İnsancaYaşam

  KOSİAD    (Küçük  Orta Sanayici ve İş adamları Derneği)

BASIN AÇIKLAMASI

20 Ocak 2010 İstanbul Toplantısı bir başlangıç olacaktır.

Kosiad’ın Talepleri:

Türkiye Demokratikleşmeli

Sözde değil özde demokratik bir Türkiye istiyoruz,

Herkes insanca yaşama hakkına sahiptir, bu anlamda borçluların insanca yaşama hakkı çağdışı antidemokratik yasalarla yok edilmemeli,

Çağdışı cezalar kaldırılmalı,

Hiç kimse borcundan ötürü özgürlüğünden yoksun bırakılmamalı,

Çek Kanunu iptal edilmeli,

Ev eşyalarının haczi yasaklanmalı,

Türkiye ne olduğu, nasıl uygulanacağı belli olmayan ucube bir çek yasası ile karşı karşıyadır. Çek Yasasının yürürlüğe girdiği 20 Aralık 2010 tarihinden bu yana savcılar, hakimler, Yargıtay savcıları bu yasanın nasıl uygulanacağı üzerinde tartışmaktadırlar. Daha suçun nevi üzerinde anlaşmaya varılmış değildir. Yasayı yapan bilimsel komisyonun üyesi Prof. Dr. İzzet Özgenç yazılarında çek yasasının 5. Maddesindeki suçun kast ile işlenebilecek bir suç olduğunu ileri sürerken Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Tayyar Cem Eralp aksini söylemektedir. Bir yanda yasayı dizayn eden bir akademisyen diğer yanda üst düzey bir uygulayıcı, Yargıtay Savcısı yasanın uygulanması açısından birbirine taban tabana zıt görüşler ileri sürmektedirler ve bu ne olduğu belli olmayan yasadan ülkemizde on binlerce insan mahkeme kapılarında sürünmekte, yargılanmaktalar, binlerce insan hapiste ömür tüketmekte, aileler dağılmaktadır.

Bu yasanın 5. Maddesi ile aynı miktar karşılıksız çekten iki ayrı mahkeme iki ayrı keşideciye çok farklı cezalar verebileceklerdir. On bin lira borç için bir keşideci 500 gün hapis yatarken, diğeri 100 gün hapis yatabilecektir, bazen de daha da az.

Çek Yasanın hapistekilere şartlı tahliye getiren geçici 2. Maddesi insanlara büyük umutlar vermişti, ancak taahhüt veren mahkumların 2/3 ü hala hapisten kurtulamamışlardır. Madde taahhüttün mahkeme veya Cumhuriyet savcılıklarına verilmesi ile infazın durdurulacağına hükmetmesine rağmen insanlar bir türlü özgürlüklerine kavuşamamaktadırlar.

Karşılıksız çeke ceza dünyada sadece Türkiye’de vardır, bunu Devlet bakanı Babacan ve birçok hükümet yetkilisi de doğrulamaktadırlar.

Türkiye vahşi kapitalizm çağını yaşamaktadır.

Bu yasanın dayanağı piyasada, tedavüldeki 250 milyar olduğu söylenen çek miktarı gösterilmektedir. Çeke olan güven sarsılınca bu çeklerin ödenmeyeceği ve ekonominin krize gireceği iddia edilmektedir. Ekonominin krize girmemesi için de insanların borçtan hapsi öngörülmektedir. Yargıtay Cumhuriyet Savcısı bu iddiaya inanmış ki yasayı dizayn eden Özgenç’e bir internet sitesinde verdiği cevapta, eğer suçun tanımlanmasında kast unsuru aranırsa, bir başka ifade ile kişinin çekin karşılığını yatıramamasında kusurluluğu araştırılırsa insanlara ceza verilemeyeceğini ve bununda ekonomi için kabus olacağını yazıyor. Oysa bu yasanın kendisi bir kabustur. İleri sürülen bu görüş birçok bakımdan doğru değildir. İnsanlar çeklerini ceza olduğu için değil, ticari itibarlarını korumak için ödüyorlar. Ceza, çek ödenemediği zaman gündeme gelen bir olgudur. Çeke ceza olmadığında piyasa olması gerekene dönecek ve vadeli çek yerine diğer enstrümanlar devreye girecektir, bon, poliçe gibi.. Dünyanın bütün ülkelerindeki uygulama budur. Ceza tehdidi ile piyasanın yürümesi çağdışı bir yaklaşımdır.

Ceza tehdidi ile insanların yaşama hakları yok edilmektedir. Borçluların cezalandırılması ilkel bir yaklaşımın ürünüdür. Uygar ülkelerde iflas eden firmalar ve bu firmaların yöneticilerine suçlu gözü ile bakılmaz, insanların yaşam hakları ellerinden alınmaz. İflas halinde kişiler ancak taksirli veya hileli iflas varsa cezalandırılabilmektedirler. Bizim ceza sistemimizde de bu böyledir. Ancak uygulamada iflas eden herkese suçlu gözü ile bakılmaktadır. Bu ilkel yaklaşımla çeklerini ödeyemeyenler bizde ceza ile tehdit edilmekteler ve insanlar ceza tehdidi altında eşlerinin zilyet eşyalarına kadar neleri varsa satıp hukuken ödemek zorunda olmadıkları borçlarını ödemekteler ve eğer her şeylerini satmalarına rağmen borçlarını yine de ödeyemezlerse bu kez hapse girmekteler. Oysa Limited,  anonim şirket ortakları ve yöneticileri şirket borçlarından sorumlu değillerdir, bu dünyanın bütün uygar ülkelerinde böyledir. Bizde kişilere hukuken tanınan bu hak çek yasası ile, ceza tehdidi ile yok edilmekte ve insanlar ceza tehdidi ile ödemek zorunda olmadıkları borçları ödemektedirler.

ŞARTLI TAHLİYE HUKUKUN KİŞİLERE TANIDIĞI HAKKIN CEZA TEHDİDİ İLE YOK EDİLMESİDİR.

5941 sayılı Çek Kanunun geçici 2. Maddesi ile alacaklı ile anlaşma veya borca verecekleri taahhütle hapisten kurtulma, soruşma ve kovuşturmanın durmasını düzenlemektedir. Bu geçici madde ile kişiler hukuken sorumlu olmadıkları borçları özgürlükleri pahasına ödemeye zorlanmaktadırlar. Çekini karşılığını yatıramayan bir Limited veya anonim şirket yöneticisi hukuken bu borçtan sorumlu değildir. Çek kanunu ile insanlar hukuken sorumlu olmadıkları bu borçları, ceza tehdidi ile taahhüt edip ödemeye zorlanmaktadırlar.

Bütün bu nedenlerle bu çağdışı çek yasası mutlaka iptal edilmeli ve ceza sistemimizin dışına çıkarılmalıdır.

Türkiye’de sürmekte olan vahşi kapitalizim bu çek yasasından ibaret değildir.

2004 sayılı icra iflas yasasının 338. Maddesi  acz  içindeki insanları açlık sınırında yaşamaya mecbur etmekte ve asgari ücretin üzerinde bir yaşam sürmelerini hapisle cezalandırmaktadır. 338. Madde bir yıla kadar tazyik hapsi öngörmektedir. Mal varlığı borçlarını ödemeye yetmediği için haklarında aciz vesikası çıkarılan kişiler böylece insanca bir yaşamdan ceza tehdidi ile mahrum bırakılmakta, çocuklarına eğitim verme, iyi bir sağlık hizmetinden yararlanma hakları ortadan kaldırılmaktadır, çünkü bütün bunların asgari ücretle yapılması mümkün değildir. Bu madde bile uygar ülkelerde eşi benzerine rastlanmayan vahşi bir yasadır. Borçlu iseniz gecekonduda oturacaksınız, çocuğunuza iyi bir eğitim yaptıramazsınız, tatile gidemezsiniz, bütün bunları yaparsanız asgari ücretin üzerinde bir gelire sahipsiniz ve bir yıla kadar hapse girebilirisiniz.

Bütün bunlara en gerekli ev eşyalarının haczini de eklememiz gerekir.

Türkiye’nin demokratikleşmeye ihtiyacı var, sözde değil özde insana saygı duyan, insanın insanca yaşama hakkını ortadan kaldırmayan adil bir düzenin özlemini çekiyoruz. Kosiad bu doğrultudaki çalışmalarını bundan sonra da sürdürecektir. 20 Ocak İstanbul toplantımız bu organizasyonlardan biridir, bu toplantı CHP İstanbul İl başkanı ve Adalet Komisyonu üyesi Ali Riza Öztürk’ün katılımı ile gerçekleştirilecektir.

One Response to “İnsancaYaşam”

  1. su Says:

    kanun cikti nerdeyse 1 ay oldu bu engellemeler yzuunden 1 ay kaybettim. odemenin ilk taksidine 11 ay kaldi.
    1 aylik is kaybimi kime fatura edebilirim acaba ??? kanunu geciktiren , kendi avukatina guvenmeyen bir yargi sistemine dava acabilirmiyim ???
    bu hakimlerde nasil bir guc varki , devletin noterine guvenmiyor , devletin avukatina guvenmiyor . e ozaman niye biz avukatlara vekalet veriyoruz ki???


Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: