Etkin pişmanlık

Etkin pişmanlık

MADDE 192 – (1) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak etmiş olan kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.

(2) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine haber vererek suçluların yakalanmalarını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa, hakkında cezaya hükmolunmaz.

(3) Bu suçlar haber alındıktan sonra gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek ceza, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadarı indirilir.

(4) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmi makamlara başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezaya hükmolunmaz.

T.C.

YARGITAY

10. CEZA DAİRESİ

E. 2009/13230

K. 2011/56307

T. 21.10.2011

• UYUŞTURUCU MADDE KULLANMAK VE BULUNDURMAK ( Sanığın Poşet ve Bidonda Bulunan 131 Gram Esrarı Bahçesinde Yetiştirdiğini İkrar Ettiği – Orantılılık İlkesine Aykırı Davranılarak Ceza Verilirken Alt Sınırın Çok Aşılmasının İsabetsiz Olduğu )

• ORANTILILIK İLKESİ ( Uyuşturucu Madde Kullanmak ve Bulundurmak/Sanığın Poşet ve Bidonda Bulunan 131 Gram Esrarı Bahçesinde Yetiştirdiğini İkrar Ettiği – Orantılılık İlkesine Aykırı Davranılarak Ceza Verilirken Alt Sınırın Çok Aşılmasının İsabetsiz Olduğu )

• SANIĞIN UYUŞTURUCU MADDE KULLANAN DİĞER SANIĞIN YAKALANMASINA YARDIM ETMESİ ( Etkin Pişmanlık Hükmü Uyarınca Cezada İndirim Uygulanacağı – Uyuşturucu Madde Kullanmak )

• CEZA İLE TEDAVİ VE DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRLERİNİN BİRLİKTE UYGULANMASI ( Neden Birlikte Uygulandığına Dair Gerekçe Gösterilmesi Gereği – Uyuşturucu Madde Kullanmak )

• DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRİ ( Uyuşturucu Madde Kullanmak – Tedavinin Sona Erdiği Tarihten İtibaren 1 Yıl Süreyle Devam Olunacağı/İnfazı Kısıtlayacak Şekilde Cumhuriyet Başsavcılığınca Bir Uzman Görevlendirilmesine Karar Verilemeyeceği )

• İNFAZIN KISITLANMASI ( Uyuşturucu Madde Kullanmak – Tedavinin Sona Erdiği Tarihten İtibaren 1 Yıl Süreyle Denetimli Serbestlik Tedbirine Devam Edileceği/İnfazı Kısıtlayacak Şekilde Cumhuriyet Başsavcılığınca Bir Uzman Görevlendirilmesine Karar Verilemeyeceği )

• TEMEL HAPİS CEZASININ BELİRLENMESİ ( Uyuşturucu Madde Kullanmak – Kanun Hükmünde Yer Alan Nedenlerden Hiç Biri Bulunmadığı Halde Temel Hapis Cezasının Üst Sınırdan Belirlenemeyeceği )

• ETKİN PİŞMANLIK ( Diğer Sanığın Soyut Beyanı Üzerine Yakalandığında İkrarıyla Kendi Suçunun Ortaya Çıkmasına Hizmet Eden Sanık Hakkında Etkin Pişmanlık Hükümlerinin Uygulanacağı – Uyuşturucu Madde Kullanmak )

• İKRARI İLE KENDİ İŞLEDİĞİ SUÇU ORTAYA ÇIKARAN SANIK ( Sanık Hakkında Etkin Pişmanlık Hükümlerinin Uygulanacağı – Uyuşturucu Madde Kullanmak )

5237/m.61,191, 192

ÖZET : Silah ve esrar bulundurduğuna dair ihbar üzerine, evinde ve samanlığında değişik kavanozlarla poşet ve bidon içinde toplam 131 gramdan ibaret esrar bulunan sanığın, bunları bahçesinde yetiştirdiği kenevirlerden elde ettiğini söylediği; sanığın bu fiili nedeniyle, orantılılık aykırı olarak, temel hapis cezasının alt sınır çok aşılarak belirlenmesi hukuka aykırıdır.

Adını açıklayıp uyuşturucu madde kullandığını söyleyerek, diğer sanığın yakalanmasına ve suçunun ortaya çıkmasına yardım eden sanığın cezasından, etkin pişmanlık hükmü uyarınca indirim yapılması gerekir.

Hükümden önce yürürlüğe giren kanun değişikliği uyarınca; uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmış olan sanık hakkında, cezaya hükmedilmeden sadece tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine ya da cezayla birlikte tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesi öngörüldüğünden; gerekçesi gösterilmeden ceza, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin birlikte uygulanması hukuka aykırıdır.

Tedavi süresince devam eden denetimli serbestlik tedbirine, tedavinin sona erdiği tarihten itibaren 1 yıl süreyle devam olunacağı, sanığın davranışlarına ve rehber olarak atanacak uzmanın sunacağı raporlara göre bu sürenin üç yıla kadar uzatılmasına ancak infaz aşamasında karar verilebileceği gözetilmelidir. İnfazı kısıtlayacak şekilde “Cumhuriyet Başsavcılığınca bir uzman görevlendirilmesine” karar verilmesi hukuka aykırıdır.

Kanun hükmünde yer alan nedenlerden hiç biri bulunmadığı halde temel hapis cezasının üst sınırdan belirlenmesi hukuka aykırıdır.

Diğer sanığın soyut beyanı üzerine yakalandığında, ikrarıyla kendi suçunun ortaya çıkmasına hizmet eden sanığın cezasından, etkin pişmanlık hükmü uyarınca indirim yapılması gerekir.

DAVA : Dosya incelendi:

Gereği düşünüldü:

KARAR : A-) Sanık S. A. hakkındaki hükmün incelenmesi:

Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipinin doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

1-) Silah ve esrar bulundurduğuna dair ihbar üzerine, evinde ve samanlığında değişik kavanozlarla poşet ve bidon içinde toplam 131 gramdan ibaret esrar bulunan sanığın, bunları bahçesinde yetiştirdiği kenevirlerden elde ettiğini söylediği; sanığın bu fiili nedeniyle, T.C.K.nın 3 üncü maddesinin 1 inci fıkrasında öngörülen “işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur şeklindeki kurala aykırı olarak, temel hapis cezasının alt sınır çok aşılarak 8 yıl olarak belirlenmesi,

2-) Adını açıklayıp uyuşturucu madde kullandığını söyleyerek, diğer sanık S.’ın yakalanmasına ve suçunun ortaya çıkmasına yardım eden sanığın cezasından, T.C.K.nın 192 nci maddesinin 3 üncü fıkrasında yer alan etkin pişmanlık hükmü uyarınca indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,

3-) Adli para cezasının, 5083 Sayılı Kanun’un 1 inci maddesiyle 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 Sayılı kararının 1 inci maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk

4-) T.C.K.nın 53 üncü maddesi uygulanırken, sanığın kendi alt soyu dışındaki kişilerle ilgili, bu maddenin 1 inci fıkrasının (c) bendinde öngörülen “velayet hakkıyla vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunma yetkisinden yoksun bırakılmasına karar verilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan, hükmün C.M.U.K.nın 321 inci maddesi gereğince bozulmasına, bozma nedenleriyle tutuklu kaldığı süreye göre sanığın salıverilmesine, başka suçtan hükümlü veya tutuklu olmadığı takdirde serbest bırakılmasının sağlanması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazı yazılmasına,

B-) Sanık S. Y. hakkındaki hükmün incelenmesi:

1-) Hükümden önce 19.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 Sayılı Kanun’la değişik 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191 inci maddesinde, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmış olan sanık hakkında, 1. fıkraya göre cezaya hükmedilmeden 2. fıkra gereğince sadece tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine ya da altıncı fıkranın yollaması uyarınca 1. fıkradaki cezayla birlikte 2. fıkradaki tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesi öngörüldüğünden; gerekçesi gösterilmeden ceza, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin birlikte uygulanması,

2-) T.C.K.nın 191 inci maddesinin 4 üncü fıkrasına göre, tedavi süresince devam eden denetimli serbestlik tedbirine, tedavinin sona erdiği tarihten itibaren 1 yıl süreyle devam olunacağı, sanığın davranışlarına ve rehber olarak atanacak uzmanın sunacağı raporlara göre bu sürenin üç yıla kadar uzatılmasına ancak infaz aşamasında karar verilebileceği gözetilmeden, denetimli serbestlik tedbiri süresinin 1 yıl yerine 2 yıl olarak belirlenmesi,

3-) 5237 Sayılı T.C.K.nın 191 inci maddesinin 2. ve 3. fıkrası gereğince, sanık hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına hükmedilmesiyle yetinilmesi gerektiği gözetilmeden, ayrıca infazı kısıtlayacak şekilde “Cumhuriyet Başsavcılığınca bir uzman görevlendirilmesine” karar verilmesi,

4-) Kabule göre;

a-) T.C.K.nın 61 inci maddesinde gösterilen nedenlerden hiç biri bulunmadığı halde temel hapis cezasının üst sınırdan belirlenmesi,

b-) Diğer sanık S.’un soyut beyanı üzerine yakalandığında, ikrarıyla kendi suçunun ortaya çıkmasına hizmet eden sanığın cezasından, T.C.K.nın 192 nci maddesinin 3 üncü fıkrasında yer alan etkin pişmanlık hükmü uyarınca indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,

SONUÇ : Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde olduğundan, hükmün C.M.U.K.nın 321 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, 21.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

10. CEZA DAİRESİ

E. 2010/39701

K. 2011/5058

T. 20.6.2011

• UYUŞTURUCU MADDE TİCARETİ YAPMAK ( Sanığın Ele Geçirilen Uyuşturucu Maddeyi Diğer Sanıktan Satın Aldığına İlişkin Etkin Pişmanlık Hükmünün Uygulanıp Uygulanmayacağının Tartışılacağı )

• ETKİN PİŞMANLIK ( Sanığın Ele Geçirilen Uyuşturucu Maddeyi Diğer Sanıktan Satın Aldığına İlişkin Etkin Pişmanlık Hükmünün Uygulanıp Uygulanmayacağının Tartışılacağı – Uyuşturucu Madde Ticareti )

• YARGILAMA GİDERİ ( Sanık Sıfatı Bulunmayan Başka Şahısların İsimleri Yazılmak Sureti İle Tahsiline Karar Verilmesinin Hukuka Aykırı Olduğu )

• SANIK SIFATI BULUNMAYAN KİŞİLERDEN YARGILAMA GİDERİNİN TAHSİL EDİLMESİ ( Hukuka Aykırı Olduğu – Uyuşturucu Madde Ticareti )

5237/m.192

ÖZET : Uyuşturucu madde ticareti yapma suçunda; görevliler dinlenerek, sanığın ele geçirilen uyuşturucu maddeyi diğer sanıktan satın aldığına ilişkin soruşturma aşamasındaki beyanından önce, güvenlik görevlilerinin bilgisi olup olmadığının saptanmasından sonra, sonucuna göre sanık hakkında etkin pişmanlık hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerekir.

Diğer sanık hakkında yasal koşulların bulunmadığı dikkate alınmaksızın, evinde ve samanlığında ele geçirilen uyuşturucu maddenin kendisine ait olduğunu kabul ettiğinden bahisle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması,

Yargılama giderinin, sanık sıfatı bulunmayan başka şahısların isimleri yazılmak sureti ile tahsiline karar verilmesi, hukuka aykırıdır.

DAVA : Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanıklar H.M., M. B. ve M. D.hakkında KASTAMONU Ağır Ceza Mahkemesi’nce yapılan yargılama sonunda, 10.03.2010 tarihinde 2010/21 esas ve 2010/42 karar sayı ile verilen mahkûmiyet hükümlerinin sanıkların müdafileri ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca sanık Hakan için onama, sanıklar M. B. ve M. D.yönünden bozma isteğiyle tebliğname ekinde 21.09.2010 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

KARAR : 1- 10.11.2009 tarihli olay, yakalama, oto arama ve el koyma tutanağını düzenleyen görevliler dinlenerek, sanık M. B.’nın ele geçirilen uyuşturucu maddeyi diğer sanık M. D.’dan satın aldığına ilişkin soruşturma aşamasındaki beyanından önce, M. D.hakkında Güvenlik görevlilerinin bilgisi olup olmadığının saptanmasından sonra, sonucuna göre sanık M. B. hakkında TCK’nın 192/3. maddesinde öngörülen etkin pişmanlık hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,

2- Sanık M. D.hakkında, yasal koşulların bulunmadığı dikkate alınmaksızın, evinde ve samanlığında ele geçirilen uyuşturucu maddenin kendisine ait olduğunu kabul ettiğinden bahisle, cezasında TCK’nın 192/3. maddesi uyarınca indirim yapılması,

3- Hüküm fıkrasının 5. fıkrasında, dosya içeriğine uygun olmayacak şekilde belirlenen yargılama giderinin, sanık sıfatı bulunmayan başka şahısların isimleri yazılmak sureti ile tahsiline karar verilmesi,

SONUÇ : Yasaya aykırı, sanıkların müdafilerinin ve Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan, hükümlerin BOZULMASINA, 20.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

E. 2011/10-64

K. 2011/69

T. 26.4.2011

• İN DUBİO PRO REO ( Suçun İşlendiği Husunda Ortaya Çıkan Kuşkudan Sanığın Faydalanacağı – Uyuşturucu Madde Ticareti Yapma Suçundan Sanık Hakkındaki Suçun Kuşkuya Yer Vermeyecek Bir Kesinlikle İspat Edilemediği/Mahkumiyet Kararı Verilemeceği)

• UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE İMAL VE TİCARETİ YAPMA ( Sanığın Diğer Sanıklarla Aynı Kompartımanda Yolculuk Etmiş Olmasının Diğer Sanıkların Eylemine İştirak Olarak Kabul Edilemeceği Suçun Kuşkuya Yer Vermeyecek Kesinlikle İspat Edilemediği)

• KUŞKUDAN SANIK YARARLANIR İLKESİ ( Sanığın Atılı Uyuşturucu Madde Ticareti Yapma Suçunu İşlediğinin Kuşku Boyutunda Kaldığı – Sanık Hakkında Mahkumiyet Kararı Veren Yerel Mahkeme Kararının Bozulması Gerektiği/İn Dubio Pro Reo)

• KESİN VE İNANDIRICI DELİL ( Sanığın Atılı Uyuşturucu Madde Ticareti Yapma Suçunu İşlediğinin Kuşku Boyutunda Kaldığı – Sanık Hakkında Beraat Yerine Mahkumiyet Kararı Veren Yerel Mahkeme Kararının Bozulması Gerektiği/İn Dubio Pro Reo)

• SUÇUN KUŞKUYA YER BIRAKMAYACAK ŞEKİLDE İSPAT EDİLMESİ ( Kesin ve İnandırıcı Delil Aranması Gereği – Suçun İşlendiği Husunda Ortaya Çıkan Kuşkudan Sanığın Faydalanacağı/Sanık Hakkındaki Suçun Kuşkuya Yer Vermeyecek Bir Kesinlikle İspat Edilemediği)

5237/m. 62,188,192

ÖZET : Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanık D. hakkındaki kararın, Ceza Dairesi’nce: “Sanığın, diğer sanıkların eylemine iştirak ettiğine ilişkin mahkumiyetine yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden atılı suçtan beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi” dolayısıyle isabetsizliğinden bozma kararına yerel mahkemece direnilmiştir. Sanık D. dışındaki diğer dört sanık, soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki tüm anlatımlarında birbirleriyle tutarlı şekilde; sanık D’yi tanımadıklarını, aynı kompartımanda yolculuk yapmaları nedeniyle hatırladıklarını bildirmişlerdir. Sanıklardan N. ise, istasyonda karşılaştığı D’ye bagajda yatağının olduğunu söylediğini ve D’nin esrar ile ilgisinin olmadığını belirtmek suretiyle sanık D’nin savunmasını doğrulayacak şekilde beyanda bulunmuştur. Olay tutanağında belirtilen sanık D. hakkında elde edilen istihbari bilgiyi doğrulayacak şekilde, sanık N. ve diğer sanıklar A. ve M. ile birlikte yakalanmış olması sanık D’nin atılı suçu işlediği yolunda bir kanaat doğmasına neden olmakta ise de; istihbari bilgide sanık N.’e ait açık kimlik bilgilerine yer verilmesine karşın “D. ve M.” isimli kişilerin açık kimlik bilgilerinin ya da eşgal bilgisinin yer almaması, M. adlı kişinin yakalanamaması, bu istihbari bilginin ne şekilde elde edildiğine ilişkin bir açıklığın bulunmaması, sanık D’nin diğer sanıklar tarafından da doğrulanan birbiriyle uyumlu ve istikrarlı savunmaları, üzerinde herhangi bir uyuşturucu madde ele geçmemesi, uyuşturucu maddelerin konulduğu poşetlerde parmak izine rastlanmaması gibi tüm kanıtlar birlikte değerlendirildiğinde; sanığın atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediği kuşku boyutunda kalmakta ve sübuta ermemektedir.Suçun işlendiği kuşku boyutunda kalmıştır.”Kuşkudan sanık yararlanır” kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlıdır. Gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz.Yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına gelir. O halde ceza yargılamasında mahkumiyet, her türlü kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır. Bu nedenlerle, yerel mahkemenin direnme hükmü bozulmalıdır.

DAVA : Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanık D’nin, 5237 sayılı TCY’nın 188/3, 192/3 ve 62. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis ve 1660 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 24.10.2008 gün ve 163-468 sayılı hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nce 16.07.2010 gün ve 21248-18459 sayı ile;

“… Sanığın, diğer sanıkların eylemine iştirak ettiğine ilişkin mahkumiyetine yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden atılı suçtan beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi…”,

İsabetsizliğinden bozulmuştur.

Yerel mahkeme ise 23.11.2010 gün ve 304-313 sayı ile;

“… Sanıklardan N.’in açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen D. ve M. isimli şahıslarla birlikte hareket ederek uyuşturucu nakledeceği istihbarı bilgi olarak ele geçirildiği ve 23.02.2008 tarihli KOM. Şube Müdürlüğünce bu konuda rapor düzenlendiği akabinde Malatya C.Başsavcılığınca 23/02/2008 tarihinde arama kararı verildiği ve bu karar üzerine yapılan aramada sanıklardan N. ve D’nin Adana iline götürmek istedikleri uyuşturucunun ele geçirildiği, ele geçirilen uyuşturucu üzerinde N.’in parmak izlerinin tespit edildiği, böylece buna dair ihbarın doğru olduğunun kanıtlandığı, yine sanık D’nin trenin 4. kompartımanında ele geçirilen ve hazırlıkta hiçbir şekilde M. ve A. tarafından sahiplenilmeyen ancak duruşmada A. tarafından sahiplenilen uyuşturucuları sanıklar M. ve A. tarafından birlikte getirildiği ve bu suretle bu faillerin yakalanmasına hizmet ettiği dikkate alınarak, hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanmıştır. Bu şekilde işlediği suç sabit görülen sanığın aşağıdaki şekilde cezalandırılması ve böylece mahkememizin bu sanık yönünden önceki kararında direnmesine karar verilmiştir…”,

Gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.

Bu hükmün de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay C.Başsavcılığı’nın 04.03.2011 gün ve 2011/99178 sayılı “bozma” istekli tebliğ-namesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığı’na gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulu’nca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:

KARAR : Sanıklar İ., A., M. hakkındaki uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen hükümler özel dairece onanmak suretiyle ve sanık N. hakkında hüküm de temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olması nedeniyle, inceleme sanık D. hakkındaki hükümle sınırlı olarak yapılmıştır.

Sanık D’nin, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan cezalandırılmasına karar verilen somut olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, sanığın atılı suçu işleyip işlemediğinin belirlenmesine ilişkindir.

Dosya içeriğinden;

23.02.2008 günlü olay yakalama ve el koyma tutanağına göre; istihbari çalışmalar sonucunda, açık kimliği belirlenen N.’in uyuşturucu ticareti yaptığı, 23.02.2008 günü saat 16.00’da Diyarbakır’dan Adana iline hareket eden posta treniyle uyuşturucu madde götüreceği, yanında bulunan ve açık kimlikleri tespit edilemeyen D. ve M. adlı şahıslarla birlikte hareket ettiği yönünde bilgi edinilmesi üzerine, C.Başsavcılığı’ndan yazılı arama kararı alındığı, belirtilen tren Battalgazi İstasyonunda durduğunda tertibat alınarak trene binildiği, tren seyri seferi aksatılmadan makiniste haber verilerek arama işlemine başlandığı, 1. yolcu vagonunun 4. kompartımanında istihbari bilgiye göre ayrıntılı kimlik bilgileri elde edilen N., M., A. ve D’nin görüldüğü, M. ve A.’ın ekipleri görünce tedirgin olarak “biz diğer kompartımanda idik” diyerek çıkıp başka bir kompartımana geçmek istedikleri, tren şefine sorulunca, “dört kişi burada aynı kompartımanda yolculuk yapıyorlardı” demesi üzerine aramaya başlanıldığı, o sırada, A.’ın içinde 2 adet sim kart ve bir telefon bataryası olan kağıt mendil poşetini yere attığı, A.’ın üst aramasında ayrıca bir batarya ve sim kartı bulunmayan bir cep telefonunun da ele geçtiği, kompartımanın üst tarafındaki siyah bavul içindeki poşetlerde 8 paket halinde 4.660 gram esrarın ele geçtiği, bu sırada N.’in, “esrarların ele geçtiği bu valiz M. ve A.’ındır, onlar tarafından kompartımana getirildi” dediği, N.’in üst aramasında, pantolon cebinde 1 paket halinde 4 gram esrarın ele geçtiği, ayrıca yine üzerinde, “göndericisi N., alıcısı kendisi” ibaresi yazılı bulunan 40 numaralı bagaj taşıma kağıdının ele geçmesi üzerine, Malatya Tren İstasyonu’na gelindiğinde tren bagajında arama yapıldığı, 40 numaralı bagaj taşıma fişinin ilgili olduğu beyaz çuval içinde 5 poşet halinde 23.490 gram esrarın ele geçtiği, bu şekilde iki ayrı yerde esrarın ele geçirildiği olay sonrası N., M., A. ve D.’un yakalandıkları,

Malatya Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şube Müdürlüğü’nün 06.03.2008 tarihli raporuna göre, bagajda ele geçen esrar poşetlerini saran şeffaf koli bandı yapışkan iç yüzeyinde N.’in, kompartımandaki valizde ele geçen poşetleri saran sarı koli bandı yapışkan yüzeyinde de İ.’in parmak izinin tespit edildiği, bunun üzerine İ. ile ilgili soruşturmaya başlanıldığı, hakkında yakalama emri çıkarılan İ.’ın kamu davası açıldıktan sonra yargılama aşamasında yakalandığı,

Sanık D’nin üst aramasında cep telefonu ya da sim kart ele geçmediği, adına kayıtlı bir telefonunun da tespit edilemediği,

Diğer sanıkların birbirleriyle görüşmelerini gösterir telefon arama kayıtlarına göre, olaydan önceki beş gün içinde A. ve M.’un 17 kez telefonla görüştüklerinin tespit edildiği, ancak telefonu ve görüşmesi olmayan sanık D’nin diğer sanıklarla irtibatının bu bağlamda belirlenemediği,

Anlaşılmaktadır.

Sanıkların yolcu biletlerinin numaraları, olay ve yakalama tutanağı ile üst arama tutanaklarında belirtilmektedir. Buna göre, sadece biletlerin verildiği tarih ile bilet numaralan tespit edilmekte, biletlerin düzenlendiği saat belirlenememektedir. Sanık D’nin 493098, N.’in 493099, A.’ın 493094, M.’un ise 493095 numaralı biletleri satın aldıkları, buna karşın sonu 96 ve 97 ile biten biletlerin kim tarafından alındığının belirlenemediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle iddianamede yer alan “dört sanığın biletlerinin aynı gün birer dakika aralıklarla kesildiği” şeklindeki ibareyi doğrulayan bir bilgi dosya içeriğinde bulunmamaktadır.

Uyuşmazlık konusunun sağlıklı bir çözüme kavuşturulabilmesi bakımından, sanıkların savunmalarının karşılıklı olarak değerlendirilmesi, dosyadaki diğer maddi kanıtlarla karşılaştırılması gereklidir.

Sanık D., soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki savunmalarında benzer şekilde ve özetle; İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı sağlık ocağında hizmetli olarak çalıştığını, devlet memuru olduğunu, olay günü teyzesinin oğlunun vefatı nedeniyle taziye için hafta sonu bir günlüğüne Adana’ya giderken diğer şahıslarla aynı kompartımanda yolculuk yaptıklarını, ele geçen esrarlarla bir ilgisinin olmadığını, kompartımandaki valizi A. ve M.’un getirdiklerini ve üst tarafa koyduklarını, zaten bu kişilerin polislerin geldiğini görünce kaçmaya çalıştıklarını, yine diğer kişi olan N. ile istasyonda bilet alırken karşılaştıklarında, kendisine çuval içinde yatağının olduğunu söylediğini ve orada bulunan birkaç şahısla birlikte çuvalı tren bagajına koyduklarını gördüğünü, içinde esrar olduğunu bilmediğini, ilgisi olmayıp yardım da etmediğini ve sabıka kaydının bulunmadığını bildirmiştir.

Hakkındaki mahkumiyet hükmü temyiz edilmeyen sanık N. tüm aşamalarda benzer şekilde ve özetle; esrar kullanıcısı olduğunu, ancak kompartımandaki valiz içinde bulunan esrarın kendisine ait olmadığını, diğer sanıklar M. ve A.’ın birlikte trene binerken ellerinde bir valizin olduğunu, o valizden de esrar ele geçirildiğini, üzerinde ele geçen 4 gram esrar ile tren emanet bagajında ele geçen 41 kilogram esrarın kendisine ait olduğunu, kullanıcı olduğu için Lice ilçesinden çaldığını, kendi ihtiyacı için edindiği bu malı Mersin’de kayınpederinin evine götürüp tüketme niyetiyle yola çıktığını, günde 30 grama yakın esrar tükettiğini, sanık D ile istasyonda tanıştıklarını, tesadüfen aynı kompartımanda yolculuk yaptıklarını, D’nin olan bitenden haberinin olmadığını, kendisine eşyasının olup olmadığını sorduğunda, ona “yatağım var ve tren bagajına koydum” dediğini ifade etmiştir.

Atılı suçu kabul etmeyen sanıklar A. ve M. soruşturma aşamasında ayrı ayrı, “kompartımandaki valizi biz getirmedik, maddelerle bizim bir ilgimiz yoktur, D ile kompartımanda tanıştık, önceye dayalı bir tanışıklığımız yoktur” şeklinde anlatımda bulunmuşlar, yargılama aşamasında ise, valizdeki maddeyi sahiplenen A. özetle; ekonomik açıdan zor durumda kaldığı için K.’e ait esrarı taşımayı kabul ettiğini, arkadaşı M.’un bir ilgisinin olmadığını, D. ile de trende tanıştıklarını ifade etmiştir. Sanık M. da uyuşturucu madde ile ilgisinin olmadığını yinelemiştir.

Yargılama aşamasında yakalanan sanık İ. yerel mahkemece alınan savunmasında özetle; meyve ve sebze halinde çalıştığını, olayla ve ele geçen esrarlarla bir ilgisinin olmadığını, parmak izinin nasıl tespit edildiğini bilemediğini belirtmiş, sanık D. ile ilgili bir anlatımda bulunmamıştır.

Dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde;

Kolluk görevlileri tarafından yapılan arama sonucunda iki ayrı yerde uyuşturucu madde ele geçmiş, kompartımanda ele geçen esrar nedeniyle sanıklar A. ve M. ile esrarın içinde bulunduğu poşetler üzerinde parmak izi tespit edilen sanık İ. bu maddeden dolayı mahkum edilmiş ve haklarındaki mahkumiyet hükümleri özel dairece onanmak suretiyle kesinleşmiştir.

Yerel mahkemece, sanık D’nin irtibatlı olduğu kabul edilen ve tren bagajın-daki çuvalda ele geçen esrar sanık N. tarafından sahiplenilmiş, nitekim N.’in parmak izi poşetler üzerinde tespit edilmiştir. Olay ve yakalama tutanağı içeriğine göre de, bu uyuşturucu maddeye sanık N.’in üzerinden çıkan bagaj fişiyle ulaşılmıştır. Sanık N. hakkında yerel mahkemece verilen mahkumiyet hükmü temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

Sanık D. dışındaki diğer dört sanık, soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki tüm anlatımlarında birbirleriyle tutarlı şekilde; sanık D’yi tanımadıklarını, aynı kompartımanda yolculuk yapmaları nedeniyle hatırladıklarını bildirmişlerdir. Sanıklardan N. ise, istasyonda karşılaştığı D’ye bagajda yatağının olduğunu söylediğini ve D’nin esrar ile ilgisinin olmadığını belirtmek suretiyle sanık D’nin savunmasını doğrulayacak şekilde beyanda bulunmuştur.

23.02.2008 günlü olay tutanağında belirtilen sanık D. hakkında elde edilen istihbari bilgiyi doğrulayacak şekilde, sanık N. ve diğer sanıklar A. ve M. ile birlikte yakalanmış olması sanık D’nin atılı suçu işlediği yolunda bir kanaat doğmasına neden olmakta ise de; istihbari bilgide sanık N.’e ait açık kimlik bilgilerine yer verilmesine karşın “D. ve M.” isimli kişilerin açık kimlik bilgilerinin ya da eşgal bilgisinin yer almaması, M. adlı kişinin yakalanamaması, bu istihbari bilginin ne şekilde elde edildiğine ilişkin bir açıklığın bulunmaması, sanık D’nin diğer sanıklar tarafından da doğrulanan birbiriyle uyumlu ve istikrarlı savunmaları, üzerinde herhangi bir uyuşturucu madde ele geçmemesi, uyuşturucu maddelerin konulduğu poşetlerde parmak izine rastlanmaması gibi tüm kanıtlar birlikte değerlendirildiğinde; sanığın atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediği kuşku boyutunda kalmakta ve sübuta ermemektedir.

Ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “in dubio pro reo” yani “kuşkudan sanık yararlanır” kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlıdır. Gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti, yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanılarak ve diğer bir kısmı göz ardı edilerek ulaşılan olası kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına gelir. O halde ceza yargılamasında mahkumiyet, büyük veya küçük bir olasılığa değil, her türlü kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır. Adli hataların önüne geçilebilmesinin başka bir yolu da bulunmamaktadır.

Bu itibarla, sanığın atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi isabetsiz olup, direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

1- Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 23.11.2010 gün ve 304-313 sayılı direnme hükmünün BOZULMASINA,

2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 26.04.2011 tarihinde yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi.

T.C.

YARGITAY

10. CEZA DAİRESİ

E. 2010/5689

K. 2010/26390

T. 13.12.2010

• UYUŞTURUCU MADDE NAKLİ ( Sanığın Diğer Sanığa Ait Uyuşturucu Maddeyi Bilerek Aracında Bulundurması/Kullandığı Otomobilin Şoför Koltuğunun Önünde Ele Geçirilmiş Olması – Suçun Sübut Bulduğu )

• UYUŞTURUCU MADDE TİCARETİ ( Hakkında Yeterli Delil Bulunmadığı Aşamada Maddenin Kendisine Ait Olduğunu Söyleyerek Suçunun Ortaya Çıkmasına Yardım Eden Sanık – Etkin Pişmanlık )

• ETKİN PİŞMANLIK ( Uyuşturucu Madde Ticareti – Hakkında Yeterli Delil Bulunmadığı Aşamada Maddenin Kendisine Ait Olduğunu Söyleyerek Suçunun Ortaya Çıkmasına Yardım Eden Sanık )

5237/m. 188, 192/3

ÖZET : Suça konu uyuşturucu maddelerin; sanığın kullandığı otomobilin şoför koltuğunun önünde ele geçirilmiş olması, miktarı, niteliği ve dosya kapsamına göre; sanığın diğer sanığa ait uyuşturucu maddeyi bilerek kendi aracında bulundurması nedeniyle suçu sübut bulduğu halde, mahkumiyeti yerine beraatine karar verilmesi,

Diğer sanığın kullandığı araçta yapılan aramada, suça konu uyuşturucu maddenin görevlilerce ele geçirilmesinden sonra ve hakkında yeterli delil bulunmadığı aşamada, söz konusu maddenin kendisine ait olduğunu söyleyerek, suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım eden sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, Yasaya aykırıdır.

DAVA : Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanıklar Bahattin ve Cankat hakkında İSTANBUL 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nce yapılan yargılama sonucu, 16.07.2009 tarihinde 2009/128 esas ve 2009/263 karar sayı ile kurulan sanık Cankat’ın mahkumiyetine sanık Bahattin’in beraatine ilişkin hükümlerin sanık Cankat ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca bozma isteyen tebliğnamesi ile 23/02/2010 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

KARAR : A- Sanık Bahattin hakkında verilen beraat hükmünün incelenmesi:

Suça konu uyuşturucu maddelerin; sanığın kullandığı otomobilin şoför koltuğunun önünde ele geçirilmiş olması, miktarı, niteliği ve dosya kapsamına göre; sanığın diğer sanık Cankat’a ait uyuşturucu maddeyi bilerek kendi aracında bulundurması nedeniyle suçu sübut bulduğu halde, mahkumiyeti yerine beraatine karar verilmesi,

Yasaya aykırı, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün istem gibi BOZULMASINA,

B- Sanık Cankat hakkında verilen mahkumiyet hükmünün incelenmesi:

Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde tartışılan delillere ve dosya içeriğine uygun gerekçeye göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Dosya kapsamına göre; diğer sanık Bahattin’in kullandığı araçta yapılan aramada, suça konu uyuşturucu maddenin görevlilerce ele geçirilmesinden sonra ve hakkında yeterli delil bulunmadığı aşamada, söz konusu maddenin kendisine ait olduğunu söyleyerek, suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım eden sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 192/3. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

SONUÇ : Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün istem gibi BOZULMASINA, 13.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

One Response to “Etkin pişmanlık”

  1. Aylin Says:

    Kardesim dun gece patronuyla eglenmeye diye kendine ait arabayla yola cikmis. Patronu bir yerde durup birileriyle yuklu miktarda alisveris yapmis. Donuste cevirmeye takilmislar. Kardesimin uzerinde ve kaninda birsey cikmamis. İfadesinde boyle bir alisveristen haberi olmadigini,1 hafta once kullandigini,kimlerden aldigini,bazen birileri icinde alip goturdugunu soylemis. Suan tutuklu cezaevindeler.karsi taraf kardesimi kollayan ifade vermis ama kardesim kendisini ele vermis. Neyle yargilanir,etkin pismanliktan faydalanir mi?Ne kadar ceza alir nolur bir bilgi verin


Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: