Karşılıksız Çek Sorununun Çözümü

————————————————————————–

eKitap İlk Sayfa eKitap İçindekiler

.
Karşılıksız Çek Sorununun Çözümü

.
1. Adım: Yargının Görevi

Çözümün hukuksal uygulama tarafında, Asliye Ceza Mahkemeleri ve Yargıtay bulunmaktadır. Asliye Ceza Mahkemeleri Hakimlerinin, fiilen kısıtlanan özgür iradelerine rağmen kahraman bir davranış sergilemeleri gerekmektedir. Kahraman Asliye Ceza Hakimlerimiz karşılıksız çeke beraat kararı vermektedirler. Yargıtay’ın ise, güçlünün, iktidarın yanında yer almaktan vazgeçip adaletin yanında yer alması gerekmektedir.

Asliye Ceza Mahkemeleri

Hukuki çözüm öncelikle Asliye Ceza Mahkemeleri’nin karşılıksız çeke hapis cezası vermeyi durdurması ile başlamalıdır. Kanunsuz Ceza olamayacağına göre, hakimlerin İçtihat Tapınmacılığı’nı bırakıp kanunun gerektirdiği yönde karar vermeleri hukuki bir zorunluluktur.

Yargıtay

Bu konuda Yargıtay da üstüne düşeni yapmalıdır. Karşılıksız çeke hapis cezasının kanunsuz olduğunu, kararları ile sabitlemelidir. Yargıtay, adaletsizlik pahasına güçlünün yanında durmaya devam ederse Türkiye’de adalet tartışma konusu olacaktır.

2. Adım: Yasamanın Görevi (TBMM)

Meclis, bir an önce çek kanununu çağdaş hukuk düzeyine getirmelidir. Tüm gelişmiş dünya, karşılıksız çeke nasıl yaklaşıyorsa, Türkiye’de öyle yaklaşmalıdır.

Ekonomi’ye zarar vermeme gerekçesi ile hukuksuz hareketten kaçınmak gerekmektedir. Kaldı ki, karşılıksız çek cezalarının bugüne kadar ekonomi için bir katkısı olmamıştır. 1985’ten beri çeke verilen cezalar artıkça karşılıksız çek suçları da paralel olarak sürekli artmıştır.

3. Adım: Anayasa Mahkemesinin Görevi

Çözümün Anayasa ile uygunluk tarafında ise, Anayasa Mahkemesi yer almaktadır. 3167 Sayılı Çek Kanunu’nun 16. ve 13. Maddeleri başvuru üzerine Anayasa Mahkemesi tarafından yeniden Anayasa’ya uygunluk bakımından ele alınmalıdır. Her ne kadar daha önce bu konularda başvurular yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından ret edilmiş olsa da, 10 yıl bekleme zorunluluğu olmayabilecektir, çünkü yasaların maddeleri, fıkraları değişince, tekrar başvuru hakkı doğmaktadır.

Gerek “Sözleşmeden Dolayı Kimse Özgürlüğünden Alıkonulamaz” konulu Anayasanın 38. Maddesi gerekse Adil Yargılanma ile ilgili 36. Maddesi için tekrar Anayasa Mahkemesi’ne başvurulabilir. Beklentimiz Anayasa Mahkemesi’nin artık vermesi gereken kararı vermesidir.

Asıl beklentimiz ise şudur ki, Anayasa Mahkemesi’ne yapacak iş kalmadan öncelikle Asliye Ceza Mahkemeleri ve Yargıtay tarafından gereken kararlar verilsin ve hemen arkasından, en kısa zamanda, Meclis yasama görevini yerine getirerek 3167 Sayılı Kanunu değiştirsin, çünkü iş Anayasa Mahkemesi’ne kalırsa, 10 yıl kuralından dolayı uzayabilir.

‏‏Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Giden Yol

Sicilleri Yargıtay’ın elinde olan esas mahkemeleri hakimleri özgür iradeleri ile karar veremiyorlar. İçtihat Tapınmacısı bir anlayış ile hareket etmek zorunda kalıyorlar.

İçtihatın en üstü Yargıtay, adaletin yanında olmak yerine güçlünün yanında oluyor. Anayasa Mahkemesi de, Yargıtay gibi, güçlünün ve iktidarın yanında yer alıyor.

Hem Anayasa Mahkemesi ve hem Yargıtay çağdaş hukuk ilkelerini görmezden geliyorlar.

Meclis yasama ve Hükümet ise yürütme organı olarak üstüne düşeni yapmak yerine, egemen güçlü sınıfların vekili gibi davranarak, bir an önce yeniden düzenlemesi gereken çek yasasını düzenlemeyip, hukuk ayıbını görmezden gelirse, “Meclis ve Hükümet” acaba, Milletin Vekili Mi yoksa kimin Vekili sorusunu sormak aklımıza gelmez mi?

Bu düzen böyle devam ederse, Türkiye’nin çağdaş bir hukuk devleti olması için, tek yol Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitmek olacaktır. Türkiye için vahim bir tablodur bu. Türkiye kendi hatalarını kendi düzeltmek yerine, uluslararası bir mahkemenin otoritesine başvurmak zorunda kalıyor.

Türkiye’nin gerçek çağdaş bir hukuk devleti olması için, vatansever çek mağdurları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurmalıdırlar. AiHM, teröristlerin tekelinde olan bir mahkeme değildir! Ülkesinin çağdaş hukuk düzeyine gelmesini isteyen vatansever çek mağdurları da, bu mahkemeye başvurabilir. O yüzden, çek mağdurlarının Türk geleneklerinden kaynaklanan “Devleti mi şikayet edecem?” sorusunu bir kenara bırakarak yapmaları gerekeni yapıp Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurması kaçınılmaz olmak üzeredir.

Birçok çek mağdurunun, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurmanın çok kolay ve ücretsiz olduğunu bilmediklerini görünce, “ne kadar bilinçsiz bir toplumuz” düşüncesi ile içimden üzülüyorum!

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurarak ve davayı kazanarak elde edeceğiniz 30–40 bin Euro, hukuksuz ve adaletsiz olarak yıllarca hapiste yatmanızı karşılamaz elbette ama burada asıl önemli olan, karşılıksız çekten hüküm giyen ve giyecek olan kişi sayısının milyonlarda olmasından ötürü devletin böyle bir tazminatı ödemeyi göze alıp hukuksuzluğu sürdürmesinin artık imkansız olması ve bundan dolayı gereken yasal düzenlemeleri yapmak zorunda kalmasıdır. Önemli olan nokta işte tam budur!

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Asliye Ceza Mahkemeleri, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi’ne “görevinizi yapın adalet ve hukuk sizin göreviniz” mesajını verecek. Aynı şekilde Hükümete ve yasama organı olan Meclis’e de mesaj verecek. Gönül ister ki, bu mesajı bir uluslararası mahkeme otoritesi vermeden önce, devlet yasama, yürütme ve yargı organları kendileri görevlerini yapsınlar!

Kitabın 169. sayfasında, T.C. Adalet Bakanlığı Resmi Web Sitesinden alınan, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne Başvurmak için Açıklama” başlıklı kısa yazıyı okuyup kolayca AiHM’ne başvuracağınızı görebilirsiniz.

AiHM Dava Dayanaklarımız:

1 Başta yürürlükte olmayan bir yasadan ceza verilmesi, yani  Kanunsuz Ceza,

2 Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesi yani
Adil Yargılanma Hakkı ve

3 AiHS Ek 4 Nolu protokolün 1. maddesi yani
Borçtan Hapis Yasağı olacaktır.
.

http://www.cocenk.com Cenk Ofluoğlu

 


————————————————————————–

Önceki Sayfa Bu sayfa eKitap Son Sayfadır…

————————————————————————–

.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: