Ali Riza Öztürk

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Çek Kanunu’nyla ilgili şahsım adına söz almış bulunuyorum. Öncelikle, söz sırasını bana verdiği için Mersin Milletvekili Akif Akkuş’a çok teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ekonomik kriz sonucu çeke bağlı borçlarını ödeyemedikleri için karşılıksız çek keşide etme suçundan hâlen hapishanelerde yatmakta olan ya da hapishaneye girme tehdit ve tehlikesi altında oldukları için evlerini, barklarını, sıcak yuvalarını terk ederek, eşinden, çoluğundan çocuğundan, yakın akrabalarından ayrı yaşamak zorunda kalan, “kaçak yaşayan çek mağdurları” diye anılan kişilerin kendilerinin, eşlerinin, çocuklarının ve yakın akrabalarının umutla bekledikleri ancak Adalet Komisyonundan geçmiş hâliyle bu umutlarının kırıldığı, tükendiği bir Çek Kanunu Tasarısı’nı görüşüyoruz.

Bu tasarı “Bankacıların, tefecilerin çek alacaklarının hakkını, hukukunu nasıl daha da sağlamlaştırabiliriz.” düşüncesinden hareketle yapılmış bir tasarıdır. Bu, sadece onların hak ve hukukunu korumaya yöneliktir. Bu toplumda bankacılar ve tefeciler dışında başka sosyal gruplar da vardır. Bu tasarı, kanun, çek mağdurlarının yarasını sarmaktan çok uzaktır, çek mağdurlarının yarasını sarıyormuş gibi göstererek sadece pansuman niteliğindedir.

Benden önce konuşan Adalet Komisyonu Başkanı Sayın Ahmet İyimaya, değerli bir hukukçu, acaba bu kürsüde söylediklerine kendisi inanarak mı söyledi?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) – Aynen inanıyorum.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – Eğer bu kürsüde söylediklerini inanarak söylediyse, bugüne kadar “çek mağdurları” diye adlandırılan kişilere yönelik yaptığı açıklamalarda, kendisinin çek hukukunda cezaya karşı olduğunu neden söyledi? Bugüne kadar AKP’nin yetkilileri ve başta Komisyon Başkanı, “çek mağduru” diye anılan kişilere niye umut verdi? Adalet Komisyonu Başkanı, en son 9 Haziran günü Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu alt komisyondan geçen bu tasarıyı altı ay neden bekletti? Niye tekrar ana komisyona getirmedi? Niye bu tasarıyı tekrar görüştürmedi?

Değerli arkadaşlarım, öncelikle şunu söylemek istiyorum: Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak karşılıksız çek keşide etme fiilinin suç genel teorisi içerisinde, modern ceza hukuku içerisinde yeri olmadığı nedenle ve sadece bazı kişilerin değil ceza hukukunda otorite olan bilim adamlarının da düşüncesi bu şekilde olduğu nedenle, hiçbir modern ülkede, çağdaş ülkede böylesine haksız, adaletsiz bir ceza sistemi olmadığı nedenle, karşılıksız çek keşide etme fiilinin suç olmaktan çıkarılmasını talep ediyoruz ve karşılıksız çek keşide etme suçu nedeniyle bugün cezaevlerinde yatan herkesin hemen salıverilmesini talep ediyoruz değerli arkadaşlarım, böyle pansuman tedbirlerle falan değil.

Şimdi, burada üzerinde durulması gereken konulardan bir tanesi, çek konusunda ayrı bir kanuna ihtiyaç var mı yok mu?

Değerli arkadaşlarım, Türk Ticaret Kanunu’nda -691-736 maddeler arasında- ve hâlen Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülecek olan yeni Türk Ticaret Kanun Tasarısında -780-823 maddeler arasında, 44 maddelik- düzenlenmiş çek hukukunun çözemediği sorunları dokuz maddeyle mi çözeceksiniz? Bu kürsüde bilen de konuştu, bilmeyen de konuştu. Sokakta bilen de konuşuyor, bilmeyen de konuşuyor.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, insanların çeke güven duymalarının nedeni nedir? İnsanların çeke güven duymalarının nedeni, çekin bağlı olduğu alacağın tahsilini garanti altına almak için çeke uygulanan cezadır. Burada vadeli çekin faydalarını anlattılar. Türk Ticaret Kanunu’nda çekin işlevi nedir? Çek, bir ödeme aracıdır. Bunun dışında çek hiçbir amaçla kullanılamaz. Çekin terörün finansmanını önlemek, kayıt dışı ekonomiyi kayıt içine almak ya da kara paranın aklanmasını sağlamak gibi bir görevi yoktur. Çekin amacı, fonksiyonu, amacı, görevi Türk Ticaret Kanunu’nda bellidir, senedin de belidir. Çek, kayıtsız ve koşulsuz belli bir miktarın ödenmesi emrini içerir. Bono ise belirli bir miktarın ödenmesi taahhüdünü içerir. Eğer siz belirli bir miktarın ödenmesi taahhüdünün yerine çek alıyorsanız artık o çek değildir, çek olma vasfını kaybetmiştir; bu, bono yerine geçiyor demektir. Bu kürsüde dile getirildi, ekonominin ve ticaretin bir gereğiymiş. Siz eğer bugün bononun arkasına da bir cezai müeyyide koyarsanız o zaman insanlar çek almaz, bono alır. Bugünkü sistemde çeki alan bir alacaklı, çek alacaklısı ileri tarihli çek aldığı zaman o çekin karşılıksız olduğunu o anda bilmektedir, bilerek almaktadır yani o çeki alırken o çekin aslında çek değil, bir senet, bir bono olduğunu bilerek ve bu bilinçle almaktadır. Dolayısıyla o tarihli çekin bankada karşılığının olmadığını ve bunun ileride o tarihte ödeneceği umuduyla almaktadır. Şimdi siz uygulamada bono yerine çek ikame etmişsiniz, arkasından da bu yanlış uygulamaya uygun bir şekilde, Türk Ticaret Kanunu’ndaki çek hukuk sistemini altüst eder şekilde, darmadağın eder şekilde, uluslararası hukuk kurallarını bir kenara iterek siz yeni yapılanmalar getiriyorsunuz. Hangi ülkede görülmüş tacir çeki-tacir olmayan çek? Sizin örnek gösterdiğiniz Cenevre Yeknesak Kanunu’nda, bu gerekçede söylemişsiniz, tacir olan çek-tacir olmayan çek ayrımı var mı? Hangi ülkede hamiline çek, hamiline olmayan çek ayrımı var? Hangi ülkede karşılıksız çek keşide etme suçu bir cezai müeyyideyle bağlanmış. Bütün bunlar gerçekken, burada sadece ticari hayatın dalgalanması adına bunun yapıldığı söyleniyor.

Değerli arkadaşlarım, bakın, 1985’e kadar bu ülkede karşılıksız çek keşide etme suçundan bir ceza yoktu. Peki 85 yılına kadar bu ekonomi yok muydu? Bugün Amerika’da, Avrupa ülkelerinde ve dünyanın çağdaş hukukla idare edilen ülkelerinde ekonomi yok mu? Oralarda çek yok mu? Var. Niye ekonomiler dalgalanmıyor? Çünkü çek amacına uygun olarak kullanılıyor. Sen burada çeki bononun yerine kullandırırsan, amacına uygun olmadan kullandırırsan, ekonomin dalgalanır. Kaldı ki, 1985 yılına kadar olmayan bir sistemi Türk hukukuna sokmuşuz. 85 yılında doğrudan hapis cezası öngören bir yasa çıkarmışız 3167 sayılı. Peki, sorunlar önlenmiş mi? Sizin burada ileri sürdüğünüz sorunlar ortadan kalkmış mı? Kalkmadığını siz söylüyorsunuz? Nerede söylüyorsunuz? Kanunun gerekçesinde söylüyorsunuz. Diyorsunuz ki, daha 1993 yılında: “Sekiz yıllık uygulama 3167 sayılı Kanun’un değiştirilmesi gereğini ortaya çıkarmıştır çünkü umut edilenin aksine, karşılıksız çek suçunun özel olarak düzenlenip suçun oldukça uzun bir hürriyeti bağlayıcı cezayla cezalandırılması caydırıcı olmamış, aksine, piyasadaki karşılıksız çek miktarı artmış ve ceza davaları önemli rakamlara ulaşmıştır.” Bunu kim söylüyor? Siz söylüyorsunuz. Hangi dediğiniz doğru, hangi dediğiniz doğru sizin?

Değerli arkadaşlarım, bugün gerçekten bu Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda uluslararası hukuk kurallarına ve ulusal hukuk kurallarımıza aykırı, ceza adaletine aykırı, son derece haksız bir ceza sistemini getiren bir yasayı görüşüyoruz. Çek Kanunu özel hukuktaki ilişkileri bir kenara bırakmış, tamamen sanki Ceza Kanunu görüşüyoruz gibi, kamu hukukunun temel meselelerini görüşüyoruz gibi -birazdan önergeler ve maddeler üzerinde konuşacağız- Çek Kanunu olmaktan çıkmış, yani ticaret hukukundaki anlamıyla özel bir enstrüman olmaktan çıkarılmış, tamamen bir ceza hâline getirilmiş.

Bu kürsüden soruyorum: Çek alacaklıları padişahın çocuğu mu? O zaman siz alacağın tahsilini garanti altına almak için bu cezayı savunuyor iseniz bono alacaklılarının hakkı, hukuku ne oluyor? Bono ile çek aynı hukuki rejime tabi değil midir? Türk Ticaret Kanunu’ndaki düzenleniş biçimleri itibarıyla bono ile çekin arasında bir fark var mıdır? Siz burada çek alacaklısını koruyorsunuz, o zaman bono alacaklısını niye korumuyorsunuz? Bonodan ve çekten daha kuvvetli bir belge olan mahkeme ilamına dayalı olan alacak sahiplerini neden korumuyorsunuz?

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerçekten böylesine hukuk dışı, böylesine adil olmayan bir yasa daha olamaz. Bu aslında, Türkiye’de bakın, bu işle…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Öztürk, lütfen tamamlayınız.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – Bu kanun tasarısına tüm hukukçular karşı. Bunu Komisyon Başkanı da biliyor, Adalet Bakanı da biliyor. Adalet Bakanının kendisi de karşı. Buna Komisyon Başkanı karşı, buna hukukçular karşı, ceza hukukçuları karşı, Türk Ticaret Kanunu’nun Bilim Komisyonu Başkanı olan Ünal Tekinalp Hoca demeç veriyor, o da karşı. Bir tek savunan yok. Bu işlerle görevli Yargıtay 10. Ceza Dairesi karşı.

Bu tasarıyla siz ne yapıyorsunuz? Pansuman tedbir ama çek alacaklılarının durumunu daha da güçlendirecek, onların hak ve hukukunu daha da sağlama alacak, devleti tamamen çek alacaklılarının, tefecilerinin icra müdürü hâline, konumuna sokacak bir uygulamayı getiriyorsunuz. Bunu bizim Cumhuriyet Halk Partisi olarak savunmamız mümkün değildir.

Sayın Başkan burada iyi niyetlerini söyledi. AKP eğer reformcu olduğunu iddia ediyorsa reformcu olduğunu bu yasada göstersin. Türkiye’de çek kanunu gibi ayrı bir kanuna gerek yoktur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – Bu kanundaki birtakım maddeler Türk Ticaret Kanunu’nun içerisine alınabilir ve yapılması gereken, çek kanununa tümden karşı çıkmaktır.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, şimdi burada konuşan arkadaşımız benim konuşmam sırasında -bu Çek Kanunu’nun- bankacılarla, tefecileri aynı kefeye koyduğumu ve kendisinin üzüldüğünü söyledi. Bunda üzülecek bir şey yok, bir.

Bankacılarla, tefecileri aynı kefeye koymadım; “Bankalarla, tefecilerin çıkarlarını, hakkını, hukukunu korumaya yönelik bir tasarıdır bu.” dedim. Bankalarla, tefeciler… Buradan bile bankalarla, tefecilerin aynı kefeye konulmadığı açıktır ancak kaldı ki koymamı istiyorsa, evet koyuyorum, bankalar bugün tefecilik rolüne sığınmışlardır. Bu tasarının, bankaların istediği tasarı olduğunu söylüyorum. Nedeni de şudur: Bugün Adalet Komisyonunda bile bu tasarının patronu sanki Bankalar Birliği görünümdeydi, görüntüsü de öyleydi, her şeyin hâkimiyetiydi. Bu tasarı eğer bankaların çıkarlarını korumak için yapılmamış ise, alt komisyonda 1.000 liraya çıkarılan, AKP’lilerin oylarıyla 1.000 liraya çıkarılan sorumluluğun dahi bankaların günlerdir yaptığı lobiler üzerine 500 liraya düşürülmesi hangi anlayışa hizmet etmektedir?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Öztürk.

AHMET YENİ (Samsun) – Aynı şeyi söylediniz zaten.

Ben saygılar sunuyorum hepinize. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Öztürk.

CHP Mersin Milletvekili Adalet Komisyonu Üyesi Ali Rıza Öztürk, 10.12.2009 Perşembe Günü TBMM Genel Kurulunda , Çek Kanunu tasarısının 3. maddesi üzerinde vermiş olduğu önerge hakkında konuşma yaptı. Ali Rıza Öztürk konuşmasında şunlara değindi:

 

BU TASARI BANKALARIN KANUN TASARISIDIR.

Komisyonumuz vermiş olduğumuz bu değişiklik önergesine katılmadı, fakat Komisyonumuzun, AKP Grup Başkan Vekili ve arkadaşları tarafından Bankalar Birliğinin dayatmasıyla verilen önergeye katılıp katılmayacağını ben çok merak ediyorum. Altını çizerek söylüyorum: O önerge Bankalar Birliğinin dayatmasıyla verilmiştir. Çünkü aynı kişiler bizzat bana telefon açmıştır 500 TL düşürülmesi konusunda ve “AKP tarafından böyle bir önerge verilirse siz karşı çıkar mısınız?” demişlerdir telefonla. Şimdi o önerge, hem Komisyondaki tutum ve davranışları nedeniyle hem de buradaki işleyen işleyiş bakımından Bankalar Birliğinin önergesidir. Dolayısıyla bu görüşülmekte olan kanun tasarısı Bankalar Birliğince dayatılan bankaların kanun tasarısıdır değerli arkadaşlarım.

 BANKALAR BİRLİĞİ AKP GRUBUNU ETKİLEMİŞLER

Şimdi, alt komisyonda AKP’nin oylarıyla 470 TL 1.000 liraya çıkarıldı, AKP’nin oylarıyla çıkarıldı. Ana Komisyonda yine herkesin olduğu, Bakanın da olduğu bir ortamda 1.000 lira olarak kaldı, Bankalar Birliğinin itirazına rağmen kaldı, ama ondan sonra Bankalar Birliği lobi çalışmalarını devam ettirdiler, öyle anlaşılıyor ki AKP Grubunu etkilemişler değerli arkadaşlarım.

Bugün Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Bildirgesi’nin kabul edilişinin 61’inci yılını kutluyoruz. Altmış bir yıl sonra, otuz madde hâlinde güvenceye alınan insan haklarının hâlâ altmış bir yıl sonra bu ülkede çiğneniyor olmasından son derece üzüntü duyuyorum ve bu çiğnemenin özellikle hukuk adına yapılıyor olması beni son derece üzüyor.

 YETERKİ BU HÜKÜMET YAKAMIZDAN DÜŞSÜN

Artık halkımızın bu AKP’den umudu falan kalmamıştır. Bu çek yasası falan görüşmelerinin artık kimin talepleri doğrultusunda yapıldığını herkes bilmektedir. Bakın, şu mesajı okuyorum: “Sayın Ali Rıza Öztürk, ben çek mağduru olarak hem borçlu hem alacaklıyım ama biz alacaklarımızdan vazgeçtik, yeter ki bu Hükûmet yakamızdan düşsün artık.” diyorlar.

Adalet Bakanının soru önergeme verdiği yanıtta, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 5’inci maddeyi ihlalden dolayı bugüne kadar 435 tane ihlal karar vermiş ve Türkiye tazminata mahkûm edilmiştir ve özellikle altını çizerek söylüyorum, bu konu, mahkemelerin isnat edilen suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, kuvvetli suç şüphesi, tutuklama sebebinin henüz ortadan kalkmamış olması gibi sosyal, soyut, genel ve tek tip gerekçeyle tahliye taleplerini reddederek tutukluluğun devamına karar vermesi nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bugüne kadar Türkiye’yi tazminata mahkûm edip etmediği sorusuna “Evet, bu 5’inci madde kapsamında değerlendirilmektedir.” deniliyor ve 435 tane toplam olarak ihlal edildiği söyleniyor.

 Şimdi, insan haklarının güvenceye alındığı bir ortamda insan haklarının nasıl ihlal edildiğinin de somut göstergesidir değerli arkadaşlarım. İşte bu çek yasası da, görüşülmekte olan çek yasası da insanların borçlarından dolayı hürriyetlerinden yoksun kaldıklarının somut göstergesidir. Bu, içeride yatan insanlar, çek mağduru olan insanlar, haksız, hukuksuz, ceza hukukuna aykırı bir cezalandırma yöntemi nedeniyle hapishaneye giren insanlardır. Çek mağdurundan kastedilen şey budur. Özel hukuk hükümlerine göre alacağını tahsil etme imkânına sahip olan çek alacaklısı, bono alacaklısı hiçbir zaman ceza hukuku anlamında çek mağduru değildir değerli arkadaşlarım. Çek alacaklıları ne kadar mağdursa bono alacaklıları da o kadar mağdurdur. Burada, aynı zamanda çek alacaklısıyla diğer alacaklılar arasında Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı bir tutum sergilenmektedir.

 AKP İKTİDARI HATADAN GERİ DÖNME HAKKINI KAYBETMİŞTİR

 Değerli arkadaşlarım, bugün, Türkiye gerçekten yasalarını işletemez, çalıştıramaz, hukukuna sahip çıkamaz bir hâle gelmiştir. Türkiye artık sokağa teslim olmuştur. AKP’nin milletvekilleri gazete okumuyorlar mı, televizyonları izlemiyorlar mı? İktidarların hatadan dönme şansları vardır ama AKP için bu dönüşün faydası kalmamıştır. AKP İktidarı hatadan geri dönme hakkını kaybetmiştir. Türkiye’nin temel değerleri ağır hasar görmüştür, tahrip edilmiştir. Bu tahrip bizzat hukuk kullanılarak, yargı kullanılarak, hukuk adına yapılmıştır değerli arkadaşlarım.

AKP analar ağlamasın diye açılım yapmıştır, o açılım saçılmıştır.

Eğer siz bu ülkede gerçekten anaların ağlamasını istemiyorsanız, gerçekten benim seksen yaşındaki anamı ağlatmak istemiyorsanız yapacağınız tek bir hayırlı iş var değerli arkadaşlarım, çekip gitmektir.

2 Responses to “Ali Riza Öztürk”

  1. ef Says:

    değerli arkadaşlar ben aylardır tüm yazılanları ve yorumları okuyorum ve takip etmeye çalışıyorum çünkü gerçek anlamda bir mağdurum.evden dışarı çıkmaya korkan biri haline geldim neden mi 4 çekten tutuklamam var.günlerdir hiç ara vermeden meclis tv yi izliyorum yapılan konuşmaları verilen önergeleri ve oylamaları. ne yazıkki mecliste çek mağdurlarını düşünen milletvekillerinin olmadığı kanatine vardım. chp ve mhp bu yasanın böyle çıkmasını istemiyor ise neden tüm milletvekillerini oraya toplayıp red oyu vermediler. çek mağdurlarının bankalar tarafından kredi kullanabilmesi için önerge veren milletvekilleri bu borçların daha uzun vadede ve faizsiz ödenebilmesi için önerge vermediler? tamam akp hükümeti hapis cezasının kalkmasını istemiyor ve bunu açık açık belirterek sadece alacaklıları korumaya çalıştıklarını belli ediyorlar bunu yaparken seçim zamanı nasıl karşımıza geçeceklerini düşünmüyorlar. ya akp milletvekilleri ? onlarda çıkıp çeke hapis cezası çağdışıdır diye açıklama yapıp neden koyun misali davranıyorlar madem karşısınız neden gerçek tepkinizi ortaya koymuyorsunuz? koyamazlar… çünkü tüm milletvekilleri hayatlarından memnun.ben cuma gecesi maddelerin oylamaları bittikten sonra herşeyi daha iyi anladım akp li milletvekilleri birkaç dakika önce tartıkları chp ve mhp milletvekilleriyle tokalaşarak ve gülüşerek ayrıldılar bu sahneyi görünce al birini vur ötekine sözü aklıma geldi.daha çok söz var bu durum için ama ne ağzımı bozmak istiyorum nede olmayan moralimi … yani diyeceğim o ki ben daha çok korkarım evden dışarı çıkmaya daha çok korkarım akşamları camımdan yansıyan polis sirenlerine daha çok korkarım çalan zilden daha çok korkarım gölgemden ve hasta olduğum halde hastaneye gitmekten korkmaya devam ederim. şimdi bu siteyi takip edenlere soruyorum sayın av.rahmi beye soruyorum . bu yasa böyle çıkarsa borcun üçte birini ilk yıl ödemeye gücü olmayanlar sırf bir yıl rahat dolaşabilmek için mi gerekli mercilere tahhütte bulunarak cezasını dondursun yoksa zaten üç yıldır kaçak yaşayanlar böyle yaşamaya devam mı etsin?

  2. Su Tav Says:

    Sayın Ali RIZA öZTÜRK VE CUMHURİYET HALK PARTSİ ,
    Bizi en zor günlerimizde yanlız bırakmadınız.Adaletten ve doğrudan yana oldunuz.Şu anda tüm çek yasası mağdurları biliyorki CHP SAĞLAM VE DİK DURAN BİR PARTİDİR.Bizler CHP ile hareket etmeyi görev kabul etmiş insanlarız.Herşey için teşekkür ederiz.
    Anayasa mahkemesine açılacak davada sizlerin önümüzde yer almanızı rica ederiz.
    Saygılarımızla


Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: