İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme

İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme

MADDE 153 – (1) İbadethanelere, bunların eklentilerine, buralardaki eşyaya, mezarlara, bunların üzerindeki yapılara, mezarlıklardaki tesislere, mezarlıkların korunmasına yönelik olarak yapılan yapılara yıkmak, bozmak veya kırmak suretiyle zarar veren kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Birinci fıkrada belirtilen yerleri ve yapıları kirleten kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

(3) Birinci ve ikinci fıkralardaki fiillerin, ilgili dini inanışı benimseyen toplum kesimini tahkir maksadıyla işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır.

T.C.

YARGITAY

9. CEZA DAİRESİ

E. 2009/11369

K. 2011/2949

T. 17.5.2011

• MALA ZARAR VERME ( Taşınmazın Kimin Kullanımında Olduğunun Belirlenmesi Gereği – Tüm Paydaşlar Arasında Kullanma Belirlenmiş Ya da Fiili Bir Kullanma Oluşmuş İse Resmi Taksim Veya Ortaklığın Giderilmesine Kadar Ahde Vefa Kuralı Doğrultusunda Korunacağı )

• PAYLI MÜLKİYET ÜZERİNDEKİ TAŞINMAZ ( Fiili Bir Kullanma Oluşmuş İse Resmi Taksim Veya Ortaklığın Giderilmesine Kadar Ahde Vefa Kuralı Doğrultusunda Korunacağı – Mala Zarar Verme/Taşınmazın Kimin Kullanımında Olduğunun Belirlenmesi Gereği )

• AHDE VEFA KURALI ( Tüm Paydaşlar Arasında Taşınmazı Kullanma Belirlenmiş Ya da Fiili Bir Kullanma Oluşmuş İse Resmi Taksim Veya Ortaklığın Giderilmesine Kadar Bu Kural Doğrultusunda Korunacağı – Taşınmazın Kimin Kullanımında Olduğunun Belirlenmesi Gereği/Mala Zarar Verme )

4721/m. 706

818/m. 213

2644/m. 26

5237/m. 151, 152, 153

ÖZET : Taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşmayla belirlenmiş ya da fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre de paydaşlar bu durumu benimsemişlerse, kayıtta paylı, eylemli olarak bağımsız bu oluşumun resmi taksim yapılana veya ortaklığın giderilmesine kadar “ahde vefa” ( sözde sadakat ) kuralı doğrultusunda korunması gerekir.

DAVA : Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Türk Medeni Kanunu’nun 706, Borçlar Kanunu’nun 213, 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazların harici veya fiili taksimi ile paylarının mülkiyeti anataşınmazdan ayrılamaz. Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşmayla belirlenmiş ya da fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre de paydaşlar bu durumu benimsemişlerse, kayıtta paylı, eylemli olarak bağımsız bu oluşumun resmi taksim yapılana veya ortaklığın giderilmesine kadar “ahde vefa” ( sözde sadakat ) kuralı doğrultusunda korunması gerekir.

Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, öncelikle sanık tarafından yıkıldığı ve söküldüğü iddia ve kabul edilen tuğla duvar ve tel örgünün bulundukları yerin fiili taksim sonucu kimin kullanımında olduğu ve mülkiyetinin kime ait olduğu yerinde yapılacak keşifte dinlenecek mahalli bilirkişi, tanık anlatımları veya bilirkişi incelemesi ve dosyaya ibraz edilen Kartal Onuncu Noterliği’nin 27.07.1999 tarih 34787 yevmiye nolu muvafakatnamesi ile kesin olarak saptandıktan sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik soruşturma ve yazılı gerekçe ile beraatine karar verilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, katılanın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı ( BOZULMASINA ), 17.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: