Ticareti Terk

TİCARETİ TERK EDENLERİN CEZASI

MADDE 337/a – (Ek: 538 – 18.2.1965 / m.133) 44 üncü maddeye göre mal beyanında bulunmıyan veya beyanında mevcudunu eksik gösteren veya aktifinde yer almış malı veya yerine kaim olan değerini haciz veya iflâs sırasında gösteremiyen veya beyanından sonra bu malları üzerinde tasarruf eden borçlu hakkında, bundan zarar gören alacaklının şikâyeti üzerine, icra mahkemesi tarafından 3 aydan 1 seneye kadar hafif hapis cezasına hükmoulunur.

Birinci fıkradaki fiillerin işlenmesinden alacaklının zarar görmediğini ispat eden borçluya ceza verilmez.

Borçlunun iflâsı takdirinde birinci fıkradaki durum ayrıca taksiratlı iflâs hali sayılır.

MADDE 337/a.- (Değişik: 5358 – 31.5.2005 / m.8) 44 üncü maddeye göre mal beyanında bulunmayan veya beyanında mevcudunu eksik gösteren veya aktifinde yer almış malı veya yerine kaim olan değerini haciz veya iflas sırasında göstermeyen veya beyanından sonra bu malları üzerinde tasarruf eden borçlu, bundan zarar gören alacaklının şikayeti üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Birinci fıkradaki fiillerin işlenmesinden alacaklının zarar görmediğini ispat eden borçluya ceza verilmez.

Borçlunun iflası halinde, birinci fıkradaki durum ayrıca taksiratlı iflas hali sayılır.  

Yargıtay Kararları

T.C.

YARGITAY

16. HUKUK DAİRESİ

E. 2008/8388

K. 2008/7907

T. 15.12.2008

• TİCARETİ TERK ETMEK SUÇU ( Suçun Oluşabilmesi İçin Tacirin Fiili Olarak Ticareti Terk Etmesi ve Bu Durumu On Beş Günlük Süre İçerisinde Kayıtlı Olduğu Ticaret Siciline Bildirmemesi Gerektiği )

• TACİRİN FİİLİ OLARAK TİCARETİ TERK ETMESİ ( Zabıta Araştırması Yaptırılması ve Kayıtlı Bulunduğu Vergi Dairesi Müdürlüğünden Mükellefliğinin Devam Edip Etmediğinin Sorulması Gerektiği )

• TİCARET SİCİLİNE BİLDİRİM ( Sanığın Yöneticiliğini Yaptığı Şirketin Ticareti Gerçekten Terk Edip Etmediği Yönünde Zabıta Araştırması Yaptırılması ve Kayıtlı Bulunduğu Vergi Dairesi Müdürlüğünden Mükellefliğinin Devam Edip Etmediğinin Sorulması Gerektiği )

2004/m.337,349

ÖZET : Sanığa isnat edilen suçun oluşabilmesi için tacirin fiili olarak ticareti terk etmesi ve bu durumu on beş günlük süre içerisinde kayıtlı olduğu ticaret siciline bildirmemesi gerekmektedir. Fiili durumun saptanabilmesi için, sanığın yöneticiliğini yaptığı şirketin ticareti gerçekten terk edip etmediği yönünde zabıta araştırması yaptırılması ve kayıtlı bulunduğu Vergi Dairesi Müdürlüğünden mükellefliğinin devam edip etmediği sorularak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir edilmesi gerekir.

DAVA : Ticareti terk suçundan sanık Aytaç D.’in İİK’nun 337/1. maddesi gereğince 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde sanık vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma talepli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak,

Gereği görüşüldü:

KARAR : 1- Sanığın üzerine atılı bulunan ticareti terk suçundan dolayı İİK’nun 337/a maddesi yerine aynı yasanın 337/1. maddesiyle cezalandırılmasına karar verilmesi mahallinde düzeltilebilecek nitelikte maddi hata olarak kabul edildiğinden bozma nedeni yapılmamıştır.

2- Ancak sanığa isnat edilen suçun oluşabilmesi için tacirin fiili olarak ticareti terk etmesi ve bu durumu on beş günlük süre içerisinde kayıtlı olduğu ticaret siciline bildirmemesi gerekmektedir. Fiili durumun saptanabilmesi için, sanığın yöneticiliğini yaptığı şirketin ticareti gerçekten terk edip etmediği yönünde zabıta araştırması yaptırılması ve kayıtlı bulunduğu Vergi Dairesi Müdürlüğünden mükellefliğinin devam edip etmediği sorularak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir edilmesi gerekirken eksik inceleme ve farklı gerekçe ile,

3- İİK’nun 349/5.fıkrasındaki “Maznun, şikayeti alan veya istinabe edilen icra mahkemesinin huzuruna gelmez veya müdafi göndermezse yahut bizzat bulunmasına lüzum görülürse zabıta marifetiyle getirilir. Bu suretle de bulundurulamazsa muhakeme gıyabında görülür.” şeklindeki hükme rağmen, sanığa tebliğ edilen duruşma davetiyesinde “gelmediği takdirde muhakemenin yokluğunda görüleceği”ne ilişkin açıklamanın bulunmadığı bu suretle sanığın savunmasının kısıtlandığı gözetilmeksizin,

SONUÇ : Cezalandırılmasına karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmekle hükmün kısmen istem gibi BOZULMASINA, 15.12.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.

T.C.

YARGITAY

16. HUKUK DAİRESİ

E. 2005/10009

K. 2006/1229

T. 23.2.2006

• TİCARETİ TERK ETMEK SUÇU ( Yargılamanın İddianame İle İcra Mahkemesine Açılacak Dava Üzerinden Yapılması Gereği )

• İCRA MAHKEMESİNİN GÖREVİ ( Ticareti Terk Etmek Suçundan Sanık Hakkındaki Yargılamanın İddianame İle İcra Mahkemesine Açılacak Dava Üzerinden Yapılması Gereği )

• İCRA İFLAS SUÇLARINDA DAVA AÇMA YETKİSİ ( Ticareti Terk Etmek Suçundan Sanık Hakkındaki Yargılamanın İddianame İle İcra Mahkemesine Açılacak Dava Üzerinden Yapılması Gereği )

2004/m.333/a,346,349

ÖZET : Ticareti terk etmek suçundan sanık hakkındaki yargılamanın iddianame ile İcra Mahkemesine açılacak dava üzerinden yapılması gerekir.

DAVA : Ticareti terk etmek suçundan sanıklar Zekeriya ve Sultan’ın beraatlerine karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde şikayetçi vekili tarafından temyiz edildiğinden Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istemli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak gereği düşünüldü:

KARAR : Hüküm tarihi itibariyle yargılamayı yapan Mahkeme görevli olmasına rağmen, 5358 sayılı Yasa’nın 18. maddesi ile değişik, 2004 sayılı İİK’nın 346. maddesi uyarınca inceleme tarihi itibarı ile görevli olduğu anlaşılmakla, bu husus bozma nedeni sayılmamıştır.

SONUÇ : Sanığa isnat edilen suçun ispatlanması durumunda, hakkında İİK’nın 333/a maddesi gereği hapis cezasının uygulanmasının söz konusu olduğu, bu durumda da şikayet dilekçesi ile dava açılamayıp yargılamanın iddianame ile İcra Mahkemesine açılacak dava üzerinden yapılması gerekliliği karşısında, gereğinin takdir ve ifası için dosyanın Cumhuriyet Savcılığına gönderilmesi gerektiği gözetilmeden yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün istem gibi BOZULMASINA, 23.02.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

8. CEZA DAİRESİ

E. 1997/12028

K. 1997/17928

T. 17.12.1997

• TİCARETİ TERK HÜKMÜNE AYKIRI DAVRANMAK ( Bir Tacirin Ticareti Terk Edip de Mal Beyanında Bulunmaması Durumunda Ticareti Terk Suçunun Oluşması )

• MAL BEYANINDA BULUNMAMA ( Bir Tacirin Ticareti Terk Edip de Mal Beyanında Bulunmaması Durumunda Ticareti Terk Suçunun Oluşması )

• BİRDEN FAZLA ŞİKAYET OLMASI ( Ticareti Terk Etmenin Münferit Bir İşlem Olması Nedeniyle Birden Fazla Alacaklının Yaptığı Ayrı Ayrı Takiplerin Tek Cezayı Gerektirmesi )

2004/m.337,44

ÖZET : Bir tacir ticareti terk edipte mal beyanında bulunmadığı takdirde, ticareti terk suçu tekevvün eder ve cezalandırılır. Ticareti terk etme, münferit bir işlem olup, birden fazla alacaklının yaptıkları ayrı ayrı takipler zımnında şikayet konusu olsa dahi tek cezayı gerektirir. Borçlu sanıklar aleyehine davalar açıldığı, aynı suçtan dolayı müdeaddit şikayet vaki olsa dahi ticareti terk etme fiili tek suç teşkil edeceğinden, açılan bu ceza davaları sonuçlanmadan birleştirilmesi gerekmekte iken, bu kurala uyulmadan, aynı sanıklar hakkında aynı suçtan her dosya ayrı ayrı mahkumiyet ile sonuçlandırılıp, dairemizce de onandıklarından, mahkumiyet hükmü, yasal olarak esas ve yeterli kabul edilerek diğer şikayetlerle ilgili davaların reddi gerekmekdedir.

DAVA : Ticareti terk hükmüne aykırı davranmak suçundan sanıklar Nejat … ve Alaettin Nezih …’in yapılan yargılanmaları sonun da; İİK.nun 337/a. maddesi uyarınca 3′er ay hafif hapis cezasıyla hükümlülüklerine dair ( GEBZE ) İcra Ceza Mahkemesinin ll.12.1996 gün ve 890 esas ve 805 karar sayılı hükmü Dairemizce 10.7.1997 gün ve 8258-11389 sayılı kararı ile onanması üzerine bu kez C.Başsavcılığının 16.9.1997 gün ve TK/33649 sayılı tebliğnamesiyle karar düzeltme talebinde bulunduğundan dosyanın yeniden yapılan incelemesi sonunda;

A ) Tebliğname : Ticareti terk suçundan sanıklar Nejat … ve Alaettin Nezih … hakkında, Gebze İcra Ceza Mahkemesince 11.12. 1996 gün, 1995/890 esas, 1996/805 sayılı kararı ile, İİK.nun 337/a. maddesi uyarınca verilen üçer ay hafif hapis cezasının, Yargıtay 8. Ceza Dairesince onandığı, ayrıca aynı sanıklar hakkında aynı suç nedeniyle İstanbul 3. İcra Ceza Mahkemesince 11.12.1996 gün, 1995/2860 esas, 1996/3474 sayılı kararla İİK.nun 337/a. maddesi gereği üç’er ay hafif hapis cezası verildiği, bu mahkumiyet hükmünün de Yargıtay 8. Ceza Daresince onanmış olduğu, Ancak; Ticareti terk ederek İİK.nun 44. maddesine aykırı davranan borçlu sanıklar hakkında birden fazla alacaklı ayrı ayrı şikayette bulunmuş olsalar dahi tek hükümlülük kararı verilmesi gerektiği ileri sürülerek, Gebze İcra Ceza Mahkemesine ait dairemizin 10.7.1997 gün, 1997/8258-ll389 esas ve sayılı onama kararının kaldırılarak Gebze İcra Ceza Mahkemesinin anılan hükmünün bozulması istenilmiştir.

B ) İnceleme ;

KARAR : 1- Alacaklı-müşteki Galip …, Borçlu … Demir Çelik Sanayi. Tİc. A.Ş. hakkında, çek’e dayalı 2.957.000.000 lira alacağı nedeniyle alınan ihtiyati haciz kararı sonucu, Gebze İcra Ceza Müdürlüğünün 1995/2745 esas sayılı takip dosyasında bulunan 13.7.1995 tarihli ihtiyati haciz zaptında, borçlu şirketin VE-CA A.Ş. tarafından satın alındığı belirtilerek tutanak tanzim edildiği, 30.6.1995 tanzim tarihli fatura ve eklerinden de borçlu şirketin bu tarihte VE-CA A.Ş.ne devredildiği anlaşılmıştır.

2- Alacaklı-müşteki Galip … vekili 17.7.1995 havale tarihli süresinde verdiği dilekçesi ile, borçlu şirket yönetim kurulu mensubu sanıklar hakkında, ticareti terk suçundan İİK.nun 337/a. maddesi ile tecziyeleri için dava açmış, Gebze İcra Ceza mahkemeside sanıkların mahkumiyetlerine karar vermiştir.

3-Celbedilen İstanbul 3. İcra Ceza Mahkemesinin 1995/2860 esas 1996/3474 karar sayılı dosyasından, aynı sanıklar için aynı suç nedeniyle İstanbul 3. İcra Ceza Mahkemesine Yapı Kredi Bankası A.Ş. tarafından yapılan şikayet üzerine, mahkemece ll.12.1996 gün, 1995/2860 esas, 1996/3474 sayılı kararla sanıklar Alaettin Nezih … ve Nejat … hakkında İİK.nun 337/a. maddesinden verilen 3′er ay hafif hapis cezasını içeren mahkumiyet hükmünün, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin l0.7.1997 gün, 1997/10454 esas, 11392 sayılı kararı ile onandığı, sanıklar vekilinin tashihi karar talebininde, Yargıtay C.Başsavcılığının l6.9.1997 gün İcra/55849 sayılı yazısı ile red edilerek dosyanın mahkemesine gönderildiği anlaşılmıştır.

C ) Hukuki değerlendirme ve sonuç :

1 ) İİK.nun 44. maddesi uyarınca, 30.6.1995 tarihinde ticareti terk eden borçlu şirket için 15 günlük beyan süresi dolduktan sonra, 17.7.1995 havale tarihli dilekçe ile şikayette bulunulmakla şikayetin süresinde olduğu görülmüştür.

Ancak; Aynı sanıklar hakkında, aynı suç nedeniyle süresinde şikayet sonucu İstanbul 3. İcra Ceza Mahkemesinin 11.12.1996 gün 1995/ 2860 esas, 1996/3474 sayılı kararı ile İİK.nun 337/a. maddesi uyarınca verilen mahkumiyet hükmü Dairemizin 10.7.1997 gün, 10454-11392 esas ve sayılı kararı ile onanmış, bu dosyaya ait tashihi karar talebi de Yargıtay C.Başsavcılığınca red edilerek mahalline iade edilmiştir. İİK.nun 44 ve 337/a maddelerinde açıklandığı üzere bir tacir ticareti terk edipte 44. maddede yazılı mal beyanında bulunmadığı takdirde, ticareti terk suçu tekevvün eder ve 337/a. maddesi uyarınca cezalandırılır. Ticareti terk etme, münferit bir işlem olup, birden fazla alacaklının yaptıkları ayrı ayrı takipler zımnında şikayet konusu olsa dahi tek cezayı gerektirir. Borçlu sanıklar aleyehine İstanbul 3. İcra Ceza Mahkemesine 1995/2860 esas, Gebze İcra Ceza Mahkemesinede l995/866, 870, 890 esas sayıları ihtiva eden davalar açıldığı, aynı suçtan dolayı müdeaddit şikayet vaki olsa dahi ticareti terk etme fiili tek suç teşkil edeceğinden, açılan bu ceza davaları sonuçlanmadan birleştirilmesi gerekmekte iken, bu kurala uyulmadan, aynı sanıklar hakkında aynı suçtan her dosya ayrı ayrı mahkumiyet ile sonuçlandırılıp, dairemizce de onandıklarından, yukarıda belirtilen İstanbul 3. İcra Ceza Mahkemesinin dairemizce onanan 11.12.1996 gün 1995/2860 esas, 1996/3474 karar sayılı mahkumiyet hükmü, yasal olarak esas ve yeterli kabul edilerek diğer şikayetlerle ilgili davaların reddi gerekmekdedir.( Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 26.4.1976 gün 4196-5111 esas ve sayılı kararı )

2- Sonuç ; Yukarda açıklanan nedenlere binaen;

a- Karar düzeltme istemi yerinde görüldüğünden dairemizin 10.7.1997 gün, 1997/8258-11389 esas ve sayılı onama kararının kaldırılmasına,

b- İİK.nun 44 ve 337/a maddeleri uyarınca aynı sanıklar için aynı suç nedeniyle birden çok şikayet olsa dahi, tek ceza verilmesi gerektiğine dair yasal ve yerleşmiş kural itibariyle, İstanbul 3. İcra

Ceza Mahkemesinin süresinde şikayet sonucu aynı sanıklar yönünden aynı suç nedeniyle kesinleşmiş 11.12.1996 gün, 1995/2860 esas, 1996/3474 karar sayılı mahkumiyet hükmü müsnet suç için yasal olarak esas ve yeterli bulunduğundan, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olmakla, hükmün bu sebepten ( BOZULMASINA ), dosyanın gereği için Yargıtay C.Başsavcılığına gönderilmesine, 17.12.1997 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

16. HUKUK DAİRESİ

E. 2008/9503

K. 2008/8640

T. 29.12.2008

• TİCARETİ TERK HÜKÜMLERİNE MUHALEFET ( Terki 15 Gün İçerisinde Kayıtlı Olunan Ticaret Siciline Bildirme Gerektiği – Fiili Durumun Zabıta Araştırması Yaptırılarak ve Vergi Dairesinden Sorularak Takdiri Gereği )

• TİCARET SİCİLİNE BİLDİRİM ZORUNLULUĞU ( Ticareti Terki 15 Gün İçerisinde – Fiili Durumun Zabıta Araştırması Yaptırılarak ve Vergi Dairesinden Sorularak Takdiri Gereği/Ticareti Terk Hükümlerine Muhalefet )

2004/m. 337/a

ÖZET : Sanıklara isnat edilen suçun oluşabilmesi için fiili olarak ticareti terk etmesi ve bu durumu on beş günlük süre içerisinde kayıtlı olduğu ticaret siciline bildirmemesi gerekmektedir. Fiili durumun araştırılarak sanıkların yöneticiliğini yaptığı şirketin ticareti gerçekten terk edip etmediği yönünde zabıta araştırması yaptırılarak ve Vergi Dairesi Müdürlüğünden mükellefliğinin devam edip etmediği sorularak sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdir edilmesi gerekir.

DAVA : Ticareti Terk Hükümlerine Muhalefet etmek suçundan sanıklar Metin P., Kemal P. ve Coşkun P.’ın ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde müşteki vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma talepli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

KARAR : Sanıklara isnat edilen suçun oluşabilmesi için fiili olarak ticareti terk etmesi ve bu durumu on beş günlük süre içerisinde kayıtlı olduğu ticaret siciline bildirmemesi gerekmektedir. Fiili durumun araştırılarak sanıkların yöneticiliğini yaptığı şirketin ticareti gerçekten terk edip etmediği yönünde zabıta araştırması yaptırılarak ve Vergi Dairesi Müdürlüğünden mükellefliğinin devam edip etmediği sorularak sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdir edilmesi gerekirken,

SONUÇ : Eksik inceleme ile sanıkların beraatlerine karar verilmesi isabetsizdir. Açıklanan nedenlerle temyiz itirazları yerinde görüldüğünden hükmün istem gibi BOZULMASINA, 29.12.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

2 Responses to “Ticareti Terk”

  1. munzur Says:

    merhaba rahmi bey ticaret yöneticisi alacaklısını zarara sokmak dıye 17 ayrı dava acılmıs suc ayrı ama dava acan isimler farklı aynı ilde ve aynı mahkemede goruluyor davalarımız sormak istedıgım bir sey var davadan ceza alırsam aldıgım ceza 17 ıle mı carpılacak bu dava ödeyemedigim çekler için acılmıstır çekler şirket çekidir ben hem şirket müdürüyüm hemde şirket ortagı cevap verırsenız cok sevınırım


Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: