Görev sırasında din hizmetlerini kötüye kullanma

Görev sırasında din hizmetlerini kötüye kullanma

MADDE 219 – (1) İmam, hatip, vaiz, rahip, haham gibi dini reislerden biri vazifesini ifa sırasında alenen hükümet idaresini ve Devlet Kanunlarını ve hükümet icraatını takbih ve tezyif ederse bir aydan bir seneye kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır veya bunlardan birine hükmolunabilir.

(2) Yukarıdaki fıkrada gösterilen kimselerden biri işbu sıfattan bilistifade hükümetin idaresini ve Kanun ve nizam ve emirleri ve dairelerden birine ait olan vazife ve salahiyeti takbih ve tezyife veya halkı Kanunlara yahut hükümet emirlerini icraya veya memuru memuriyetinin vazifesi icabına karşı itaatsizliğe tahrik ve teşvik edecek olursa üç aydan iki seneye kadar hapse ve adlî para cezası ve müebbeden veya muvakkaten bilfiil o vazifeyi icradan ve onun menfaat ve aidatını almaktan memnuiyetine hükmolunur.

(3) Kendi sıfatlarından istifade ederek Kanuna göre kazanılmış olan haklara muhalif iş ve sözlerde bulunmaya, bir kimseyi icbar ve ikna eden din reis ve memurları hakkında dahi baladaki fıkrada yazılı ceza tertip olunur.

(4) Bunlardan biri dini sıfatından istifade ederek, birinci fıkrada yazılı fiillerden başka bir cürüm işlerse altıda bir miktarı çoğaltılmak şartıyla o cürüm için Kanunda yazılı olan ceza ile mahkûm olur.

(5) Şu kadar ki Kanun işbu sıfatı esasen nazarıitibara almış ise cezayı çoğaltmaya mahal yoktur.

T.C.

YARGITAY

6. CEZA DAİRESİ

E. 2010/12163

K. 2012/7

T. 4.1.2012

• CUMHURİYET SAVCISININ GÖRÜŞÜ ALINMADAN HÜKÜM KURULMASI ( C. Savcılarının Daha Önceki Oturumda Bildirilen Görüşü Tekrar Edilmekle Yetinilip Ayrıca Görüş Bildirmedikleri – Bu Şekilde Sanık Hakkında C. Savcısı Görüşü Alınmadan Hüküm Kurulamayacağı )

• BERAAT VE MAHKUMİYET HÜKÜMLERİNİN AYNI EYLEME DÖNÜK OLAMAYACAĞI ( Rüşvet Almak Suçundan Beraatlerine Görevi Kötüye Kullanmak Suçundan Cezalandırılmalarına Karar Verilmesi Suretiyle Aynı Olan Eylem İkiye Ayrılarak Beraat ve Hükümlülük Kararı Verilemeyeceği )

• AYNI OLAN EYLEM İKİYE AYRILARAK BİR YÖNDEN BERAAT DİĞER YANDAN HÜKÜMLÜLÜK KARARI VERİLEMEYECEĞİ ( Sanıkların Rüşvet Almak Suçundan Beraatlerine Görevi Kötüye Kullanmak Suçundan Cezalandırılmalarına Karar Verilmesi Suretiyle )

5271/m. 216

5237/m. 212/2-son, 219/3-4

ÖZET : 1- Cumhuriyet Savcılarının daha önceki oturumda bildirilen görüşü tekrar edilmekle yetinilip, ayrıca görüş bildirmedikleri ve bu şekilde sanık hakkında Cumhuriyet Savcısının görüşü alınmadan hüküm kurulması suretiyle CMK’nun 216.maddesine aykırı davranılması,

2- Mahkemece adı geçen sanıkların rüşvet almak suçundan beraatlerine, görevi kötüye kullanmak suçundan cezalandırılmalarına karar verilmesi suretiyle aynı olan eylem ikiye ayrılarak bir yönden beraat diğer yandan ise hükümlülüklerine karar verilmesi, bozmayı gerektirmiştir.

DAVA : Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

KARAR : 1- 23.03.2007günlü oturumda verilen ara kararında “… sanık T. G.’nin firari olması nedeniyle hakkında dosyanın tefrikine, yakalama işlem sonucunun beklenmesine…” karar verildiği, takip eden 04.05.2007 tarihli oturumda “… sanık T. G.’nin yakalama işlem sonucunun beklenmesine, bu sanık hakkındaki dosyanın tefrike ve esas hakkında mütalaa için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine…” karar verildiği, 06.07.2007 ve 15.10.2007 tarihli oturumlardan sonra yapılan 14.12.2007 günlü oturumda “… sanık T. G.’nin yakalama işlem sonucunun beklenmesine…” karar verildiği, sanık T. G.’nin yakalanmasını izleyen oturumların yapılarak yazılı biçimde karar verildiği anlaşılmışsa da; sanık T. G. hakkındaki davanın ayrılmasına karar verildikten sonra ne gibi işlem yapıldığı, dosyanın bu dava dosyasından ayrılıp ayrılmadığı anlaşılamadığından ve ayrıca davanın ayrılması yönündeki ara kararından dönüldüğüne ilişkin bir karar da verilmeden adı geçen sanık hakkında yargılamaya devamla hüküm kurulması,

2- Cumhuriyet Savcısının esas hakkındaki görüşünü bildirdiği 06.07.2007 günlü oturumda, sanık T. G. hakkındaki davanın ayrılmasına karar verilmesini isteyip, diğer sanıklarla ilgili görüş bildirdiği, devam eden 15.10.2007, 14.12.2007 ve 04.06.2008 günlü oturumlara katılan Cumhuriyet Savcılarının ise 06.07.2007 tarihli oturumda bildirilen görüşü tekrar etmekle yetinip, ayrıca görüş bildirmedikleri ve bu şekilde sanık T. G. hakkında Cumhuriyet Savcısının görüşü alınmadan hüküm kurulması suretiyle CMK’nun 216.maddesine aykırı davranılması,

3- 01.08.2005 tarihli iddianameyle sanıklar G. A., E. S., H. H. E. ve B. E. C.’nın rüşvet almak suçundan TCY’nın 212/2-son, 219/3-4.maddeleri uyarınca cezalandırılmaları için kamu davası açıldığı ve Mahkemece adı geçen sanıkların rüşvet almak suçundan beraatlerine, görevi kötüye kullanmak suçundan cezalandırılmalarına karar verilmesi suretiyle aynı olan eylem ikiye ayrılarak bir yönden beraat diğer yandan ise hükümlülüklerine karar verilmesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, katılan E. K. vekili, sanıklar G. A., E. S., H. H. E., B. E. C., A. K., C. Y., K. Z., K. S. savunmanlarının ve sanık T. G. ve savunmanının temyiz itirazı ve kısmen tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

5. CEZA DAİRESİ

E. 2011/5259

K. 2011/4402

T. 27.5.2011

• ZİMMET SUÇU (Bankacılık Kanunu Kapsamında Davalara Bakma Görevinin İstanbul Dışındaki Yerlerde 2. Ağır Ceza Mahkemesine Ait Olduğu – Davanın Niteliği ve İddianameler ile Suçun Sübut ve Delillerinin Takdirine İlişkin Değerlendirmenin Bu Mahkemede Yapılması Gereği)

• HAKİM VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU KARARI (HSYK’nın 29.12.2003 Tarih ve 610 Sayılı Kararının Dikkate Alınması Gereği – Dava Konusu Olayda Yargılamanın Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesine Ait Olduğunun Gözetilmesi Gereği/Bankacılık Kanunu Kapsamında Davalara Bakma Görevinin İstanbul Dışındaki Yerlerde 2. Ağır Ceza Mahkemesine Ait Olduğu)

• BİRDEN FAZLA AĞIR CEZA MAHKEMESİ BULUNMASI (Bankacılık Kanunu Kapsamında Davalara Bakma Görevinin İstanbul Dışındaki Yerlerde 2. Ağır Ceza Mahkemesine Ait Olduğu – Davanın Niteliği ve İddianameler ile Suçun Sübut ve Delillerinin Takdirine İlişkin Değerlendirmenin Bu Mahkemede Yapılması Gereği)

• DAVA DOSYALARININ İNCELENMESİ (Zimmet Suçu – Kamu Davası Açılması Halinde Diğer Mahkemelerdeki Dava Dosyaları İncelenerek İş Bu Dosyaların Birleştirilmesi Konusunda Uzman Bilirkişi Heyetince Banka Kayıtları ve Tüm Evrakların İncelettirilmesi Gerektiği)

• HESAPLAMA HATASI (Zimmet Suçu – Mal Edinildiği İddia Olunan Dövizlerin Zimmete Geçirilme Tarihi İtibariyle T.C.Merkez Bankası Efektik Satış Kuru Üzerinden Hesaplama Yapılması Gereği/Alış Kuru Üzerinden Yapılan Hesaplamanın Hatalı Olduğu)

• HATALI BİLİRKİŞİ RAPORU (Bilirkişi Yemin Zaptının Üye Tarafından İmzasız Bırakılamayacağı – Zimmet Suçu)

• DURUŞMANIN KESİKSİZLİĞİ (Mahkeme Heyetinde Değişiklik Olduğu/Önceki Tutanaklar ve Yapılan İşlemlerin Okunduğun Duruşma Tutanağına Geçirilmesi Gerektiği – Duruşmanın Kesintisizliği İlkesine Aykırı Hareket Edildiği/Bozma Nedeni Sayılacağı)

• TESELSÜL EDEN SUÇLAR (Suç Tarihlerinin ve Suç Yerlerinin Duruşma Tutanağında Gösterilmesi Gereği)

• LEHE OLAN KANUN HÜKMÜ (Suç Tarihinde Yürürlükte Bulunan 4389 ile Hükümden Önce Yürürlüğe Giren 5411 Sayılı Yasa Hükümlerinden Sanığın Lehine Olan Hangisi İse Lehe Olan Kanun Hükmünün Uygulanması Gereği – Zimmet Suçu)

5237/m.7,80,190,219

5271/m.318

4389/m.22/3,24/2

ÖZET : Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun, 29.12.2003 tarih ve 610 sayılı kararı ile davaya bakma görevinin İstanbul dışında birden fazla ağır ceza mahkemesi olan yerler için 2. Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğunun belirtilmesi ve bu kararın Bankacılık Kanununu da kapsaması nedeniyle sanığa atılı dava konusu eylemlerinin iddianamelerdeki anlatım şekli ve nitelemesi ve banka zimmetinden dolayı dava açılması nedeniyle, suç vasfını tayin, suçun sübutu ve delillerin takdirine ilişkin değerlendirmenin Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilmeksizin yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır. Ayrıca, Başmüfettiş tarafından düzenlenen kanuni soruşturma raporunda; mudi adına sahte imza atmak ve hesabı kapatmak suretiyle para çekilerek zimmete geçirdiği iddiası bulunduğundan kamu davası açılıp açılmayacağının değerlendirilmesi,suç duyurusunda bulunulup kamu davası açıldığı takdirde iş bu dava dosyası ile birleştirilip A. A. tarafından İzmir 7. Sulh Hukuk Mahkemesine H. ve G. T. tarafından İzmir 5. Ticaret Mahkemesine açılan dava dosyaları getirilip incelenerek suretleri dosya arasına alındıktan sonra, bankacılık konusunda uzmanlaşmış kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetine banka kayıtları ile ilgili tüm evraklar incelettirilmesi ve her işlem itibarıyla ayrı ayrı olmak üzere sanığın eylemlerinin nitelikli ve basit zimmet suçunu oluşturup oluşturmadığı ve mal edinilen miktarın saptanarak sanığın hukuki durumunun tayini gerekir.

Mal edinildiği iddia olunan dövizlerin zimmete geçirilme tarihleri itibariyle geçerli olan T.C. Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden hesaplanma yapılması gerekir: Bilirkişi yemin zaptının üye tarafından imzasız bırakılması da hukuka aykırıdır. Mahkeme heyetinde değişiklikler olduğu halde önceki tutanaklar ve yapılan işlemlerin okunduğunun duruşma tutanağında belirtilmemesi suretiyle duruşmanın kesiksizliği özelliğine aykırı davranılıp, karar başlığında suç yerinin gösterilmemesi ve teselsül eden suç tarihinin doğru olarak belirtilmemesi, mağdurlar N.G., H.G., A.G. ve A.A.’ın kimlik bilgilerine yer verilmemesi de hatalıdır. Suç tarihinde yürürlükte bulunan 4389 sayılı Yasa ve hükümden önce yürürlüğe giren 5411 sayılı Yasa hükümlerinin karşılaştırılarak, 5237 sayılı TCK.nun 7. maddesi uyarınca lehe olan yasa belirlenip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve değerlendirilmesi yapılması gerektiği de gözetilmelidir.

DAVA : 4389 sayılı Yasaya muhalefet ve zimmet suçlarından sanık Ü. K.’nın (Salman) bozma üzerine yapılan yargılanması sonunda; eylemlerinin müteselsilen 4389 sayılı Yasaya muhalefet suçunu oluşturduğunun kabulüyle mahkûmiyetine dair, Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 17.04.2006 gün ve 2004/377 Esas. 2006/122 Karar sayılı hükümün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafii, katılan banka vekili ile katılanlar H. T. ve Ö. T. vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelendi;

Sanık müdafiin süresinden sonra vaki duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 318. maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

KARAR : 5020 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Kanunun 24/2. maddesindeki düzenleme uyarınca Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun, 29.12.2003 tarih ve 610 sayılı kararı ile davaya bakma görevinin İstanbul dışında birden fazla ağır ceza mahkemesi olan yerler için 2. Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğunun belirtilmesi, HSYK.nun 15.01.2004 gün ve 2 sayılı kararı ile 610 sayılı karar kaldırılarak İstanbul için 8. Ağır Ceza, diğer iller için 2 nolu Ağır Ceza Mahkemelerinin ihtisas mahkemeleri olarak görevlendirilmesi, 01.11.2005 gün ve 25983 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 164. maddesinde de 5020 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Kanunun 24/2. maddesindeki düzenlemenin korunması, HSYK.nun 08.12.2005 gün ve 861 sayılı kararında da önceki kararlar ile 4389 sayılı Kanun yürürlükte iken belirlenen mahkemelerin. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun geçici 1 inci maddesi gereğince bu kanundan doğan davalara bakmaya devam etmelerine karar verilmesi. Dairemizin 20.09.2004 gün ve 2004/6595 Esas ve 2004/5865 sayılı kararı ile Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin yetkisizlik kararının kaldırılması ve 10.06.1942 gün 26/16 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı karşısında Dairemizin kararının mahkemenin yetkisi yönünden bağlayıcı olduğu gözetilerek sanığa atılı dava konusu eylemlerinin iddianamelerdeki anlatım şekli ve nitelemesi 29.03.2002 ve 13.04.2005 günlü iddianameler ile de banka zimmetinden dolayı dava açılması nedeniyle, suç vasfını tayin, suçun sübutu ve delillerin takdirine ilişkin değerlendirmenin Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilmeksizin yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması.

Dosya kapsamına göre de; müfettiş A. A. tarafından düzenlenen 25.04.2002 gün ve 2002/1 sayılı kanuni soruşturma raporunda; sanığın zimmetine geçirdiği tutarlara ilişkin usulsüz işlemlerini gerçekleştirirken, kendi ve diğer personelin şifresinin açık bulunduğu ekrandan düzenlediği fişlere birinci imzalarını attıktan sonra, ikinci imzalarını çoğunlukla astı konumundaki personele attırdığı veya ikinci imzalarını attırmadan fişleri işleme aldığı veya aldırdığı, fişler üzerine çoğunlukla sahte mudi imzaları attığı, istisnaen bazı fişler üzerine mudi imzası atmadığı veya yine istisnaen yetkisi olmadığı halde mudi imzası yerine kendi imzasını attığı, efektif olarak nakden temellük ettiği tutarları uhdesindeki kambiyo servis veznesinden. Türk Lirası olarak nakden temellük ettiği tutarları şube normal veznesinde görevli olan diğer personelden aldığı, mahsuben çektiği tutarları ise ya şube nezdindeki kendi hesaplarına veya depo hesabı olarak A. S. adına açtığı hesaba veya daha önce hesaplarını kapattığı veya hesaplarından usulsüz tediyeler yaptığı mudiler adına açtığı veya mudiler adına var olan hesaplara aktardığı, mudi hesaplarına yatan işlemlere ait fişleri iptal etmek suretiyle kendisine verilen efektif ve Türk Liralarını temellük ettiği, mudiler G. T. ve H. T.’ya sahte cüzdanlar tanzim ederek verdiği ve bu şekilde toplam 58,063.45 Amerikan Dolarını, 824,551.99 Alman Markını ve 103.661.294.851 TL’sını zimmetine geçirdiğinin ifade edildiği, sanık hakkında açılan kamu davalarının birleştirilmesine karar verilerek yapılan yargılama sırasında Sayıştay emekli uzman denetçileri tarafından düzenlenen 27.12.2002 tarihli rapor ve bila tarihli raporlarda sanığın iğfal kabiliyeti olan hileli işlemlerle 642.616 06 Alman Markı, 58.063.45 Amerikan Doları ve 103.661.294.851 Türk Lirasını zimmetine geçirdiğinin mütalaa edildiği, Başmüfettiş A. K. tarafından düzenlenen 03.08.2004 gün ve 9 sayılı kanuni soruşturma raporunda; sanığın görev yaptığı dönem içinde, yetkisi olmadığı halde mudi A. A.’ın hesaplarından hukuka aykırı olarak nakden veya mahsuben para çekmek suretiyle toplam (faiz hariç) 7.511.269.022 lirayı zimmetine geçirdiği ve söz konusu tutarın 3.304.675.343 lirasını (faiziyle birlikte 4.282.953.484 lirasını) A. A.’a ödediğinin, yine Başmüfettiş A.K. tarafından düzenlenen 06.08.2004 gün ve 11 sayılı kanuni soruşturma raporunda; mudi H. M. adına Güzelyalı/İzmir Şubesi nezdinde açılan 310001/917505 numaralı vadeli mevduat hesabından; mudi adına sahte imza atmak suretiyle 11.08.1999 tarihinde 1.590.000.000 TL, 16.08.1999 tarihinde de mudi adına sahte imza atmak ve hesabı kapatmak suretiyle 3.262.316.253 TL çektiği tespit edildiğinin bildirilmesi üzerine yapılan suç duyurusu sonucunda dava açılmaksızın mahkemeye gönderilen dosyanın gereğinin takdiri için Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi üzerine. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 13.04.2005 gün ve 2002/17544 hazırlık nolu ek iddianamesiyle sanığın H.M.’in hesabından 3.262.316.253 TL zimmetine geçirmesi iddiası değerlendirilmeksizin sadece A.A.’ın hesaplarından 7.511.269.022 lirayı zimmetine geçirdiğinden bahisle 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 22/3 ve TCK.nun 80. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, ek iddianame tanziminden sonra alınan 27.09.2005 ve 29.03.2006 günlü, bankacı ve hukukçu bilirkişilerden oluşan heyet raporlarında ise sanığın 37.751.906.687 Türk Lirası, 20.433,41 Dolar ve 589.357,77 Alman Markı suç tarihlerinde Merkez Bankasının efektif döviz alış değeri karşılığı olarak hesaplandığı belirtilen 117.216.327.409,33 Türk Lirası toplamı olan 148.449.645.919,33 TL.nin zimmetinde olduğunun, zimmetin bankanın üst yetkililerinin günlük gün sonu işlemleri yanında muhasebe günlük evrakların basit bir inceleme ile tespitinin ortaya çıkarılmasının kolay olacağı gibi sanığın hareketlerinin yakın takip ile olayın öğrenilmesinin mümkün olacağı bunun da eylemin başından önlenmesini sağlayacağının mütalaa edildiği anlaşılmış olmakla:

Başmüfettiş A.K. tarafından düzenlenen 06.08.2004 gün ve 11 sayılı kanuni soruşturma raporunda; mudi H.M.’e ait vadeli mevduat hesabından; mudi adına sahte imza atmak suretiyle 11.08.1999 tarihinde 1.590.000.000 TL, 16.08.1999 tarihinde de mudi adına sahte imza atmak ve hesabı kapatmak suretiyle 3.262.316.253 TL çekerek zimmetine geçirdiği iddiasıyla ilgili olarak kamu davası açılıp açılmayacağının değerlendirilmesi amacıyla suç duyurusunda bulunulup kamu davası açıldığı takdirde iş bu dava dosyası ile birleştirilip. A. A. tarafından İzmir 7. Sulh Hukuk Mahkemesine. Hakan ve G. T. tarafından İzmir 5. Ticaret Mahkemesine açılan 2002/562 ve 2002/1002 Esas sayılı dava dosyaları getirilip incelenerek suretleri dosya arasına alındıktan sonra, bankacılık konusunda uzmanlaşmış kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetine banka kayıtları ile ilgili tüm evraklar incelettirilerek her işlem itibarıyla ayrı ayrı olmak üzere sanığın eylemlerinin nitelikli ve basit zimmet suçunu oluşturup oluşturmadığı ve mal edinilen miktarın saptanarak sanığın hukuki durumunun tayini gerekirken, miktarına göre hükme esas alındığı anlaşılan ancak hükümün gerekçe kısmında hangi nedenlerle itibar edildiği de açıklanmamış olan, mal edinildiği iddia olunan dövizlerin zimmete geçirilme tarihleri itibariyle geçerli olan T.C. Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden hesaplanması yerine, alış kuru üzerinden hesaplandığı, 37.751.906.687 Türk Lirası ve 117.216.327.409,33 Türk Lirası toplamının dahi hatalı hesap sonucu 148.449.645.919,33 TL. olarak belirlendiği anlaşılan 29.03.2006 günlü bilirkişi raporuna itibar edilmek suretiyle ve hükme esas alınan bu raporu düzenleyen ve duruşmanın devamı niteliğinde olan 31.03.2006 günlü bilirkişi yemin zaptının 29105 sicil nolu üye tarafından imzasız bırakılarak CMK.nun 219. maddesine muhalefet edilip, 29.11.2005 günlü ve takip eden oturumlarda mahkeme heyetinde değişiklikler olduğu halde önceki tutanaklar ve yapılan işlemlerin okunduğunun duruşma tutanağında belirtilmemesi suretiyle CMK.nun 190. maddesinde öngörülen duruşmanın kesiksizliği özelliğine aykırı davranılıp, karar başlığında suç yerinin gösterilmemesi ve 14.08.2001 gününe kadar teselsül eden suç tarihinin ise doğru olarak belirtilmemesi nedeniyle 232/2-c maddesine, mağdurlar N.G., H.G., A.G. ve A.A.’ın kimlik bilgilerine yer verilmeyerek 232/2-b maddesine aykırı davranılarak, hükümden önce, 01.11.2005 gün ve 25983 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 168. maddesinin A fıkrası ile “bu kanunun geçici maddelerindeki düzenlemeler hariç olmak üzere 18.6.1999 tarih ve 4389 sayılı Bankalar Kanunu ile ek ve değişiklikleri” yürürlükten kaldırılmış olup, suç tarihinde yürürlükte bulunan 4389 sayılı Yasa ve hükümden önce yürürlüğe giren 5411 sayılı Yasa hükümlerinin karşılaştırılarak, 5237 sayılı TCK.nun 7. maddesi uyarınca lehe olan yasa belirlenip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve değerlendirilmesi yapılması gerektiği de gözetilmeden, bu husus karar yerinde tartışılmaksızın sanık hakkında doğrudan doğruya 4389 sayılı Yasa hükümleri uygulanarak, bilirkişilerin hesap hatası sonucu eksik olarak belirlediği 148.449.645.919,33 zimmet miktarının 3 katının 445.348.234.757 TL olacağı da gözetilmeyerek para cezasının fazla tayini ile, mal edinildiği kabul edilen miktarın sanıktan tahsiliyle katılan bankaya ödenmesine dair hüküm tesis edilmesi gerekirken, infazda tereddüt oluşturacak şekilde, meydana gelen 447.347 YTL’lik zararın suç tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sanığa ödettirilmesine karar verilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanık müdafiin ve katılanlar vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: