Hükûmete karşı suç

Hükûmete karşı suç

MADDE 312 – (1) Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs eden kimseye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir.

(2) Bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur.

T.C.

YARGITAY

9. CEZA DAİRESİ

E. 2009/20634

K. 2010/3774

T. 1.4.2010

• TERÖR AMACI İLE İŞLENEN SUÇLAR (Sanıkların Sübutu Kabul Olunan Eyleminin Amaç Suçun İstenmesi Doğrultusundaki Örgütsel Bağlılık İle Ülke Genelindeki Organik Bütünlüğüne Göre Amacı Gerçekleştirme Tehlikesi Yaratabilecek Nitelikte Olduğu)

• ÖRGÜTSEL BAĞLILIK (Terör Amacı İle İşlenen Suçlar – Sanıkların Sübutu Kabul Olunan Eyleminin Amaç Suçun İstenmesi Doğrultusundaki Örgütsel Bağlılık İle Ülke Genelindeki Organik Bütünlüğüne Göre Amacı Gerçekleştirme Tehlikesi Yaratabilecek Nitelikte Olduğu)

• ÖRGÜTE YARDIM (Sanığın Anılan Örgütün Üyesi Olduğu ve Sanıkların Örgüte Yardım Ettikleri – Sanığın Eyleminin Amaç Suçun İstenmesi Doğrultusundaki Örgütsel Bağlılık İle Ülke Genelindeki Organik Bütünlüğüne Göre Amacı Gerçekleştirme Tehlikesi Yaratabilecek Nitelikte Olduğu)

5237/m.312, 314

3713/m.4,5

5271/m.250, 252299

ÖZET : Sanıkların üyesi bulundukları silahlı terör örgütünün, Devletin birliğini bozma ve ülke topraklarından bir kısmını Devlet idaresinden ayırma amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayları gerçekleştirdiği, sanıkların sübutu kabul olunan eyleminin amaç suçun istenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre, amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip, kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde suçun vasfı tayin edilmiş, sanığın anılan örgütün üyesi olduğu, sanıklar … ‘ın örgüte yardım ettikleri kabul edilmiş, cezaları azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosya kapsamına göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiştir.

DAVA : Hükmedilen cezaların süresi itibariyle koşulları oluşmadığından sanıklar M. G., S. Ö., F. Ö., H. Ö., Y. Ö. müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin CMUK’nın 318. maddesi gereğince reddine, sanık Ş. A. müdafiinin usulüne uygun tebligata rağmen duruşmaya gelmediği ve geçerli bir mazeret de bildirmediği anlaşıldığından sanık R. Ö. hakkında duruşmalı, diğer sanıklar hakkında duruşmasız olarak yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü:

KARAR : Sanıklar R. Ö. ve Ş. A. hakkında patlayıcı madde bulundurmak suçundan tayin edilen gün karşılığı adli para cezasının, miktar olarak adli para cezasına çevrilmesi sırasında uygulanan yasa ve maddesinin gösterilmemesi mahallinde ilavesi mümkün bir eksiklik olarak kabul edilmiş, sanık Ş. A. hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan tayin edilen cezanın, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5532 sayılı Kanunla değişik 3713 sayılı Kanunun 4/a maddesi hükmü karşısında aynı Kanunun 5. maddesine göre arttırılması gerektiğinin düşünülmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, sanık M. G. yönünden hükmün kurulduğu oturumda konuşan tarafın hazır bulunan sanık olduğu, sanık müdafiinin savunmasından sonra da sanığa diyecekleri sorulduğu ve CMK’nın 216. maddesine aykırı davranılmadığı anlaşıldığından tebliğnamedeki bu hususa yönelen bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.

1- Sanık Ş. A. hakkında Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, patlayıcı madde bulundurma, resmi belgede sahtecilik; sanık R. Ö. hakkında Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, patlayıcı madde bulundurma; sanık A. İ. hakkında silahlı terör örgütü üyesi olma, sanıklar E. Y. S. Ö., F. Ö., S. A., S. Ç., C. Y. ve G. Y. hakkında silahlı örgüte yardım suçundan kurulan hükümlere yönelik incelemede;

Yapılan yargılama sonunda, toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıklar Ş. A. ve R. Ö.’in üyesi bulundukları silahlı terör örgütünün, Devletin birliğini bozma ve ülke topraklarından bir kısmını Devlet idaresinden ayırma amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayları gerçekleştirdiği, sanıkların sübutu kabul olunan eyleminin amaç suçun istenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre, amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip, kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde suçun vasfı tayin edilmiş, sanık A. İ.’ın anılan örgütün üyesi olduğu, sanıklar E. Y., S. Ö., F. Ö., S. A., S. Ç., C. Y. ve G. Y.’ın örgüte yardım ettikleri kabul edilmiş, cezaları azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosya kapsamına göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçeleri ile duruşmalı inceleme sırasında sanık R. Ö. müdafiinin ileri sürdüğü yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle, kısmen re’sen de temyize tabi olan bükümlerin ONANMASINA,

2- Sanıklar H. Ö., Y. Ö. ve M. G. Hakkında kurulan hükme yönelik temyize gelince;

Sanıklar H. Ö. ve Y. Ö.’in, F. ve S. Ö.’in kızları olup aynı evde beraber yaşadıkları, anne ve babalarının bilgileri dahilinde aynı evde barınan Ş. A. ile birlikte gezip dolaşmaktan ibaret eylemlerinde yüklenen örgüte yardım suçunun kanuni unsurlarının bulunmadığı, sanık M. G.’in Ş. A.’ın terör örgütünün üyesi olduğunu bilerek evinde barındırdığına dair yeterli delil elde edilemediği gözetilmeden sanıkların beraatleri yerine yazılı şekilde hüküm kurulması,

3- Sanık K. A. hakkında 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükme yönelik incelemede;

SONUÇ : 5271 sayılı CMK’nın 250. maddesinde sayılan suçlara bakmak üzere kurulan mahkemenin, anılan Kanunun 252/1-g maddesindeki istisna hükmü de nazara alındığında; örgüt faaliyetleri ile ilgisi olmayan yasak silah bulundurma eylemi nedeniyle 6136 sayılı Kanuna aykırılıktan açılan davaya bakmasına yasal olanak bulunmadığından bu suçtan görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi kanuna aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 01.04.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

yarx

T.C.

YARGITAY

HUKUK GENEL KURULU

E. 2008/4-158

K. 2008/154

T. 20.2.2008

• MANEVİ TAZMİNAT ( Basın Yoluyla Kişilik Haklarına Saldırı – Olayda Toplumun Belli Bir Kesimine Karşı Hedef Olarak Gösterilmek Suretiyle Kişilik Haklarına Saldırıda Bulunulduğundan Kabulü Gereği )

• BASIN YOLUYLA KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRI ( Manevi Tazminat – Olayda Toplumun Belli Bir Kesimine Karşı Hedef Olarak Gösterilmek Suretiyle Kişilik Haklarına Saldırıda Bulunulduğundan Kabulü Gereği )

• BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ VE SINIRLARI ( Manevi Tazminat – Toplumun Belli Bir Kesimine Karşı Hedef Olarak Gösterilmek Suretiyle Kişilik Haklarına Saldırıda Bulunulduğundan Kabulü Gereği )

• HAKİMLERE HAKARET ( Karşı Oy Yazan – Toplumun Belli Bir Kesimine Karşı Hedef Olarak Gösterilmek Suretiyle Kişilik Haklarına Saldırıda Bulunulduğundan Manevi Tazminat Talebinin Kabulü Gereği )

2709/m.28

5187/m.1, 3

4721/m.24, 25

5237/m.312

ÖZET : Dava konusu yayında, davacıların da içinde yer aldıkları anılan Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararına karşı oy yazan üyelerin ilmi ve hukuki niteliği olan gerekçeler yerine ideolojik saplantılarını ortaya koydukları, tarafsız, hukuku evrensel değerlere göre özgürlükçü biçimde yorumlama yeteneğine sahip olamadıkları, kısa süre içinde tasfiye edilecekleri ileri sürülerek hakaret edilmiş, toplumun belli bir kesimine karşı hedef olarak gösterilmek suretiyle kişilik haklarına saldırıda bulunulmuştur. Bu yüzden davacılar lehine uygun miktarda manevi tazminat takdiri gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki “Manevi Tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 21.Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 22.11.2005 gün ve 2005/106 E- 2005/400 K. sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 15.02.2007 gün ve 2006/1850-2007/1687 sayılı ilamı ile;

( … Davacılar, Z. Gazetesinin 07/02/2005 günlü nüshasında “Laiklik hukukla korunmalı mı? Başlıklı yazıda kişilik haklarının saldırıya uğradığı savı ile manevi tazminat isteminde bulunmuştur.

Davalılar yayının, basının haber verme, eleştiri hakkı sınırları içinde, Basın Yasasının tanıdığı sınırlar dışına çıkılmadan, özle biçim arasındaki denge korunarak verildiğini bu nedenle davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır.

Mahkemece, yazının kişilik haklarına saldırı içerir yönü olmadığı, yargı kararının tahlil ve değerlendirilmesi niteliğinde olduğunu bildirerek davanın reddine karar verilmiş, karar davacılar tarafından temyiz edilmiştir.

Basın özgürlüğü, Anayasanın 28.maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3.maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.

Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25.maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.

Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.

Davaya konu olayda; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04/02/2005 tarihli kararının Türk yargı sisteminin özlenen bir kararı olduğu, hukuk devletinde asıl olanın uygun yasaların kabul edilmesi değil hukukçuların hukuku yorumlama ve özgürlük anlayışında yattığı belirtilmiştir. Ceza yasasının kabul edilmesi sırasında “insanları terbiye etme, ezme, etkisiz hale getirme” düşüncesinin esas alındığı, “Türk’lüğün, Cumhuriyet’in, devletin, ordunun, yargı mercilerinin manevi şahsiyetinin korunması” amacına yönelik düzenlemelerin buna örnek oluşturduğu, Ceza Yasasında, “laikliği korumak” amacıyla konulmuş bir madde olmadığı halde, Türk hukuk uygulayıcılarının laikliği koruma içgüdüsüyle TCK’nun 312.maddesini laikliği koruma maddesi haline dönüştürdüğü, bunun “ideolojik kutsal devlet” anlayışının bir dayatması olduğu belirtildikten sonra, “AB uyum yasaları” ile düşünce ve ifade özgürlüğü önündeki engeller kaldırıldığı halde, Türkiye’ de yargıçların yasalardaki özgürlükçü gelişmeleri, evrensel ölçütlere uygun olarak yorumlama anlayışının gelişemediği, hatta bazı yargı mensuplarının özgürlüklerin önünde engel oluşturdukları; buna örnek olarak da anılan Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararına karşı oy bildiren üyeler gösterilmiştir. YCGK kararına karşı oy yazan üyelerin ilmi, hukuki niteliği olan gerekçeler yerine, yargıç bakışına uymayan biçimde ideolojik saplantılarını ortaya koydukları, bu durumun kaygı verici olmasına karşın bunların kısa sürede tasfiye olacakları açıklanmıştır.

Şu halde yayında, davacıların da içinde yer aldıkları anılan Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararına karşı oy yazan üyelerin ilmi ve hukuki niteliği olan gerekçeler yerine ideolojik saplantılarını ortaya koydukları, tarafsız, hukuku evrensel değerlere göre özgürlükçü biçimde yorumlama yeteneğine sahip olamadıkları, kısa süre içinde tasfiye edilecekleri ileri sürülerek hakaret edilmiş, toplumun belli bir kesimine karşı hedef olarak gösterilmek suretiyle kişilik haklarına saldırıda bulunulmuştur. Bu yüzden davacılar lehine uygun miktarda manevi tazminat takdiri gerekirken, davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir… ),

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06.12.2006 gün ve E:2006/4-763 K:2006/770; 07.02.2007 gün ve E:2007/4-23 K:2007/51; 02.05.2007 gün ve E:2007/4-224 K:2007/228 sayılı kararlarında da aynı ilke benimsendiğine ve dava konusu yayının içeriği, kullanılan söz ve ifadeler itibariyle hukuka aykırılık ve davacılar yönünden matufiyet unsuru gerçekleştiğine göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ : Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 20.02.2008 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

yarx

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: