunu iyileştirme ümidinin bulunması ve fevkalade mühletten yararlanmamış olması gerekir. İflasın ertelenmesini talep eden şirketin sunduğu iyileştirme proİesinin ciddi ve inandırıcı olduğu mahkemece bilirkişi incelemesi sonucu saptanmış olması halinde iflasın ertelenmesi talebi kabul edilir. Somut olayda erteleme talebinde bulunan şirketin sunduğu iyileştirme projesi ciddi ve inandırıcı bulunmamıştır. Mahkemece bu yön gözetilerek borca batık durumdaki şirketin iflasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

DAVA: Davacı tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı talebin reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ve müdahiller vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR: Davacı vekili, televizyon kanalı ve radyo kanalına sahip müvekkili şirketin 28.4.1995 tarihinde Ulusal TV Yayın izni aldığını, ülkede yaşanan ekonomik kriz sonucu şirketin ekonomik darboğaza girdiğini, 29.2.2004 tarihli ana bilançoya göre borca batık durumda olduğunu, bankalara ve finans kuruluşlarına borcun 4743 Sayılı Kanun uyarınca imzalanan 25.10.2002 tarihli Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi uyarınca ödenmeye başlandığını, muhtemel anlaşmalarla aylık 400.000-450.000 Dolar brüt gelir elde edeceğini, şirketin mali durumunun düzeltilebileceğini ileri sürerek iflasın bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece davacı şirketin sigortalı çalışanlarının işlerine son verildiği, yayın yapmayı durdurduğu, borçların ne şekilde ödeneceğinin açık biçimde ve inandırıcı olarak ortaya konulmadığı, iyileştirme projesi ciddi ve inandırıcı olmayan anonim şirketin erteleme talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle borca batık durumda bulunan şirketin iflasına karar verilmiş, karar davacı ve müdahiller vekillerince temyiz edilmiştir.

İflasın ertelenmesine karar verilebilmesi için sermaye şirketinin borca batık durumda olması, mali durumunu iyileştirme ümidinin bulunması ve fevkalade mühletten yararlanmamış olması gerekir. İflasın ertelenmesini talep eden şirketin sunduğu iyileştirme proİesinin ciddi ve inandırıcı olduğu mahkemece bilirkişi incelemesi sonucu saptanmış olması halinde iflasın ertelenmesi talebi kabul edilir. Somut olayda erteleme talebinde bulunan şirketin sunduğu iyileştirme projesi ciddi ve inandırıcı bulunmamıştır. Mahkemece bu yön gözetilerek borca batık durumdaki şirketin iflasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün ONANMASINA, fazla ödenen peşin harcın istek halinde iadesine, 17.11.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

HUKUK GENEL KURULU

E. 2005/19-641

K. 2005/697

T. 7.12.2005

• İFLASIN ERTELENMESİ TALEBİ ( Şirketin Mali Durumunun Ertelemeye Rağmen İyileşmediğine İlişkin Kayyım Raporuyla İlgili Ciddi Kuşkular Bulunması Durumunda İflasın Ertelenmesinin Devamına Karar Verilmeden Önce Bilirkişi İncelemesi Yaptırılması Gereği )

• KAYYIM RAPORUNUN BAĞLAYICI OLMAMASI ( İflasın Ertelenmesine Rağmen Şirketin Mali Durumunun Düzelmediğine İlişkin Kayyım Raporu Hakkında Ciddi Kuşkular Bulunması Durumunda Ertelemenin Devamına Karar Verilmeden Önce Bilirkişi İncelemesi Yaptırılması Gereği )

• BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ YAPTIRILMASI GEREĞİ ( İflasın Ertelenmesine İlişkin Kararın Uzatılması Talebi – İflasın Ertelenmesine Rağmen Şirketin Mali Durumunun Düzelmediğine İlişkin Kayyım Raporu Hakkında Ciddi Kuşkular Bulunması )

2004/m.179/b–4

6762/m.324

ÖZET: Davacı şirketin borca batık durumda olmadığının, dolayısıyla, iflasın ertelenmesi isteminin yasal koşullarından birinin mevcut bulunmadığının başlangıçta alınan 23.12.2003 günlü bilirkişi raporuyla saptanması karşısında istemin reddi gerekirken, kabulüne karar verilmiş ve bu kararın kesinleşmiş olmasına; iflasın ertelenmesi kararından sonra, kayyım raporuyla şirketin mali durumunun iyileşmediğinin, eş söyleyişle aktiflerinin pasiflerini karşılayacak duruma gelmediğinin belirlenmesi halinde, Mahkemece ertelemenin devamına veya iflasa karar verilebileceği kuralının mutlak bir nitelik taşımamasına; kayyım raporuyla ilgili ciddi kuşkular bulunduğu takdirde, işin kamu düzenine de ilişkin olmasından dolayı mahkemenin bilirkişi incelemesi yoluna gitmesinin mümkün bulunmasına, borca batık durumda olmadığı başlangıçta alınan bilirkişi raporuyla saptanan davacı şirketin, salt bunun aksini öngören kayyım raporuna dayanılarak ve yeniden bir bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın borca batık kabul edilmesi hukuken mümkün değildir.

DAVA: Hasımsız olarak açılan “iflasın ertelenmesi” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Gebze Asliye 3.Hukuk Mahkemesince “erteleme kararının kaldırılmasına, davacının iflasına” dair verilen 09.09.2004 gün ve 2003/776-2004/1037 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 30.12.2004 gün ve 2004/9593-13439 sayılı ilamı ile;

( … Davacı Anonim Şirket 03.12.2003 tarihli dilekçesi ile borca batık durumda olduğunu, ancak mali durumunu iyileştirebileceğini ileri sürerek İİK.nun 179. ve TTK.nun 324.maddesi uyarınca iflasın ertelenmesini talep etmiştir.

Mahkemece iflasın ertelenmesi için gerekli koşulların bulunduğu gerekçesiyle iflasın 25.12.2003 tarihinden itibaren bir yıl süreyle ertelenmesine, kayyum tayinine karar verilmiştir.

Kayyumun mahkemeye sunduğu 08.09.2004 tarihli raporda şirketin sipariş almadığı, nakit durumunda azalma bulunduğu, ertelemenin devamında yarar olmadığı belirtilmiş, mahkemece bu rapor üzerine 09.09.2004 tarihinde şirketin iflasına karar verilmiştir.

Anonim şirketin borca batıklık nedeniyle iflasına karar verilebilmesi için öncelikle borca batık durumda olduğunun saptanması gerekir. Erteleme talebi üzerine alınan bilirkişi raporunda şirketin borca batık durumda olmadığı, ancak likidite sıkıntısı yaşadığı belirtilmiştir. Bu durumda mahkemece kayyumun ertelemenin devamında yarar bulunmadığına ilişkin raporu üzerine Mahkemece Anonim şirketin borca batık durumda olup olmadığı konusunda bilirkişi kurulundan rapor alınarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Bu yönler gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir… ),

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle,yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR: İddia ve savunmalara, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle; davacı şirketin borca batık durumda olmadığının, dolayısıyla, iflasın ertelenmesi isteminin yasal koşullarından birinin mevcut bulunmadığının başlangıçta alınan 23.12.2003 günlü bilirkişi raporuyla saptanması karşısında istemin reddi gerekirken, kabulüne karar verilmiş ve bu kararın kesinleşmiş olmasına; iflasın ertelenmesi kararından sonra, kayyım raporuyla şirketin mali durumunun iyileşmediğinin, eş söyleyişle aktiflerinin pasiflerini karşılayacak duruma gelmediğinin belirlenmesi halinde, Mahkemece ertelemenin devamına veya iflasa karar verilebileceği kuralının mutlak bir nitelik taşımamasına; kayyım raporuyla ilgili ciddi kuşkular bulunduğu takdirde, işin kamu düzenine de ilişkin olmasından dolayı mahkemenin bilirkişi incelemesi yoluna gitmesinin mümkün bulunmasına, borca batık durumda olmadığı başlangıçta alınan bilirkişi raporuyla saptanan davacı şirketin, salt bunun aksini öngören kayyım raporuna dayanılarak ve yeniden bir bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın borca batık kabul edilmesinin hukuken mümkün olmamasına göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire Bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ: Bu nedenle, Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 07.12.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2005/10416

K. 2005/12557

T. 15.12.2005

• İFLAS DAVASI ( İflasa Karar Verilebilmesi İçin Şirketin Borca Batık Durumda Olması Gerektiği – Borca Batıklığın Tespiti İçin TTK.nun 324.Maddesi Uyarınca Bir Borca Batıklık Bilançosu Hazırlanması Gereği )

• BORCA BATIKLIK DURUMU ( İflasa Karar Verilebilmesi İçin Şirketin Borca Batık Durumda Olması Gerektiği – Borca Batıklığın Tespiti İçin TTK.nun 324.Maddesi Uyarınca Bir Borca Batıklık Bilançosu Hazırlanması Gereği )

• BORCA BATIKLIK BİLANÇOSU ( TTK.nun 324.Maddesine Göre Borca Batıklık Bilançosunda Aktiflerin Rayiç Değerden Bilançoya Geçirilerek Borca Batıklık Bilançonun Çıkarılması Gereği – İflas Davası )

2004/m.179

6762/m.324

ÖZET : İİK.nun 179.maddesi uyarınca iflasa karar verilebilmesi için şirketin borca batık durumda olması gerekir. Borca batıklığın tesbiti için TTK.nun 324.maddesi uyarınca bir borca batıklık bilançosu hazırlanmalıdır. Mahkemece davacı şirketin borca batık durumda olduğu kabul edilmişse de bu konudaki inceleme yeterli değildir. Zira TTK.nun 324.maddesine göre borca batıklık bilançosunda aktiflerin rayiç değerden bilançoya geçirilerek borca batıklık bilançonun çıkarılması gerekir.

DAVA: Davacı tarafından hasımsız olarak açılan iflas davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde bir kısım müdahiller vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, müvekkili şirketin 2002 ve 2003 yıllarına ilişkin genel kurul toplantılarının 30.9.2004 tarihinde yapıldığını, şirket hissedarları ve temsilcileri tarafından aday gösterilemediğinden yönetim kurulu üyeliğine seçim yapılamadığını, şirketin organsız kaldığını, 30.9.2004 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısı yapıldığını, 31.7.2004 tarihli ara bilançodan şirketin sermayesinin tamamını yitirdiğinin anlaşıldığını ileri sürerek şirkete yönetim kurulunun görevlerini yerine getirmek üzere kayyım tayin edilmesine ve İİK.nun 179.maddesi uyarınca iflasa karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre davacı şirketin borca batık durumda olduğunun bilirkişi incelemesi sonucu saptandığı gerekçesiyle iflasına karar verilmiş, hüküm bir kısım müdahiller vekillerince temyiz edilmiştir.

İİK.nun 179.maddesi uyarınca iflasa karar verilebilmesi için şirketin borca batık durumda olması gerekir. Borca batıklığın tesbiti için TTK.nun 324.maddesi uyarınca bir borca batıklık bilançosu hazırlanmalıdır. Mahkemece davacı şirketin borca batık durumda olduğu kabul edilmişse de bu konudaki inceleme yeterli değildir. Zira TTK.nun 324.maddesine göre borca batıklık bilançosunda aktiflerin rayiç değerden bilançoya geçirilerek borca batıklık bilançonun çıkarılması gerekir. Mahkemece bu yönün gözetilmemesi ve bilirkişi raporuna itiraz yönünden ek rapor alınmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 15.12.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2005/8068

K. 2005/12544

T. 15.12.2005

• İFLASIN ERTELENMESİ KARARI ( Temyiz Üzerine Yargıtay’ca Bozulması – Erteleme Kararı Şekli Anlamda Kesinleşmeden Erteleme Süresinin Uzatılmasına Karar Verilemeyeceği )

• İFLAS ERTELEMESİNİN UZATILMASI ( Erteleme Kararı Şekli Anlamda Kesinleşmeden Erteleme Süresinin Uzatılmasına Karar Verilemeyeceği – Kararın Temyiz Üzerine Yargıtay’ca Bozulması )

• KARAR KESİNLEŞMEDEN İFLASIN UZATILMASI KARARI VERİLEMEYECEĞİ ( Kararın Temyiz Üzerine Yargıtay’ca Bozulması – Erteleme Kararının Şekli Anlamda Kesinleşmesi Gereği )

2004/m. 179

ÖZET: İflasın ertelenmesine ilişkin karar temyiz üzerine Yargıtay’ca bozulmuştur. Erteleme kararı şekli anlamda kesinleşmeden erteleme süresinin uzatılmasına karar verilemez. Zira erteleme kararı olmadan ertelemenin uzatılması söz konusu edilemez. Mahkemece iflasın ertelenmesi talebinin sonucunun beklenerek bir karar verilmesi gerekir.

DAVA: Davacı tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde O. A.Ş. ve G. A.Ş. vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR: Davacı vekili, müvekkili şirket hakkındaki iflasın 9.3.2004 tarihinden itibaren 1 yıl süreyle ertelendiği, kayyum heyeti nezaretinde faaliyetine devam eden şirketin üretime devam ettiğini, alacaklıların iflasa nazaran daha fazla hakka sahip olma imkânına kavuştuğunu ileri sürerek ertelenmenin 1 yıl süreyle uzatılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece iflasın ertelenmesi kararının uzatılması talebinin yerinde olduğu gerekçesiyle ertelemenin, 9.3.2005 tarihinden itibaren 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiş, hüküm O. A.Ş. ve G. A.Ş. vekillerince temyiz edilmiştir.

İflasın ertelenmesine ilişkin karar temyiz üzerine Yargıtay’ca bozulmuştur. Erteleme kararı şekli anlamda kesinleşmeden erteleme süresinin uzatılmasına karar verilemez. Zira erteleme kararı olmadan ertelemenin uzatılması söz konusu edilemez. Mahkemece iflasın ertelenmesi talebinin sonucunun beklenerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle talebin kabulünde isabet görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 15.12.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2005/10645

K. 2005/12885

T. 22.12.2005

• İFLASIN ERTELENMESİ ( İstisnalar Haricinde 6183 Sayılı Takipler Dahil Her Türlü Takiplerin Duracağı – Takiplerin Durması Takibin Bulunduğu Aşamada Kalması Anlamına Geldiğinden Hacizlerin Kaldırılması İİK’nun 179/b Hükmüne Aykırılık Oluşturduğu )

• TAKİBİN DURMASI ( İflasın Ertelenmesi Kararı Üzerine Duracağı – Takiplerin Durması Takibin Bulunduğu Aşamada Kalması Anlamına Geldiğinden Hacizlerin Kaldırılması İİK’nun 179/b Hükmüne Aykırılık Oluşturduğu )

• HACİZLERİN KALDIRILMASI ( İflasın Ertelenmesi Kararı Üzerine Takiplerin Durması Takibin Bulunduğu Aşamada Kalması Anlamına Geldiğinden Hacizlerin Kaldırılması İİK’nun 179/b Hükmüne Aykırılık Oluşturduğu )

2004/m.179/b

ÖZET: İflasın ertelenmesi kararı üzerine alınabilecek tedbirler İİK.nun 179/b maddesinde düzenlenmiştir. Hükme göre istisnalar haricinde 6183 sayılı takipler dahil her türlü takipler duracaktır. Takiplerin durması takibin bulunduğu aşamada kalması anlamına geldiğinden hacizlerin kaldırılması anılan hükme aykırılık oluşturur.

DAVA: Taraflar arasındaki iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahil Fiba Faktoring A.Ş vek Girişim Faktoring A.Ş. vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR: Davacı vekili, 1969 yılında kurulan müvekkili firmanın Doremi markası adı altında konfeksiyon ürünleri ürettiğini ve pazarladığını, Doremi markasının Patent Enstitüsüne tescilli olduğunu, son yıllarda yaşanan ekonomik kriz nedeniyle şirketin mali durumunun bozulduğunu, borca batık durumda olan şirketin ıslahının mümkün olduğunu, iyileştirme projesi uyarınca aktif pasif dengesinin tekrar kurulacağını ileri sürerek iflasın 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece davacı şirketin borca batık durumda olduğunun şirketi kayıtları ve bilirkişi incelemesi ile sabit olduğu, iyileştirme proİesinin ciddi ve inandırıcı bulunduğu gerekçesiyle iflasın 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiş, karar müdahil Fiba Factoring A.Ş ve Girişim Factoring A.Ş tarafından temyiz edilmiştir.

1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle iyileştirme projesinde öngörülen siparişlerle ilgili satışların gerçekleşmesi durumunda sağlanacak özkaynakla mali durumun düzeltilebileceğinin bilirkişi incelemesi sonucu saptanmış bulunmasına göre alacaklıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-İflasın ertelenmesi kararı üzerine alınabilecek tedbirler İİK.nun 179/b maddesinde düzenlenmiştir. Hükme göre istisnalar haricinde 6183 sayılı takipler dahil her türlü takipler duracaktır. Takiplerin durması takibin bulunduğu aşamada kalması anlamına geldiğinden hacizlerin kaldırılması anılan hükme aykırılık oluşturur.

Mahkemece bu yönün gözetilmemesi isabetsiz ise de yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün HUMK.nun 438/7.maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 2/d bendinin 2.paragrafının hükümden çıkarılarak hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.12.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2005/10679

K. 2005/12886

T. 22.12.2005

• İFLASIN ERTELENMESİ TALEBİ ( Davacı Şirketin Borca Batık Durumda Olduğu – İyileştirme Projesinin Ciddi ve İnandırıcı Olmadığından Şirketin İflasına Karar Verilmesi İsabetli Olduğu )

• ŞİRKETİN BORCA BATIK DURUMDA OLMASI ( İyileştirme Projesinin Ciddi ve İnandırıcı Olmadığından Şirketin İflasına Karar Verilmesi İsabetli Olduğu )

• İYİLEŞTİRME PROJESİ ( Ciddi ve İnandırıcı Olmadığından Şirketin İflasına Karar Verilmesi İsabetli Olduğu )

2004/m.179

6762/m.324

ÖZET: Dava iflasın ertelenmesi talebidir. Mahkemece davacı şirketin borca batık durumda olduğu, iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olmadığı, şirkete ilişkin hisselerin 3 yıl süreyle %50 sinin devrine ilişkin somut bir bilgi ve belge sunulmadığı gerekçesiyle davacı şirketin iflasına karar verilmesi isabetli bulunmuştur.

DAVA: Davacı vekili tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün bir kısım alacaklılar ile süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR: Davacı vekili, 1951 yılında kurulan müvekkili şirketin “Akfa” markası adında salça üretimi yaptığını, sermayesi 5.000.000. YTL olan şirketin 10 ortağı bulunduğunu, yurtiçi ve yurt dışına satışlar yaptığını, son yıllarda meydana gelen ekonomik krizler nedeniyle şirketin finansman giderlerinin arttığını, mali durumunun bozulduğunu, haciz ve iflas baskısı olmadan faaliyetlerine davem etme imkanı sağlandığı takdirde mali durumunu düzeltebileceğini, ortakların hisselerinin %50-60’ını üç yıl içinde devrederek 13.000.000.-15.000.000 Dolar elde ederek borçlarını ödeyebileceğini, yıllık cirosu 34.000.000 Dolar olan şirket üretiminin tam kapasite devam etmesi halinde elde edilen gelirin borçların ödenmesinde kullanılacağını, kamu borçlarının ödenmesinde takas yönetimine başvurulacağını, ileri sürerek iflasın 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece davacı şirketin borca batık durumda olduğu, iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olmadığı, şirkete ilişkin hisselerin 3 yıl süreyle %50 sinin devrine ilişkin somut bir bilgi ve belge sunulmadığı gerekçesiyle davacı şirketin iflasına karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve bir kısım alacaklar tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle erteleme talebinde bulunan şirketin iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olmadığının kabulünde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2-Bir kısım alacaklılar hükmü temyiz etmişlerse de temyiz harcı yatırıldığına ve temyiz defterine kaydedildiğine ilişkin bilgi ve belge bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün ONANMASINA, ( 2 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz istemlerinin reddine, 22.12.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2005/9265

K. 2005/12878

T. 22.12.2005

• İFLASIN ERTELENMESİ ( İlan Üzerine Borca Batıklık Durumu ve İyileştirme Projesine İtiraz Edenler Varsa Bu İtirazlar Değerlendirilip Erteleme Koşullarının Bulunup Bulunmadığı Araştırılması Gereği )

• ŞİRKET BORÇLARININ AKTİFTEN FAZLA OLMASI ( Borca Batıklık Durumu ve İyileştirme Projesine İtiraz Edenler Varsa Bu İtirazlar Değerlendirilip Erteleme Koşullarının Bulunup Bulunmadığı Araştırılması Gereği – İflasın Ertelenmesi )

• MUVAZAA ( Borca Batıklık Durumu ve İyileştirme Projesine İtiraz Edenler Varsa Bu İtirazlar Değerlendirilip Erteleme Koşullarının Bulunup Bulunmadığı Araştırılması Gereği – İflasın Ertelenmesi )

• İYİLEŞTİRME PROJESİ ( İtiraz Edenler Varsa Bu İtirazlar Değerlendirilip Erteleme Koşullarının Bulunup Bulunmadığı Araştırılması Gereği – İflasın Ertelenmesi )

6762/m.324

2004/m.179

ÖZET: Şirket borçlarının muvaazalı olarak aktiften fazla olması sonucunu doğuracak kötü niyetli davranışların önüne geçmek ve anonim şirketin borca batık durumda olmadığını, iyileştirme projesinin yeterli bulunmadığını kanıtlama olanağı vermek amacıyla ilan üzerine borca batıklık durumu ve iyileştirme projesine itiraz edenler varsa bu itirazlar değerlendirilip erteleme koşullarının bulunup bulunmadığı araştırılarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.

DAVA: Davacı vekili tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde İ. A.Ş ve G. A.Ş. vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR: Davacı vekili, 1955 yılında şahıs firması olarak kurulan müvekkili şirketin elektrikli ısıtıcı ve ütü yaptığını, üretilen yağlı radyatörlerin 60’dan fazla ülkeye ihraç edildiğini, çin menşeli malların piyasaya girmesi, hammadde fiyatlarındaki yükseliş, işçilik mahiyetindeki artış ve Türk Lirasının değer kazanması nedeniyle şirketin mali durumunun bozulduğunu, 17.12.2004 tarihinde üretimin durdurulduğunu ve işçilerin sözleşmelerinin feshedildiğini, radyatör ve her türlü küçük ev aletleri yapan şirketin ayrıca bazı firmalara fason üretim yaptığını, geliri artacak ve giderleri azalacak şirketin mali durumunun iyileştirebileceğini, ileri sürerek iflasın 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece davacı şirketin borca batık durumda bulunduğu, iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olduğu gerekçesiyle iflasın 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiş, hüküm i. A.Ş. ve G. A.Ş. vekilince temyiz edilmiştir.

Davacı Anonim Şirket iflasın ertelenmesi talebinde bulunmuştur. İflasın ertelenebilmesi için erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık durumda olması, mali durumunun iyileştirilmesi ümidinin bulunması gerekir. Erteleme talebi TTK. ‘nun 324/2. maddesine göre borca batıklık bildirimi anlamındadır. Bu nedenle mahkemenin öncelikle şirketin borca batık durumda olup olmadığını tesbit etmesi borca batık durumda ise ıslahının mümkün bulunup bulunmadığını incelemesi gerekir. Şirketin mali durumunun iyileştirilmesi ümidinin bulunmaması halinde şirketin iflasına karar verilmelidir.

Anonim şirketin borca batık durumda olması halinde iflas veya erteleme talebini düzenleyen İİK.’nun 179 ve TTK. ‘nun 324. maddesinde bu istemin ilanına ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır.

İflasın ertelenmesi kurumu erteleme talebinde bulunan şirketin menfaati gözönüne alınarak düzenlenmiş ise de alacaklıların da menfaatleri kuşkusuz korunmalıdır.

Şirket borçlarının muvaazalı olarak aktiften fazla olması sonucunu doğuracak kötü niyetli davranışların önüne geçmek ve anonim şirketin borca batık durumda olmadığını, iyileştirme projesinin yeterli bulunmadığını kanıtlama olanağı vermek amacıyla ilan üzerine borca batıklık durumu ve iyileştirme projesine itiraz edenler varsa bu itirazlar değerlendirilip erteleme koşullarının bulunup bulunmadığı araştırılarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.12.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

12. HUKUK DAİRESİ

E. 2006/144

K. 2006/3220

T. 21.2.2006

• İPOTEĞİN PARAYA ÇEVRİLMESİ ( Yolu İle İcra Takibinde İpotekli Taşınmaz Kiracısına İşleyecek Kiraların İcra Dairesine Ödenmesi İçin Muhtıra Gönderilmesi İİK’nun 159/1. Madde Kapsamında Muhafaza Tedbiri Olmadığı )

• MUHAFAZA TEDBİRİ ( İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yolu İle İcra Takibinde İpotekli Taşınmaz Kiracısına İşleyecek Kiraların İcra Dairesine Ödenmesi İçin Muhtıra Gönderilmesi İİK’nun 159/1. Madde Kapsamında Muhafaza Tedbiri Olmadığı )

• KİRALARIN İCRA DAİRESİNE ÖDENMESİ ( İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yolu İle İcra Takibinde İpotekli Taşınmaz Kiracısına İşleyecek Kiraların İcra Dairesine Ödenmesi İçin Muhtıra Gönderilmesi Takibin Devamı Niteliğinde Olduğu )

2004/m.150/b,159,179

ÖZET: İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibinde İİK’nun 150/b maddesine göre ipotekli taşınmaz kiracısına işleyecek kiraların icra dairesine ödenmesi için muhtıra gönderilmesi İİK.nun 159/1. madde kapsamında muhafaza tedbiri olmayıp ipotekli icra takibinin devamı niteliğinde ve bunun doğal sonucu olan bir işlemdir.

DAVA: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasını mutazammın 22.9.2005 tarih, 13787–17692 sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR: Borçlu şirket aleyhinde başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipten sonra ipotekli takınmaz kiracısı olan şirkete kira borçlarının icra dosyasına yatırması gerektiğine dair İİK.nun 150/b. maddesi uyarınca 24.11.2004 tarihinde çıkartılan muhtıranın Karşıyaka Ticaret Mahkemesinin 6.4.2004 tarih 2004/116 E. 2004/120 K. sayılı iflasının ertelenmesi kararındaki tedbirlere ve İİK.nun 179, 179/a, 179/b maddelerine aykırı olduğundan bahisle iptalini icra mahkemesinden talep etmiştir. İİK.nun 179/b maddesinin 2. fıkrasında erteleme sırasında taşınır taşınmaz rehni ile temin edilmiş alacaklar nedeni ile rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatabilir veya başlamış olan takiplere devam edebilir, ancak bu takip nedeni ile muhafaza tedbirleri alınamaz ve rehinli malların satışı gerçekleştirilemez, hükmü düzenlenmektedir. Muhafaza tedbirleri iflas talebini inceleyen ticaret mahkemesinin, borçlunun iyi niyetli olmaması yeni malları kaçırmaya gizlemeye çalışması hallerinde İİK.nun 159/1. fıkrası uyarınca aldığı tedbirler olup bu tedbirlerin neler olduğu kanunda sayılmış değildir. İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibinde İİK.nun 150/b maddesine göre ipotekli taşınmaz kiracısına işleyecek kiraların icra dairesine ödenmesi için muhtıra gönderilmesi İİK.nun 159/1. madde kapsamında muhafaza tedbiri olmayıp ipotekli icra takibinin devamı niteliğinde ve bunun doğal sonucu olan bir işlemdir.

Bu nedenle şikayetin reddi yerine kabulüne karar verilmesi isabetsiz olup bu gerekçe ile kararın bozulması gerekirken onandığı anlaşılmakla alacaklı vekilinin karar düzeltme istemi kabul edilmelidir.

SONUÇ : Alacaklı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 22.9.2005 gün ve 2005/13787 E. 17692 K. sayılı onama kararının kaldırılmasına mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.nun 428. maddeleri uyarınca   ( BOZULMASINA ), 21.02.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2006/4390

K. 2006/6210

T. 8.6.2006

• BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ ( Takas Rehin ve Blokaj Kayıtları İle İlgili Tedbirlerin Uygulanmaması Halinde Şirketin İyileştirme Projesinde Gösterdiği Diğer Nedenlerle İyileştirmenin Mümkün Olup Olmadığı Hakkında Alınması Gereği )

• MALVARLIĞININ MUHAFAZASI ( Maddi Hukuk Alanında Sonuçlar Doğurmayan Tedbirler Alınması Gereği )

• İFLASIN ERTELENMESİ DAVASI ( Yerinde Görüldüğü Takdirde Mahkemece Malvarlığının Muhafazası İçin Maddi Hukuk Alanında Sonuçlar Doğurmayan Tedbirler Alınması Gereği )

2004/m.179/1

6762/m.324

ÖZET: İflasın ertelenmesi talebi yerinde görüldüğü takdirde, mahkemece, malvarlığının muhafazası için, maddi hukuk alanında sonuçlar doğurmayan tedbirler alınmalıdır. Alacaklıların alacaklarını tahsil amacıyla kullanabilecekleri takas, mahsup, hapis hakkı gibi hukuki işlemlerin durdurulması hukuki düzenlemelere uygun olmadığı gibi, rehin ve blokajın kaldırılmasına da karar verilemez.

Davacı şirketin iflasın ertelenmesi talebi üzerine mahkemece alınan bilirkişi raporunda takas, mahsup, temlik işlemlerinin uygulanması, rehin ve blokaj kayıtlarının kaldırılmaması halinde şirketin nakit ihtiyacını gideremeyeceği belirtildiğinden, takas, rehin ve blokaj kayıtları ile ilgili tedbirlerin uygulanmaması halinde şirketin iyileştirme projesinde gösterdiği diğer nedenlerle iyileştirmenin mümkün olup olmadığı uzman bilirkişi görüşü alınmak suretiyle araştırılmalı, sonucuna göre karar verilmelidir.

DAVA : Davacı vekilince hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde Gelir İdaresi Başkanlığı, Kayseri Vergi Dairesi Başkanlığı ile S… Plastik San. ve Tic. A.Ş. vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR: Davacı şirket iflasın ertelenmesi talebinde bulunmuştur. İflasın ertelenmesine karar verilebilmesi için öncelikle ortaklığın borca batık durumda olması gerekir. Bu şartın varlığı yönünden şirketin bilanço düzenlendiği tarihte tüm malvarlığını tespit eden, tüm borçlarının ve alacaklarının bilançonun düzenlendiği tarihteki değerini tespit eden bir bilanço bulunmalıdır. Borca batıklık bilançosunda aktifler rayiç değerinden bilançoya geçirilmelidir ( TTK m. 324 ).

İflasın ertelenmesine karar verilebilmesi için gerekli diğer şart erteleme talebinde bulunan şirketin mali durumunun iyileştirilmesi ümidi bulunmalıdır. İcra ve İflas Kanunu’nun 179/1. maddesi uyarınca erteleme talebinde bulunan şirketin mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün olduğuna dair bir iyileştirme projesini mahkemeye sunmalıdır. Mahkeme sunulan projeyi ciddi ve inandırıcı bulması halinde iflasın ertelenmesine karar verir. Erteleme talebinde bulunan şirket tarafından sunulan projenin ciddiliği ve inandırıcılığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılmıştır.

Bilirkişi raporunda şirketin mali durumunun iyileştirilebilmesi için nakit ihtiyacının giderilmesi gerektiği, bu nedenle takas, mahsup, hapis ve temlik işlemlerinin durdurulmaması halinde şirketin tıkanarak faaliyetini tamamen durdurabileceği belirtilmiştir.

Mahkemece takasın alacaklılar arasında eşitsizlik yaratacağı, ertelemenin amacı ile bağdaşmadığı, rehin ve blokaj kayıtlarının ertelemenin amacı ile bağdaşmadığı gerekçesiyle takas, rehin ve blokajla ilgili tedbirlerin devamına karar verilmiştir.

İflasın ertelenmesi talebinin yerinde görülmesi halinde mahkemece malvarlığının muhafazası için gerekli tedbirler alınmalıdır. Ancak, mahkemece, maddi hukuk alanında sonuçlar doğuran muhafaza tedbirleri verilmemelidir. Ayrıca alacaklıların alacaklarını tahsil amacıyla kullanabilecekleri takas, mahsup, hapis hakkı gibi hukuki işlemlerin durdurulması da mevcut düzenlemeye uygun değildir ( Öztek, Selçuk: İflasın Ertelenmesi, Bankacılar Dergisi, Sayı: 53, 2005, s. 66 ). Aynı şekilde, rehin ve blokaj kayıtlarının kaldırılması mahkemece iflasın ertelenmesine karar verilmesi halinde hakimin alması gereken tedbirler arasında kabul edilemez.

Mahkemece alacaklılar tarafından takas hakkının kullanılmaması, rehin ve blokaj kayıtlarının kaldırılması halinde iyileştirme projesinin hayata geçirilebileceği gerekçesiyle tedbir kararı verilmiştir. Oysa, tedbirlere karar verilirken borçlunun menfaati kadar alacaklıların menfaati de gözetilmeli ve ancak gerekli olan tedbirlere karar verilmelidir.

Hükme esas bilirkişi raporunda takas, mahsup, temlik işlemlerinin uygulanması, rehin ve blokaj kayıtlarının kaldırılmaması halinde şirketin nakit ihtiyacını gideremeyeceği belirtilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere takas hakkının yasaklanması, rehin ve blokaj kayıtlarının kaldırılması mevcut düzenlemeye uygun olmadığı gibi, sadece tedbirlerle mali durumun iyileştirilmesinin sağlanması ertelemeye ilişkin düzenlemenin amacı ile bağdaşmaz.

Bu durumda, mahkemece takas, rehin ve blokaj kayıtları ile ilgili tedbirlerin uygulanmaması halinde şirketin iyileştirme projesinde gösterdiği diğer nedenlerle iyileştirmenin mümkün olup olmadığı konusunda uzman yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün ( BOZULMASINA ), peşin harcın istek halinde iadesine, 08.06.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

12. HUKUK DAİRESİ

E. 2006/9923

K. 2006/12526

T. 12.6.2006

• İFLASIN ERTELENMESİ ( İcra Takiplerinin Tedbiren Durdurulmasına Karar Verildiği – Sözkonusu Konusu Takip ve İşlemler İptal Edilmediğinden Bu Durum Şikayet ve İtirazların İncelenmesine Engel Teşkil Etmediği )

• İCRA TAKİPLERİNİN TEDBİREN DURDURULMASINA KARAR VERİLMESİ ( Sözkonusu Konusu Takip ve İşlemler İptal Edilmediğinden Bu Durum Şikayet ve İtirazların İncelenmesine Engel Teşkil Etmediği )

• ŞİKAYET VE İTİRAZLAR ( İflasın Ertelenmesi Davasında İcra Takiplerinin Tedbiren Durdurulmasına Karar Verildiği – Sözkonusu Konusu Takip ve İşlemler İptal Edilmediğinden Bu Durum Şikayet ve İtirazların İncelenmesine Engel Teşkil Etmediği )

2004/m.179

ÖZET: Şirket hakkında Asliye Ticaret Mahkemesinin iflasın ertelenmesi davası kapsamında İİK.nun 179. maddesi uyarınca icra takiplerinin tedbiren durdurulmasına karar verilmiştir. Anılan karardan önce yapılan takip ve varsa haciz işlemlerinin tedbiren durdurulmasına karar verilmiş olduğundan ve kararda söz konusu takip ve işlemler iptal edilmediğinden bu durum şikayet ve itirazların incelenmesine engel teşkil etmez. Mahkemece, borçlu itirazının esastan incelenip oluşacak sonuca göre bir karar vermek gerekir.

DAVA: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Borçlu Femilette Giyim San. ve Dış Tic. A.Ş. vekili haklarında çeke dayalı olarak yapılan takiple ilgili olarak çekte tek imzanın bulunduğu bu atılan imzanın da şirket yetkilisine ait olmadığını, itirazını ileri sürmüştür.

Borçlu tarafından itirazın 21.10.2005 tarihinde yapıldığı, şirket hakkında İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin 02.12.2005 tarih ve 2005/1023 esas no ile iflasın ertelenmesi davası kapsamında İİK.nun 179. maddesi uyarınca icra takiplerinin tedbiren durdurulmasına karar verilmiştir. Anılan karardan önce yapılan takip ve varsa haciz işlemlerinin tedbiren durdurulmasına karar verilmiş olduğundan ve kararda söz konusu takip ve işlemler iptal edilmediğinden bu durum şikâyet ve itirazların incelenmesine engel teşkil etmez.

Mahkemece, borçlu itirazının esastan incelenip oluşacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.

SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ), 12.06.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

12. HUKUK DAİRESİ

E. 2006/11455

K. 2006/13571

T. 22.6.2006

• İFLASIN ERTELENMESİ ( Talepleri Öncelikle ve İvedilikle Sonuçlandırılacağı – Erteleme Kararı Üzerine Borçlu Aleyhine Hiçbir Takip İşlemi Yapılamayacağı )

• BORÇLU ALEYHİNE TAKİP İŞLEMİ YAPILAMAMASI ( İflasın Ertelenmesi Kararı Verilmesi Halinde Borçlu Aleyhine Hiç Bir Takip İşlemi Yapılamayacağı )

2004/m. 179/b

ÖZET : İİK.nun 179/b maddesine göre Erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine hiçbir takip yapılamaz.

DAVA: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR: Takip dayanağı borçlunun lehtarı Hüseyin Temel tarafından, keşideci Ayşe Suister hakkında kambiyo takibi yapılmaktadır. Borca ve imzaya itirazda bulunulmamıştır.

Borçlu vekili, müvekkilinin Haltan Tarım Ürünleri A.Ş.nin yönetim kurulu başkanı ve ortağı olduğu, anılan şirket hakkında iflasın ertelenmesi davası açıldığı, verilen tedbir kararı uyarınca İİK.nun 179. maddesi hükmü gereği, müvekkili hakkındaki takibin geri bırakılmasını istemektedir.

İİK.nun 179/son maddesine göre iflasın ertelenmesi talepleri “öncelikle ve ivedikle sonuçlandırılır.” İflasın ertelenmesi talebi ile 10.11.2003 tarihinde Anamur Asliye Ticaret Mahkemesine başvurulmuş, 10.12.2003 tarihli “tensip zaptı” ile karar verilinceye kadar geçecek süre içinde davacı şirket ve ortakları hakkında yapılacak icra takiplerinin ihtiyati tedbir yolu ile önlenmesine karar verilmiş, 08.02.2006 tarihli duruşma tutanağı fotokopisinden de anlaşılacağı üzere henüz hiçbir işlem yapılmamıştır.

İİK.nun 179/b maddesine göre erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine hiçbir takip yapılamaz.

Açıklanan durum itibariyle henüz erteleme kararı verilmemiştir. Bu nedenle İİK.nun 179/a-179/b maddelerinin somut olayda uygulama yeri bulunmamaktadır. Bu nedenlerle muteriz borçlu vekilinin isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde icranın geri bırakılmasına dair hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ), 22.06.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

12. HUKUK DAİRESİ

E. 2006/11891

K. 2006/14682

T. 4.7.2006

• İFLASIN ERTELENMESİ KARARI ( Borçlu Aleyhine 6183 Sayılı Kanuna Göre Yapılan Takipler de Dahil Olmak Üzere Hiçbir Takip Yapılamayacağı ve Evvelce Başlamış Takiplerin de Duracağı )

• TAKİBİN DURMASI ( İflasın Ertelenmesi Kararı Üzerine Borçlu Aleyhine 6183 Sayılı Kanuna Göre Yapılan Takipler de Dahil Olmak Üzere Hiçbir Takip Yapılamayacağı ve Evvelce Başlamış Takiplerin de Duracağı )

• TAKİBİN İPTALİ ( İflasın Ertelenmesi Kararının İnfazı İçin Kesinleşmesi Gerektiği Yönünde Bir Hüküm Bulunmadığı – Mahkemece Takibin İptaline Karar Vermek Gerektiği )

2004/m.179/b

ÖZET : İİK.nun 179/b madde hükmü gereğince iflasın ertelenmesi kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 Sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere, hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler de durur. İflasın ertelenmesi kararının infazı için kesinleşmesi gerektiği yönünde anılan madde de bir hüküm bulunmamaktadır. O halde Mahkemece takibin iptaline karar vermek gerekir.

DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Bursa 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/445-567 sayılı 23.11.2005 tarihli kararı ile borçlunun iflasının ertelenmesine karar verildiği, alacaklının ise bu tarihten sonra 14.12.2005 tarihinde icra takibine başladığı anlaşılmıştır.

İİK.nun 179/b madde hükmü gereğince iflasın ertelenmesi kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 Sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere, hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler de durur. İflasın ertelenmesi kararının infazı için kesinleşmesi gerektiği yönünde anılan madde de bir hüküm bulunmamaktadır. O halde Mahkemece takibin iptaline karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.nun 428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ), 04.07.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

12. HUKUK DAİRESİ

E. 2006/13103

K. 2006/15927

T. 18.7.2006

• İFLASIN ERTELENMESİ ( Kararı Üzerine Borçlu Aleyhine 6183 Sayılı Kanuna Göre Yapılan Takipler Dahil Olmak Üzere Hiçbir Takip Yapılamayacağı – Evvelce Başlamış Takiplerin de Duracağı )

• TAKİPLERİN DURMASI ( İflasın Ertelenmesi Kararı Üzerine Borçlu Aleyhine 6183 Sayılı Kanuna Göre Yapılan Takipler Dahil Olmak Üzere Hiçbir Takip Yapılamayacağı – Evvelce Başlamış Takiplerin de Duracağı )

• HACİZ TALEBİ ( İflasın Ertelenmesi Kararından Sonra Alacaklının Takip Yapmasında Yasal İmkan Bulunmadığından Bu Takibe Dayalı Olarak Yapılan Haciz Talebinin Kabulüne Dair Kararın İptali Gerektiği )

2004/m.179/b,206

ÖZET: İflasın ertelenmesi kararı üzerine, borçlu aleyhine 6183 Sayılı Kanuna göre yapılan takipler dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takiplerde durur. Bu nedenle iflasın ertelenmesi kararından sonra alacaklının takip yapmasında yasal imkan bulunmadığından bu takibe dayalı olarak yapılan haciz talebinin kabulüne dair kararın iptaline karar vermek gerekir.

DAVA: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR: İİK.nun 179/b madde hükmü gereğince iflasın ertelenmesi kararı üzerine, borçlu aleyhine 6183 Sayılı Kanuna göre yapılan takipler dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takiplerde durur. Bu nedenle 27.10.2005 tarihinde iflasın ertelenmesi kararından sonra alacaklının 15.11.2005 tarihinde takip yapmasında yasal imkan bulunmadığından bu takibe dayalı olarak yapılan haciz talebinin kabulüne dair kararın iptaline karar vermek gerekirken, olayda uygulanma yeri bulunmayan iflas kararına ilişkin hükümleri de geçerli olan İİK.nun 206/1 maddesinin dikkate alınarak şikayetin reddine karar verilmesi isabetsizdir.

SONUÇ : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ), 18.07.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

12. HUKUK DAİRESİ

E. 2007/1149

K. 2007/4127

T. 6.3.2007

• İFLAS ERTELEME KARARI ( İlamsız İcra Takibi İtiraz İle Durmuş Olsa Bile Borçlu İflas Erteleme Kararı Uyarınca Takibin İptalini İsteyebileceği )

• TAKİBİN İPTALİ ( İlamsız İcra Takibi İtiraz İle Durmuş Olsa Bile Borçlu İflas Erteleme Kararı Uyarınca Takibin İptalini İsteyebileceği )

• İLAMSIZ İCRA TAKİBİ ( İtiraz İle Durmuş Olsa Bile Borçlu İflas Erteleme Kararı Uyarınca Takibin İptalini İsteyebileceği )

• TAKİBİN DURMASI ( İflas Erteleme Kararı Üzerine Borçlu Aleyhinde 6183 SK’ya Göre Yapılan Takipler de Dahil Olmak Üzere Hiçbir Takip Yapılamayacağı ve Evvelce Başlamış Takipler Duracağı )

2004/m.16, 179/b

ÖZET : İflas erteleme kararı üzerine borçlu aleyhinde 6183 SK’ya göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur. İlamsız icra takibi itiraz ile durmuş olsa bile borçlu iflas erteleme kararı uyarınca takibin iptalini isteyebilir. Açıklanan hususlar dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.

DAVA: Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR: İİK’nun 179/b maddesinin birinci paragrafına göre; “erteleme kararı üzerine borçlu aleyhinde 6183 Sayılı Kanuna göre yapılan takiplerde dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur; bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşürücü müddetler işlemez.”

Somut olayda borçlu vekili ilamsız icra takibine karşı süresinde icra dairesinde itiraz ederek takibi durdurduğu gibi ayrıca, 7 günlük şikayet süresi içerisinde icra mahkemesinden iflas erteleme kararı nedeniyle usulsüz yapılan takibin iptalini talep etmektedir. Bu talep TTK’nun 16. maddesi hükmünde öngörülen şikayet niteliğinde olup, borçlunun takibe itiraz etmesinden sonra ayrıca yukarıda belirtilen nedenlerle şikayet yoluna da başvurarak takibin iptalini istemesi mümkün ve bunda hukuki yaran vardır.

O halde, mahkemece işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken icraya itirazla takibin durduğu ve alacaklı tarafça itirazın kaldırılması veya itirazın iptali davalarının açılması gerektiğinden bahisle şikayetin reddine karar verilmesi isabetsizdir.

SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366. ve HUMK. 428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ), 06.03.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

10. HUKUK DAİRESİ

E. 2007/3867

K. 2007/5176

T. 3.4.2007

• ÖDEME EMRİNİN İPTALİ TALEBİ ( İflasın Ertelenmesine Karar Verilen ve Malvarlığının Korunması İçin Gerekli Tedbirler Kapsamında Yönetimine Kayyım Atanan Şirketin İflasının Ertelendiği Döneme İlişkin Prim Borcu Nedeniyle Kabulü Gereği )

• İFLASIN ERTELENMESİ ( Karar Verilen ve Malvarlığının Korunması İçin Gerekli Tedbirler Kapsamında Yönetimine Kayyım Atanan Şirketin İflasının Ertelendiği Döneme İlişkin Prim Borcu Nedeniyle Ödeme Emrinin İptali Gereği )

• ÜST DÜZEY YÖNETİCİLERİN SORUMLULUĞU ( Sigorta Primlerini Süresinde Tahakkuk ve Tediye Etmeyenlerin Sorumluluğunun “Haklı Sebep Olmaksızın” Ödememe Hali İle Sınırlı Tutulduğu )

• SİGORTA PRİMLERİNİ SÜRESİNDE TAHAKKUK VE TEDİYE ETMEYENLER ( Üst Düzey Yöneticilerin Sorumluluğunun “Haklı Sebep Olmaksızın” Ödememe Hali İle Sınırlı Tutulduğu )

2004/m.179/a-b

506/m.80

ÖZET: Davacı, ödeme emrinin iptaline karar verilmesini istemiştir. sigorta primlerini süresinde tahakkuk ve tediye etmeyen üst düzey yöneticilerin sorumluluğunun, “haklı sebep olmaksızın” ödememe hali ile sınırlı tutulmuştur.

İflasın ertelenmesine karar verilen ve malvarlığının korunması için gerekli tedbirler kapsamında yönetimine kayyım atanan şirketin iflasının ertelendiği döneme ilişkin prim borcu nedeniyle yürütülen takip dosyasından tebliğ edilen ödeme emrinin iptali gerekir.

DAVA : Davacı, ödeme emrinin iptaline karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.

Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ebru Pakin Akın tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:

KARAR : Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle 506 sayılı Kanunun 80. maddesindeki düzenleme uyarınca, sigorta primlerini süresinde tahakkuk ve tediye etmeyen üst düzey yöneticilerin sorumluluğunun, “haklı sebep olmaksızın” ödememe hali ile sınırlı tutulmuş bulunmasına, İcra İflas Kanununun 179/a maddesi uyarınca iflasın ertelenmesine karar verilen ve malvarlığının korunması için gerekli tedbirler kapsamında yönetimine kayyım atanan şirketin iflasının ertelendiği döneme ilişkin prim borcu nedeniyle yürütülen takip dosyasından tebliğ edilen ödeme emrinin aynı Yasanın 179/b maddesindeki “Erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz…” düzenlemesi uyarınca da iptali yasa gerekliliği gözetildiğinde, şirket genel müdürü konumundaki davacı yönünden, haklı sebep olmaksızın ödememe koşulu gerçekleşmediğinden

SONUÇ: erinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 03.04.2007 günü oybirliği ile karar verildi.

T.C.

YARGITAY

12. HUKUK DAİRESİ

E. 2007/3657

K. 2007/6363

T. 3.4.2007

• İFLASIN ERTELENMESİ ( Verilen Tedbir Kararı Üzerine Borçlu Aleyhine 6183 Sayılı Kanuna Göre Yapılan Takipler de Dahil Olmak Üzere Hiçbir Takip Yapılamayacağı ve Evvelce Başlamış Takiplerin de Duracağı )

• TEDBİR KARARI ( İflasın Ertelenmesi Nedeniyle Verildiği – Borçlu Aleyhine 6183 Sayılı Kanuna Göre Yapılan Takipler de Dahil Olmak Üzere Hiçbir Takip Yapılamayacağı ve Evvelce Başlamış Takiplerin de Duracağı )

• KESİN HÜKÜM ( İflasın Ertelenmesi Nedeniyle Tedbir Kararı Verildiği – Borçlu Aleyhine 6183 Sayılı Kanuna Göre Yapılan Takipler de Dahil Olmak Üzere Hiçbir Takip Yapılamayacağı ve Evvelce Başlamış Takiplerin de Duracağı )

2004/m.179/b,206

ÖZET : İİK.nun 179/b madde hükmü gereğince açılan iflasın ertelenmesi davası nedeniyle verilen bu tedbir kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 Sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere, hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takiplerde durur. O halde Mahkemece aynı konuda verilen İstanbul 6. İcra Mahkemesinin 2006/1344–1498 sayılı ve 17.5.2006 karar tarihli ilamının kesinleşip kesinleşmediği ve kesin hüküm oluşturup oluşturmadığı araştırıldıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.

DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR: İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/179 esas sayılı iflasın ertelenmesi davasında verilen 17.05.2006 tarihli ihtiyati tedbir kararı ile İİK.nun 206. maddesinde düzenlenen 1. sıradaki alacaklılar ile rehin alacaklıları dışındaki şirket borçları ile ilgili icra takiplerinin durdurulmasına, yeni takip yapılmamasına karar verildiği, alacaklının ise bu tarihten sonra 25.08.2006 tarihinde icra takibine başladığı anlaşılmıştır.

İİK.nun 179/b madde hükmü gereğince açılan iflasın ertelenmesi davası nedeniyle verilen bu tedbir kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 Sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere, hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler de durur. O halde Mahkemece aynı konuda verilen İstanbul 6. İcra Mahkemesinin 2006/1344–1498 sayılı ve 17.5.2006 karar tarihli ilamının kesinleşip kesinleşmediği ve kesin hüküm oluşturup oluşturmadığı araştırıldıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.nun 428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ), 03.04.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2007/261

K. 2007/3707

T. 12.4.2007

• İFLASIN ERTELENMESİ ( Alınacak Tedbirler Kural Olarak Maddi Hukuka İlişkin Talep ve Defi Haklarını Kısıtlayamayacağı Gibi Üçüncü Kişilerin Durumun Etkiler Nitelikte de Olamayacağı )

• ŞİRKETİN BORCA BATIK OLMASI ( İflasın Ertelenmesi – İyileştirme Projesinin İnandırıcılığının ve Ciddiliğinin Saptanması Gerekirken Afaki Bilgilere Yapılan Atıfta Davanın Kabul Edilmesinde İsabet Görülmediği )

• İFLASIN ERTELENMESİ HALİNDE ALINACAK TEDBİRLER ( Kural Olarak Maddi Hukuka İlişkin Talep ve Defi Haklarını Kısıtlayamayacağı Gibi Üçüncü Kişilerin Durumun Etkiler Nitelikte de Olamayacağı )

• ÜÇÜNCÜ KİŞİLERİN ÖDEME YAPMASI ( Davacı Şirketin Keşideci ve Ciranta Olduğu Kambiyo Senetlerinin Ödenmesinin Tedbiren Durdurulmasına Karar Verilmesi – Bu Karar 3. Kişilerin de Ödeme Yapmasını Durdurabilecek Nitelikte Olduğundan Hukuka Uygun Olmadığı )

6762/m.324

2004/m.179

ÖZET : İflasın ertelenmesi halinde alınacak tedbirler kural olarak maddi hukuka ilişkin talep ve defi haklarını kısıtlayamayacağı gibi üçüncü kişilerin durumun etkiler nitelikte de olamaz.

İyileştirme projesi şirketi iflas halinden kurtaracak ölçüde ciddi ve inandırıcı olmalıdır. Davacı şirket hakkında ileri sürülen itirazların ve diğer somut vakıaların tek tek değerlendirilmesi ve iyileştirme projesinin ciddiliğinin bu suretle saptanması gerekirken, afaki bilgilere yapılan atıfta davanın kabul edilmesinde isabet görülmemiştir.

Mahkemece kararının hüküm kısmının 7/c bendinde “davacı şirketin keşideci ve ciranta olduğu kambiyo senetlerinin ödenmesinin tedbiren durdurulmasına” karar verilmişse de bu karar üçüncü kişilerin de ödeme yapmasını durdurabilecek nitelikte olduğundan, hukuka uygun değildir.

DAVA : Davacı vekilince hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahillerden T. İ. Bankası, Ş., Hazine ve T. H. Bankası vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR: İstem iflasının ertelenmesine ilişkindir.

Davacı vekili müvekkili şirketin borca batık olduğunu; ancak uluslararası alanda bir know-how’ın sahibi bulunduğunu, üretimi artırmak, sermayeyi yükseltmek, mevcut fabrikayı aktif hale getirmek suretiyle şirketin iflastan kurtulabileceğini ileri sürerek Türk Ticaret Kanunu’nun 324 ve İcra ve İflas Kanunu’nun 179 vd. maddeleri uyarınca iflasın ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve alınan bilirkişi raporlarına göre, davacı şirketin borca batık olduğu, şirketin iflası halinde alacaklıların bir kısmının daha kötü duruma düşeceği, iyileştirme için öngörülen tedbirlerin uygulanması durumunda mali durumun iyileşeceği ümidinin bulunduğu, iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olduğu gerekçesiyle şirketin iflasının bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiş; hüküm bir kısım müdahiller vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

1- Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388 nci maddesine göre kararda ihtilaflı konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışması, red ve üstün tutma sebepleri ile sabit görülen hususlarda bunlardan çıkartılan sonuç ve hukuki sebep belirtilmelidir. Oysa mahkeme kararının gerekçesinde iyileştirme projesinin, ciddi ve inandırıcı olduğu belirtilmekle yetinilmiş fakat bu konuda somut delillere atıf yapılmamıştır. Açıklanan durum karşısında gerekçeden yoksun hükmün bozulması gerekmiştir.

2- İyileştirme projesi şirketi iflas halinden kurtaracak ölçüde ciddi ve inandırıcı olmalıdır. Davacı şirket sermayesini ve üretimi artıracağını, elindeki malzemeyi kullanacağını ileri sürmüş ve uluslararası alanda bir know-how’a sahip olduklarını bildirmiştir. Müdahillerin itirazları ise davacı şirketin ortaklarının şahsi iflaslarına karar verildiği ve öngörülen sermaye artırımını yapma konusunda ekonomik güce sahip olmadıkları noktasındadır. Ote yandan dosyanın incelenmesinde davacının sözünü ettiği know-how’ın mahiyetinin ve getirisinin saptanmadığı anlaşılmış; fabrikanın dava tarihi itibariyle atıl durumda bulunmasına rağmen iyileştirme projesinde ne miktar işletme sermayesi konulmak suretiyle faal hale getirilebileceği ve bunun getirebileceği mali yük üzerinde durulmamıştır. Son olarak elde mevcut malzemenin üretimde kullanılacağı belirtilmekle birlikte, bu malzemenin büyük kısmının ayıplı ve kullanılamaz durumda olduğuna ilişkin tesbit kararı dikkatten kaçırılmıştır.

Bu durumda mahkemece anılan itirazların ve diğer somut vakıaların tek tek değerlendirilmesi ve iyileştirme projesinin ciddiliğinin bu suretle saptanması gerekirken, afaki bilgilere yapılan atıfta davanın kabul edilmesinde isabet görülmemiştir.

3- İflasın ertelenmesi halinde alınacak tedbirler kural olarak maddi hukuka ilişkin talep ve defi haklarını kısıtlayamayacağı gibi üçüncü kişilerin durumun etkiler nitelikte de olamaz. Mahkemece kararının hüküm kısmının 7/c bendinde “davacı şirketin keşideci ve ciranta olduğu kambiyo senetlerinin ödenmesinin tedbiren durdurulmasına” karar verilmişse de bu karar üçüncü kişilerin de ödeme yapmasını durdurabilecek nitelikte. olduğundan, hukuka uygun değildir. Davacı şirket hakkında icra takipleri tedbiren durdurulmuş olmakla yazılı şekilde bir tedbire hükmedilmesi de doğru değildir.

SONUÇ: Temyiz olunan hükmün yukarıda 1, 2 ve 3 sayılı bentlerde açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.04.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

T.C.

YARGITAY

12. HUKUK DAİRESİ

E. 2007/6380

K. 2007/8725

T. 1.5.2007

• İFLAS ERTELEME KARARININ BOZULMASI ( Bozmaya Uyularak Şikayetçi Şirketin 1 Yıl Süre İle İflasın Ertelenmesine Hükmedilmiş ve Bu Hüküm Kesinleşmiş İse de İflas Erteleme Tarihi Aralığı İtibariyle Şikayet Konusu İşlere Bir Hukuki Etkisi Olmadığı )

• BOZMAYA UYMA ( İflas Erteleme Kararının Bozulması – Şikayetçi Şirketin 1 Yıl Süre İle İflasın Ertelenmesine Hükmedilmiş ve Bu Hüküm Kesinleşmiş İse de İflas Erteleme Tarihi Aralığı İtibariyle Şikayet Konusu İşlere Bir Hukuki Etkisi Olmadığı )

• BORÇLUNUN TAŞINMAZLARINA HACİZ KONULMASI İŞLEMİ ( Yasaya Uygun Olduğu – Bozmaya Uyularak Şikayetçi Şirketin 1 Yıl Süre İle İflasın Ertelenmesine Hükmedilmiş ve Bu Hüküm Kesinleşmiş İse de İflas Erteleme Tarihi Aralığı İtibariyle Şikayet Konusu İşlere Bir Hukuki Etkisi Olmadığı )

• HACİZLERİN FEKKİ ( Borçlu Vekilinin İflas Erteleme Kararı Olduğundan Bahisle Hacizlerin Fekki İsteminin Reddine İlişkin Şikayete Konu İcra Müdürlüğü Kararında Bir İsabetsizlik Görülmediği )

2004/m.179/b

ÖZET: İflas erteleme kararının bozulması sonrası bozmaya uyularak … sayılı kararda şikayetçi şirketin 1 yıl süre ile iflasın ertelenmesine hükmedilmiş ve bu hüküm kesinleşmiş ise de iflas erteleme tarihi aralığı itibariyle şikayet konusu işlere bir hukuki etkisi yoktur. O halde Alacaklının talebi üzerine borçlunun taşınmazlarına haciz konulması işlemi Yasaya uygun olup, borçlu vekilinin iflas erteleme kararı olduğundan bahisle hacizlerin fekki isteminin reddine ilişkin şikayete konu icra müdürlüğü kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.

DAVA: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Borçlu şirket hakkında verilen iflas kararı, Kadıköy 4. Ticaret Mahkemesinin 19.10.2004 tarih, 2004/1374 E., 2004/969 K. sayılı kararı ile 19.10.2004 tarihinden itibaren 1 yıl süre ile ertelenmiş olup, bu karar Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 7.4.2005 tarih, 2005/2033 E. ve 2005/3760 K. sayılı ilamı ile bozulmuştur. İncelenen bozma kararı içeriğine göre, bozmanın ( esasla ilgili ) olduğu anlaşılmış, az aşağıda yapılacak hukuki nitelendirmenin bozmanın bu özelliği de gözetilerek sonuçlandırılmasının gerekli olduğu düşünülmüştür. Ticaret Mahkemesince İİK.nun 179/b maddesi uyarınca verilen erteleme süresinin 1 yıl olduğu görülmektedir.

Esasen iflasın ertelenmesi Şirketler Hukuku’na özgü geçici bir koruma olduğuna göre bozmadan sonra bu yönde oluşturulan kararın hukuken bağlayıcılığı yoktur. Bundan Başka Hukuk Genel Kurulu’nun 19.6.1991 gün, 323-391 K.; 10.9.1991 gün, 281-415 K. ile 25.9.1991 gün, 955-440 K. sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere bozulan karar geçerliliğini ve yerine getirilme niteliğini yitirdiğinden bozmadan sonra erteleme kararının Yasada öngörülen sonuçlarını sürdürmesi olanağı ortadan kalkmış olduğundan, alacaklının icra takip işlemlerine devam etmesine artık bir engel bulunmamaktadır. Bu nedenle bozma ile ortadan kalkan 19.10.2004 tarihli iflas erteleme kararının 19.10.2005 tarihinden itibaren 1 yıl süre ile uzatılmasına ilişkin Kadıköy 4. Ticaret Mahkemesinin 18.10.2005 tarihli kararının şikayete konu icra işlemlerine karşı bir hüküm ve sonucu yoktur. Ayrıca 19.10.2004 tarihli iflas erteleme kararının bozulması sonrası bozmaya uyularak 24.8.2006 tarih, 2005/756 E., 2006/513 K. sayılı kararda şikayetçi şirketin 24.8.2006 tarihinden itibaren 1 yıl süre ile iflasın ertelenmesine hükmedilmiş ve bu hüküm 20.11.2006 tarihinde kesinleşmiş ise de iflas erteleme tarihi aralığı itibariyle şikayet konusu işlere bir hukuki etkisi yoktur. O halde alacaklının talebi üzerine borçlunun taşınmazlarına 27.7.2005 tarihinde haciz konulması işlemi Yasaya uygun olup, borçlu vekilinin 19.10.2004 tarihli iflas erteleme kararı olduğundan bahisle hacizlerin fekki isteminin reddine ilişkin şikayete konu 9.6.2006 tarihi icra müdürlüğü kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. Mahkemece şikayetin reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.nun 428. maddenin uyarınca ( BOZULMASINA ) , 01.05.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

16. HUKUK DAİRESİ

E. 2007/1256

K. 2007/1537

T. 2.5.2007

• SERMAYE ŞİRKETLERİNİN İFLASINI İSTEMEK MECBURİYETİNE UYMAMAK   ( İddianame İle Dava Açılmasının Gerekmediği – Şikayetin İcra Mahkemesine Yapılacağı )

• İDDİANAMESİZ DAVA AÇILMASI ( Sermaye Şirketlerinin İflasını İstemek Mecburiyetine Uymamak Suçunda İddianame İle Dava Açılmasının Gerekmediği – Şikayetin İcra Mahkemesine Yapılacağı )

2004/m. 179, 345/a, 346, 349

ÖZET: 2004 sayılı Yasa’nın 345/a maddesine aykırılık suçunda aynı Yasa’nın 346 ve 349. maddeleri uyarınca iddianame ile dava açılmasının gerekmediği, şikayetin İcra Mahkemesine yapılacağı gözetilmelidir.

DAVA: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 345/a maddesine aykırılık suçundan sanıklar Özlem ve Esra haklarında yapılan yargılama sonucunda, anılan maddedeki yaptırımın hapis cezası olması sebebiyle Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşturma yapılması ve davanın ancak iddianame ile açılması gerektiğinden bahisle, iddialarla ilgili soruşturma yapılarak dava açılıp açılmaması hususunda gereğinin takdir ve ifası için dosyanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine dair, ( İstanbul Beşinci İcra Ceza Mahkemesi )’nin 19.09.2006 tarihli ve 2005/2065 esas, 2006/2508 sayılı kararını müteakip, iddianame ile kamu davası açılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca verilen 29.09.2006 tarihli ve 2006/39893–12467 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına, soruşturmanın sonucuna göre gerekiyorsa şüpheliler hakkında İcra ve İflas Kanunu’na muhalefette bulunmak suçundan kamu davası açılmasına ilişkin, Beyoğlu İkinci Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı’nca verilen 19.12.2006 tarihli ve 2006/1018 müteferrik sayılı kararını kapsayan dosya incelendi:

Dosya kapsamına göre, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’la değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 346/3. maddesindeki “Bu bapta yer alan suçlarla ilgili davalara, İcra Mahkemesince bakılır” ve aynı Kanun’un “Muhakeme Usulü” başlıklı 349/1. maddesindeki “Şikayet dilekçe ile veya şifahi beyanla yapılır. Dilekçeye veya dava beyanını alan İcra Mahkemesi duruşma için hemen bir gün tayin edip şikayetçinin imzasını alır ve maznuna celpname gönderir. Şahit gösterilmişse o da celp olunur.” hükümleri uyarınca anılan Kanun’da yer alan suçlar ile ilgili kovuşturmanın, doğrudan İcra Mahkemesine yapılacak şikayetler üzerine yapılması gerektiği, kaldı ki anılan Kanun’un 345/a maddesinde alacaklının şikayeti arandığı gibi bu maddede düzenlenen suç yönünden farklı bir muhakeme usulü öngörülmediği gözetilmeden itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemekle kararın 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 01.03.2007 gün ve 10904 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 14.03.2007 gün ve 2007/46038 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla,

Gereği görüşüldü:

KARAR : Dosya kapsamına göre, borçlu sanıklara isnat edilen suç, 2004 sayılı İİK’nın 345/a maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, idare ve temsil ile görevlendirilmiş kimseler veya tasfiye memurları, 179. maddeye göre şirketin mevcudunun borçlarını karşılamadığını bildirerek şirketin iflasını istemezlerse alacaklılardan birinin şikayeti üzerine on günden üç aya kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı hükme bağlanmıştır. Öte yandan, anılan Kanun’un 349. maddesinde muhakeme usulüne yer verilmiş olup, buna göre şikayetin dilekçe ile veya şifahi beyanla İcra Mahkemesine yapılacağı belirtilmiş, diğer taraftan 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 346. maddesinin son fıkrasına göre de “Bu bapta yer alan suçlarla ilgili davalara İcra Mahkemesinde bakılır” hükmü getirilmiş olması karşısında, borçlu sanıklara yöneltilen suç hakkında iddianame ile dava açılmasının gerekmediği, İcra Mahkemesine verilecek dilekçe ile yargılamaya başlanacağı hususu gözönüne alındığında itirazın reddi yerine kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.

SONUÇ: Bu nedenle, Yargıtay C. Başsavcılığı’nın kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmekle Beyoğlu İkinci Ağır Ceza Mahkemesi’nin 19.12.2006 tarihli ve 2006/1018 müteferrik sayılı kararının BOZULMASINA , sair işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesi için Yargıtay C. Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 02.05.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.

T.C.

YARGITAY

12. HUKUK DAİRESİ

E. 2007/7766

K. 2007/9355

T. 8.5.2007

• ŞİKAYET ( Takibin Durdurulmasına Rağmen İcra Müdürünün Borçluya Yeniden Ödeme Emri Gönderilmiş Olması Nedeniyle )

• TAKİBİN DURDURULMASI ( İcra Müdürünün Ödeme Emri Çıkardığı Tarihte Tedbirin Devam Etmekte Olup Olmadığının Belirlenmesinin Gerekmesi-Zira Kararda Açıkça Tedbirin Karar Verilinceye Kadar Devam Edeceğinin Yazılı Olması )

• İHTİYATİ TEDBİR ( Borçlu Şirket Hakkında Yapılmış veya Yapılacak İcra Takiplerinin-İhtiyati Haciz ve İhtiyati Tedbir Uygulamaları da Dahi Olmak Üzere Karar Verilinceye Kadar Tedbiren Durdurulmasına Karar Verilmiş Olması )

2004/m.179

ÖZET : Bu istek hakkında karar verilebilmesi için tedbir kararının verildiği 01.11.2005 tarihinden sonra Ticaret Mahkemesi’nce iflasın ertelenmesine karar verilip verilmediği ve icra müdürünün ödeme emri çıkardığı tarihte tedbirin devam etmekte olup olmadığının belirlenmesi zorunludur. Zira, kararın 5/a bendinde açıkça tedbirin ( karar verilinceye kadar ) devam edeceği yazılıdır. Bu olgu denetlenmeden sonuca gidilemez.

DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Borçlu Korçelik AŞ. hakkında Zeytinburnu 3.İcra Müdürlüğü’nün 2006/3400 sayılı dosyasında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla 18.08.2006 tarihinde başlatılan icra takibi nedeniyle gönderilen ödeme emrinin Zeytinburnu 2.İcra Mahkemesi’nin 19.09.2006 tarih 2006/306-343 E., K., sayılı kararıyla takip dayanağı çek asimin icra kasasında bulunmadığı gerekçe gösterilerek iptal edildiği anlaşılmıştır.

İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2005/432 esas sayılı dosyasında ise 01.11.2005 tarihinde borçlu şirket hakkında ( yapılmış veya yapılacak icra takiplerinin ) ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir uygulamaları da dahil olmak üzere ( karar verilinceye kadar ) tedbiren durdurulmasına karar verildiği görülmektedir.

Anılan karar takibin durdurulmasını gerektirir. Buna rağmen icra müdürünün takibe konu çek aslı icra kasasına sunulduktan sonra borçluya yeniden ödeme emri gönderdiği ve bunun 06.10.2006 tarihinde tebliğ edildiği saptanmıştır. Borçlu vekili icra müdürünün bu işleminin tedbir kararına aykırı olduğunu ileri sürmekte ve iptalini talep etmektedir. Bu istek hakkında karar verilebilmesi için tedbir kararının verildiği 01.11.2005 tarihinden sonra Ticaret Mahkemesi’nce iflasın ertelenmesine karar verilip verilmediği ve icra müdürünün ödeme emri çıkardığı tarihte tedbirin devam etmekte olup olmadığının belirlenmesi zorunludur. Zira, kararın 5/a bendinde açıkça tedbirin ( karar verilinceye kadar ) devam edeceği yazılıdır. Bu olgu denetlenmeden sonuca gidilemez.

O halde, mahkemece İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2005/432 esas sayılı dosyası getirtilerek İİK.nun 179/b maddesi de gözetilip sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.nun 428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ), 08.05.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2007/2159

K. 2007/6816

T. 28.6.2007

• İFLASIN ERTELENMESİ DAVASINA MÜDAHALE ( Davanın Her Aşamasında Mümkün Olduğu – Herhangi Bir Süreye Bağlı Olmadığı )

• MÜDAHALE TALEBİ ( İflasın Ertelenmesi Davasına Müdahale Talebinde Bulunma Davanın Her Aşamasında Mümkün Olduğu )

• İFLASIN ERTELENMESİ HALİNDE ALINACAK İHTİYATİ TEDBİRLER ( Maddi Hukuka İlişkin Hak ve Def’ileri Engellememesi 3. Kişilerin Maddi Hukuka Dayalı Haklarını Etkilememesi Gerektiği )

• HAK VE DEF’İ ( İflasın Ertelenmesi Halinde Alınacak İhtiyati Tedbirlerin Maddi Hukuka İlişkin Hak ve Def’ileri Engellememesi 3. Kişilerin Maddi Hukuka Dayalı Haklarını Etkilememesi Gerektiği )

2004/m.178, 179

ÖZET: İflasın ertelenmesine davasına müdahale talebinde bulunma, davanın her aşamasında mümkün olup herhangi bir süreye bağlı değildir.

İflasın ertelenmesi halinde alınacak ihtiyati tedbirlerin maddi hukuka ilişkin hak ve def’ileri engellememesi, üçüncü kişilerin maddi hukuka dayalı haklarını etkilememesi gerekir.

DAVA: Taraflar arasındaki iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde bir kısım müdahiller vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konulup düşünüldü:

KARAR: İstem İflasın ertelenmesine ilişkindir.

Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve alınan bilirkişi kurulu raporuna göre, davacı şirketlerin borca batık durumda bulunduğu ve sunulan iyileşme projesinin ciddi ve inandırıcı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, iflasın bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiş; hüküm bir kısım müdahiller vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle birden çok şirketin müştereken açacakları bir dava ile iflasın ertelenmesini talep etmelerinde usul ve yasaya aykırı yön bulunmaması nedeniyle müdahiller vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Müdahil İsistaş A.Ş. tarafından 17.11.2006 günü temyiz isteminde bulunulmuşsa da mahkemece müdahale talebinin yasal süre içinde yapılmadığından bahisle bu işlem 20.11.2006 günü ek kararla reddedilmiş, istem sahibi bu red kararının temyizen kaldırılarak hüküm esastan bozulmasını istemiştir. İflasın ertelenmesi taleplerinde her aşamada müdahale isteminde bulunulabileceğinden yerel mahkemenin 20.11.2006 günü ek kararının kaldırılmasına ve bu müdahil yönünden de temyiz incelemesi yapılmasına karar verilmiştir.

3- a ) Davacılar vekili dava dilekçesi ekinde bir takım mali tablolar sunmuş, bilirkişi heyeti de bu çerçevede borca batıklığı ve projenin ciddiliğini incelemişlerdir. Davacı yanca 01.06.2005 tarihinde borçlarını gösteren ek bir liste verilmiş bununla davalının 9.868.961,18 YTL. İlave risk altında olduğu, bu kapsamdaki bir takım kefaletlerle teminat senetlerinin davacılardan istenebilir hale geldiği anlaşılmıştır.

Bu beyan üzerine yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmışsa da, bu yeni mali durum karşısında iyileştirme projesinin ciddiliğinin ve inandırıcılığının ne ölçüde sürdüğü hususu değerlendirme dışında tutulmuştur. Oysa alınan ek bilirkişi raporunda ilave risklerin de iyileştirme projesi ile aşılabilecek durumda olup olmadığının ve özellikle bir kısım grup şirketi olan bu şirketlere rücu halinde mali yapının ne şekilde oluşacağının tesbiti gerektiği halde bu yön incelenmemiştir.

b ) İflasın ertelenmesinde kural olarak şirkete yeni mali kaynaklar bulunması beklenir. Alınan bilirkişi raporunda yönetim kurulu başkanına ait bir kısım taşınmazların şirkete satıldığı, ancak bu alımlar nedeni ile şirketin pasifinin artmadığı, zira satış bedeli 1.811.200, YTL.nin, adı geçenin apel borcu olan 2.992.500,-YTL. den mahsup edildiği belirtilmiştir. Bu durumda ortakların sermaye koyma taahhüdünü tam olarak yerine getirmedikleri anlaşılmaktadır. Oysa iyileştirme projesinde bu hususa değinilmesi karşısında, erteleme isteminin ciddi olmadığı göz önünde bulundurulmalıdır.

c ) Borçlunun müracaatıyla iflasa ve bu kapsamda iflasın ertelenmesine ilişkin İcra ve İflas Kanunu’nun 178 nci maddesine göre davacı alacaklılarının tam bir listesini mahkemeye dava dilekçesi ekinde sunmalıdır. Somut olayda böyle bir liste sunulmamış, yargılama süreci içinde yeni borç beyanları yapılmıştır.

d ) Davacılar vekilinin 01.06.2005 tarihli beyanında, grup şirketlerinden olduğu anlaşılan Ece Tekstil A.Ş. lehine 2.817.880,-YTL tutarlı teminat senedi verildiği ve alacaklının bu senetten doğan alacağı kendilerinden istediğini bildirmiş; davacı şirket yönetim kurulu üyesi İhsan Ertuğrul ise 08.09.2006 tarihli duruşmadaki beyanında bu şirketin borca batık olmadığını ve bu şirketle aralarında alacaklılık ilişkisi bulunmadığını savunmuştur. Çelişki taşıyan bu iki beyana göre, davacıların borçlarının miktarının da belirsiz olduğu anlaşılmaktadır.

e ) Sunulan iyileştirme projesinde ağırlıklı olarak Mısırlı Tekstil San. Tic. AŞ. nin iflas halinden kurtulmasına ilişkin tedbirler öngörülmüş, diğer davacı Mısırlı Dağıtım Paz. A.Ş. hakkında ciddi bir tedbirden söz edilmemiştir. Bilirkişi incelemesinde de anılan şirket hakkında detaylı bir inceleme yapılmadığı anlaşılmaktadır.

f ) İyileştirme projesine göre davacı şirketlerin faaliyette bulundukları fabrikayı kapatarak daha küçük bir atölyeye taşınacakları ve işin % 20’lik kısmını tekstile özgüleyecekleri belirtilmiştir. Bu durumda atölyede yapılacak üretime ilişkin siparişlerin mevcudiyeti saptanmalı ve ödenecek kira bedelinin davacı şirketlerin mali yapısına etkisi tartışılmalıdır.

g ) İflasın ertelenmesi halinde alınacak ihtiyati tedbirlerin maddi hukuka ilişkin hak ve def’ileri engellememesi, üçüncü kişilerin maddi hukuka dayalı haklarını etkilememesi gerekir. Mahkemece verilen kararının hüküm kısmının 5 sayılı bendinde takas, mahsup, hapis, protesto ve temlik gibi hukuki işlem ve def’ilerin durdurulmasına dair verilen karar kabul şekli itibarı ile yukarıdaki ilkeye aykırıdır.

h ) İcra ve İflas Kanunu’nun 179/b maddesinin ikinci fıkrasına göre faizlerin teminatlandırılması hakkındaki tedbirler mahkemece alınmalıdır. Bunların kayyuma bırakılması da kabul şekli itibariyle hatalıdır.

Eksik inceleme ile karar verilmez. Yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda inceleme yapılarak bir hüküm verilmek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda 1 sayılı bentte açıklanan nedenle müdahiller vekillerinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 sayılı bentte açıklanan nedenlerle müdahil İsistaş A.Ş. vekilinin temyiz isteminin kabulüyle 20.11.2006 günü ek kararın KALDIRILMASINA, 3 sayılı bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 28.06.2007 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

T.C.

YARGITAY

12. HUKUK DAİRESİ

E. 2008/606

K. 2008/3387

T. 25.2.2008

• İFLASIN ERTELENMESİ ( Kararından Önceki Bir Yıl İçinde Tahakkuk Etmiş İşçilik Alacakları İçin Takip Yapılabileceği )

• İŞÇİLİK ALACAKLARI İÇİN TAKİP ( İflasın Ertelenmesi Kararından Önceki Bir Yıl İçinde Tahakkuk Etmiş İşçilik Alacakları İçin Takip Yapılabileceği )

• ÖNCEKİ 1 YIL İÇİNDE TAHAKKUK EDEN ALACAKLAR ( İflasın Ertelenmesi Kararından Önceki Bir Yıl İçinde Tahakkuk Etmiş İşçilik Alacakları İçin Takip Yapılabileceği )

2004/m.179/b, 206

ÖZET: İflasın ertelenmesi kararı üzerine borçlu aleyhine icra takibi yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur. Ancak iflasın ertelenmesi kararından önceki bir yıl içinde tahakkuk etmiş işçilik alacakları için takip yapılabilir. İflasın ertelenmesi tarihinden önceki bir yıldan daha önce tahakkuk etmiş alacaklar söz konusu istisnadan yararlanamaz.

DAVA: Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : İİK’nun 179/b maddesinde ( Erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 Sayılı Kanuna göre yapılan takiplerde dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur … ) düzenlemesine yer verilmiştir.

Aynı maddenin 3. bendinde ise ( 206’ncı maddenin birinci sırasında yazılı alacaklar için haciz yoluyla takip yapılabilir ) biçiminde öngörülen istisna hükmü esas alındığında, İİK.’nun 206/1. maddesinde yazılı olan ( işçilerin, iş ilişkisine dayanan ve iflasın açılmasından önceki 1 yıl içinde tahakkuk etmiş ihbar ve kıdem tazminatları dahil alacakları ile iflas nedenleriyle iş ilişkisinin sona ermesi üzerine hak etmiş oldukları ihbar ve kıdem tazminatları ) bakımından haciz yolu ile takip yapılmasının mümkün olduğu sonucuna varılmalıdır.

İİK’ nun 206. maddesinde yazılı bulunan “iflasın açılmasından önceki bir yıl” ifadesiyle belirlenen sürenin; iflasın ertelenmesinde “erteleme kararının verildiği tarihten önceki bir yıl” olarak kabulü gerekir.

Yukarıdaki ilkeleri vurgulayan mahkemenin gerekçesi yasaya uygundur. Ancak, İİK’ nun 206/1. maddesinde öngörülen ( alacağın tahakkuk tarihi ) İcra mahkemesince tespit edildiği üzere 28.10.2005 olup, iflasın ertelemesi tarihinden önceki bir yıldan daha öncedir. Bu durumda, alacaklı söz konusu istisnadan yararlanma hakkına sahip bulunmadığından mahkemece istemin kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsizdir.

SONUÇ : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 25.02.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

12. HUKUK DAİRESİ

E. 2008/1120

K. 2008/4000

T. 4.3.2008

• İFLASIN ERTELENMESİ DAVASI ( Verilen Tedbir Kararından Sonra 6183 SK Kapsamındaki Takipler de Dahil Olmak Üzere Borçlu Aleyhine Hiçbir Takip Yapılamayacağı – Evvelce Başlamış Takipler İse Duracağı )

• HACİZLERİN KALDIRILMASI ( İflasın Ertelenmesi Nedeniyle Verilen Tedbir Kararından Sonra İcra Takibi Yapıldığı ve Haciz İhbarnameleri Gönderilmesi Nedeniyle )

• TAKİPLERİN DURMASI ( İflasın Ertelenmesi Davasında Verilen Tedbir Kararından Sonra 6183 SK Kapsamındaki Takipler de Dahil Olmak Üzere Borçlu Aleyhine Hiçbir Takip Yapılamayacağı-Evvelce Başlamış Takipler İse Duracağı )

• TEDBİR KARARI ( İflasın Ertelenmesi Nedeniyle Verilen Tedbir Kararından Sonra İcra Takibi Yapıldığı ve Haciz İhbarnameleri Gönderildiği – Hacizlerin Kaldırılmasına Karar Verilmesi Gereği )

2004/m. 89, 179/b, 206

ÖZET : İflasın ertelenmesi davası nedeniyle verilen tedbir kararından sonra borçlu aleyhine 6183 Sayılı Kanun kapsamındaki takipler de dahil hiçbir takip yapılamaz; daha önce başlamış takipler ise durur. Dosya kapsamından tedbir kararından sonra icra takibi yapıldığı ve haciz ihbarnameleri gönderildiği anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında hacizlerin kaldırılmasına karar verilmelidir.

DAVA: Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR: Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;

İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2007/175 Esas sayılı iflasın ertelenmesi davasında verilen 19.03.2007 tarihli ihtiyati tedbir kararı ile İİK’nun 206. maddesinde düzenlenen 1. sıradaki alacaklar hariç hangi sebebe dayanırsa dayarınsın, icra takiplerinin durdurulmasına karar verildiği, alacaklının ise bu tarihten sonra 02.11.2007 tarihinde icra takibine başladığı ve 29.11.2007 tarihinde borçluların 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının haczi için İİK’nun 89/1. maddesi uyarınca haciz ihbarları gönderildiği anlaşılmıştır.

İİK’nun 179/b madde hükmü gereğince açılan iflasın ertelenmesi davası nedeniyle verilen bu tedbir kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 Sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere, hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler de durur. O halde mahkemece borçluların talebi ile bağlı kalınarak ihtiyati tedbir kararının verildiği 19.03.2007 tarihinden sonra başlatılan İcra takibinde İİK’nun 89/1. maddesi uyarınca haciz ihbarları gönderilmek suretiyle borçluların 3. kişilerdeki hak ve alacakları üzerine konulan haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin reddi isabetsizdir.

SONUÇ : Borçlular vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA ), 04.03.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2007/9249

K. 2008/2683

T. 20.3.2008

• İFLASIN ERTELENMESİ DAVASI ( Ertelemeye Karar Verilebilmesi İçin Erteleme Talebinde Bulunan Şirketin Borca Batık Durumda Olması Borca Batık Durumdaki Şirketin Islahının Mümkün Bulunması Gerektiği )

• ERTELEME TALEBİ ( İflasın Ertelenmesi İçin Erteleme Talebinde Bulunan Şirketin Borca Batık Durumda Olması Borca Batık Durumdaki Şirketin Islahının Mümkün Bulunması Gerektiği )

• ŞİRKETİN BORCA BATIK OLMASI ( İflasın Ertelenmesine Karar Verilebilmesi İçin Erteleme Talebinde Bulunan Şirketin Borca Batık Durumda Olması Borca Batık Durumdaki Şirketin Islahının Mümkün Bulunması Gerektiği )

2004/m.179

6762/m.324

ÖZET: İflasın ertelenmesine karar verilebilmesi için erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık durumda olması, borca batık durumdaki şirketin ıslahının mümkün bulunması gerekir. Erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık durumda olması ancak mali durumunu iyileştirmesinin mümkün bulunmaması halinde iflasına karar verilir.

DAVA: Davacı vekilince hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahiller Hazine … Elektrik A.Ş. ve Orman İdaresi vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR: Davacı vekili, müvekkili şirketin makara ve kapı üretim tesisi bulunduğunu, ülkede mevcut ekonomik kriz nedeniyle borçlarını ödeyemez hale geldiğini, borca batık durumda olan şirketin aldığı siparişler ve diğer önlemlerle mali durumunu iyileştirebileceğini ileri sürerek iflasın ertelenmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece davacı şirketin iflasın ertelenmesi için zorunlu koşulların oluşmadığı gerekçesiyle iflasına karar verilmiş, karar Hazine,…Elektrik A.Ş. ve Orman İdaresi tarafından temyiz edilmiştir.

İflasın ertelenmesine karar verilebilmesi için erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık durumda olması, borca batık durumdaki şirketin ıslahının mümkün bulunması gerekir. Erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık durumda olması ancak mali durumunu iyileştirmesinin mümkün bulunmaması halinde İİK’nun 179., TTK’nun 324. maddesi uyarınca iflasına karar verilir. Oysa erteleme talebinde bulunan şirketin malvarlığının borçlarını karşılamaya yettiği, borca batık durumda olmadığı bilirkişi kurulunun asıl ve ek raporunda belirtilmiştir. Bu durumda erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık durumda olmadığının tespiti ile erteleme talebinin reddine karar verilmekle yetinmek gerekirken iflasa karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.03.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2008/9249

K. 2008/2683

T. 20.3.2008

• İFLASIN ERTELENMESİ ( Talebinde Bulunan Şirketin Malvarlığı Borçlarını Karşılamaya Yetiyorsa Erteleme Talebinin Reddedileceği – İflas Kararı Verilemeyeceği )

• İFLAS KARARI ( İflasın Ertelenmesi Talebinde Bulunan Şirketin Malvarlığı Borçlarını Karşılamaya Yetiyorsa Erteleme Talebinin Reddedileceği Ancak İflas Kararı Verilemeyeceği )

• MALVARLIĞIN BORÇLARI KARŞILAMAYA YETMEMESİ ( İflasın Ertelenmesi Talebinde Bulunan Şirketin Malvarlığı Borçlarını Karşılamaya Yetiyorsa Erteleme Talebinin Reddedileceği Ancak İflas Kararı Verilemeyeceği )

2004/m. 179

6762/m. 324

ÖZET: İflasın ertelenmesine karar verilebilmesi için erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık olması, borca batık durumdaki şirketin ıslahının mümkün olması gerekir. Erteleme talebinde bulunan şirketin mali durumunu iyileştirmesi mümkün değil ise iflasa karar verilir. Erteleme talebinde bulunan şirketin malvarlığı borçlarını karşılamaya yetiyorsa, bu durumda borca batık olmadığının tespitine ve erteleme talebinin reddine karar verilmekle yetinmek gerekirken iflasa karar verilmesi hatalıdır.

DAVA: Davacı vekilince hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahiller Hazine, Elektrik A.Ş. ve Orman İdaresi vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR: Davacı vekili, müvekkili şirketin makara ve kapı üretim tesisi bulunduğunu, ülkede mevcut ekonomik kriz nedeniyle borçlarını ödeyemez hale geldiğini, borca batık durumda olan şirketin aldığı siparişler ve diğer önlemlerle mali durumunu iyileştirebileceğini ileri sürerek iflasın ertelenmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece davacı şirketin iflasın ertelenmesi için zorunlu koşulların oluşmadığı gerekçesiyle iflasına karar verilmiş, karar Hazine, Elektrik A.Ş. ve Orman İdaresi tarafından temyiz edilmiştir.

İflasın ertelenmesine karar verilebilmesi için erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık durumda olması, borca batık durumdaki şirketin ıslahının mümkün bulunması gerekir. Erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık durumda olması ancak mali durumunu iyileştirmesinin mümkün bulunmaması halinde İİK’nun 179., TTK’nun 324. maddesi uyarınca iflasına karar verilir.

Oysa erteleme talebinde bulunan şirketin malvarlığının borçlarını karşılamaya yettiği, borca batık durumda olmadığı bilirkişi kurulunun asıl ve ek raporunda belirtilmiştir. Bu durumda erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık durumda olmadığının tespiti ile erteleme talebinin reddine karar verilmekle yetinmek gerekirken iflasa karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.03.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

12. HUKUK DAİRESİ

E. 2008/2740

K. 2008/5615

T. 21.3.2008

• KIDEM VE İHBAR TAZMİNATI ( İflas Nedeniyle İş İlişkisinin Sona Ermesi Nedeniyle İşçilerin Hak Etmiş Oldukları – Haciz Yolu İle Takip Yapılabileceği )

• İŞÇİLİK ALACAKLARI ( İflas Nedeniyle İş İlişkisinin Sona Ermesi Nedeniyle İşçilerin Hak Etmiş Oldukları – Haciz Yolu İle Takip Yapılabileceği )

• HACİZ YOLU İLE TAKİP YAPILABİLMESİ ( İşçilerin İş İlişkisine Dayanan ve İflasın Açılmasından Önceki 1 Yıl İçinde Tahakkuk Etmiş İhbar ve Kıdem Tazminatı Dahil Alacaklarının Tümü )

• İFLAS NEDENİYLE İŞ İLİŞKİSİNİN SONA ERMESİ ( İşçilerin İflasın Açılmasından Önceki 1 Yıl İçinde Tahakkuk Etmiş İhbar ve Kıdem Tazminatı Dahil Alacaklarının Tümünü Haciz Yolu İle Takip Edebilecekleri )

2004/m. 179/b-3, 206/1

1475/m. 13, 14

ÖZET : İİK’ nun 179/b maddesi 3.fıkrasında 206.maddenin 1. sırasında yazılı alacaklar için haciz yolu ile takip yapılabileceği belirlenmiştir. Bu alacaklar, işçilerin iş ilişkisine dayanan ve iflasın açılmasından önceki 1 yıl içinde tahakkuk etmiş ihbar ve kıdem tazminatı dahil alacakları ile iflas nedeniyle iş ilişkisinin sona ermesi nedeniyle hak etmiş oldukları ihbar ve kıdem tazminatlarıdır.

DAVA: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR: Alacaklı, 13.10.2007 tarihli belgeye dayanarak 14.11.2007 tarihinde kıdem tazminatı, diğer işçi alacakları ve bunların faizine ilişkin olarak genel haciz yolu ile takip başlatmıştır.

Takibin kesinleşmesi üzerine alacaklının icra dosyasında işlem yapmasına ilişkin talebi icra müdürlüğünce İİK’nun 179/b maddesi nedeniyle reddedilerek takibin durdurulmasına karar verilmiştir. Ancak, İİK’ nun 179/b maddesi 3.fıkrasında 206.maddenin 1. sırasında yazılı alacaklar için haciz yolu ile takip yapılabileceği belirlenmiştir. Bu alacaklar, işçilerin iş ilişkisine dayanan ve iflasın açılmasından önceki 1 yıl içinde tahakkuk etmiş ihbar ve kıdem tazminatı dahil alacakları ile iflas nedeniyle iş ilişkisinin sona ermesi nedeniyle hak etmiş oldukları ihbar ve kıdem tazminatlarıdır.

Açıklanan madde hükmünden de anlaşılacağı üzere iflasın açılmasından 1 yıl önce tahakkuk etmiş ve edecek işçi alacakları bu madde kapsamında sayılır. Somut olayda, gözlendiği gibi 25.04.2007 tarihinde 1 yıl süreyle iflasın ertelenmesine karar verildikten sonra 13.10.2007 tarihli belgeyle oluşan işçi alacakları İİK’ nun 179/b-3.maddesindeki istisna kapsamında kaldığından mahkemece icra müdürü işleminin iptaline karar vermek gerekirken şikayetin reddi isabetsizdir.

SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’ nun 428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ), 21.03.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

12. HUKUK DAİRESİ

E. 2008/3745

K. 2008/6403

T. 31.3.2008

• İFLASIN AÇILMASI ( Açılmasından Bir Yıl Önce Tahakkuk Etmiş ve Edecek İşçi Alacakları İçin Takip Yapılabileceği )

• İŞÇİLİK ALACAKLARININ TAHSİLİ ( İflasın Açılmasından Bir Yıl Önce Tahakkuk Etmiş ve Edecek İşçi Alacakları İçin Takip Yapılabileceği )

• KIDEM TAZMİNATI ( İflasın Açılmasından Bir Yıl Önce Tahakkuk Etmiş ve Edecek İşçi Alacakları İçin Takip Yapılabileceği )

2004/m. 179/b, 206

1475/m. 14

ÖZET: Alacaklı, kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacaklarının tahsili amacıyla ilamsız icra takibi yapmış; takibin kesinleşmesi üzerine haciz talep edilmiş, icra müdürü iflas nedeniyle takibin durdurulmasına karar vermiştir. İflasın açılmasından bir yıl önce tahakkuk etmiş ve edecek işçi alacakları için takip yapılabilir. Anılan hüküm dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.

DAVA: Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR: Alacaklı, 13.10.2007 tarihli belgeye dayanarak 14.11.2007 tarihinde kıdem tazminatı, diğer işçi alacakları ve bunların faizine ilişkin olarak genel haciz yolu ile takip başlatmıştır.

Takibin kesinleşmesi üzerine alacaklının İcra dosyasında işlem yapmasına ilişkin talebi İcra müdürlüğünce İİK’ nun 179/b maddesi nedeniyle reddedilerek takibin durdurulmasına karar verilmiştir. Ancak, İİK’ nun 179/b maddesi 3. fıkrasında 206. maddenin 1. sırasında yazılı alacaklar için haciz yolu ile takip yapılabileceği belirlenmiştir. Bu alacaklar, işçilerin iş ilişkisine dayanan ve iflasın açılmasından önceki 1 yıl içinde tahakkuk etmiş ihbar ve kıdem tazminatı dahil alacakları ile iflas nedeniyle iş ilişkisinin sona ermesi nedeniyle hak etmiş oldukları ihbar ve kıdem tazminatlarıdır.

Açıklanan madde hükmünden de anlaşılacağı üzere iflasın açılmasından 1 yıl önce tahakkuk etmiş ve edecek işçi alacakları bu madde kapsamında sayılır. Bu nedenle, somut olayda, gözlendiği gibi 25.04.2007 tarihinde 1 yıl süreyle iflasın ertelenmesine karar verildikten sonra 13.10.2007 tarihli belgeyle oluşan işçi alacakları İİK.’nun 179/b–3. maddesindeki istisna kapsamında kaldığından mahkemece İcra müdürü işleminin iptaline karar vermek gerekirken şikayetin reddi isabetsizdir.

SONUÇ : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366. ve HUMK 428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ), 31.03.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2007/10786

K. 2008/4039

T. 17.4.2008

• İFLASIN ERTELENMESİ ( Karar Verilebilmesi İçin Erteleme Talebinde Bulunan Şirketin Borca Batık Durumda Olması ve Mali Durumunu İyileştirmesinin Kuvvetle Muhtemel Bulunması Gerektiği )

• BORCA BATIK DURUMDA OLMA ( İflasın Ertelenmesine Karar Verilebilmesi İçin Erteleme Talebinde Bulunan Şirketin Borca Batık Durumda Olması ve Mali Durumunu İyileştirmesinin Kuvvetle Muhtemel Bulunması Gerektiği )

• İYİLEŞTİRME PROJESİNİN İNANDIRICILIĞI ( Sermayesinin %99’u İflasın Ertelenmesi Talebinde Bulunan ve Davası Devam Eden Davacı Şirketin İnandırıcı Olduğunun Kabul Edilemeyeceği )

• DIŞ KAYNAK SERMAYE KOYMA ( İflasın Ertelenmesi – Sermayesinin %99’u İflasın Ertelenmesi Talebinde Bulunan ve Davası Devam Eden Davacı Şirketin İnandırıcı Olduğunun Kabul Edilemeyeceği )

2004/m.179

ÖZET: İflasın ertelenmesine karar verilebilmesi için erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık durumda olması ve mali durumunu iyileştirmesinin kuvvetle muhtemel bulunması gerekir. Davacı dilekçesine eklediği iyileştirme projesinde sermaye artırımı yapılacağını, elde edilecek karla iyileşmenin sağlanacağını belirtmiştir. Sermayesinin %99’u iflasın ertelenmesi talebinde bulunan ve davası devam eden davacı şirketin inandırıcı olduğu kabul edilemez. Mahkemece bu yönler gözetilerek bir karar verilmesi gerekir.

DAVA : Davacı tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahiller HSBC, T.İş Bankası, Türkiye Sınai ve Kalkınma Bankası vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, 1991 yılında kurulan şirketin halı üretiminde kullanılan poliproplen iplik ürettiğini, şirketin %99 hissesinin Gümüşsuyu A.Ş.’ne ait olduğunu, Gümüşsuyu AŞ’nin iflasın ertelenmesi talebinin devam ettiğini, müvekkili şirketin borca batık halde bulunduğunu, sermaye artırımı yapılacağını ve alacaklılarla yeni ödeme planı hazırlanacağını ileri sürerek iflasın ertelenmesini talep etmiştir.

Mahkemece erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık durumda olduğu, yeni kaynak girişi sağlayarak iyileşmesinin kuvvetle muhtemel olduğu gerekçesiyle iflasın 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiş, karar HSBC Bank AŞ, İş Bankası AŞ ve TSKB AŞ. Tarafından temyiz edilmiştir.

İflasın ertelenmesine karar verilebilmesi için erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık durumda olması ve mali durumunu iyileştirmesinin kuvvetle muhtemel bulunması gerekir. Davacı dilekçesine eklediği iyileştirme projesinde sermaye artırımı yapılacağını, elde edilecek karla iyileşmenin sağlanacağını belirtmiştir.

Projede sermaye artırımı yapılacağını belirten davacı şirketin sermaye artırımı ile ilgili somut bir önerisi bulunmamaktadır. Ayrıca borçlarının yapılandırılması için Anadolu Yaklaşımı olarak bilinen talebin kabul edildiğine ilişkin bilgi ve belge sunulmamıştır. Sermayesinin %99’u iflasın ertelenmesi talebinde bulunan ve davası devam eden davacı şirketin inandırıcı olduğu kabul edilemez. Mahkemece bu yönler gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.04.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2008/1591

K. 2008/9270

T. 9.10.2008

• İFLASIN ERTELENMESİ TALEBİ ( Borca Batıklık Durumunun Varlığı ve Mali Durumun İyileştirilmesinin Mümkün Olup Olmadığı Özel ve Teknik Bilgiyi Gerektirdiğinden Bu Konularda Uzman Bilirkişi Görüşü Alınması Gerektiği )

• BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ ( İflasın Ertelenmesi Talebi – Borca Batıklık ve Mali Durumun İyileştirilmesinin Mümkün Olup Olmadığı Konularında Bilirkişi Görüşü Alınması Gereği )

• BORCA BATIKLIK VE MALİ DURUMUN İYİLEŞTİRİLMESİ ( Mümkün Olup Olmadığı Konularında Bilirkişi Görüşü Alınması Gereği – İflasın Ertelenmesi Talebi )

2004/m.179

1086/m.275, 286

ÖZET: Dava, iflasın ertelenmesi talebine ilişkindir. Borca batıklık durumunun varlığı ve mali durumun iyileştirilmesinin mümkün olup olmadığı özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden bu konularda uzman bilirkişi görüşü alınmalıdır. Bilirkişinin oy ve görüşü hakimi bağlamaz ise de bu tür davalarda hakimin bilirkişi yerine geçerek olayı çözmesi usule aykırıdır. Açıklanan hususlar dikkate alınmadan yerel mahkemece iflasa karar verilmesi hatalıdır.

DAVA: Davacı vekili tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince her ne kadar duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de konu itibariyle bu isteğin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR: Davacı vekili, 1995 yılında tescil edilerek kurulan müvekkili şirketin 1.000.000.- YTL sermayesi bulunduğunu, ev tekstili konusunda faaliyette bulunan şirketin büyük ölçüde fason üretim yaptığını, 2006 yılında yapılan yatırımlar nedeniyle şirketin mali durumunun bozulduğunu, borca batık hale gelen şirketin yatırımların tamamlanarak üretime dönüşmesi ile mali durumunu düzeltebileceğini ileri sürerek iflasın 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesine talep ve dava etmiştir.

Mahkemece davacı şirketin borca batık durumda olduğu, iyileştirme projesin ciddi ve inandırıcı olarak kabul edilebilmesi için projede öngörülen hedeflerin şirketi borca batık olmaktan çıkarabilecek somut bilgi ve belgelere dayanması gerektiği, davacı şirketin iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olduğunu gösteren ayrıntılı fizibilite raporu, maliyet raporu, makine parkının faaliyete geçmesi için gerekli giderler ve beklenen gelirlerle ilgili belgelerin sunulmadığı, bu önerinin somut ve inandırıcı olmadığı, taşınmaz satışından elde edilecek gelirle ilgili önerinin taşınmazlar üzerinde takyidatlar olması nedeniyle inandırıcı kabul edilemeyeceği gerekçesiyle iflasa karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Borca batıklık bildirimi üzerine borca batıklık durumunun ve mali durumun iyileştirilmesinin mümkün olup olmadığı yönünden bilirkişi incelemesi yapılmalıdır. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümü mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez ( HUMK. m. 275 ). Ancak çözümü özel ve teknik bilgili gerektiren uyuşmazlıkta mahkemenin, bilirkişinin oy ve görüşünü alması gerekir.

Borca batıklık durumunun varlığı ve mali durumun iyileştirmesi ümidinin bulunup bulunmadığı özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiğinden bu konuda uzman bilirkişinin oy ve görüşü alınmalıdır.

HUMK’nun 286. maddesi uyarınca bilirkişinin oy ve görüşü hakimi bağlamasa da bu tür hallerde hakimin bilirkişi yerine geçerek olayı çözmesi usule uygun düşmez. Bilirkişi raporu yeterli değilse yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmalı veya bilirkişiden açıklık olmayan konularda ek ve tamamlayıcı görüş alınarak uyuşmazlık çözümlenmelidir. Somut olayda bilirkişi kurulu erteleme talebinde bulunan anonim şirketin sunduğu projenin mali durumun ıslahını sağlayacak nitelikte olduğunu belirtmiştir.

Mahkemece mali durumun iyileştirilmesi konusunda yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılmadan veya bilirkişi kurulundan ek ve tamamlayıcı rapor alınmadan proje ve raporun ciddi ve inandırıcı olmadığı gerekçesiyle borçlu anonim şirketin iflasına karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 09.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2008/6412

K. 2008/9654

T. 16.10.2008

• İFLASIN ERTELENMESİ ( Davacının İşlerinin Devam Ettiği ve Durumunun Düzeleceği Yönündeki İddiası – Davacının İşleri İle İlgili Araştırma Yapılacağı/Yetersiz Bilirkişi Raporuna Dayanılarak Hüküm Kurulamayacağı )

• BİLİRKİŞİ RAPORU ( İflasın Ertelenmesi Talebi – Davacı Açısından İflasın Ertelenmesi Koşullarının Oluşup Oluşmadığının Raporda Belirtilmediği/Yetersiz Rapora Dayanarak Hüküm Kurulamayacağı )

2004/m.179

ÖZET: Davacı vekili, toplu yemek üretimi ve servisi alanında faaliyet gösteren şirketin sermayesinin 1.500.000.YTL. olduğunu, üretimini artırmak için kapalı alana sahip olacak yemek fabrikası inşaatına başlandığını, hammadde giriş fiyatlarının artması nedeniyle şirketin mali durumunun bozulduğunu, aktiflerinin pasiflerini karşılayamaz hale geldiğini, ortakların sermaye artırımına giderek şirketteki alacaklarını almayacaklarını, şirketin işlerinin devam ettiğini, mevcut işler ve fabrikanın üretime geçmesinden sonra mali durumunu düzeltebileceğini ileri sürerek iflasın ertelenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Bilirkişi raporunda iflasın ertelenmesi koşulları yönünden genel açıklamalar yapılmış olup, erteleme talebinde bulunan şirket yönünden bu koşulların nasıl gerçekleştiği yeterli bir şekilde açıklanmamıştır. Mahkemece eksikliklerin tamamlanması gerekir.

DAVA: Davacı vekili tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde bir kısım müdahiller vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR: Davacı vekili, toplu yemek üretimi ve servisi alanında faaliyet gösteren şirketin sermayesinin 1.500.000.-YTL. olduğunu, üretimini artırmak için 4500 m2 kapalı alana sahip olacak yemek fabrikası inşaatına başlandığını, hammadde giriş fiyatlarının artması nedeniyle şirketin mali durumunun bozulduğunu, aktiflerinin pasiflerini karşılayamaz hale geldiğini, ortakların sermaye artırımına giderek şirketteki alacaklarını almayacaklarını, şirketin GATA Komutanlığı, Balıkesir Bakım Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı ve Gazi Üniversitesi Hastanesi’ndeki işlerinin devam ettiğini, mevcut işler ve fabrikanın üretime geçmesinden sonra mali durumunu düzeltebileceğini ileri sürerek iflasın ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece davacı şirketin borca batık durumda olduğu, iyileştirme projesinin ciddi, inandırıcı ve uygulanabilir bulunduğu, iflasın ertelenmesi için gerekli koşulların oluştuğu gerekçesiyle iflasın 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiş, hüküm bir kısım müdahil alacaklılar tarafından temyiz edilmiştir.

Hakimin reddine yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.

İflasın ertelenmesi talebinin kabul edilebilmesi için erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık durumda olması ve mali durumunu iyileştirme ümidinin bulunması gerekir.

Mahkemece bilirkişi incelemesi yapılarak hüküm kurulmuşsa da bilirkişi raporu borca batıklık ve iyileştirme yönünden yeterli ve Yargıtay denetimine elverişli değildir. Bilirkişi raporunda iflasın ertelenmesi koşulları yönünden genel açıklamalar yapılmış olup, erteleme talebinde bulunan şirket yönünden bu koşulların nasıl gerçekleştiği yeterli bir şekilde açıklanmamıştır.

Bilirkişi raporuna itirazlar mevcut olup, bu itirazlar yönünden rapor alınmaması, 01.10.2007 tarihinden itibaren başlayacağı belirtilen işlerin devam edip etmediğinin Milli Savunma Bakanlığı’ndan sorulmaması isabetsiz olduğu gibi, haciz ve temliklerin kaldırılması da usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. Bu durumda mahkemece eksiklikler tamamlandıktan sonra konusunda uzman bilirkişi kurulundan borçlu şirket yönünden iflasın ertelenmesi koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususunda rapor alınarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 16.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2008/6818

K. 2008/9883

T. 23.10.2008

• İFLASIN ERTELENMESİ TALEBİ ( Sermaye Artırımı Konusunda Somut Bilgi ve Belge Sunulmadığı – Sadece Taahhütte Bulunulmasının İyileştirme Projesinin İnandırıcılığı İçin Yeterli Olamayacağı )

• SERMAYE ARTIRIMI ( İflasın Ertelenmesi Talebi – Sermaye Artırımı Konusunda Somut Bilgi ve Belge Sunulmadığı/Sadece Taahhütte Bulunulmasının İyileştirme Projesinin Ciddi ve İnandırıcılığı İçin Yeterli Olamayacağı )

• İYİLEŞTİRME PROJESİ ( İflasın Ertelenmesi Talebi – Sadece Taahhütte Bulunulmasının Projenin Ciddi ve İnandırıcılığı İçin Yeterli Olamayacağı – Sermaye Artırımı Konusunda Somut Bilgi ve Belge Sunulmadığı )

2004/m.179

ÖZET: Davacı vekili, müvekkili şirketin geniş ve modern makine parkına sahip olduğunu, ülke ekonomisindeki genel durgunluk, faiz gibi ve tahsil edilemeyen alacaklar nedeniyle şirketin mali durumunun bozulduğunu, işletme sermayesinin azalması nedeniyle kredi ve finans kurumlarından kredi kullanan şirketin borçlarını ödeyemez hale geldiğini, borca batık durumdaki şirketin aktif pasif dengesinin mevcut kapasitesi ile sağlayacak durumda olduğunu, ileri sürerek iflasın 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Sermaye artırımı konusunda somut bilgi ve belge sunulmadan sadece taahhütte bulunulması iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcılığı için yeterli değildir.

DAVA : Davacı vekili tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahiller Çap İnşaat A.Ş., Onur Dış Tic.Ltd.Şti., Citilease Finansal Kiralama A.Ş., Su Perlit A.Ş., Tek Asfalt Ltd.Şti., Tekser Asfalt Ltd.Şti. vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR: Davacı vekili, inşaat yapım işleriyle iştigal eden müvekkili şirketin 1995 yılında kurulduğunu, geniş ve modern makine parkına sahip olduğunu, ülke ekonomisindeki genel durgunluk, faiz gibi ve tahsil edilemeyen alacaklar nedeniyle şirketin mali durumunun bozulduğunu, işletme sermayesinin azalması nedeniyle kredi ve finans kurumlarından kredi kullanan şirketin borçlarını ödeyemez hale geldiğini, borca batık durumdaki şirketin aktif pasif dengesinin mevcut kapasitesi ile sağlayacak durumda olduğunu, Pendik Belediye’sine yapılan asfalt serme ve nakliye işinin Karayolları 3. ve 14. Bölge Müdürlüğü’nün üst yapı işlerinin İstanbul Asfalt Fabrikası’nın asfalt temini, serimi, nakliyesi ve yere yapılma işinin devam ettiğini, bu işlerden 8.690.101.90.-YTL. hak edişi alacağını, hak edişlerle borçlarını ödeyeceğini, yaptığı işlerden olan alacaklarının tahsil edeceğini, şirket sermayesinin artırılmasının düşünüldüğünü ileri sürerek iflasın 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece davacı şirketin borca batık durumda olduğu, yeni kaynak giriş sağlayarak mali durumunu iyileştirmesinin kuvvetli muhtemel bulunduğu gerekçesiyle iflasın 1 yıl süreyle ertelenmesine, tedbirlerini kararın kesinleşmesinden 1 ay sonra alınmasına karar verilmiş, hüküm Çap İnşaat A.Ş., Onur Dış Tic.Ltd.Şti., Citilease Finansal Kiralama A.Ş., Su Perlit A.Ş., Tek Asfalt Ltd.Şti., Tekser Asfalt Ltd.Şti.vekili tarafından temyiz edilmiştir.

İflasın ertelenmesine karar verilebilmesi için erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık durumda olması ve mali durumunu iyileştirme ümidinin bulunması gerekir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda şirketin sermayesini 3.000.000.-YTL. artırarak kaynak girişi sağlaması halinde mali durumunu iyileştirebileceği belirtilmiştir. Davacı vekili, 26.12.2007 tarihli dilekçe ile 10.09.2008 tarihine kadar 2.000.000.-YTL. olan sermayeyi 5.000.000.-YTL.ye çıkarmayı taahhüt ettiklerini açıklamıştır. Taahhütnamede sermaye artışının ortağın taşınmazın satışından elde edilecek para ve şirket kârından pay alınmayarak gelecek paradan sağlanacağı belirtilmiştir.

Sermaye artırımı konusunda somut bilgi ve belge sunulmadan sadece taahhütte bulunulması projesinin ciddi ve inandırıcılığı için yeterli değildir. Borca batık durumda bulunan şirketin erteleme süresi içinde kâr dağıtıp dağıtamayacağı, bunu sonucu olarak sermaye artırımı taahhüdünü yerine getirip getiremeyeceği hususu üzerinde durulmadan karar verilmesi isabetli olmadığı gibi hacizlerin kaldırılması ile ilgili tedbir kararı usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 23.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

12. HUKUK DAİRESİ

E. 2008/15894

K. 2008/19422

T. 6.11.2008

• İFLASIN ERTELENMESİ ( Mahkemece Tedbiren İcra Takiplerinin Durdurulması Kararına Dayanılarak Takibin İptalinin İsabetsiz Olduğu )

• TAKİBİN DURDURULMASI ( İflasın Ertelenmesi İçin Açılan Davada Mahkemece Tedbiren İcra Takiplerinin Durdurulması Kararına Dayanılarak Takibin İptalinin İsabetsiz Olduğu – Takibin Durdurulması )

• TAKİBİN İPTALİ ( İflasın Ertelenmesi İçin Açılan Davada Mahkemece Tedbiren İcra Takiplerinin Durdurulması Kararına Dayanılarak Takibin İptalinin İsabetsiz Olduğu )

2004/m. 179/a-b

1086/m. 101

ÖZET: İflasın ertelenmesi için açılan davada, mahkemece tedbiren icra takiplerinin durdurulması kararına dayanılarak takibin iptali isabetsiz olmuştur. Takibin durdurulması kararı verilmelidir.

DAVA: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu isle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR: Borçlu şirket tarafından Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce iflasın ertelenmesi istemi ile açılan davaya ilişkin olarak, aynı mahkemece 2008/128 E. 25.02.2008 tarihli kararı ile davacı şirket hakkında icra takibi yürütülmemesine karar verilmiştir. Söz konusu karar, açılan davaya ilişkin olarak HUMK. ‘un 101. ve devamı maddelerinde belirtilen ihtiyati tedbire ilişkin karar olup, iflasın ertelenmesi kararının verilmesinden sonra, sonuçlarına ilişkin olarak düzenlemeleri içeren İİK’nın 179/a ve b maddelerinde öngörülen tedbirle ilgisi bulunmamaktadır. Yukarıda belirtildiği gibi mahkemece icra takiplerinin ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına karar verildiğinden alacaklının yapmış olduğu şikayete konu takipte ilgili olarak durma kararı vermek gerekirken somut olayda uygulanma yeri bulunmayan İİK. 179 /b maddesi uyarınca takibin iptaline karar verilmesi isabetsizdir.

SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ), 06.11.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

12. HUKUK DAİRESİ

E. 2008/16657

K. 2008/20589

T. 21.11.2008

• İFLASIN AÇILMASI ( İşçilerin İş İlişkisine Dayanan ve İflasın Açılmasından Önceki Bir Yıl İçinde Tahakkuk Etmiş Alacaklarının Haciz Yoluyla Takip Edilmesinin Mümkün Olduğu )

• İŞÇİLİK HAKLARI ( İş İlişkisine Dayanan ve İflasın Açılmasından Önceki Bir Yıl İçinde Tahakkuk Etmiş Alacaklarının Haciz Yoluyla Takip Edilmesinin Mümkün Olduğu )

• İFLASIN ERTELENMESİ ( İşçilerin İş İlişkisine Dayanan ve İflasın Açılmasından Önceki Bir Yıl İçinde Tahakkuk Etmiş Alacaklarının Haciz Yoluyla Takip Edilebileceği )

2004/m.179/b,206

ÖZET: İşçilerin iş ilişkisine dayanan ve iflasın açılmasından önceki bir yıl içinde tahakkuk etmiş alacaklarının haciz yoluyla takip edilmesi mümkündür.

DAVA: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : İİK’nun 179/b maddesinde erteleme kararı Üzerine, borçlu aleyhine 6183 sayılı kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı maddenin 3. bendinde ise 206. maddesinin 1. sırasında yazılı alacaklar için haciz yolu ile takip yapılabilir, biçiminde öngörülen istisna hükmü esas alındığında İİK’nun 206/1. maddesinde yazılı olan işçilerin, iş ilişkisine dayanan ve iflasın açılmasından önceki 1 yıl içinde tahakkuk etmiş ( doğmuş ) ihbar ve kıdem tazminatları dahil alacaklar ile iflas nedeniyle is ilişkisinin sona ermesi üzerine hak etmiş oldukları ihbar ve kıdem tazminatları bakımından haciz yolu ile takip yapılması mümkündür.

İİK’nun 206. maddesinde yazılı bulunan iflasın açılmasından Önceki 1 yıl ifadesi ile belirlenen sürenin iflasın ertelenmesinde erteleme kararının verildiği tarihten önceki 1 yıl içinde doğmuş olması gerekir. ( HGK. ‘nın 5.11.2008 tarih 2008/12–657 E. sayılı kararı )

Somut olayda alacaklının, 30,1.2001 tarihinde is akdinin haksız feshedildiğini belirterek isçi alacağı ile ilgili olarak İzmir 7.İş Mahkemesine başvurarak ilamla alacağına hükmedildiği ve bunu takip konusu yaptığı anlaşılmıştır. Diğer yandan borçlu şirketin İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.12.2005 tarihinden 22.12.2006 tarihine kadar 1 yıl süre ile iflasın ertelenmesine karar verildiği dikkate alındığında söz konusu alacağın tahakkuk ( doğum ) tarihi itibariyle iflasın ertelenme kararından önceki 1 yıldan daha önceki bir tarihte doğduğu anlaşılmakla, İİK.nun 179/b, 206/1. maddelerinde belirtilen istisna kapsamında bulunmamaktadır.

Mahkemece bu durumda yukarıda açıklanan nedenlerle şikayetin kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsizdir.

SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ), 21.11.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

12. HUKUK DAİRESİ

E. 2008/17246

K. 2008/21403

T. 2.12.2008

• İFLASIN AÇILMASI VEYA ERTELENMESİ ( Açılmasından Önceki Bir Yıl İçinde Tahakkuk Etmiş İhbar ve Kıdem Tazminatları ve İşçilik Alacakları İİK Md. 206/1. Sırasındaki Alacaklardan Olduğu )

• İFLASIN ERTELENMESİNDEN ÖNCESİNE İLİŞKİN ALACAKLAR ( En Az Bir Yıl Öncesine İlişkin ve Erteleme Süresinde Doğan İşçilik Alacakları da İİK Md. 206/1. Sırasındaki Alacaklardan Olduğu )

• İŞÇİLİK ALACAKLARI ( İflasın Açılmasından Önceki Bir Yıl İçinde Tahakkuk Etmiş Alacakların İİK Md. 206/1. Sırasındaki Alacaklardan Olduğu )

• İHBAR VE KIDEM TAZMİNATLARI ( İflasın Açılmasından Önceki Bir Yıl İçinde Tahakkuk Etmiş Alacakların İİK Md. 206/1. Sırasındaki Alacaklardan Olduğu )

• ERTELEME SÜRESİNDEN DOĞAN ALACAKLAR ( İflasın Ertelenmesinden En Az Bir Yıl Öncesine İlişkin İşçilik Alacakları da İİK Md. 206/1. Sırasındaki Alacaklardan Olduğu )

2004/m.179/b-son,206

ÖZET: İflasın açılmasından önceki bir yıl içinde tahakkuk etmiş ihbar ve kıdem tazminatları ve işçilik alacakları İİK’nın 206. Maddesinin birinci sırasındaki alacaklardandır. İflasın ertelenmesinden en az bir yıl öncesine ilişkin ve erteleme süresinde doğan işçilik alacakları da aynı niteliktedir.

DAVA: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından islenmesi üzerine bu isle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR: Alacaklı vekili tarafından kıdem tazminatı alacağının tahsili amacıyla 22.08.2007 tarihinde genel haciz yolu ile icra takibine başlandığı, borçluya örnek 7 nolu ödeme emri tebliği üzerine, adı geçen vekilinin yasal sürede icra dairesine verdiği dilekçe ile, borcun esasına itiraz etmeyerek, borçlu şirket hakkında iflas ın ertelenmesine karar verildiğinden takip yapılamayacağı nedeniyle takibe itiraz ettiği anlaşılmıştır.

İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/600–756 Sayılı 29.12.2005 tarihli kararı ile borçlunun iflasının ertelenmesine karar verildiği, aynı mahkemenin 29.12.2006 tarihli kararı ile erteleme süresinin bir yıl süre ile uzatıldığı, alacaklının ise bu tarihten sonra 22.08.2007 tarihinde icra takibine başladığı görülmektedir.

İİK’nun 179/b madde hükmü gereğince iflasın ertelenmesi kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 Sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere, hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler de durur. Ancak, 206. maddenin birinci sırasında yazılı alacaklar için haciz yoluyla takip yapılabilir.

İşçilerin, iş ilişkisine dayanan ve iflasın açılmasından önceki bir yıl içinde tahakkuk etmiş ihbar ve kıdem tazminatları dahil alacakları ile iflas nedeniyle iş ilişkisinin sona ermesi üzerine hak etmiş oldukları ihbar ve kıdem tazminatları, İİK’nun 206. maddenin birinci sırasındaki alacaklardandır.

Bu düzenlemeler işçiyi koruma amaçlı olup, iflasın açılmasından öncesine ilişkin bir yıllık süre alt sınır olarak öngörülmüştür. Buna göre iflasın ertelenmesinden en fazla bir yıl öncesine ilişkin ve erteleme süresinde doğan işçi alacakları bu madde kapsamında kabul edilmelidir. Aksi halde iflasın ertelenmesi süresinde tek geçim kaynağı ücreti olan işçinin korumasız bırakılması yasa koyucunun amacı ile bağdaşmayacaktır.

Somut olayda, borçlunun borcun esasına yönelik bir itirazının bulunmaması karşısında takibe konu alacağın işçinin kıdem tazminatı alacağı olduğu ihtilafsız olup, alacaklının dayandığı ve borçlu tarafından inkar edilmeyen 04.04.2007 tarihli belge içeriğine göre takibe konu kıdem tazminatı alacağının iflasın ertelenmesi süresinde tahakkuk etmiştir. Bu durumda takip konusu alacak İİK’nun 206. maddenin birinci sırasındaki alacaklardan olduğundan, İİK’nun 179/b-son maddesi uyarınca iflasın ertelenmesi süresinde haciz yoluyla takibi mümkündür.

O halde Mahkemece alacaklı vekilinin itirazın kaldırılması isteminin kabulü yerine yazılı gerekçe ile reddi isabetsizdir.

SONUÇ : Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK. ‘nun 428. maddeleri uyarınca( BOZULMASINA ), 02.12.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2008/9402

K. 2008/12444

T. 25.12.2008

• İFLASIN ERTELENMESİ ( Mahkemece Red Kararı Verilebilmesi İçin Şirketin Borca Batık Olmadığının Kesin Olarak Tespit Edilmesi Gerektiği – Bu Konuda Bir Tereddüt Varsa Tereddüt Giderilecek Şekilde Bilirkişiden Ek Rapor Alınması Gerektiği )

• BİLİRKİŞİDEN EK RAPOR ALINMASI ( İflasın Ertelenmesi Davası – Mahkemece Red Kararı Verilebilmesi İçin Şirketin Borca Batık Olmadığının Kesin Olarak Tespit Edilmesi Gerektiği )

• ŞİRKETİN BORCA BATIK OLMADIĞININ TESPİTİ ( Bu Konuda Bir Tereddüt Varsa Tereddüt Giderilecek Şekilde Bilirkişiden Ek Rapor Alınması Gerektiği – İflasın Ertelenmesi İstemi )

2004/m.179/a

ÖZET: Dava, hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasıdır. Mahkemenin iflasın ertelenmesi talebi hakkında red kararı verebilmesi için şirketin borca batık olmadığını kesin olarak tespit etmesi gerekmektedir. Bu konuda bir tereddüt varsa tereddüt giderilecek şekilde bilirkişiden ek rapor alınmalıdır.

DAVA: Davacı vekilince hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ve müdahillerden T.İş Bankası vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR: Davacı vekili, çorap imalatı yapan müvekkili şirketin daha sonra iplik üretimi de yaptığını, yatırım için gerekli makinaların alımı ve hammadde alımı için banka kredisi kullanıldığını, piyasadaki dalgalanmalar ve kur politikası nedeniyle şirketin mali durumunun bozulduğunu, borca batık hale gelen şirketin mali durumunu iyileştirebileceğini ileri sürerek iflasın 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece iflasın ertelenmesi talebinde bulunan şirketin borca batık durumda olması gerektiği halde davacının borca batık durumda olmadığının bilirkişi incelemesi sonucu saptandığı gerekçesiyle iflasın ertelenmesi talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve T. İş Bankası A.Ş.vekili tarafından temyiz edilmiştir.

İflasın ertelenmesine karar verilebilmesi için erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık durumda olması ve mali durumunu iyileştirme ümidinin bulunması gerekir. Mahkemece erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık durumda olmadığı kabul edilerek talep reddedilmiş ise de borca batıklık yönünden yapılan inceleme hüküm kurmaya elverişli değildir. Bilirkişi Kurulu’nun 10.07.2007 tarihli raporunda şirketin borca batık durumda olmadığı, ancak davacı şirketin yasal yükümlülükleriyle ilgili işlemiş gecikme zammı ve faiz tutarlarının ve banka borçlarına ilişkin takip sürecinde işlemiş faiz ve eklerinin davacı şirketin bilançosuna yansımadığını, 31.07.2007 tarihi itibariyle mevcut şirket aktiflerinin toplam borçları karşılamaktan uzak olduğu belirtilmiştir. Bilirkişi Kurulu’nun bu raporu borca batıklığın tespiti yönünden net ve açık değildir. Davacı vekili, bilirkişi raporuna borca batıklık ve iyileştirme yönünden itiraz etmiştir. Kayyum Heyeti’nin 21.04.2008 tarihli raporunda, şirketin borca batık durumda olduğu, borç ödeme yönünden şirketin durumunun kötüye gittiği belirtilmiştir, Mahkemece bu durumda yeni bir Bilirkişi Kurulu’ndan borca batıklık ve iyileştirme yönünden bilirkişi raporu, kayyum raporu ve bilirkişi raporuna davacının ve alacaklıların itirazı da gözetilerek rapor alınmalı ve sonucuna uygun olarak karar verilmelidir. Bu yönler gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı ve T. İş Bankası yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 25.12.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

16. HUKUK DAİRESİ

E. 2008/8937

K. 2008/8657

T. 29.12.2008

• ŞİRKETİN İFLASINI İSTEMEK MECBURİYETİ ( Suçun Oluşup Oluşmadığı – Mahkemece Ticari Defterler ve Bilançolar Getirtilip Bilirkişi İncelemesinden Sonra Sanığın Hukuki Durumunun Takdiri Gereği )

• ŞİRKET AKTİF VE PASİFLERİ ( İİK. Md. 179 ve TTK. Md. 324’de Öngörülen Koşullarda Belirlenmesi Gerektiği – Şirketin İflasını İstemek Mecburiyeti/Suçun Oluşup Oluşmadığı )

• ŞİKAYET ( Şirketin İflasını İstemek Mecburiyetine Uymamak – Suçun Oluşup Oluşmadığı/Mahkemece Ticari Defterler ve Bilançolar Getirtilip Bilirkişi İncelemesinden Sonra Sanığın Hukuki Durumunun Takdiri Gereği )

2004/m. 179, 345/a

6762/m. 324

ÖZET: Sanığa isnat edilen suçun oluşup oluşmadığının anlaşılabilmesi için öncelikle, şirketin aktif ve pasif durumunun belirlenmesi gerekmektedir. Bu itibarla mahkemece borçlu şirkete ait ticari defterler ve bilançolar getirtilip, birlikte bilirkişi incelemesine tabi tutulduktan sonra şirketin iflasının gerekip gerekmediğinin tespitini müteakip sanığın hukuki durumunun takdiri gerekir.

DAVA: İİK’nun 345/a maddesine muhalefet etmek suçundan sanık İsmail Ç.’ün beraatine kara verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde şikayetçi vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istemli tebliğnamesiyle dosya, Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

KARAR: Sanığa isnat edilen suçun oluşup oluşmadığının anlaşılabilmesi için öncelikle, İİK’nun 179. ve TTK’nun 324.maddesinde öngörülen koşullarda şirketin aktif ve pasif durumunun belirlenmesi gerekmektedir. Bu itibarla mahkemece borçlu şirkete ait ticari defterler ve bilançolar getirtilip, birlikte bilirkişi incelemesine tabi tutulduktan sonra şirketin iflasının gerekip gerekmediğinin tespitini müteakip sanığın hukuki durumunun takdiri gerekirken,

SONUÇ: Eksik araştırma ile beraatine karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmekle hükmün istem gibi BOZULMASINA, 29.12.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2008/11116

K. 2009/1511

T. 26.2.2009

• İFLASIN ERTELENMESİ DAVASI ( Keşif Avansını Yatırmayan Şirket Defterlerini Kayyuma Vermekten Kaçınan Kayyumların Ücretini Ödemeyen Şirketin Talebinde Samimi Kabul Edilemeyeceği )

• ŞİRKETİN İFLASIN ERTELENMESİ TALEBİNDE SAMİMİ OLMAMASI ( Keşif Avansını Yatırmaması Şirket Defterlerini Kayyuma Vermekten Kaçınması ve Kayyumların Ücretini Ödememesi )

2004/m. 179

ÖZET: İki kez verilen mehile rağmen keşif avansını yatırmayan, şirket defterlerini kayyuma vermekten kaçınan, kayyumların ücretini ödemeyen şirketin iflas erteleme talebinde samimi olduğu kabul edilemez.

DAVA : Davacı tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR: Davacı vekili, B. marka elektrikli malzemelerin satışını yapan müvekkili firmanın mali durumunun bozulduğunu, ancak iyileştirme projesinde öngörülen tedbirlerle mali durumunu düzeltebileceğini ileri sürerek iflasın 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece iflasın ertelenmesi talebinde bulunan şirketin ortağı tarafından sermaye olarak konulmasına karar verilen taşınmazın değerinin tespiti, şirketin stok mallarının sayılması ve rayiç değerinin tespiti için keşif yapılmasına karar verildiği, 2 kez verilen keşif gününe rağmen keşif avansını yatırmayan davacı şirketin iflas erteleme talebinin samimi olarak kabul edilemeyeceği, şirket defterlerini kayyuma vermekten kaçındığı, kayyumların ücretinin ödenmediği, B. marka ürünleri satan davacıya B. A.Ş.’nin malzeme vereceğinin ispat edilemediği gerekçesiyle E. T. A.Ş.’nin iflasına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

SONUÇ: Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 26.02.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2008/11361

K. 2009/2592

T. 2.4.2009

• İFLASIN ERTLELENMESİ İSTEMİ ( İflasın Ertelenmesi İsteminin Reddi Gerektiğinde Bir Diğer İfadeyle Borca Bataklığın Tesbit Edildiği ve İyileştirme Projesinin Uygun Görülmediği Hallerde Mahkemece Şirketin İflasına Karar Verileceği )

• BORCA BATAKLIĞIN TESPİT EDİLMESİ ( İyileştirme Projesinin Uygun Görülmediği Hallerde Mahkemece Şirketin İflasına Karar Verileceği )

• SERMAYE ŞİRKETLERİ İLE KOOPERATİFLERİN İFLASI ( Birden Çok Borçlunun İflası Bir Dava İçinde İstenemeyeceği Gibi Birden Çok Borçlunun İflasının Açılması Sonucunu Doğuracak Olan İflasın Ertelenmesi de Birlikte İstenemeyeceği )

• BİRDEN ÇOK BORÇLUNUN İFLASI ( Bir Dava İçinde İstenemeyeceği Gibi Birden Çok Borçlunun İflasının Açılması Sonucunu Doğuracak Olan İflasın Ertelenmesi de Birlikte İstenemeyeceği )

2004/m.179

ÖZET: Dava iflasın ertelenmesine ilişkindir. Öğretide ve uygulamada iflas ve konkordato istemlerine ilişkin davaların münferiden açılması gerektiği düşüncesi hakimdir. iflasın ertelenmesi taleplerinde de bu görüşlere paralel davranılmalıdır. Zira, iflasın ertelenmesi isteminin reddi gerektiğinde, bir diğer ifadeyle borca bataklığın tesbit edildiği ve iyileştirme projesinin uygun görülmediği hallerde mahkemece şirketin iflasına karar verilecektir. İflasın ertelenmesi talebinin sonuçlarından biri de iflasın açılmasıdır. Birden çok borçlunun iflası bir dava içinde istenemeyeceği gibi birden çok borçlunun iflasının açılması sonucunu doğuracak olan iflasın ertelenmesi de birlikte istenemez.

DAVA: Davacılar vekili tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde bir kısım müdahiller vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : M. Tekstil A.Ş. ve M. Dağıtım A.Ş vekili, müvekkili şirketlerin borca batık durumda bulunduğunu, ancak mali durumunu iyileştirebileceğini ileri sürerek iflasların 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece iflasların 1 yıl süreyle ertelenmesine ilişkin ilk karar Dairemizin 28.06.2007 tarih ve 2159/6816 sayılı kararında yazılı gerekçelerle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak davacı şirketlerin borca batık durumda olduğu, mali durumunu iyileştirmesinin mümkün olduğu gerekçesiyle iflasların 08.04.2008 tarihinden itibaren 1 yıl süreyle ertelenmelerine karar verilmiş hüküm C. A.Ş. İ. Bankası Yapı Kredi Bankası A.Ş. H. Finansal Kiralama A.Ş vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Birden çok şirketin birlikte yapacakları bir taleple iflasın ertelenmesine karar verilmesini istemelerinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Dairemizin 28.06.2007 tarih, 2159/6816 sayılı bozma kararının 3/b bendinde “ortakların sermaye koyma taahhüdünü tam olarak yerine getirmedikleri, bu nedenle erteleme projesinin ciddi olmadığının göz önünde bulundurulması” gerektiği belirtilmiştir.

İflasın ertelenmesine karar verilebilmesi için sunulan iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olması gerekir ( İİK m.179/1 ). Oysa ortaklar sermaye koyma borcunu yerine getirmedikleri için yeni mali kaynağa ihtiyacı bulunan şirketin iyileştirme projesi ciddi ve inandırıcı kabul edilemez. Önceki bozma kararımızın 3/b bendindeki bozma nedeni alacaklılar yönünden usulü kazanılmış hak teşkil ettiğinden mahkemece borca batık durumda bulunan şirketlerin iflasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle iflasların 1 yıl süreyle ertelenmelerine karar verilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA peşin harcın istek halinde iadesine, 02.04.2009 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY:

İstem iflasın ertelenmesine İlişkindir.

Aşağıdaki gerekçelerle yerel mahkeme kararı ile Dairemizin kararının ( 1 ) sayılı bendinde yer alan sayın çoğunluğun görüşüne katılamıyorum. Şöyle ki;

Ayrı tüzel kişiliği bulunan, alacaklıları, borçluları farklı olan şirketlerin sadece aynı gruba dahil olmaları ve birisi hakkında verilecek kararın diğerini de etkileyeceği gerekçeleriyle birlikte iflasın ertelenmesi talebinde bulunmaları mümkün değildir.

Burada HUMK.nun 43. maddesinin uygulama yeri bulunup, bulunmadığının irdelenmesi gerekmektedir.

Anılan maddeye göre, birden çok kimseler ancak iki halde birlikte dava açabilirler. Bu haller şunlardır;

a )Davacıların dava konusu hak veya borç bakımından iştirak halinde bulunmaları veya ortak bir işlemle ( yani müteselsilen, BK. m. 141–148 ) hak kazanmaları yada borç altına girmeleri;

b )Davanın her biri hakkında aynı sebepten doğması.

Somut olayda iflasın ertelenmesini isteyen şirketler ayrı tüzel kimliği bulunan, alacaklıları, borçluları farklı olan şirketlerdir. Bu şirketlerin bir alacaklıya asaleten ya da kefaleten borçlu olmaları veya aynı gruba dahil şirket olmaları iflasın ertelenmesi talebinde birlikte bulunmalarına gerekçe yapılamaz. Şirketler arasında dava konusu bakımından bir teselsül bulunmadığı gibi, davanın her biri için aynı sebepten doğduğu da kabul edilemez.

Gerçekten de aynı sebep kavramı hem maddi vakıalar ve hem de hukuki sebepler bakımından ele alınmalıdır. ( Bkz. ULUKAPI, Ömer, Medeni Usul Hukukunda Dava Arkadaşlığı, Konya 1991 , s.129 ). Davacıların iflasın ertelenmesi talepleri her bir şirketin mali durumlarının kötü olduğu ve iyileştirilebileceği sebebine dayalı ise de, mali durumun kötülüğü ayrı ayrı vakıalara dayanmaktadır. Özellikle iflasın ertelenmesi isteminde iyileştirme koşullarının tesbitinde de ayrı ayrı vakıalar gözonüne alınacaktır. Davacı şirketler ayrı tüzel kişiliklere haizdirler. Buradan hareketle her bir şirketin de bilançolarında aktif ve pasif kalemleri ve buna paralel olarak borçları ve borçlu oldukları kimseler ile alacaklıları ve alacaklı oldukları kimseler farklıdır.

İflasın ertelenmesi talebinin niteliği, mahiyeti itibariyle aynı gruba dahil olsalar dahi ayrı tüzel kişiliği bulunan ayrı organları olan her bir şirket için ayrı ayrı istem konusu yapılmalıdır. Davanın reddi halinde talepte bulunan şirketlerin iflasına karar verileceğinden davanın her bir davacı şirket yönünden ayrılarak görülmesi ve sonuçlandırılması gerekir.

Nitekim Yüksek Yargıtay;

a )Bir iş yerinde çalışan işçilerin, o işyerinin sahibi ( aynı işveren ) ile yapmış oldukları aynı içerikteki hizmet sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar için birlikte dava açamayacaklarına karar vermiştir.

( HGK. 18.4.1956 T/36–29; HGK 11.12.1951 4/177–135; HGK 3.10.1957 83/79 ve TD 11.3.1955 1366/1857 ).

b ) Bir sigorta şirketinin değişik kişilerden sigorta pey akçesi alıp sigorta sözleşmesini yapması halinde bu kişilerin ( pey akçesi verenlerin ) verdikleri parayı geri alabilmek için sigorta şirketine karşı birlikte dava açamayacaklarına karar verilmiştir. ( TD 20.4.1961 1166/1278 )

Anılan HGK ve Daire kararlarından da anlaşılacağı üzere davacılarımızın aynı grup içerisinde olmaları, entegre şirketler olmaları birlikte iflasın ertelenmesi talebinde bulunmalarına imkan vermez.

Nitekim Prof. Dr. Baki KURU’da Hukuk Muhakemeleri Usulü Cilt 3, Sh. 3351’de “HUMK.nun 43.maddesindeki şartlar bulunsa bile birden fazla borçluya karşı birlikte iflas davası ( İİK. m.156 vd ) açılamayacağı” kanısında olduğunu bildirmiştir. Bu durum dahi ayrı borçlulara karşı birlikte iflas davası açılamayacağını gösterdiği gibi birden fazla borçlunun da birlikte hasımsız olarak iflasın ertelenmesi isteminde de bulunamayacaklarının göstergesidir.

Çünkü iflasın ertelenmesi talebinin reddi halinde davacıların iflaslarına karar verilmesi yasa gereğidir. O halde farklı tüzel kişiliğe sahip davacıların birlikte aynı davada iflasın ertelenmesi isteminde bulunmalarının mümkün olduğunun kabulü olanaksızdır.

Öte yandan İİK.nun 179.maddesine göre “…şirket veya kooperatifin mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün olduğuna dair bir iyileştirme projesini mahkemeye sunarak iflasın ertelenmesini isteyebilir.” Madde metninin lafzi yorumundan da iflasın ertelenmesi talebinin ancak bir şirket veya kooperatif için ileri sürülebileceği açıktır.

Kanun koyucu “şirketler” veya “kooperatifler” dememiş aksine “ŞİRKET” veya “KOOPERATİF” demek suretiyle davacının çoğul değil tekil olacağını göstermiştir. Bunun aksinin kabulü anılan yasa hükmüne aykırılık teşkil eder.

Davaların en ekonomik şekilde sürdürülüp sonuçlandırılması gerek Anayasanın ve gerek HUMK.nun emredici hükümleridir. Ne var ki, harca tabi davalarda harcın doğru biçimde hesaplanıp istek sahibinden alınması da şarttır. Birden fazla şirketin tek bir davada iflasın ertelenmesini isteyebileceklerinin kabulü, ayrı dava konusu yapılması halinde ayrı ayrı yatırmaları gereken harçtan da kaçınmalarına imkan verecektir. Harçlara ilişkin düzenlemeler kamu düzeninden sayıldığından başlı başına bu husus bile birden çok gerçek veya tüzel kişinin aynı davada iflasın, ertelenmesini istemelerine engel teşkil etmektedir.

Öğretide ve uygulamada iflas ve konkordato istemlerine ilişkin davaların münferiden açılması gerektiği düşüncesi hakimdir ( KURU, Baki, İcra ve İflas Hukuku, C.III, Ankara 1993, S.2667 ). iflasın ertelenmesi taleplerinde de bu görüşlere paralel davranılmalıdır. Zira, iflasın ertelenmesi isteminin reddi gerektiğinde, bir diğer ifadeyle borca bataklığın tesbit edildiği ve iyileştirme projesinin uygun görülmediği hallerde mahkemece şirketin iflasına karar verilecektir. İflasın ertelenmesi talebinin sonuçlarından biri de iflasın açılmasıdır.

Birden çok borçlunun iflası bir dava içinde istenemeyeceği gibi birden çok borçlunun iflasının açılması sonucunu doğuracak olan iflasın ertelenmesi de birlikte istenemez.

Yukarıda açıkladığım nedenlerle yerel mahkeme hükmünün öncelikle bu gerekçelerle bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun ( 1 ) numaralı bendinde gösterilen “diğer temyiz itirazlarının reddine” dair görüşlerine katılamıyorum.

 

3 Responses to “İflasın Ertelenmesi Yargıtay İçtihatları”

  1. Murat Says:

    İflas retelemenin iptali sonrasındaki süreç nasıl işler icra tikibi yaptıran ne kadar bekler?

  2. mehmet salih şahbaz Says:

    merhaba..
    iflas erteleme talebinde bulunan şirkeetin nasıl DAVA TALEBİNİ GERİ ÇEKEBİLİR….

    • rahmiofluoglu Says:

      Davanın hangi aşamada olduğuna göre düşüneceğiz. Şirketin borca batık olduğu bilirkişice saptanmışsa TTK 324 e göre dava iflas ya da iflas erteleme ile sonulanacaktır.


Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: