Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması

Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması

MADDE 170 – (1) Kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda;

a) Yangın çıkaran,

b) Bina çökmesine, toprak kaymasına, çığ düşmesine, sel veya taşkına neden olan,

c) Silahla ateş eden veya patlayıcı madde kullanan,

Kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Yangın, bina çökmesi, toprak kayması, çığ düşmesi, sel veya taşkın tehlikesine neden olan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

T.C.

YARGITAY

8. CEZA DAİRESİ

E. 2009/14191

K. 2011/13696

T. 25.11.2011

• KORKU KAYGI VEYA PANİK YARATABİLECEK TARZDA SİLAHLA ATEŞ ETMEK ( İhbarda Bulunup Şikayetçi Olan Kişinin Doğrudan Zarar Görmediği – Hakkındaki Katılma Kararı da Kaldırılan Şikayetçinin Hükmü Temyiz Etme Hakkı da Bulunmadığı )

• KATILMA KARARININ KALDIRILMASI ( Korku Kaygı Veya Panik Yaratabilecek Tarzda Silahla Ateş Etmek – Suç İşlendiğinde İhbarda Bulunup Şikayetçi Olan Kişinin Doğrudan Zarar Görmediği )

• SUÇTAN DOĞRUDAN ZARAR GÖRMEK ( Korku Kaygı Veya Panik Yaratabilecek Tarzda Silahla Ateş Edeni İhbarda Bulunup Şikayetçi Olan Kişinin Doğrudan Zarar Görmediği – Hakkındaki Katılma Kararının Kaldırılması )

5237/m. 170

ÖZET : Suç işlendiğinde ihbarda bulunup şikayetçi olan kişi, “korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etmek suçundan” doğrudan zarar görmemiştir. Hakkındaki katılma kararı da kaldırılan şikayetçinin hükmü temyiz etme hakkı da bulunmamaktadır.

DAVA : Gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1- Suçtan doğrudan zarar görmeyen ve hakkındaki katılma kararı da kaldırılan şikayetçinin hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığından vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK.nun 317. maddesi gereğince ( REDDİNE ),

2- Sanığın temyiz isteminin incelenmesinde:

Hükümden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesi ve bu maddenin 6. fıkrasına 25.07.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6008 sayılı Yasanın 7. maddesi ile eklenen cümle gözetilerek, koşullarının varlığı halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması yönünde mahkemesince değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeksizin hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince ( BOZULMASINA ), temyiz talebinin reddine karar verilmesinde oyçokluğuyla bozma kararında oybirliğiyle, 25.11.2011 gününde karar verildi.

KARŞI DÜŞÜNCE : Sanık hakkında, kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etmek suçundan kamu davası açılmıştır. Kolluk görevlilerine suç ihbarında bulunan ve olaya el konularak soruşturma yapılmasını sağlayan mağdur K. K. suçun işlendiği köyde ikamet etmektedir. Köy içinde alkollü vaziyette av tüfeği ile rastgele çok sayıda havaya ateş edilmesinden ciddi biçimde huzursuzluk duyduğunu dile getirerek şüpheli hakkında soruşturma aşamasında şikâyetçi olmuştur. İddianame düzenlenerek kamu davası açıldığında ise mağdurun şikâyetçi sıfatıyla adına yer verilmiştir. Tensip zaptı ile müştekiye meşruhatlı davetiye ile duruşma günü bildirilmiş, duruşma günü yargılamaya gelen şikâyetçi vekili suçtan zarar gördüğünü ve müdahale talebini içeren dilekçe vermesi üzerine, müşteki K. K.’un müdahilliğine karar verilmiştir. Bir sonraki oturuma müşteki bizzat kendisi duruşmaya katılarak olayın oluşunu anlatarak şikâyetini dile getirmiştir. Hüküm kurulan celsede ise, müştekinin suçtan zarar görmeyeceği kabul edilerek müdahillik kararı kaldırılmıştır. Yüze karşı verilen karara, müdahil vekili yasal süre içinde temyiz yasa yoluna başvurmak suretiyle hükmü temyiz etmiştir. Dairenin sayın çoğunluğu şikâyetçinin anılan suçtan zarar görmediğini kabul ederek temyiz isteğinin reddine oy çokluğuyla karar vermiştir.

Oysa, kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etmek suçundan açılan kamu davasına, suçtan zarar görenlerin davaya katılması olanaklıdır.

Şöyle ki; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 170. maddesinde, “genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması” başlığıyla;

( 1 )Kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda;

a )…,

b )…,

c )Silahla ateş eden veya patlayıcı madde kullanan, kişi … cezalandırılır.” şeklindedir.

Bu suçun işlenmesinde, nesnel bir zarar tehlikesi yaratması aranmaktadır. Zarar tehlikesi suçlarında, suçun hukuki konusu üzerinde zarar tehlikesinin meydana gelmiş olması suçun varlığı için yeterli görülmüştür. Tehlike suçlarında hareketin yöneldiği hukuki konunun gerçek anlamda zarara uğramış olması aranmamaktadır. Hukuki konunun objektif olarak zarar tehlikesi ile karşılaşmış olması, suç tipinin ihlali için kâfidir. Failin davranışı kimse bakımından, cana veya mala yönelik, nesnel bir zarar tehlike- si yaratmadığında, ortada bir suç da olmayacaktır. Zarar tehlikesi neticesini gerçekleştirirken ayrıca bir kimsenin hayatına sağlığına veya malvarlığına bir zarar verdiğinde, fail, ya genel güvenliği kasten tehlikeye sokmak suçu yanında, meydana gelen zarar neticelerinden kusur kuralına göre sorumlu olacak, ya da sorumluluğu geçitli suç kuralına göre belirlenecektir. Madde metninde “kişilerin…” ve “kişilerde…” diyerek, suçla ihlal edilen ve ceza ile korunan hukuki değeri ihlal edilen kimsenin, yani mağdurun belli bir kişi olmadığına, gayri muayyen olduğuna işaret edilmiştir.

Anılan madde de kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlike yaratacak biçimde yahut kişilerde korku, kaygı veya panik yaratacak tarzda, … silahla ateş etme veya patlayıcı madde kullanma fiilini suç saymaktadır. Bu demektir ki, silahla ateş etme veya patlayıcı madde kullanma fiilleri, mahiyeti bakımından kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından nesnel bir tehlike, yani bir zarar tehlikesi yaratmadığında yahut nesnel olarak kişilerde korku, kaygı veya panik doğurmadığında, sadece, salt yapılmış olmaları bu suçu oluşturmayacaktır. Kuşkusuz, bir kimse kendi malvarlığına zarar verirken de başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir zarar tehlikesi yaratabilir. Yasa maddesindeki, kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olabilecek yahut kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek şekil- de, silahla ateş etmek veya patlayıcı madde kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesini istediğinden, suç, esasen serbest hareketle işlenebilen seçimlik hareketli bir suç olmaktadır.

Seçimlik davranışların kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde yahut kişide korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda olmasından, davranışın kendisinin zararlı veya tehlikeli olmasını değil, dış aleme yansıyan davranışın beşeri tecrübe kuralına uygun olarak, kendi dışında, nedensel, zararlı bir sonu- cu doğurmaya elverişli olmasını anlamak gerekmektedir.

Korku, bir tehlike veya bir tehlike düşüncesi karşısında uyanan kaygı duygusudur. Kaygı, üzüntü, endişe duyan düşünce ve tasa anlamına gelmektedir. Panik ise bir topluluğu kaplayan ani dehşet duygusu, büyük korku, ürkmek anlamındadır. Bu fiillerin yalın olarak meydana gelmesi suçun oluşması için yeterli değildir. Fiilin; “Kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda” meydana gelmiş olması gerekmektedir. Bu soyut tehlikelerin doğmasıyla suç oluşacaktır. Suçun oluşması için fiilin maddede belirtilen nitelik ve etkide olması yeter olup ayrıca başkalarını korkutma, kaygıya düşürme veya paniğe uğratma kastının bulunması gerekmemektedir. Suçun işlenmesiyle kişilerin mağ- duriyeti ortaya çıkmakta ve fiilden zarar görme olasılığı beliren bu kişilerin kamu dava- sına katılma hakkı doğmaktadır.

Ceza muhakemesinde genel kural, her suçun kamu adına takip edilmesi gerekmekte ise de, her olayda bir de suçun etkilerini doğrudan doğruya üzerinde hisseden somut mağdur bulunur. Bu nedenle, suçtan zarar görenin kamu davasına müdahalesi, Cumhuriyet Savcısının yanında muhakemeye katılması bir anlamda Cumhuriyet Savcı- sının yetkilerini paylaşması ve ona yardım eden bir konum kazanması ve haklarını koru- yup kollama gibi bir görev üstlenmesi adalet duygusunu tatmin eden bir sonuçta doğur- maktadır. Kamu davasına katılabilecek olanlar, mağdur ve suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile mâlen sorumlu olanlardır ( CMK m.237/1 ).

Mağdur ve suçtan zarar gören gerçek kişiler suç tanımıyla korunan hak ve menfaatin sahibi oldukları şüphesizdir. mağdur ise suçtan doğrudan doğruya zarar görendir. Bu kişi, suçun olumsuz etkilerini doğrudan doğruya üzerinde hisseder. Suç tanımıyla korunan hak ve menfaatin dışında kalan hak ve menfaatlerin ihlal edildiği hal- lerde, bu hak ve menfaatin sahipleri, dolaylı olarak suçtan zarar görenler olarak adlandırılmaktadırlar. 5271 sayılı Yasa’da davaya katılmaya hakkı olan kişiler belirlenirken, mağdur ve suçtan zarar gören kavramları birlikte kullanılmıştır. Mağdur, suçla korunan hak ve menfaati doğrudan zarar gören olduğuna göre, yasa metninde yer verilen suçtan zarar gören kavramı, suçtan dolaylı biçimde zarar gören olarak kabul etme zorunluluğu doğmaktadır. CMK. m.234’de mağdur ile şikâyetçinin hakları düzenlenmiş, mağdur ve şikâyetçinin davaya katılma hakkının bulunduğu gösterilmiştir ( CMK m.234/l-b ). Mağdur kavramıyla, doğrudan doğruya zarar gören kişi veya kişilerin olması gerektiği şüphesizdir. Bir olayda suçtan zarar göreni belirlerken, sanığa yüklenilen ve cezalandırılması istenilen fiille haklı bir çıkarı zedelenen kişinin ceza kovuşturması konusundaki isteğini göz önün- de tutmak ve bu haklı görüldüğünde kişiye suçtan zarar görme sıfatını tanımak gerekmektedir. Hakim bir olayda suçtan zarar görenin sınırlarını belirlerken, sanığa yüklenen ve cezalandırılması istenen fiille haklı bir çıkarı zedelenen kişinin, ceza kovuşturması konusundaki isteğinin kişide fiilin işlenmesinden doğan tatmin edilme ihtiyacını göz önünde tutmak ve bu haklı görüldüğünde ise kişiye suçtan zarar gören sıfatını tanımak durumundadır.

Somut olayda da, suç işlendiğinde ihbarda bulunarak şikayetçi olan kişi silah atılmasıyla korku, kaygı, panik ve endişe duygusunu yaşamakla mağduriyet yaşamıştır. Bu haliyle sanığın işlediği iddia olunan “korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etmek suçundan” zarar görmüştür. Kamu davasına katılması ve hükmü temyiz etmesi yasal hakkıdır. Nitekim, Ceza Genel Kurulunun 26.12.2006 gün ve 2006/8-317 esas, 2006/319 sayılı kararı da bu yoldadır. İzah edilen bu nedenlerle sayın çoğunluğun şikayetçinin temyiz isteğinin reddine ilişkin kararına katılmıyorum.

T.C.

YARGITAY

8. CEZA DAİRESİ

E. 2011/9823

K. 2011/13423

T. 24.11.2011

• GENEL GÜVENLİĞİ KASTEN TEHLİKEYE SOKMAK ( Ödenmeyen Adli Para Cezasının Aynı Usulle Bir Gün Karşılığı Takdir Olunan Miktar Üzerinden Hapis Cezasına Çevrileceği )

• ÖDENMEYEN ADLİ PARA CEZASI ( 5237 S.K. Md.50’ye Göre Belirlendiği Hallerde Suç Tarihi Ne Olursa Olsun Aynı Usulle Yani Mahkemece Bir Gün Karşılığı Takdir Olunan Miktar Üzerinden Hapis Cezasına Çevrilmesi Gerektiği )

• ADLİ PARA CEZASININ ÖDENMEMESİ ( 5237 S.K. Md.50’ye Göre Belirlendiği Hallerde Suç Tarihi Ne Olursa Olsun Aynı Usulle Yani Mahkemece Bir Gün Karşılığı Takdir Olunan Miktar Üzerinden Hapis Cezasına Çevrileceği )

5237/m.50, 52, 62, 170

5271/m.309

ÖZET : Adli para cezasının TCY. nın 50. maddesine göre belirlendiği hallerde, suç tarihi ne olursa olsun, ödenmeyen adli para cezasının aynı usulle yani mahkemece bir gün karşılığı takdir olunan miktar üzerinden hapis cezasına çevrilmesi gerekir.

DAVA : Genel güvenliği kasten tehlikeye sokmak suçundan sanık O.L.’nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 170/1-c, 62, 52. maddeleri gereğince 3.000 yeni Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Çorum 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 20/07/2006 tarihli ve 2006/177 esas, 2006/377 sayılı kararının infazı sırasında, para cezasının ödenmemesi üzerine sanığa verilen adlî para cezasının 100 Türk lirasından paraya çevrilmek suretiyle 30 gün hapse çevrilmek suretiyle infazı sırasında, sanığın bu hesaba göre cezasının infazını bitirmesi üzerine, şartla tahliye talebi üzerine, ödenmeyen 3.000 Türk lirası adlî para cezasının bir günlüğü 20 Türk lirası üzerinden hapis cezasına çevrilmek suretiyle infazı gerektiğinden şartla tahliye talebinin reddine ilişkin aynı Mahkemenin 17/02/2011 tarihli ve 2011/55 değişik iş sayılı kararına yapılan itirazın reddine dair Çorum Ağır Ceza Mahkemesinin 22/02/2011 tarihli ve 2011/181 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak;

Dosya kapsamına göre, hükümlü tarafından ödenmeyen 3.000 Türk lirası adlî para cezasının bir gün karşılığının 100 Türk lirası üzerinden hapse çevrilmesi gerektiği ve buna göre şartla tahliye tarihinin hesaplanması gerektiği cihetle, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesine isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 10/05/2011 gün ve 26442 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 14.06.2011 gün ve KYB-2011/199920 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.

Gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Sanık hakkında korku, kaygı veya panik yaratacak şekilde ateş etme suçundan 5237 sayılı Yasanın 170/1-c ve 62. maddeleri uyarınca hükmolunan 5 ay hapis cezası aynı yasanın 50. maddesi uyarınca günlüğü 20. TL’den paraya çevrilerek 3000 TL. adli para cezası tayin olunmuş, sanığın ödeme emrine rağmen süresinde para cezasını ödememesi üzerine cezasının günlüğü 100 TL’den paraya çevrilerek 30 gün hapis cezası tayin edilmiş, şartla tahliye talebi üzerine Çorum 1. Asliye Ceza Mahkemesince 16.02.2011 gün, 2011/55 değişik iş sayılı karar ile 5275 sayılı Yasanın 106/3. maddesi uyarınca sanığın cezasının 5 ay hapis olarak infazına karar verilmiştir.

İtiraz üzerine Çorum Ağır Ceza Mahkemesinin 22.02.2011 gün ve 2011/181 değişik iş sayılı kararı ile Çorum 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kararının doğru olduğu kabul edilerek itirazın reddine, sanığın hükümlü olduğu 3000 TL adli para cezasının günlüğü 20 TL’den hapse çevrilerek infazın 5 ay üzerinden yapılmasının suç tarihi itibariyle daha lehe olduğuna ve bu nedenle itirazın reddine karar verilmiştir.

Ceza Genel Kurulunun 07.12.2010 gün, 2010/236 esas, 2010/254 sayılı kararında da belirtildiği üzere, adli para cezasının TCY. nın 50. maddesine göre belirlendiği hallerde, suç tarihi ne olursa olsun, ödenmeyen adli para cezasının aynı usulle yani mahkemece bir gün karşılığı takdir olunan miktar üzerinden hapis cezasına çevrilmesi gerektiğinden,

SONUÇ : Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay C. Başsavcılığınca düzenlenen 14.06.2011 tarih, 2011/199920 sayılı ihbarname içeriği bu nedenle yerinde görülmediğinden kanun yararına bozma isteminin ( REDDİNE ), CMK. nun 309. maddesi uyarınca müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, evrakın Adalet Bakanlığına gönderilmesi için Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 24.11.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.

T.C.

YARGITAY

8. CEZA DAİRESİ

E. 2011/10974

K. 2011/13420

T. 24.11.2011

• YANGIN ÇIKARMA (Kasten Yangın Çıkaran Kişinin Akıl Hastası Olduğu – Suçun Sabit Olması Halinde Sanık Hakkında Güvenlik Tedbirine Hükmedileceği)

• AKIL HASTALIĞI (Kasten Yangın Çıkarma Suçu/Şüphelinin Soruşturma Evresinde Alınan Sağlık Kurulu Raporunda İşlediği Suçun Hukuki Anlam ve Sonuçlarını Algılamayacak Durumda Olduğu – Akıl Hastası Olan Şüpheli Hakkında Savcılıkça Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar Verilemeyeceği)

• SORUŞTURMA EVRESİNDE AKIL HASTASI OLAN KİŞİ HAKKINDA KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA KARAR VERİLEMEYECEĞİ (Suçun Sabit Olması Halinde Sanık Hakkında Ceza Verilmeyip Güvenlik Tedbirine Hükmolunacağı)

5237/m.32/1, 57, 170

ÖZET : Kasten yangın çıkarma suçundan şüpheli hakkında, soruşturma evresinde alınan sağlık kurulu raporunda işlediği suçun hukuki anlam ve sonuçlarını algılamayacak durumda olup, davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli ölçüde azalmış olduğu ve 5237 sayılı Kanunun 32/1. maddesinden istifade edebileceğinden ve bu durumda olan kişiye ceza verilmeyeceğinden, akıl hastası olan şüpheli hakkında Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına karar verilemeyeceği, mahkemece suçun sabit olması halinde anılan madde kapsamında kaldığı anlaşılan sanık hakkında ceza verilmeyip, güvenlik tedbirine hükmedilmesi gerekeceği cihetle talebin reddi yerine kabulü hukuka aykırıdır.

DAVA : Kasten yangın çıkarma suçundan şüpheli hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda şüphelinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 32/1. maddesi kapsamında akıl hastası olması sebebiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına, aynı Kanun’un 32/1 ve 57. maddelerine göre gerekli güvenlik tedbirlerinin alınması için Sulh Ceza Mahkemesine müzekkere yazılmasına dair Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığının 03.11.2010 tarihli ve 2010/6635 esas, 2010/3525 sayılı kararını müteakip, adı geçenin 3 haftayı geçmemek üzere bir sağlık kurumunda gözlem altına alınmasına ilişkin (KUŞADASI) 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 05.11.2010 tarih ve 2010/621 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak:

Dosya kapsamına göre, şüpheli hakkında soruşturma evresinde Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinden alınan 13.10.2010 tarihli, 20492 sayılı sağlık kurulu raporunda, işlediği suçun hukuki anlam ve sonuçlarını algılamayacak durumda olup, davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli ölçüde azalmış olduğu ve 5237 sayılı Kanun’un 32/1. maddesinden istifade edeceğinin bildirilmiş olması ve anılan fıkrada bu durumda olan kişiye ceza verilmeyeceğinin düzenlenmiş bulunması karşısında, akıl hastası olan şüpheli hakkında Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına karar verilemeyeceği, mahkemesince yapılacak yargılama sonucunda anılan madde kapsamında kaldığı anlaşılan sanık hakkında ceza verilmeyip, güvenlik tedbirine hükmedilmesi gerekeceği gözetilmeden, talebin bu yönden reddi yerine, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 16.06.2011 gün ve 34612 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 29.06.2011 gün ve KYB-2011/237583 sayılı ihbar- namesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.

Gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Kasten yangın çıkarma suçundan şüpheli hakkında, soruşturma evresinde Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinden alınan 13.10.2010 tarihli, 20492 sayılı sağlık kurulu raporunda işlediği suçun hukuki anlam ve sonuçlarını algılamayacak durumda olup, davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli ölçüde azalmış olduğu ve 5237 sayılı Kanunun 32/1. maddesinden istifade edebileceği bildirilmiş olması ve anılan fıkrada bu durumda olan kişiye ceza verilmeyeceğinin düzenlenmiş bulunması karşısında, akıl hastası olan şüpheli hakkında Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına karar verilemeyeceği, mahkemesince yapılacak yargılama sonucunda beraatine karar verilmeyip suçun sabit olması halinde anılan madde kapsamında kaldığı anlaşılan sanık hakkında ceza verilmeyip, güvenlik tedbirine hükmedilmesi gerekeceği cihetle talebin reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi,

SONUÇ : Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay C.Başsavcılığının ihbarname içeriği bu nedenle yerinde görülmekle Kuşadası 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 05.11.2010 gün ve 2010/621 D.İş sayılı kararının CMK.nun 309. maddesi gereğince (BOZULMASINA), müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 24.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

8. CEZA DAİRESİ

E. 2011/5251

K. 2011/6151

T. 11.7.2011

• YAKARAK MALA ZARAR VERME ( Sanığın Mağdura Ait Evi Ateşe Verdiği/Yangının Yan Binalara da Sıçradığı – Eylemin Genel Güvenliğin Kasten Tehlikeye Sokulması Değil Mala Zarar Verme Suçunu Oluşturacağı )

• GENEL GÜVENLİĞİN KASTEN TEHLİKEYE SOKULMASI ( Sanığın Mağdura Ait Evi Ateşe Verdiği/Yangının Yan Binalara da Sıçradığı – Eylemin Genel Güvenliğin Kasten Tehlikeye Sokulması Değil Yakarak Mala Zarar Verme Suçunu Oluşturacağı )

5237/m. 151/1, 152/2, 170/1

ÖZET : Sanığın mağdura ait evi ateşe vermesi ve çıkan yangının yandaki binalara sirayet etmesi üzerine 4 evin yanması şeklinde yakarak zarar vermekten ibaret gerçekleşen eyleminin, yakarak mala zarar verme suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçunu oluşturduğu gözetilmelidir.

DAVA : Gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine,

Ancak;

1- Sanığın mağdura ait evi ateşe vermesi ve çıkan yangının yandaki binalara sirayet etmesi üzerine 4 evin yanması şeklinde yakarak zarar vermekten ibaret gerçekleşen eyleminin, 5237 sayılı TCK’nın 151/1, 152/2-a madde ve fıkralarında düzenlenen yakarak mala zarar verme suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı biçimde anılan Yasa’nın 170/1-a madde ve fıkrası ile hüküm kurulması,

2- Uygulamaya göre de;

Sanık müdafiinin lehe hükümlerin uygulanmasını talep etmesine karşın 5237 sayılı TCK’nın 62. maddesi yönünden olumlu olumsuz bir karar verilmemesi,

SONUÇ : Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi uyarınca ( BOZULMASINA ), 11.07.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY : Mahkemenin suçu tavsifinin yerinde olduğu düşüncesiyle sayın çoğunluk görüşüne muhalifim.

 

One Response to “Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması”

  1. İbrahim Faruk Çoban Says:

    Merhaba evimin terasından abimin tüfeği ile ses fişeği sıktım hakkımda dava açıldı 170/c genel güvenliği tehlikeye sokmaktan. Bu madde de olduğu gibi 6ay-3yıl arası hapis cezası alırmıyım 19 yaşımdayım sicil kaydımda herhangi bişey yok bir okulda disiplin cezası bile almadım hapse girermiyim? Avukat tutmalımıyım?


Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: