Çek Kanunu Tasarısı ‘çektikçe” uzuyor!

Mikro Politika… Mikro Politika…

Yöneten: Taylan ERTEN

Haber-Analiz

——————–

 Çek Kanunu Tasarısı ‘çektikçe” uzuyor!

 Dokuz aylık bilanço…

1.5 milyon çek karşılıksız, 55 bin dava mahkemelerde…

Karşılıksız çekte hapis cezası yeni tasarıyı kilitledi…

İktidar ile muhalefet milletvekilleri,Yargıtay, bilim adamları hapis cezasına karşı

çıkarken hükümet kanadı ‘hapis olmazsa piyasalar bozulur’ kaygısında…

Milletvekilleri:

Ahmet İyimaya (AKP Ankara Milletvekili, TBMM Adalet Komisyonu Başkanı):

“Çekte hapis Anayasa’ya ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesine aykırı”

Ali Rıza Öztürk (CHP Mersin Milletvekili, TBMM Adalet Komisyonu Üyesi).

“Modern hukukta çek ve bonoya cezai yaptırım olamaz”

Rıdvan Yalçın (MHP Ordu Milletvekili, TBMM Adalet Komisyonu Üyesi):

”Çek tasarısında ceza ile eylem arasında orantı yok”

Sektör dernekleri

Nurettin Özgenç (KOBİDER Başkanı):

“Tasarı bu haliyle yasalaşırsa 200 bin kişi hapse girecek!”

Avukat Rahmi Ofluoğlu ((KOSİAD Başkanı):

“Karşılıksız çeke hapis ilk çağ uygulamasıdır!”

Bilim dünyası

Prof. Dr. Ünal Tekinalp (Bilim Komisyonu Başkanı):

“Karşılıksız çeke hapis tefecilerin, organize suç örgütlerinin elini güçlendirdi”

Canan SAKARYA

ANKARA- 3167 sayılı Çek Hamillerini Koruma Kanunu’nda değişiklikler öngören yeni “Çek Kanunu Tasarısı”  yaklaşık iki yıldır TBMM Adalet Komisyonu’nun gündeminde takıldı. Geçen yasama yılında “alt komisyona” havale edilerek kimi düzeltmelerle “ana komisyona” sunulan tasarı, bu yasama yılında da henüz gündeme giremedi.

Tasarı, büyük ölçüde esnaf-sanatkâr kesimini de kapsayan küçük ve orta ölçekli işletmeler dünyasını yakından ilgilendiriyor. İlginin odağında özellikle ekonomik kriz gibi zorunlu haller veya kötü niyet içermeyen ödeme zorluklarından kaynaklanan ‘karşılıksız çek” eylemleri yeri alıyor. Bu konuda resmi veriler bilinmemesine rağmen, cezaevlerinde bin 500 civarında “çek mahkûmunun” bulunduğu tahmin ediliyor. Sorunun çözülmemesi halinde bu sayının 200 bin kadar çıkabileceği de iddia ediliyor.

Merkez Bankası’nın resmi sitesindeki “karşılıksız çek” verileri ise, bu sorunun  boyutları hakkında daha güçlü fikir veriyor. Eylül 2009 ayı itibariyle ilgili bankalarca Merkez Bankası’na bildirilen “birikimli” sayı 1 milyon 508.5 bin adet. Mahkemelerdeki dava sayısı da 55 bin 149.

Halen, TCK ile uyumsuzluk iddialarıyla birlikte yürürlükte bulunan 3167 sayılı Kanun uyarınca açılan “karşılıksız çek” davaları, asliye ceza mahkemelerinde büyük çoğunlukla hapis cezasıyla sonuçlanıyor.  Bu olgu, tasarının TBMM’de komisyon aşamasında “kilitlenmesine” yol açan nedenlerin başında yer alıyor.

Tasarının yasama süreci incelendiğinde, iktidar ile muhalefete mensup milletvekillerinin, Yargıtay’ın, bilim adamlarının, sektör derneklerinin, “karşılıksız çek” suçlarında hapis cezasına karşı çıktıkları; hattâ, bu eylemin “suç” sayılmasını “hukuksuz” buldukları görülüyor.

Ancak, TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya’nın belirttiği gibi, geniş bir kesimce “hukuksuz” bulunan çekte hapis cezasının kaldırılması isteği, hükümet kanadında, “kaldırırsak piyasalarda yeni dalgalanma yaratır, likiditeyi daraltır” endişesini aşamıyor!

Kutular… kutular…

Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün’e göre son durum:

Ergün, karşılıksız çek keşide edenlere hapisle cezasının tamamen kaldırılmasının riskli olduğunu belirtiyor. Halen, Merkez Bankası ile Hazine Müsteşarlığı’nın bu konuyla ilgili çalışma yaptığını kaydeden Ergün, halen TBMM’de alt komisyonda bekleyen tasarıda, çekin bir kısmını ödeyenlere adlî para cezasının bir miktar düşürülmesinin öngörüldüğüne dikkati çekerek, ‘Tasarı bu şekilde çıkarsa fazla sorun olmaz’ diyor.

Bakan Ergün, ayrıca, karşılıksız çek keşidesinde adlî para cezasının da tamamen kaldırılmasına yönelik talepler bulunduğu; ancak böyle bir düzenlemenin “çeke olan güveni zedeleyebileceği görüşünde. Ergün, hapis cezasının tamamen kaldırılmasını ise “riskli” buluyor.

Adalet Alt Komisyonu ne öneriyor?

Çek Kanunu Tasarısı’nın Adalet Alt Komisyonundaki görüşmeleri tamamlanarak raporu hazırlandı. Tasarı halen Adalet Komisyonunda görüşülmeyi bekliyor.Alt Komisyon’da hapis cezasının kaldırılması ve af  yönünde bir düzenlemeye yer verilmiyor.

Komisyon’un tasarı üzerinde yaptığı başlıca değişiklikler şöyle:

-Çek hesabı sahibi gerçek kişi, kendi adına çek düzenlemek üzere bir başkasını “temsilci “ veya  “vekil” olarak tayin edemeyecek.

-Bankaların, karşılıksız çıkan her bir çek yaprağı için ödemekle yükümlü olacakları 475 TL’lik miktar 1000 TL’ye yükseltildi.

– Bankacılar için öngörülen cezalarda da değişikliğe gidildi. Karşılığı

kısmen veya tamamen bulunmayan çeklerde, talebe rağmen ‘karşılıksızdır’ işlemi yapmayan banka görevlisiyle; ibraz edilen çekin karşılığı hesapta mevcut olmasına rağmen hamile ödemede bulunmayan banka görevlisine uygulanacak  hapis cezası ‘bir yıla kadar’ şeklinde değiştirildi.

– Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilen kişi adına  hesap açan banka görevlisi için öngörülen hapis cezası da ‘3 aydan 1 yıla kadar’ şeklinde düzenlendi.

Ali Rıza Öztürk ( CHP Mersin Milletvekili, TBMM Adalet Komisyonu Üyesi):

Avrupa Birliği’nde, ABD gibi çağdaş ülkelerde ‘karşılıksız çek keşide etmek’ diye bir suç türü yok. Karşılıksız çek suçunun, suç genel teorisi içinde hangi sorumluluk esasına dayandığı, bu fiilin modern ceza hukukunda belirlenen suç tiplerinden hangisini ihlal ettiği konusunda hiçbir dayanak yok.

Çek, bilindiği gibi Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen, tamamen özel hukuka ilişkin hükümler içeren bir kambiyo senedi. Bu nedenle diğer kambiyo senedi tür olan bonodan hukuki nitelik itibariyle hiçbir farkı yok.  Dolayısıyla, özel hukuk alanında düzenlenmiş çek ve bonoya cezai müeyyide uygulamak doğru değildir.

1985 yılında karşılıksız çeke doğrudan hapis cezası getirilmiş, sorun çözülememiş; daha sonra üç kez ceza ile ilgili bölümler değiştirilmiş, sorun yine çözülememiş. Aksine, asliye ceza mahkemeleri ‘çek dairelerine’ dönmüştür. Yargıtay 10. Dairesi çekten başka hiçbir şeyi inceleyemez hale gelmiştir. Sorunlar artarak devam etmektedir.

Yasa yaparken referans alınacak konu hukuk olmalı. Karşılıksız çeke hapis cezası vermek, alacağın tahsilini sağlamak içinse, o zaman aynı nitelikteki  bononun bağlı olduğu alacak için niye ceza getirilmiyor? Veya bono ve çekten daha güçlü olan, mahkeme kararına bağlı alacakların durumu ne olacak? Alacağın tahsilini sağlamak için çeke ceza getirilmesi, modern ceza ve hukuk anlayışına temelden zıttır.

Mevcut yasada zaten para cezası var; bu  cezası ödenemediği için insanlar hapse giriyor. Şimdi Meclis’te bulunan tasarıda da para cezasında hiçbir değişiklik yok; sadece adlî gün olarak getiriliyor; yani para cezasını ödeyemeyenler günlük para üzerinden çevrilecek hapis cezasını çekecekler.

CHP olarak; karşılıksız çek suçunun suç genel teorisinde yeri bulunmadığı, modern çağdaş hukukun egemen olduğu ülkelerde böyle bir suç tipinin yokluğu, çekin tamamen özel hukuk alanını ilgilendirdiği, ceza ile müeyyidelendirilmesinin doğru olmadığını düşündüğümüz için hapis cezasının çıkarılmasını istiyoruz .

Ekonomik hayatı etkileyeceği gerekçesiyle çeke hapis cezasının konulması da savunulamaz. Çünkü Avrupa‘da da,  ABD’de de ekonomi var. Oralarda çek müessesesi bulunuyor, onların ekonomisi etkilenmiyorsa bizim ekonomimiz neden etkilensin?

Türk Ticaret Kanunu’ndaki (TTK) tanımında çek kayıtsız koşulsuz bir miktarın ödenmesi emrini içermekte, ödenme taahhüdü bulunmamakta. Senette ise bir ödenme taahhüdü var. Senet vadeli alışverişin aracı. Çek ise doğrudan bir ödemenin aracı; dolayısıyla çekin asıl fonksiyonu budur. Çeki vadeli bir aracın alışverişi haline indirgerseniz TTK’nda  yüklenen  görevlerinden arındırmış, fonksiyonunu kaybettirmiş olursunuz.  Çek ile senet arasında fark kalmaz. Maliye Bakanlığı çeki vadeli alışveriş aracı gibi değerlendiriyor; ama TTK’da çekin görevi bir ödeme aracı oluşudur.   

Bu tasarıdan herkes bir şeyler bekliyor; bankalar, sermaye çevreleri, Maliye…  Ama bir de bu suçtan dolayı mağdur olanlar var; onlarda beklenti içinde. CHP olarak bu düzenleme nedeniyle mağdur olan, ailesinden ayrı kalan, kimi hapishanelerde yatan, kimi yurtdışına kaçanların beklentilerinin de karşılaması gerektiğini düşünüyoruz.

Tasarı, alt komisyondan çıktıktan sonra, Adalet Bakanı temmuz ayı başında Meclis kulisinde bizim Grup Başkanvekilimizle görüştü. Bakan ile birlikte muhalefetin de katılımıyla bir komisyon kuruldu. Bu komisyon yaz aylarında çalışacaktı; ama aylar geçti bir kez bile toplanılmadı. Spekülâsyonlara gerek yok, halkın ihtiyacı ne ise onu yapmak zorundalar. Yargıtay suç olmaktan çıkarılması gerektiğini savunuyor. Bütün bunlara rağmen ben suç sayacağım demek yanlış.

Ahmet İyimaya (AKP Ankara Milletvekili, TBMM Adalet Komisyonu Başkanı):

Çek Kanunu’ndaki sorun, hapis cezalarının nasıl çözüleceği; kaldırılsın mı yoksa hapse dönüşecek para cezası sistemi mi korunsun… Bu, komisyonun değil daha çok siyasal iktidarın tercihi; çünkü burada üç çıkar grubu var:  banka,  alacaklı, borçlu… Üç çıkar çatışıyor! Türkiye düşük yoğunluklu krizden çıkmak üzere; hapis cezalarının kaldırılması halinde para piyasasında yeni bir dalgalanma ya da likidite daralması yaşanabileceği endişesi hâkim.

Ekonomiden sorumlu bakanlarımız, sanıyorum, durumu yedi, sekiz gün içerisinde değerlendirip nihai görüşü ortaya koyacaklar. Oluşacak duruma göre, çekte hapis cezalarının kaldırılıp kaldırılmaması seçeneklerinden hangisinin tercih edileceği ortaya çıkacak.

Buradaki sorun şu:  İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin eki olan 4 no.lu protokole göre, sözleşme ilişkilerinden kaynaklanan borçlara aykırı davranış hapisle cezalandırılamaz.  Anayasa Mahkemesi para cezasını öngören çek kanunu hükmünün iptaline ilişkin başvuruda, çekte hapis cezası öngörülebilir, şeklinde bir karar verdi. Bu karar Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı.

Benim kişisel görüşü şu: Çeklerde hapis cezasının öngörülmesi anayasal düzenimizle ve İnsan Hakları Avrupa sözleşmesi 4. no.lu Protokolü ile çatışmaktadır, bağdaşmamaktadır.

 Rıdvan Yalçın (MHP Ordu Milletvekili, TBMM Adalet Komisyonu Üyesi): 

Türkiye’de terör örgütü üyelerinin salıverildiği, bunlar için korsan mahkemelerin kurulduğu; devletin, çıkardığı kanunları uygulamaktan vazgeçtiği bir ortamda, Meclis’in kanun yapması anlamını da yitirdi! Çekle ilgili sıkıntıya düşen pek çok kişi bizi arayarak, haklı olarak ‘Bizim devletimizin gözünde  PKK’lılar kadarda mı değerimiz yok’ diye sitemde bulunuyorlar. Bir çok suç tipi bakımından, bu son açılımın yansımaları Türkiye’de hukuka, devlete, kanuna olan güveni yok etti.

‘Çek mağdurları’ diye bir tabir kullanılıyor; diğer yandan alacağını alamayanlar  da mağdur olduklarını ifade ediyorlar. Bana göre, devletin çek müessesini tekrar gözden geçirmesi; konuyu alacaklısı, borçlusu, ticari yaşam , bankalar boyutuyla yeniden ele alması gerekiyor. Modern Batı ülkelerinde çekleri şirketler tanzim ediyorlar. Alacaklı itibar edip alıyorsa alıyor, almıyorsa almıyor!

 Güncel probleme dönük düşüncem şu: Bugünkü uygulama hapis cezalarında 5 yıla kadar çıkabilen bir düzenleme öngörüyor. Ben cezaların orantısız olduğunu düşünüyorum. Çek suçlarına ilişkin olarak verilecek cezalar 6 ayı geçmemeli. Hapse girmek istemeyenler borcunu öder; parası olmayanlara da en azından alacaklıların tatmini için kısmi süreli bir hapis cezası olabilir. Ama şimdi 5 yıla kadar çıkan hapis cezaları var, ceza ile eylem arasında orantı yok.

Nurettin Özgenç (Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler Derneği/KOBİDER/ Başkanı):

Meclis’te bekleyen çek tasarısı bir süredir gündemde… Şu anda çekini ödeyemediği için hapiste yatanlar dışında, hapis aşamasına gelenler var.   Yasanın bu haliyle çıkması halinde 200 bine yakın kişi de mağdur duruma düşecek.

Kötü niyetliler hariç, yıllardır piyasada olan, ticaret yapan, ancak ekonomik kriz ya da başka bir nedenle çekini ödeyememiş olanların adi suçlu gibi hapse atılmasını onaylamıyorum, bunun anlamı yok.  Bankaların da bu konuda sorumlulukları var; çek defteri verirken suiistimallere karşı daha tedbirli olmaları gerekiyor.

Çek, piyasada ödeme aracı haline geldi, yaygın olarak kullanılıyor. Çekini ödemeyenlere karşı uygulanacak cezalar sadece para cezası olarak kalmalı.  . Zaten, hapis cezasının bir yaptırımı olmadığı da ortada, hapis cezaları kaldırılmalı. Aslında piyasaya senedin girmesi ve işlerlik kazanması gerekiyor.  

 Prof. Dr. Ünal Tekinalp (Bilim Komisyonu Başkanı):

Ben bu görüşümü komisyon başkanı olarak değil, şahsi görüşüm olarak söylemek istiyorum. Hapis cezası olmamalıdır. Direkt hapis cezası olmadığı gibi, para cezası ve bu cezanın ödenmemesi halinde hapse çevrilmesi gibi bir düzenleme de olmamalıdır. Bir para cezası öngörülebilir; ama bunun hiçbir şekilde paraya çevrilmesine imkân bırakmamak, esas itibariyle hükmü bu şekilde düzenlemek lâzım gelir.

Ben  ceza hukukçusu değilim; hareket noktam şudur: Çek ile diğer ticari senetler arasında bir fark yoktur; poliçenin, bononun ödenmemesi halinde para cezasını takip ederek hapis cezası verilmediğine göre, çekin özel olarak kayrılması için bir sebep bulunmamaktadır. Ama hemen şunu söylemeliyim ki;  karşılıksız çek soyut olayda dolandırıcılık suçunu gerçekleştiriyor ise; yani çek almak istemeyen bir kişiye çekin karşılığı bulunduğu konusunda bir mizansenle çek verilerek o şahıs aldatılmış ise, pek tabii, dolandırıcılık suçunun gerçekleşmesi nedeniyle hapis cezası söz konusu olabilir. Ama, salt çekin karşılıksız çıkması nedeniyle böyle bir ceza verilmemelidir.

İkinci bir görüşüm daha var; hapis cezası veya karşılıksız çekin özel olarak cezalandırılması hukukumuza bir katkı sağlamamıştır. Karşılıksız çekin verilmesini önlememiş, kimseyi bu fiilden caydırmamıştır. Aksine, kötü niyetli kişilerin durumunu güçlendirmiştir. Kötü niyetli derken, bir taraftan tefecileri bir taraftan da organize suç örgütlerini kastediyorum. Karşılıksız çekin hapse bağlanması onların elini kuvvetlendirmiştir.

Bunlar benim şahsi ve eskiden beri savunduğum görüşlerdir. Ama bu bir hukuk politikası meselesidir, hukuk politikasını da hükümet yapar! Kanun tasarılarını hazırlayan uzman ekipler veya bilimsel komisyonlar kendiliklerinden böyle bir kararı veremezler, aynen kendiliklerinden af kararı veremedikleri gibi… Bu hukuk politikası olup bir siyaset üslûbudur. Fakat, bilim adamı olarak benim görüşüm bu istikamettedir.

 Avukat Rahmi Ofluoğlu (Küçük Orta Sanayici ve İşadamları Dayanışma Derneği/KOSİAD/ Başkanı):

Karşılıksız çeke hapisle sonuçlanan adlî para cezası verilmesi, bir ilk çağ uygulaması; dünyada kalkmıştır. Bu ceza Fransa’da 1991 yılında, İspanya’da 1995’te, en son Ekvator’da Mart 2009 yılında kaldırıldı. Türkiye’deki gibi bir uygulama, Arjantin ile Şili hariç dünyanın hiçbir yerinde yok!

Bizdeki 3167 sayılı yasa, modern ceza hukuku ile bağdaşmayan objektif suç ilkesini benimsemiştir. Bu uygulama iyi niyetle kötü niyeti ayırt edemiyor, çünkü ‘kasıt’ aramıyor. Bu yasa yüzünden hapiste yatanlar kötü niyetli keşideciler değil; çekini ödeyecek parayı bulamayan, iyi niyetli, acze düşmüş insanlar. Kötü niyetliler alacaklıların parasını üç dört yıl kullanıp adlî para cezasını ödeyerek veya başka yöntemlerle kurtulmaktalar.

Yargıtay Başkanı 9 Haziran 2009’da alt komisyona gönderdiği dokuz sayfalık açıklamada Çek Kanunu Tasarısı’nın modern ceza hukuku nazariyeleriyle çeliştiğini söylüyor; ama Yargıtay 10. Ceza Dairesi bu tasarıdan daha geri bir suç ilkesini benimseyen 3167’den ötürü, cezalara onay veriyor. Bu ancak Türkiye’de görülebilecek yaman bir çelişkidir.

Meclis Adalet Komisyonu’nda bekleyen Çek Kanunu Tasarısı’nın gerekçesinde kanunun yeni TCK ile çeliştiği söylenmekte, bu nedenle yeni bir kanuna gerek duyulduğu kaydedilmekte. Akademisyenler; başta Prof. Dr. Adem Sözüer  olmak üzere birçok otorite 3167’nin yürürlükte olmadığını, 3167’nin TCK ile çeliştiği açıkça belirtiyorlar. Yargıtay Başkanı bütün bunları onaylıyor ama 10’uncu Ceza Dairesi cezaları onaylamaya devam ediyor.

Daha da vahimi, mahkemelerin, TCK’ nin açık hükümlerine rağmen,  erken ibraz edilen çeklere ceza vermeye devam etmesi. Modern hukukun temel ilkelerindendir; aynı anda iki kanun yürürlükte ise sanığın lehine olan kanun uygulanır. Bu ilkeyi TCK de benimsemiştir. Çek Kanunu Tasarısı’nın 5. maddesi de çeklerin erken ibrazını geçersiz saymaktadır.

Anayasa’nın 38. maddesiyle TCK’nin  7. maddesi lehe kanun uygulamasını benimsemiştir.

Kanun bu kadar açık ve net iken hâkimlerin ceza vermesi bir alışkanlık olsa gerek. Asliye ceza hâkimleri 25 yıldır  karşılıksız çek alacaklılarına yardımcı olmak için cezalar vermekte. Kanunun adı üstünde: Çek Hamillerini Koruma Kanunu… hâkimler ne yapsın? Zaten, 3167’nin ceza konusunda hâkime verdiği bir yargı yetkisi yok; mahkemeler onay makamı gibi, karşılıksız çıkan çek eğer çekin unsurlarını içeriyorsa hâkimler de cezayı vermek zorunda.

3167, hâkime ‘yoklukta’ verilen kararlarda imzanın sanığa ait olup olmadığını araştırma gereğini bile  duymadan ceza kesme görevi vermiştir. Çünkü, bu kanun, TCK/21. maddeye aykırı şekilde sanığın kusuru olup olmadığını, dolandırma kastı bulunup bulunmadığını araştırma gerektirmeyen ‘objektif suç’ olarak düzenlenmiştir.

Şimdi de  başka bir kanun aksini söylüyor; erken ibraza ceza verme, diyor!  Hâkim ise ne olursa olsun ceza vermeye koşullanmış; 3167 söz konusuysa ceza vermesi gerektiğini düşünüyor.Çünkü, çek sanıkları hâkimlerin gözünde hiçbir hakları olmayan en tehlikeli ‘çek Örgütü’ üyeleridir!

3167’nin TCK hükümleriyle çeliştiği, uyum yasası da çıkmadığı için 31 Aralık 2008’den itibaren yürürlükten kalktığı gündeme gelince Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nden de bu doğrultuda bir karar bekleniyordu; ama gele gele, cezalara onay kararı geldi. Yasanın yürürlükte olmadığını kimler söylüyordu? İstanbul Hukuk Fakültesinin Dekanı ve TCK’nin yapımcısı ile TBMM Adalet  Komisyonu Başkanı…

Çek Kanunu 2003 yılında çıktı, daha sonra uyum yasaları çerçevesinde TCK Tasarısı yasalaştı. Şu anda 3167 ile TCK uyumlu değil. Uyumun önünü kapatansa siyasi iktidar değil, maalesef yargı…Yargı birçok alanda tutucu davranarak hukukun gelişmesini engelliyor. Biz KOSİAD olarak, hukukun gelişmesi önündeki bu ve benzeri engellerin kalkması için mücadele edeceğiz.

6 Responses to “Çek Kanunu Tasarısı ‘çektikçe” uzuyor!”

  1. yakup bahattin durgun Says:

    18 yıl düzgün ticaret yapıp 3,000 yaprak çek ve toplamda 75,000,000 çek yazdım. Piyasa şartlarından dolayı paramızı ödemeyenler yüzünden battım. Aileme bakamayacak duruma geldim. Yıllarca vergi ve SSK larımı ödedim. Geçmişte çeke hapis cezası yok iken 4 milyon civarında karşılıksız çeklerini müşterilerim ödemedi. Onlar paramı ödemediği için bu duruma düştüm. Şimdi onlar rahat rahat gezecek ama ben hapis cezası mı çekeceğim ? Şimdi toplamda 500,000 TL çek için hapise girecek duruma geldim. Hapis cezası alırsam nasıl borçlarımı ödeyeceğim, aileme kim bakacak ? Böyle bir ceza olmamalı.

  2. akın Says:

    6 YIL BOYUNCA DEVLATINE VERGI SSK ÖDEYEN SENELIK CIROSU BATTIGI ZAMAN 32 TRILYON OLAN BIR FIRMA ORTAGIYDIM BU KADAR BUYUK RAKAMLARIN DONDUGU PIYASADA OLUSAN KRIZ VE YÖNETIMDEKI HATALAR SONUCU BATTIK SUAN AILEMIZE BAKAMAYACAK KADAR KÖTU DURUMDAYIZ SIMDI BIRDE BU ÇEKLERLE ILGILI İÇERIYE GIRERSEK BU ADILMI OLACAK YILLARCA ÇEKINI SENEDINI ODEYEN BIZLER İSTEMEYEREK BU DURUMA DUSMUSSEK (KIM ISTER IŞLERININ BOZULMASINI) BEN CIKACAK BU YASA ILE ILGILI 1 SENE ZAMAN VERELIM DIYORLAR SUAN 7 TRILYON TOPLAMINDA ÇEKLER VERGIDEN DUSERIZ DIYE ISLEME KONULDU SIMDIDE ISLEME KOYANLAR HAPIS CEZASI CIKINCA PARA ISTIYORLAR YOKSA GIT YAT DIYORLAR BEN BU 7 TRILYONU 1 SENEDE NASIL ODEYECEGIM

  3. asıl çek mağduru Says:

    mallarımızı satarak aldığımız çekler karşılıksız çıkıyor.Şirket yetkilisinin oldukça iyi bir mal varlığı var.fakat şirketin içi boş.çek şirket çeki olduğu için icra olarak şahıs malvarlığına haciz uygulayamayıruz. paramızı tahsil etmenin tek yolu çekten ceza verilmesi eğer siz bu cezayıda kaldırırsanız biz paramızı nasıl tahsil edeceğiz. Çek keşide eden şahıs varlık içinde yaşayacak bizim gibi çekini gününde ödemek iiçin yeri geldiğinde evini,malını satanlar mağdur olacak. Soruyorum karşılıksız çek verenler mi mağdur biz mi mağduruz.

    • Adnan Says:

      Birkaç kişi tahsilat yapacak diye binlerce mağdur hapsemi girecek sizde çek senetle mal vermeyin ben kaçtane toptancı tanıyorum az öz kzanıyor çokta uygun fiyat hep nakit insanımız aç gözlü üç liralık satmayan malını doğru düzgün tanımadığı adama iki katına satıyor çek karşılıksız çıkınca bas yaygarayı hama giren terler bu işin doğasında vadeyle yüksek karla iş yapanın parasının batma ihtimali herzaman var

    • cemil Says:

      sende enayı olma işini saglam yap öküz önüne gelene çekle mal verme kagıt parcasına mal veriyorsun verme öküzmüsün karşılıgında temınat al öküz

      onda söyle bittim bit öl geber öküz oglu öküz

  4. ağrılı Says:

    sayın ofluoğlu mücadelenizi çok uzun zamandır takip ediyorum…çok güzel yerlere taşıdınız bu davayı bu nedenle size ve kardeş diyebileceğim diğer sitelere teşekürü bir borç bilirim başaracağınızdan eminim en kısa zamanda tanışmayı ümit ediyorum


Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: