GİDİŞAT NEREYE?

YENİ ÇEK YASASI

               (5941)

                        YORUMLAR UYGULAMALAR 

                        YARGITAY İÇTİHATLARI 

Yeni  kitap yukarıdaki isimle çıkıyor.  Kitabın  arka kapağına yazı yazmak için oturmuştum. Sitelere bir göz atayım dedim. My Way’in  yorumu içimi burktu. Bir yalnızlık çığlığı gibi duyumsadım yorumu. Cenk’in KARŞILIKSIZ ÇEK SAVUNMA kitabına koyduğu bir sloganı anımsadım: 

SESİMİZİ DUYAN VAR MI !… SESİMİZİ DUYAN VAR MI!…. 

Bu sesleri duyduğumda duyarsız kalamam.  Bu da benim zaafım. 

Hiç kimseye kahretmiyorum, bunlar benim memleketimden insan manzaraları, bizim insanlarımız bunlar, geri bırakılmış bir ülkenin geri kalmış insanları. Memleketimden insan manzaraları, örgütsüzlük, dağınıklık, teslimiyet, acı, feryat, Yaşarken ölen insanlarımız.Ne diyor Nazım Hikmet? 

AKREP GİBİSİN KARDEŞİM NAZIM HİKMET

Akrep gibisin kardeşim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
Serçe gibisin kardeşim,
serçenin telaşı içindesin.
Midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı, rahat.
Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
Bir değil,
beş değil,
yüz milyonlarlasın maalesef.
Koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup
deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
Ve bu dünyada, bu zulüm
senin sayende.

Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin,
— demeğe de dilim varmıyor ama —
kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!
NAZIM HİKMET RAN
Ne diyor büyük usta?
 
Hani şu derya içre olup
deryayı bilmeyen balıktan da tuhaf.
ve bu dünyada zulüm senin sayende.
 
Bu yalnızlık 1 Nisandan sonra çoğalacak. İnsanlar herşeyi unutacak.. Ve sonra acı ile uynacaklar 8 ay sonra? Bir anı..Daha çok canlı bir anı…Yurt dışında kaçak yaşayan bir yurttaş mail ve yorumları ile bana sürekli minnet duygularını yazıyor, bana vaatler yapmaya çalışıyordu. Sonra taahhüt verme zamannı geldi. Her adımda bana sorular sordu. Sonra yurduna döndü.. Bir daha ne yazdı, ne de bir ses verdi. Arada bir MSN de görüyorum. Artık merhaba bile demiyor. Bir zamanlar bin bir özürle sorular soran adam şimdi yoktu. Bu anlayış yoz bir kültürün eseridir. Nedir o yoz kültür?
“Dereyi geçene kadar ayıya dayı diyeceksin”
Hepimiz bu atasözünden övgü ile söz ederiz. Oysa bu aşağılık bir yoz kültürün eseridir. Özünde insanın insanı aldatması yatar. Bir çok güzel atasözümüz yanında duraksamadan ret edeceğimiz bir yozluk bu..Güzel hiç bir yanı yok..Hangi kültür mirasını ret edeceğimizi bilmek de bir eğitim ve kültür işidir.
 
Evet yalnızlık bizi korkutmayacak. Biz bu yola çıkarken insanlarımızı tanıyor biliyorduk. Bu mücadele içerisin de bir kez daha sınadık bildiklerimizi..O meşhur sözümü hatırlayın..Bana ağbi Ankara’ya bizimle gelir misiniz dediklerinde ben şöyle demiştim:
500 KİŞİ OLURSANIZ GELİRİM..
 
Söz verdiler 500 kişi olacaklarına. Gittim, 15 kişi kadardılar. İkinci kez tekrar çağırdılar. Aynı cevabı verdim. Söz verdiler. Gittim. İnternet siteleri 150 kişi diye haberi verdi, gerçekte 30 kişi kadardık. Bu böyle sürüp gitti. Oysa ben zaten biliyordum böyle olacağını ve her seferinde inşallah yanılırım diyordum. Maalesef yanılmadım..
ÖRGÜTSÜZ OLMAZ.. KOSİAD GİBİ ÖRGÜTLÜ OLACAKSIN.. TOPKAPI ERSİN OTELDE 120 KİŞİ İDİK.. İÇİMİZDEKİ AYRILIĞA RAĞMEN …
 
 
 
Nazım Hikmet Ran
 

ATEŞİ VE  İHANETİ GÖRDÜK

  <<     >>      

  118 / 259  
   
     
Karayılan Hikayesi (Antep Destanı)  
   
Yıl 1918-1919
Ve
Karayılan HikâyesiAteşi ve ihaneti gördük
ve yanan gözlerimizle durduk
bu dünyanın üzerinde.
İstanbul 918 Teşrinlerinde,
İzmir 919 Mayısında
ve Manisa, Menemen, Aydın, Akhisar;
Mayıs ortalarından
Haziran ortalarına kadar
yani tütün kırma mevsimi,
yani, arpalar biçilip
buğdaya başlanırken
yuvarlandılar. Adana,
Antep,
Urfa,
Maraş:
düşmüş dövüşüyordu… Ateşi ve ihaneti gördük,
Ve kanlı bankerler pazarında
Memleketi Alman’a satanlar,
Yan gelip ölülerin üzerinde yatanlar
düştüler can kaygusuna
ve kurtarmak için başlarını halkın gazabından
karanlığa karışarak basıp gittiler.
Yaralıydı, yorgundu, fakirdi millet,
en azılı düvellerle dövüşüyordu fakat,
dövüşüyordu, köle olmamak için iki kat,
iki kat soyulmamak için. 

Ateşi ve ihaneti gördük,
Murat nehri, Canik dağları ve Fırat,
Yeşilırmak, Kızılırmak,
Gültepe, Tilbeşar ovası,
gördü uzun dişli İngiliz’i.
Ve Aksu’yla Köpsu,
Karagöl’le Söğüt gölü
ve gümüş basamaklı türbesinde yatan
büyük, aşık ölü,
şapkası horoz tüylü İtalyan’ı gördü.
Ve Çukurova,
kıyasıya düzlük,
uçurumlar, yamaçlar, dağlar kıyasıya
ve Seyhan ve Ceyhan
ve kara gözlü Yürük kızı,
gördü mavi üniformalı Fransız’ı.
Ve devam ettik ateşi ve ihaneti görmekte.
Eşraf ve ayan ve mütehayyizanın çoğu
ve ağalar:
Bağdasar ağadan
Kellesi Büyük Mehmet Ağaya kadar,
düşmanla birlik oldular.
Ve inekleri, koyunları, keçileri sürüp, götürüp,
gelinlerin ırzına geçip,
çocukları öldürüp
ve istiklali yakıp yıktıkça düşman,
dağa çıktı mavzerini, nacağını, çiftesini kapan
ve çığ gibi çoğaldı çeteler
ve köylülerden paşalar görüldü,
kara donlu köylülerden.
Ve bizim tarafa geçenler oldu
Tunuslu ve Hindli kölelerden.
Ve Türkistanlı Hacı Ahmet,
Kısık gözleri,
seyrek sakalı,
hafif makineli tüfeğiyle
dağlarda bir başına dolaştı.
Ve sabahleyin ve öğle sıcağında ve akşam üstü
Ve ayışığında ve yıldız alacasında geceleyin,
ne zaman sıkışsa bizimkiler,
peyda oluverdi, yerden biter gibi o
ve ateş etti
ve düşmanı dağıttı
ve kayboldu dağlarda yine. 

Ateşi ve ihaneti gördük,
Dayandık,
dayandık her yanda,
dayandık İzmir’de Aydın’da,
Adana’da dayandık,
dayandık Urfa’da, Maraş’ta, Antep’te. 

Antep’liler silahşor olur,
uçan turnayı gözünden
kaçan tavşanı art ayağından vururlar
ve Arap kısrağının üstünde
taze yeşil selvi gibi ince uzun dururlar.
Antep sıcak,
Antep çetin yerdir. 

Antep’liler silahşor olur,
Antep’liler yiğit kişilerdir.
Karayılan
Karayılan olmazdan önce
Antep köylüklerinde ırgattı,
Belki rahatsızdı, belki rahattı,
bunu düşünmeye vakit bırakmıyordular,
yaşıyordu bir tarla sıçanı gibi
ve korkaktı bir tarla sıçanı kadar.
Yiğitlik atla, silahla olur,
Onun atı, silahı, toprağı yoktu.
Boynu yine böyle çöp gibi ince
Ve böyle kocaman kafalıydı
Karayılan
Karayılan olmazdan önce.
Düşman Antep’e girince
Antepliler onu
Korkusunu saklayan
Bir fıstık ağacından
alıp indirdiler.
Altına bir at çekip
eline bir mavzer
verdiler.
Antep çetin yerdir.
Kırmızı kayalarda
Yeşil kertenkeleler.
Sıcak bulutlar dolaşır havada
İleri geri. 

Düşman tutmuştu tepeleri,
düşmanın topu vardı.
Antepliler düz ovada
Sıkışmışlardı
Düşman şarapnel döküyordu,
toprağı kökünden söküyordu.
Düşman tutmuştu tepeleri.
Akan: Antep’in kanıydı.
Düz ovada bir gül fidanıydı
Karayılan’ın
Karayılan olmazdan önceki siperi..
Bu fidan öyle küçük,
Korkusu ve kafası öyle büyüktü ki onun,
namluya tek fişek sürmeden
yatıyordu yüzükoyun. 

Antep sıcak,
Antep çetin yerdir.
Antep’liler silahşor olur.
Antepliler yiğit kişilerdir.
Fakat düşmanın topu vardı.
Ve ne çare, kader
düz ovayı Antepliler
düşmana bırakacaklardı.
“Karayılan” olmazdan önce
umrunda değildi Karayılan’ın
kıyamete dek düşmana verseler Antep’i
Çünkü onu düşünmeğe alıştırmadılar.
Yaşadı toprakta bir tarla sıçanı gibi,
korkaktı da bir tarla sıçanı kadar.
Siperi bir gül fidanıydı onun,
gül fidanı dibinde yatıyordu ki yüzü koyun
ak bir taşın ardından
kara bir yılan
çıkardı kafasını. 

Derisi ışıl ışıl,
gözleri ateşten al,
dili çataldı.
Birden bir kurşun gelip
kafasını aldı.
Hayvan devrildi kaldı. 

Karayılan
Karayılan olmazdan önce
kara yılanın encamını görünce
haykırdı avaz avaz
ömrünün ilk düşüncesini:
“İbret al deli gönlüm,
demir sandıkta saklansan bulur seni,
ak taş ardında kara yılanı bulan ölüm.” 

Ve bir tarla sıçanı gibi yaşayıp
Bir tarla sıçanı kadar korkak olan,
fırlayıp atlayınca ileri
bir dehşet aldı Anteplileri,
seğirttiler peşince,
Düşmanı tepelerde yediler.
Ve bir tarla sıçanı gibi yaşayıp
Bir tarla sıçanı kadar korkak olana:
KARAYILAN dediler. 

“Karayılan der ki: Harbe oturak,
Kilis yollarından kelle getirek,
nerde düşman varsa orda bitirek,
vurun ha yiğitler namus günüdür…”
Ve biz bunu böylece duyduk
ve çetesinin başında yıllarca namı yürüyen
Karayılan’ı
ve Anteplileri
ve Antep’i
aynen duyup işittiğimiz gibi
destanımızın birinci babına koyduk. 

.
Nazım Hikmet Ran    

.

Biz yola çıkarken yalnızlığı, ayrılığı, cehaleti, örgütsüzlüğü, geri kalmışlığı biliyorduk..Yola bilinçle çıktık..Azimle devam edeceğiz.. 

DURMAK YOK! YOLA DEVAM!………. 

 
myway dedi ki… // 44 DEĞERLİ ARKADAŞLARHEPİNİZİN BİLDİĞİ GİBİ 01.01.2009 TARİHİNDE SAYIN ANKARA HUKUKLU NUNDA YAZISINDA AÇIKLADIĞI GİBİ OLUŞAN YASAL BOŞLUK BİZİ UMUTLANDIRDI VE BU YOLA ÇIKTIK…HEMEN HEMEN ULAŞMADIĞIMIZ BİR MAKAM VE MERCİİ KALMADI…HEMEN HEMEN BÜTÜN KİŞİ VE KURUMLAR UYGULAMA DA TAM TERSİNİ YAPSADA HAKLI OLDUĞUMUZU ŞİFAİ OLARAK DEFALARCA SÖYLEDİ…BU YASAYI BU ŞEKİLDE ÇIKARANLAR,VE HAZIRLAYAN AKADEMİSYENLER AÇIKÇA BU YASA ÇAĞ DIŞI AMA …EKONOMİ… DEDİLER… 

HİÇ ŞÜPHESİZ BİR TAKIM KAZANIMLARIMIZ OLDU…FAKAT HEP OLMASI GEREKENİN BU CEZANIN TÜMDEN KALKMASI OLDUĞUNU ANLATMAYA ÇALIŞTIK… 

TAMAMEN BEKLEMEYE GEÇTİĞİMİZ BU GÜNLERDE,YUKARIDA DA AÇIKLAMAYA ÇALIŞTIĞIM DAHA ÖNCE DE ADETA AKADEMİSYENLERE BİLE HUKUK DERSİ VERECEK NİTELİKTEKİ YAZILARI İLE DESTEK VEREN SAYIN ANKARA HUKUKLU DÜNYA GAZETESİNDE YAYINLANAN BU YAZISI İLE ANLATILACAK DAHA ÇOK ŞEY OLDUĞUNU GAZETEYİ OKUYANLARA VE EN ÖNEMLİSİ BİZE BİR KERE DAHA HATIRLATTI VE DURGUNLAŞAN BEKLEMEYE GEÇEN BİZLERE YENİ BİR TAZE KAN OLDU…SAĞLIĞI DA BOZUK OLDUĞU HALDE BU MÜCADELEDE BİZE YAZILARI İLE HEP ÖNDERLİK ETTİ… 

KENDİSİNE TAKRAR TEŞEKKÜR EDİYORUM… 

HİÇ ŞÜPHESİZ BİRKAÇ KİŞİDE KALSAK BU KONU TAMAMEN KAPANINCAYA KADAR BU MÜCADELEMİZ SÜRECEK,ANCAK YUKARIDAKİ ÇAĞRILARIMIZA RAĞMEN BU YAZIYI GEÇTİM BİYERLERE ULAŞTIRMAYA ÇALIŞMAK,SİTEYE İKİ SATIR TEŞEKKÜR YAZISI BİLE YAZMAKTAN İMTİNA EDEN BİR TOPLULUKLA NEREYE KADAR VARABİLECEĞİMİZ KONUSUNDA BUGÜN İLK DEFA CİDDİ ŞÜPHE DUYMAYA BAŞLADIM… 

UMARIM İLERDE BU GÜNLERİ ARAMAK DURUMUNDA KALMAYIZ… 

MY WAY 

  

 

One Response to “GİDİŞAT NEREYE?”

  1. su Says:

    Yolumuz
    KOSİAD kısa zamanda kuruldu ve çok yol aldı.
    Önümüzdeki en büyük engel bilinçsiz örgütsüz başı bozuk hareket eden bir kaç kişinin mücadeleye istemedende olsa zarar veren tavırları idi.Onların sayesinde kucağımızda canlı bombayla oturuyoruz.
    Takip edeceğimiz yol;Çeke ceza kalkana kadar devam edecek bir mücadele.Şu anki kazanımlarımız az vede öz sayıdaki mücadele eden arkadaşlarımız sayeinde oldu.Amacımıza ulaşmak için kafa sayısından çok nitelikli ve sağlam duran üyelere sahip olmaktan geçiyor.Bundan sonrada mücadelemiz güçlenerek sürecek.Yeni çek yaasısı bize zaman kazandırmıştır.Bu süreci iyi değerlendirmeli mücadelemizi yükselterek devam etmeliyiz.
    Yasanın şu an mahkemelerde uygulanmasını sağlamalıyız.Bunun yoluda bilinçlenmekten geçiyor.KOSİAD BU SÜRECİ hızlandırmak ve yasanın doğru uygulanmasını sağlamak amacıyla yenşi bir kitap basıyor.Bu aşamadan sonra KOSİAD a üyelikler devam etmeli mücadelemiz derneğimiz tarafından verilmelidir.Dernek avukatları görevlendirilmeli yeni çıkacak olan yasaların mahkemelerde doğru uygulanmaı sağlanmalıdır.Emsal kararlarla yasa zorlanmalıdır.


Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: