Borçlular Hapishanesi

Ülke: Türkiye

Dünya Yılı: 2010

Türkiye Yılı: Bilinmiyor

Araştırıyoruz…! Tahminen 1800 ile 1900 arası bir zaman

İngilteredeki Borçlular Hapishanesi 1842 yılında kapatıldı. Aşağıdaki ingilizce metin bu hapishanenin hikayesi. (1) Bu metni Türkçeye tercüme ettik. (2) National Geographic Tv, Fleet Borçlular Hapishanesi Belgeseli’nden alıntı yaptık. (3) Ayrıca bu hapishanelerle ilgili yazan ünlü İngiliz yazar Charles Dickens’ı kısaca tanıtıyoruz.

Charles Dickens
1812 yılında Landport’ta doğdu. İngiliz edebiyatının en ünlü yazarlarından biridir. Doklarda çalışan küçük bir memurun oğludur. Çocukluğu sıkıntılar içinde geçti. Babasının hapse girmesi nedeniyle iyi bir öğrenim yapamadı. Küçük yaştan itibaren hayatını kazanmak zorunda kaldı. Bir noterin yanına katip olarak girdi;kendi kendini yetiştirdi. Mizah yanı çok güçlü bir insandı.”Boz” takma adıyla yayınladığı resimli mizah hikayeleri çok beğenildi. Oldukça üretken bir yazar olarak tanımlanır. Özellikle toplum sorunlarını işledi. Romanda kişiler basit tabakalardan seçilmesine rağmen, davranışları, karakterleri, konuşmaları ile günlük hayatta sık sık rastlanan kişilerdir. Aslında bu kişilerle İngiliz toplumunun düzeltilmesi gereken kurumlarını; sözgelimi borçlu hapishaneleri, fabrikaları, yatılı okullar gibi konuları eleştirmiştir. Bu yönüyle bir sosyal reformcu yazar niteliği göstermektedir. Bu tutumuyla hükümeti harekete geçirmeyi umut ediyordu. Kendisinden sonra gelen bir çok sanatçıyı etkiledi.1870 yılında öldüğü zaman büyük adamlar için ayrılan Westminster Abbey mezarlığına gömüldü.

Fleet Borçlular Hapishanesi, Fleet/Londra, 1720

İngiltere’deki Fleet Borçlular Hapishanesi, yaklaşık 800 yıl var olduktan sonra, 10 Kasım 1842‘de, bir perşembe günü kapandı.

İngiltere’de büyük toplumsal tartışmalara neden olan, isyanlar ile sürekli gündeme gelen Borçlular Hapishanesi, sonunda, 1842’de, yani bundan yaklaşık 200 yıl önce tarihin derin sayfalarında yerini aldı.

Borçlular Hapishanesi’nin mahkumları, 1780‘de büyük bir ayaklanma çıkardılar ve cezaevini ateşe verdiler. Ayaklanmanın ardından cezaevi büyük hasar gördü,  mahkumlar hapisten kaçtı ve cezaevi kayıtlarının büyük bir bölümü yangın ile yok oldu.

Ayaklanmanın hemen ardından, Borçlular Hapishanesi yeniden inşa edildi. Hapishanenin sokağı gören taraflarına yoldan geçenlerin borç mahkumlarına para vermesi ve yardım etmesi için para kutuları konuldu. Pencerelerin üstüne yoldan geçenlerin yardım etmesi için dualar yazıldı. “Lütfen fakir mahkumlara yardım edin” şeklinde yazılar asıldı.

Tabi halktan borç mahkumları için toplanan paralar aslında cezaevi kasasına gidiyordu, çünkü İngiltere’de o yıllarda Borç Hapishaneleri özel şirket statüsünde çalışıyordu.

Bu Kısım National Geographic’den Alıntı:

300-400 yıl önce İngiltere’de Borçlu Hapishaneleri özel girişimcilere ihale ile veriliyordu. Hapishane müdürleri para kazanmak için, o hapishanenin ihalesine para yatıran iş adamları idi. İş adamları, ihale ile hapishanelerin işletmesini alıyorlardı. Daha sonra da, hapishanelerden para kazanmak için, orda mahkum olarak yatanlara işkence ediyorlar ve onlardan para sızdırıyorlardı. Parası olan mahkumlar, patronlar koğuşunda kalıyorlardı. Parası olmayan mahkumlar ise, fareler ve lağımlar ile iç içe, çok kötü koşullarda yaşıyorlardı. (National Geographic)

Cenk Ofluoğlu Yorum

100 sterlin gibi ufak borçları olanların yanısıra, büyük borçları olanlar da Borçlular Hapishanesi’nde yatıyorlardı. Patronlar koğuşunda yatanlar muhtemelen büyük borçları olanlar ve hapishanede insan gibi yaşama şansına biraz olsun sahip olan kişilerdi. Mahkumların çoğunluğu hiç parası olmayan zavallı duruma düşmüş insanlardı. Parası olmayan ve ufak tefek borçaları olan insanlar, insanlık dışı muamele görüyorlar, çok kötü koşullarda yaşıyorlar ve işkence görüyorlardı. Borcu ister büyük, ister küçük olsun, ister hapishanede insan gibi yaşama şansı olsun, ister olmasın, insanlar borçlarından dolayı özgürlüklerinden mahrum bırakılıyor ve paraları insan gibi yaşamayı ödemek için yetmiyorsa, insanlık dışı işkence görüyorlardı. Ama çok önemli bir noktayı hatırlatmak isterim.! Yıl : 1700‘ler ve öncesi. Yani 300 yıl ve çok daha öncelerinden söz ediyoruz. Tarihin tozlu sayfalarında dolaşıyoruz. 2010 yılı Avrupası ve dünyasında Türkiye’nin yerini bulamadık. Karşılıksız Çek ve Borç için vatandaşlarını hapis ile cezalandıran, bugünün dünyasında olmayan bir hapis cezasını vatandaşlarına layık gören Türkiye’nin 1700 yılında olmadığını söylemek mümkün, ama 2010 yılında da değil! Türkiye tarihin hangi aşamasında?  Türkiye’de yıl kaç? Tarih kitaplarında onu araştırıyoruz.!

Sizlere National Geographic tv kanalında  “Tarihin En Zorlu Hapishanesi” isimli belgeseli izlemenizi tavsiye ediyorum. Belgeselde Londra/İngiltere ‘de bulunan Fleet Borçlular Hapishanesi konu alınıyor. (Cenk Ofluoğlu)

Sizlere izlemenizi tavsiye ediyorum.
“Tarihin En Zorlu Hapishanesi Belgeseli”
National Geographic Tv (DigiTurk 84 nolu kanal ve Kablo Tv’de de var)

Alttaki yazıda hapishanenin mimari özellikleri de geniş bir biçimde ele alınıyor. Tercüme yaparken mimari özelliklerin çok ayrıntısına girmiyoruz, ancak özetle patronlar koğuşu dışında kalan bölümlerin mahkumlar için ne kadar kötü olduğu anlatılıyor yazıda. Hapishane binasının kendisinin başlı başlına bir işkence binası olduğuna işaret ediliyor. Hapishanenin karanlık ve pis olduğundan söz ediliyor.

Yazı ağır bir ingiliz edebiyatı ile yazılmış. Sosyal Bilimler, Hukuk ya da Siyaset bakış açısı ile yazılmış bir yazı olsaydı, daha fazla tercüme ederdim. Ama yoruldum. :) İngilizcesi ya da İngilizce edebiyatı benden iyi olanlar lütfen tercümeye devam etsin.

Londra Fleet Hapishaneleri ile ilgili en kolay kaynak National Geographic. Yukarıda sözünü ettiğim belgeseli bu kanalda Türkçe olarak izleyebilirsiniz. Ayrıca, biz araştırmalarımıza devam edeceğiz. Başka yazılar bulursak, yayınlayacağız. Ne yapalım, Türkiye’nin hukuk, toplum ve siyaset olarak hangi yılda olduğunu anlamaya çalışıyoruz.

Tercümede atladığımız önemli bir kısım varsa, lütfen yorumlarda bize yardımcı olun.

tercüme devam ediyor…

Victorian London – Prisons and Penal System – Prisons – Fleet Prison

The Fleet Prison, for debtors and persons committed for contempt of court, or other offences in the High Court of Chancery, or upon process for debt, or under execution, no longer exists, having been finally closed on Thursday the 10th of November, 1842, and the Marshalsea, a prison also for debtors, on Saturday the 19th of the same month; when, under an act of parliament, passed during the session of 1842, authorizing Lord Denman to issue his warrant for their transference, they were removed to the Queen’s Bench Prison, in the Borough.

At length, the Prison of “The Fleet” has been abolished, and removed, after an existence of nearly eight centuries . . . 
    In “the Riots” of 1780 the Fleet was destroyed by fire, and the prisoners liberated by the mob; consequently great part of the papers and prison records were lost . . . .
    Immediately after “the Riots,” the Prison was rebuilt: it consisted chiefly of one long brick pile, parallel with Farringdon-street, and standing in an irregularly shaped area, so as to leave open spaces before and behind, connected by passages round each other. This pile was called the Master’s Side. The front in Farringdon-street had little that was noticeable, if we except the arched opening into a room technically called “the grate,” from its crossed iron bars. Above was inscribed, “Pray remember the poor prisoners, having no allowance;” a small box was placed at the window-sill, to receive the charity of passengers in the street, while a prisoner within shouted in suppliant tone the above prayer. The was, unquestionably, a relic of the ancient prison, corresponding with the “begging at the grate” referred to in some of our old comedies. Sometimes, however, the sharing of the public charity was called “having a part of the box,” as may be seen by references in the account of the Warden’s fees in Elizabeth’s reign.
    The entrance to the Prison was by a heavy, stone-framed doorway, bearing on it jambs the figure 9; so that a sort of fictitious address to the inmates of the Prison was “No.9, Fleet Market,” and subsequently “Farringdon Street.”
    The interior arrangements were very simple: On each of five stories, a long passage extended from one extremity to the other, with almost countless doors opening into single rooms. These passages, or galleries, were ill-lighted; and what with their dank and dirty appearance, and the turmoil of prisoners and visitors passing to and fro from the rooms, the ceaseless banging of doors, echoing through the vaulted roofs, they had a most extraordinary effect upon the nerves of the sensitive visitor, and made him shudder at man’s self-imposed suffering. The room presented the usually wretched aspect of a Debtor’s prison luxury, in the dirty-white squalor of the walls, perchance scrawled with the offscourings of a low mind, or vulgarity ill at ease. Perchance, too, the light streamed through murky and begrimed glass upon a bed of “London white,” which the occupant, in the heyday of his dissipation, would have scarcely deemed fit for a pauper. In short, the tattered curtain, the rickety or broken furniture, and the “G.B.” upon the jambs of the grate, denoted  “all manner of unrest,” however those initials, under ordinary circumstances, impart the idea of security and Royal possession.
    The inmates and straggler in this house of care, presented almost as various aspects as those of a Spanish crowd. Here might be seen the turbaned debtor, bewrapped in the dirty relics of his flaunting finery; the ci-devant man of property creeping about in rags, and craving to do the offices of the menial; and the woful wife ministering to cheat sorrow of a smile, yet heart-sick and sore. Ever and anon doors opened, and then came forth the revel shout and the jolly laugh – the indiscriminate welcome, which would have the whole world for one table, and then keep it in a roar. They, whom curiosity tempted to stroll hither, did not soon forget the rabble rout, and their nestling-places:-
        Whence even now the tumult of loud mirth
        Was rife and perfect to the listening ear
    Alack! what “strange bedfellows” did Debt – a phase of misery – make men acquainted with the Fleet. If a prisoner did not wish to go to the Common Side (a building apart, and to the right of the Master’s side, where he was put with several other prisoners, into a common room, divided within only cabin-fashion, for which he paid nothing), he had the choice of going into “Bartholomew Fair,” the lowest and sunken story, where he paid 1s. 3d. for the undisturbed use of a room; or up to some of the better apartments, where he paid the same rent, but was subject to chummage, i.e. a fellow prisoner put into his room or “chummed upon him” but who might be got rid of by a payment of 4s. 6d. per week, or more, according to the fulness of the prison. The latter prisoner would then provide himself with a common lodging, by letting which prisoners in the Fleet are known to have accumulated hundreds of pounds in the course of a few years.
    Out of doors, there was the same indication of recreant waste as in the interior, though with a stronger shade of vagabondism, and ruffian recklessness. Here might best be seen the characterless “characters” of the place, in which every prison is sure to about. Smokers and other idlers loitered about the steps leading to the racket-ground, where shone many a wight who had lamentably failed in bandying the ball of life. Beneath a shed was played skittles – its senseless wooden rumble echoing through the place. Here you might hear the roar of the great Babel without; and from some point, see one or two of its churches aspiring about the chevaux-de-frize of the prison walls. What a painful train of reflection was called up by the busy hum of the town in contrast with the stagnant life within these brick walls! Then, as if to keep up the mockery, they verged upon the yard of the Belle Sauvage Inn, a place associated with all sorts of locomotion.
    Happily, this pest of a Prison – the Fleet (devoted, we supposed, for sake of contrast, to Chancery prisoners) has been razed to the ground. By Act of Parliament, 1842, the Prison was abolished, and its few inmates were drafted to the Queen’s Prison. The Fleet has since been sold to the Corporation of the City . . . 

FLEET PRISON, on the east side of Farringdon-street; burnt in the Great Fire of 1666; built anew and again destroyed in the riots of 1780; rebuilt 1781-2 and finally pulled down in April 1844, when (1845) the site was purchased by the Corporation of London for 25,000l., with a view of converting it into a House of Correction, in lieu of the Giltspur-street Compter;* (*23rd Report of Woods and Forests, p.34) but the site is still unoccupied. The outer walls were removed Feb.20th, 1846, and the prison abolished, pursuant to 5 & 6 Vict., c22, by which the three prisons, the Fleet, the Queen’s Bench, and Marshalsea were consolidated, and made one by the name of the Queen’s Prison.

Kaynak:

http://www.victorianlondon.org/prisons/fleetprison.htm

3 Responses to “Borçlular Hapishanesi”

  1. Aziz Koc Says:

    10 YIL SONRA AYNI YAZIYI OKUYORUZ
    Mevzu Aynı
    Hapis Cezası Almayı Bekliyoruz
    Neden Mi ?
    İFLAS ETTİK
    #ÇekeHapisCezasıKalksın
    Suçumuz İflas Etmek
    Sebebi mi ?
    Uçak Bizim Ocağımıza Düştü
    Darbeyi Bizim Fabrikada Yaptılar
    Rahibi Bizim Muhasebeye Kapattılar
    Sonuç
    Tahsilat Yapamadık
    Kredi Alamadık
    Çekleri Yazdırdık

  2. uğur Says:

    muhteşem bir yazı olmuş şu anki durumun özeti tşk. cenk bey elinize yüreğinize sağlık.

  3. Su Tav Says:

    2009-1842=167 yıl yani 1,5 asır önce borçlular hapise atılıyormuş.
    Bu yasayı hala savunan zihniyetin ne kadar geri olduğunun bizim ise ne kadar haklı olduğumuzun göstergesi budur.


Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: